<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hT2 - hurserTekinoktay.com.tr &#187; Makale</title>
	<atom:link href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/category/makale/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr</link>
	<description>Sizler ile birlikte . . .</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2012 14:25:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>ABD için en iyi başkan kim?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-icin-en-iyi-baskan-2596.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-icin-en-iyi-baskan-2596.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 14:24:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD başkanlık seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD için en iyi başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Bent Weber Science]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yeni makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Galler Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Obama ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Prensa Latina]]></category>
		<category><![CDATA[Sidney Avustralya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6050</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun “ABD için en iyi başkan kim?” adlı son makalesini paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2012/01/fidel-castro-abd-en-iyi-baskan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6051" title="Fidel Castro" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2012/01/fidel-castro-abd-en-iyi-baskan.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun Prensa Latina ‘da yayınlanan “ABD için en iyi başkan kim?” adlı son makalesini sizlerle paylaşıyoruz.</h2>
<h3>ABD için en iyi başkan?</h3>
<p>Çok bilinen bir Avrupa kaynaklı haber ajansı Sidney Avustralya’dan bildiriyor:</p>
<p>“Yeni Galler Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı saç telinin onbinde biri inceliğinde bir elektrik kablosu ürettiklerini ve bu ürün sayesinde geleneksel elektrik iletimindeki verimin aşıldığı açıkladı.”</p>
<p>“Üniversitedeki projenin başındaki Bent Weber Science dergisine verdiği röportajda elektrik kablolarının mikroskopik ölçekli olarak etkileyeceğini belirtirken gelecekteki elektrik iletimi için çok önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.”</p>
<p>“Kablo Avustralyalı ve ABD’li bilimadamları tarafından fosfor atom zincirlerinin silisyum kristali içine yerleştirilmesiyle oluşturuldu: Nano ölçeğindeki kablonun genişliği dört, yüksekliği de bir atom boyunda. ”</p>
<p>“Buluş, kuantum bilgisayar olarak tanımlanan süper hızlı bilgisayarların geliştirilmesi için çok önem taşıyor. Bu bilgisayarlar bir kaç saniyede çok karmaşık işlemleri yapabilecek hızda ve günümüzdeki bilgisayarların çok ötesinde kabiliyete sahip olacak.”</p>
<p>“Geleneksel bakır kablo ile elektrik iletimi elektronların bir doğrultuda akmasıyla oluyor. Ancak iletken kablonun kesiti küçüldükçe akıma karşı oluşan direnç de artıyor.”</p>
<p>“Bu sorunu aşmak için Weber ve ekibi atom mikroskopları kullanarak fosfor atomlarını silisyum kristallerinin içine yerleştirdi.”</p>
<p>“Bu sayede nano ölçeğindeki kablo, bakır kablodaki gibi elektron akışının direnç oluşmadan yaratılmasını sağlar. Weber bu şekilde elektrik iletimi bileşenlerinin atom seviyesine indirilebildiğini vurguluyor.”</p>
<p>“Projeyle ilgili yorum yapan fizikçi Michelle Simmons atom seviyesinde teknoloji kullanılacaksa aynı düzeyde kablolara ihtiyaç duyulacağını söylüyor.”</p>
<p>*</p>
<p>İnsanlığın iyiliği için kullanılabilecek olan teknoloji alanındaki bu gibi önüne geçilmez ilerlemeler yaşanmasına rağmen önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi dünyanın kaynaklarının hızla yağmalanmasının önüne geçilmemekte. 4000 milyon yılda meydana gelen fosil yakıtlar neredeyse iki yüzyılda tüketilmiş durumda.</p>
<p>Bugünlerde yeniden başkan seçilme telaşında olan Obama’nın kelime oyunlarıyla arası çok iyi. Bugünlerde adını ağzından eksik etmediği Martin Luther King’den acaba kaç ışık yılı uzakta?</p>
<p>Ama daha da kötüsü var: Cumhuriyetçi başkan adayları veya Çay Partisi liderleri seçilmeleri durumunda kafalarında barış idealleri sırtlarında nükleer silahlarla iktidara gelecekler.</p>
<p>Sevgili okuyucular, günümüzdeki bilgisayarlardan binlerce kat hızlı işlem yapan bilgisayarlar hayal edin…</p>
<p>Bütün bu gelişmelere rağmen en kötüsü Beyaz Saray’ın başına geçebilecek bir robotun olmaması değil mi? Bu şekilde insanoğlunun geleceği belki de bir nükleer savaşla tehlikeye atılmamış olur!</p>
<p>Eminim ki ABD’li seçmenlerin %90’ı özellikle de İspanyol asıllılar, siyahlar ve yoksullar bu robota oy verecektir.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong><br />
<strong> 8 Ocak 2012</strong><br />
<strong> 18:18</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-icin-en-iyi-baskan-2596.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro: İki Venezuela</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-venezuela-1569.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-venezuela-1569.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 20:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Andrés Eloy]]></category>
		<category><![CDATA[Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Domuzlar Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Ruz]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Venezuela]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Karayipler Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[Orlando Bosch]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Posada Carriles]]></category>
		<category><![CDATA[Rómulo Gallegos]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Bolivar]]></category>
		<category><![CDATA[Venezuela]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6034</guid>
		<description><![CDATA[Fidel Castro: İki Venezuela. Küba Devrimi lideri Fidel Castro'nın "İki Venezuela" adlı makalesini paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-yeni-yazisi-celik-irade-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6036" title="Fidel Castro" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-yeni-yazisi-celik-irade-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h4>
<h4>Küba Devrimi lideri Fidel Castro&#8217;nın &#8220;İki Venezuela&#8221; adlı makalesini paylaşıyoruz.</h4>
<h5>İKİ VENEZUELA</h5>
<p>Dünkü yazımda imparatorluk ile müttefik olan Venezuela’dan bahsetmiştim. Posada Carriles ve Orlando Bosch’un Küba Havayollarına bağlı bir yolcu uçağına karşı yaptıkları terör saldırısını anlatmıştım. Bu saldırı sırasında uçaktaki tüm yolcular patlama sonrasında ölmüştü. Özellikle vurguladığım gibi Guadalajara’da yapılan Pan Amerikan Oyunları kapsamında düzenlenen Orta Amerika ve Karayipler Şampiyonasında tüm altın madalyaları kazanmış Küba genç eskrim takımı da uçakta bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemdeki Venezuela, edebiyatçı ve siyasetçi Rómulo Gallegos ve Andrés Eloy Blanco’nun Venezuelası değildi. Küba Devriminin yeminli düşmanı, hain ve imparatorluk işbirlikçisi Rómulo Betancourt’un Venezuelasıydı. Miami&#8217;yi saymazsak o dönemde ABD’nin petrol deposu haline gelmiş olan Venezuela Küba karşıtı terör saldırılarının merkezi haline gelmişti. Bu dönem, Domuzlar Körfezi macerasının, halkımıza karşı uygulanan vahşice ablukanın ve terör saldırılarının dönemidir. Hepimizin de bildiği gibi bu karanlık dönem Hugo Chávez’in devlet başkanı seçildiğinde görevi devraldığı Rafael Caldera’nın titreyen ellerini avucuna aldığında sona erdi.</p>
<p>Küba Devriminin üzerinden 40 yıl, Venezuela’nın petrol başta olmak üzere doğal kaynaklarının ABD tarafından yağmalanmasına başlanmasının üzerinden 100 yıl geçmişti.<br />
Bu acı dolu dönemde binlerce Venezuelalı ABD ve Avrupa savaş gemilerinin gölgesinde kurulan umursamazlık ve sefalet rejiminde can verdi!</p>
<p>Ama ne mutlu ki başka bir Venezuela var artık! Ne mutlu ki Bolivar, Miranda ve Sucre örneklerinde görüldüğü gibi yıllar boyunca süren saldırı ve ablukalara direnen ve yurdumuz olan Latin Amerika’nın büyüklüğünü görebilen muhteşem düşünür ve liderlerimiz var!</p>
<p>Bağımsızlığımız için şehit düşmeden önce önderimiz Jose Marti’nin dediği gibi: “Antiller bölgesinde yayılmakta olan bağımsızlıkçı rüzgârı kesmek isteyen ABD’nin Küba’ya bütün gücüyle saldırarak bağımsızlığını engellemeye çalışması manidardır.”</p>
<p>Bugün benzer günleri Hugo Chavez yaşamakta, Simon Bolivar’ın ne yapmak istediğini belki de en iyi anlayan kişi olarak Latin Amerika ve Karayipleri bütünleştirmeye çalışıyor. Atasözündeki gibi&#8230; “Bolivar aramızda, daha yapacak çok işi var!”</p>
<p>Dün ve bugün onunla uzunca konuştum. Ona artık kalan enerjimle daha iyi ve daha adil bir dünya için samimice yaptığım çalışmaları anlattım.</p>
<p>İmparatorluk artık kesin ölümcül bir hastalığın emarelerini tüm açıklığıyla gösterirken Bolivarcı liderle düşlediğimiz dönemler hakkında konuşmak çok zor.</p>
<p>İnsanlığı geri dönülmez bir felaketten kurtarmak, bugün yakın geçmişte olduğu gibi vasat bir başkanın aptallığından veya gittikçe pekiştirdikleri imparatorluk askeri sanayi iktidarlarının sahibi komutanların pençesinden kurtarmak.</p>
<p>Bu hedefi, küresel ekonomide ve teknolojide kapladıkları yer gittikçe artan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde kalıcı üye olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu ile Üçüncü Dünya yani Asya, Afrika ve Latin Amerika halkları birlikte başarabilir. Kendi mâli oligarşileri tarafından sömürülen gelişmiş ülkelerin halkları da insanlığın kurtuluş mücadelesinde rollerini oynamaya başlıyor.</p>
<p>Bu sırada Venezuela’nın Bolivarcı halkı örgütleniyor ve iktidarı geri almak için güç toplayan oligarşiye karşı hazırlanıyor.</p>
<p>Olağanüstü gelişmiş eğitim, kültür seviyesi ile muazzam enerji ve doğal kaynaklara sahip olan Venezuela, dünya halkları için bir devrimci örnek olma yolunda.</p>
<p>Venezuela Ordusunun saflarından gelmiş olan Chavez çok planlı ve yorulmak nedir bilmiyor. İlk kez Küba’ya geldiğinden bu yana onu 17 yıldır tanıyorum. Çok insancıl birisi ve kimseden intikam alma peşinde koşmuyor. Ülkedeki en unutulmuş ve aşağılanmış kişiler hayallerindeki sosyal adaleti getirdiği için ona müteşekkir.</p>
<p>Ona şunu söyledim; &#8220;Çok açık bir şekilde görüyorum Hugo, Bolivarcı Devrim çok kısa bir sürede çok sayıda iş olanağı yaratabilir. Sadece Venezuelalılar için değil çalışkan bir halk olan Kolombiyalı kardeşleri için de. Unutulmayalım ki bugün %40’ı yoksulluk içinde yaşayan bu halk geçmişte Amerika’nın bağımsızlığı için Venezuelalı kardeşleriyle omuz omuza çarpıştı.&#8221;</p>
<p>Bu ve diğer konularda artık Venezuela’nın simgesi haline gelmiş olan liderle konuşma onuruna ulaştım.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong></p>
<p><strong>Prensa Latina</strong></p>
<p><strong> 18 Ekim 2011<br />
22:15</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-venezuela-1569.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Castro:  Çelikten irade 2</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/castro-celikten-irade-2569.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/castro-celikten-irade-2569.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 18:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Çelikten irade]]></category>
		<category><![CDATA[Çelikten irade 2]]></category>
		<category><![CDATA[CIA Başkan Yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[Dominik Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makale]]></category>
		<category><![CDATA[fidel castro sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yeni yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Orlando Bosch]]></category>
		<category><![CDATA[Posada Carriles]]></category>
		<category><![CDATA[Raul]]></category>
		<category><![CDATA[Vernon Walters]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6030</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro'nun Prensa Latina 'da yer alan “Çelik İrade” adlı makalesinin ikinci kısmını sizlerle paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celikten-irade-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6031" title="Fidel Castro, Raul Castro" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celikten-irade-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h4>
<h4>Küba Devrimi lideri Fidel Castro&#8217;nun Prensa Latina &#8216;da yer alan “Çelik İrade” adlı makalesinin ikinci kısmını sizlerle paylaşıyoruz;</h4>
<h5>ÇELİKTEN İRADE 2</h5>
<p>1976 yılında Küba’ya karşı en ciddi terör eylemi gerçekleşti. Barbados’dan kalkan Küba Havayollarına ait yolcu uçağı 73 yolcu ve özveriyle görevlerini yapan pilotlar ve kabin görevlileri hayatlarını kaybettiler. Uçakta Orta Amerika ve Karayipler Eskrim Şampiyonasında tüm altın madalyaları kazanmış olan Kübalı genç sporcular ile Küba’dan ve başka ülkelerden yolcular vardı. Terör olayını lanetlemek ve bu insanlarla son kez vedalaşmak için Devrim Meydanını dolduran halk kitleleri o güne kadar gördüğüm en olağanüstü görüntüydü. İnsanların yüzlerindeki acı hala silinemez düzeyde. Belki hiçbir ABD lideri onların yüzlerindeki acıyı göremedi. Belki de terörizme karşı neden bu şekilde kahramanca mücadele ettiğimizi öğrenmek için bu tür görüntüler basın kurumlarında yayınlanmalı.</p>
<p>Küba’da karşı-devrimci faaliyetlere başlamak için talimat verildiğinde Bush ABD gizli servislerinde önemli bir kişi konumundaydı. CIA Florida’daki yapılanmasıyla bölgedeki en önemli askeri üssü kurmuş oldu. Burası Küba rejimine karşı her türlü saldırının kaynağı haline geldi. Saldırılar arasında Devrimin önderlerine karşı suikast girişimleri de vardı. Ancak Domuzlar Körfezi örneğinde de görüldüğü gibi Küba halkı düşmana karşı kanının son damlasına kadar savaşacağını gösterdi. Devrime karşı yapılan saldırıların başarısız olması ve Küba’nın zaferi hem ABD hem de Kübalıların hayatlarını kurtarmıştır. Bush bunu hiç anlamadı.</p>
<p>Barbados vahşeti Bush CIA’nin başındayken yaşandı, olayın sorumluluğu Başkan Gerald Ford’da olduğu kadar onun da omuzlarındadır.</p>
<p>1976 yılının Haziran ayında Dominik Cumhuriyeti’nin Bonao kentinde CIA Başkan Yardımcısı: Vernon Walters’ın himayesinde Birleşik Devrimci Örgütler Koordinasyon toplantısı yapıldı. İsme dikkatinizi çekerim; “Birleşik Devrimci Örgütler”.</p>
<p>Bu dönemde aktif olan Orlando Bosch ve Posada Carriles bu örgütün liderleri konumuna yükseldiler. Böylelikle Küba’ya yönelik bir dizi terör saldırısı başlamış oldu. 6 Ekim 1976 günü Orlando Bosch ve Posada Carriles havadaki Küba Havayolları uçağına karşı bizzat kendileri sabotaj eyleminde bulundular.</p>
<p>Yetkililer olayda adı geçen kişiler yakalanarak Venezuela’ya gönderildi.</p>
<p>Skandal o kadar büyük çaptaydı ki o yıllarda ABD müttefiki olan ve bu ülkenin suçlarına ortak olan Venezuela bile sanıkları mahkemeye çıkartmak zorunda kaldı.</p>
<p>Temmuz 1979’da Sandinista Devrimi zafer kazandı. Nikaragua’da ABD tarafından derhal bir kirli savaş başlatıldı. Reagan ABD Başkanı oldu.</p>
<p>Gerald Ford, Nixon’un yerine geldiği zaman daha önce skandallar sonucu açığa çıkan ABD yetkililerinin yabancı liderlere suikast düzenlenmesi yasaklandı. ABD Kongresi ise Nikaragua’daki kirli savaşa desteğini kesti. Posada Carriles’e ihtiyaç duyuluyordu. Küba-Amerika Ulusal Derneği aracılığıyla CIA, Carriles’i hapishane yönetimine verilen rüşvetler sayesinde kaçırdı. Derhal El Salvador’daki Ilopango’ya getirilen Carriles görevine başladı. Yeni görevinde Nikaragua’daki karşı devrimci Kontralara silah sağlayarak binlerce devrimcinin ölüme sebep olurken bir yandan da CIA ile işbirliği içinde uyuşturucu ticareti yapıyordu.</p>
<p>Yerimiz sınırlı olduğundan dolayı acımasız tarihimizle ilgili çok sayıda ayrıntıyı atlayacağım.</p>
<p>ABD Hükümeti tarafından ev sahipliği yapılan Nobel Ödülünün neden Küba’nın terörist bir ülke olduğuna dair aptalca bir fikri yineleyip durduğunu anlayamıyoruz. ABD Hükümeti tam tersine bu küçük ada ülkesini abluka altına almış, 4 Kübalı anti-teröristi hapse atıp insanlık dışı koşullarda tutmaktadır. Rene’nin evine ve ailesine dönmesi, ABD Silahlı Kuvvetleri için ne gibi bir tehdit unsuru olabilir?</p>
<p>9 Ekim günü Rene kahraman Küba halkına hitap ederken “Fidel ve Raul’a mesaj” adlı bir konuşma kaydı daha yaptı. Küba Meclis Başkanı Ricardo Alarcon’un da önerisiyle Florida Federal Mahkemesinin kararı açıklanmadan bu mesaj yayınlanmadı.</p>
<p>Bu aşama geçildiği için Küba halkına artık rahatlıkla onurlu bir şekilde çelik gibi bir irade sergileyen kahramanlarımızın mesajını sunabilirim:</p>
<p>Sevgili komutanım</p>
<p>Öncelikle sizi kucaklarım, bize gösterdiğiniz destek için tüm Küba ulusunu ayağa kaldırdığınız, uluslararası dayanışma hareketini yarattığınız için ama en çok da son 13 yıl boyunca takip edebileceğimiz bir öncü ve örnek olduğunuz için teşekkürler.</p>
<p>Bizim için bu görev sizin yaptığınız her şeyin bir devamı niteliğindeydi. Sizin neslinizin Küba halkı ve insanlık için yaptıklarının bir devamı.</p>
<p>Bu mesajı size göndermek beni çok mutlu ediyor, geçici de olsa bir kucaklaşma göndermek beni sevindiriyor. Ancak düşmanlar gerçekten kucaklaşmamızı ne kadar engellemeye çalışırlarsa çalışsınlar başarısız olacaklar. Siz söz verdiğiniz için Küba Beşlisinin geri döneceğini düşünüyorum. Sözünüzün dışında Küba halkı ortaya koyduğu enerjiyle insanlığın iyiliği için kavga etmeye devam ediyor.</p>
<p>Küba halkına ilham veren davana hizmet ediyor olmak bizim için büyük bir onurdur. Senin ve Raul’un açtığı yolda ilerlemeye devam ediyoruz, hiçbir zaman gözünüz arkada kalmasın.</p>
<p>Sizler, Fidel ve Raul bize artık bu yepyeni tehlikelerle dolu aşamada önderlik ediyorsunuz. Karmaşık bir ekonomik bağımsızlık savaşında hayal ettiğimiz toplumu yaratmaya çalışıyoruz. Sizlere Beşliden birer kucaklama getirdim, size her zaman güvendik. Hücrede tek başımızayken bizi tamamen dış dünyadan yalıttılar. Hiçbir şeyden haberimiz yoktu, ama sizin devrimin yolundan ayrılmayacağınıza inancımız tamdı. Devrimin onu koruyanları koruyacağından emindik, bu yüzden de o hep korunacak.</p>
<p>Ayrıca bize atfedilen tüm onurlu eylemleri yapmadığımızı belirtsem de hayatımızın geriye kalan kısmı sizin de verdiğiniz ilhamla davaya adanacaktır. Bize nasıl davranmamız gerektiğini öğrettiniz, bize duyduğunuz güveni boşa çıkartmayacağız.</p>
<p>Şu anda bulunduğum yer kavgaya devam edeceğim yeni bir mevzi sadece ve adalet yerine gelinceye kadar kavgaya devam edeceğim.</p>
<p>Ve Fidel ve Raul son sözüm sizlere; emredin komutanlarım!</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong></p>
<p><strong>17 Ekim 2011</strong></p>
<p><strong>22.35</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/castro-celikten-irade-2569.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro: Çelikten irade</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-celikten-irade-1569.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-celikten-irade-1569.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 15:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Çelikten irade]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro abd]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Küba Beşlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yeni makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Beşlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Rene]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Gonzalez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6027</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro'nun Prensa Latina 'da yer alan " Çelikten irade " adlı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celik-irade.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6028" title="Fidel Castro: Çelikten irade" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celik-irade.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Küba Devrimi lideri Fidel Castro&#8217;nun Prensa Latina &#8216;da yer alan &#8221; Çelikten irade &#8221; adlı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.</h2>
<p>Partinin yayını olan Granma’da ve gençlik dergisi Juventud Rebelde’de iki gün önce 14 Ekim Cuma günü Küba Cumhuriyeti Kahramanı Rene Gonzalez’in Küba halkına hitaben yazmış olduğu mesaj yer aldı. Rene diğer dört yoldaşından yüzlerce kilometre uzaklıktaki hapishanede yıllarca haksız yere tutulduktan 13 yıl sonra salıverildi.</p>
<p>Hiçbir suç işlememiş olmalarına ve aleyhlerine delil bulunmamasına rağmen Yanki adaleti tarafından kendilerine layık görülen ve aslında birer mezardan farksız olan hücrelerinde inançlarından hiçbir kaybetmeden direndiler. Küba Beşlisi, oldukları tarafta oldukları için cezalandırıldılar, tek yanlışları buydu.</p>
<p>Rene, hapisten salıverilmesine rağmen üç yıl boyunca ailesine ve halkına kavuşamayacak. Kendisine dayatılan zalimce kararın verildiği ülke topraklarından ayrılamayacak.</p>
<p>Ülkemizin son dönemde içinden geçmekte olduğu tarihsel dönemin önemini kavrayanlar için Rene’nin sözleri çok anlamlıydı:</p>
<p>“Benim için şimdi yaşamakta olduğum mutluluk, korkunç bir adaletsizlikler silsilesinde açılmış bir parantez sadece. Benim şu anda hapisten dışarı salıverilmem sadece beni yasal yollardan adaletsizce bu şekilde istismar etmelerinin başka yolunun kalmamış olmasındandır. Ancak hala hapiste olan dört kardeşim bulunuyor, onları da kurtarmalı, onların da ailelerine kavuşmasını sağlamalıyız. Onlara şu anda bulundukları, her gün uyandıkları yerden kurtarmalı, ait oldukları yere geri getirmeliyiz, bunun için canımızı dişimize takmalıyız”</p>
<p>“Şu anda bulunduğum yer sadece bir ileri siper benim için. Tam adalet sağlanıp diğer kardeşlerimle beraber Küba&#8217;ya dönünceye kadar savaşmayı sürdüreceğim bir mevzi.”</p>
<p>“Tüm halkımıza, bizi yıllardır savunmayı sürdüren insanlara, üzerimizdeki bilgi ablukasını milim milim ilerleyerek kırmayı başaran binlerce, onbinlerce insana, boyalı basını susturanlara Küba Beşlisi adına şükranlarımı sunarım. Beni en çok bahtiyar eden şey Küba Beşlisi olarak sizi hak ettiğiniz şekilde temsil etmiş olduğumuzdur. Biz aslında Küba Beşlisi değil 50 yıldır direnen Küba Halkıyız. Sizin bu görkemli direnişinizdi bize ilham veren, sizi temsil ettiğimizin farkındaydık ve sizi yüzüstü bırakmadan hak ettiğiniz yere taşımaktı amacımız.”</p>
<p>13 yıl boyunca vahşice ve haksızca uygulanan bir cezaya kahramanca direnen savaşçı Rene’nin samimi ve onurlu sözleri gerçekten çok etkileyici.</p>
<p>İmparatorluğun zorbalığı Küba Beşlisine karşı işlenen haksızlığı artık yalanlarla sürdüremez. Ellerindeki satılmış basın organları istedikleri kadar kahramanlarımızı ABD güvenliğini istismar eden ajanlar olarak tanıtlamaya çalışsın.</p>
<p>Aklıma Elian Gonzalez’in ailesine ve evine dönmesi için halkımızın verdiği ve zaferle sonuçlanan kavga geliyor. Miami’deki Küba karşıtı karşı-devrimci mafyanın baskısına rağmen dönemin ABD Başkanı Bill Clinton yasaları uygulamak için güvenlik güçlerini göreve çağırmak zorunda kalmıştı. Bu grup içinde bulunan vahşi kurtlardan Ileana Ros, bugün ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanıdır!</p>
<p>Kararlılığı ve her türlü zorluğa karşı takındığı kahramanca tavırla Rene Gonzelez’in Küba halkına verdiği mesaj, Küba Beşlisinin ABD tarafından asla teslim alınamadığının en büyük delilidir. Ayrıca bu asil tavır, ülkemize karşı cezalandırma amacıyla uygulanan yasadışı ablukanın teşhir edilmesinin de en önemli yansımasıdır.<br />
Bu sıra dışı vahşice abluka politikası ABD ve İsrail dışındaki tüm Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin oy birliğine rağmen uygulanmaya devam edilmektedir.</p>
<p>Günümüzde Yanki imparatorluğunun kurduğu çatı altında küreselleşen dünyamızda artık hiçbir ülkenin egemenliği ve güvenliği garanti altında değildir. Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler oy birliğiyle Küba’ya karşı uygulanan ablukaya karşı bin kere red oyu verseler veya Filistin halkının devlet olmasına yönelik bir fikir birliği içinde olsalar da eğer bu kararlar imparatorluğun kararlarıyla uyumlu değilse hiçbir hüküm taşımamaktadır.</p>
<p>Ancak ülkemiz ve Devrimimiz siyasetin prensipler üzerinde yapılması durumunda küçük bir egemen ülkenin bile neler yapabileceğinin canlı bir örneğidir. Tüm bilimsel gelişmeler, teknolojik patentler ve zenginliklerin birkaç gelişmiş ülkenin elinde toplanıyor. Eskiden sömürgeci olan bu devletler, diğer devletlerde yağma ve yoksulluğun yayılmasını istemekte.</p>
<p>İmparatorluğa karşı verdikleri uzun mücadelede kahraman Küba halkı iki kez nükleer silahların tehdidini üzerinde hissetti: birincisi 1962 Ekim ayında, ikincisi ise 1988 yılı ortalarında. 1962 yılında Yankilerin topraklarımızı nükleer silahlar için denetleme tehdidine pabuç bırakmadı. 1988 yılında ise Angola’da Güney Afrika ırkçı rejimine karşı yapılan Cuito Cuanavale Muharebesinden sonra Batı tarafından beslenen Güney Afrika Ordusunu püskürttü. İlerleyen Küba ve Angola birliklerine karşı aman dilemek zorunda kalan Batı, Namibya’nın bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı, sonrasında da ırkçı rejimin çöküşü geldi.</p>
<p>Üçüncü Dünya halkları Küba halkının sağlık ve eğitim alanlarındaki özverili dayanışmasının da farkındadır.</p>
<p>Bu durumda Küba’nın terörizme destek verdiği yalanına kim inanır ki?</p>
<p>Bunlar olsa olsa kendi sınırlarından sadece 140km uzakta olan küçük bir ülkeye abluka uygulamanın yanı sıra terör saldırıları düzenleyen bir ülkenin ortaya attığı yalanlar olabilir. Okullarda, parklarda, alışveriş merkezlerinde çıkartılan yangınlar, şeker kamışı tarlalarına atılan fosfor bombaları, fabrikalara atılan patlayıcılar, limanlara, balıkçı teknelerine düzenlenen korsan saldırılar, ülke içine paralı askerlerin çıkartılması bu terör saldırılarının sadece bazılarıdır.</p>
<p>Havaalanlarımızın bombalanmasından sonra Domuzlar Körfezi’ne paralı askerlerin çıkartılması, bunların kıyıda bekleyen ABD Deniz Kuvvetlerine ait gemiler tarafından desteklenmesi ve saldırı sonucu ölen sayısız Kübalı. ABD bu gerçekleri yalanlayabilir mi?</p>
<p>ABD gizli servislerince Küba Devriminin liderine karşı düzenlenen sayısız suikast girişimi, tarımda ve hayvancılıkta ülke ekonomisine darbe vurmak için yayılan virüs ve bakteriler, kıtamızda bulunmayan, sadece Küba’da görülen esrarengiz hastalıklar! Yüz binlerce Latin Amerikalıyı etkileyen ve binlerce masum çocuğun ölmesine yol açan ateşli hastalıklar.</p>
<p>ABD tarafından halklarımıza karşı işlenen suçlar saymakla bitmez.</p>
<p>Yarın devam edeceğim.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong><br />
<strong> 16 Ekim 2011</strong><br />
<strong> 21.05</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-celikten-irade-1569.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro&#8217;dan Obama&#8217;ya Anlamlı Mesaj</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-obama-utanc-6015.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-obama-utanc-6015.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Oct 2011 15:28:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Castro Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Castro Obama Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Castro Obama Utanç]]></category>
		<category><![CDATA[Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Ruz]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Son Makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kübalı Kahramanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Obamanın Denetimli Utancı]]></category>
		<category><![CDATA[Washington]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6015</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun “Obama’nın denetimli utancı” adlı son makalesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-6016" title="Fidel Castro'dan Obama'ya" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/Fidel-2.jpg" alt="" width="540" height="320" /></p>
<h1><strong>Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun “Obama’nın denetimli utancı” adlı son makalesi.</strong></h1>
<p><strong>OBAMA’NIN DENETİMLİ UTANCI</strong></p>
<p>Kübalı anti-terörist Rene Gonzalez’in kendisine yüklenen haksız hapis cezasını çektikten sonra Küba’ya ailesinin yanına dönmesine karşı çıkan Florida Mahkemelerinin Yanki hâkimlerinin kararı bekleniyor olsa da acımasızcaydı.</p>
<p>İçinde masum yolcularla dolu yolcu uçaklarını patlatan CIA ajanları olan Posada Carriles ve Orlando Bosch gibi katilleri yaratan ABD hükümeti haksız yere 13 yıl boyunca hapislerde kötü muamelelere maruz kalan Rene’nin orada kalmasında diretiyor.</p>
<p>ABD’de güya “özgür” bir şekilde üç yıl daha ceza almadan elini kolunu sallayarak gezen katillerin insafına bırakılıyor. Daha uzun süreli ceza alan 3 Kübalı ve iki kez ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış beşinci Kübalı ise hala ABD hapishanelerinde. Dünya kamuoyunda Küba Beşlisine sahip çıkan tepkilere karşı imparatorluğun verdiği cevap bu şekilde.</p>
<p>Eğer olaylar bu şekilde gelişmese imparatorluk imparatorluk olmazdı, Obama da bir aptalı oynamayı bırakırdı.</p>
<p>Tabii ki Kübalı kahramanlar orada sonsuza kadar kalmayacaklar. Dünya çapında ve Amerikan halkının içinde onur, inat ve dayanışma hareketi gelişip büyüyecek ve bu aptalca haksız adaletsizlik sona erecek.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kurumun yeniden yapılandırılması gereği görüşülürken bu çirkin karar gündeme geldi. Bir karar herhalde hiç bu kadar kıyasıya eleştirilmemiştir.</p>
<p>Bolivarcı lider Hugo Chavez Genel Kurula ilk mesajını 21 Eylül günü iletti. Chavez’in ikinci mektubu Başbakan Nicolas Maduro tarafından sütün bir belagatle Genel Kurula aktarıldı. Bu mesajında Chavez, yurdumuza karşı yürütülmekte olan yasadışı ablukayı reddederken yaptıklarından dolayı Küba Beşlisinden intikam almaya çalışanları da lanetledi.</p>
<p>Bu şartlar altında görüşlerimi yazmaya mecbur oldum. Düşüncelerimi konuşmacının-yazarın kelimeleriyle yapmak isterim:</p>
<p>“Kant’ın alaycı bir dille ifade ettiği gibi, mezarlıkların barışı değil bizim aradığımız. Bizim aradığımız uluslararası hukuka gerçekten bağlı bir barış. Ne yazık ki, Birleşmiş Milletler, tüm tarihi boyunca, uluslar arasında barışı tesis etmek ve yaygınlaştırmak yerine, kimi zaman eylemleriyle kimi zaman da vurdumduymazlığıyla en insafsız haksızlıklara destek vermiştir.”</p>
<p>“1945’ten bu yana, savaşlar yeni savaşlar yaratmaktan başka bir işe yaramamıştır.”</p>
<p>“Tüm dünya ülkelerine çağrıda bulunarak şunu yineliyorum: 11 Eylül 2001’den bu yana yeni ve emsali görülmemiş, sonu olmayan bir savaş başlamıştır.”</p>
<p>“İçinde yaşadığımız dünyanın korkunç gerçekliğiyle yüzleşmemiz gerekiyor. [...] Neden sadece Amerika Birleşik Devletleri’dir dünyanın dört bir yanını üsleriyle donatan? Bu denli devasa bir bütçeyi askeri harcamalara akıtmaya neden olan bu korkunun kaynağı nedir? Ülkelerin egemenliklerini hiçe sayarak bunca savaşın fitilini ateşlemesinin nedeni nedir? Uluslararası hukuk nasıl oluyor da ABD’nin yer yüzündeki enerji kaynaklarını kontrol altına almaya ve sömürgen ekonomisini sürdürmesine destek olabiliyor? Niye BM Washington’a dur demiyor? [...] imparatorluk, bu sıfat kendine sunulmadan, kendine hakim sıfatını biçmiş bile [...] bu nedenledir ki emperyalist savaş hepimizi tehdit ediyor.”</p>
<p>“Washington biliyor ki çok kutuplu dünya artık geri dönülmez bir gerçekliktir. Washington’un stratejisi, her ne pahasına olursa olsun, yükselişe geçen ülkeleri durdurmayı içeriyor [...] amaç dünyanın yeniden düzen altına alınmasıdır, bir anlamda yankinin askeri hegemonyasının kuruluşudur.”</p>
<p>“Bu yeni Armageddon’un arkasında ne var? Bunun arkasında, yeryüzünü yeni kar alanları yaratmak için talan eden askeri-mali koalisyonun mutlak gücü yer alıyor. Unutmayalım ki savaş sermayenin “modus operandi”sidir, savaş çoğunluğu mahvederken, tahayyülü güç bir azınlığı zengin etmektedir.”</p>
<p>“Tam da şimdi, dünya barışı büyük bir tehdit altındadır, bu tehdit yeni bir döngüye giren sömürge savaşlarıyla ilan edilmiştir, Libya’da fitili ateşlenmiştir. Hedef, bugünkü mevcut kriz koşullarında, tüketim düşkünlüğünden ve açgözlülüğünden ödün vermeksizin, küresel kapitalist sistemin yenilenmesidir.”</p>
<p>“İnsanlık hayali güç bir yıkımın eşiğinde: Dünya ekolojik yıkıma doğru önlenemez bir biçimde yaklaşmaktadır; küresel ısınma ve ürkütücü sonuçları bunu göstermekte. Ünlü Fransız filozof Edgar Morin&#8217;in işaret ettiği gibi, bunların ekosisteme bakışları [Aztek ve İnka devletlerini yıkarak Amerika kıtasını sömürgeleştiren İspanyol] işgalciler Cortés ve Pizarro&#8217;yu andırıyor [...] Enerji ve besin krizleri yoğunlaşıyor, ama kapitalizm tüm sınırları aşarken kimse ona dokunamıyor.</p>
<p>&#8220;İki defa Nobel ödülü alan ABD&#8217;li ünlü bilimci Linus Pauling, yolumuz aydınlatmaya devam ediyor. Pauling diyor ki: &#8216;Kanımca dünyada askeri güçler ve nükleer bombaların zalim gücünden daha büyük bir güç var &#8211; bu da iyiliğin, ahlağın, insancıllığın gücüdür. Ben insan ruhunun gücüne inanıyorum.&#8217; İnsan ruhunun tüm gücünü harekete geçirelim &#8211; tam zamanıdır. Karanlık güçlerin savaş açmak bahane üretmesini ve Batı sermayesini kurtarmak için savaşları yaymalarının önüne geçeceksek, büyük bir karşı-saldırı başlatmak zorundayız.</p>
<p>&#8220;Savaş çığırtkanları, özellikle de onları destekleyen ve güden askeri-finansal önderliği yenmek zorundayız.</p>
<p>&#8220;Kurtarıcı Simón Bolívar tarafından öngörülen evrensel dengeyi kuralım. Bu denge, kendi sözleriyle, savaşta elde edilemez, ancak barıştan doğar.</p>
<p>&#8220;Latin Amerika için Bolivarcı İttifak (ALBA) üyesi diğer ülkelerle birlikte Venezuela, Libya sorununun barışçıl bir yolla çözülmesi için girişimlerde bulunuyordu. Afrika Birliği de aynısını yaptı. Ancak sonuçta BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin ilan ettiği ve Yanki imparatorluğunun silahlı kanadı olan NATO&#8217;nun hayata geçirdiği savaş yaşandı. [...]</p>
<p>&#8216;Libya vakası&#8217; Batı medyasının yoğun propagandası altında Güvenlik Konseyi&#8217;ne getirildi. Oysa ki bu medya kaynakları Libya hava kuvvetlerinin masum sivilleri öldürdüğüne dair yalan söylemekteydiler, Trablus&#8217;da Yeşil Meydan&#8217;daki büyük medya oyununu saymıyorum bile. Bu önceden hazırlanmış yalanlar dizisi Güvenlik Konseyi&#8217;nin sorumsuzca ve acele biçimde kararlar almasının önünü açtı. Bu da NATO&#8217;nun Libya&#8217;da rejimi askeri yollardan değiştirmesine olanak sağladı.</p>
<p>&#8220;Güvenlik Konseyi&#8217;nin 1973 sayılı kararınca oluşturulan uçuşa kapalı bölge ne oldu? Eğer hava sahası uçuşa kapalıysa, NATO nasıl oldu da Libya halkına karşı 20 bin harekât gerçekleştirdi. Libya Hava Kuvvetleri tamamen yok edildikten sonra da &#8216;insancıl&#8217; bombalamalar devam etti. Bu da Batı&#8217;nın NATO aracılığıyla Kuzey Afrika&#8217;da çıkarlarını tesis etmek ve Libya&#8217;yı sömürgeleştirmek niyetini ortaya koymaktadır.</p>
<p>&#8220;Bu askeri müdahalenin amacı neydi? Libya&#8217;nın zenginliklerine el koyup ülkeyi sömürgeleştirmek. Her şey bu amaca yönelikti.</p>
<p>&#8220;Trablus&#8217;daki Venezuela Büyükelçiliği konutu işgal edildi ve yağmalandı. Bu sırada BM utanmaz bir sessizlik içindeydi.</p>
<p>&#8220;BM&#8217;deki Libya temsilciliği niye &#8216;Geçici Ulusal Konsey&#8217;e verildi? Aynı zamanda Filistin&#8217;in kabulü, hem yasal gerekçeleri hem de BM Genel Kurulu&#8217;nun büyük çoğunluğunun desteği görmezden gelinerek engelleniyor. Venezuela bu noktada Filistin halkına, Filistin davasına ve elbette Filistin&#8217;in BM&#8217;ye üye devlet olarak kabulüne koşulsuz desteğini ilan eder.<br />
“Ve aynı emperyalist tavır Suriye konusunda da tekrar ediliyor.”</p>
<p>&#8220;Bu dünyadaki güçlülerin yasal ve egemen hükümet yöneticilerinin görevlerinden ayrılmasını emretme hakkını kendilerinde görmeleri tahammül edilemez bir durum. Libya’da olan buydu ve aynısını Suriye’de de yapmak istiyorlar. Bunlar, uluslar arası arenada görülebilecek asimetriler ve zayıf uluslara karşı uygulanan kötü muameleler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Afrika kıtasına bakacak olursak BM’nin yapmış olduğu tarihi hatalardan kalbimizi kıran bir örneğe rastlıyoruz: en ciddi haber ajansları son üç ayda 5 yaşın altında 20 ila 29 bin çocuğun öldüğünü rapor ediyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bu sorunla yüzleşmek için gereken şey 400 milyon dolar, bu; sorunu çözmek için olmasa da, Somali, Kenya ve Etiyopya gibi ülkelerdeki sorunlara acil çözüm bulmak için gerekiyor. Tüm kaynaklara göre önümüzdeki aylar sorunun en ciddi olarak görüldüğü Somali de dahil olmak üzere 12 milyon insanın ölmesini engellemek için hayati önem taşıyor.</p>
<p>&#8220;Bu gerçeklik daha kötü olamaz, özellikle de Libya’nın yerle bir edilmesi için ne kadar para harcandığını düşündüğümüz zaman. ABD Kongre üyesi Dennis Kucinich’in cevabı şu şekilde: &#8220;Bu yeni savaş bize yalnızca ilk haftasında 500 milyon dolara mal olacak. Açık ki bunun için finans kaynaklarımız yok ve önemli iç programlara ayrılan fonları kesmek zorunda kalacağız.&#8221; Kucinich’e göre Libya halkına uygulanan zulüm için Kuzey Afrika’da ilk üç haftada harcanan parayla Afrika’da açlıkla mücadele eden on binlerce insan kurtarılabilirdi.&#8221;</p>
<p>&#8220;&#8230;66. BM Genel Konseyi’nin açılış toplantısında Afrika’daki sorun için acil insani yardım çağrısı yapılmamış olması açıkçası pişmanlık verici, bunun yerine Suriye’ye müdahale için zamanın gelmiş olduğundan eminiz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ayrıca son 50 yıldır imparatorluğun tüm şiddeti ve acımasızlığıyla uygulamaya devam ettiği utanç verici ve bir suç unsuru olan Küba karşıtı ablukanın sona erdirilmesi çağrısında bulunuyoruz.”</p>
