hT2'yi takip et !

Google+

Güney Afrika’da neler oluyor ?

21 Nisan 2009  |  14:44  |  
Yazı büyüklüğü: 

Jacob Zuma
Bilindiği üzere 2010 Dünya Kupası’na az bir süre kaldı…
Yoksulluk ve siyasi kargaşa içinde bulunan Güney Afrika’yı Dünya kupası nasıl etkileyecek onu şimdi kestirmek zor

Aparteid” yani resmi ırk ayrımcılığı sisteminin 100 yıla varan saltanatının yıkılması Dünya Kupası’nın bir ödül olarak bu ülkeye verilmesi için yeterde artardı bile…

Sistemin yıkılmasıyla birlikte aradan geçen 15 yılda çok büyük reformlar yapıldı. Ancak ülkenin yüzyıllık bir rejimin mirasından, geçmişin etkisinde kurtulması Nelson Mandela gibi bir lidere rağmen kolay olmadı.

Geçtiğimiz hafta 20 bin kadar seçim merkezinde 23 milyon kayıtlı seçmenin oy kullandığı seçimler  beklendiği gibi sonuçlandı ve Afrika Ulusal Kongresi (ANC) bu seçimleri kazandı.

Seçim zaferi ardından ANC lideri Jacob Zuma, ulusal birlik çağrısında bulunarak, “Bu ülke; siyah, beyaz, Hintli ve renkli herkese ait, hep birlikte çalışmak zorundayız” dedi. Konuşmasında ayrıca ‘hükümetteki verimsizlik ve yolsuzlukları kökünden kazıma’ sözünü tutacaklarını da söyledi.

İçinde bulunduğumuz bu günleri oldukça yakından takip eden BBC’nin ünlü ismi Stephen Evans’ın görüşleri belki bizlere bir nebze olsun “Güney Afrika’da neler oluyor” sorusuna cevap olabilir !

HT
 
İşte size Stephen Evans’in Güney Afrika görüşleri ;
  
 “G.Afrika’da ‘zengin ve yoksul”

Güney Afrika’da suç oranlarının ne kadar yüksek olduğunu herkes biliyor – ama yine de toplumda ne derece yaygın olduğunu görünce, insan şoke oluyor.

Konuştuğum herkesin, korkunç bir hikâyesi vardı anlatacak. Öyle sağdan soldan duydukları şeyler de değil; kendi başlarına ya da yakınlarındaki birinin başına gelen olaylar.

Afrika’nın en büyük bankası olan Standard Bank’ın görkemli merkezine gittim.

Beni kapıda karşılayan yönetici, geçen hafta kapıdaki metal detektörlerin soyguncuları durduramadığını, kalaşnikoflarla binaya girip yedinci kattaki bankamatiği soyduklarını anlattı.

Bu görüşmeden sonra, bir milyon insanın yetkililerin deyişiyle “gayrı resmi yapılarda”, sizin-benim anlayacağımız dille gecekondularda üst üste alt alta yaşadığı Alexandra’ya gittim.

Oradaki Birleşik Afrika Meydanı’nda bir dükkânı olan Goolam Sidat’la konuştum.

cocukSoygunlar ve Güney Afrika

Goolam’ın dükkânında, bir öğrencinin ihtiyacı olan her şey var. Özenle sıra sıra dizilmiş kalemler, defterler, kravatlar, gömleklerin arasında, 1942’de Hindistan’dan gelen babasının işini devam ettiriyor.

Goolam soygunları büyük soğukkanlılıkla anlatıyor. Ama sonra, kardeşinin bu dükkânda bir soygun sırasında vurulduğundan bahsediyor.

Kardeşinin acısıyla, dükkânı kapatmaya karar vermiş. Ama yerel halkın, kendisine bunu yapmaması için yalvardığını söylüyor.

İnsanların ona ihtiyacı olduğu için, Goolam da vazgeçmiş dükkânı kapatmaktan. “Onlara karşı görevimdi bu” diyor.

Güney Afrikalı arkadaşlarımdan biri, muhasebeci bir dostunun evine giren soyguncuların, onu mücevherlerin yerini söylemezse bebeğini mikrodalga fırına atmakla tehdit ettiğini, bu olaydan sonra arkadaşının da karısı ile birlikte göç kervanına katıldığını anlatıyor.

Şimdi İngiltere’deki evleri, Güney Afrika’daki eski hayat tarzlarına göre çok daha mütevazıymış – ama neden gittiklerini anlamak zor değil.

Üstelik Güney Afrika’nın muhasebecilere gerçekten ihtiyacı var.

Irk ayrımı rejimi sona erdiğinden beri yaklaşık bir milyon Güney Afrikalı ülkeden ayrılıp Londra’ya, ya da Avustralya’nın batısına yerleşmiş. Tabii ayağa kalkmaya çalışan bir ekonominin çok ihtiyacı olan becerilerini, deneyimlerini de beraberlerinde götürmüşler.

Cinayetlerde düşüş

Son verilere göre Güney Afrika’da yılda 126.000 silahlı soygun oluyor. Irk ayrımcı rejim dönemine göre çok daha fazla.

Buna karşılık cinayetlerin sayısı, yılda 19.000 – yani 1994 öncesine göre daha az.

İktisatçılar suç dalgasının ülke ekonomisine %1’lik bir KDV kadar, ya da maaşlara %5 zam yapmak kadar yük olduğunu söylüyor – ki bu %5, örneğin bir Çin ile rekabet etmeye çalışıyorsanız, gerçekten önemli.