<p>&#8221; 2010 yılından itibaren, 19 BM Genel Konseyi oylaması Küba karşıtı ekonomik ve ticari ablukanın kaldırılmasından yana bulunarak bu yöndeki evrensel talebi dile getirdi. Tüm duyarlı uluslararası deliller kullanıldığına göre kendi kaderlerini belirlemek ve kendi mutlulukları için mücadele etmek yönündeki kararlılıklarını ortaya koyan Küba halkının asaleti ve cesareti karşısında Küba karşıtı bu tür insafsız eylemlerin, imparatorluğun gösterdiği umursamazlıktan kaynaklandığına inanmak dışında bir seçeneğimiz kalmıyor.”</p>
<p>&#8220;Venezuela olarak Küba halkına karşı uygulanan ablukanın derhal ve koşulsuzca kaldırılmasını ve aynı zamanda yalnızca ABD hükümetinin koruması altında Küba karşıtı yasadışı eylemleri organize ettiği bilenen terörist grupları önleme amacıyla çalıştıkları için ABD’de mahkûm edilen 5 Kübalı terör karşıtı savaşçının derhal serbest bırakılmasını ABD’den talep etmenin zamanının geldiğini düşünüyoruz.&#8221;</p>
<p>“Bizim için çok açıktır ki BM iyileşmiyor ve içeriden iyileşmeyecek. Genel Sekreter, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Başkanları’yla, Libya örneğinde olduğu gibi, savaş kararı alırsa bu organizasyonun şu anki oluşumundan hiçbir şey beklenemez ve reform için daha fazla zamanımız yok.”</p>
<p>“Genel Meclis’in iradesini kasten onaylayamayarak, sırtını ne zaman isterse ülkelerin çoğunluğunun haykırışına dönen Güvenlik Konseyi’nin varlığı dayanılmaz. Eğer Güvenlik Konseyi imtiyazlı üyelerden oluşmuş bir çeşit klüp haline geldiyse Genel Kurul ne yapabilir? Güvenlik Konseyi üyeleri, uluslararası kanunları ihlal ederlerse, Genel Kurulun manevra alanı nerededir?”</p>
<p>“1818’de gelişmeye başlayan yanki emperyalizminden bahseden Bolivar’la açıklarsak, güçlüler hakları ihlal ederken, biz zayıflar kanunlara uyduk. Kuzey kanunları ihlal ederken, yağmalarken ve bizi öldürürken, uluslararası kanunlara saygı gösteren güneyliler, bu biz olamayız.”</p>
<p>“Eğer biz herkes için Birleşmiş Milletleri yeniden kurma yükümlülüğünü üstlenmezsek, organizasyon arta kalan güvenilirliğini yitirecektir. Meşruiyet krizi ta ki BM çökene kadar hızlandırılacak. Aslında bu, onun önceli Milletler Cemiyeti’ne olandır.”</p>
<p>“Çok kutuplu dünyanın barışçıl geleceği bizim sorumluluğumuz. Net söylemek gerekirse dünyadaki insanların çoğunluğunun, bizi yeni bir sömürgecilikten koruması ve evrende dengeye ulaşılması, emperyalizmi ve kibirliliği ortadan kaldıracak.&#8221;</p>
<p>“Bu geniş, cömert ve saygılı çağrı istisnasız dünyadaki bütün insanlara çağrıdır, ama özellikle yakın gelecekte, cesaretle üstlenecekleri göreve çağrılan güneydeki yeni gelişen güçlere yapılmıştır.”</p>
<p>“Latin Amerika ve Karayiplerden bölgelerinde demokrasiyi hâkim kılmaya karar vermiş olan güçlü ve dinamik bölgesel ittifaklar ortaya çıkıyor. Bizi bölen her şeye karşı birleştiren ve dayanışma içine sokacak olan siyasi açılımları yapıyorlar. Bu yeni bölgecilik her türlü farklılığa da açık […] Latin Amerika Halkları için Bolivarcı İttifak ALBA ilerici ve anti-emperyalist hükümetler için tarihsel bir deney olarak yoluna devam ediyor. Uluslar arası kamuoyuna hükmeden yapıya boyun eğmeden ve halkları kardeşçe birleştirerek. Ancak bu gelişmeler ülkelerimizin Güney Amerika Uluslar Birliği UNASUR’u güçlendirmeyeceği anlamına gelmiyor. Bu birliğin amacı Bolivar’ın zamanında “cumhuriyetler ulusu” olarak tanımladığı 12 egemen devleti siyasi bir blok haline getirmektir. Bununla yetinmeyen 33 Latin Amerika ve Karayip ulusu eksiksiz bir katılımla bağımsızlık ve egemenliklerini koruyarak, eşit ve dayanışma içinde uluslar olarak bir araya geliyor. Bolivarcı Venezuela’nın başkenti Karakas önümüzdeki Aralık ayının 2 ve 3’ünde Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğunu (CELAC) kuracak olan Devlet ve Hükümet başkanları toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. ”<br />
Bu derinden mesajlarla Bolivarcı Devlet Başkanı Hugo Chavez’in Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitabı sona eriyor.</p>
<p>AFP Haber Ajansına göre bugün Washington’dan bir haber: ABD Başkanı Barack Obama Çarşamba günü başkan olduğu süre boyunca kayda değer siyasi ve sosyal değişimler yaratıldıkça Küba ile aralarındaki siyaseti değiştireceğini açıklamıştır.</p>
<p>Ne kadar iyi bir adam! Ne kadar da zeki! 50 yıllık ablukanın ve anayurdumuza karşı işlenen sayısız suçun bizi dizlerimizin üzerine çöktüremeyeceğini sonunda anlamış. Küba’da çok şey değişir, ancak bunlar bizim çabamızla değişir, ABD istedi diye değil. Belki de imparatorluğun önce çökmesi gerekir.</p>
<p>Kübalı yurtseverlerin inatçı direnişinin simgesi Küba Beşlisidir. Hiçbir zaman vazgeçmeyecekler! Hiçbir zaman teslim olmayacaklar! Çok kereler yinelediğim Marti’nin sözlerinde olduğu gibi:</p>
<p>“Önce özgür ve zengin bir ülke için çalışacağız, sonra güney ve kuzey denizleri birleşecek, sonunda ise kartal yuvasındaki yumurtadan bir yılan çıkacak.”</p>
<p>Belli ki Florida Mahkemelerindeki hâkim Obama’nın denetimli utancına ışık tutmuş oluyor.</p>
<div id="icerik">
<h4>Fidel Castro Ruz</h4>
</div>
<div> 28 Eylül 2011</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-obama-utanc-6015.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süper Lig’de Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler&#8230;</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/super-lig-transferin-bilancosu-1452.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/super-lig-transferin-bilancosu-1452.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 08:21:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[En Değerli Oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray transfer]]></category>
		<category><![CDATA[Süper lif yabancı oyuncu sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig Transfer açığı]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig transfer bilançosu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Transfer açığı]]></category>
		<category><![CDATA[Transfer bilançosu]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Oyuncu Sayısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5982</guid>
		<description><![CDATA[Süper Ligde Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler. Spor Toto Süper Lig 10 Eylül Cumartesi günü oynanan karşılaşmalarla perdesini 54üncü kez açtı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/super-lig-transfer-bilanco.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5998" title="Süper Lig’de Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/super-lig-transfer-bilanco.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p><strong>Futbol Ekonomi yazılarıyla futbol dünyasına yön veren sevgili dostum Tuğrul Akşar’ın, &#8220;Süper Lig’de Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler&#8221; adlı makalesini sizlerle paylaşıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Hareketli Bir Transfer Dönemi Yaşadık</strong></p>
<p>Spor Toto Süper Lig 10 Eylül Cumartesi günü oynanan karşılaşmalarla perdesini 54&#8242;üncü kez açtı.</p>
<p>Süper Lig ekipleri bu sezona transfere yine hızlı ve hareketli girdiler. Her ne kadar geçmiş yılların transfer yıldızı Fenerbahçe, başındaki şike belası nedeniyle bu sene geçmiş yıllara göre çok daha fazla transfer yapmasa da, bu sene yapmış olduğu 58,6 milyon TL’lık transfer harcamasıyla ilk sırada yer aldı. Fenerbahçe’yi 49,2 milyonluk transfer harcamasıyla Trabzonspor izledi.</p>
<p>Şüphesiz bu sene transferde en spektaküler hareketler Galatasaray’dan geldi. Galatasaray geçen sezon kadrosunda yer alan 19 oyuncuyu gönderirken, takımın başına üçüncü kez geçen Fatih Terim 14 yeni oyuncuyu kadrosuna kattı. Bu transfer hareketinde 48,8 milyon TL harcama yapan Galatasaray, 42.1 milyon TL’lık da oyuncu satımından transfer geliri elde ettiyse de, transfer bilançosu 6,7 milyon TL açık verdi.</p>
<p>Bu sezon transfere çok hızlı giren bir başka ekip de, bu sezon ülkemizi Fenerbahçe yerine Şampiyonlar Ligi’nde temsil edecek Trabzonspor oldu. Trabzonspor deneyimli hoca Şenol Güneş’in liderliğinde bu sezona 18 yeni oyuncu alarak başladı ve bunun karşılığında yaptıkları 49,1 milyon transfer harcamasıyla tam 26.2 milyon net transfer açığı verdiler.</p>
<p>Geçen senenin transfer rekortmeni Beşiktaş bu sezona daha az harcama yaparak girmesine karşın, yeterli transfer geliri elde edemediği için 33.6 milyon TL ile en fazla transfer açığı veren kulüp oldu.</p>
<p>Süper Lig’de transferi artıda kapatan beş kulüpten en fazla transfer geliri elde eden kulüp, dörtyüzbin dolarlık maliyeti olan Emmanuel Emenike’yi 20.8 milyon TL’na Fenerbahçe’ye satan Kardemir Karabükspor oldu.</p>
<p>Süper Lig’de transferi artıda kapatan ve en çok geliri elde eden ikinci kulüp Mustafa Pektemek’i 9.2 milyon TL’na Beşiktaş’a, Orhan Şam’ı da 8.1 milyon TL’na Fenerbahçe’ye satan ve bu şekilde 17.3 milyon TL’lık transfer gelirine ulaşan Gençlerbirliği oldu.</p>
<p><strong>Spor-Toto Süper Lig Transfere En Çok Para Harcayan 6. Lig Durumunda</strong></p>
<p>Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere Spor Toto Süper Lig Avrupa’da transfere en çok para harcayan altıncı lig konumunda yer alıyor. Bu sezon transfere en çok parayı geçen yıl olduğu gibi bu sezonda da yine İngiliz Premier Lig’in harcamış olduğu görülüyor. Premier Lig toplam 558 milyon Euro’ya ulaşan bir transfer harcaması yaparken, Süper Ligimizin harcaması ise 107 milyon Euro civarında. Buna karşın Süper Lig’in oyuncu satımından elde olunan gelirde ise 89.2 milyon Euro’luk gelirle Avrupa’nın en fazla gelir elde eden sekizinci ligi durumunda olduğunu burada belirtelim.</p>
<p><strong>Avrupa’da ilk 10 Lig’de Transfer Harcamaları Gelir Durumu</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-harcamalari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5984" title="Transfer Harcamaları Gelir Durumu" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-harcamalari.jpg" alt="" width="542" height="216" /></a></p>
<p>Süper Lig’in transfer bilançosuna baktığımızda, Süper Lig 17.8 milyon Euro’luk transfer açığı ile Avrupa’da transfer bilançosu açık veren 10 ligden birisi olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Süper Lig 41.2 milyon TL Transfer açığı Verdi</strong></p>
<p>Süper Lig ilk kez bu sene en fazla transfer geliri elde edilen bir sezona merhaba dedi. Başta Galatasaray’ın Arda’yı 27,8 Milyon TL’na Atletico Madrid’e, Fenerbahçe’nin de 23.2 Milyon TL’na Emmanuel Emenike’yi Spartak Moskova’ya, Andre Santos’u 16.2 milyon TL’na Arsenal’a, Mamadou Niang’ı 17.4 Milyon TL’na Al Sadd’a ve Diego Lugano’yu da 6.9 milyon TL’na Paris Saint Germain’e satarak ilave transfer geliri elde ettiklerini görüyoruz. Süper Lig ekipleri bu sezon toplam 248.3 milyon TL transfer harcaması yaparken, 207 milyon TL’ da transfer geliri elde ettiler.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Özellikle çok sayıda yabancı oyuncunun yüksek maliyetle transfer edilmesine karşın, transfer gelirimizin düşük olması, Türk futbolunun “cari açığını” giderek artırıyor.</strong></p>
<p><strong>Süper Lig 2011-12 Transfer Bilançosu</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-bilancosu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5985" title="Transfer Bilançosu" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-bilancosu.jpg" alt="" width="545" height="362" /></a></p>
<p><strong>Her İki Liradan Bir Lirasını Yabancı Transferine Harcadık</strong></p>
<p>Süper Lig yapmış olduğu 64 yeni yabancı oyuncu için 133.766.000 TL harcama yaparken, bunun karşılığında 93.808.000TL’lık da yabancı oyuncu satımından gelir elde etmiş durumda.</p>
<p>Süper Lig’in toplam transfer harcamasının %53.8’i, yani 133.7 milyon TL’lık kısmı yabancı oyuncu transferine giderken, yabancı oyuncu satımından elde olunan gelirlerin toplamı ise toplam transfer gelirinin %28,8’ine ulaşmış görünüyor.</p>
<p><strong>Kısacası, Süper Lig’de takımlarımızın transfere harcadığı her iki liradan bir lirası yabancı oyuncu transferine gitmiş durumda.</strong></p>
<p>Bu sezon kulüplerimizin yabancı oyuncu transferine bakıldığında ise; kulüplerimizin bu sezon 64 yabancı oyuncu transferi yaptığı görülüyor. Bu sayı 2011-12 sezonunda transfer edilen toplam oyuncu sayısının yüzde yirmi dördüne karşılık geliyor. Yani transfer edilen her dört oyuncudan birisi yabancı oyuncu konumunda. Bu transferlerle Süper Lig’de yabancı oyuncu sayısı 174’e ulaşmış durumda. Bugünkü haliyle Süper Lig’de oynayan yabancı oyuncu sayısı toplam oyuncu sayısının yüzde otuz beşini oluşturuyor. Geçen sezon bu oran yüzde 28’di.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Yabancı oyuncu sayısının Süper Lig’de giderek artması, yerli yeteneklerimizin forma bulma şansını giderek azaltıyor. Bunun olumsuz yansımasını ise milli takımın gerileyen futbolunda görüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Yurtdışından Yaşlı Oyuncu Transfer Ediyoruz!</strong></p>
<p>Bu sezon itibariyle Süper Lig kulüplerinin yaptığı 64 yabancı oyuncu transferi sonucunda Süper Lig’de top koşturan yabancı oyuncu sayısı 174’e ulaşmış durumda. Yabancı oyuncu sayısının toplam oyuncu sayısına oranı ise %34.5 düzeyinde.</p>
<p>Süper Lig’de oynayan yerli ve yabancı oyuncuların ortalama yaşlarına bakıldığında, Süper Lig’de yer alan 174 yabancı oyuncunun yaş ortalaması 26,5 civarındayken, yerli 337 oyuncunun yaş ortalamasının 24,8 civarında olduğu görülüyor. Buradan çıkartılabilecek en önemli sonuç: Takımlarımızın genellikle yurtdışından daha yaşlı oyuncu transfer ettiğidir. Şüphesiz ki, bunun çok önemli nedenleri olabilir ama bu durum “yaşlı yabancı oyuncu” gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p><strong>Süper Lig’de Yerli Ve Yabancı Oyuncu Sayıları</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/yerli-yabanci-oyuncu-sayilari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5986" title="Yerli Yabanci Oyuncu Sayilari" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/yerli-yabanci-oyuncu-sayilari.jpg" alt="" width="545" height="625" /></a></p>
<p>Yukarıdaki tabloya göre en yaşlı oyuncuları kadrosunda bulunduran kulüpler olarak ilk etapta gözümüze çarpanlar: Karabükspor, Antalyaspor, Eskişehirspor ve Galatasaray.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Yurtdışından yaşlı ve kariyerinin sonuna gelmiş oyuncu transfer ediyoruz. Bu nedenle genç yeteneklerimizin önünü kesiyoruz.</strong></p>
<p><strong>Süper Lig’de En Değerli Yabancı Oyuncular Dört Büyüklerde</strong></p>
<p>Süper Lig’de top koşturan en pahalı bonservis bedeline sahip 13 oyuncu dört büyük kulüpte yer alıyor. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’da yer alan bu oyuncuların toplam bonservis bedelleri 297 milyon TL’na ulaşıyor. Bu oyuncuların yaş ortalaması ise 28,1 civarında görünüyor.</p>
<p><strong>Süper Lig’de En Değerli Oyuncular</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/en-degerli-oyuncular.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5988" title="Süper Lig 'de En Değerli Oyuncular" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/en-degerli-oyuncular.jpg" alt="" width="542" height="293" /></a></p>
<p><strong>Transferden Aslan Payını Üç Büyükler Alıyor</strong></p>
<p>Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sezon yapılan transferlerde de yine aslan payını üç büyük kulüp almış durumda. Buna göre Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin toplam transfer harcamaları 143.886.400 TL’na ulaştı. Üç büyüklerin bu sezon transfere harcadıkları para, Süper lig transfer harcamalarının yüzde elli sekizini oluşturuyor. Bu tutar ve yüzde rekabetçi dengenin büyükler lehine haksız rekabet üstünlüğü olarak yansıdığını bize gösteriyor.</p>
<p>Diğer iki şampiyon Kulüp Trabzonspor ve Bursaspor’u da üç büyüklere eklediğimizde, bu beş takımın transfer harcamaları toplamı 216.734.000 TL’na ulaşıyor. Bu tutar, Süper Lig transfer harcamalarının %87’sini oluşturuyor. Bu durumda, Süper Ligde rekabetçi dengenin, dengede rekabeti sağlamaktan uzak olduğunu gözlemliyoruz.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: transfere en çok parayı harcayan kulüplerin aynı zamanda Süper lig’in en borçlu kulüpleri olduğunu da dikkate aldığımızda, transfer konusunda kısa süre içinde mutlaka bir düzenlemeye gidilmesi gerektiği açıkça görülüyor.</strong></p>
<p><strong>Her Üç Yabancıdan Birisi Oynuyor</strong></p>
<p>2010-11 sezonu verilerine göre geçen yıl Süper Lig’de yer alan takımlar kadrolarında tuttukları yabancı oyuncuların sadece %30’unu oynatmışlar. Bir başka ifadeyle kulüpler ellerindeki her üç yabancı oyuncudan sadece birini ilk on birde değerlendirmişler. Bir sezon boyunca oynayan yabancı oyuncu yüzdesi ise %35 civarında gerçekleşmiş.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Transfer edip kadromuzda tuttuğumuz yabancı oyuncuları verimli olarak kullanmıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Hatalı Transfer Politikası Türk Futbolunu Başarısızlığa Mahkum Ediyor</strong></p>
<p>Bugün Türk futbolunun içinde bulunduğu en önemli finansal sorunların ana kaynağını “hatalı transfer politikaları” sonucu oluşan kümüle zararlar oluşturuyor. Son on yılda kulüplerimizin yapmış olduğu transfer harcamalarının toplamı 2.5 milyar TL’na ulaşmış durumda. Bu transferlerin yüzde seksenbeşini de yabancı oyuncu transferleri oluşturuyor. Bu transfer harcamalarına karşın aynı dönemde sattığımız oyunculardan elde ettiğimiz transfer gelirlerimiz ise 240 milyon TL civarında. Yani toplam harcamalarımızın ancak yaklaşık yüzde onluk kısmını buradan karşılayabilmişiz. Geri kalan ise Türk futbolunun “cari açığı”dır ve bu açık hızla ekonomide olduğu gibi Türk futbolunu tehdit ediyor. Özellikle izlenen yanlış transfer politikalarının kaçınılmaz sonucu kendisini kulüplerin finansal tablolarında somutluyor. Çok ciddi zararlara yol açıyor. Hatalı transferler kulüplerin kaynaklarını eritiyor.</p>
<p>Buna bağlı olarak futbol kulüplerimiz <strong>1) İşletme sermayesi açığı, 2) Öz kaynak açığı ve 3) Likidite açığı veriyor.</strong> Bu üç açık sonuç olarak, futbol kulüplerimizin mali yapılarında tedavisi mümkün olmayan hasarlara yol açıyor. Bu olumsuzluk, kulüplerin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını karşılamakla yetersiz kalmasına; bu nedenle faaliyetlerinin finansmanında hızla yabancı kaynağa özellikle de banka kredilerine yönelmek durumunda kalmalarına neden oluyor. Bu bağlamda <strong>bugün dört büyük kulübün banka borçları toplamı 1.5 milyar TL’na ulaşmış durumda.</strong></p>
<p><strong>Süper Lig Yabancı Çöplüğüne Dönmüş Durumda</strong></p>
<p>Transferde herhangi bir kısıt bulunmaması transferin kalitesini olumsuz etkiliyor. Genellikle yaşlı ve kariyerinin sonuna gelmiş oyuncuların son duraklarının Türkiye olması, kulüplerin salt parasal kaygılar içinde hareket ederek, bu konuda selektif bir politika izlememeleri, bir yandan kulüplerimizi maddi sıkıntıya sokarken, diğer taraftan Süper Lig’i adeta bir yabancı oyuncu çöplüğüne dönüştürüyor. Bu ise altyapıdan yerli ve yeni oyuncu gelmesinin önünü kesiyor. Altyapıdan yetenekli oyuncuların yeterince çıkmaması ve yetenekli Türk oyuncuların yeterince kadro şansını bulamamaları, uzun vadede Türk futbolunun sportif rekabet gücünü düşürüyor, Avrupa’da ve Dünya’da irtifa kaybetmesine neden oluyor. Milli Takımımızın futbolunun gerilemesine yol açıyor. Nitekim milli takımlar bazında performansımıza bakıldığında FIFA sıralamasında 2000 yılının gerisinde kaldığımızı görüyoruz.</p>
<p><strong>Süper Lig’de Rekabetçi Denge Bozuluyor</strong></p>
<p>Hatalı transfer politikalarının bir başka olumsuz sonucu da; transferin Süper Lig’de haksız ve dengesiz rekabetin artmasına ortam hazırlayan bir yapı içinde olmasıdır…Yapılan transferlerin yüzde seksen yedisinin beş kulüp tarafından gerçekleştiriliyor olması Süper Lig’de kulüp kadrolarının kalitesi konusunda ciddi uçurumlara yol açıyor. Özellikle transfer pastasında aslan payını İstanbul triosunun yüzde elli yediyle alması kaynakların dengesiz dağıtıldığını ve kulüpler arasında ciddi gelir dağlımı dengesizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu ise Süper Lig’de rekabetçi dengenin, dengede rekabeti sağlamaktan uzaklaşmasına neden oluyor. Bunun orta ve uzun vadedeki kaçınılmaz sonucu ise futbol kalitemizin düşmesi ve rekabet gücünün yitirilmesi olarak gerçekleşiyor. Bu nedenle de transfer politikalarının hızla gözden geçirilmesi ve buna ilişkin sıkı düzenlemelerin futbol otoritesi tarafından yapılması gerekiyor.</p>
<p>Bu konuya çözüm önerilerimizi ise bir başka yazıda ele alacağız.</p>
<p><strong>Tuğrul AKŞAR/ 12 Eylül 2011</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/super-lig-transferin-bilancosu-1452.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazlı Dekoderler I</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 15:39:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş bilançosu]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş gelir Tablosu]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş'ın Mali durumu]]></category>
		<category><![CDATA[CL geliri]]></category>
		<category><![CDATA[Dekoder]]></category>
		<category><![CDATA[Dekoder almak]]></category>
		<category><![CDATA[Deloitte]]></category>
		<category><![CDATA[Demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Financial Fair-Play Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Gazlı Decoderler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Dekoder Almalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Noat Samisa]]></category>
		<category><![CDATA[NoatSamisa]]></category>
		<category><![CDATA[Sporda Şiddet ve Düzensizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Transfer dönemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demirören Beşiktaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5936</guid>
		<description><![CDATA[Erdoğan Beyin oğlu Yıldırım Demirören'i hiç bir zaman kendi Başkanım olarak da görememiştim! Bir türlü de göremiyorum! Beşiktaş Decoderler ve NoatSamisa makalesi ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-5968" title="Yıldırım Demirören" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/demiroren-gazli-dekoderler-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></p>
<h1><span style="color: #333399;">Gazlı Dekoderler I </span></h1>
<p><span style="color: #333399;">Aslında BJK Yönetim, Divan ve Kongre üyelerinin bir kısmı ( Ki bunlar ne yazık ki aktif olanlar !) Beşiktaş&#8217;ın karanlığa doğru hızla gitmesine karşı kayıtsız ve umursamaz tavırları üzerine uzun zamandır kendimi Beşiktaş&#8217;tan uzaklaşmış hissediyorum.</span><br />
<span style="color: #333399;"> Zaten Erdoğan Beyin oğlu Yıldırım Demirören&#8217;i hiç bir zaman kendi Başkanım olarak da görememiştim! Bir türlü de göremiyorum!</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Belki düzeltebilecegimiz bir iki konu olur diye tenkitlerde bulunduk bolca&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Ama kimsenin özellikle yönetimde koltuk kapmaya çalışan ama bir yandan da her fırsatta Yıldırım Beyin aleyhine konuşan kişiler hiç rahatsız olmadılar&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Hep şirin olmaya ve duymamaya çalıştılar&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Canları sağolsun gün gelir hepsi yarattıkları eserleriyle övünürler !!!</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Yine de birileri caba sarfediyor işte bunlardan bir tanesi olumlu saptamalarla birilerinin düşünmesini sağlamaya çalışıyor&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Ben kendisini yüz yüze hiç görmedim&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Güzel bir Bloğu var NoatSamisa diye&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Güzel de yazıları var&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Kendisi Gaza dikkati çeken bir Dekoder yorumu yapmış&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Bu yazı okuyup ilham alan yine tanımadığım ama gerçeklerden bahseden bir başka spor ruhuyla dolu Futbolsever Kerem Akbaş güzel bir mali analizini yapmış Yıldırım Bey&#8217;in &#8230;.</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Emeklerine katkı olsun diye buradan sizlerle sırasıyla paylaşıyorum&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">HT </span></p>
<h1>Neden Dekoder Almalıyız? / Noat Samisa-Blog</h1>
<p>Haftasonu ülkemiz zirve ligi başlıyor, ama olabildiğince tatsız şekilde. Etrafta suni bir heyecan havası yaratma gayesi seziliyor ve galiba bunun adına pazarlama diyorlar. Reklamı yapılan şey futbol değil, başka bir şey. Kendi adıma heyecanı öldüren de birilerinin şike yapmış olması ihtimali değil. Daha çok sıkışık şartlar altında yürütülen süreç ve insanlarda çoklukla görülen, yer yer illallah dedirten adaletsiz adalet beklentisi heves kırıcı. Buna liglerin anlamsız ertelenişi ve gündemin bu sayede fazlaca spekülasyonlara odaklanması, daha da çok sıkıntı yarattı. Bir ihtimal, oynanacak futbol maçları bu sentetik havayı biraz olsun nemlendirebilir.</p>
<p>Bu sıradışı günlerde olağandışı olmayan şeylerden biri, yöneticilerin bolca konuşmasıydı. Heves kırıcı cümleler arıyorsanız, adresi genellikle futbol yöneticisi, özellikle de başkan zevatın iki dudağının arasıdır. Futbolcular sahada oynarken de çok konuştuklarına şahit oluyorduk. Transfer dönemleri &#8221;yaz ligi&#8221; olarak anılıyor ve burada takım elbiseliler mücadele veriyorlardı, ama fazlasını da gördük. Meydan tümüyle onlara kaldı, hep onlar konuştular. Bir ara milli maçlar vesilesiyle futbolcular konuşmaya kalktı, ortalık karıştı! Tüm bu garabet günlerinde bir özel açıklama vardı ki, benim sinirlerimi yerinden oynattığı kadar arka planıyla da adeta eşgüdüm içerisinde yürütülen ülkemiz futbol politikasının önemli bir ayağının irade beyanıydı:</p>
<p><strong>&#8221;&#8230;Futbol ailesinin tek amacı vardır; yere düşmüş olan futbolumuzu ayağa kaldırmak. Bu her futbolseverin de birinci vazifesidir. Maç fazlalığı, derbi maçların fazla oynanması, bu canlılığı tekrar geri getirecektir. Kişiler geçicidir, kulüpler kalıcıdır; herkesin dekoder alarak kulübüne sahip çıkması gerektiğine inanıyoruz.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Yıldırım Demirören &#8211; 24 Ağustos 2011</strong></p>
<p>Pekala bu sözlerin doğrudan doğruya sürece dahil olduğu iddia edilen ligin ticari haklar sahibi Digiturk&#8217;ün sözcüsü olarak söylendiği anlaşılabilir. &#8216;Maçlar kirli şekilde kazanılıyor!&#8217; veya &#8216;Bu ortamda maç falan izlenmez!&#8217; algısına karşı sorunun muhataplarından birinin kriz çözücü beyanatı olarak da yorumlanabilir. Nihayetinde yukarıdakiler futbolun oynanmasından maddi kazancı olanlar haricinde onaylanır, kabul edilir sözler değildir. Fakat bu kadar da değil, fazlası var. Yıldırım Demirören, federasyon binasında gerçekleştirilen kulüp başkanları toplantısından çıkarken yalnızca mağdur olarak addedilenlerin sözcülüğü yapmıyor, yıllardan bu yana süregelen ve artık ayyuka çıkan bir politikayı farkındalık içerisinde ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Tüm Pastayı Kim Yedi?</strong></p>
<p>Bu politika, çuvaldızı aniden kulüplere batan, vaktiyle burada şiddetle karşı çıktığımız Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Kanunu&#8217;na dair yapılan yeni düzenlemenin de temelini teşkil etmekte. Yeni naklen yayın ihalesi ve dünyanın multimedia hususunda geldiği nokta, geçen yüzyılda benzeri bir faaliyeti gerçekleştirmesi imkansız olan Türk kulüplerini artık bambaşka bir yörüngeye oturttu. Değişken ve istikrarsız yapılarıyla kendilerine kötü şöhret edinen kulüplerimizin bir stratejesi olabileceği pek kabul görmeyebilir, ama elde bazı bulgular var. Açıkça bir çerçeve çizilerek, pasif ve izole bir taraftarlık kurumu inşa etme emeli açığa vuruluyor. Bunun da dayanağı, kulüplerin gelir tablolarında gizli:</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5948" title="Beşiktaş Gelir Pastası" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi1.jpg" alt="" width="400" height="255" /></a></p>
<p>Yukarıdaki grafik, Beşiktaş Futbol Şubesi&#8217;nin bir önceki sezon resmi kayıtlara geçen 58 milyon avroluk gelirini üçe bölünmüş halde gösteriyor. Deloitte&#8217;in Money League araştırmasında kullandığı yöntem de aynen bu şekilde, kulüp gelirleri üçe bölünmüş halde yayınlanır. Beşiktaş&#8217;ın bilançosunda ayrı bir kalemde değerlendirilen CL ve EL katılım hakkı gelirleri de yayın hakkı içinde değerlendilir. Ticari gelirlerse sponsorluk, isim hakkı ve lisanslı ürün satışı kalemlerini kapsarken, stadyum gelirleri ise loca, kombine bilet ve maç hasılatı gelirlerinin toplamı olarak gösterilir. UEFA da Financial Fair-Play Kuralları&#8217;nda bu yordamı kullanarak kulüpleri kategorize edecek.</p>
<p>Bu tabloda dikkate değer hususlar, kasada CL geliri olması ve henüz TSL yayın ihalesinin eski haliyle devam ediyor olması. Stadyum gelirinde ise bilet fiyatlarında 25 liradan 90 liraya kadar sezon içi dalgalanma yaşanmasıyla birlikte satılan 8 bin üzeri sezonluk bilet var. Bu halde tribüne gidenlerin Beşiktaş&#8217;a kazandırdığı bedel, takribi 9 milyon avro.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi-011.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5949" title="Gelir Tablosu" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi-011.jpg" alt="" width="400" height="255" /></a></p>
<p>İkinci grafik ise henüz geçtiğimiz sezonun 12 aylık finansal tablosu açıklanmadığından, karşılaştırmalı şekilde verilen 9 aylık bilanço üzerinden oluşturuldu. Bu tabloya dair dikkate alınması gereken en önemli husus yayın gelirlerinde. CL gelirinin olmaması ve Europa League&#8217;den kazanılan 8.4 milyon avronun henüz yalnızca 1.5 milyon avroluk kısmının tahsil edilmiş olması ve ayrıca TSL yayın gelirlerinin artması. Bu üç etken, işi biraz karmaşık hale getiriyor. Elbette, hal buyken iki tabloyu kıyaslamak sağlıklı olmaz. Tüm veriler açıklandığında bir kez daha değerlendirmek gerek. Fakat şu halde dahi, yani geçen yıla göre CL &#8211; EL farkı olarak 8 milyon avro gelir farkı varken ve Türkiye içi yayın gelirleri, TSL&#8217;de daha iyi bir konum elde edilmemesine rağmen artmışken ve bir önceki sezona göre yaklaşık 5 bin fazla ve zamlı kombine bilet satılmışken, stadyum gelirlerinin toplamdaki payı ancak %22&#8242;ye ulaşabiliyor. Tahminen 12 aylık tablo açıklandığında bu oran da gerileyecek.</p>
<p><strong>Fransa, İtalya ve Türkiye</strong></p>
<p>Deloitte&#8217;in açıkladığı rakamlara baktığımızda, Beşiktaş&#8217;ın mevcut gelir pastasına birebir benzeyen yüksek kazançlı kulüpler Roma ve Marseille. Bu kulüplerin gelirlerinin yarısına yakını, Beşiktaş gibi naklen yayından. Stadyum gelirleri de aynı şekilde %15-%20 bandında seyretmekte ve bu bir tesadüf değil. Alman kulüpleri, Avrupa&#8217;nın kalanından farklı olarak ağırlıkla ticari gelirlerden büyük kazanç elde ediyorlar. Stadyumlar dolu ve gelirlerdeki payı mutlaka %30&#8242;un üzerinde. Bu da onları naklen yayın geliri bağımlılığından kurtarıyor. İspanya&#8217;da çok karmaşık bir durum, uçurum var. İki büyük tüm parsayı toplarken, aşağıdakilerin elinde fazla bir şey yok. Elde ettikleri gelirin kendi içindeki dağılımını tartışmak bu yüzden abes.</p>
<p>İngiltere&#8217;deyse stadyum gelirleri vazgeçilmez bir gelir kalemi. Hele ki United ve Arsenal gibi kulüpler için naklen yayın gelirinden dahi önde bir önem arz ediyor. Roma ve Marseille&#8217;in dahil olduğu Fransa &#8211; İtalya &#8211; Türkiye bandı ise benzer ekonomik yapılarla icraatlerini sürdüyorlar. Bu üç ülkede ortak özellik, stadyumların kulüplerin değil devletin olması ve bu sebeple stadlara yatırım sürecinin yavaş ilerlemesi. Mevcut yapıların eski olması. Fransa ve İtalya&#8217;nın yakın dönemde şampiyona alma isteklerinin arkasında, ki Fransa aldı, inşaatlar başladı, stadyumları tıpkı Almanya gibi topyekun yenileyerek arkada kaldıkları yarışta atılım yapma arzuları da önemli bir yer kaplıyordu. Aynısı bizim Euro 2016 adaylığımız için de söylenebilir. Fakat bir başka şerh de bu noktada koyulmalı. Çünkü sakil ortam, bizi bakış açımızı değiştirmeye zorluyor.</p>
<p><strong>Pasif&#8217;ler, Aktif&#8217;e Karşı</strong></p>
<p>Şurada bahsi geçen verilere göre Beşiktaş, geçen sezona göre yaklaşık 10 bin az sayıda kombine bilet satmış. Zamla birlikte değerlendirdiğimizde kazancın geçen yıla göre ancak 3&#8242;te 1 oranından biraz fazla olacağı öngörülebilir. Bu farkın da yarattığı eşitsizlik, yaklaşık 4 milyon avroya tekabül ediyor; yani Julio Alves&#8217;in bonservisinin yarısının biraz fazlasına! Konulan tepkilerin, serzenişlerin Beşiktaş&#8217;a maliyeti bu. Devasa paraların uçuştuğu futbol ortamında dahi hiç az bir para değil, hele ki nakit sıkıntısı/rahatlık sağlaması sebebiyle fonla ilişki kuran bir kulüp için hiç mi hiç az değil; fakat yayın gelirinin yanında devede kulak kalıyor. Üstelik protesto derdi yok, saha kapama derdi yok. Her şey gayet steril. İhale sonucu ortaya konulan garanti para kılçıksız, dertsiz, tasasız elde ediliyor. Bir sıra üstte bitirirseniz biraz fazla, alta inerseniz biraz az. Eh, Beşiktaş da ilk 10&#8242;un altına düşecek değil. Bir &#8211; beş bandında seyredeceği neredeyse garanti.</p>
<p>Zaman zaman yapılan &#8221;futbolseverin gücü&#8221; temalı tartışmalarda, eğer play-off sistemi de dahil, esas güç sahibi Digiturk ise muhakkak rakamlar ve tablolar gündeme gelmeli. Aktif futbolsever olarak adlandırılabilecek kesim, kombine bilet zamları üzerine kafa patlatırken, yurdun dört bir yanında dekoder satın alan pasif futbolsever olarak niteleyebileceğimiz zümrenin yanında artık azınlıkta kalıyor. Yerelliğin ülke futbolundan uzak olması, arabayı üç atın çekmesi, Kayseri&#8217;de 1 TL&#8217;ye satılan bilet, İBBSpor&#8217;un stadyumdan sıfır kazancı gibi ekler de bu yapıyı betonlaştırıyor. Tüm bu yapı, aynı zamanda Sporda Şiddet Yasası&#8217;nın da en temel dayanağı. Bugün gelinen noktada Yıldırım Demirören, kulüplerin mevcut yasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi isteğini dillendiriyor. Tabii ki bu maddeler, tribünlerle ilgili olanlar değil.</p>
<p>Aslında -neredeyse- her şey, önümüzde duran verilere uygun. Beşiktaş özelinde baktığımızda kombine bilet zammıyla kaybedilen para, sözkonusu mevcut yayın ihalesinin zarar görerek iptali ise tümüyle anlamsız. İhale ile vaat edilen garanti bedelin azalması ya da Fenerbahçe&#8217;nin olası küme düşmesi ile kartların yeniden karılacak olması, kulüplerin kasaları için tribünlerin tümüyle boşalması ihtimalinden daha önemli. Ülkedeki ortam ve taraftarlık konjoktürü, bunu işaret ediyor ve Demirören&#8217;ler de kombine satışları facia durumdayken &#8221;dekoder alın&#8221; diyorlar, &#8221;kombine alın&#8221; değil.</p>
<p><strong>Sonuçlar</strong></p>
<p><strong>1- Futbolun aktörü taraftar,</strong> artık yerini &#8221;futbolun aktörü tv başındaki taraftar&#8221;a bıraktı. Stadyumda bulunmanın zamlar, ortam, kanunlar ve uygulamalarla zorlaştırılması bir yana, stada gitmeyip evde maç izleyen küskünler bile aslında bu düzene hizmet ediyor. Kendilerinden isteneni yapmış oluyorlar.</p>
<p><strong>2- Mevcut naklen yayın ihalesi ve benzeri ihaleler, </strong>&#8221;futbolun değeri&#8221; değildir. Böyle bir değeri ancak çok çeşitli normlar ölçebilirsiniz ve objektif bir yöntemi yoktur. Sportif başarı en iyi ölçek olabilir, fakat ortaya konulan para, tümüyle ticari bir sonuçtur.</p>
<p><strong>3- Aktif &#8211; Pasif Taraftar ayrımı önemli.</strong> Aktif taraftarın kafası eziliyor, çünkü Pasif&#8217;e göre Aktif&#8217;in getirdiği kazanç hem az, hem de bu kesim sıklıkla baş ağrıtıyor. Taraftar örgütlenmesi olmayaşına ya da muktedirlerin tahakkümü altına girişlerine bir de buradan bakılabilir, hele ki bu çağda. Bu vaziyet sürerken, sesini duyuran taraftarın dikkate alınmasını beklemek hayalcilik.</p>
<p><strong>4- Örgütlenmenin çok zayıf olduğu ülkemizde</strong> tüm bu olan-bitenin mağdurları olan futbolcu ve taraftarların bir birliğinin olması, muhakkak pek çok şeyi bundan daha kötü yapmazdı. Kabul, gaz verecek değilim ve hayal satmaya da niyetim yok. Futbolcular umarım bu örgütlenme işini becerecekler, fakat Türkiye&#8217;de futbol takipçilerinin bunu yapabilme ihtimali neredeyse sıfır. Nitekim yerleşik futbol kültürü kutuplar, karşıtlıklar üzerinden ilerliyor. Zaten taraftar örgütlenmesinden evvel, mevcut ortamın esas aktörü artık aktif taraftar değil; bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor.</p>
<p><strong>5- Şu halde Aktif Taraftar&#8217;ın çıkış yolu,</strong> Fransa &#8211; İtalya &#8211; Türkiye bandı meselesi üzerinden pazar üzerindeki hakimiyetini artırmak olabilir. Son ihaledeki artışın bir kötü yansıması da budur. Dünyanın en pahalı bileti satılan stadlarımızın modernleşmesi halinde sanırım daha fazla zam mümkün olamaz. Bunu Beşiktaş&#8217;ın kombine satışlarında görebiliyoruz, bu piyasanın da bir eşiği var. Stadyuma gitmenin bir cazibesi olması, her ne kadar yaptırım noktasında umut verici olmasa da mevcut durumu iyileştirebilir. Kapasite artışıyla gelir patlaması yaşanması orta vadeli bir sürece gereksinim duyuyor ve zaten halihazırdaki tavır, kesinlikle buna hizmet etmiyor.</p>
<p><strong>6- Kombine almamak,</strong> bilet almamak kulübe yönelik iyi bir protesto gibi görünse de kulüp yönetimlerince dikkate alınmaması, vahşi düzenin destekçileri işbaşında olduğundan anormal değil. Zira gerektiğinde, sözkonusu şov ise Demirören çat diye 4.3 milyon doları ortaya koyabiliyor. <span style="color: #000080;">( Buraya bir not koymak istedim; Hiç bir zaman kendi ceplerinden para vermemişlerdir ! HT )</span></p>
<p>Bana, bize düşen, TV&#8217;de görünenin çıplak gözle seyredilen futbolun imitasyonu olduğunu anlatmak olabilir. Bu ülkede çok güçlü bir sessiz çoğunluk var, başlıktaki &#8221;Neden Dekoder Almalıyız?&#8221; sorusunun cevabını da onlar veriyorlar. Demirören&#8217;ler bilinçli cümleler kuruyorlar, biz de Cesur Yeni Futbol Dünyası&#8217;nda kendimize belirlediğimiz konumda yaşıyoruz.</p>
<p>Bu tatsız yazıyı Sait Faik bitirsin isterim:</p>
<p>&#8221;Öyle hayaller kurardı ki, hakikat olmamaları için hiçbir sebep yoktur. Kendi kendine derdi ki:</p>
<p>Bu kurduklarımı hakikat yapmak için insanların biraz daha iyi olması yetmez mi?&#8221;</p>
<p><strong>Noat Samisa /</strong><strong>09.09.2011</strong></p>
<p><a title="Gazlı Decoderler ve Beşiktaş Demirören Muhasebesi" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/gazli-decoderle-besiktas-45699.htm"><strong>Yukarıdaki Decoder konulu makale sonrası spor ruhuna sahip gerçek bir başka gerçek futbolsever </strong><strong>Kerem Akbaş&#8217;ın  Beşiktaş&#8217;ın Muhasebesiyle ilgili okunması gereken yazısı !</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkut Tekin ve Aziz Yıldırım gider futbol temizlenir mi?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erkut-tekin-ve-aziz-yildirim-gider-futbol-temizlenir-mi.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erkut-tekin-ve-aziz-yildirim-gider-futbol-temizlenir-mi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 20:30:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[şike]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım şike]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Erçakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak katili]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Şifre]]></category>
		<category><![CDATA[temiz futbol]]></category>
		<category><![CDATA[TFF]]></category>
		<category><![CDATA[YSK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5838</guid>
		<description><![CDATA[Aziz Yıldırım gider futbol temizlenir mi...Tıpkı Aziz Yıldırım gibi. Sistem, yerine koyar birini ve futbol temizlenir birden…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/BirGun-Gazetesi-1.jpg"><img class="size-full wp-image-5859 alignnone" title="BirGun-Gazetesi-1" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/BirGun-Gazetesi-1.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p>BirGün Gazetesi yazarlarından Sevgili Erkut Tekin&#8217;in yazılarını sürekli okurum. Sevgili dostum rahmetli Alp Can&#8217;ın BirGün Gazetesi spor müdürü olup spor dünyasına kazandırdığı isimlerden olan Erkut Tekin&#8217;in çizgisi hep aynıdır. Çizgi eğrilmez ve her olaya objektif yanaşır.<br />
Onun için bazen hangi takımı taraftarı olduğunu bile bizlere unutturur.<br />
Şimdi bile sorsanız Erkut hangi takımı tutar diye hemen vereceğim cevap ; Çanakkale Dardanelspor olur herhalde <img src='http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İşte Erkut Tekin&#8217;İn son yazısı;</p>
<h1>Aziz Yıldırım gider futbol temizlenir mi?</h1>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/erkut-tekin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5860" title="erkut-tekin" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/erkut-tekin.jpg" alt="" width="179" height="242" /></a>Hastalıklı yapılar üzerinde yükselttiğimiz her ne varsa bir bir yıkılıyor farkındaysanız. Ve her yıkıntının altında kalan yine bizler oluyoruz ister istemez. Bakmayın siz bu son olaylarda kelli felli bazı başkan ve yöneticilerin yerle yeksan edilmelerine. Onlar gözden çıkarılmış eskilerdi sadece!</p>
<p>Bu ülke; sağlıktan eğitime, sanattan kentleşmeye, siyasetten spora yıkılmaya hazırdır daima. Ki; bol bol yıkılmışlığı da vardır geriye dönüp baktığınızda.</p>
<p>Bir bakarsınız, yeni doğum servisinin birinde bebeler ölür ardı ardına herhangi bir hastanede. Bebeler ölür ama devlet dimdik ayaktadır ilk gelen haberlerde peşinen. Araştırılıp, sorumluları cezalandırılacaktır açıklaması gelir ardından. Birkaç doktorun kulağı çekilir, belki başhekimin tayini çıkar, ölen öldüğüyle kalır…</p>
<p>Bir başka zaman, bu kez de sınava giren gençlerimiz tarumar edilir. Yıllar boyu emek vererek hazırlandıkları sınavda, şifrelere takılır gelecek kaygıları. Bu şifreyi kimin ya da kimlerin yaptığı bile bulunamaz. Çünkü faili meçhullerin ülkesiyizdir biz. Bilinse de bulunmaz. Tıpkı Madımak katili Cafer Erçakmak’ın asla bulunamadığı gibi! Birkaç memura yol verilir, olan çocuklarımıza olur…</p>
<p>Sonra bir gün sahnede sanatçılar hedef alınır. Kürtçe söylemenin bedelidir bu! Oysa “caz” yapıyordur sahnedekiler. Cazcı kardeşler “Milliyetçi Kardeşler” oluverirler bir anda. Hani milliyetçilik için “gaz” anlaşılır bir şeydir belki ama “caz” ne ola ki? Sanatçı yuhalanır, sahneden uzaklaştırılır… Hatta bazen Ahmet Kaya örneğinde olduğu gibi vatanına hasret can verir gurbette. Ya da Ruhi Su gibi tedavisine engel olunur çabuk ölsün diye… Sonra Kültür Bakanı, çıkar açıklama yapar: “Sanatçılar baş tacımızdır”…</p>
<p>Başka bir gün gürültüyle uyanır bütün Marmara. Toprak çatırdar altında. Halkımızın başını soktuğu dam, kirasını ödediği ev yoktur artık. Deprem, alıp götürür canını, malını, her şeyini. Aslında herkes biliyordur oturduğu evin durumunu. En çokta vergisini tıkır tıkır alan belediyeler biliyordur! Ama ihale birkaç fen memuruna ve Veli Göçer gibi bazı müteahhitlere kalır. Hayat akar Marmara’da…</p>
<p>Günler bitmez ki bizde. Bir gün seçim yapılır ve o seçim için cezaevlerinden adaylar da talepkar olurlar seçilmeye. Devletin en yetkili kurumuna sorarlar, “seçilmemiz için bir engel var mı” diye. “Yok” der YSK. Sonra seçim yapılır. Bizim tutsaklar, bir anda bizim vekillere dönüşürler seçmenin tercihiyle. Bavullarını toplarlar ama bir türlü çıkamazlar o cezaevinden. Çünkü YSK, vazgeçmiştir kararından. Olan seçmenin oyuna olur gibi görülse de ilk başta, asıl olan, koç gibi gençlerimize olur Diyarbakır’ın dağlarında!</p>
<p>Sağlığın, eğitimin, sanatın, kentleşmenin ve siyasetin bu kadar çarpık hüküm sürdüğü bir memlekette spor doğru gelişir mi hiç? Gelişmez elbette…</p>
<p>Ta ki; bir Pazar günü sabahında, futbolun bambaşka bir yüzüyle karşılaştığımızda fark ederiz bu çarpıklığı. Dünyanın en güzel oyununu, endüstriyel bir ‘oyun’cağa çevirenlerin nasıl bir ucube yarattığını görmüş oluruz bu sayede! Aslında yeni değildir yaşananlar. Futbolun bu makyajsız halinin farkındaydık ama “durdurun bu şike minibüsünü, inecek var” diyenimiz yoktu nedense</p>
<p>Sonuç mu? Bu yazıyı yazdığım saatlerde TFF henüz bir karar açıklamamıştı ama yukarıda yazdığım ve futboldan çok daha önemli diğer konularda ne olduysa, bunda da farklı bir şey olacağını düşünmüyorum nedense. Üç, beş yönetici, bir, iki teknik adam ve belki birkaç futbolcu kızağa alınır, olur biter…</p>
<p>Daha Türkçesi; yazının başında da dediğim gibi, onlar zaten gözden çıkarılmış eskilerdir. Tıpkı Aziz Yıldırım gibi. Sistem, yerine koyar birini ve futbol temizlenir birden…</p>
<p><strong>Erkut Tekin, 20 Temmuz 2011 &#8211; BirGün Gazetesi </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erkut-tekin-ve-aziz-yildirim-gider-futbol-temizlenir-mi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cem Top ve Futbolumuz &#8220;Themis&#8221; mi ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-sike-canakkale-dardanelspor-themis-2593.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-sike-canakkale-dardanelspor-themis-2593.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 19:26:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Cansun]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Dardanelspor]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolumuz]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Zan]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Kabze]]></category>
		<category><![CDATA[Hürser Tekinoktay]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çoğum]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Themis]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Seyhan]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Sülün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5811</guid>
		<description><![CDATA[Cem TOP SPOR ANALİZ adlı Dünya Gazetesindeki köşesinde Futbol Şike Aziz Yıldırım, Uefa, Fifa, Hürser Tekinoktay 'lı Çanakkale Dardanelspor dönemine Futbolumuz "Themis" mi? adlı yazısıyla değinmiş ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/dunya-gazetesi-cem-top-hT2.jpg"><img class="size-full wp-image-5854 alignnone" title="dunya-gazetesi-cem-top-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/dunya-gazetesi-cem-top-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1><strong>Futbolumuz &#8220;Themis&#8221; mi? </strong><br />
<strong>Cem TOP / SPOR ANALİZ,</strong></h1>
<p><strong><em>12.07.2011 &#8211; 08:53</em><br />
</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/cem_top.png"><img class="size-full wp-image-5845 alignleft" title="cem_top" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/cem_top.png" alt="" width="210" height="280" /></a>Themis, Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia&#8217;nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasının adı. Dünyanın her yerinde adaletin simgesi olmuş Themis, daha çok bilindiği şekliyle gözleri bağlı biçimde elinde tuttuğu terazi ile belleklerimizde yer etmiştir.</p>
<p>Eğer gözlerin bağlı oluşu size uzaktan kumandalı penaltı kararlarını hatırlatıyorsa, lütfen gündemin girdabına kapılarak geçici bir sürmenaj hali içinde olduğunuzu kabul edin ve yıllık izninizin bir bölümünü kullanmayı ciddi ciddi düşünün. Themis&#8217;in gözlerinin bağlı oluşu, en kısa anlatımla tarafsızlığı ve etki altında kalmamayı sembolize eder. Bunu neden mi yazdım?</p>
<p>Çünkü son günlerde gazete sayfalarından ve televizyon ekranlarından gerek etki altında kalarak, gerek sevdiği renklere kıyamayarak gerekse de bambaşka meselelerden doğan öfkesini kusarak başlamamış davanın hükmünü verenlere şahit oluyoruz. Henüz ortada bir iddianame bile yokken, &#8220;Fenerbahçe&#8217;yi temize çıkaranlar&#8221; ve &#8220;Aziz Yıldırım&#8217;ı darağacına yollayanlar&#8221; olarak toplum ikiye ayrılmış durumda. Tıpkı bir kavgayı ayırmak üzere araya girenlerin başına geldiği gibi bu süreçte de en fazla dayağı &#8220;durun bakalım adli süreci bekleyelim&#8221; diyenler yiyor. Buna rağmen ben objektif olmak için azami gayreti göstererek şike soruşturmasına ilişkin önemli gördüğüm birkaç ayrıntıyı sizler için yorumlamak istiyorum:</p>
<h2>Linç kültürü ve Aziz Yıldırım</h2>
<p>Bahsedeceğim tipte bir araştırma yapılıp yapılmadığını bilmemekle birlikte, bu ülkede Fenerbahçe&#8217;yi tutan milyonların takım sevgilerine dair ortaya koyduğu gerekçelerden birinin de &#8220;büyük, güçlü ve etkin kulüp&#8221; olduğunun ayırtındayım. Bunun &#8220;dokunulmazlık&#8221; yanılgısına yol açtığının da.</p>
<p>Bir pazar sabahı başlatılan operasyonla Fenerbahçe Kulübü&#8217;nün en tepesindeki isimler gözaltına alınınca rahmetli İslam Çupi&#8217;nin &#8220;tarif edilemez büyüklük&#8221; diyerek nitelediği algı, aynaya vurulmuş çekiç misali yara aldı. Yıllar yılı dost sohbetlerinde, kahve muhabbetlerinde, sokakta, berberde bu görece büyüklüğü dinleyen rakip taraftarların bahsettiğimiz çekici arka arkaya usta darbelerle kullanmaları ise kanıksanmış bir durum.</p>
<p>Ancak önce internete oradan basına sızan sabıka fotoğrafları, en hafif deyimiyle bizdeki linç kültürünün bir parçası. İnternete düşen bir fotoğrafın gündemden kalksa da asla kaybolmayacağını hepimiz biliyoruz. Bu demek oluyor ki, Aziz Yıldırım suçlu bulunup cezasını çekse bile sürekli önüne çıkacak bu fotoğraflar yüzünden müebbet bir sıkıntı yaşayacak. Kim ne derse desin benim bu davranış tarzının yanında olmam mümkün değil.</p>
<p>Daha önce de yazdım, Aziz Yıldırım sosyal ilişkilerinde baskın olmayı seven ve dolayısıyla kamuoyunda &#8220;uyumlu perspektifi&#8221; olmayan biri. Fakat bu noktadan yola çıkarak daha sorgu aşamasında geçmişin &#8220;katran ve kaz tüyü&#8221; cezası gibi itibarsızlaştırma operasyonuna girişmek yenilir yutulur acımasızlık değil.</p>
<p>Nihat Özdemir&#8217;in: &#8220;Fenerbahçe&#8217;ye karşı sürdürülen yargısız infaz ve linç kampanyasının durumu içler acısıdır.&#8221; sözlerine katılmakla birlikte &#8220;yayın yasağı&#8221; gibi uygulamalarla bu ülkenin çok geniş bir kesiminin ilgi alanında olan bir soruşturmada bilgi akışının kesilmesine ise karşıyım.</p>
<h3>Hastaneye ring seferler</h3>
<p>Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım&#8217;ın sorgu sürecinde beş kez hastaneye götürülmesi, sağlık durumunun tutuklu yargılanmaya elverişli olup olmadığı tüm bu süreç içerisinde en çok tartışılan konulardan bir tanesi oldu. Tansiyon ve şeker problemi olduğu bilinen Fenerbahçe Başkanı&#8217;nın gündüz soruları yanıtlayıp geceleri hastane odasında konaklaması, sıradan vatandaşın kafasında &#8220;Ben olsam beni de böyle hastaneye taşırlar mıydı?&#8221; sorusunun belirmesine yol açtı.</p>
<p>Özellikle de &#8220;şekeri kritik seviyeye yükseldi&#8221; denilen Yıldırım&#8217;ın ambulans içinde uzanmış gazete okurken görüntülenmesinden sonra. Ancak burada ince bir nüans olduğunu da unutmamak lazım.</p>
<p>Dışarıda milyonlarca taraftarının soluk almadan takip ettiği bir soruşturma esnasında Fenerbahçe Başkanı&#8217;nın tıbbi manada &#8220;üzerine titremek&#8221; yapılması en doğru davranış tarzı. Olası bir kötü senaryoda kamuoyunun soruşturma hakkındaki algıları büyük oranda değişebileceğinden yetkili makamlar tarafından bu konuda azami özenin gösterildiğini düşünüyorum.</p>
<p>Tutuklama kararı sonrası Aziz Yıldırım&#8217;ın bu kez cezaevinde aynı titizlikle takip edilmesi gerekir. Hatta işin hukuki boyutunu bilmemekle birlikte ilerleyen dönemde &#8220;ev hapsi&#8221; tartışmalarının yaşanıp yaşanmayacağını da merak etmekteyim.</p>
<h4>FIFA ve UEFA&#8217;nın tutumu</h4>
<p>İçeride gündemin sıcaklığı hepimizi terletirken soruşturma esnasında dış kaynaklı iki önemli gelişme oldu. Bunlardan bir tanesi UEFA&#8217;nın &#8220;karar alma&#8221; konusunda Türkiye Futbol Federasyonu&#8217;nu teşvik eden tatlı-sert açıklamaları. Diğeri ise FIFA Başkanı Sepp Blatter&#8217;in dikkat çekici sözleri.</p>
<p>Futbol üzerine oynanan bahislerin tüm dünya çapında yaygınlaşması ve sponsor desteğiyle birlikte futbol pastası yuvarlanan çığ misali büyüyünce legal çerçevenin dışına çıkma eğilimi de arttı.</p>
<p>Blatter&#8217;in açıklamalarına göre son birkaç ay içinde &#8220;şike ve bahis&#8221; konulu soruşturmaların yapıldığı ülkeler: Yunanistan, Türkiye, Malezya, Singapur, Filipinler, Finlandiya, Güney Kore ve El Salvador. Bu eğilimin farkında olduklarını ifade eden Blatter, şikeye karıştığı yasal olarak tespit edilen isimlerin &#8220;ömür boyu men&#8221; cezasıyla futbolun dışında tutulacağı mesajını verdi. UEFA ise en kısa zamanda gereğinin yapılmasını aksi halde Türk futbolunun bundan zarar göreceğini açıklayarak &#8220;belge yok duyum var&#8221; diyen çiçeği burnunda federasyon başkanına soğuk duş aldırdı.</p>
<p>Sahi siz elde belge olmadan sadece duyum üzerine insanların en çabuk 6 ay sonra çıkmak üzere hapise konulabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu çok büyük bir adaletsizlik olmaz mı? Eğer böyle bir adaletsizlik varsa vicdan sahibi her bireyin bu uygulama karşısında olması gerekir. Ancak son günlerde &#8220;lige çıkan kulüplerden birinin satın alınıp adının Fenerbahçe yapılarak&#8221; yasanın dolanılmasını tavsiye eden 2011 model Zihni Sinir&#8217;ler ile karşılaşınca kimin hangi olaya nasıl tepki vereceği de kestirilemiyor, onu da söyleyelim. Hele şu tartışma programlarında &#8220;Fenerbahçe&#8217;yi savunmayı misyon edinmiş&#8221; ya da &#8220;Fener düştüğü gibi üçlü çekiyoruz arkadaşlar&#8221; tandansında görüş açıklayanlar yok mu, her türlü övgüyü(!) hak ediyorlar.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde siyaset yazarları şike soruşturmasını konuştular, maalesef mi demek lazım bilmiyorum ama işin gerçeği spor basınından daha güzel konuştular. Açık ve net!</p>
<h2>Görmezden gelinen futbol değeri: Hürser Tekinoktay</h2>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/Themis_hT2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5847" title="Themis_hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/Themis_hT2.jpg" alt="" width="225" height="507" /></a>Tanımayanlar için yazalım; Hürser Tekinoktay bir teknik adam. Araştırmayı, futbol üzerine kafa yormayı seven, bu ülkenin gençlerine ve potansiyeline inanan, sistemin içinde olduğu yıllarda kurduğu takımlarla adından söz ettirmiş biri. Aynı zamanda yaklaşık on yıldır teknik direktörlüğünü kendi kararıyla askıya almış bir değer.</p>
<p>Yakın çevresine &#8220;bu düzen yıkılıp, futbol temizlenmedikçe ben yokum&#8221; diyeli hayli zaman geçmiş. 2007&#8242;de bu işlerin biteceğine dair içinde bir umut belirmişse de maalesef gerçekleşmemiş. 1993-1994 sezonunda Lazio kulübünde incelemelerde bulunarak ısınma turlarına başlayan &#8220;Hürser hoca&#8221;, 1995-2000 arası Beşiktaş&#8217;ın çeşitli altyapı kademelerinde görev almış. Nihat Kahveci&#8217;nin A takıma yükseldiği sezon da onun hocasıymış.</p>
<p>Yasin Sülün, Ali Cansun, Yalçın Ayhan, Savaş Kaya gibi isimlerin üstünde de emeği var. Beşiktaş altyapısında çeşitli kademelerdeki takımların başında 269 resmi ve özel maça çıkıp 234 galibiyet almış. 2001-2002 sezonuyla birlikte Tekinoktay&#8217;ın devrim gibi başarılarının gerçekleşeceği Çanakkale Dardanelspor serüveni başlamış.</p>
<p>Yaş ortalamasını 19&#8242;a düşürerek Türkiye Kupası&#8217;nda ilk 16&#8242;ya kalmayı başaran Ç. Dardanelspor; Hürser Tekinoktay ile birlikte bakın kimleri Türk futboluna armağan etmiş: Okan Koç, Tolga Seyhan, Gökhan Zan, Fevzi Elmas, Mehmet Çoğum, Hasan Kabze. Hürser hoca yönetimindeki Ç.Dardanelspor bu dönemde Gökhan Zan, Okan Koç, Emirhan Özdemir, Mehmet Çoğum ve Fevzi Elmas&#8217;ı Genç Milli ve Ümit Milli Takım kadrolarına göndermiş.</p>
<p>Peki, ne olmuş da başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken Hürser Tekinoktay futboldan ve bugünkü yapısından bu denli soğumuş?</p>
<p>Size bunu anlatmak için paragraflar boyu cümleler kurabilirim ama asla şu söyleyeceğim kadar etkili olmaz: Merak edenler youtube&#8217;u açsınlar ve arama kutucuğuna &#8220;Çanakkale Dardanelspor&#8217;un Hakeme ve Rakibe Karşı Zaferi&#8221; yazsınlar. Arka arkaya bu tip maçlar oynayan bir takımın teknik direktörü olduğu empatisini kurabilen herkes sanıyorum Hürser hocaya hak verecektir.</p>
<p>Bugünlerde tüm kanallar dört bir frekanstan &#8220;futbol ve şike&#8221; programları yaparken neden hiçbiri kendisini çağırıp &#8220;Hocam siz neden futboldan koptunuz?&#8221; diye sormaz?<br />
Hani başta Themis&#8217;e atıf yapıp &#8220;gözleri bağlı&#8221; dedik ya, işte Hürser Tekinoktay&#8217;lar konuşursa belki futbol daha temiz olur.<br />
Bir bakmışsınız o zaman Themis de &#8220;bu maç kaçmaz&#8221; deyip gözlerindeki bağı çözmüş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte Çanakkale Dardanelspor&#8217;un Hakeme ve Rakibe Karşı Zaferi Video;<br />

<object style="width:540px; height:300px;">
<param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/chQnL3Np1-Q?feature=player_embedded&amp;rel=0&amp;fs=1&amp;hd=1&amp;showsearch=0&amp;showinfo=0&amp;iv_load_policy=0" />
<param name="allowScriptAccess" value="always" />
<param name="wmode" value="window" />
<param name="allowFullScreen" value="true" />
<embed src="http://www.youtube.com/v/chQnL3Np1-Q?feature=player_embedded&amp;rel=0&amp;fs=1&amp;hd=1&amp;showsearch=0&amp;showinfo=0&amp;iv_load_policy=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowScriptAccess="always" wmode="window" width="540" height="300"></object>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-sike-canakkale-dardanelspor-themis-2593.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/hiddinkin-hayalleri-hayaletleri-5693.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/hiddinkin-hayalleri-hayaletleri-5693.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 13:33:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika Türkiye maç yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Egemen]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit R Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink Chelsea]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink hayalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink'in hayaletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink'in hayalleri]]></category>
		<category><![CDATA[kazım]]></category>
		<category><![CDATA[M Ekici]]></category>
		<category><![CDATA[M Topuz]]></category>
		<category><![CDATA[sabri]]></category>
		<category><![CDATA[servet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Belçika maçı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5693</guid>
		<description><![CDATA[Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri. Ulusal Takım ile ilgili Belçika maçı hakkında yorum yaparken işe sondan başa doğru gitmenin doğru olacağı kanısındayım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/hiddink-hayalleri.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5695" title="Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/hiddink-hayalleri.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri</h1>
<p>Ulusal Takım ile ilgili Belçika maçı hakkında yorum yaparken işe sondan başa doğru gitmenin doğru olacağı kanısındayım.<br />
“Bu maçı kazanmak için gücümüz yoktu” bu en son yorumdu.</p>
<p>Öncesi “Beraberliğe mutlu olmalıyız” diye tamamladı.</p>
<p>Tabi ki burada işe kadro ile başlamak lazım;</p>
<p>Maçı kazanmak için böyle bir kadro ile maça hiçbir antrenör çıkmaz.</p>
<p>Maçı ancak berabere bitirirsiziniz ki orada da şans faktörü sizden olmalı.</p>
<p>Maç öncesi yorum;</p>
<p>“Beraberlik bizim için iyi sonuç olur”</p>
<p>Maçı kazanmak için olmazsa olamaz kişilerimiz vardı.</p>
<p>Hamit,</p>
<p>Gökhan,</p>
<p>M Topuz.</p>
<p>Sakattılar!! Yoksa…</p>
<p>Kamp zamanı yapılan yorum;</p>
<p>“Hamit R Madrid’de yedek kalır”</p>
<p>Çok önemli maça çıkıyorsunuz ve en iyi oyuncunuz hakkında hiç kimsenin yapmaması gereken yorumu ona en çok ihtiyacı olan Ulusal Takım hocası yapıyor…</p>
<p>Hamit nasıl bir ruh hali ile bu hocasına güvenecek acaba?..</p>
<p>Oynamamasını bu yorum etkiledi mi acaba?..</p>
<p>M Topal yedek,</p>
<p>M Ekici yedek,</p>
<p>Egemen yedek,</p>
<p>Galatasaray sezonu en kötü bitiren takım fakat o takımdan:</p>
<p>Servet,</p>
<p>Sabri,</p>
<p>Kazım,</p>
<p>Çağlar ilk on bir de oynadılar.</p>
<p>Arda için yorum yapmayayım ki kalitesi belli.</p>
<p>Ve kampın ana gündemi;</p>
<p>“Chelsea Hiddink’i istiyor”</p>
<p>Bana göre işin gerçeği;</p>
<p>“Hiddink Chelsea’i istiyor”</p>
<p>Kamp bu ruh hali içinde yapıldı.</p>
<p>Şimdi her şeyi alt alta koyup olaya bakalım; şeytanın avukatlığını yaparak hesap yaparsak;</p>
<p>-Maçı kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>-Hamit’i kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>-Gökhan’ı kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>-Topuz’u kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>İlk on bir ancak beraberliğe yarardı ki mağlubiyetten beraberlik olurdu, oldu.</p>
<p>Kulübe çok iyiydi ki oyuna katkı yapmadı!!</p>
<p>Chelsea aşkı böyle bir şey olmalı…<br />
<strong><br />
Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/hiddinkin-hayalleri-hayaletleri-5693.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Gerçek Şampiyon!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gercek-sampiyon-8631.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gercek-sampiyon-8631.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 09:20:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya 2006 Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası 2006]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Del Pierro]]></category>
		<category><![CDATA[Gi-lardinho]]></category>
		<category><![CDATA[Grosso]]></category>
		<category><![CDATA[Inzaghi]]></category>
		<category><![CDATA[laquineta]]></category>
		<category><![CDATA[Lippi]]></category>
		<category><![CDATA[Toni]]></category>
		<category><![CDATA[Totti]]></category>
		<category><![CDATA[Zambrotta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5633</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Kupası bitti ama Dünya şampiyonu olan İtalyanların futbol dünyası üzerindeki etkileri sürüp gidiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/italya-dunya-sampiyonasi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5635" title="İşte Gerçek Şampiyon!" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/italya-dunya-sampiyonasi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Dünya Kupası bitti ama Dünya şampiyonu olan İtalyanların futbol dünyası üzerindeki etkileri sürüp gidiyor.</h2>
<p>Kupada esas kaybedenlerden olan Brezilya, İngiltere ve Arjantin&#8217;in elenişlerinin arkasında gelenekleri dışında olan ürkek ve korkak anlayış yatarken şampiyon olan İtalyan takımında ise farklı bir durum söz konusudur.</p>
<p>İtalya, oyunu kilitleme gelenekleri dışına çıkan bir düşünce ile kupayı kazanmıştır.</p>
<p>Ve kupadan sonra savunma futbolu ön plana çıktı kargaşasının altında İtalyanların yenilikçi ve cesur anlayışı futbol dünyasında kaybolup gitmekte.</p>
<p>Bilindiği üzere katenaçyo adı ile rakiplerini ve oyunu kilitleme anlayışı İtalyanların vazgeçilmez bir futbol kültürüdür.</p>
<p>Geleneksel futbol yapılarına işlemiş olan bu tarzı İtalyanlar ile mahalle maçı bile yapsanız görebilirsiniz.</p>
<p>Bire bir oyunlardaki üstünlükleri de bu anlayışı uygulamaya çok müsaittir. Ancak İtalya kupaya gelirken kendilerini savunma anlayışının dışına çıkartacak bir kadro yapısı oluşturmuş ve 23 kişilik kadrosunda forvet hattında İngiltere gibi 3 oyuncu değil tam 6 oyuncu ile gelmiştir.</p>
<p>Ve bu oyuncuların da hepsini kullanmıştır.</p>
<p>Inzaghi, Totti, Del Pierro, Toni, laquineta, Gi-lardinho farklı maçlarda görev almış ve hepsinin de oyunun gidişatında etkili olduğu görülmüştür.</p>
<p>Marcello Lippi saha kenarından kendi muhafazakâr yapılarının dışında cesur ve atak hamleler yaparak İtalyanların anlayışlarındaki yenilikçi yapıda büyük pay sahibi olmuştur.</p>
<p>Avustralya maçında isteğini sahaya yansıta-mamış olsa da özellikle Almanya maçında oyunun uzatmalara gitmesine engel olacak şekilde orta alana bile hücum oyuncularını sokarak maçın kazanılmasında direkt katkı yapmıştır.</p>
<p>Lippi&#8217;nin, turnuva öncesi kadroya çağırdığı oyuncuların hepsinde ofansif taraflarının fazla olduğu gözle görülür bir gerçek.</p>
<p>Hem de savunma ile yaşayan geleneksel futbol yapılarına rağmen. Turnuvada gösterdiği cesaret sadece oyuna sonradan soktuğu hücum oyuncuları ile değil, top kendilerinde iken yan beklerine kadar tanıdığı özgürlük bir başka dikkati çeken durumdur.</p>
<p>Nitekim Zambrotta ve Grosso ile hem sağ beki ve hem de sol beki gol atan tek takım İtalya olmuştur. Özellikle Lippi&#8217;nin Palermo takımında cesurca kadroya dahil ettiği Fabio Grosso Avustralya maçında son saniyelerde yaptırdığı penaltının yanı sıra Almanya maçının 119. dakikasında attığı gol ile takımının bir üst tura taşıyan tek bektir.</p>
<p>Üstelik maça bu derece etki yapan sol bek Grosso&#8217;nun maçın uzatma dakikalarında bulunması gereken alanın yaklaşık 80-100 metre uzağında olduğunu da unutmamak lazım!</p>
<p>Dolayısıyla bu kupada geleneksel olan anlayışının dışına çıkıp başarılı olan tek takım İtalyanlar olmuştur. Kendilerinin alışık olduğu savunma anlayışının dışına çıkarak cesurca gol atmayı düşünerek maçları uzatma dakikalarına taşımak istememesi bu kupadaki futbol adına gerçekten şampiyonluğu hak ettiklerini gösteriyor. Kupadan sonra ise şike ve bahis skandallarının telefon bant kayıtlarını dinleyip oluşturdukları kanaat ile Juventus gibi dünya markası olmuş takımlarını Lazio ve Fiorentina ile birlikte bir alt lige düşürdüler. Sadece bununla da kalmayıp Milan&#8217;ı Avrupa kupasına göndermediler. Almış oldukları bu kararlar ile yeşil sahada hak ederek aldıkları Dünya Şampiyonluğu&#8217;nu saha dışında da bir kez daha kazanmış oldular.</p>
<p><strong>Hürser TEKİNOKTAY</strong></p>
<p><strong>&#8220;İşte Gerçek Şampiyon!&#8221; adlı makale 19 Temmuz 2006 &#8216;da Birgün &#8216;de yayınlanmıştır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gercek-sampiyon-8631.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terim başarılı olur mu?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/terim-basarili-olurmu-5934.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/terim-basarili-olurmu-5934.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 May 2011 11:02:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Özer]]></category>
		<category><![CDATA[fatih terim]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim başarılı]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim Galatasaray Haber]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Eken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5569</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray’da üçüncü Fatih Terim dönemi başladı. Fatih Terim’le yeni dönemin büyük bir hüsrana yol açacağını düşünüyorum. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/fatih-terim-basarili.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5571" title="Terim başarılı olur mu? " src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/fatih-terim-basarili.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Galatasaray’da üçüncü Fatih Terim dönemi başladı. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Terim’le yeni dönemin büyük bir hüsrana yol açacağını  düşünüyorum. Tabii ki bu sadece kuru bir tahmin değil. Anlatayım.</h2>
<p>Ben Terim’in yöneticilik tarzını  da, sosyal hayattaki tutumunu da, ideolojisini de baştan beri sevmedim. Bunun için haklı nedenlerim var.</p>
<p>Gündelik yaşamda çok tatlı  bir muhabbeti olduğu söylenir. Bir kez gazetecileri konuk ettiği bir sabah kahvaltısında bulundum, sahiden hoşsohbet bir adam Terim. Tatlı tatlı anlatıyor, şakalar yapıyor, bütün bunları  yaparken o fevkalade yüksek egosuyla size bir tık yukarıdan bakmayı  da ihmal etmiyor.</p>
<p>Muhabbeti çok güzel olabilir ama ben sosyal hayat deyince bir dönem Galatasaraylı futbolcuları toplayıp hapisteki Korkut Eken’i ziyarete götürmesini hatırlıyorum. Ne yazık ki unutmam da mümkün değil.</p>
<p>Olaylı İsviçre maçını  hatırlarsınız. Olaylar sözümona o eşleşmenin ilk ayağında Terim’e yapılan kötü muameleyle başlamıştı. Ben İsviçre’deki ilk maçta oradaydım. Daha önce Radikal’e yazmıştım, orada Terim’e ekstra bir kötü muamele yapılmadı. Kapıda duran kısa boylu güvenlik görevlisi Terim’i tanımadı, hepsi bu&#8230; Ama Terim bunu psikolojik bir savaş malzemesi görünce uluslararası bir skandal ortaya çıktı. Bugün ikinci maçta soyunma odası koridorlarında yaşananlar hala bir sır. Ama bildiğimizden çok daha fazlası yaşandı o koridorlarda.</p>
<p>Haydi bütün bunları bırakalım sahanın içine, meselenin teknik kısmına gelelim. Terim’in takım yönetme anlayışı da günümüz için fazlasıyla demode. Çünkü  o bir korku imparatorluğu yaratarak yönetmeyi seviyor. Bunun için de başarıya aç, yarı-profesyonel, Terim’in her emrini yerine getirmeye hazır bir oyuncu kadrosuna ihtiyacı var. Aşırı otoritenin amacına ulaşması için o otoriteye biat edecek bir insan topluluğuna ihtiyaç vardır. Futbolda başarı olduğu sürece lüzumsuz otoritenizin meşruiyeti sorgulanmaz. Lakin ne zaman ki küçük bir başarısızlık ortaya çıkar, kurduğunuz o fazlasıyla sert ve otoriter ilişki ağınız da o dakika çöküverir. İşte Terim’inkisi böyle bir sorun. Artık futbolda, hatta Türk futbolunda bile size körü körüne bağlı kalacak bir kadroyla hareket etme şansınız yok. Bu da Emre’leriniz, Okan’larınız, Hakan’larınız olmayacak anlamına geliyor. Terim Galatasaray’daki ikinci döneminde bu gereksiz otoriter tavrından vazgeçmeye çalıştı ama başaramadı. Ben bu denemede de başarılı olamayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Son olarak gelelim futbol algısına. Terim’in takımının UEFA Kupası’nda çok iyi maçlar çıkardığını  inkar etmek çok büyük haksızlık olur. Fakat ben Terim’in futbol anlayışından söz edince son Milli Takım performansını hatırlıyorum. Orada ısrarla yolunda gitmeyen bir şey vardı. Psikolojik motivasyonun (yine Terim’in amiyane tabirle ¨gaz¨ı sayesinde) en üst seviyede olmasına karşın sahadaki futbolda bir eksiklik hissediliyordu. Eksiklik basitti: Hagi.</p>
<p>Terim’in alan daraltan, sahayı  parsel parsel bölüp rakibi o parseller içerisinde boğan futbol algısının işlemesi için bir maestroya ihtiyaç var. Aksi takdirde boğulmuş bir dar alan futboluna, bir türlü açılamayan kilitlenmiş bir oyuna mahkum oluyoruz. Yine günümüz futbolunda maestrolar üzerine kurulu bir yapıya yer yok. Artık daha senfonik, çok sesli bir yapı var. Evet, herkes ister bir Messi’si olsun. (Kaldı ki Messi bir maestro değil, gerektiğinde bir baş keman olmayı da biliyor.) Ama ne yazık ki böyle bir imkan yok. Eh, Hagi de emekli oldu. Geriye bir Arda seçeneği kalıyor. Lakin Arda takımda kalmaya karar verse bile Terim’in istediği türden bir maestro pozisyonunun hakkını verip veremeyeceği şüpheli. Şimdiye kadar lider vasfıyla kurtardığ maç sayısı öyle çok fazla değil. Ayrıca oyunun karakterinin Arda’nın varlığı üzerinden belirlendiği çok fazla maç izlemedik. İyi niyetli bir orkestra şefi Arda. Fakat henüz ¨uzman¨ değil.</p>
<p>Ve son olarak&#8230; Herkesin eleştirilebildiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Belgeler, bilgiler havada uçuşuyor. Asker eleştirilebiliyor, Amerika eleştiriliyor, İsrail eleştiriliyor, hükümet, muhalefet eleştiriliyor. Eleştirinin Fatih Terim’in pek hazzettiği bir kurum olmadığı herkesin malumu. Benim Terim’in eleştirinin bu kadar doğallaştığı bir Türkiye’de rahat çalışamayacağına dair de bir önyargım var.</p>
<p>İşte tüm bunlar biraraya geldiğinde Terim’le üçüncü dönemin başarılı sonuçlanacağına inanmıyorum. Ha, yanılabilir miyim? Pek tabii ki&#8230; O zaman neden yanıldığımı da hep beraber yine bu sayfalarda etraflıca tartışırız.</p>
<p><strong>Eray ÖZER / Birgün Gazetesi<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/terim-basarili-olurmu-5934.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş’ın teknik direktörü</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-teknik-direktoru-5193.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-teknik-direktoru-5193.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 May 2011 12:52:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cristiano Ronaldo Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Jorge Mendes]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Real Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfur Havutçu]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfur hoca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5566</guid>
		<description><![CDATA[Beşiktaş’ın Teknik Direktörü.Medyaya yansıyan bir haberde Beşiktaş, Tayfur hoca ile 2+1 yıllık olmak üzere anlaşma yapmış.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/besiktas-teknik-direktoru.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5567" title="Beşiktaş’ın teknik direktörü" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/besiktas-teknik-direktoru.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Beşiktaş’ın Teknik Direktörü</h1>
<p>Medyaya yansıyan bir haberde Beşiktaş, Tayfur hoca ile 2+1 yıllık olmak üzere anlaşma yapmış.<br />
Cılız,<br />
Tek satıra sığmış,<br />
Görüntü yok,<br />
Kendisi yok,<br />
Başkan yok.<br />
İnsan ister istemez “şimdi ne olacak” diyor.<br />
Güven vermeyen bir anlaşma görüntüsü vermişti, hala vermemeye de devam ediyor.<br />
Sanki arkasından devamı gelecek olan teknik yapılanmanın ilk ayağını gerçekleştirilmesiydi.<br />
Kaygı dolu bir açıklama ve anlaşma…<br />
Ama…<br />
Devamı geldi.<br />
Ve arkasından ilk sosyal yardım geldi: Mourinho iki tane kondisyonerini yollayacakmış.<br />
Planlı, programlı.<br />
“Menajer Mendes” yardım kuruluşuna bağlı olarak çalışan Mourinho, Real Madrid’deki işinden kalan boş zamanını Beşiktaş’a ayırması bizim adımıza onur verici!<br />
Tabi ki başkanın kankası olması başka bir ayrıcalık.<br />
Ronaldo iş arkadaşı…<br />
Mourinho kanka…<br />
Mendes ‘dünya nimetleri’ arkadaşı…<br />
Artık ne olur Beşiktaş’a.<br />
Ama kazın ayağı öyle değil.<br />
Futbolun kendine ait kuralları vardır, eğer onu uygulamazsanız, sonunuz hüsran olur.<br />
Tıpkı bu sene olduğu gibi…<br />
Sadece başarı olarak değil, maddi olarak da kulübün uzun vadede altından kalkamayacağı krize girmesi kaçınılmaz olur.<br />
Ve maalesef Beşiktaş bu yolda devam ediyor.<br />
Ya Tayfur hocaya tüm yetkileri verir arkasında durursunuz ve bunu tüm kamuoyuyla paylaşırsınız.<br />
Ya da Mendes’in hocalarından birini getirir oyunu açık oynarsınız.<br />
Beşiktaş, Play-Station oyunu değil,<br />
Menajerlik oyunu hiç değil.<br />
Beşiktaş 100 yıllık bir kulüptür.<br />
Kişilerin egemenliğine girmeyecek kadar tecrübeli bir tarihsel sürece sahiptir.<br />
Üç büyüklerden biridir…<br />
Dışarıdan biri olarak ben böyle algılıyorum.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-teknik-direktoru-5193.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osama Bin Ladin&#8217;in öldürülmesi ve denize atılması</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/osama-bin-ladinin-oldurulmesi-denize-atilmasi-5549.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/osama-bin-ladinin-oldurulmesi-denize-atilmasi-5549.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 10:55:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Usame Bin Ladin]]></category>
		<category><![CDATA[Obama Fidel CAstro]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin öldürülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin Öldü]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin denize atılması]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin LadinYorumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5549</guid>