İşte işverenler ile hükümet bu nedenle bir araya gelip, “Suça Karşı İş Dünyası” diye bir örgüt kurmuşlar.

Örneğin bankalara, nakliyat sırasında para kamyonlarının soyulmasını nasıl engelleyecekleri konusunda öğütler veriyor bu örgüt.

Ve daha geçenlerde, otomobillerin plakasını tarayıp, çalıntı araç veri bankası ile karşılaştırma yapan özel ekipmanlı bir araba satın almışlar.

Suça Karşı İş Dünyası’nın Genel Müdürü Siphiwe Nzimande.

O sabah taksi şoförlerinin grevi silahlı çatışmaya dönüşüp de kente giden anayol kapanınca, işe iki saat geç kaldığını söyleyerek özür diliyor.

Siphiwe zeki ve kararlı bir adam. Sorun şu ki, hangi suç çeşidine karşı önlem üretse, suçlular da hemen buna uyum sağlıyormuş.

Örneğin banka şubelerinde yapılan soygunlar, bankalar bunlarla baş etmeyi öğrendikçe azalmış. Bu sefer, para taşıyan kamyonlar hedef olmaya başlamış.

Zengin – yoksul uçurumu

Şimdi bu kamyonlar da güvenceye alındığı için, başlıca sorun ücra bölgelerdeki bankamatiklerin havaya uçurulması…

Güney Afrika’da zengin ile yoksul arasındaki uçurum, ırk ayrımcılığı sona erdiğinden beri azalmadı. Tek fark, iş ve alışveriş merkezlerindeki zenginlerin arasında artık bazı siyahların da olması.

Siphiwe’ye, Batılı liberallerin bu durumda “Eşitsizlikler yüzünden suç olayları oluyor” diyeceğini söylüyorum.

O bu yoruma kesinlikle karşı. Hindistan’da aynı derecede eşitsizlik olan yerlerde, tam bir güven içinde dolaşabildiğini anlatıyor.

“Bizim sorunlarımız başka bir sebepten kaynaklanıyor” diyor inançla, “Sanırım insanlar daha açgözlü ve iyi bir değer sisteminden, ahlaktan yoksunlar.”

Adaletin yetersizliğinden, polis ve yargıçların daha fazla insanı yakalayıp cezalandırması gereğinden bahsediyor.

Yani yeni Güney Afrika’da yapılacak iş çok.

Siyaset ve seçimlerde sağlanan normallik, halkı tatmin etmiyor.

Sorun şu ki kabusa dönüşen her suç olayı, bir vasıflı vatandaşı daha Johannesburg’daki Oliver Tambo Uluslararası Havaalanı’nın gidiş salonuna doğru itiyor.

Stephen Evans, Güney Afrika

Okuyucu mesajları

#1  Murat özbakay yazdı. | Tarih: Temmuz 27th, 2009 | Zaman: 13:10

Güney Afrikadaki olumlu ekonomik gelişmeler özellikle biz Türklerin iştahını kabarttı.İnternetteki bazı iş haberlerinin ve bunların önemli kısımlarının Türkler tarafından yapılmasıda bize iyi bir örnek teşkil etti.
Bende bundan cesaret alarak önümüzdeki bir tatil fırsatında Güney Afrikaya iş seyahati yapmayı planlıyordum.Fakat bu yazınızı okuduktan sonra çok tedirgin oldum ve endişeye kapıldım. Bu yüzdende seyahatimi bir müddet erteledim. Düşünebiliyormusunuz
sermaye getireceğiniz, aslında zengin bir ülkenin insanları açlık ve sefalet içinde olunca bu türden olaylar tabiki kaçınılmaz oluyor.Ülke zenginliklerinin ortak paylaşımı halka yansımaz adaletli gelir dağılımı olmazsa bu olaylar büyüyerek devam eder ve yabancı sermaye ülkeden kaçar.Her gün acaba ne zaman soyguncular benim kapımı çalacak diye düşünmekten iş yapamazsınız. Önce Güney Afrika hükümeti bu sorunları halletmeli ve gelen insanlara güvenli ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke olduğuna inandırmalı

#2  ali yazdı. | Tarih: Ağustos 17th, 2009 | Zaman: 02:35

Ben de bu yıl Cape Town şehrine gittim. Bizi de Afrika kıtasının en güvenilir şehri diye kandırmışlardı.Her 50 metrede bir elinde tüfekle bekleyen adamlar var.Güvenlik sıfır.Banka önlerinde zenci gruplar av bekliyor.Bankadan çıkınca birkaç zenci bizi de takip etti.Yok arkadaş ben buraya bir daha gitmem.Canını seven hiç gitmesin.

#3  ali erezbilen yazdı. | Tarih: Şubat 14th, 2010 | Zaman: 02:20

egerki bu memlekette biri deseki frigorifik kasa isi yapalim hemen giderim/

Mesaj Bırakın

gerekli, gerçek isim kullanın.
gerekli, yayınlanmayacak !

Küba
Etiketler: 2010 Dünya Kupası, Afrika Ulusal Kongresi, ANC, BBC, Güney Afrika, Güney Afrika soygular, Güney afrika suç, Jacop Zuma, Nelson Mandela, Siphiwe Nzimande, Stephen Evans,

BENZER HABERLER

hT2'yi takip et !