		<description><![CDATA[Osama Bin Ladin'in öldürülmesi ve denize atılması. Küba Devrimi her zaman insan hayatına saygıyı ön planda tutmuş ve buna halel getirecek her türlü eylemden kaçınmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/usame-bin-ladin.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5550" title="Usame bin Ladin 'in öldürülmesi" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/usame-bin-ladin.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a>Osama Bin Ladin&#8217;in öldürülmesi ve denize atılması</h1>
<p>Konuyla ilgili olanlar 11 Eylül 2001 olaylarının hemen ardından Küba halkının ABD halkına dayanışma elini uzattığını ve New York kentindeki ikiz kulelere yapılan hain saldırının kurbanlarına sağlık alanında yardım için samimi işbirliği vaadinde bulunduğunu hatırlayacaktır.</p>
<p>Ayrıca aynı gün saldırının ardından yaşanan kaos ortamında inecek hava meydanı bulamayan havadaki ABD yolcu uçaklarına havaalanlarımızı açtığımızı da hatırlatayım.</p>
<p>Küba Devrimi her zaman insan hayatına saygıyı ön planda tutmuş ve buna halel getirecek her türlü eylemden kaçınmıştır.</p>
<p>Batista tiranlığına karşı silahlı mücadeleyi çekincesizce desteklemiş olsak da prensip olarak masum insanların hayatına mal olabilecek terör saldırılarına her zaman karşı çıkmışızdır. Bu duruşumuz sayesinde yaklaşık yarım yüzyıldır bu tür hassas konularda söz sözleme hakkını kendimizde bulabiliyoruz.</p>
<p>11 Eylül saldırılarının olduğu gün Ciudad Deportiva&#8217;da yapılan toplantıda görüşlerimi belirtirken uluslararası terörizmin hiçbir şekilde şiddet ve savaşla çözülemeyeceğini söylemiştim.</p>
<p>Yeri gelmişken Bin Ladin&#8217;in uzun yıllar boyunca ABD&#8217;nin dostu olduğunu hatırlatayım. Sovyetler Birliği ve sosyalizme karşı askeri eğitimini ABD&#8217;de almıştı. Ancak ne olursa olsun silahsız bir insanın ailesinin gözleri önünde öldürülmesinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. ABD&#8217;nin yaptığı ise tam da budur.</p>
<p>Bin Ladin&#8217;in ölümünü duyurduğu konuşmada Obama dikkatli seçilmiş kelimelerle kamuoyuna hitap etti:</p>
<p>&#8220;&#8230;Biliyoruz ki en kötü görüntüler dünyanın görmediği görüntülerdir. Yemek masasındaki boş sandalye. Anne ve babaları olmaksızın büyümek zorunda kalan çocuklar. Çocuklarıyla bir daha hiç bir zaman kucaklaşamayacak anne babalar. Kalbimizde birer boşluk bırakarak aramızdan alınan 3 bin vatandaşımızı unutmadık.&#8221;</p>
<p>Bu açıklama dramatik bir gerçekliği hatırlatsa da dürüst insanların ABD tarafından haksızca başlatılan Irak ve Afganistan Savaşlarını hatırlamalarına engel olamaz. Irak ve Afganistan&#8217;da anne ve babaları olmaksızın büyümek zorunda kalan yüzbinlerce çocuğu ve çocuklarıyla bir daha hiç bir zaman kucaklaşamayacak olan yüzbinlerce anne babayı hatırlayalım.</p>
<p>Irak, Afganistan, Vietnam, Laos, Kamboçya, Küba ve dünyadaki pek çok başka ülkede milyonlarca kişi evlerinden yurtlarından atılmıştır.</p>
<p>Yüzlerce milyon insanın hafızalarında hala işgal altındaki Küba topraklarında, Guantanamo Üssünde yaşanan insanlık dışı muamelelerin görüntüleri bulunmaktadır. İnsanların hiç seslerini çıkarmadan aylarca, yıllarca maruz kaldığı tarifsiz işkenceler vardır. Sözümona yaşadıkları medeni toplumun içinden, evlerinden kaçırılarak gizli hapisanelere getirilen ve öldürülen insanlar.</p>
<p>Obama, Bin Ladin&#8217;in, ailesinin gözleri önünde infaz edildiğini, Pakistan yasalarının ihlal edilmiş olduğunu, 200 milyon nüfuslu müslüman bir ülkenin ulusal onurunun zedelendiğini ve geleneklerinin çiğnendiğini gizleyemez.</p>
<p>Öldürülen kişinin ailesine yasadışı işlenen bu suikast nasıl açıklanacak? Bu görüntülerin dünya kamuoyu tarafından öğrenilmesinin önüne nasıl geçilecek?</p>
<p>28 Ocak 2002 tarihinde CBS muhabiri Dan Rather televizyonda yaptığı açıklamada Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon&#8217;a yapılan saldırılardan bir gün önce yani 10 Eylül 2001 tarihinde Osama Bin Ladin&#8217;in Pakistan&#8217;daki bir askeri hastanede hemodiyalize girdiğini belirtmişti. İddia edildiği gibi mağaralarda saklanacak ve yaşayacak bir sağlık durumu yoktu.</p>
<p>Bin Ladin&#8217;i öldürüp denizin dibine atmak herhalde hem bir korku hem de bir zaafiyetin simgesi olarak görülürken ölen kişiyi olduğundan daha tehlikeli bir hale getirmiş olmaktadır.</p>
<p>Olayın ilk etkisi yatıştıktan sonra ABD kamuoyu bu tarz eylemlerin ABD halkını korumaktan çok daha bilenmiş intikam saldırılarının hedefi haline getirdiğini anlayacaktır.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/osama-bin-ladinin-oldurulmesi-denize-atilmasi-5549.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbolumuzda Gelir Artıyor, Sportif Başarı Düşüyor! Tabii Anlayana !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbolumuzda-gelir-artiyor-sportif-basari-dusuyor.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbolumuzda-gelir-artiyor-sportif-basari-dusuyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 19:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[FIFA sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[FIFA ve UEFA Ülke Sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[futbol Parasal Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Sportif Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Sportif Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbol Gelirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye FIFA sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye futbol Parasal Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[uefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5476</guid>
		<description><![CDATA[Futbolumuzda Gelir Artıyor, Sportif Başarı Düşüyor! Tabii Anlayana, Anlamayan varsa Hiddinkin aldığı paradan daha az maliyeti olan Azebaycan' takımına abizi mağlup ettiği yukarıdaki fotoğraf yeterli değil mi ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/tugrul-aksar-turkiye-azerbaycan-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5536" title="tugrul-aksar-turkiye-azerbaycan-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/tugrul-aksar-turkiye-azerbaycan-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<h2><span style="color: #003366;">Tabii Anlayana !</span></h2>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Evet değerli Futbol Ekonomi araştırmacı yazar sevgili Tuğrul Akşar&#8217;ın futbolumuzda gelir artarken, Sportif Başarının düşesine değinmesi gerçekten çok yararlı çalışma tabii bunu anlayan veya anlamak isteyenler olacaksa !</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Anlamayan varsa Hiddinkin aldığı paradan daha az maliyeti olan Azebaycan&#8217; takımına abizi mağlup ettiği yukarıdaki fotoğraf yeterli değil mi ?</strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>HT</strong></p>
<h1>Futbolumuzda Gelir Artıyor, Sportif Başarı Düşüyor!</h1>
<p>Geçen hafta bu sütunlarda kulüp futbolu bazında Galatasaray’ın 2000 yılında kazandığı UEFA Kupası yıldönümünde, geçen 11 yıl içinde Galatasaray ve Arsenal’ın sportif, iktisadi ve mali gelişimlerini incelemiştik.</p>
<p>Her iki kulübün UEFA finali oynadığı 2000 yılından bu yana gerek sportif, gerekse iktisadi ve mali yönden nasıl ayrıştıklarını ele almış, her iki takımın geçen on yıl içinde kulüp olarak nasıl bir gelişim çizgisi izlediklerini irdelemiştik.</p>
<p>Bu hafta ise Türk futbolunun geçen 10 yıllık süre içinde sportif, iktisadi ve mali olarak nasıl bir gelişim süreci yaşadığını ve bugünkü bulunduğu konumunun ne ölçüde gerçekleri yansıttığını sorgulamaya çalışacağız.</p>
<p>Futbolumuzda Parasal Gelir Hızla Arttı</p>
<p>İktisadi ve mali açıdan bakıldığında Türk futbolunun 2000 yılından itibaren hızla gelirlerini artırdığını gözlemliyoruz. 2000 yılında yaklaşık 150 milyon Euro’luk bir gelir yaratabilen Türk futbolunun geçen on yıllık süre içinde bu gelirini tam %290 oranında artırarak 600 milyon Euro seviyesine getirdiğini görüyoruz.</p>
<p>Bu gelişim düzeyi aşağıdaki tablodan da net olarak görülebilir. Gelişim trendini doğrusal olarak çizdiğimizde sadece 2001ve 2006 yıllarında Türk futbol pastasının parasal artış tutarının on yıllık ortalamanın altına düştüğünü, bu yılların dışındaki sezonlarda ise 2007 senesine kadar genellikle aynı ortalama artış düzeyiyle bir gelişim yaşandığı, 2010 yılında ise ortalamanın üzerinde bir artış kaydedildiği görülüyor.</p>
<p>Türk Futbol Gelirlerinin 2000-2011 Yılları Arasında Gelişimi (Milyon Euro Olarak)<br />
<a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/turk-futbol-gelirleri-gelisimi.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-5478" title="Türk Futbol Gelirlerinin 2000-2011 Yılları Arasında Gelişimi" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/turk-futbol-gelirleri-gelisimi.gif" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p>Futbolumuzdaki parasal gelirin daraldığı ya da yeterinde büyümenin kaydedilemediği yıllara bir bakalım isterseniz.</p>
<p>2001 yılı Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinde yaşadığı en büyük finansal krizin etkilerini bize yansıtıyor. Gerçekten de çoğu kulübümüzün mevcut dövize endeksli borçlarının kurlardaki aşırı yükselmenin etkisiyle astronomik bir artış kaydetmesi sonucu futbolun tüm alanlarında sıkı bir bütçe uygulamasının yaşanması, taraftar-tüketicinin devalüasyon nedeniyle satın alma gücünün çok düşmesi nedeniyle maç günü ve logolu ürün satış gelirlerinde yaşanılan talep daralması, krizin etkisiyle sponsorluk, reklam ve medya gelirlerinde yaşanılan büyük düşüş ve yine bu dönemde yayıncı kuruluşun dolar olarak ödediği naklen yayın bedellerini Türkiye Futbol federasyonu ile mutabık kalarak daha düşük bir kurdan ödemesi (cari kur 1.2 TL iken, 0,793 TL’den kulüplere ödeme yapılmıştır) futbol gelirlerinin önemli ölçüde düşmesine yol açmıştır.</p>
<p>2006 yılı ise Türk futbolunun Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası’na gidememesinin diyetini ödediği yıl olmuştur. Her ne kadar mutlak değer olarak gelirlerimizde bir artış görünmesine karşın, 2006 senesinde elde olunan futbol gelirlerimizin büyüme hızı, on yıllık artış trendinin altında kalmıştır.</p>
<p>2008 Yılında ise Türkiye’nin Euro 2008’e gitme başarısı göstermesi, parasal olarak futbol gelirlerimize olumlu etki yapmış, 2008 yılında Türk futbol gelirleri, on yıllık ortalama artış trendinin üzerinde bir artış kaydetmiştir.</p>
<p>2010 yılında gerçekleşen naklen yayın ihalesi ile futbol gelirlerimizde yıllık bazda %149’a varan bir gelir artışı yaşanması Türk futbol gelirlerinin ortalama trend artışının üzerinde bir gelir artışına ulaşmasına yol açmıştır.</p>
<p>Sportif Performansımız Düşüşte!</p>
<p>Türk futbolu 2000 ile 2011 arasında toplam gelirlerini yaklaşık 3 kat artırabilme başarısı gösterirken, aynı performansı ne yazık ki sportif performansta yakalayamamıştır. 2000 yılında Türk futbolunun FIFA sıralamasında yeri 29. Sıra iken, 2001 yılında bir sıra düşerek 30.’luğa düşmüş; ancak 2002 yılında Güney Kore ve Japonya’da yapılan Dünya Kupası’na katılma başarısı göstermemiz bizi hızla daha yukarı sıralara taşımıştır. 2002 Dünya Kupası’nda yarı final oynayıp, Güney Kore’yi yenerek Dünya üçüncüsü olan milli takımımız sıralamada tam yedi basamak yukarı çıkarak 23. Sıraya yerleşmiştir.</p>
<p>Milli Takımımız 2000 ile 2011 yılları arasında Dünya Kupası eleme ve finalleri ile Avrupa şampiyonası eleme ve finallerinde aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere toplam 78 maç oynamıştır. Bu maçların 40’ını (%51) kazanırken, on yedisinde berabere kalmış (%22) ve kalan 21 maçı da kaybetmiştir (%27). Maçların %51’ini kazanmak Türkiye’yi daha yüksek bir sıraya taşımaya yetmemiştir.</p>
<p>Milli Takımın 2000-2011 Arasında Oynadığı Maçlar</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="497">
<tbody>
<tr>
<td width="274" valign="bottom"> </td>
<td width="24" valign="bottom">O</td>
<td width="51" valign="bottom">G</td>
<td width="47" valign="bottom">B</td>
<td width="47" valign="bottom">M</td>
</tr>
<tr>
<td width="274" valign="bottom">Dünya Kupası Eleme ve Finalleri</td>
<td width="24" valign="bottom">42</td>
<td width="51" valign="bottom">22</td>
<td width="47" valign="bottom">11</td>
<td width="47" valign="bottom">9</td>
</tr>
<tr>
<td width="274" valign="bottom">Avrupa Şampiyonası Eleme ve Finalleri</td>
<td width="24" valign="bottom">36</td>
<td width="51" valign="bottom">18</td>
<td width="47" valign="bottom">6</td>
<td width="47" valign="bottom">12</td>
</tr>
<tr>
<td width="274" valign="bottom">Toplam</td>
<td width="24" valign="bottom">78</td>
<td width="51" valign="bottom">40</td>
<td width="47" valign="bottom">17</td>
<td width="47" valign="bottom">21</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu dönemde milli takımımızın FIFA sıralaması da aşağıdaki gibi bir gelişim göstermiştir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="397">
<tbody>
<tr>
<td width="75" valign="bottom"> </td>
<td width="23" valign="bottom">1999<br />
2000</td>
<td width="23" valign="bottom">2000<br />
2001</td>
<td width="29" valign="bottom">2001<br />
2002</td>
<td width="30" valign="bottom">2002<br />
2003</td>
<td width="24" valign="bottom">2003<br />
2004</td>
<td width="24" valign="bottom">2004<br />
2005</td>
<td width="24" valign="bottom">2005<br />
2006</td>
<td width="29" valign="bottom">2006<br />
2007</td>
<td width="23" valign="bottom">2007<br />
2008</td>
<td width="31" valign="bottom">2008<br />
2009</td>
<td width="24" valign="bottom">2009<br />
2010</td>
<td width="36" valign="bottom">2010<br />
2011</td>
</tr>
<tr>
<td width="75" valign="bottom"><strong>FIFA<br />
Sıralaması</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="23" valign="bottom">29</td>
<td style="text-align: center;" width="23" valign="bottom">30</td>
<td style="text-align: center;" width="29" valign="bottom">23</td>
<td style="text-align: center;" width="30" valign="bottom">9</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">8</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">14</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="29" valign="bottom">26</td>
<td style="text-align: center;" width="23" valign="bottom">16</td>
<td style="text-align: center;" width="31" valign="bottom">10</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">41</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">31</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Milli takımımızın özellikle 2000 Avrupa Şampiyonasına katılım öncesi oynadığı eleme maçlarından kazanılan puanlar ve daha sonra 2 Dünya Kupası eleme ve finallerinde kazandığı maçlar ile ülke puanımız hızla yükselmeye başlamış ve sonuçta 2000 ile 2004 arasında FIFA ülke sıramız 29. Sıradan 8. Sıraya kadar yükselmiştir. Ancak geçen on yıllık süreye bakıldığında, Türk futbolunun FIFA sıralaması olarak çok fazla yükselemediğini, 2000 yılındaki sıralama derecesinin altına düşüldüğü görülüyor.</p>
<p>Yine 2000- ile 2011 arası UEFA sıralamamız da aşağıdaki gibi bir değişim göstermiştir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="493">
<tbody>
<tr>
<td width="64" valign="bottom"> </td>
<td width="34" valign="bottom">1999<br />
2000</td>
<td width="35" valign="bottom">2000<br />
2001</td>
<td width="36" valign="bottom">2001<br />
2002</td>
<td width="36" valign="bottom">2002<br />
2003</td>
<td width="36" valign="bottom">2003<br />
2004</td>
<td width="36" valign="bottom">2004<br />
2005</td>
<td width="36" valign="bottom">2005<br />
2006</td>
<td width="36" valign="bottom">2006<br />
2007</td>
<td width="36" valign="bottom">2007<br />
2008</td>
<td width="36" valign="bottom">2008<br />
2009</td>
<td width="36" valign="bottom">2009<br />
2010</td>
<td width="36" valign="bottom">2010<br />
2011</td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: left;" width="64" valign="bottom"><strong>UEFA Sıralama</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="34" valign="bottom">7</td>
<td style="text-align: center;" width="35" valign="bottom">8</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">10</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">10</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">15</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">14</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">10</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>2000-2011 arasında kulüpler bazında Türk futbolunun, milli takım bazlı FIFA sıralamasına göre daha iyi bir performans ortaya koyduğu görülmektedir. Nitekim yukarıdaki tabloya da göre 1999-2000 sezonunda Galatasaray’ın topladığı puanlar UEFA Ülke katsayısı sıralamasında ülkemize önemli avantajlar sağlamıştır. 2000 yılında UEFA Kupası’nın kazanılması ve izleyen iki yılda yine Türk takımlarının ve de özellikle Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı başarılı maçlar ve 2000-01’de çeyrek finale çıkma başarısı bir sonraki yılda ise gruplardan çıkma performansı Türkiye’yi UEFA’da Özellikle kulüpler bazında daha yukarılara taşımıştır. Ülke sıramız UEFA’da 2000 yılında 7. Sıradayken, 2011 yılında 10 sıraya gerilemiş durumda görünüyor.</p>
<p>Kulüp Futbolu Bazında Avrupa’da ne Yaptık?</p>
<p>Bilindiği üzere FIFA milli takımlar sıralaması yaparken, UEFA kulüp bazlı ülke sıralaması ve takım sıralaması yapar. Bu kapsamda, kulüp futbolu olarak Avrupa’da ne yaptığımıza bakıldığında 2000-2011 arası Şampiyonlar Ligi’nde;</p>
<p>* Bugüne kadar beş takımla mücadele ettiğimiz,<br />
* Bu takımlarımızla toplam 152 maça çıktığımız ve bu maçların yüzde 31’ini yani 48 maçı kazanırken, %46’sını kaybettiğimiz,<br />
* Şampiyonlar Ligi’nde sadece iki takımımızın iki kez çeyrek final oynadığını görüyoruz.</p>
<p>Aynı dönemde UEFA kupası ve Avrupa Ligi’nde ise bugüne kadar 13 takımımızın mücadele ettiğini,</p>
<p>* bu takımlarımızın toplam 157 maça çıktığını, bu maçların %45’ini kazanırken, %32’sini kaybettiğimizi,<br />
* Sadece bu turnuvalarda bir takımımızın final oynayıp Kupa kazandığını,<br />
* İki takımımızın üç kez çeyrek finalde mücadele ettiğini görüyoruz.</p>
<p>Milli takım ve kulüpler bazında Türk futbolunun sportif performans gelişimine bakıldığında ise aşağıdaki tabloyla karşılaşıyoruz.</p>
<p>Bu tabloya göre de değerlendirme yaptığımızda, milli takım futbol performansımızın, kulüp futbolun gerisinde kaldığı görülüyor.</p>
<p>UEFA sıralamasında kulüp futbolu bazında görece de olsa futbolumuzda bir istikrar olduğunu aşağıdaki tablodan gözlemleyebiliyoruz. Türkiye’nin UEFA ülke sırası yedincilikle on birincilik arasında dar bir bantta değişirken, FIFA sıralamasında bu bant daha genişleyebilmektedir. FIFA sıralamasında ülke sıramız sekizincilikle kırk birincilik arasında bir değişim gösteriyor.</p>
<p>Türkiye’nin 2000-2011 Arası FIFA ve UEFA Ülke Sıralaması<br />
<a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/fifa-uefa-siralama.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-5484" title="Türkiye’nin  2000-2011 Arası FIFA  ve UEFA Ülke Sıralaması" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/fifa-uefa-siralama.gif" alt="" width="540" height="300" /></a><br />
Kısacası Türk futbol gelirleri 2000 ile 2011 arasında yüzde 290’lık bir artış kaydetmesine karşın, sportif performansta ülke olarak ne yazık ki bu parasal artışın karşılığını alamadığımız görünüyor. Gerek FIFA sıralamasında, gerekse UEFA sıralamasında bugün ülke sırası olarak bulunduğumuz yerler hem milli takımlar bazında hem de kulüp futbolu bazında 2000 yılının gerisinde bulunuyor.</p>
<p>Futbol pastamızın gelişimi ile FIFA ve UEFA sportif performans derecelerimiz aşağıdaki tabloyla gösteriliyor.</p>
<p>Türk Futbolunun 2000-2011 Arası Parasal ve Sportif Performans Karşılaştırması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="347">
<tbody>
<tr>
<td width="109" valign="bottom"><strong></strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>Gelir</strong></td>
<td width="73" valign="bottom"><strong>FIFA</strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>UEFA </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom"><strong>Yıllar</strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>Milyon Euro</strong></td>
<td width="73" valign="bottom"><strong>Sıralaması</strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>Sıralaması</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2000</td>
<td width="64" valign="bottom">150</td>
<td width="73" valign="bottom">29</td>
<td width="64" valign="bottom">7</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2001</td>
<td width="64" valign="bottom">130</td>
<td width="73" valign="bottom">30</td>
<td width="64" valign="bottom">8</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2002</td>
<td width="64" valign="bottom">185</td>
<td width="73" valign="bottom">23</td>
<td width="64" valign="bottom">10</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2003</td>
<td width="64" valign="bottom">235</td>
<td width="73" valign="bottom">9</td>
<td width="64" valign="bottom">10</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2004</td>
<td width="64" valign="bottom">285</td>
<td width="73" valign="bottom">8</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2005</td>
<td width="64" valign="bottom">335</td>
<td width="73" valign="bottom">14</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2006</td>
<td width="64" valign="bottom">363</td>
<td width="73" valign="bottom">11</td>
<td width="64" valign="bottom">15</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2007</td>
<td width="64" valign="bottom">425</td>
<td width="73" valign="bottom">26</td>
<td width="64" valign="bottom">14</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2008</td>
<td width="64" valign="bottom">485</td>
<td width="73" valign="bottom">26</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2009</td>
<td width="64" valign="bottom">525</td>
<td width="73" valign="bottom">10</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2010</td>
<td width="64" valign="bottom">585</td>
<td width="73" valign="bottom">41</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2011</td>
<td width="64" valign="bottom">600</td>
<td width="73" valign="bottom">31</td>
<td width="64" valign="bottom">10</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıdaki tabloya bakıldığında Türk futbolunda parasal gelir artışı ile sportif performans gelişimi arasında bir korelasyon yokmuş gibi görünüyor. Ya da bunu tersten de yorumlayabiliriz. Türk futbolunda sportif performans olmadığı halde futbolumuzun parasal gelirleri artmıştır. Bu tezimiz aslında futbol ekonomisi literatürüne ve onun temel işleyiş dinamiklerine aykırı bir durumu ifade ediyor. Yani teorik olarak böyle bir şey mümkün olmamakla birlikte, bu parasal genişlemenin (büyümenin) dinamiklerine (kaynaklarına) bakmamız gerekiyor. www.futbolekonomi.com yazarlarından sevgili dostum Erdal Batmaz buna “Devlet eliyle hormonlu büyüme” diyor.</p>
<p>Gerçekten de 2010 Şubat’ında yaşadığımız naklen yayın ihalesinde yayıncı kuruluşun karşısına çıkartılan bir başka kuruluş ile artırılan “suni rekabetin” etkisiyle yayın bedeli tavanının yukarı çekilmesi, naklen yayın bedellerinin bir önceki yıla göre yüzde 150’lik bir artış kaydetmesine olanak sağlamıştır.</p>
<p>Bununla beraber sportif performansta başarılı olduğumuz yılları izleyen senelerde futbol gelirlerimizin de arttığını gözlemleyebiliyoruz. 2002 yılı Dünya Kupası’nda ortaya konan performans, futbol gelirlerimizi yüzde 27 artırarak 185 milyon Euro’dan 235 milyon Euro’ya yükseltmesine karşın, 2004 Eurocup ve 2006 Dünya Kupası’na gidemediğimiz halde parasal gelir artışı devam etmiş ve bu dönemde parasal büyüme hızımız yüzde %130’a ulaşmıştır. Bu artış hızında yapılan naklen yayın ihalesiyle ihale bedelinin yıllık bazda yüzde altmışlara varan bir artış kaydetmesinin büyük rolü bulunuyor. Bu dönemlerde yani 2000 yılında naklen yayın gelirlerinin toplam gelir içindeki payı %39 civarındayken, bu oran 2004 yılında yüzde 52’ye, 2010 yılında da yüzde 55’e kadar çıkmıştır. Naklen yayın gelirlerinin toplam gelir içindeki payı beş büyük ligde ise %46 civarındadır. Beş büyük ligin dışında ise Hollanda’da %12, Belçika’da %20, İskoçya’da %21, Avusturya’da %58, İsveç’te ise %21 civarındadır.</p>
<p>Sportif Başarı Neden Gelmiyor?</p>
<p>Yukarıda yaptığımız analizlere göre Türk futbolunda kulüpler ve milli takımlar bazında sportif performans, ne yazık ki 2000 yılından bu yana çok fazla yol kat edememiş görünüyor. Bunun çeşitli sebepleri var. İlk etapta aklımıza gelen nedenlerin üzerinde durursak;</p>
<p>* Yabancı Oyuncu Sayısının Artması</p>
<p>Milli takımlar nezdinde performans düşerken, kulüpler bazında en azından daha stabil bir başarı trendinin izlenmesinde yabancı oyuncu sayısının liglerimizde giderek artmasının rolü olduğu düşünülebilir. Ancak bunun faturası milli takımlar performansına çıkıyor. Geçmişte 3+1 ile başlayan yabancı oyuncu sayısının bugün 6+2+2 aşamasına ulaşmasıyla genç yeteneklerimizin yeterince forma şansı bulamaması, milli takıma yeni ve yetenekli oyuncu gelmesinin önünü kesiyor.</p>
<p>* Altyapıya Gereken Önemin Verilmemesi</p>
<p>Avrupa futbolunda özellikle son yıllarda altyapıya verilen önemin ve yapılan yatırımın, Türk futbolunda bir türlü istenilen seviyeye ulaşmaması sürdürülebilir sportif performansın önünü kesiyor. Futbol kulüplerimizde altyapıdan gelen oyuncu sayısının azlığı kulüpler ve milli takımın uzun vadeli omurgasını oluşturacak bir yapıya izin vermiyor. Yetenek havuzumuzun iyi değerlendirilememesi, A takımı besleyecek yeni ve yetenekli oyuncu sayısının artmasını engellemiştir.</p>
<p>* Mali Başarısızlığın Rekabet Gücünü Azaltması</p>
<p>Her ne kadar futbolumuzda gelirlerimizin geçen on yılın içinde yüzde 290’a varan bir artış kaydettiğini belirtmemize karşın, gelirlerin dengesiz dağıtımı büyük kulüpler ile küçük kulüpler arasındaki farkın açılmasına ve haksız rekabetin yükselmesine neden oluyor. Bu da kulüplerimizin rekabet güçlerini olumsuz etkiliyor.</p>
<p>* Kulüplerin Yönetimlerinde Önemli Hatalara Yer Verilmesi</p>
<p>Kulüplerimizin iyi yönetilmemeleri ve içinde bulundukları sorunların çözümünde hala konvansiyonel çözüm yöntemlerine bel bağlanıyor olması, kulüplerimizin sportif performansının yükselmesini engelliyor.</p>
<p>* Türk Futbolunun Stratejik Gelişim ve Değişim Planının Bulunmaması</p>
<p>Her ne kadar geçen senenin sonuna doğru Türkiye Futbol Federasyonu’nun Türk futbolunun geleceğine ilişkin bir stratejik plan oluşturma çalışmaları olmuşsa da Türk futbolunu önümüzdeki on yıllara taşıyacak uzun vadeli stratejik planların bulunmaması, kulüp ve milli takımlar bazında günü kurtarmaya yarayan palyatif çözümlere yönelmeyi beraberinde getiriyor.</p>
<p>* Sürdürülebilir Başarıya Ulaşılamaması</p>
<p>Türk futbolu 2000’li yıllarda önemli başarılara imza atabilecek bazı önemli hamlelerde bulunmuşsa da bu hamlelerin devamını getirememiştir. Geçen on yıllık süreçte 1 Avrupa Şampiyonası (2004 Portekiz) ile 2 Dünya Kupası organizasyonuna katılımın ıskalanması sportif performansımızı olumsuz etkilemiş, FIFA sıralamamızın düşmesine neden olmuştur.</p>
<p>* İsabetli ve Verimli Transferler Yapılamaması</p>
<p>Son on yılda isabetli ve rasyonel transferlerin yapılamaması kulüpleri ve oyuncuları hem sportif hem de mali olarak olumsuz etkilemiş ve kulüplerimizin nakit ve bütçe açığı vermesine neden olmuştur. Sportif olarak iyi gitmeyen kulüpler milli takımı da besleyemez duruma gelmiştir. Kulüp futbolu milli takım futbolunun ana besleyicisi olmasına karşın, bu işlevini yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı yerine getirememiştir.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Türk futbolu Avrupa’da yarattığı gelir bakımından beş büyük ligin arkasından gelmesine karşın, ne yazık ki son on yılda gerek milli takımlar, gerekse kulüp futbolu bazında sportif başarıda beklenen performansı sergileyememiş, aksine on yıl öncesinin gerisine düşmüştür. Sportif performans yeterli olmamasına karşın geçen on yıllık süreç içinde Türk futbol pastası sürekli büyümeye devam etmiştir. Beklenen ve olması gereken sportif performansa dayalı bir mali başarı veya mali başarının sonunda gelmesi gereken bir sportif performanstır. Oysa, Türk futbolu sportif başarıdan bağımsız, futbol otoritesi destekli naklen yayın gelirlerine göbeğinden bağımlı, kendi iç dinamikleriyle gelir yaratamayan bir lig haline gelmiştir. Kısacası, ülkemizde futbol gelirleri “dış destekle” artarken, sportif performans düşmeye başlamıştır. Bu çok doğal ve sürdürülebilir bir durum değildir aslında. Futbolumuz kendi iç dinamikleriyle gelir yaratmakta zorlandığı için Avrupa ile rekabet edebilecek bir kalite düzeyi ve rekabetçi yapıya da ulaşamamıştır.</p>
<p><strong>Tuğrul Akşar</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbolumuzda-gelir-artiyor-sportif-basari-dusuyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaray, Adnanlar ve Cevat Hoca . . .</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-adnan-polat-sezgin-cevat-guler-5519.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-adnan-polat-sezgin-cevat-guler-5519.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 16:44:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Adnanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Güler]]></category>
		<category><![CDATA[Davud Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Yönetim Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalli]]></category>
		<category><![CDATA[Kalli Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Nonda]]></category>
		<category><![CDATA[Sezgin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5519</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray Yönetimi Anlayışının Kırılma Anı Adnanların yani Adnan Polat ile Adnan Sezgin 'in Cevat Güler Hoca 'nın başarısına sahip çıkması ile başlar. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/cevat-guler-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5525" title="Cevat Güler, HT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/cevat-guler-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<p>Halen İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu&#8217;nda öğretim üyesi olan Cevat Güler Hoca ile 1997-2000 Yılları arasında birlikte olduk, Gaziosmanpaşaspor alt yapısında başarılı çalışmaları dönemimizin Alt Yapı sorumlusu Davud Şahin hoca için önemli bir referans olmuştu. Bu sekilde 11-22 kişilik alt yapı kadromuza katılmıştı.<br />
Daha sonra Beşiktaş Alt Yapısından ayrıldıktan sonra Galatasaray &#8216;da görev aldı.</p>
<p>Kalli&#8217;nin gidişiyle iyi bir fırsat yakalayan ve hatta fırsatı başarılı bir şekilde Galatasaray&#8217;ı Şampiyon yapmasıyla değerlendiren Cevat Hoca Adnan Bey&#8217;lerin bu başarıya sahip çıkmasıyla bu fırsatı şansız fırsata çevrildi bir anlamda!</p>
<p>Bu şık olmayan davranış Galatasaray&#8217;a çok şey kaybettiren bir sürecin başlangıcını hazırlıyordu.<br />
Ama bu başlangıcın Adnanların sonu olacağından Adnanlarında haberi yoktu !<br />
Ve yıllar sonra bugün gazete manşetleri Kulübü Mahkemeye veren başkan olarak Adnan Polat&#8217;ı manşetlere taşıyorlardı.</p>
<p>İşte değerli dostum sevgili Müslüm Hoca&#8217;nın bu süreci çok iyi tespit etttiği yazısı;</p>
<h1>Galatasaray Yönetim Anlayışının Kırılma Anı</h1>
<p><strong>5 Nisan 2008 Tarihinde Kalli Galatasaray’dan istifa etmişti.</strong></p>
<p>2008 Nisanın ilk haftasında Hakan Şükür, Hasan Şaş, Lincoln, Song ve Nonda başkan Adnan Polat’ın yanına giderek “ Bizim bu adamla başarılı olmamamız mümkün değil” diyerek, “Kalli olmazsa şampiyon oluruz” söylemi ile Kalli’nin görevden alınması talebinde bulunmuşlardı.</p>
<p>Yönetim kurulu ise futbolcuların bu kararını tartışıp sonunda Kalli’nin istifa etmesi istenmiş ve 5 Nisanda bu istifa gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Bu süreç şampiyonluğa gitmenin başlangıcı olmuş, fakat Galatasaray’ın tüm değerlerini kaybetme sürecinin de ana nedeni olmuştur.<br />
Çünkü her şey Kalli’den sonra DEĞİŞTİ…<br />
Her Perşembe Futbolcu Ağabeyler ile Adnan Polat ve Adnan Sezgin toplantı yaparak kadroyu belirlemeye başladılar.</p>
<p>İşte…<br />
İşte burası kırılma noktasıydı.<br />
Galatasaray da başkan kendi alanının dışına çıkıp teknik direktör rolüne soyunmuştu!!!<br />
Cevat hoca ve ekibi göreve getirilmiş, hoca ve ekibi bu süreç de kulüp için özveride bulunarak başarılı olmaya çalışmışlardı.</p>
<p>Fakat…<br />
Sayın Polat ve Sayın Sezgin’in takım kurma histerileri ve sahadaki oyuna kadar müdahale cesaretleri; Galatasaray için tehlike çanlarının çalınmaya başladığı andı.<br />
Hele–hele Sayın Sezgin’in cep telefonu ile yedek kulübesine verdiği direktifler ise bambaşka bir acı gerçekti.</p>
<p>Bu kadar yanlışın sonunda gelen “şampiyonluk” Sayın Adnanların önünü açarak “Kim tutar bizi” anlayışının tamamen yerleşmesine neden olmuştur.<br />
Bir şampiyonluk ile oluşan yok oluş sürecini kimse fark etmedi veya farkına varamadı.<br />
Şimdi ise bu anlayışın yok olması gerekirken…</p>
<p>Galatasaray’ın gerçek kimliğine kavuşması gerekirken…<br />
Ki… Kongre yönetime talip olacaklara bu yönde çok güzel mesaj vermesine rağmen…<br />
Bir de Sayın Helvacı ortaya çıkarak teknik heyetin sezon başında ve maç öncesi kendisine sunum yapmasını istiyor.<br />
İşte 2008 de ki erozyon Sayın Helvacı’yı da etkileyerek maalesef o ruhun hala dolaşmasına neden olmuştur.</p>
<p>Onunda için de ukde kaldı ki böyle inanılmaz bir açıklama yapma cesaretini kendinde buluyor.<br />
Yöneticiliğin sınırlarını ve haddini bilmeden işe koyulmak 100 Yıllık kulübü fantezi merkezine dönüştürür.<br />
Sanırım Galatasaray’ın önceliği; ruhuna ve kurallarına sahip çıkacak yönetimi bulması gerekiyor.<br />
Gerisi teferruat…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden; top: 0px; left: -10000px;">﻿</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-adnan-polat-sezgin-cevat-guler-5519.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahmut Özgener ve arkadaşları ne yapıyor?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-arkadaslari-seyircisiz-mac-ceza-34.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-arkadaslari-seyircisiz-mac-ceza-34.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2011 09:05:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Kayserispor maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol seyircisi]]></category>
		<category><![CDATA[futbol taraftarı]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Seyircisiz Oynama]]></category>
		<category><![CDATA[Seyircisiz Oynama Cezası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5314</guid>
		<description><![CDATA[Mahmut Özgener bey ve arkadaşları sayesinde aslında hiç bir maç seyircisiz oynanmıyor ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/seyircisiz-futbol-maci-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5393" title="Seyircisiz Futbol Macı ve Ceza - hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/seyircisiz-futbol-maci-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Değerli Dostum  Tuğrul Akşar’ın  Futbol ekonomisiyle ilgili görüşleri her zaman futbol düşünenlere fikir katkısı vermektedir  kuşkusuz &#8230;<br />
Akşar şimdi de çok tartışılan seyircisiz futbol maçına değinmiş çok doğru tespitlerde bulunmuş&#8230;<br />
Seyircisiz oynanan futbolu da eleştirmiş..</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Gerçi tüm olan biteni müthiş izleyen Mahmut Özgener bey ve arkadaşları sayesinde aslında hiç bir maç seyircisiz oynanmıyor &#8230;<br />
İşte Tuğrul Akşar&#8217;ın yazısı;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>HT</strong></span></p>
<p><strong>Amacını Aşan Bir Ceza: Seyircisiz Oynama Cezası</strong></p>
<p><strong>18 Mart&#8217;ta Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan derbide sahaya atılan şişe sonrası Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) Galatasaray’a bir maç seyircisiz oynama cezası verdi.</strong></p>
<p>Kurul ayrıca Beşiktaş’a da, Kayserispor maçında taraftarların yaptığı çirkin ve kötü tezahürat dolayısıyla, söz konusu eylemin aynı sezon içerisinde dördüncü kez tekrarlanması nedeniyle aynı cezayı verdi.</p>
<p>Şüphesiz ki, sporda cezaya yer olacaktır, olmalıdır da…Oyunun içinde hakemin verdiği ceza nasıl oyunun ayrılmaz bütünüyse, stat içinde yaşanılan olaylarda da mutlaka ceza olmalı.</p>
<p>Ama ceza kime, nasıl verilmeli? Bütün konu bu…</p>
<p>Verilen cezalar her şeyden önce adil ve caydırıcı olmalı, fiili işleyeni cezalandırmalıdır…</p>
<p>Seyircisiz oynama cezası sonuçları bakımından diğer cezalardan önemli ölçüde farklılıklar gösteren bir ceza türü olarak karşımıza çıkıyor. Bu cezanın sonuçlarını dikkate aldığımızda, cezanın taraftar ve kulübe yansımaları çok farklı şekilde ortaya çıkıyor. Futbol seyircisi güzel oyundan ayrı kalırken, kulüp önemli bir parasal getiriden mahrum kalıyor. Etkisi ve caydırıcılığı ise tarih boyunca çok da etkili olamamış bir ceza türü.</p>
<p>Ancak buna karşın zaman zaman nadiren de olsa Avrupa’da da gördüğümüz bu ceza türünde son zamanlarda Avrupa’da lokal federasyonlar ve UEFA eğer olayın boyutu gerçekten vahim bir hal almamışsa ya da çok özel bir lobi yapılmamışsa (bizim İsviçre maçı nedeniyle aldığımız ve Almanya’da oynamak zorunda kaldığımız Dünya Kupası eleme maçlarında olduğu gibi) çok fazla bu cezaya çok fazla yönelmiyor.</p>
<h2><strong>Seyircisiz Oynama Cezası Hiçbir Takım İçin Adil Değil!</strong></h2>
<h2>Verilen cezalar öncelikle masum ve iyi niyetli, gerçek futbol taraftarını cezalandırdığı için, onların maç izleme zevklerini ellerinden aldığı için adil değil.</h2>
<p>Yüzlerce özel ve resmi güvenlik görevlisinin görevli olduğu, elli iki bin kişilik bir statta, kulübün bu olaylara müdahale etme şansı bulunmadığı için adil değil.</p>
<p>Yüzlerce resmi ve özel güvenlik görevlisinin bulunduğu bir ortamda olayın failinin güvenlik görevlilerince teşhis edilerek, adalete verilmeyip kulübün sorumlu tutulması nedeniyle adil değil.</p>
<p>Taraftarının coşkusu ve desteğini arkasında hissedemeyecek futbolcuların bir sonraki maç performansını olumsuz etkileyebileceği ve buna bağlı olarak onların parasal gelir ve primlerine de olumsuz yansımaları olabileceği için adil değil.</p>
<p>Seyircisiz bir ortamda coşkulu taraftar desteğini arkasına alamayan takımların olası düşük performansları sonrası ortaya çıkabilecek sonuçların, lig mücadelesindeki diğer takımlara da sağlayabileceği olası etkiler nedeniyle adil değil.</p>
<p>Kısacası, Seyircisiz Oynama Cezası olayın failini değil, kulübü ve iyi niyetli taraftarı cezalandırıyor.</p>
<h3>Seyircisiz Oynama Cezası Caydırıcı Değil</h3>
<p>Bugüne kadar gördük ki, bu tür cezalar caydırıcı olmadığı gibi, aynı eylemler sezon içinde kaç kez de tekrarlanabiliyor…o halde burada cezalandırılan futbol seyircisi, kulüp oluyor. İyi niyetli ve yıllık binlerce lira ödeyerek sezonluk kart almış taraftar bu işten ciddi ölçüde mağdur oluyor. Sadece mağdur olan masum ve iyi niyetli taraftar mı? Kulüp te bu cezadan parasal olarak etkileniyor, önemli gelir kayıplarına uğruyor.</p>
<h4>Cezanın En Önemli Yaptırımı Ekonomik</h4>
<p>Yapılan hesaplamalar gösteriyor ki, Galatasaray’ın Trabzonspor ile oynayacağı derbi maçta minimum 3.5-4 milyon TL’lık bir maç günü hasılatından kulüp mahrum kalacak. Yıl içinde bunun birkaç kez tekrarlanması kulüpleri gerçekten önemli boyutta maddi bir külfete itiyor.</p>
<p>Bugün Avrupa’da toplam gelirler içindeki payı yüzde kırka kadar çıkan maç günü gelirlerinden bir kulübü mahrum bırakmak, kulüplerin finansal geleceklerini de olumsuz etkilemesi bakımından büyük öneme sahip. Bugün Avrupa’da statlarda koltuk başına maç günü geliri yıllık dört bin Euro’ya kadar çıkabiliyor.</p>
<p>Oysa, milyonlarca Euro harcanarak yapılan ultra modern, her türlü konfor ve gelişmiş güvenlik kameralarının olduğu bir statta, şişeyi atan kişiyi tespit etmek son derece kolay ve basitken, elli iki bin insanın cezalandırılması tam bir asker mantığı.</p>
<p>Bu cezaların giderek artması, kulübüne her yıl önemli bir bütçe ayıran taraftar tüketiciyi aynı zamanda hak kaybına da uğratıyor. Taraftar tüketici bir yandan futbol izleme keyfinden mahrum kalırken, diğer taraftan da maddi olarak ödediği bir hizmetin karşılığını alamamış olmaktan dolayı hak kaybına uğratıyor. Bu zararın tazmini gerçekten önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Bunun kulüpler ve hatta federasyonlar için önemli bir tehdit unsuru olabileceğini, bu potansiyele sahip olduğunu burada vurgulayalım.</p>
<h4>PFDK Seyircisiz Oynama Cezasına Daha Hassas Yaklaşmalı</h4>
<p>Tüm yönleriyle değerlendirdiğimiz üzere, bu cezanın gerçekten federasyon tarafından tüm kulüplerimiz için gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>Günümüzde yüz milyon dolarlara ulaşan devasa gelirlerin elde edildiği bir endüstride hem futbolun hem de taraftar-tüketicinin cezalandırılması, çağdaş futbolun özüne çok uymuyor. Bu tür konularda mutlaka olay failinin polisçe tespit edilerek Mahkemeye sevk edilmesi sağlanmalıdır. Söz konusu kişinin ayrıca daha sonra stada girmesi engellenebilir, futbola ilişkin bazı haklarından mahrum kalması sağlanabilir. Bunlar yapılabilecek şeyler iken, bizim hala olaya sadece yönetmelik çerçevesinde çok kaba bir yorumla yaklaşıp, suçluyu değil de toplumu cezalandıran mantığı çalıştırmamız futbolumuzun geleceği için de çok adil ve kalıcı olmuyor. Yine görüyoruz ki, bu cezalar asla caydırıcı olmuyor, olamıyor. Zira bugüne kadar bir çok kez, takımlarımızın seyircisiz oynama cezaları almasına karşın bu olayların hala devam ediyor olması bunu açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. İşte bizim bunu sorgulamamız gerekiyor.</p>
<h3>Yasa çıkartmak ta tek başına yeterli görünmüyor. Yasanın istisnasız ve eksiksiz bir şekilde uygulanması da gerekiyor.</h3>
<p>Futbol otoritesinin bu konuyu acilen gündemine alması gerektiğini düşünüyorum. Burada herhangi bir kötü veya olumsuz bir eyleme sebebiyet veren kişi ya da kişilerin cezalandırılması esas amaç olmalı, bu güzel oyundan iyi niyetli gerçek futbol taraftarı mahrum bırakılmamalı, kulüpler çok önemli gelirlerden yoksun kalmamalıdır. Bunun nasıl ve ne şekilde yapılacağı ise yapılacak bir çalışma sonucunda düzenlenecek raporla ortaya konulabilir.</p>
<p><strong>Tuğrul Akşar</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-arkadaslari-seyircisiz-mac-ceza-34.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş&#8217;ın Gururlu Başkanları ve Asbaşkanları !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-gururlu-baskanlari-ve-asbaskanlari.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-gururlu-baskanlari-ve-asbaskanlari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Apr 2011 14:22:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Asbaşkan Serdar Adalı]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş Asbaşkan Serdar Adalı]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Asbaşkanları]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Başkanları]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaşın Asbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaşın Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman seba]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Adalı]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demirören Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demirören Mourinho resmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5318</guid>
		<description><![CDATA[Beşiktaş Kulübü Başkanları ve Asbaşkanları Real Madrid'li genç çocuk Cristiano Ronaldo ile resim çektirmekten ve telefon numarasının kendilerinden olmasından çok mutlular]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/besiktas-baskanlari-adali-demiroren-fulya.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5328" title="Beşiktaş Başkanlari Serdar Adalı Yıldırım Demirören Fulya" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/besiktas-baskanlari-adali-demiroren-fulya.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/besiktas-baskanlari-adali-demiroren-fulya.jpg"></a><span style="color: #000080;"><strong>Beşiktaş Kulübü Yönetim Kurulu başkanı ve yandaşları oldukça mutlu, mutlu olmaları bir kenara, çok da gururlu&#8230;</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">Neden mi?</span><br />
<span style="color: #000080;">Geçen yıl Real Madrid&#8217;e transfer olan genç çocuk Cristiano Ronaldo ile resim çektirmekten ve hatta bu genç çocuğun telefon numarasının kendilerinden olmasından!&#8230;</span></strong></p>
<p><strong></strong><span style="color: #000080;"><strong>Bu durumdan bu zatlar ve yandaşlar büyük bir mutluluk duyarken, 16 yıl bir fiil  Real Madrid  takımını her yerde temsil eden Guti&#8217;nin durumu umurlarında bile değil !</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Neyse sözü daha fazla uzatmadan Sevgili  Müslüm Hocanın <strong>çok anlamlı ( anlayana!) </strong>yazısını sizlerle paylaşalım.<br />
Umarız bu yazıyı Erkut Soğancıoğlu, Mete Düren gibi kıymetli dostlarımızda okurlar&#8230;</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">HT </span><br />
</strong></p>
<h1><strong>Beşiktaş &#8216;ın Başkanı ve Asbaşkanı<br />
</strong></h1>
<p><strong>100 Yıllık kulüp olmak için önemli bir iç dinamiğe, kültürel birikime, tarihsel sürece ve kurumsal yapıya ihtiyaç vardır.</strong></p>
<p>Süreç içindeki başkanlara baktığımız zaman BJK’nın başkanları her zaman bir önceki başkanın ve anlayışın işlemesine özen göstermiştir ki; gelenekler; yapıyı koruyan en önemli etkenlerdir.</p>
<p>Maalesef bu anlayış Süleyman Seba ile devam etmiştir ama Süleyman Seba ile sona ermiştir.<br />
İşte yeni Beşiktaş anlayışı, yeni süreçden sonra çok farlı bir dezenformasyon ile kimlik kaybına uğramaya başlamıştır.</p>
<p>Tabi bununda kendi iç koşulları ve toplum içinde oluşan para politikaları ile para kazanma ve yönetme tarzı Beşiktaş Kulübünde de yer bulması çok önem kazanmıştır.<br />
Futbolun endüstrileşmesi, girdilerinin ve gelirlerinin büyüklüğü ister istemez kulüpleri legal ve illegal şekilde kullanma arzu ve stratejisini gaza getiren unsurlar olmuştur.</p>
<p>Beşiktaş’ta bundan en fazla nasibini alan kulüp olma özelliğine sahiptir!!</p>
<p>Burada değinmek gereken en önemli kıstas ise;başkanların ve yöneticilerin Beşiktaş için<br />
duymaları gereken kaygı ile duymadıkları ve kişisel olarak duydukları kaygı arasındaki çelişkidir.</p>
<p>Bunun en güzel örneği başkan Yıldırım Demirören’nin Mourinho ile çektirdiği resim…<br />
Asbaşkan Serdar Adalı’nın veya başkanın Ronaldo’ya telefon açıp Ronaldo’nun “hola” demesi…</p>
<p>Mourinho ile Beşiktaş Kulüp başkanının çektirdiği resim adeta antrenman sahasında hayranıyla Morinho’nun çektirdiği resim arasında hiçbir fark yoktu.</p>
<p>Bu nasıl bir kompleks ki Beşiktaş başkanı bunu referans olarak spor kamuoyuna sunmaktan tereddüt etmemektedir…</p>
<p>Hele hele Ronaldo’ya telefon açılıp onun hemen cevap vermesi ve Serdar Adalı’nın bunu da referans göstermesi inanılır gibi değil!..</p>
<p>Beşiktaş başkanının ve asbaşkanının tek bir referansı vardır o da sportif başarının koşullarını sağlamak ve Beşiktaş Kulübünü en iyi şekilde yönetmektir.</p>
<p>Hiçbir şekilde kendilerini gündeme getirmeden bu sorumlulukları sağlamaları; hem ahlaki, hem de insani sorumluluk taşımaktadır.</p>
<p>Yoksa bir resim veya bir telefon konuşması Beşiktaş’a başkan veya yönetici olmanın amacı olamaz.</p>
<p>Eğer sürece buraya kaymışsa o zaman kaybedilen değerleri tartışmak bile anlamsız olur.<br />
Eğer tatmin olacaklarsa bizde bundan sonra telefonu “hola” diye açalım.</p>
<p>Belki de bizimde tanıdığımız şehre bir menajer gelir, bizim de kullanacağımız bir fonumuz olur.<br />
Hadi gülümseyelim…Resim çekiliyor.</p>
<p>Umarım bu resimde Peter Hiil-Wood’da olur.</p>
<p>Serdar Adalı bir telefon açıp bilgi alırsa sevinirim.</p>
<p>İngiltere telefon kodu “44”</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
<p><strong><a title="Serdal Adalı Cristiano Ronaldo Yıldırım Demirören Beşiktaş" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/kendi-yetersizliklerini-besiktas-ile-ozdeslestirmesinler.htm">Fuat Yaman&#8217;ın rahatsızlık verici bu konuya tepkisi ve açıklamaları</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-gururlu-baskanlari-ve-asbaskanlari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro Jimmy Carter ile görüşmesini yazdı</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-jimmy-carter-5321.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-jimmy-carter-5321.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2011 11:19:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Jimmy Carter]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Ruz]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Jimmy Carter]]></category>
		<category><![CDATA[Jimmy Carter Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Nobel Barış Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Reuters]]></category>
		<category><![CDATA[Venezuela Devlet Başkanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5321</guid>
		<description><![CDATA[Bugün 1977-1981 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı yapmış olan ve benim görüşüme göre, ABD ve Küba arasındaki ilişkiye sükunet ve cesaretle yaklaşan tek başkan olma özelliğini koruyan Jimmy Carter’la görüşme zevkine eriştim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/fidel-castro-jimmy-carter.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5322" title="Fidel Castro Jimmy Carter" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/fidel-castro-jimmy-carter.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Bugün 1977-1981 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı yapmış olan ve benim görüşüme göre, ABD ve Küba arasındaki ilişkiye sükunet ve cesaretle yaklaşan tek başkan olma özelliğini koruyan Jimmy Carter’la görüşme zevkine eriştim.</h1>
<p>Carter, uluslar arası gerilimi azaltmak için elinden geleni yapmıştı. Küba ve ABD çıkarlarını koruma büroları kurma girişimini desteklemişti. Bir tek onun yönetimi, halkımıza karşı uygulanan cezai ablukayı esnetmeye dönük adımlar atmıştı.</p>
<p>O zamanlar, dünyanın verili durumu göz önünde bulundurulduğunda koşullar pek de elverişli değildi. Bizim yarıküremizdeki egemen ve gerçekten özgür bir ulusun varlığı, ABD’deki faşist sağcı düşüncelerle bağdaşmıyordu. Bu hizip, Başkan Carter’ın planlarının başarısız olması için uğraştı; planları onun Nobel Barış Ödülü almasını sağlayacaktı ama hiç kimse bu ödülü ona bedavadan vermezdi.</p>
<p>Küba Devrimi, onun bu cesur girişimini daima takdir etmiştir. Jimmy Carter’a 2002 yılında sıcak bir hoş geldin dedik. Şimdi saygımızı ve takdirimizi yeniden gösterme fırsatını tekrar yakalamış bulunuyorum.</p>
<p>Bu süper gücü yöneten oligarşi, dünyanın geri kalanı üzerindeki doyumsuz arzusundan hiç vazgeçecek mi? Nixon, Reagan ve Bush W. gibi giderek artan bir şekilde daha da yok edici güçlere sahip ve diğer devletlerin egemenliğine daha az saygı duyan başkanlar yetiştiren bir sistemde bu mümkün müdür?</p>
<p>Bugün dünyanın karmaşıklığı, yalnızca kısa süreli hafızalara izin vermektedir. Carter için düzenlediğimiz bu günkü (Çarşamba) veda partisi, Japonya’dan gelen üzücü haberle, deprem ve tsunaminin neden olduğu nükleer kaza ile aynı zamana denk geldi. Sürekli gelen raporlar, dünya ekonomisi üzerindeki doğrudan yansımaları nedeniyle önemsenmelidir.</p>
<h2>AP’nin Japonya’dan aktardığı bugünkü raporuna göre:</h2>
<p>“Japon nükleer santralindeki tsunaminin neden olduğu kriz, Çarşamba günü daha da kötüleşti. Okyanus suyunda yapılan testler, o ana kadarki en yüksek radyasyon oranını tespit etti.”</p>
<p>“Fukushima’da radyasyon zemine işledi, okyanusa sızdı ve bitkilere bulaştı, güneyden 220 km uzakta olan Tokyo’daki süte ve hatta musluk suyuna bile bulaştı.”<br />
“Bu esnada, İmparator Akihito ve İmparotoriçe Michiko, Tokyo’da tahliye edilen bir grubu ziyaret etti.”</p>
<h3>Reuters’ın Tokyo’dan raporu:</h3>
<p>“Çarşamba günü, Japonya, nükleer santrallerdeki güvenlik önlemlerini arttıracaklarını açıkladı. Bu açıklama, deprem meydana geldiğinde güvenlik standartlarının yeterli olmadığına dair ilk kabuldü. Bu tesisler, 1986’daki Çernobil felaketinden sonra, dünyanın en büyük atom felaketini tetikledi.”</p>
<p>“Hükümet, sonu gelmeyecek krizi ve deniz suyundaki radyoaktif iyot düzeyinin ani artışını gizlediği gibi, bir de bu duruma tesislerin etrafında ve hatta uzağındaki reaktör kaçaklarının tespit edilmesi eklendi.”</p>
<p>“Felaketten önce, Japonya’nın 55 nükleer reaktörü ülkenin elketirik gücünün % 30’unu karşılıyordu. Bu oranın 2030 itibariyle % 50’ye yükselmesi bekleniyordu. Bu durumda Japonya dünyanın en yüksek oranına sahip olacaktı.”</p>
<p>“Her ne kadar insanların bölgeyi terk etmesiyle ve balıkçılığın durdurulmasıyla etkileri azaltılmaya çalışılsa da, ulusal nükleer güvenlik ajansının yeni bulguları, denizdeki radyoaktif iyotun artışının yasal sınırın 3,355 katı olduğunu gösterdi.”</p>
<p>“Yüzlerce mühendis yaklaşık üç haftadır santralin reaktörlerini soğutmak ve yakıt çubuğunun erimesiyle ortaya çıkacak olan felaketi önlemek için uğraşıp didiniyorlar.”</p>
<p>Japonya’da tüm bunlar yaşanırken, Venezuela devlet başkanı Arjantin’e, Uruguay’a ve yolunun üzerindeki Bolivya’ya ekonomik anlaşmaları teşvik etmek ve bizim yarıküremizdeki bağımsız olmaya kararlı devletlerle ilişkileri güçlendirmek amacıyla bir ziyaret gerçekleştiriyor.</p>
<p>Chavez, katledilen kahraman ve devrimci gazetecilerden Rodolfo Walsh adına verilen ödülü La Plata Üniversitesi’nde aldı.</p>
<p>Küba artık yalnız değil; artık daha fazla insan ülkesi için ölümüne savaşmayı göze alıyor.</p>
<h4>Fidel Castro Ruz</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-jimmy-carter-5321.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vakıfbank’ın suçu ne ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/vakifbank-voleybol-fenerbahce-sampiyonluk-345.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/vakifbank-voleybol-fenerbahce-sampiyonluk-345.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 15:46:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Sigorta avrupa şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıfbank]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıfbank Avrupa Şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıfbank Şampiyon Oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıfbank Güneş Sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıfbank Güneş Sigorta voleybol takımı]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıfbank Voleybol]]></category>
		<category><![CDATA[vakıfbank voleybol takımı]]></category>
		<category><![CDATA[Voleybol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5285</guid>
		<description><![CDATA[Vakıfbank şampiyonluk sonrası Fenerbahçe Acıbadem'in, düzenlemekle yükümlü olduğu Kalamış'taki Faruk Ilgaz Tesisleri'nde yapılan şampiyonluk balosununa bile katılamadı...
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/03/vakifbank-champion-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5287" title="vakifbank-champion-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/03/vakifbank-champion-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p><strong>Voleybol Kadınlar Avrupa Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finali’nde, Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom, Azerbaycan’ın Rabita Bakü takımını 25-13, 25-20 ve 25-18&#8242;lik setler sonucunda 3-0&#8242;lık skorla mağlup ederek Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu.</strong></p>
<p>Ama ne şampiyonluk&#8230;<br />
Burhan Felek&#8217;te kendilerini Rus sanan bazı taraftarlar tarafından bile yuhalanarak kazanılan bir şampiyonluk !</p>
<p>Ve  şampiyonluk sonrası Fenerbahçe Acıbadem&#8217;in, düzenlemekle yükümlü olduğu Kalamış&#8217;taki Faruk Ilgaz Tesisleri&#8217;nde yapılan şampiyonluk balosununa bile katılamadığı bir şampiyonluk&#8230;</p>
<p>Sevgili Dostum Müslüm Hoca&#8217;nın bu haftaki makalesi bu şekliyle oluşan duruma biraz daha fazla anlam katıyor&#8230;</p>
<p>İşte değerli hocamızın makalesi;</p>
<h1>Vakıfbank’ın şampiyonluk ızdırabı</h1>
<p>Kimsenin haberi yoktur…<br />
Siz çalışmaya başlarsınız, var gücünüzle çalışıp olması gerekene doğru yol almaya başlarsınız.<br />
Sadece elinizde avucunuzda olan umuttur.<br />
Her çalışmada aklınıza gelen sondaki büyük beklentidir.</p>
<p>Bütünsüzünüzdür ortak amaç için…<br />
Aslında hepsiniz teksiniz olması gereken ile yüzleştiğiniz zaman…<br />
Sizlerin saygıları ve karşılıklı oluşan saygınlıklarınız o büyük muzaffer an içindir.<br />
Kimsenin haberi yoktur; takım olma başarınızı sağlarken ortaya koyduğunuz iradenin büyüklüğü hakkında…</p>
<p>Zaman zaman isyan edersiniz ortaya koyduğunuz beklentinin büyüklüğü içindeki yalnızlıklarınıza.<br />
İsyan edersiniz ki “Kimse var mı?..” sesine cevap verme arzu ve isteklerinizden dolayı.<br />
Nihai sonuca ulaşmak için aştığınız her etabın amaç olmadıklarını bilerek o ilahi kudretinizi kaybetmezsiniz.<br />
Ama tek şey istersiniz; fark edilmek.</p>
<p>Ortada kutsal bir emeğin olduğunun saygınlığını hak ettiğinizi düşünür ve hiç bir karşılık beklemezsiniz.<br />
“Elinize sağlık”,<br />
Bilmem bizim için çok mu zor bunu söylemek?..<br />
Tek isteğiniz budur.<br />
Hele hele şampiyon olmak…</p>
<p>Bunun izahı yoktur.<br />
Böyle bir sevincin ve mutluluğun tasviri belki kutsal kitaplarda bulunabilinir.<br />
Emeğin sonucudur bu büyük başarı.<br />
Her şeyin bitmiş olduğunu fark etmeden her şeyi yeniden yaşamak istenilen bir andır şampiyonluk.<br />
Yorgunluk diye bir his duyamazsınız…<br />
O an tüm ülkeyi dolaşmak istersiniz…<br />
Her kapıyı çalıp bu sevince ortak etmek istersiniz…<br />
Sevgilerinizi yanınızda istersiniz ki bu emeğin sonucunda onlarında hakkı olduğunu bilip haklarını vermek istersiniz…<br />
Tüm ülkenin, tüm dünyanın bunu bilmesini istersiniz…<br />
Fark edilmesi gerektiğine inanırsınız…<br />
Herkesin sizi arayıp sorular soracağını ve siz bıkmadan usanmadan cevap vermeye hazır durumda beklenti içine girersiniz…</p>
<p>İşte kırılma anı bu süreçtir.<br />
Aranmazsınız,<br />
Televizyonda şampiyonluğa ait alt yazı görürsünüz,<br />
Bunu hak etmediğinizi düşünüp, nerde yanlış yaptığınız histerisi içinde isyana başlarsınız.<br />
“Ben bunu hak etmedim” diyerek kahrolursunuz.<br />
İşte Vakıfbank Güneş Sigorta voleybol takımı olarak sizin içinde bulunduğunuz durum budur.<br />
Biz sizi fark etmemek için el birliği ile uğraşıp dururken, sizin gururunuz ile oynadığımızı fark etmeyiz.</p>
<p>Tek suçunuz Avrupa Şampiyonu olmak…<br />
Çünkü hesapta yoktunuz…<br />
Çünkü sizin için hiçbir hazırlık yoktu.</p>
<p>Beklentileri öldürdünüz.<br />
Şimdi acısını çekeceksiniz.</p>
<p><strong>Müslüm Kemal Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/vakifbank-voleybol-fenerbahce-sampiyonluk-345.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuri Şahin ve heba hikayeleri !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/nuri-sahin-58193.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/nuri-sahin-58193.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2011 14:58:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[Anderson]]></category>
		<category><![CDATA[Arda Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Borussia Dortmund]]></category>
		<category><![CDATA[Brezilya Ulusal Takımı]]></category>
		<category><![CDATA[Denilson]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Ferin]]></category>
		<category><![CDATA[Marcello]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin (Borussia Dortmund)]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Babacan]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız futbolcu Nuri Şahin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5243</guid>
		<description><![CDATA[Değerli dostum Müslüm Hoca Nuri Şahin'in takım arkadaşlarıyla ilgili başka bir heba hikayesini ele almış, Nuri Şahin ve 1988 nesli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/03/nuri-sahin-1988-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5259" title="nuri-sahin-1988-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/03/nuri-sahin-1988-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1><span style="color: #003366;">Nuri Şahin </span></h1>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Nuri aslında önemli bir heba hikayesinin simgesi olmalı.<br />
Hem 1988 doğumlu çocukların,<br />
Hem de heba edilmek üzereyken kendisi için çok şey ifade eden hocası Bert van Marwijk&#8217;in onu hayata döndürüş hikayesi için !</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Değerli dostum Müslüm Hoca Nuri Şahin &#8216;in takım arkadaşlarıyla ilgili başka bir heba hikayesini ele almış..</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>İşte Müslüm Hoca&#8217;nın makalesi;</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>HT</strong></span></p>
<h2>Nuri Şahin ve 1988 nesli</h2>
<p>VOLKAN BABACAN FENERBAHÇE – KAYSERİSPOR (KİRALIK)</p>
<p>ERKAN FERİN GALATASARAY – PURSAKLARSPOR</p>
<p>SERDAR KEŞÇİ GALATASARAY – GÜMÜŞHANESPOR</p>
<p>HARUN KARADAŞ GALATASARAY – DARICA GENÇLERBİRLİĞİ</p>
<p>AYDIN YILMAZ GALATASARAY</p>
<p>ÖZGÜRCAN ÖZCAN GALATASARAY – ADANASPOR</p>
<p>FERHAT BIKMAZ HANNOVER 96 – SİVASSPOR</p>
<p>DENİZ YILMAZ BAYERN MÜNİH</p>
<p>NURİ ŞAHİN BORUSSİA DORTMUND</p>
<p>MURAT DURUER ANKARAGÜCÜ</p>
<p>TEVFİK KÖSE BAYER LEVERKUSEN – İSTANBUL BB</p>
<p>ANIL TAŞDEMİR GÖZTEPE – AKHİSARSPOR</p>
<p>CENGİZ ÇOBAN TRABZONSPOR – TÜRK TELEKOM SPOR</p>
<p>ERGÜN BERİSHA UDINESE – İBB SPOR ( KİRALIK)</p>
<p>AYKUT DEMİR NAC BREDA – GENÇLERBİRLİĞİ</p>
<p>MEHMET YILMAZ BURSASPOR – İBB ( TURGUTLUSPOR- KİRALIK )</p>
<p>EMRE BALAK SAMSUNSPOR – GENÇLERBİRLİĞİ</p>
<p>ONUR RECEP KIVRAK KARŞIYAKA – TRABZONSPOR</p>
<p>Yukarıdaki isimler,2005 Yılı U17 Avrupa Şampiyonu ve Dünya 4. olan takımın kadrosu.</p>
<p>Dikkat ederseniz çoğunluğunda; yetiştiği kulüp ile şu an oynadığı kulüp arasında oldukça büyük fark var.</p>
<p>Hiç kimse bu tabloyu başarıdır diye tanımlayamaz.</p>
<p>Eğer öyle bir düşünce varsa, futboldaki beklentilerimizin ve anlayışımızın çok farklı olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Elde ettikleri başarılar tesadüf olmadığına göre, ortada ciddi bir verim kaybı var demektir.</p>
<p>Sanırım işe alt yapılardaki eğitim ile başlamakta yarar var.</p>
<p>Çünkü 17 yaşındaki iyi oyuncuların 18 ve 19 yaşlarında yıldız adayı olmaları için kırılma süreçlerini başarmaları gerekmektedir, eğer bunu veremezseniz oynadıkları kulüp veya ulusal takımın şampiyon olmaları onların yıldız futbolcu olacaklarını ifade etmez.</p>
<p>Avrupa Şampiyonası finalinde yendikleri Hollanda U17 Ulusal Takımı’nın oyuncularını şu an oynadıkları kulüplere bakarsanız aradaki farkı anlamanızda çok iyi örnek olacağı kanısındayım.</p>
<h2>Elimizdeki en iyi örnek, Nuri Şahin…</h2>
<p>Kendi gelişimi için yaşadığı süreçler, aynı sosyolojik ve psikolojik etkilere sahip Dortmund’da bu süreçleri yaşaması, onun gelişimi için en önemli katkıdır.</p>
<p>İşte yukarıdaki Galatasaraylı futbolcular ve gittikleri kulüpler… Galatasaray psikoloji ile gelişmesi gerekirken, onları kiralık olarak çok alt düzey ilişkiler ve çalışma ortamına yollarsanız bir daha o futbolcuyu geri alma şansınız kalmaz!!</p>
<p>Aydın Yılmaz sürekli gitti-geldi ve geldiği nokta ortada…</p>
<p>İşin komik yanı; A- ulusal takıma çıkan oyuncu ise Nuri ile Onur; onlarda oynayamıyorlar!</p>
<p>Nuri Şahin’in geldiği nokta ve bu sene ortaya koyduğu performans hocasının ve kulübünün emeğinin ürünüdür.</p>
<p>Yıldız futbolcu yetiştirmek büyük bir özveri ve sabır ister.</p>
<p>En önemlisi sahip çıkararak her türlü sorumluluğu almak gerekir.</p>
<p>Sanırım bunun en güzel tanımını U17 takımının kaptanı Erkan Ferin yaptı ” Nuri de Türkiye’de bizim ile aynı koşullarda top oynasaydı o da bizim gibi kaybederdi” dedi.</p>
<p>Bu aslında bir gerçeğin ve çaresizliğin tablosudur.</p>
<p>Arda Turan’ı bile getirdiğimiz noktaya bakın…</p>
<p>Kendi hataları burada çok az önem ifade ediyor, kimse burada farklı tespit içine girmemeli…</p>
<p>Tabi teknik direktör Abdullah Avcı’nın da sürecinin incelenmesi gerekir…</p>
<p>Gelmesi gereken nokta ile olduğu nokta bence doğru değil…</p>
<p>Ama en önemlisi Brezilya Ulusal Takımı oyuncularından sadece üçünün 2005′de U17′de dünya ikincisi olduktan sonraki oynadıkları takıma bakıp ne anlatmak istediğimi göreceğinizi sanıyorum.</p>
<p>Denilson, ARSENAL,</p>
<p>Anderson, MANCHESTER UNİTED,</p>
<p>Marcello, REAL MADRİD.</p>
<p>Takımın diğer kalanlarını yazmaya gerek olmadığını sanıyorum.</p>
<p>Bizler hala 6-2-2 diye olmaması gereken, yabancılardan medet umma sistemini çözüm olarak gören bir anlayışın yolunda ilerleyerek, kendi sonumuzu hazırladığımızı anlamamakta ısrar ediyoruz.</p>
<p>Kaybettiğimiz paralardan önce, bu 18 kişilik kadrodaki elit futbolculardan kaybettiklerimizin vebalini kimler ödeyecek.</p>
<p>Sadece 18 futbolcudan bahsediyorum…</p>
<p>Ya diğerleri.</p>
<h4>Müslüm Gülhan</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/nuri-sahin-58193.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aykut Hoca&#8217;ya Kocaman bir eleştiri</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/aykut-0kocaman-bir-elestiri-45667.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/aykut-0kocaman-bir-elestiri-45667.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Feb 2011 13:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[alex]]></category>
		<category><![CDATA[Almeida]]></category>
		<category><![CDATA[Ankaraspor]]></category>
		<category><![CDATA[Ankaraspor maçları]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Kocaman]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Kocaman eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulspor]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulspor maçları]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş maçı]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe Alex]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe Şampiyonluk]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe klubü]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Guardiola]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Mourinho]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5230</guid>
		<description><![CDATA[Müslüm Gülhan Hoca'nın Fenerbahçe ve bir başka değerli meslektaşım Aykut Kocaman ile ilgili önemli tespitleri yaptığı ve ayrıca bir teknik adam için esasın önemi ile ilgili güzel bir makalesi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/alex-de-souza-fb-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5249" title="alex-de-souza-fb-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/alex-de-souza-fb-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Değerli dostum Müslüm Gülhan Hoca&#8217;nın Fenerbahçe ve bir başka değerli meslektaşım Aykut Kocaman ile ilgili önemli tespitleri yaptığı ve ayrıca bir teknik adam için esasın önemi ile ilgili güzel bir makalesi&#8230;</p>
<p>HT </strong></span></p>
<h1><span style="color: #000000;"><strong>Kocaman bir eleştiri</strong></span></h1>
<p><strong>“Bir sıfır öne geçtikten sonra kontrollü oyunumuzu oynayamadık.” Bu yorum Aykut Kocaman’ın maç sonrası yorumlarından biri… Eğer maçın başında 1-0 öne geçerseniz maçı kontrol etmezsiniz, hele hele zor bir deplasmandaysanız maçı koparmak için skoru artırmaya çalışmanız gerekir.</strong></p>
<p>Ama korku ve kaygı ön planda…</p>
<p>“Bizim için çok zor maçtı; Almeida golü atsaydı maç farklı olurdu.”</p>
<p>Mağlup duruma düşen Fenerbahçe ne yapıp edip skoru kendisine çevirme planlarına ve öz güvenine sahip olmalıdır.</p>
<p>Büyük kulüp olmanın olmazsa olmazıdır.</p>
<p>Bunun en iyi örneği Aykut’un oynadığı 0-3 den 4-3 kazandığı Galatasaray maçıdır. Bu büyük kulüp olmanın temel kültürüdür; “Her ne koşulda olursan ol maçı kazanmak gerekir.”</p>
<p>İlk yarının son 10 dakikasında ve ikinci yarının ilk 10 dakikasındaki Fenerbahçe mağlup olmamaya çalışan fakat bunu başaramayacak bir takım oyunu içinde çırpınıp durdu.</p>
<p>Ve maalesef Aykut hoca bu süre içinde oyuna müdahale etmesi gerekirken, ne olacağını kestirmeye çalıştı!</p>
<p>Arkaya yaslanıp savunmada oyun kontrolü nedense Aykut hoca için bir gerekçe olabiliyor da… Fenerbahçe içinse aciz oyun olarak dışarıdan algıya neden oluyor.</p>
<p>4-2&#8242;lik skoru yakaladıktan sonra yapılan oyuncu değişiklikleri, oynayan oyuncuların bu öz güven içinde oynama isteği farkı daha da artıracakken, oyunu kontrol ederek skoru koruma düşüncesi; aslında telafisi olmayan sonuçlara bile neden olabilecek bir hamleydi.</p>
<p>İstanbulspor ve Ankaraspor için maç kazanmak veya kaybetme arasında büyük bir farklılık yoktur. Var oluş nedenleri ve beklentileri Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray gibi olamazlar.</p>
<p>Ama Fenerbahçe var oluş nedeni ‘başarı’ ve ‘şampiyonluk’ üzerine kurmuş bir kulüptür.</p>
<p>Her ne kadar kurumsal kimlik olarak yapısal sorunları olsa da bu beklentiler bile kulüp için kurumsal birer kriter sayılır.</p>
<p>Aykut’un Trabzon’da şampiyon oldukları maçtan sonra yaptığı duygusal yaklaşım; içerik olarak taktir görse de başarıyı arzulayan agresif duygudan uzak olması asıl tartışılması gereken konu olmalıydı. Sanırım şimdi kenarda bunu dahi anlamaktadır.</p>
<p>İşte Mourinho, sevin sevmeyin başarı için ortaya koyduğu agresif ve bencilikler onun bu seviyeye gelmesinin nedenidir.</p>
<p>Ve Guardiola’nın tepkimeleri; farklı fakat içerik ve beklenti aynı.</p>
<p>Etik ve ahlaki değerleri lütfen burada karıştırmayalım!!!</p>
<p>Şu anda Fenerbahçe ligin en bütün kadrosuna sahip tek takımdır. Savunma ve kaleci farkı diğer takımların önünde ciddi bir farktır.</p>
<p>Ama en önemlisi Alex faktörüdür…</p>
<p>Eğer Alex’siz oynayacaksanız onun farkını ortadan kaldıracak taktiksel bütünlüğü sağlamanız gerekir. Yok eğer onsuz oynama veriniz elinizde yoksa ve o kadrodaysa ondan vazgeçmek ise ciddi bir fantezi olur.</p>
<p>Trabzon maçı ile beraber Alex’in Fenerbahçe oyunu ortaya çıkmaya başladı ki bu Fenerbahçe için en önemli şampiyonluk adayı olma anlamına gelmektedir.</p>
<p>Aykut hoca için diğer olması gereken fakat eksiklik olan ve maçlarda kendini oldukça hissettiren, iyi donanımlı, tecrübeli ve konuşan yardımcı antrenör eksikliğidir.</p>
<p>Beşiktaş maçında en çok merak ettiğim; skor 2-1 olduktan hemen sonra, Aykut hoca Semih’i oyuna sokmak için hazırlıyordu.</p>
<p>Acaba kimi çıkaracaktı?..</p>
<p>Alex&#8217;i mi?..</p>
<p>Müslüm Gülhan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/aykut-0kocaman-bir-elestiri-45667.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sporcular için büyük sorun: Tibialis anterior sendromu</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tibialis-anterior-sendromu-74956.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tibialis-anterior-sendromu-74956.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 16:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu kaval kemiği]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcular Tibialis anterior]]></category>
		<category><![CDATA[kaval kemiği]]></category>
		<category><![CDATA[kaval kemiği kasları şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sporcular Tibialis anterior sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Tibialis anterior]]></category>
		<category><![CDATA[Tibialis anterior inflamasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Tibialis anterior nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tibialis anterior sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Tibialis anterior sendromu nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlız Gezen Yıldızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5194</guid>
		<description><![CDATA[Tibialis anterior sendromu nedir? Sporcular için büyük sorun: Tibialis anterior inflamasyonu / Beşiktaş Tarık Kartal Makale
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/tibialis-anterior-sendromu.jpg"></a></h1>
<h2><span style="color: #003366;"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/tibialis-anterior-sendromu1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5214" title="tibialis-anterior-sendromu" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/tibialis-anterior-sendromu1.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></span></h2>
<h2><span style="color: #003366;">Beşiktaş ve Yanlız Gezen Yıldızlar</span></h2>
<p><span style="color: #003366;">Beşiktaş&#8217;da görev yaptığım süre içinde birçok yetenekli sporcuyla çalıştım. Bazıları dünya çapında yıldız oldular&#8230; Bazıları yeteneklerine rağmen yeteneksiz gibi adeta kaybolup gittiler&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Türkiye&#8217;nin şansız çocukları gerek eğitsel, gerek sosyal, gerekse de  ekonomik bazı nedenlerle birlikte düzensiz sistemimizin kurbanları olup duruyorlar&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Sevgili Tarık Kartal işte bu kategoriye &#8220;kısmen&#8221; giren sporcularımızdan&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Farklı özellikleri ve yeteneğiyle Beşiktaş&#8217;ı uluslararası turnuvalar da dahil olmak üzere örnek sporcu kişiliğiyle başarıyla temsil etti.<br />
Erken koptuğu aktif sporculuğu sonrası şimdi spora eğitici olarak hizmet veriyor&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #003366;">ABD&#8217;nin çok önemli bir eğitim ve gençlik merkezinden aldığı davet ile bundan sonra hem oradaki sporculara hem de Türk Sporuna büyük hizmetler vereceğine inandığım Tarık Kartal&#8217;ın kendi geçirdiği sakatlık ile ilgili yaptığı bir araştırma ve makalesi;</span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>HT</strong></span></p>
<h1>Sporcular için büyük sorun: Tibialis anterior inflamasyonu…</h1>
<p>Futbol oynadığım dönemde beni çok rahatsız eden, futbol oynamamı engelleyen, doktorlara, fizyoterapistlere ve hatta 2000 yılında büyük bir takımın doktoruna gitmeme rağmen bir türlü adı konulamayan; fakat kireçleme,ayağın yapısı, gibi teşhisler konulan,kas gevşetici kremler ,fizik tedavi gibi yöntemler kullanılmasına rağmen bir türlü sonuç alınamayan hastalığın adını,2010 yılında tesadüfen bir profesöre sordum, semptomlarını anlattım ve hastalığın andının Tibialis anterior sendromu olduğunu öğrendim.</p>
<h2>Tibialis anterior sendromu nedir?</h2>
<p>Tibianın (kaval kemiği) dış tarafındaki kasların şişmesi, ağrıması, sertleşmesi ve kızarmasıdır.</p>
<p>Kaslarını fazla çalıştıran,aşırı yüklenme yapan,koşma,zıplama,ani yön değiştiren hız sporlarında ve genelde erkeklerde görülür. Aktif olarak spor yaşamını sürdüren bir çok profesyonel futbolcu arkadaşımda da bu sendrom vardır;ama bir çok kulüp doktoru tarafından bilinmemektedir ve tedavi yöntemleri genelde buz ve kas gevşetici ilaçlardır; fakat bunların müsabaka sırasında pek yararı yoktur. Kronik evrede, derin masaj, sıcak veren araçlar ve egzersizlerle kalan ödemlerin önlenmesi sağlanır;fakat sporcu çok güçlü sertlemiş ve baskı belirtileriyle gelirse fasya kruralis ameliyatla kesilir.</p>
<p>Müsabaka sırasında soğutucu ve kremlerden de hiçbir fayda sağlamaz. Müsabakadan sonra sendrom devam etmekte dinlenmeyle birkaç gün içinde kendiliğinden geçmektedir.Bu hastalığı ortaya çıkmasına neden olan birkaç faktör vardır:</p>
<p>· Esnekliğin az olması, Kaval kemiği yapısı</p>
<p>· Fazla yüklenme</p>
<p>· Yanlış ayakkabı seçimi</p>
<p>· Zayıf kas</p>
<p>· Yeteri kadar ısınmama(bulunduğu evreye göre)</p>
<p>Sonuç olatak o dönemde büyük bir takımın alt yapısında 8 yıl oynamama kulüp doktorlarına ve milli takım doktoruna göstermeme rağmen teşhis konulamamıştır.Aktif olarak spor yaşamını sürdüren bir çok profesyonel futbolcu arkadaşımda da bu sendrom vardır;ama bir çok kulüp doktoru tarafından bile halen bilinmemektedir ve tedavi yöntemleri genelde buz ve kas gevşetici ilaçlardır.Sporcular için çok büyük bir engeldir ve genelde sporu bırakmalarıyla sonuçlanır.</p>
<p><strong>Tarık Kartal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tibialis-anterior-sendromu-74956.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahmut Bey&#8217;in amacı neydi?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-hiddink-milli-tkm-4563.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-hiddink-milli-tkm-4563.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2011 09:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Şenol Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Mali Kongre]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası Finali]]></category>
		<category><![CDATA[fatih terim]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kore Maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink 'in hayaletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddinkin görevi]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddinkin hayaletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet topal]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Topuz]]></category>
		<category><![CDATA[Sercan]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demiören]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5168</guid>
		<description><![CDATA[Yıldırım Demirören bu kadar zor durumdayken Futbol Federasyonu  Başkanın Mahmut Özgener adeta gökten bir vahii geldi ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #000080;"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/demiroren-mahmut-ozgener-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5186" title="Yıldırım Demirören Mahmut Özgener - hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/demiroren-mahmut-ozgener-hT2.jpg" alt="Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener 'in acaba kime hizmet ediyor" width="540" height="300" /></a></span></h1>
<h1><span style="color: #000080;">Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener&#8217;in acaba amacı neydi?</span></h1>
<p><strong><span style="color: #000080;">Geçtiğimiz hafta başı Beşiktaş&#8217;ın Karabükspor&#8217;a kendi sahasında kaybettiği maç ile Siyah Beyazlılar büyük ölçüde şampiyonluk şansını kaybetmişti.</span></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Neticede Beşiktaş&#8217;ın kendi üzerinde bulunan 4 takım ile puan farkı 40&#8242;ın çok üzerine çıkıyordu.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Beşiktaş takımının b<strong>u puan haliyle </strong>şampiyonluk şansı matematiğin bile çok uzağındaydı.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Devre arasında Beşiktaş&#8217;ın marifetli yöneticileri, büyük paralar ödeyerek aldıkları yabancı oyuncuları UEFA kupasında oynatamıyorlardı.<br />
Bu yabancılar alel acele alındığına göre olsa olsa lig şampiyonluğu hedefiyle alınmıştı.</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">L</span><span style="color: #000080;">igin 2.yarısının başlamasıyla birlikte hemen ş<strong>ampiyonluğun </strong>kaçıyor olması bu marifetli yöneticiler için oldukça kötüydü!</span></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Zaman camiayla yüzleşme zamanıydı.</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Üstelik hafta sonu yapılacak olan mali genel kurulda;<br />
300 Trilyonları</strong>( Eski Para)<strong> aşan borç, elden giden tesislerle, hesabı verilemeyen Fulya Projesi vb gibi konular kapıda beklerken!</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>İşte Yıldırım Demirören bu kadar zor durumdayken;</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">Futbol Federasyonu </span></strong><span style="color: #000080;"><strong>Başkanı Mahmut Özgener&#8217;e adeta gökten bir vahiy geldi.<br />
Ve Serdal Adalı </strong><strong>bu</strong> <strong>olumsuz durum öncesi sadece mazeretle-mizah üreten bir basın toplantısı yaptı. Mahmut Özgener&#8217;in de bu basın toplantısına görevde kaldığı 3,5 yıllık süre içindeki sessizliğini bozarak bir sürü gereksiz cevaplar vermesi oldukça ilginç bir durum yaratıyordu.</strong> (Aslında Mahmut Bey&#8217;in söylediklerinin içeriği doğruydu ama yer, zaman ve samimiyet ilişkisinin hesabını burada yapmak da oldukça zordu!)</span></p>
<h2><span style="color: #000080;">Vay efendim,  Mahmut dostum, Sen misin bize cevap veren&#8230;</span></h2>
<p><strong><span style="color: #000080;">Herkesin olumsuz görüşle baktığı aslında umulanın üzerinde yetenekleri olan Yıldırım Demirören bu fırsatı iyi değerlendirerek;<br />
Yakl</span></strong><strong><span style="color: #000080;">aşık 3 yıldır  soğuk terler döktüğü Beşiktaş Mali Genel Kurulunu adeta Milangaz Toplantısına çevirerek bol coşku ve alkışlarla üstelik sanki Fidel Castro nidalarıyla bezenmiş Faşist ve Diktörlük sözleriyle dolu bir sürü sloganlar attı !</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">Mahmut Bey ne amaçla bu ortamı yarattı  bilinmez ama önce Milli Takımın konuşulması gereken zamanda Beşiktaş&#8217;ın iç sorunlarının da konuşulmasını engelleyerek büyük bir bonus yarattığı kesin&#8230;</span></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Biz Mahmut Beyin kaldığı yere dönelim tabi önce Milli Takım Sonra Beşiktaş kaydıyla !<br />
HT</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">İşte Milli Takım ve Mahmut Bey ile  ilgili Müslüm Hoca&#8217;dan çok güzel bir yazı&#8230;</span></strong></p>
<h2>Guus Hiddink ‘in hayaletleri</h2>
<p><strong>UEFA Şampiyonu olduğumuzda; Futbolumuzun çok farklı yerlere gelmesi üzerine çok fazla umutlanmıştık.</strong></p>
<p>Süper Kupa ile de tamam oldu bu iş derken Dünya 3. lüğü ile farklılıklarımızı ortaya koyma zamanının geldiği anlamındaydı.</p>
<p>Her şeye rağmen Fatih Terim’i İtalya’da uzun süre kalamadığı için ve sonraki Galatasaray ve Ulusal Takım içindeki uygulamalarından dolayı eleştirmiştik.</p>
<p>Şenol Güneş’i ise neden Dünya Kupası Finali oynatamadığı için eleştirmiştik.<br />
Hedeflerimiz o kadar büyüktü ki olamazsa olmazlarımız neredeyse şımarık bir zengin aile kızı kaprisleri edasındaydı.</p>
<p>Ama her şeyde haklıydık…<br />
Çünkü bugünün koşullarını o gün yakalamamız gerektiği inancındaydık.</p>
<p>Haklıydık da…<br />
Eğer ipin ucu kaçarsa; Avrupa ile aramızda ki futbol farkı elli yıla kadar çıkabilecekti ki maalesef çıktı da…</p>
<p>Şimdi ise,<br />
Fark; elli yılı da geçti.<br />
Hiddink ile bu fark açılıyor, daha da açılacağa da benziyor.<br />
11 Milyon Avro karşılığındaki oyun ve ulusal kadronun böyle olması insanın canını acıtıyor.</p>
<p>Kimsenin bu durum ile ilgili hesap sormaması ve hesap vermemesi insanın canını acıtıyor.</p>
<p>Acaba Sayın Mahmut Özgener bir kulüp başkanı olsaydı, Guus Hiddink’e karşı bu tavrını takınabilirmiydi?..</p>
<p>Başlangıçtan itibaren alınan kötü sonuç ve oyunun düzelememesinden dolayı, işin içinden çıkılamayacağının teknik heyetin anlamasından sonra strateji değiştirerek işi; gençleştirmeye dönüştürmek ne kadar gerçekçi ve ahlaki oldu…</p>
<p>Takım olmak bir bütündür; savunmasıyla, hücumuyla…<br />
Sistem bir bütündür; on bir kişinin ortak hareketi ile oluşan bütünlüktür.<br />
Elinizdeki uyumlu en iyi on biri bulmak ise Sayın Guus Hiddink’in görevidir.<br />
Yoksa gurbetçi ile yerliyi karıştırarak şirin bir on bir oynatmak kimseye yarar sağlamaz, aksine iş bilmezlik görüntüsünü ortaya koyar.</p>
<p>Hele hele Mesut’a inat biz gurbetçileri kaçırmayacağız edasıyla, şuursuzca Ulusal oyuncu yapılan futbolcuları, nasıl kullanılacağının bilinmemesi ise futbol açısından ciddi bir zaaf unsurudur.</p>
<p>“İkinci sınıf” futbol yapısı ve oyun sanırım herkes için kötümser bir tabloyu ortaya koyuyor.</p>
<p>Güney Kore maçının yorumcusu “İlker ağabey” bile ilk yarı ki övgülerine rağmen, ikinci yarının sonunda kötümserlik içine düşmüştür…</p>
<p>Sanırım Guus Hiddik’e Miller’ın dışında Sercan, Mehmet Topal ve Mehmet Topuz’dan da bahsetmek gerekiyor.</p>
<p>Yoksa Belçika’daki evinden bunları görmesi mümkün değil.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-hiddink-milli-tkm-4563.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İspanyol Matematiği ve Biz !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ispanya-futbol-matematik.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ispanya-futbol-matematik.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2011 20:37:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya modeli futbol]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Futbolcular]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Matematiği]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona utbol]]></category>
		<category><![CDATA[del Bosque]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol ve matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu matematiği]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu matematik ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Rijkaard]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Futbolcular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5134</guid>
		<description><![CDATA[Konu güzel aktörler daha da güzel.Hem de biraz İspanyol, biraz da Fransız, İşte Müslüm Gülhan Hocanın  İspanyol Matematiği ve Bizadlı makalesini yayınlıyoruz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/ispanya-futbolu-matematik-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5141" title="İspanya Futbolu Matematik - hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/ispanya-futbolu-matematik-hT2.jpg" alt="İspanyol Matematiği Futbol ve Futbolcuları -hT2" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>İspanyol Matematiği ve Biz &#8230;</h1>
<p><strong>Konu güzel aktörler daha da güzel&#8230;  Hem de biraz İspanyol, biraz da Fransız&#8230;<br />
</strong>İşte Müslüm Gülhan Hocanın  İspanyol Matematiği ve Bizadlı makalesini yayınlıyoruz;</p>
<h2>Futbolcu matematiği bilmezse…</h2>
<p>Barcelona alt yapısında oynayan genç oyuncuların okul başarılarına çok dikkat edilir.<br />
Tabi akla ilk gelen soru, “kardeşim siz yıldız futbolcumu yetiştireceksiniz, yoksa Einstein’mı?..”</p>
<p>Genelde bu soru bize yakışır da…<br />
Neyse, biz Barcelona yetkililerin cevabına bakalım.<br />
“Futbolcularımızdan biri okuldaki basit bir matematik sorusunu çözemezse, sahada karşılaşacağı sorunu da çözemez.”</p>
<p>‘Analitik’ bir yaklaşım…<br />
Yaşantımız içinde pek kullanmadığımız bir kavram.</p>
<p>Fakat günlük hayatımızda fazlasıyla bedel ödediğimiz bir kavram.<br />
İşin kötüsü bu kavram kargaşası içinde yaşamak zorunluluğunu bir yükümlülük olarak kabul etmiş durumdayız.</p>
<p>“İzafi kavram” işte can alıcı nokta…<br />
Bizde ise izafi sorun.<br />
Gaz, hız, fren ve ölüm.<br />
Trafik anlayışımız gibi.</p>
<p>Zamanlama hatası, kontrol hatası ve bir matematik problemi.<br />
Çöz çözebilirsen…<br />
Sorunlarımızı dünyanın merkezi olarak kabul edip, herkesin bu problemimiz ile ilgilenmesini isteriz.<br />
Çözüm bizde olmaz.</p>
<p>İstemeyiz… Başkaları hep çözsün isteriz.<br />
Temeldeki sorun; çözümün temelini oluşturan aritmetik mantığına sahip olamamamızdır.</p>
<p>Bu bir öz güven sorununa dönüşür.<br />
İşte burada çözüm adına dışa bağımlı hale geliriz ki…</p>
<p>Sorumluk almama dünya güzeli bir şeydir bize…<br />
Ama an gelir ki anlamak zorunluluğu çıkar ortaya…<br />
Size sunulan şey değişik,<br />
Size sunan kişi yabancı…</p>
<p>Var olanın dışına çıkılması gerekir.<br />
İşte size problem…</p>
<p>Çöz çözebilirsen.<br />
Ne yapmalı da bu durumdan kurtulmalı…</p>
<p>Kurtulmalı diyorum çünkü problem çözmek işimiz olmadığı için ve başkası da olmadığı için tek çözüm bundan kurtulmak olur.<br />
Ya sunulan şeyi değiştirtirsiniz,<br />
Ya da sunan yabancıyı değiştirtirsiniz.</p>
<p>Del Bosque, Dede, Rijkaard.<br />
İspanya modeli futbol…</p>
<p>Ve…<br />
Bizim İspanyol problemlerimiz.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ispanya-futbol-matematik.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fado, Fiesta ve Futbol üzerine</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fado-fiesta-futbol-arena.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fado-fiesta-futbol-arena.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2011 15:11:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[2T Arena]]></category>
		<category><![CDATA[3F Kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[3F Kuralı Futbol Fiesta Fado]]></category>
		<category><![CDATA[3F Kuralı Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Salazar]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya İç Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol diktatör Franco]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol General Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Endüstri Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Fado]]></category>
		<category><![CDATA[Fado Fiesta Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Fiesta]]></category>
		<category><![CDATA[Francisco Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Franco]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[TT Arena]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5129</guid>
		<description><![CDATA[Fado, Fiesta, Futbol üzerine bir çok söyle ve makale vardır kuşkusuz. Sevgili Müslüm Gülhan Hocamınızın Fado, Fiesta ve Futbollu hatta TT Arenalı güzel bir yazısı daha]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/franco_hitler_football-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5138" title="General Franco, Salazar Adolf Hitler Football - hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/franco_hitler_football-hT2.jpg" alt="General Franco, Salazar Adolf Hitler, 3 F and Football - hT2" width="540" height="300" /></a></p>
<h1>Fado, Fiesta ve Futbol üzerine güzel bir yazı</h1>
<p><strong>Fado, Fiesta, Futbol üzerine bir çok söyle ve makale vardır kuşkusuz. Sevgili Müslüm Gülhan Hocamınızın Fado, Fiesta ve Futbollu hatta TT Arenalı güzel bir yazısı daha</strong> ;</p>
<h2>
3F Kuralı ‘ndan 2T Arena ‘ya geçiş</h2>
<p><strong>3 F kuralında önceliği futbola verdiler… 3 F kuralı : Futbol, Fiesta, Fado</strong></p>
<p>Portekiz Coimbra Üniversitesi’nde ekonomi profesörüyken 1928′te Maliye Bakanlığı’na atanan ve daha sonra da kırk yıl boyunca ülkeyi dikta rejimiyle yöneten Antonio Salazar, iktidarda kaldığı 40 yıl boyunca 3F kuralı ile yani futbol, fiesta ve fado ile ülkesini yönettiğini açıklamıştı.</p>
<p>Futbolun kitleleri yönlendirmedeki en etkin araçlardan birisi olduğunu sadece Salazar görmemişti.</p>
<p>İspanyol diktatör Franco da futbolun kitleleri yönlendirmede üstün gücüne inanan politikacılardan birisiydi.</p>
<h3>General Franco&#8217;dan Uyku Tulumlu Fado, Fiesta Futbol !</h3>
<p>1939′da Demokratik cumhuriyetin yıkılmasıyla sonuçlanan ve üç yıl süren İspanya İç Savaşı ‘n da milliyetçi güçlere önderlik eden İspanyol General Francisco Franco, iç savaşın ardından tam 36 yıl boyunca, hastalanıp 1975 yılında ölünceye kadar ülkeyi diktatörlükle yönetmişti.<br />
Daha büyük stat, daha büyük “uyku tulumu”</p>
<p>Franco, Salazar’a göre bir adım daha öndeydi, çünkü Franco’ya göre bütün stadyumlar birer “uyku tulumuydu” ve bu “uyku tulumları” ne kadar büyük olursa, içine o kadar çok insan atmak mümkün olabilecekti. O nedenle derhal büyük stadlar yapılmasını emretti ve 27 Ekim 1944′te, Banco Mercantil e Industrial’e talimat vererek, 80 bin kişilik Santiago Bernabeu inşaatını başlattı. 75.145 kişilik yapılan bu stad tam üç yıl sonra bitirildi.</p>
<p>Franco’ya bu yetmiş beş bin kişilik uyku tulumu daha sonra yetmemiş olacak ki, stadın kapasitesi 1954 yılında 125.000 kişiye çıkartıldı.</p>
<p>Kısacası futbolu kitle yönlendirme araçlarından birisi olarak gören anlayış için statlar birer “uyku tulumu” olarak kırklı ellili yılarda uzun süre hizmet verdi. Futbol siyasetin emrinde kitlelerin apolitik konumda kalmalarını sağlamaya ne yazık ki uzunca bir süre devam etti.</p>
<p>İspanya’nın şu anda içinde bulunduğu futbol koşulları; sınıfsal bir takım çelişkilerin aşılması ile ortaya çıkan doğru futbol koşullarıdır.</p>
<p>Yani futbol sadece futboldur. İçinde Endüstri Futbolu adına tartışılması gereken birçok olumsuzluklar olsa bile…</p>
<p>Asıl olumsuzluk; bizim gibi hiçbir değişim sürecini yaşayamamış toplumlardaki sürekli bir “uyku tulumu” içinde olma halidir.</p>
<h4>Bizdeki Alttan ısıtmalı Fado, Fiesta, Futbol</h4>
<p>Şu anda biz İspanya’dan daha şanslıyız ki “uyku tulumlarımız” en son teknoloji ile yapılmaktadır. (Alttan ısıtmalı, akustiği süper.)</p>
<p>Hem de devlet eliyle…</p>
<p>Bizde ki kavga ise” uyku tulumunun” fermuarını kimin çekeceğinden ibaret…</p>
<p>Yoksa amaç aynı: Futbolun araç olarak kullanılmasından başka bir şey olmamasıdır.</p>
<p>Futbolu;…miş gibi yaparak çakmak…</p>
<p>Son olaydaki tatlı tebessüm; uyku tulumunda olan kişilerden bazılarının huzur sızlanıp uykularının kaçması sonucunda ortaya çıkan afyon patlamasıdır!..</p>
<p>Son teknolojiye iyi masallar lazım, saha içindekilerden hayır gelmezse… sonra korsan masallar anlatılmaya başlanır ki tanrı korusun, sonra “önümüzdeki kış kominizim gelir…”</p>
<p>Şimdiden bunu önlemek lazım…</p>
<p>Kamera kayıtları ile kamera şakası yapılması,</p>
<p>Üfleterek ses şiddetinin ölçümü; bağırmış mı? Islık çalmış mı?..</p>
<p>Nabız alma; 120-140 arasında ki herkesin gözlem altına alınarak nabızlarının düşmesi sağlanmalı…</p>
<p>Ama..</p>
<p>Uyku kaçmaya görsün; ne tulum ne de yatak huzursuzluğu engelleyemez.</p>
<p>Korkum önümüzdeki kış…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fado-fiesta-futbol-arena.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adnan Polat Adnan Sezgin ve Arda Turan</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/adnan-polat-adnan-sezgin-arda-turan-4.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/adnan-polat-adnan-sezgin-arda-turan-4.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 10:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Polat Arda]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Sezgin Arda Turan]]></category>
		<category><![CDATA[arda]]></category>
		<category><![CDATA[Arda Manisaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Arda PAF Takım]]></category>
		<category><![CDATA[Arda Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Arda Turan Ersun Yanal]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Turan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4858</guid>
		<description><![CDATA[Adnan Polat; Bir gün Manisaspor’u izliyordum, Adnan Sezgin’e sahada  iyi oynayan futbolcu vardı, ‘kim bu’ diye sordum. O da bizim futbolcumuz Arda Turan dedi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000080;"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/adnan-polat-sezgin-arda-hT2.jpg"><img class="size-full wp-image-4860 alignnone" title="Adnan Polat Adnan Sezgin Arda Turan-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/adnan-polat-sezgin-arda-hT2.jpg" alt="Adnan Polat ve Adnan Sezgin Galatasaray'da 74 kez milli olan PAF takım oyuncusu Arda Turan'ı ne zaman keşfetti" width="540" height="300" /></a></span></p>
<p><span style="color: #000080;">Sevgili dostum Haliç Üniversitesi Spor Bölüm Başkanı ve NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan hocanın ülkemiz gerçeklerini anlatan çok güzel bir makalesi daha &#8230;<br />
Ne diyeyim paylaşmamak elde değil&#8230;.<br />
Ülkemizdeki acı gerçekleri ve çocuklarımızı düşünmek ve bu gidişata seyirci kalıp bir şey yapamamak kötü&#8230;<br />
Kötü yönetilmek bizlere ne yazıkki hiçde mübah değil ama ne yapalım böyle gelmiş böyle gidiyor&#8230;.</span><br />
<span style="color: #000080;">İşte sevgili hocamın başharfleri &#8220;A&#8221; olan 3 değişik trajik profili ortaya koyduğu güzel yazısı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>HT<br />
</strong></span></p>
<h2>Arda Turan &#8216;ın Keşfedilme Hüzünü</h2>
<p>Arda Turan ‘ın Galatasaray’a kazandırıldığı anıyı Adnan Polat şöyle anlattı:</p>
<p>Adnan Polat; Bir gün Manisaspor’un maçını izliyordum, Adnan Sezgin ’e sahada çok iyi oynayan bir futbolcu vardı, ‘kim bu çocuk?’ diye sordum. O da bizim futbolcumuz Arda Turan dedi. Daha sonra Arda Turan ‘ı aradım ve eşyalarını topla iki hafta sonra sezon bitiyor Florya’ya geleceksin dedim. O da bugüne kadar Galatasaray ‘dan kimsenin kendisini aramadığını ve Beşiktaş ile görüştüğünü söyledi. Yani Arda Turan az kalsın Beşiktaş’a gidecekti.Ayrıca Manisaspor da 1 milyon Euro’luk bonservis ücretini yatırsaydı Arda Turan ‘ı kadrosuna katabilecekti. Arda Turan ‘ı böylelikle kazanmış olduk”.</p>
<h2>Adnan Polat ‘ın Arda Turan ‘ın keşfedişi !</h2>
<p>Düşünsenize; Galatasaray başkanı Adnan Polat tesadüfen veya bilinçli olarak bir maç seyrediyor ve bir futbolcuyu, Arda Turan ‘ı, çok beğeniyor…<br />
Adnan Sezgin ‘e soruyor ”Bu çocuk kim?”<br />
Cevap:<br />
Adnan Sezgin : “Aaaaaa….<br />
Tanımadınız mı?..”<br />
“Bizim Arda…”<br />
Adnan Polat : Arda kim?..</p>
<p>İşte can alıcı nokta bu…<br />
Yahu… Arda kim? Ada Turan kim?<br />
Adnan Sezgin cevap veriyor:<br />
“Bizim alt yapıda oynuyordu, kiralık buraya vermişler.”<br />
Adnan Polat sonra anlayabiliyor…<br />
Gelelim gerçeklere:</p>
<h3>Adnan Polat futbolcusu Arda Turan ‘ı tanımıyor</h3>
<p>Arda Turan alt yapıda yıllarca oynayan oyuncudur ve Adnan Polat bunu bilmiyor.<br />
Son iki sezonda da PAF Takımda kaptanlık yaptı.<br />
Yahu…<br />
Tanrı aşkına kendi futbolcusu Arda Turan ‘ı tanımayan veya kulübünün alt yapısı hakkında bilgisi olmayan başkanından veya kulübün kurumsal yapısının neyinden söz edebiliriz.</p>
<p>En önemlisi UEFA ve Süper Kupayı kazanmış bir kulübün Dünya Futboluna nasıl yıldız futbolcu yetiştirebileceğinizi bize anlatabilirmisiniz?<br />
Acaba bilmiyorlar mı?..</p>
<p>Bir Rooney,<br />
Bir Ronaldo,<br />
Bir Messi,<br />
Bir Xavi,<br />
Bir İniesta…Nasıl yetişiyor?..<br />
Elindeki değerin farkına varamayan bir kulübün geleceği ile ilgili tasarruflarına kim, nasıl güvenebilir!..</p>
<h3>Adnan Polat ‘ın açıklaması ve Arda &#8216;dan beklentiler</h3>
<p>Adnan Polat’ın açıklaması keşif veya kulübü adına yapılan bir fedakarlık değildir…<br />
Açıkçası acizliktir…</p>
<p>O yüzdendir ki tesadüfen kazınılan bir değeri kaybetmek bu kadar kolay oluyor.<br />
Yatınızı verirsiniz…<br />
Araba verirsiniz…<br />
Futbol yerine magazin yıldızı olur…</p>
<p>19 Yaşında kaptan yaparsınız; sahada yapması gereken verimlilik fedakarlılığını “kaptan” olarak arkadaşları adına yapar.<br />
“Yıldız” olması gereken koşullar adına her şeyi tersine yaparsınız ve bunun adı “İş bilirlik” olur.</p>
<p>Dünyaya; “Yıldız Futbolcu “sunmak yerine “ Arda Turan ‘ın bize yapması gerekenler var” diyerek önünü kapatırsınız.<br />
Sonra da işler istediğiniz gibi gitmezse; Arda Turan ‘ı tehdit edersiniz.<br />
Bu nasıl yönetim anlayışıdır tanrı aşkına?..</p>
<p>18 Milyon Lira kar edeceğim diye koca bir seneyi heba eden anlayışın nasıl bir savunma dayanağı olabilir söylermisiniz mi?..<br />
Bu bir yönetim anlayışıdır…</p>
<p>O yüzden otelinde müşteri bekleyen Hagi’yi getirirsiniz…<br />
Ve Arena uğruna zaman kazanmak için her şeyi kamufle edip zaman kazanmak için yetersizliğinizi başarıymış gibi Ali Kırca’ya ve Mehmet Ali Birand’a satarsınız.</p>
<p>Bunu ancak onlar hoş karşılar…</p>
<p>Zaman ve Mekan bunları affetmez.<br />
Mekanda göreceğiz…<br />
Takımı mekan oynatabilecek mi?..<br />
Ya da Cem Yılmaz’ın akpili…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan,</strong> Ocak 2011</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Değerli hocama küçük bir katkı;<br />
</strong>Arda Turan Adnan Polat&#8217;ın bu anısında anlattığı zaman 70 &#8216;den fazla milli olmuş bir oyuncuydu !</span></p>
<p><span style="color: #000080;">Arda ,ayrıca Gheorghe Hagi&#8217;nin Galatasaray&#8217;daki ilk teknik direktörlüğü dönemi 2004-2005 sezonunda A takıma alınmış ve bunu takiben 2 gol kaydına muvaffak olmuş ancak yeteri kadar ilk 11 şansı bulamadığı için Manisaspor&#8217;a kiralanmıştı..</span></p>
<p><span style="color: #000080;">İşin ilginç konularından bir tanesi de Adnan Polat&#8217;ın ilk kez haberi olduğu ve seyrettği Arda Manisaspor&#8217;da hocası Ersun Yanal tarafından sağ bek oynatılmaktaydı !</span></p>
<p><span style="color: #000080;">Acaba Adnan Bey onu sağ bek oynatmak için mi hemen eşyalarını topla gel dedi onuda sanırım Ali Kırca veya Birand&#8217;ın kendisine sorması gerekirdi &#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000080;">HT</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/adnan-polat-adnan-sezgin-arda-turan-4.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbol Yasaların Üzerinde Olabilir mi?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-yasalari-10012011.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-yasalari-10012011.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Jan 2011 17:23:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Barış Tahkim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekümenik Futbol Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol Yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Tahkim]]></category>
		<category><![CDATA[Tahkim Kurulu Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TFF]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğrul Akşar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4833</guid>
		<description><![CDATA[Futbol Yasaların Üzerinde Olabilir mi? Anayasa Mahkemesi’nin Kararı, Tahkim Kurulu Kararlarına Yargı Yolu Açtı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/futbol-yasasi-deniz-baris-tahkim.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4837" title="Futbol Yasaların Üzerinde Olabilir mi?" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/futbol-yasasi-deniz-baris-tahkim.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p>Değerli dostum Tuğrul Akşar futbol ile ilgili önemli ve  güncel bir konuyu tartışmaya açarak,  Anayasa Mahkemesi&#8217;nin geçen hafta içinde vermiş olduğu bir kararı kaleme almış&#8230;</p>
<p>İşte Tuğrul Akşar&#8217;ın yazısı ; </p>
<p><strong>Futbol Yasaların Üzerinde Olabilir mi?</strong></p>
<p>Bilindiği üzere Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)’nun 6 Ekim 2009 tarihinde almış olduğu bir karar ile Ankaraspor bir alt lige düşürülmüş ve TFF almış olduğu bu kararı  “Kulüplerin ve TFF kapsamındaki birliklerin yapısına ve tesciline ilişkin esaslar ile TFF Statüsü&#8217;nün 18/3. ve 76/6. maddelerinde belirlenmiş olan “<strong><em>Hiçbir gerçek veya tüzel kişinin herhangi bir müsabaka ya da turnuvanın dürüstlüğünü herhangi bir biçimde zedeleyecek şekilde birden fazla kulübü yönetemeyecekleri veya kontrollerini elinde bulunduramayacakları&#8221; </em></strong>hükmüne bağlayarak gerekçelendirmişti&#8230;</p>
<p>Geçmişte de Avrupa’da aynı gruba ait AEK ve Slavia Prag futbol kulüpleri  de benzer bir olaya neden olmuşlardı. Bu davada da yine konu Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı karar çerçevesinde gelişmiş, mülkiyeti ENIC gruba ait iki takımdan Slavia Prag küme düşürülmüştü.</p>
<p>Biz de bunun üzerine bu sütunlarda  konuya ilişkin 19 Eylül 2009’da değerli akademisyen <strong>Doç.Dr. Kutlu Merih </strong>ile yaptığımız <strong>“Ekümenik Futbol Hukuku ve Ankaraspor Olayı”</strong> başlıklı bir söyleşiyi sizlerle paylaşmıştık.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi’nin Kararı, Tahkim Kurulu Kararlarına Yargı Yolu Açtı</strong></p>
<p>Ankaraspor’un küme düşürülme kararından sonra konunun yargıya taşınması sonucunda, geçen hafta içinde Anayasa Mahkemesi, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin açtığı davada, 5894 sayılı Kanun&#8217;un, &#8221;Tahkim Kurulu kendisine yapılan başvuruları kesin ve nihai olarak karara bağlar ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz&#8221; ibaresinin, &#8221;&#8230; ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz&#8221; bölümünü 2&#8242;ye karşı 13 üyenin oyuyla, oy çokluğuyla iptal ederek, konuyu çok farklı ama olması gereken mecraya taşımış oldu. Bunu neden ifade ettiğimizi birazdan açıklayacağız.</p>
<p><strong>Bu Konularda  TFF’nin ve UEFA’nın Düzenlemeleri</strong></p>
<p>Ankaraspor’un düşürülmesine ilişkin TFF’nun çok açık tescil hükümleri bulunuyor. Bu hükümlere aykırılığa izin verilmeyeceğini TFF daha önceden oluşturduğu yasal alt yapıyla da ortaya koymuş durumdaydı zaten. Ne diyor bu konuda TFF Statüsü ona bir bakalım. <strong></strong></p>
<p><strong>TFF Statüsü:</strong><br />
Madde 18-3 Hiçbir gerçek veya tüzel kişi (holding şirketleri ve grup şirketleri de dahil) herhangi bir müsabaka veya turnuvanın dürüstlüğünün tehlikeye düşmesine neden olacak şekilde birden fazla kulübün veya grubun kontrolünü elinde bulunduramaz.<br />
Madde 76 &#8211; 6 Hiçbir gerçek veya tüzel kişi (holding şirketler ve bağlı kuruluşları dâhil) herhangi bir müsabaka ya da turnuvanın dürüstlüğünü herhangi bir biçimde zedeleyecek şekilde birden fazla kulübü yönetemez veya kontrolünü elinde bulunduramaz.<br />
<strong>Kulüp Tescil Talimatı:</strong><br />
Madde 17 –<br />
(1) Gerçek veya tüzel kişiler, aynı ligdeki birden fazla kulübün hakim hissedarı veya yönetim kurulu üyesi olamazlar.<br />
(2) Çoğunluk hisseleri veya yönetime hakim hisseleri aynı gerçek veya tüzel kişiliğe ait kulüpler aynı ligdeki müsabakalara iştirak edemezler. Bu şekildeki kulüplerden birinin sportif başarısızlık sonucu bir alt lige düşmesi halinde bu kulüpler aynı ligdeki müsabakalara iştirak edebilirler.</p>
<p>(3) Ayrı liglerde takımları bulunan söz konusu kulüplerden birinin sportif basarı göstererek bir üst lige çıkması halinde, aynı ligde müsabakalara iştirak etme hakkını kazanacaksa, bu kulüp bir üst lige çıkamaz. Ayrıca başarısının gerektirdiği herhangi bir ayni veya nakdi getiri bir sonraki sırada bulunan kulübe verilir. Bu halde, puan durumuna göre bu kulübün altında bulunan kulüp bir üst lige çıkma hakkını elde eder. TFF tarafından düzenlenen kupa müsabakalarında da bu türden takımların aynı gruplarda yer almamalarına özen gösterilir.</p>
<p><strong>Talimatlara Göre Mülkiyeti Aynı Kişi ya da Kurumlara Ait Olan İki Takım Şampiyonalara Katılamaz</strong></p>
<p>FIFA talimatları doğrultusunda UEFA’nın konuya ilişkin vermiş olduğu hükümlere bakıldığında; sahibi ve yönetimi aynı kişi ya da grup olan kulüplerde,  olası aynı şampiyonaya iştirak halinde ancak bu kulüplerden sadece bir tanesi şampiyonaya katılabiliyor. Bu kural artık neredeyse yerleşik bir teamül haline gelmiş durumda. UEFA bu kararını FIFA’nın statülerine dayandırarak uygulamaya alırken; kendisine bağlı federasyonları da aynı uygulamaya yönlendirmiştir.  Bu durum federasyonun  kendi içlerinde bağımsız kararlar almasına olanak sağlıyor.</p>
<p>Peki Geçmiş Yıllardaki İstanbulspor-Adanaspor; Kayserispor- Erciyesspor; Oftaş- Gençlerbirliği; Hacettepe-Gençlerbirliği Uygulamalarını nasıl yorulmamız gerekecek bu kapsamda?</p>
<p>Gerçekten de Süper Lig’de bu aykırı durumları yaşadık ama o yıllarda bugünkü talimat ve tescil kuralları yoktu. Bu statüler TFF’nun 12 Haziran 2009 tarihli Olağan Genel Kurul&#8217;unda kabul edildi. Ve değişen TFF yasası içine de bu kararlar daha sonra monte edildi. Yani gerekçeli kararda da belirtildiği üzere Ankaraspor’un ve Ankaragücü’nün ihlal ettiği maddeler daha önceden yoktu. Keza bir diğer ihlal edilen talimatname yani Kulüp Tescil Talimatnamesi’nin genel metni de yeniden değiştirildi.</p>
<p><strong>Temel İki Sorun ve Sonuç</strong></p>
<p>Bu konuda temel iki sorun ile karşı karşıyayız. Bunlardan ilki ve en önemlisi, aynı zamanda küresel futbolun global sorunu da olan futbolun yasalar üstü bir yapıya sahip olmasının yani ekümenik yapısının ne kadar doğru olduğu; İkincisi sorun da:  TFF’nin her türlü açık ve net bir şekilde düzenlediği bir durum söz konusuyken, Ankaraspor’un böyle bir kaosa sürüklenmesinde yöneticilerin, yasal, iktisadi, mali ve yönetsel sorumluluklarının ne olacağı konusu…</p>
<p>Avrupa Birliği Hukuku futbolun ekümenik yapısına gem vuruyor.  Avrupa Futbol hukukunun şekillenmesine yol açan iki önemli davada BOSMAN ve OULMERS davalarında, FIFA  “kendisinin uluslar üstü olduğunu ve ulusal mahkemelerde yargılanamayacağını, ticari bir kuruluş olmadığını, futbol kurallarının hukuk sistemine tabi olmadığını” ileri sürmesine karşın bu iddialar yargıçlar tarafından kabul edilmemiştir. Bu süreç AB <strong>Spor Üzerine Beyaz Kitap</strong> yönergesi ile bir sonuca ulaşmış ve futbolun AB hukukuna tabi olduğu resmen kabul edilmiştir. FIFA bu bağlamda kendinde varsaydığı ekümenik (yasalarüstü) yetkilere sahip değildir bir <strong>&#8220;Meşruiyet Açığı&#8221; </strong>sorunu yaşamaktadır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bu karar da, bu bağlamda kesinlikle doğru ve AB Hukuk normlarına uygun bir karardır.</p>
<p><strong><em>Aynı zamanda AB sürecinde ekonomik konular futbol hukukuna değil AB rekabet hukukuna tabidir. AB Adalet divanı bu konuda bir çok karar almış ve AB Komisyonu tarafından yayınlanan Spor Üzerine Beyaz Kitap bu olguyu tescil etmiştir. Beyaz kitap özetle, “Yeşil sahalarda olup biten her şeyin  UEFA ve FIFA’nın sorumluluğuna bırakırken, bu işin paraya döndüğü ve hukuksal ilişkinin başladığı noktada, artık futbolun kendi örgütlerinin buna müdahil olamayacaklarını ve oluşan her türlü maddi ve manevi hukuksal durumun AB hukuk normlarına tabi olduğunu” </em></strong>açıkça  belirtiyor.</p>
<p>Konuyu toparlarsak, bu olayda bir çok mekanizmanın yanlış çalıştığı ve futbol hukukunun abartılı yorumlanarak kapsam alanı dışına çıkartıldığı açıkça görülüyor. Tahkim Kurullarının yetki alanları ve bunun medeni hukukla ilişkisi Anayasa Mahkemesi’nin bu kararıyla bir kere daha gözden geçirilmiş olacak. Bu sayede ümit ederiz ki, Tahkim Kurulları denetleme durumunda oldukları Federasyon yönetimlerinden de bağımsız bir organ haline getirilme konusunda ilk adım atılmış olur.</p>
<p><strong>Yasayı bilmemek mazeret olmayacağına göre, Ankaraspor yönetiminin de çok önemli hataları görünüyor bu konuda. </strong>Aslında TFF kamuoyu gözü önünde gerçekleşen bu sürece seyirci kalmış ve sürece daha sonra sonuç itibariyle dahil olmuştur. Kulüplerin birleşme ile ilgili diyalogları sürerken TFF caydırıcı veya doğru yöntemi gösterici bir irade ile sürece dahil olabilir ve olayın bu noktaya gelmesini önleyebilirdi.</p>
<p>Burada amaç yarışmacı rekabete zarar vermemek ise, kulübe başka cezalar da verilebilirdi. Kulübü düşürmek işin en kolay yolu gibi görünüyor ancak bu süreç TFF tarafından daha rasyonel yönetilebilirdi. Kulübün ortaklık ve yönetim yapısı değiştirilebilir ve böyle de devam edilebilirdi. Aslında bu olaylar da ortaya koyuyor ki, bu tür olayların önüne geçilebilmesi için bir çeşit koruyucu yönetim ve hukuk anlayışına da ihtiyaç var. Yani, böylesi bir uygulamaya daha başından izin vermemek ya da tescil için TFF’na başvurulduğunda “makul bir sure” vererek, sorunu çözümlemek futbolumuz açısından daha iyi olabilirdi.</p>
<p><strong>Bu İşte Ankaraspor Yöneticilerinin Sorumluluğu Ne Olacak?</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararın kaosa yol açacağını düşünenler, aynı zamanda bu kaosa neden olan kulüp yöneticilerini de unutmamalılar. Ankaraspor yönetiminin de hukuki sorumluluğu aramak gerekiyor bu konuda.</p>
<p>Çünkü, kulüplerin taahhüt ve yükümlülükleri de TFF Statüsünde uluslararası düzenlemelere paralel olarak açıkça düzenlenmiştir. TFF Statüsünün 4/2. maddesine göre, <strong><em>&#8220;Futbol alanında faaliyet gösteren her kişi ve kuruluş FIFA ve UEFA&#8217;nın statülerine, talimatlarına, düzenleme ve kararlarına ve ayrıca fair play kurallarına uygun olarak bağlılık, dürüstlük ve sportmenlik ilkelerine saygı göstermekle yükümlüdür.&#8221;</em></strong> Yine TFF Statüsünün <strong>&#8220;Üyelerin Yükümlülükleri&#8221;</strong> başlıklı 13/1-a maddesine göre<strong><em>,&#8221;Kulüpler FIFA, UEFA ve TFF&#8217;nun statü, talimat, düzenleme ve kararlarına tam olarak uymak ve kendi statü, tüzük veya diğer düzenlemelerinde yer alacak bir hüküm aracılığıyla kendi üyelerinin de bunlara her zaman uymasını sağlamak&#8221;</em></strong> yükümlülüğü altındadır.</p>
<p>Bu tür olası risklere maruz kalmamak açısından Federasyon ve Kulüplerin önünde acil eylem planları duruyor. Günümüz futbolunda futbol kulüpleri, risk yönetimini artık futbolda da hayata geçirmek; bu doğrultuda Kabul edilebilir riskleri alarak yollarına devam etmek zorundalar. Endüstriyel gelişim ve dönüşümün yaşandığı bir süreçte sonuçta, kulüpler yüzmilyon dolarlara ulaşan devasa bütçeleriyle her türlü yönetim ve diğer riskleri hesaplayarak adımlarını atmak  durumundadır. Yoksa, daha sonradan yüz milyon liralara ulaşan tazminat istemiyle değil. Ankaraspor örneğinden çıkan çok önemli dersler var. Bu olay da gösteriyor ki, bir kulüp yönetimi, yönettiği kulübü böylesi bir riskin kucağına itmemeliydi ve TFF da zamanında alacağı koruyucu önlemlerle bir kulübün bu şekilde “birilerinin elinde oyuncak edilmesine” izin vermemeliydi.</p>
<p>Evet gerçekten de Ankaraspor’u kim bu hale getirdi? Ve bu kişilere ilişkin hangi yasal yollara gidildi? Bu konuyu da gözden kaçırmayalım.</p>
<p><strong>Tuğrul AKŞAR/10 Ocak 2011 </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-yasalari-10012011.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Colin Kazım Galatasaray ve Gerçekleri</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/colin-kazim-galatasaray-transferi-4388.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/colin-kazim-galatasaray-transferi-4388.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Jan 2011 09:49:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[colin]]></category>
		<category><![CDATA[Colin Kazım]]></category>
		<category><![CDATA[Colin Kazım Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[kazım]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[shaquille]]></category>
		<category><![CDATA[Shaquille o'neal boston]]></category>
		<category><![CDATA[Shaquille o'neal Orkestra Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4781</guid>
		<description><![CDATA[Colin Kazım Galatasaray Gerçekleriyle ilgili farklı bir açıdan güzel bir yazı yazmış ve geçtiğimiz günlerde Shaquille O'Neal 'in Boston Pop orkestrası]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/Shaq-ONeal-colin-kazim-galatasaray-ht2.jpg"><img class="size-full wp-image-4790 alignnone" title="Colin Kazım Galatasaray ve Shaq O'Neal -hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/Shaq-ONeal-colin-kazim-galatasaray-ht2.jpg" alt="Colin Kazım Galatasaray Transferi ve Shaquille O'Neal -hT2" width="540" height="300" /></a></p>
<p>Değerli Dostum Müslüm Kemal Gülhan Colin Kazım Galatasaray ve Gerçekleriyle ilgili farklı bir açıdan güzel bir yazı yazmış ve geçtiğimiz günlerde <a title="Shaquille O'Neal Boston Filarmani Video" href="http://www.nationalturk.com/shaquille-oneal-bu-kez-gercek-orkestra-yonetti-video">Shaquille O&#8217;Neal &#8216;in Boston Pop orkestrasını yöntemesiyle</a> ilgili de konuyu bağdaştırmış işte Müslüm Hoca&#8217;nın konuyla ilgili makalesi&#8230;</p>
<h1>Colin Kazım Galatasaray ve Gerçekleri</h1>
<p>NTV Spor Radyo’da sevgili Bülent Yüksel ile iki ayrı programda konuştuğumuz konular; futbolcularımız hakkında ki bazı halı altı konuları odanın içine serdi.</p>
<p><a title="Shaquille O’neal Boston Orkestra Video" href="http://www.nationalturk.com/shaquille-oneal-bu-kez-gercek-orkestra-yonetti-video" target="_blank">Shaquille Q’Neal ’in Boston Senfoni orkestrasını yönetmesi</a> ile Colin Kazım ’ın Galatasaray’a transferi arasındaki olmayan bağlantı ile çuvaldızı kendimize batırmaya çalıştık.</p>
<p>Hobi…<br />
Aslında her şeyin başlangıcı bu dört harfte oluştu.<br />
Hobinin ihtiyaç olması…<br />
İhtiyacı sağlayacak psikososyal alt yapının olamaması…</p>
<p>Eğitim sürecinin bittiği ve başlayamadığı kırılma noktaları…<br />
Lise birinci sınıfta spor yada eğitim tercihi zorunluluğunun sağlanması!..<br />
Futbolcuların doğru hedefteki standart sapmalarının üç-büyükler kadar olması.<br />
İdeallerin; üç büyüklerin içine sıkışıp kalması…</p>
<p>Ya sonra?..<br />
Kötü eğitim…<br />
Kötü eğitilmiş çocuklar.<br />
Paranın kazanılması…<br />
…Ve yaşamın nimetlerinden yararlanma devresine geçiş;</p>
<h2>Shaquille O&#8217;Neil ’den ayrılıp Colin Kazım &#8216;a kızmak !</h2>
<p>İşte burada Shaquille O&#8217;Neal ’den ayrılıp Colin Kazım &#8216;a, Necati’ye, Engin’e geçiyoruz.<br />
Yani bizim koşullarımıza…</p>
<p>Futbol Türkiye’de fakir ailelerin çocukları tarafından oynanan oyundur. En kolay yol sanılır para kazanmak için; futbolu oynamak. İşte böylece ülkenin gençliğinin büyük kısmı büyük ideal uğruna heba edilir.<br />
Ancak yüzde onu kadarı başarıyı sağlar ki  başarı paranın kazılmasıyla sonlanır.</p>
<p>Geçirilen evre futbolcunun; futbol oynarken, futbolculuktan magazin içerikli dünya nimetlerinden yararlanma safhasına geçiş dönemidir.<br />
Yaşamın nimetleri futbolun önüne geçer.</p>
<p>23, 24, 25 yaşına gelmiş genç insanların kemikleşmiş yapılarındaki yanlışlıkların rehabilite edilerek düzelmesinin imkansız olduğu dönemdir.</p>
<h3>Colin Kazım Galatasaray &#8216;da ne olacaktır ?</h3>
<p>Evet akıllara ilk gelen soru Colin Kazım Galatarasay &#8216; da ne olacaktır oluyor, Galatasaray’ın; dışlanmışlık psikozu içindeki Colin Kazım ’ı, kazanma isteğindeki kabul edilme motivasyonu; Kazım’ın belirle süre randıman sağlamasına neden olabilecektir.</p>
<p>Ama kötü eğitim kendini Colin Kazım ’ın Galatasaray da ki kendi koşullarını sağlamasıyla ortaya çıkmasına neden olacaktır.<br />
İşte bu nokta kriz noktası olacaktır.</p>
<p>Yani Galatasaray ’ın baş edemediği nokta…<br />
Lincoln, Misimovic, Necati gibi…</p>
<p>Krizden çıkamayan Galatasaray ’ın çözümü; futbolcuları yollamada bulması ihtimali ortaya çıkabilecektir.<br />
Benzeri olumsuz koşullardaki futbolcuları Mustafa Denizli ve Fatih Terim tek maç için kullanarak olumlu randıman alabiliyorlardı.</p>
<p>…Ama tek maçı kurtarma uğruna final takımı olma ihtimalini sahaya gömmüşlerdi.</p>
<p>Sanırım Galatasaray ’ın aklında böyle bir kulak dolgunluğu kalmış!..</p>
<p>Yeni stat,<br />
Yeni yüzler,<br />
Aynı yanlışlıklar…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
<p>Not; Shaquille Q’Neal ’in Boston Pop Orkestrasını yönetmesiyle ilgili görüntülerini izlemenizi öneririm<br />
<a href="http://www.nationalturk.com/shaquille-oneal-bu-kez-gercek-orkestra-yonetti-video">http://www.nationalturk.com/shaquille-oneal-bu-kez-gercek-orkestra-yonetti-video</a></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/shaquille-boston-colin-kazim-galatasaray-ht2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4792" title="shaquille-boston-colin-kazim-galatasaray-ht2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/shaquille-boston-colin-kazim-galatasaray-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/colin-kazim-galatasaray-transferi-4388.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başkanın seyir defteri</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-baskani-seyir-defteri-04012011.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-baskani-seyir-defteri-04012011.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 12:22:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Almeida]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Hesap]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanın seyir defteri]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Demirören Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Fernandes]]></category>
		<category><![CDATA[Guti]]></category>
		<category><![CDATA[Hesap Defteri]]></category>
		<category><![CDATA[Hilbert]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Querasma]]></category>
		<category><![CDATA[Seyir Defteri]]></category>
		<category><![CDATA[Simao]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demirören Başkan Seyir Defteri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4762</guid>
		<description><![CDATA[Müslüm Gülhan Hoca'nın bu hafta kaleme aldığı Beşiktaş Başkan Yıldırım Demrören ile ilgili  seyir defteri adlı makalesi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #000000;"><img class="alignnone size-full wp-image-4765" title="Başkanın seyir defteri" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/besiktas-baskani-seyir-defteri.jpg" alt="" width="540" height="300" /></span></h1>
<h1>Değerli dostum Müslüm Gülhan Hoca&#8217;nın bu hafta kaleme aldığı “Başkanın seyir defteri” adlı makalesini sizlerle paylaşıyorum;</h1>
<h1>Başkanın seyir defteri</h1>
<p><strong>Seyir defteri yerine hesap defteri</strong></p>
<p>Aslında başlık olarak ”Başkanın hesap defteri” kullanabilirdik ve daha etkili olurdu.</p>
<p>Olurdu olmasına da…</p>
<p>Beşiktaş için hesaplarla beraber nereye gittiğine dair ‘hesap’ ‘kitap’ yapılması daha anlamlı olacak diye düşünüyorum.</p>
<p>Başkanın hesabı ile kitabı;</p>
<p>17 milyon borç ile aldığı kulübü, 320 milyon borca çıkartma başarısını gösterdi ki bu borcu yapmak için herhangi bir yeteneğe de gerek yok!!!</p>
<p>2004-2010 arasında;</p>
<p>6 teknik çalıştırıcı zamanında alınan 68 futbolcu,</p>
<p>Ve bunlara ödenen meblağ 80 Milyon Avro.</p>
<p>Elde edilen başarı;</p>
<p>Bir lig şampiyonluğu,</p>
<p>Üç kupa şampiyonluğu…</p>
<p>Guti, Querasma, Simao, Almeida ve Fernandes’e yıllık ödenen toplam para 13,250 Milyon Avro.</p>
<p>Simao her şey dahil 8,1 Milyon Avro,</p>
<p>Almeida her şey dahil 11,1 Milyon Avro,</p>
<p>Querasma her şey dahil 18,2 Milyon Avro,</p>
<p>Guti 5,7 Milyon Avro,</p>
<p>Hilbert 5,2 Milyon Avro.</p>
<p>Kulübün başkana olan borcu 92 Milyon Lira.</p>
<p>Alt yapı için bir yıllık gider 5,5 Milyon Lira.</p>
<p>UEFA 2014-15 sezonuna kadar başkanlara olan borçların iadesini istiyor ki iyi yapıyor çünkü başkan sultasından kulüplerin kurtulması ancak böyle olabilir.</p>
<p>Beşiktaş yapısal olarak halk takımı olma özelliğini kaybetmiş gözüküyor. Endüstrilileşme maalesef kulübü bir borç batağına sokması ile sonuçlanmış durumda… Rekabet “haddini bilmek” ile doğru olarak başlayıp devam eder… Varlıklarının iki misli borçlanmanın karşılığı iki misli hayal kırıklığı olur ki zaten her sene istikrarlı bir şekilde Beşiktaş bunu yaşamaktadır…</p>
<p>Alt yapı viran durumunda… En yetenekli futbolcular yok pahasına veya takas ile satılmaktadır.</p>
<p>Karşılığı olmadan, açığa oynayarak kısa vadeli yatırımların getirisi olmaz olamaz. Bu ülke banker facialarını yaşayıp ders almayan topluluklardan oluşur. Umarım Beşiktaş kulübü de yaşayarak bazı şeyleri öğrenmek zorunda kalmaz.</p>
<p>Şu anda aleni açığa oynan bir kısır yatırım, kulübü içine alarak borç ile sarmal hale getirmiştir.</p>
<p>Zaten başkan ”Biz önümüzde ki senenin takımı kuruyoruz” diyerek bu seneyi kurtardı!..</p>
<p>Seneye hayırlısı…</p>
<p><strong>Müslüm Kemal Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-baskani-seyir-defteri-04012011.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merkez Bankası Politikaları Süper Lig Kulüplerini Etkileyecek mi?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/merkez-bankalari-politikalari-super-lig-03012011.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/merkez-bankalari-politikalari-super-lig-03012011.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2011 12:39:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bank Asya 1.Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez Bankaları]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez Bankası Süper Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Rıfat Başaran]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig Kulüpleri]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig Kulüpleri Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig Kulüpleri Gelirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğrul Akşar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4743</guid>
		<description><![CDATA[Merkez Bankası Politikaları Süper Lig Kulüplerini Etkileyecek mi? sorusunun cevabını Tuğrul Akşar veriyor. Merkez Bankası nın mali kesime yönelik aldığı önemli önemli kararlar Süper Lig Kulüplerini Etkiler Mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/merkez-bankasi-politikalari-super-lig.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-4744" title="Merkez Bankası Politikaları Süper Lig Kulüplerini Etkileyecek mi?" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/merkez-bankasi-politikalari-super-lig.gif" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1><span style="color: #000080;">Bilindiği gibi geçen Aralık ayı içinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası mali kesime yönelik önemli kararlar aldı. Henüz Süper Lig ekipleri bu kararların farkında değil.</span></h1>
<p><span style="color: #000080;">Değerli dostum futbol ekonomi uzmanı Tuğrul Akşar&#8217;ın, bu alınan kararların Süper Lig ekiplerine etkisinin nasıl olacağına dair görüşlerini paylaşıyorum;</span></p>
<p><span style="color: #000080;">HT</span></p>
<h2>İşte Tuğrul Akşar&#8217;ın &#8220;Merkez Bankası Politikaları Süper Lig Kulüplerini Etkileyecek mi?&#8221; adlı makalesi:</h2>
<p>Bildiğiniz üzere Aralık 2010 içinde Merkez Bankası açıkladığı yeni para politikası çerçevesinde, faiz ve mevduat karşılıkları yaklaşımını değiştirdi.</p>
<p>Aslında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası bu yeni politikasıyla bir yandan güncel sorunlara cevap vermeye çalışırken, diğer taraftan da belirlediği yeni politikalarla ekonomik yapıda yapısal değişiklikleri hedefliyor. Bu değişikliklerin Türk futbol kulüpleri üzerinde ne tür etkileri olabileceğini bu hafta sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası nın almış olduğu parasal politika kararlarının Spor Kulüplerine etkisinin nasıl ve ne şekilde olacağını kuşkusuz siz de merak ediyorsunuzdur. Ancak gerçekten de alınan bu kararlar kulüpleri dolaylı veya dolaysız etkileyebilecek gibi görünüyor. Alınan bu kararlar doğrultusunda aslında Türkiye Futbol Federasyonu’nun, kulüplere lisans verirken dikkat etmesi gereken konular var. Birazdan bunun üzerinde detaylıca durmaya çalışacağım. Ancak, bu analize geçmeden önce kararların temelde neyi değiştirmeyi amaçladığına bir bakalım isterseniz.</p>
<h2>Faiz ve Karşılık Politikası Niye Değişti?</h2>
<p>Bu kapsamda değerli akademisyen Deniz Gökçe’nin Akşam Gazetesi’nde 28 Aralık 2010 tarihinde kaleme aldığı “Faiz ve karşılık politikası niye değişti?” başlıklı yazısı konunun özünü anlamak bakımından önemli. Deniz Gökçe söz konusu yazısında özetle;</p>
<p>“Hedeflenen yapısal değişiklikler finansal sistemde borçluluk oranının yükselmesini sınırlamak, finans kesiminde vadeleri uzatmak ve döviz borçlanmamak ayrıca bu yolla gelecekte ortaya çıkabilecek riskleri azaltmak şeklinde ifade ediliyor.<br />
Merkez Bankası bunları söylerken diğer taraftan da politika faizini indirip, mevduat karşılıklarını da kısa vadede yükselten ve uzun vadede düşüren değişiklikler yaptı. Bunlar ise güncel politika uygulamaları. Yeni politikaların yönüne bazı makroekonomik gelişmeler şekil vermekte.</p>
<p>Merkez Bankası faizi, enflasyonunun düşeceğini tahmin ederek indirdi. Diğer taraftan da aşırı kredi artışı ve güçlü tüketim ve ithalatın yarattığı ticaretle cari denge açıklarını frenlemek için de karşılık oranlarını kullanmış oldu. İki politika birbirine zıt sonuçlar vereceğinden genişlemeci olmayacak diye düşünülüyor. Ama genel ekonominin toparlanma sürecini de etkilemeden risklere cevap vermiş olacak hedefi de var.<br />
Zorunlu karşılık değişiklikleri sonucu mevduat faizleri düşerken, kredi faizleri de yükselecek, kredi miktarı daralacak. Sıcak para girişi de engellenmiş olacak. Ülkemizde kamu maliyesinin yaklaşan seçime rağmen oldukça disiplinli gitmesi yeni politikaların başarısı için önemli.</p>
<p>Bu yeni yaklaşımların ve para politikası değişikliklerinin temel para politikası unsurları olan dalgalı kur, enflasyon hedeflemesi ve döviz rezervi biriktirme yaklaşımlarını değiştirmediğinin de altını çiziyoruz” diyor.</p>
<h3>Süper Lig Kulüpleri Borç Batağında</h3>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kararları öz olarak firmalara, vatandaşa ve tüm kurumlara 2011 yılında “İhtiyaç olmadığı sürece borçlanmamalarını; eğer borçlanmak gerekiyorsa bunun uzun vadeli ve TL cinsinden borçlanılmasını öneriyor. Yine bu kapsamda Deniz Gökçe’nin de altını çizdiği bir konu var ki, gerçekten bu spor/futbol kulüpleri için de çok önemli: “Zorunlu karşılık değişiklikleri sonucu mevduat faizleri düşerken, kredi faizleri de yükselecek, kredi miktarı daralacak.”<br />
Buradan çıkan sonuç: Genel kredi kapasitesinde 2011 yılında öngörülen daralma nedeniyle, 2011’de olası banka borçlanma maliyetlerinde bir artış olma olasılığı yüksek görünüyor. Bu durumsa, zaten finansman darboğazında bulunan futbol kulüplerini olumsuz etkileyecek. Fonlama maliyetlerindeki artış, gelirleri giderlerini karşılayamayan bu nedenle her sezon nakit ve bütçe açığı veren kulüpleri daha da sıkıntıya sokacak. Borç yükü daha da artacak. Bu ise kulüplerin rekabet güçlerini olumsuz yönde etkileyebilecek.</p>
<h4>Dört Büyüklerin Borcu 1 Milyar’a Ulaştı!</h4>
<p>Merkez Bankası nın almış olduğu parasal politika kararları, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi en çok borç yükü ağır kulüpleri vuracak. Çünkü yüksek borçlanma, özellikle banka kredi ihtiyacını hep gündemde tutuyor. Kulüplerimizin mali kesimden kullanmış oldukları kredilerin gelişimini detaylıca sizlerle birazdan paylaşıyor olacağız. Ama öncelikle biz kulüplerimizin borçluluk durumuna bir bakalım. Borçlanma denilince de akla ilk gelen dört büyük kulüp oluyor.<br />
Hüsnü Güreli’nin başkanlığını yaptığı Baker Tilly Bağımsız Denetim Hizmetleri’nin araştırmasına göre, Süper Lig’de 4 büyük kulübün borçları yaklaşık 900 milyon TL’yi buldu.</p>
<p>Türkiye’nin 4 büyük spor kulübü Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor, 2009 yılını yaklaşık 900 milyon TL borçla kapattı. Hüsnü Güreli, 4 büyük kulübün borcu bu şekildeki transfer politikalarıyla yönetilmeye devam edildiği sürece, 5 yıl sonra 1.5 milyar TL’ye ulaşacak görünüyor. .</p>
<h5>452 milyon TL’lik gelir</h5>
<p>Türkiye’de futbol kulüplerinin transfer harcamalarıyla bütçelerin sarsıldığını söyleyen Hüsnü Güreli, 1.5 ayda yaptıkları “Spor Şirketlerinin Yapısal ve Finansal” araştırmasını şöyle anlattı: “Kulüplerin bilanço yapılarından tüm gelir ve giderlerine ulaştık. Ancak bu konuda tek şeffaf olan, 4 büyük kulüptür. Diğer kulüplerin yapılarını inceleyemedik. Buna göre geçtiğimiz yıl Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor toplam olarak 452 milyon TL futbol şube geliri elde etti. Ancak bu 4 büyük kulüp 624 milyon TL futbol şubesi maliyetine katlanarak bu alanda 172 milyon TL zarar etti. Bütün hesaplamalarda konsolidasyon prensiplerine uyularak dernek ve spor şirketlerinin konsolide bilançosu elde edildi.”</p>
<h3>10 yıl önceki borç 100 milyon TL’ydi</h3>
<p>Dört büyük kulübün 10 yıl önce toplam borcunun 100 milyon TL olduğunu açıklayan Hüsnü Güreli, şu bilgileri verdi: “Bugün kulüplerin borcu 1 milyar TL sınırına yaklaştı. Futbol endüstrisi hızla büyüyor. Türkiye de buradan elbette pay alacak. Ancak hiçbir ligde böyle harcamalar bulunmuyor. Ekonomik kriz, kulüplerin bütçelerini sarsmış olabilir. 4 büyük kulübün 5 yıl önceki borcu ise geçmişten gelen borçlanma oranı ve her yıl finanse edilen zarar tutarı 350 milyon TL civarındaydı. Bu trendle 5 yıl sonraki borç yükü 1.5 milyar TL’ya çıkabilir. Profesyonel ekipler kurulmalı, hem Türkiye Futbol Federasyonu tarafından denetim mekanizması geliştirilmeli hem de gerek dernek tüzükleri gerekse anonim şirket mukavelelerinde giderlerin sınırlanması kuralları eklenmeli.”<br />
Kulüplerimiz son yıllarda sürekli gelirlerinden fazla harcama yapıyor. Bu giderlerin en önemli kısmını transfer ve futbolculara ödenen ücretler oluşturuyor.” (http://www.futbolekonomi.com/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=767:doert-bueyuekler-borc-batanda&amp;catid=103:manet)</p>
<h1>Transferler Banka Kredileriyle Gerçekleştiriliyor</h1>
<p>Süper lig ekiplerinin gelirleri ile giderleri arasındaki açığın her geçen gün artması, onları borç batağına sürüklemiş durumda. Özellikle isabetsiz ve hesapsız yapılan transferlere harcanan milyon dolarlar kulüplerin nakit ve bütçe açıklarının hızla artmasına yol açıyor. Bu açığın kapatılması ise kulüp bazında ilave borçlanmayı gerektiriyor. Bu borçlanma ise ya banka kredileriyle ya da başta kulüp başkanı ve yöneticileri olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlardan sağlanarak gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda Üç Büyükler ile diğer kulüplerimizin transfere yıllar itibariyle yatırmış oldukları paralar aşağıdaki tabloyla sizlere iletiliyor.</p>
<p>Yukarıdaki tablodan da görülebileceği üzere 2008/09 sezonu itibariyle Türkcell Süper Lig’de toplam 102.6 milyon Euro’luk bir transfer harcaması yapılmış durumda. Bu transfer harcamalarının yaklaşık %52’lik kısmı Üç Büyükler tarafından gerçekleştirilirken, kalan %48’lik kısım ise diğer 15 kulübe ait görünüyor. Transfer harcamalarında 2007/08 sezonunda Üç Büyüklerin payı %70’e kadar yükselirken, 2004/05 ile 2008/09 sezonları arasında Üç Büyüklerin transfere akıttıkları para 205.8 milyon Euro’ya ulaşmış durumda.</p>
<p>Yukarıdaki tabloya göre, Üç Büyüklerin kullandıkları banka kredileri yıllık ortalama 47,5 milyon TL civarında. Bu tutar da gösteriyor ki, Üç büyükler transferlerini genellikle banka kredileriyle finanse etme yoluna gitmişler. Bu yöntem ise yıllar itibariyle bu kulüplerin finansman yüklerini artırırken, diğer taraftan da nakit ve bütçe açıklarının giderek artmasına neden olmuş.</p>
<h2>Banka Kredileri Hızla Arttı</h2>
<p>Kulüplerin resmi faaliyet raporlarından derleyebildiğimiz kadarıyla oluşturduğumuz aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere futbol kulüplerimizin mali sistemden yıllar itibariyle kullandıkları krediler özellikle 2006 yılsonundan itibaren hızlı bir şekilde artışa geçmiş durumda.<br />
2000 Yılında kulüplerimizin mali kesimden kullandığı krediler toplamı 127 milyon TL civarındayken, bu tutar 2010 sonunda tam %252 artarak 448 milyon TL’na ulaşmış durumda. Bu süreçte kullanılan kredilerin dağılımına bakıldığında; dört büyük kulüp yıllar itibariyle ortalama 190,6 milyon TL civarında kredi kullanmış olup, bu tutar yıllık ortalama 258,2 milyon TL’lık kredi tutarının yaklaşık %73’üne karşılık geliyor. Yani her yıl dört büyük kulüp ortalama olarak, toplam kredi hacminin yüzde yetmiş üçünü kullanmış durumda.</p>
<p>Dört büyüklerin dışındaki diğer kulüplerimizin yıllar itibariyle bankacılık sisteminden kullandıkları kredi tutarına bakıldığında ise 2000 yılında yaklaşık 38 milyon Tl olan banka kredileri tutarının, geçen on yıllık sürede %150 artırarak 95 milyon TL’na ulaştığı aşağıdaki tablodan görülüyor.</p>
<h3>Süper Lig’de Gelirler On Yılda Tam 3 Kat Arttı</h3>
<p>Aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere Süper Lig’de kulüplerin gelirleri geçen on yılda tam %290 arttı. Yaklaşık üç katlık bir artışı gösteren bu rakam, Süper Lig’i aynı zamanda Avrupa’nın en zengin altıncı ligi konumuna da getirdi.</p>
<p>2000 yılında Süper lig’in toplam gelirleri 150 milyon Euro seviyesindeyken, bu tutar 2010 yılına gelindiğinde 585 milyon Euro’ya ulaştı. 2001 krizinde gelirlerdeki daralma bir sonraki yıl hızla telafi edilse de, Türk futbol pastasının esas büyümesi 2005 yılından itibaren başladı. Bu yılda özellikle naklen yayın gelir dağıtım kriterlerindeki değişim ile rekabetçi yapının yükseltilmesi ve bundan sonraki dönemlerde naklen yayın ihale rakamlarının giderek yükselmesi bu pastanın da büyümesine neden oldu.</p>
<h4>Spor Toto Süper Lig Kulüpleri Haciz Ve İcralardan Kurtulamıyor</h4>
<p>Süper Lig’de gelirler artmasına karşın, kulüplerin borçlanmalarında bir düşüş gözlemlenmedi. Gelirlerdeki bu beklenmedik artış, kulüplerde harcama disiplininin zaman içinde kaybolmasına sebep oldu. Toplam gelirlerinin yarıdan fazlası naklen yayın gelirlerinden oluşan kulüpler için hazır para anlamına gelen naklen yayın bedelleri yerli yerinde kullanılmayınca kulüplerin giderleri ve buna bağlı olarak ta finansman yükleri hızlı bir artış kaydetti. Hesapsız, verimsiz ve gereksiz harcamalarla ellerindeki fonları heba eden kulüpler borç batağına saplanırlarken, bu arada karşılarına bir de vergi ve SGK prim borcu gibi yasal ödeme yükümlülükleri çıkınca, kulüplerin mali dengeleri daha da bozuldu ve çok ciddi bütçe ve nakit açığı vermeye başladılar. Bunun sonucunda da haciz ve icrai işlemlere muhatap olmak zorunda kaldılar.</p>
<p>Rıfat Başaran’ın 1 Nisan 2010 tarihi Radikal Gazetesi’ndeki haberine göre, Spor Toto Süper Lig&#8217;de mücadele eden 18 kulübün kesinleşen haciz ve icra borcu, 88 milyon 845 bin 937 TL&#8217;ye ulaştı. Ligde en çok haciz ve icra borcu bulunan kulüp, 37 milyon 648 bin 271 TL ile Kocaelispor olurken, 3 büyükler arasında en çok haciz ve icra borcu bulunan kulüp ise Galatasaray. Sarı-kırmızılılar, 33 milyon 328 bin 410 TL ile en borçlu 2. kulüp konumunda bulunurken, Fenerbahçe&#8217;nin 1 milyon 488 bin 510 TL, Trabzonspor&#8217;un ise 2 milyon 312 bin 466 TL borcu gözüküyor.</p>
<p>Ligde yer alan diğer takımlardan ise Antalyaspor&#8217;un 2 milyon 231 bin 535 TL, Bursaspor&#8217;un 2 milyon 378 bin 348 TL, Denizlispor&#8217;un 988 bin 87 TL, Eskişehirspor&#8217;un 2 milyon 916 bin 271 TL, Gaziantepspor&#8217;un 3 milyon 213 bin 518 TL, Konyaspor&#8217;un 162 bin 618 TL ve Ankaragücü&#8217;nün de 2 milyon 177 bin 899 TL borcu bulunuyor.</p>
<h4>Bank Asya 1.Lig</h4>
<p>Bank Asya 1. Lig&#8217;de mücadele eden 18 kulübün ise haciz ve icra borcu toplam 50 milyon 566 bin 524 TL&#8217;ye ulaşıyor.<br />
Ligde en borçlu kulüp 12 milyon 762 bin 420 TL ile Samsunspor olurken, Adanaspor, Güngören Belediyespor, Kardemir Karabükspor ve Manisaspor, ligin borcu olmayan takımları olarak dikkati çekiyor.<br />
Bu arada TFF 2. Lig&#8217;de yer alan 54 takımın toplam borcu 30 milyon 80 bin 179 TL&#8217;yi bulurken, TFF 3. Lig&#8217;de mücadele eden 52 takımın borcu ise 15 milyon 181 bin 962 TL&#8217;ye ulaşıyor.</p>
<h5>Sonuçta,</h5>
<p>Gelirleri giderlerini karşılamayan, bu nedenle sürekli borçlanmak durumunda kalan ve bunun büyük bir kısmını da banka kredisiyle karşılayan kulüpler için TCMB’nin almış olduğu mali politik kararlar onları 2011 yılında önemli ölçüde etkileyecek.<br />
Giderlerini daha doğrusu maliyetlerini iyi yönetemeyen kulüpler bu yıl da banka kredilerine yönelmek durumunda kalacaklar. Ancak kredi hacminin bir önceki yıla göre yüzde yirmi beşten fazla artmayacak şekilde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından planlanmış olması, kredi maliyetlerinin geçen yıla görece daha yüksek olabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Diğer taraftan kulüplerin 2014-15 sezonuna kadar “Finansal Fair Play” koşullarına gerekli uyumu sağlama zorunluluğu bulunmaları nedeniyle ortak ve yönetici fonlarını kullanamayacak olmaları, banka kredilerini tek alternatif olarak kulüplerin önüne getiriyor.<br />
Ancak Deniz Gökçe hocamızın da makalesinde vurguladığı gibi bu sene kredi kapasitesinin daralacak olması, kredi maliyetlerini yukarı itebilecek. Bunun pratikteki alamı ise kulüplerin daha fazla finansman giderine katlanmak zorunda kalacak olmaları. Bu durum özellikle banka kredisiyle yıllık nakit ve bütçe açıklarını kapatan kulüpleri zorlayacak.<br />
Peki bir kulüp yukarıda belirttiğimiz üzere finansal darboğaza girerse neler olabilir? Bu olasılığı dikkate aldığımızda 2011 yılında banka kredisi kullanma gereksinimi olan kulüplerde genel olarak aşağıdaki risklerle karşı karşıya kalabilecek;</p>
<p>• Kredi maliyetleri ve buna bağlı olarak finansman giderleri artacak,<br />
• Yüksek finansman gideri, UEFA’nın öngördüğü “Finansal Fair Play” uygulamalarının hayata geçirilmesini zorlaştıracak,<br />
• Kulüplerin giderleri UEFA Finansal Fair Play uygulamalarına aykırı olarak gelirleri aşabilecek,<br />
• Gider/toplam gelir rasyosunun bozulması ise kulübün bir taraftan mali sağlığını tehdit ederken, diğer taraftan da Kulüp Lisansı almasını zorlaştıracağından UEFA Kupalarına katılımı olanaksız hale getirebilecek,<br />
• Toplam gelirlerine görece yüksek maaş ve ücret ödemesi yapan kulüplerde finansman darboğazının getireceği kısıtlar yüzünden oyuncu ve teknik adamlara yapılacak ödemelerde bazı sorunlarla karşılaşılabilecek,<br />
• Futbol kulüplerinin borçlanmaları mali kesim dışına kayabilecek. Bunun anlamı ise başkan ve yöneticiler ile diğer kurum ve kuruluşlardan daha fazla borç talep edilir olacak (Ancak bu durum geçici olup 2014-15 sezonundan önce bu borçların sahiplerine geri ödenmesi gerekiyor),<br />
• Kulüp, içinde bulunduğu mali sıkıntılardan kurtulabilmek için yüksek maliyetli oyuncu ya da teknik adamlarla yollarını ayırabilecek,<br />
• Oyuncu ve teknik adamlar ile diğer üçüncü kişi ya da kurumlara karşı mali yükümlülüklerini yerine getiremeyen kulüpler, icra ve haciz gibi uygulamalara muhatap kalabilecekler,<br />
• Tabi ki, yukarıda saydığımız tüm mali sıkıntı ve dengesizlikler o kulübün sportif rekabet gücünü olumsuz etkileyebilecek. Sportif rekabette geride kalan kulüpler, mali rekabette de çok zorlanacak ve rekabet etmeye çalıştıkları rakiplerinin gerisinde kalabilecekler.</p>
<h3>Peki Ne Yapmalı?</h3>
<p><strong>Yapılacak olanlar aslında gayet açık. Kulüplerimiz bu süreci en az hasarla atlatabilmek için;</strong><br />
<strong></strong></p>
<p><strong>1. Maddi ve Sportif Anlamda Özkaynaklara Yönelmeliler</strong></p>
<p>• Öz varlık fonlarıyla yaşamlarını devam ettirmenin yolunu bulmak zorundalar. Öncelikle ayaklarını yorganlarına göre uzatmalılar. Gereksiz ve verimsiz harcamalardan hızla kurtulup, kendi bünyelerinde efektif bir maliyet tasarrufuna yönelmeliler.Bu kapsamda transferlerde çok seçici davranıp, transfer nedeniyle bütçe dengelerinin bozulmasına izin vermemeliler.<br />
• Bu amaçla öncelikle alt yapıya önem vermeli ve alt yapıdan her yıl daha fazla sayıda oyuncunun A takıma katılımını sağlamalılar. Bu nedenle altyapıya daha fazla zaman ve maddi olanaklar ayırmalı ve bilançolarında alt yapıya ayrılmış görünen fonları gerçekten de alt yapı için kullanmalılar.<br />
• Kendilerine ilave yeni gelir kaynakları yaratabilme arayış ve çalışmalarına hız vermeli; başta CRM olmak üzere tüm yeni gelişimleri zorlamalı, bu konulara açık olmalılar. (CRM: Customer Relationship Management- Müşteri İlişkileri Yönetimi anlamına gelen bu uygulama ile taraftar müşteriyi tanımak, taraftar müşteri ihtiyacını anlamak, ona teknoloji arcılığıyla uygun hizmetler ve ürünler geliştirmek ve bu bilginin organizasyon içinde paylaşılmasını sağlayarak, daha fazla taraftar müşteriye ulaşıp ek gelir yaratmak olarak tanımlayabiliriz). Kuracakları Call-Center’lar (Çağrı Merkezleri) aracılığıyla taraftar müşteriye telefonla satış ve hizmet verme çalışmalarına yönelmeliler.<br />
• Kombine kart satımı esnasında veya kurdukları/kuracakları Call Centerlar aracılığıyla bir şekilde kendi taraftar müşterisinin profilini ve ona ilişkin data base’lerini oluşturup ilave satış olanakları için fırsat yaratmalılar.</p>
<p><strong>2. Borçlanmaktan Uzak Durmalılar; Yine de Borçlanmak Durumunda Kalacaklarsa, Uzun Vade ve TL ile Borçlanmayı Tercih Etmeliler</strong></p>
<p>• Kulüpler mümkün olduğunca borçlanma yerine özkaynakla finansman yolunu seçmeliler. Ancak yine de nakit ve bütçe açığını karşılamak için banka kredisi kullanmak durumunda kalacaklarsa, kesinlikle orta ve uzun vadeli borçlanmayı tercih etmelidirler. Bunu gerçekleştirirken de yabancı para, yani döviz ile borçlanma yerine, bu sene döviz volatilitesinin yüksek gerçekleşeceği öngörüsünden hareketle, kur riski ve zararına katlanmamak için TL ile borçlanmaya yönelmelidirler.<br />
• Mümkün olduğunca döviz pozisyon açığı olan kulüpler, bu açıklarını kapatmanın yolunu bulmaya çalışmalıdırlar.</p>
<p><strong>Tuğrul Akşar</strong></p>
<p><strong>03.01.2011<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/merkez-bankalari-politikalari-super-lig-03012011.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Ulan Arda Hikayesi !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ulan-arda-hikayesi-4698.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ulan-arda-hikayesi-4698.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Dec 2010 11:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Arda Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım Arda]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım Arda Turan]]></category>
		<category><![CDATA[İşkembeci]]></category>
		<category><![CDATA[İşkembeci açılışı]]></category>
		<category><![CDATA[İşkembeci açılışına gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[Ulan Arda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4698</guid>
		<description><![CDATA[Aziz Yıldırım ’ın Arda Turan ’a Ulan Arda diye hitap etmesiyle başlayan tartışmalara Değerli dostum Müslüm Gülhan Hoca çok güzel yazarak katılmış]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #000080;"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/ulan-arda-hikayesi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4702" title="Bir Ulan Arda Hikayesi !" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/ulan-arda-hikayesi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></span></h1>
<h1><span style="color: #000080;">Bir Ulan Arda Hikayesi !</span></h1>
<p><span style="color: #000080;">Bundan bir kaç ay önce Aziz Yıldırım önce Türkiye&#8217;de alt yapılarda hoca yok futbolcu bunun için yetişmiyor demiş, bu sözlerden 2 gün sonrada Türkiye&#8217;de eğitimci yok diyerek final yapmıştı.</span></p>
<p><span style="color: #000080;">Adnan Beylerin çocuk yaşında kaptanlık bandını teslim ederek kendisini ateşin içine bıraktıkları Arda Geçtiğimiz günlerde çorbacıya açılışında başına bir iş daha aldı geçtiğimiz aldı!</span></p>
<p><span style="color: #000080;">Çorbacıda Aziz Yıldırım ile karşılaşan Arda Turan önce “Ulan Arda sen de mi buradasın” sözlerine maruz kaldı.<br />
Genç Arda bu olaydan hemen sonra da kendi kendi kulübünden de yine bu konudan ötürü bir de para cezası alarak cezalandırıldı.</span></p>
<p><span style="color: #000080;">Aziz Yıldırım’ın Arda Turan’a “Ulan Arda” diye hitap etmesiyle başlayan tartışmalara Değerli dostum Müslüm Gülhan Hoca çok güzel yazarak katılmış.</span></p>
<p><span style="color: #000080;">İşte Müslüm Hoca&#8217;nın bu güzel yazısı<br />
</span><span style="color: #000080;">HT </span></p>
<h1>“ULAN ARDA”</h1>
<p>Sakatatlarla ilgili beslenme saplantılarımız her zaman bize ait güncel bir hal almıştır.<br />
Bazen ‘içki’ sonrası…</p>
<p>Bazen mevsimsel ihtiyaçtan(uykuluk gibi) beklentilerimiz hep üst perdedendir.<br />
Birde böyle ‘sabaha karşı’ gitme hallerimiz var ki herhalde beslenme zamanlaması olarak bize has bir durumdur.<br />
Ülkemizde böyle mekanların önemi; yapılan işe ve sahibine göre değişir.</p>
<p>…Abinin yeri,<br />
Bizim…abinin mekanı,<br />
Beşeri ilişkiler, ticari ilişkiler, iş bitirme becerisi, sohbetler her zaman sakatatçıların önemini artırmıştır!<br />
Hele-hele yeni mekan açmak ayrı bir görsel şölendir.</p>
<p>Sanatçılar,<br />
Sporcular,<br />
Mankenler,<br />
Ağır ağabeyler&#8230;</p>
<p>Her zaman önemli figürlerdir, açılış için.<br />
Mekan tanınır, iş yapar, resimler duvara asılır, kasadaki ağabey müşterilere resimlerin içindeki anıları anlatarak potansiyelini yüksek tutar.</p>
<p>Aslında ilişkiler; içinde bulunan durumların kullanılmasından ibarettir.<br />
Samimiyetler çok göreceli olarak masaların üstünde durmaktadır.<br />
Lazım olan ise; duvardaki resimler.</p>
<p>Aziz Yıldırım ve Arda Turan da bu duvar resimlerindeki anılar için böyle bir işkembeci açılışında yer almışlardır.<br />
Sanırım patronun hatırı sayılır bir yeri var ki, açılışta değerli renkli simalar vardı.<br />
Yer işkembeci…</p>
<p>23 yaşındaki Galatasaray’ın kaptanı,<br />
Fenerbahçe’nin köklü başkanı Aziz Yıldırım ile açılışta karşılaşıyorlar.<br />
İki köklü kulüp…<br />
İki önemli statü…</p>
<p>Karşılaşma da içeriğin belirlemesindeki önem; onların samimiyetinden ziyade temsil ettikleri kurumların kimliklerini ön plana çıkarmaktadır.<br />
Halka açık,<br />
Medya önünde oluşan bir karşılaşma…</p>
<p>Samimiyetin sınırlarını çizen o kadar çok başlık var ki bunun farkına varmamak aşırı bir öz güven gerektirir.<br />
İşte asıl problem bu öz güvenin kökenidir.<br />
Nerden?..</p>
<p>Ve nasıl gelmekte olduğu?..<br />
İşkembeci açılışına gitmek ile ortaya çıkan temsil gücünün; kurumsal kimliğine ait olduğu unutulmaması gereken en can alıcı noktadır.</p>
<p>Galatasaray,<br />
Fenerbahçe,<br />
Beşiktaş’ın ister başkanı olsun, ister kaptanı olsun kamu oyunun önünde ki görüntüleri her zaman kulübün temsil statüsü için olduğu bir gerçektir.</p>
<p>Bundan kurtulmaları söz konusu olamaz çünkü kendi isteyerek aldıkları sorumluluktur.<br />
Ve yüklendikleri misyondur…</p>
<p>Özel yaşamın içi hariç, dışarıya yansıyan özel ve dışsal tüm davranışların izlenmekte olduğu asla unutulmayacak gerçektir.</p>
<p>Herkesin soracak soruları olacağı asla unutulmamalıdır.<br />
Mühim olan bu farkındalığın farkında olmaktır.</p>
<p>Aksi;<br />
Futbolumuz işkembeye döner.<br />
Ki…<br />
Açılışa bekleriz.</p>
<p><strong>Müslüm Kemal Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ulan-arda-hikayesi-4698.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiddetin Topraklanması</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/siddetin-topraklanmasi-141210.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/siddetin-topraklanmasi-141210.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2010 11:08:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti önlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetin kaçınılmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet önlem planı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddetin Topraklanması]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrencilere uygulanan şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Bursaspor Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Bursaspor maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Bursaspor maçı kavga]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4677</guid>
		<description><![CDATA[Öğrencilere uygulanan şiddet ile Beşiktaş Bursaspor maçındaki kavganın ayna ana gelmesinin; aslında yurdumun içinde bulunduğu sarmalın ne olduğunun çok güzel bir analizi olarak bakıyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/muslum-gulhan-siddet-topraklanmasi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4678" title="Şiddetin Topraklanması" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/muslum-gulhan-siddet-topraklanmasi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a>Öğrencilere uygulanan şiddet ile Beşiktaş Bursaspor maçındaki kavganın ayna ana gelmesinin; aslında yurdumun içinde bulunduğu sarmalın ne olduğunun çok güzel bir analizi olarak bakıyorum.</strong></p>
<p>Öncelikle;<br />
Öğrencilere yapılan saldırının sanki ilk defa oluyormuş gibi algılanmasına anlam veremedim.<br />
Bu ülkede;</p>
<p>Kadının hakkı yokken,<br />
Çocukların hakkı yokken,<br />
Gençlerin düşünce hakkı yokken,<br />
Ortada zaten görünmeyen bir şiddet var demektir</p>
<p>Sonrada nerden çıktı bu şiddet diyoruz…<br />
Namus kavramını kadın adına; öldürülmesi gereken 2. sınıf insan olmasının…</p>
<p>Çocukların geleceğinin ebeveynleri kadar olacağı…<br />
Gençlerin düşüncesinin ülkenin bekası kadar olacağı…<br />
Şiddetin nedenleri ve Şiddetin kaçınılmazlığı !</p>
<p>Ve tüm sorunun ülkenin ve devletin korunması gereken kutsal bir değer olarak algılatılmasıysa…<br />
Şiddet kaçınılmazdır.</p>
<p>Linç kaçınılmazdır.<br />
Trafik sorunu bile silahlı çatışmaya dönüşürse,</p>
<p>Apartman sorunları silahlı çatışmaya dönüşürse,<br />
Artık sorun hukuk sisteminden çıkmış, kişisel çıkarların, tekrar insanların kendileri tarafından infazıyla korunmasına kadar gelmiştir.</p>
<p>İşte bütün sistem budur.<br />
Sanki bu ülke 12 Eylülü yaşamadı da her şeye o kadar yabancıymışız havası inanılır gibi değil.</p>
<p>Hele-hele hala 12 Eylül yasalarının korunması ve kullanılması sanki baskıdan dolayıymış gibi havasında değil mi? insan bunlara tilt oluyor.</p>
<p>Ama…<br />
Çıkış yolu yok mu?..<br />
Olmaz olur mu!..</p>
<p>Bu kadar baskının kanalize olacağı bir topraklama(!) hattının olması lazım.<br />
İşte o da futbol tribünleri…</p>
<p>“Vur- kır- parçala bu maçı kazan”<br />
“Ölmeye- ölmeye geldik”</p>
<p>Bunların hepsi yasal(!) tribün şiddetlendirilmesi sloganları değilmi?</p>
<p>Tabi ki…<br />
Ülkenin bekasına etkileri sıfır olduğu için, işte o zaman şiddet yasal olur.</p>
<p>Şiddetin içeriği önemli;<br />
Sistem ile girdiği ilişki önemli.<br />
Eğer ki futbol maçı kadarsa, sorun yok, otuz bin kişide olsa idare edilir.<br />
Alan şiddet-veren şiddetti tolere ederek kardeş-kardeş yaşarlar.</p>
<p>Sistemi rahatsız ederseniz,<br />
İşte o zaman iş değişir…</p>
<p>On beş kişide olsanız o zaman şiddetin ne olduğunu o on beş kişi anlar veya anlatılır!..</p>
<p><strong>Müslüm Kemal Gülhan </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/siddetin-topraklanmasi-141210.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Guardiola’nın yakasındaki pembe kurdele</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/pembe-kurdele-guardiola-031210.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/pembe-kurdele-guardiola-031210.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2010 13:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona futbol takımı]]></category>
		<category><![CDATA[Guardiola]]></category>
		<category><![CDATA[Guardiola Barcelona]]></category>
		<category><![CDATA[Guardiola Pembe Kurdele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Pembe Kurdele Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Real Madrid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4644</guid>
		<description><![CDATA[Barcelona futbol takımı sahada mücadele ederken Guardiola yakasına pembe kurdele takarak saha kenarında takımını yönetmeye çalışıyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/pembe-kurdele-guardiola.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4645" title="Guardiola’nın yakasındaki pembe kurdele" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/pembe-kurdele-guardiola.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a>Barcelona futbol takımı sahada mücadele ederken Guardiola yakasına pembe kurdele takarak saha kenarında takımını yönetmeye çalışıyordu.</strong></p>
<p>Uzun bir süre geçmesine rağmen nedense(!) bendeki etkisi hala devam etmekte.<br />
Son derece sakin yapıya sahip hocanın yakasında ki kurdele belki kimsenin dikkatini çekmemiştir.</p>
<p>Bilgi sessizliğine sahip olmak kenardaki en önemli erdem olsa gerek!..<br />
Bir mesaj vermenin sorumluluğu; kırmızı ince bir çizgi kadar olması; içinde bulunduğunuz koşuların suiistimale açık olma riski ile doğru orantılıdır.</p>
<p>Beklenti içinde olmadan bunu halledebilmek aslında içinde bulunduğunuz toplumun duyarlılığının kendisidir.</p>
<p>Barcelona’nın, Real Madrid’in, Arsenal’in, M Unıted’ın, teknik adamı ise sadece içinde bulunduğu toplumun değil, dünyanın içindeki sıkıntılardan kurtulmak veya haberdar olması için kendisinsin misyonu ile dünyaya duyarlılık kazandırmaya çalışır.</p>
<p>O gün Dünya Meme Kanseri ile Mücadele günüydü…<br />
Pembe kurdelenin anlamı ve amacı bunun içindi.<br />
Kadına destek olmak için.<br />
Kadın için.</p>
<p>Sanırım Barcelona’nın başarılarının sebeplerini araştırırken işe buradan başlamak gerekir.<br />
Bu kadar kuvvetli, kontrollü bir gücün saha kenarında olması sadece kazanırken değil, kaybederken mağlubiyete sahip çıkmayı esas kılar.<br />
Güç buradan çıkmaktadır.</p>
<p>Bizim ligimizin başaramadığı İspanya futbol oyun prensiplerinin aslını oluşturan “özgürlük” ve “disiplin” kavramlarının içindeki büyük iradenin üstünlüğünü sağlayan sosyal alt yapı; bu yüzden bu kadar kuvvetlidir.</p>
<p>Mourinho’nun Ajax maçındaki kırmızı kart mesajı ile Guardiola’nın yakasındaki pembe kurdele mesajı arasında ki fark sanırım El Clasico’da 5-0 olarak sahada tescil edilmiştir.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/pembe-kurdele-guardiola-031210.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barcelona Clasico, Messi ve Onlar !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-clasico-messi-josemourinho-4626.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-clasico-messi-josemourinho-4626.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 23:16:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona Messi]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona Real Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Carvallo]]></category>
		<category><![CDATA[Di Maria]]></category>
		<category><![CDATA[El Clasico]]></category>
		<category><![CDATA[Guardiola]]></category>
		<category><![CDATA[Higuain]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Khedira]]></category>
		<category><![CDATA[Messi]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4626</guid>
		<description><![CDATA[El Clasico ve Real Madrid karşısında harika bir Barcelona izledik.Jose Mourinho, Mesut Özil, Higuain, Guardiola, Di Maria, Mesut Özil, Carvallo, Khedira, Messi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/barcelona-real-madrid-clasico-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4630" title="barcelona-real-madrid-clasico-ht2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/barcelona-real-madrid-clasico-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Evet az önce harika bir El Clasico ve Real Madrid karşısında harika bir Barcelona izledik&#8230;</h1>
<p>Maçtan kısa bir süre öne buradan Real Madrid&#8217;in bu sene çok farklı bir çizgi izlediği ama onların 3 tane önemli dezavantajı olduğu görüşlerimi El Clasico, Onlar ve Messi başlıklı yazımla sizlerle paylaşmıştım.</p>
<p>Evet bu dezavantajlardan;</p>
<p><strong>1.si Higuain&#8217;di &#8230;.<br />
</strong>Yerine oynayan Benzama rakibine en ufak bir tehdit bile yaratamadı&#8230;<br />
Top ileride kalamadığı için Benzema&#8217;nın hemen arkasında oynayan bu sezonun en iyi oyuncularından Mesut Özil ve Di Maria topla 3. bölgede hiç buluşamadılar&#8230;<br />
Kendisinin de maç boyunca rakip kaleye bir tek şutu bile yoktu&#8230;</p>
<p><strong>2.si ise Jose Mourinho&#8217;ydu </strong></p>
<p><strong>Jose Mourinho&#8217;nun maç öncesi Ajax, Arsene Wenger ve kendi hayranları da dahil olma üzere yaşadıklarının hiç iyiye işaret olmadığını Jose Mourinho&#8217;nun bir ikileme düşebileceğini;<br />
</strong><em><br />
&#8220;İşte burada Jose Mourinho bu yaptığının sonucu bir ikilemine düşerse, bir nebze olsun tereddüt yaşarsa&#8230;<br />
Ki bana göre yaşayacak&#8230;.&#8221;<br />
</em><em>&#8220;Bu maça iyi hazırlanamamasına bir zemin oluşturarak Real Madrid&#8217;e ve futbolcularına ummadığı bir mağlubiyeti yaşatabilir..&#8221;</em></p>
<p>Sözleriyle anlatmaya çalışmıştım&#8230;</p>
<p>Evet Ajax maçında futbolcularına kırmızı kart görün talimatını veren hocalarına karşı kendi futbolcuları hocalarından kaygı, endişe ve inanç eksikliği duyabilirlerdi..</p>
<p>Bu konuyu da buradan AJAX maçı sonrası <a title="Jose Mourinho Kırmızı kart Ajax Videosu" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/jose-mourinho-real-madrid-ajax-kart4569.htm" target="_blank">&#8220;Jose Mourinho ve Real Madrid&#8217;e hiç yakışmadı&#8221;</a> diye buradan eleştirmiştik&#8230;.</p>
<p>Özellikle bu akşam maç başlamasıyla birlikte Real Madrid&#8217;li futbolcuların kendilerini &#8220;Başlarında kötü bir antrenörün teknik direktörü olduğu sıradan bir takımın oyuncuları&#8221; gibi hissettikleri bir maç izledik&#8230;</p>
<p>Jose Mourinho&#8217;nun bu sene Real&#8217;e aldırdığı genç oyuncular Di Maria, Mesut Özil, Carvallo, Khedira&#8217;nın sanki sezon başından beri var olan tılsımları bozulmuş gibiydi.<br />
Casillas, Marcello, Cristiano Ronaldo ise inanılmaz hatalar yaptılar&#8230;</p>
<p>Cristiano Ronaldo durumu abarttı ve hocasından geçmiş olacak ki;<br />
Rakip takımın teknik direktörü olan Guardiola&#8217;yı çok çirkin bir şekilde itme küstahlığını gösterdi.</p>
<p>Aslında bu hareket rakibinin daha da kenetlenmesini sağladı&#8230;<br />
Tüm Barcelona&#8217;lı futbolcular hocasını korumak için Cristiano Ronaldo&#8217;nun üzerine çılgınca koşarak tepki verdiler&#8230;</p>
<p>Ve maç sonuna kadar hırçın, bitmek bilmeyen bir intikam duygusuyla saldırdılar saldırdılar ama sadece futbol oyun kuralları içerisinde&#8230;<br />
Maç sonunda da tüm futbolcular 5 parmağını iyice gerip avuçlarını açarak tribünleri coşturdular&#8230;</p>
<p><strong>3.sü bizim Mesut Özil&#8217;di&#8230;</strong></p>
<p>Mesut çok keyif veren müthiş bir futbolcuydu..<br />
Özellikle de Maradona&#8217;dan sonra izlemekten en çok keyif aldım futbolcu olan Mesut bu maç için çok önemliydi&#8230;<br />
Ancak onunda bu atmosferde ki ilk maçı oluşundan endişelerim vardı&#8230;</p>
<p>Onu da;</p>
<p><em>&#8220;Şayet Mesut ilk kez sahaya çıkacağı El Clasico&#8217;da iyi oynarsa Real kazanır&#8230;<br />
Çünkü Mesut&#8217;un iyi oynadığı bir karşılaşmada ona önlem almak hemen hemen mümkün değil!&#8221;<br />
diyerek belirtmiştim&#8230;</em></p>
<p>Evet yukarıdaki 2 önemli faktörle zaten Mesut&#8217;un yapacak hiç birşeyi neredeyse yoktu&#8230;<br />
Ona rağmen bir iki şey yaptı&#8230;<br />
Bunlardan biri penaltı pozisyonuydu..<br />
( Ki Bana göre ve maçı izlediğim kanal olan SKY Italia yorumcusuna göre de penaltıydı- kaleci 2 ayağıyla birden sadece Ronaldo&#8217;ya müdahale etti, topla hiç bir teması yoktu)</p>
<p>Jose Mourinho ikinci yarıda Mesut Özil&#8217;i çıkartıktan sonra Real tamamen Ece Erken&#8217;in yorumcu olduğu sıradan bir Spor Toto ligi takımı oldu&#8230;</p>
<p>Jose Mourinho&#8217;nun futbol dışına taşıyarak sarı ve kırmızı kart görün diye teşvik ettiği futbolcular nihayetinde Sergio Ramos başta olmak üzere bu maçta da bu talimatı çok iyi uygulayıp toplamda 7 sarı 1 kırmızı kart gördüler!.</p>
<p>Umarım Mourinho maç boyunca kulübede yerinden kalkamamasına sebep olan ve güzel oyun futbolu kızartan hatasını bulur ve orta vadeli bir sürede telafi eder&#8230;</p>
<p>Ne bizleri onun varlığından,<br />
Ne de kendisinin kazandığı büyük başarıları iftiharla anmak isteyen  hayranlarını bu duygudan mahrum eder&#8230;</p>
<h2>Ya Barcelona ve Messi&#8217;mi&#8230;</h2>
<p>Barcelona&#8217;lı futbolcularının futbolu bu kadar güzel yorumlamasının yanı sıra Guardiola&#8217;ya sahip çıkışlarına,<br />
Guardiola&#8217;nın Ronaldo&#8217;nun kendisine yaptığı küstahça itme hareketinden sonraki ağıbaşlılığına, <br />
Messi&#8217;nin  futbolculuğunun yanı sıra, son dakikada yediği tekmeden sonra bile mütevazi tavırlarına hayran kaldım&#8230;.</p>
<p>Umarım her fırsatta Messi&#8217;ye rakip gösterilen Ronaldo&#8230;<br />
Ve her fırsatta Guariola&#8217;ya laf atan Jose Mourinho bu Onlar&#8217;ın bu davranışlardan biraz olsun ders alırlar !</p>
<p><span style="color: #000080;">Hürser Tekinoktay</span></p>
<p><a title="İşte Ajax Real Madrid ve Jose Mourinho’nun kırmızı kartları video !" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/jose-mourinho-real-madrid-ajax-kart4569.htm" target="_self">İşte Real Madridve Jose Mourinho&#8217;nun tılsımının bozulduğu ve  paylaştığımız fotoğraf kareleri ve Jose Mourinho’nun özür borcu olduğu Ajax Real Madrid maçının kırmızı kartlar görüntüleri tüm açıklığıyla (video-makale!)</a></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-4631" title="guardiola-5-jose-mourino-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/guardiola-5-jose-mourino-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-clasico-messi-josemourinho-4626.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jose Mourinho ve Real Madrid&#8217;e bu hiç yakışmadı!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/jose-mourinho-real-madrid-ajax-kart4569.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/jose-mourinho-real-madrid-ajax-kart4569.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Nov 2010 20:49:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbolculara]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Antrenörlere]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ajax Real Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Ajax Real Madrid video]]></category>
		<category><![CDATA[İskoç Hakem]]></category>
		<category><![CDATA[Craig Thomson]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı kart]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Real Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Real Madrid Uefa]]></category>
		<category><![CDATA[sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sergio Ramos]]></category>
		<category><![CDATA[uefa]]></category>
		<category><![CDATA[Xavi Alonso]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4569</guid>
		<description><![CDATA[Ajax Real Madrid UEFA maçında yaşanan bu olay bu kadar başarılı bir teknik adam olan Jose Mourinho ve Real Madrid'e hiç mi hiç yakışmıyordu. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/real-ajax-mourinho-dudek-ramos-casillas-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4582" title="Real Madrid Ajax UEFA Jose Mourinho Dudek Ramos Casillas-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/real-ajax-mourinho-dudek-ramos-casillas-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<h1>Geçen akşam Jose Mourinho&#8217;lu Real Madrid&#8217;i Ajax ile yaptığı Uefa Kupası maçında büyük bir keyifle izledim.</h1>
<p>Özellikle Jose Mourinho  bu sene hem yaptığı tansferlerle,<br />
Hem takım içindeki oyuncuları doğru şekilde sahada konuşlandırmasıyla,<br />
Hem de onların top yekün performansının artmasını sağlayacak uygulamalarıyla;<br />
Real Madrid &#8216;te çok başarılı bir çizgi ortaya koyuyor.</p>
<p>Aynı önceki yıllarda göstermiş olduğu başarılarındaki gibi&#8230;</p>
<p>Dün akşamda kendisinin futbolda;<br />
Rotasyon, takım ritmi, futbolcuların bireysel yükselen performansları, grupsal bütünlüğün ahengi, futbolcuların güzel top oynamanın kendilerine verdiği keyfin takımlarına nasıl yansıyacağını gibi bir çok antrenöre ibret olarak gösterdiği bir maçı daha izledik.</p>
<p>Cristiano Ronaldo, Ajantinli Di Maria ile birlikte Mesut Özil&#8217;in yine harika oynadığı maçın son dakikaları ise  futbol dışındaki konusuyla sanırım unutulmaz bir olay olarak futbol tarihine geçti.</p>
<p>Olayı maçı seyretmeyenler için anlatalım.<br />
Maçın 87. Dakikasında İskoç Hakem Craig Thomson, Xavi Alonso&#8217;ya vakit geçiriyor diye 2. sarıdan kırmızı kartı gösterdi.<br />
İşte bu kart olayın başlangıcıydı..<br />
Ben ekran başında hayret ettim.</p>
<p>İskoç Thomson zaten maçta iyi performans gösterememişti. Acemi olduğu her halinden belliydi.</p>
<p>Ama 4-0  galip durumdaki takımın oyuncusunu vakit geçiriyor diye son dakikada sahadan atması futbolun esasına aykırıydı&#8230;<br />
Dahası komiktide !</p>
<p>Aradan 2 dakika geçtikten sonra 90. dakikada Real Madrid&#8217;in sağ beki Sergio Ramos aut atışını yaparken yine vakit geçiriyor diye Thomson tarafından ikinci sarı kartı görerek sahadan atılması artık inanılır gibi değildi.</p>
<p>Netice de 4-0 önde olan takımın 2 oyuncusu maçın bitimine 3 dakika kala vakit geçiriyorlar diye sahadan atılıyordu.<br />
Bu Albert Einstein&#8217;ın İzafiyet teorisine bile aykırıydı &#8230;.</p>
<p>Twitter&#8217;dan da paylaştığım gibi &#8220;Craig Thomson  komik mi yoksa DAHİ olmak isteyen 1 akılsızmı ydı ?&#8221;<br />
Gerçekten anlamak zordu!</p>
<p>Ertesi gün olay aydınlandı&#8230;<br />
Hem de ne aydınlanma !</p>
<p>Şampiyonlar Ligi&#8217;nde grup birincisi olarak gruptan çıkmayı garantileyen Real Madrid, teknik direktörü Jose Mourinho &#8216;nun sarı kart problemi olan Sergio Ramos&#8217;la, Xabi Alonso&#8217;ya meğerse &#8220;kendinizi oyundan attırın&#8221; talimatını vermesiyle 9 kişi kalmış!</p>
<h2>Jose Mourinho ve Real Madrid&#8217;e hiç yakıştımı?</h2>
<p>Böylece Real Madrid&#8217;te Ramos, Xabi Alonso, Auxerre&#8217;ye karşı oynanacak son grup maçında kırmızı kart cezalısı olduklarından forma giyemeyerek  ust turda kendilerini tamamen temizlemiş olacaklarmış !<br />
Biz Craig Thomson&#8217;u dahi sanarken meğer asıl DAHİİ herkesin çok olumlu şeyler düşündüğü Jose Mourinho&#8217;ymuş !</p>
<p>Ben buna inanamadım maçı naklen yayınlayan Hollanda TV&#8217;sinin bant yayınına baktım.<br />
Gerçekten doğruydu!<br />
Ne yazık ki Jose Mourinho&#8217;nun sözleri yedek kaleci Dudek&#8217;i kullanarak, Ramos ile Alonso&#8217;ya iletilmek üzere kaleci İker Casillas&#8217;a haber gönderdiği televizyon kameralarına yansıyordu.</p>
<p>Yedek kaleci Dudek, maç esnasında kaleci İker Casillas&#8217;ın yanına giderek Mourinho&#8217;nun bu mesajını verirken, daha sonra Casillas&#8217;ın Sergio Ramos&#8217;un kulağına bu mesajı iletmesi açıkça görülüyordu.</p>
<p>Ajax Real Madrid UEFA maçında yaşanan bu olay bu kadar başarılı bir teknik adam olan Jose Mourinho ve Real Madrid&#8217;e  hiç mi hiç yakışmıyordu.<br />
Hele Jose Mourinho gibi birine daha da yakışmıyordu.<br />
Neticede Jose Mourinho ile  Real Madrid&#8217;in futbolun hatta sporun ruhuna aykırı bu uygulamayı yapmalarına hiç mi hiç ihtiyaçları yoktu!<br />
Zaten bu kartları temizlemek değil, futbolu kirletmekti&#8230;<br />
Futbolda hile yapmaktı&#8230;.</p>
<p>Hem futbol adına,<br />
Hem de futbol seyircileri adına,<br />
Hem hakemlik müessesi adına,<br />
Hem UEFA adına,<br />
Hem mensubu bulunduğu Real Madrid&#8217;in kalitesine,<br />
Hem rakibi Ajax&#8217;a, Ajax&#8217;ın Uruguaylı golcüsü Luis Suarez&#8217;e,<br />
Hem de kendi takımında sportif rekabet içinde bulunan futbolcularına&#8230;</p>
<p>Bu durum, takımının orta sahasınındaki Alonso, Khedira ikilisiyle rekabet içinde olan Diarra&#8217;yla  diğer oyunculara haksızlık değilmiydi ?</p>
<p>Real Madrid&#8217;in üst turda rakibi olacak takımla oynayacağı maça haftalar varken Xavi Alonso ile  Sergio Ramos&#8217;un formalarını soyunma odasına daha şimdiden asması takım içinde nasıl  adalet ve rekabet ortamı yaratacaktı?</p>
<p>Ayrıca, Fair Play diye bağıran UEFA ve FIFA&#8217;ya ayıp olmuyormuydu!</p>
<p>Dahası küçücük yaşında asistanlığını yaptığı ve aynı zamanda öz babası olan antrenör Jose Manuel Felix Mourinho&#8217;ya ayıp olmuyormuydu?</p>
<p>Yine gençliğinde öğretmenlik yapan değerli annesi Maria Julia Carrajola dos Santos&#8217;a da ayıp değilmiydi?</p>
<p>Şayet bu DAHİİ fikir Real Madrid&#8217;e yeni göreve başlayan Zinedine Zidane&#8217;dan çıkmışsa bir diyeceğimiz yok ama, orjini Jose Mourinho&#8217;ysa  hemen;<br />
Önce ailesinden..<br />
Sonra kasten attırdığı futbolculardan&#8230;<br />
Daha sonra da yukarıdaki satırlarda ismi geçen tüm kişi ve kurumlardan büyük bir özür dilemesi gerekir&#8230;<br />
Yoksa bundan böyle ne rakip antrenörlere fair play edebiyatı yapar,<br />
Ne de kendisini yere bırakır gibi gözüken futbolculara laf söyler! </p>
<p>UEFA böyle bir özürü Jose Mourinho&#8217;dan duysa bile umarım gereken cezayı verme hassasiyetini gösterir.</p>
<p>Peki İskoç Craig Thomson&#8217;mu ne olacak..<br />
Hiç merak etmeyin ondan hiç bir şey olmaz&#8230;</p>
<p>Neden mi ?</p>
<p>Sahada bu olayları canlı canlı yaşayan&#8230;<br />
Maç öncesi ve maç sırası tüm kart bilgilerine haiz olmasına buna rağmen bu tezgaha gelen  hakemden ne olur ?</p>
<p>Hadi birincisini yediniz..<br />
Peki ikincisini nasıl yiyorsunuz&#8230;<br />
Sinirle gösterdiğiniz karta bakılırsa yemiyorsunuz&#8230;</p>
<p>Peki yemiyorsanız, o zaman Sergio Ramos&#8217;a direkt kırmızı kart göstersenize..</p>
<p>İşte bu Craig Thomson en iyisi fazla israr etmeden asıl  mesleği olan avukatlığa dönse sanırım DAHAİİ (!) olacaktır&#8230;  </p>
<p><span style="color: #003366;">Hürser Tekinoktay</span></p>
<h3>İşte Jose Mourinho&#8217;nun özür borcu olduğu Ajax Real Madrid maçının kırmızı kartları video !</h3>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Not;  Bu maçtan 3 Gün sonra El Clasico maç  öncesi değerlendirme </strong>  </span>  <a title="El Clasico, Onlar ve Messi !" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/mesut-ozil-jose-mourinho-messi-madrid-barcelona-564617.htm">El Clasico, Onlar ve Messi ! / Başlıklı makale </a>        </p>
<p><strong><span style="color: #000080;">Ve El Clasico maç sonrası değerlendirme! </span> </strong>    <a title="Barcelona Clasico, Messi ve Onlar " href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-clasico-messi-josemourinho-4626.htm">Barcelona Clasico, Messi ve Onlar / Başlıklı makale</a></p>
<br /><img src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/media/video/jose-mourinho-real-madrid-kart-hT2.jpg" alt="media" /><br />

<p><strong><span style="color: #000080;">Bu maçtan 3 Gün sonra El Clasico maç öncesi değerlendirme   </span> </strong> <br />
<a title="El Clasico, Onlar ve Messi !" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/mesut-ozil-jose-mourinho-messi-madrid-barcelona-564617.htm">El Clasico, Onlar ve Messi !  </a>        </p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Ve El Clasico maç sonrası değerlendirme!!  ;</strong></span>   <br />
<a title="Barcelona Clasico, Messi ve Onlar " href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-clasico-messi-josemourinho-4626.htm">Barcelona Clasico, Messi ve Onlar</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/jose-mourinho-real-madrid-ajax-kart4569.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bernd Schuster’in 60’lı Nostaljisi</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/bernd-schuster-261110.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/bernd-schuster-261110.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Nov 2010 13:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bernd Schuster]]></category>
		<category><![CDATA[Bernd Schuster Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Real Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Schuster]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Spor-Toto Ligi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4572</guid>
		<description><![CDATA[Beşiktaş hocası Bernd Schuster’in 60’lı Nostaljisi: Nostaljinin içerik olarak duygusal bir yoğunluğu vardır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/bernd-schuster.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4573" title="Bernd Schuster’in 60’lı Nostaljisi" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/bernd-schuster.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a>Nostaljinin içerik olarak duygusal bir yoğunluğu vardır.<br />
Geçmişten bahsederken; kötü bile olsa onu temize çıkaracak bir takım yan öğeler bulmaya çalışırız.</strong></p>
<p>Aslında bu kendimizi ve yaşımızı temize çıkarmaktan başka bir şey değildir.<br />
Nasıl olurda yaşadığımızı kötüleriz?..<br />
Nasıl olurda ilk duygusal tepkilerimize ihanet ederiz?..<br />
Bunu açıklamanın bir dayanağı yoktur.<br />
Hadi, gene de gerçekçi olmaya çalışıp Schuster’e hak vermeye çalışalım da!..</p>
<p>Tamam; Türkiye Spor-Toto Ligi kötü….<br />
Tamam; herkes üç büyüklere karşı anlamlı oynamaya çalışıyor!..<br />
Arkaya dayanıp kontra oynamaya çalışıp tesadüfen gol atıyor…<br />
Tamam; bunları anladık da…</p>
<p>Sayın hocam sen 2010 yılının futbolunu oynatıp da 60’lı yıllara karşı niye iki gol yiyorsun?..<br />
Niye Manisa’ya 2010 yılında yeniliyorsun?..<br />
Beşiktaş sana 60 yılların futbolundan kurtulmak için para ödemedi mi?<br />
Ya da 60 yılların futbolunu yenmek için para vermedi mi?<br />
Neden gol yiyorsun ve neden yeniliyorsun?<br />
İşte işin can alıcı noktası burası…</p>
<p>Eğer yenilginin anatomisini çıkartıp öz eleştiri yapacak cesaretin varsa eyvallah…<br />
Hani 4-3-3 bize uygun değil dersin…<br />
Hani özgürlük ve disiplin Türkiye futboluna uygun değil dersin, anlarımda…<br />
Kendi çıkmazlarını Konya’ya, Trabzon’a, Manisa’ya bahane etmen hiç hoş olmadı.<br />
Bu kadar para harcamanın gerekçesini şu Beşiktaş camiaya’ sına açıklarsan şampiyonluktan daha iyi hizmet edeceğini belirtmek isterim.<br />
Her gelen zaten kendi fantezilerini uygulamaya çalıştı, bir de sen aynı saplantıya girme, zaten bunlara yeterince doyduk.</p>
<p>İki sezondur doğru dürüst lig maçı oynamayan Q7’’yi niye sezon başında ki gazoz-kapak maçlarında oynattın da şimdi adamcağızın vücudu toparlanmıyor?..<br />
Hala, niye 3. bölgede hücum yapan takımının defansını oturtamadın?..<br />
Bu rotasyon nasıl bir şey ki takımın temel iskeleti belli olamadı?</p>
<p>İşte Real Madrid…<br />
Seninle aynı zamanda takımı alan Mourinho, niye takımın iskeletini bozmadan her maça aynı 11 ile başlıyor?..<br />
Sen niye hala ilk 11 belirleyemedin?..<br />
Ki…</p>
<p>Onun çoğu oyuncusu Dünya Kupasındayken, sen takımın tamamıyla çalışmalara başlamıştın.<br />
Mourinho ilk haftalar 8 kişi ile antrenmanları yapmak zorunda kalmıştı.<br />
Buna rağmen,<br />
Real Madrid, hem ligde, hem de Şampiyonlar Liginde şampiyonluğa oynamaya devam etmektedir.<br />
Sen ise havlu atmak ile atmamak arasında yazı-tura durumundasın.<br />
Nostalji çok güzel bir şey…</p>
<p>Yeter ki kıymetini bilip ders çıkarma becerisini göstermesini becer.<br />
Geçmişi, kendini kurtarmak için karartmak, duygusal zafiyetten başka bir şey ifade etmez.<br />
Gene de…<br />
Nedense geçmişi anarken insanın yüzünde tatlı bir tebessüm olur!..</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/bernd-schuster-261110.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Ayrı Dünyaların İnsanları mıyız Mahmut Bey ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/milli-futbol-ayri-dunyalarin-insani-mahmut-ozgener-4.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/milli-futbol-ayri-dunyalarin-insani-mahmut-ozgener-4.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Nov 2010 20:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuşamayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Biz Ayrı Dünyaların İnsanlarıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Buruk]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Buruk]]></category>
		<category><![CDATA[Sportif Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[TFF]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4498</guid>
		<description><![CDATA[Mahmut Özgener, Guus Hiddink, Bülent Yüksel, Okan Buruk, Hakan Buruk, Lütfi Arıboğan ve Milli Takım ile Biz Ayrı Dünyaların İnsanı mıyız acaba ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/mahmut-ozgener-milli-futbolumuz-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4513" title="mahmut-ozgener-milli-futbolumuz-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/mahmut-ozgener-milli-futbolumuz-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>Son günlerde spor dünyamız, milli takım, menajer skandalları, TFF  gibi konularla birlikte milli futbolumuzun üzerine yoğunlaşmış vaziyette. </strong></p>
<p>Tartışmalar uzun süredir sürüp gidiyor. <br />
Başarılı radyocu, gazeteci NTV Spor Radyonun Yayın Yönetmeni Bülent Yüksel bu konulara Sportif Görüş isimli programında oldukça genişce yer veriyor.</p>
<p>Sevgili Yüksel&#8217;in eline sağlık iyi de yapıyor.</p>
<p>Tabii sadece onun ve Doğuş kurumundaki kişilerin çabaları yeterli olurmu bilmem&#8230;<br />
Sevgili Bülent Yüksel&#8217;in programa konuk olduğum sürede anlatabiliyormuyum onuda pek bilmem&#8230;<br />
Ama işin esası bu Federasyon ve Federasyona başkanında&#8230;</p>
<p>Hiddink&#8217;in milli takımda ki değişimi, çalışma prensipleri, Oğuz Çetin&#8217;in seçtiği futbolcular vs vs aslında hepsi faso fiso&#8230;.<br />
İşin aslı şu andaki yetkililere Milli Futbolumuzu yönetmek 3-5 beden büyük geliyor&#8230;</p>
<p>Guss Hiddink bizim ülkemizdeki çoğu teknik adamdan daha tecrübeli&#8230;<br />
Ancak bir çok teknik adamdan da daha az çalışkan veya üretken&#8230;</p>
<p>Slovenya&#8217;ya karşı yenilip 2010 Dünya Kupası için Güney Afrika&#8217;ya gidememek gibi Rus Milli takımına beklenmedik  sürpriz yaşatan bazı sıkınıtlar, özelikler ve Rusya&#8217;da yaşadığı benzeri problemler &#8230;.</p>
<p>Herşeye rağmen bunlarda başka bir şey&#8230;</p>
<p>Şayet Hiddink&#8217;i yönetebilecek veya doğru yönlendirebilecek kadar futbol mutfağımızı biliyorsanız;<br />
Ya da şu veya bu şekilde bu konuda  donanımınız varsa yanlış teknik direktör seçimi yaptığınız işi buradan da pek ala kıvırabilirsiniz.</p>
<p>Ama adeta atamayla adeta fırsat sonucu göreve gelen ne 1.Başkan Mahmut Özgener&#8217;in;<br />
Ne de basketbol eğilimli ve zeminli 2. Başkan Lütfi Arıboğan&#8217;ın bu durumu yönetebilecek  derecede konuya hakim olmadığı da aşikar . . .</p>
<p><strong>Yoksa Guus Hiddink aslında teferuat, <strong>esas mesele budur&#8230;</strong></strong></p>
<p>Bahsi olan Mahmut Özgener bey ve Lütfi Arıboğan bey çok değerli ve çok iyi insanlar olabilir..<br />
Yahut başka alanlarda çok başarılı yöneticilerde  olabilirler&#8230;</p>
<p>Özellikle Mahmut Özgener bey bildiğimiz kadarıyla Tütün İhracatçıları Derneği Başkanlığı&#8217;na bir dönem daha seçilmiş&#8230;<br />
Mahmut Bey bu alanda çok şeylere de hakim olabilir&#8230;<br />
Doğrudur&#8230;</p>
<p>Ancak insanların konuya hakim olamayacakları yerlerde kendisine ve ortamın içinde bulunanlara bir çok sıkıntılarda yaşatabileceği aşikardır.</p>
<p>Özellikle yılda 1 Milyar Euro gibi hacimli futbol dünyamızda bu durum daha da dikkat ve hakimiyet ister!</p>
<p>Hadi bunuda bir kenara bırakalım, oraları düzenleyebilecek kadar veya daha fazla idari becerilerinizin olduğunu da varsayalım.</p>
<p>Peki, Futbolumuzun Organizasyon şemasını nasıl kuracaksınız? Oluşan bu büyük sıkıntılarla ve kasola nasıl mücadele edeceksiniz ?</p>
<p>Problemlerden ötürü oluşan huzursuzluklara nasıl cevap vereceksiniz?<br />
Tabii ki vermeniz oldukça zor olacak&#8230;..</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>Telegol Programında Başkanı olduğunuz kurumun Kocaelispor ve alacaklı 3.kişilere ait ücretlerin Kocaelispor&#8217;un hesapları yerine<strong> yasa dışı başka hesaba ödeme yapıldığı</strong> iddialarına karşı cevap veremediğiniz gibi&#8230; </p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>EURO 2008′de Futbolistan’ın ortaya çıkarttığı Radyospor mikrofonlarına kadar büyüyen ve TFF görevlilerince soruşturma açıldığı söylenen ancak soruşturma sonucu hala açıklanmayan<strong> karaborsa bilet skandalıyla</strong> ilgili hala cevap veremediğiniz gibi ;</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>Yine Futbolistan.net sitesinde Okan Buruk&#8217;un Milli Takım idari Menajerliğine getirlmesinin ardından,<strong>Hakan BURUK kimdir</strong>? Sorusuna hala cevap veremediğiniz gibi!</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>Açık<strong> şeffaf ve vergiye tabi olması</strong> gereken Guus Hiddink &#8216;in <strong>sözleşmesine gizli</strong> diyerek önemli bir kurumun başkanı olarak açıklayama yapamadığınız gibi&#8230;</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>Futbolcu Menajerlik skandallarının oluşmasının <strong>nedenlerine</strong> cevap veremeyeceğiniz gibi&#8230;</p>
<p>Bunlara cevap verebilmek için ne yazık ki konunun tamamına hakim olmanız gerekir..</p>
<p><strong>Şayet konunun tamamına hakim olsaydınız..</strong></p>
<p>Sözleşmesi devam etmekte olan bir teknik adamın;<br />
Beni başka takımlarda istiyor demesinden ardından o teknik adamın ücretini yükseltecek yeni sözleşme yapıp kısa bir süre sonra bu yüksek sözleşmeli teknik adamın görevine son verdiğiniz gibi bir uygulamanın ne kadar tezat içereceğini önceden düşünemediğiniz gibi&#8230;.</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>Çok gezen ve hedefleri olmayan bir teknik adama değil;<br />
Çok çalışan ve hedefleri olan bir teknik adama ihtiyacımız olduğunu hissedemediğiniz gibi&#8230;</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>Yeni gelen ve çok gezen bir teknik adamın yanına yardımcı olarak, eski teknik adamın yardımcısının bırakılmasındaki kararın Türk Milli takımını Euro 2012&#8242;den edebileceği risk oran yüksekliğini önceden düşenemediğiniz gibi&#8230;</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>U 17 maçına gitmedi diye işine son verdiğiniz bir kurumun başkanı olarak aynı teknik adamın tüm genç takımların başına getirdiğiniz zamanki kurumsal çelişkiyi düşünemediğiniz gibi..</p>
<p><strong>Aynı;<br />
</strong>Ersun Yanal&#8217;a kısa bir zaman önce yardımcı antrenörlük görevi verdiğiniz Okan Buruk&#8217;un Milli takım idari işlerinden sorumlu başarılı bir iş adamı olan eski Bursaspor başkanı Levent Kızıl&#8217;ın yerine göreve getirilmesinde olduğu tezat teşkilinde olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Peki Sayın Özgener ve yanındaki çalışma arkadaşları;<br />
Bu kararlardan hangisi doğruydu veya hangisi, hangi organizasyon planı içindeydi?<br />
Diyerek ikna edici bir açıklama yapabilirlermi acaba&#8230;</p>
<p>Bir başka deyişle;<br />
Okan Buruk&#8217;un anrenörlük mesleğini yapabileceğini mi?<br />
Yoksa yapamayacağını mı düşünerek mi bu uygulamaya gittiklerine dair bir açıklama yapabilirler mi acaba&#8230;</p>
<p>Yoksa biz&#8230;<br />
Ayrı Dünyaların İnsanları mıyız ACABA ?<br />
Ne dersiniz Sayın Mahmut Bey ?</p>
<p>Biraz Eski ve bir başka cevap alınamayan notlardan;<br />
<a title="Mahmut Özgener" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-bey-ve-ekibine-10-soru.htm" target="_self">TFF Başkanı Mahmut Özgener ve ekibinin henüz cevaplandırmadığı 10 adet soru !</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/milli-futbol-ayri-dunyalarin-insani-mahmut-ozgener-4.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Porto ve TFU&#8217;ların Transfer Politikaları</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/porto-transfer-politikasi.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/porto-transfer-politikasi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Nov 2010 13:56:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[futbol geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu Transferi]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Melikşah Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Portekiz Porto]]></category>
		<category><![CDATA[Porto]]></category>
		<category><![CDATA[Porto transfer]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbol Uleması]]></category>
		<category><![CDATA[TFU]]></category>
		<category><![CDATA[Transfer Politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Transferler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4446</guid>
		<description><![CDATA[Porto ve TFU'ların ( Türk Futbol Uleması) Transfer Politikaları Takımınızın futbol geleceği için Portekiz'den bir takımın örnek alırmısınız dense]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/porto-jose-maurinho-2004-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4450" title="porto-jose-maurinho-2004-ht2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/porto-jose-maurinho-2004-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/turkiye-futbol-federasyonu.jpg"></a></p>
<p><span style="color: #000080;">Haliç Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Anrenörlük Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi Sevgili Melikşah Sezgin bir yazısını bizimle paylaşmak istemiş çok da iyi etmiş.<br />
Bir tarafta transfer şampiyonu olanlarla, diğer taraftan Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olanların hikayesine dikkati çeken Umarım bu değerli kardeşimizin tespitinden  birileri ( yazan çizenler dahil) feyz alır&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000080;">HT </span></p>
<h1>Porto ve TFU&#8217;ların Transfer Politikaları</h1>
<p>Herhangi bir TFU&#8217;ya (Türk Futbol Uleması) &#8220;Takımınızın futbol geleceği için Portekiz&#8217;den bir takımın sistemini örnek alır mısınız?&#8221; diye sorulsa;<br />
&#8220;Portekiz mi? O da kimmiş&#8221; gibi hemen alaycı cevaplar verir&#8230;</p>
<p>Sonuçta biz Türküz bizden iyi sistem bilen yok&#8230;<br />
Yiyosa aksini iddia edin bakalım orada sizi parçalamıyor mu(!)<br />
Neyse konumuza gelelim,<br />
TFU&#8217;ların en iyi becerdikleri iş sistem oluşturup uygulamaktan çok, transfer politikalarını en ince ayrıntılarına kadar araştırıp o muhteşem zenginlikteki kulüp bütçesini çar-çur etmemektir(!)</p>
<p>Pek tabiki sezonbaşında yapılan doğru ya da yanlış transferler hakkında herkes yazılar yazar, istatistikler tutar,<br />
grafikler oluşturur, çiçek falları bakar ve netice itibari ile bi ton eleştirisel düşünceler ortaya çıkar&#8230;</p>
<p>Ben kendime göre daha farklı bir karşılaştırma yapacağım hatta, büyük kulüp başkanımızın dediği gibi<br />
&#8220;Herkes bizim transferlerimize sallıyor&#8221; cümlesini tasdikleyeceğim&#8230;</p>
<p>Yapılan Transferlere değil de TFU&#8217;ların oluşturduğu o muhteşem politikaya sallayacağım biraz ordan biraz burdan&#8230;<br />
Portekiz&#8217;de Porto diye bir kulüp var futbolla az çok ilgilenen herkesin genelde bildiği bir kulüp&#8230;</p>
<p>Bu esrarengiz kulüp öyle birşey yapıyor ki, TFU&#8217;lar anlayamıyor&#8230;<br />
Yaptığı şey; altyapıdan futbolcu yetiştirmek ve iyi analiz yapıp ucuza futbolcu alıp piyasaya sürmek&#8230;</p>
<p>Bakın ne kadar basit bu cümleyi anlamak&#8230;<br />
Fakat bizim TFU&#8217;lar bir türlü bunu çözemediler&#8230;</p>
<p>Örnek vermek gerekirse son 5 yılda ülkemizde 310 milyon 791 bin Euro transferlerde harcandı&#8230;<br />
Porto kulübü ise son 15 yıllık süreçte alıp yetiştirip sattığı futbolcularından 280 milyon Eurodan fazla kazandı&#8230;</p>
<p>Ve bu sezon başı Porto&#8217;nun kadrosuna kattığı isimlerin maaliyeti sadece 22 milyon Euro&#8230;<br />
Zamanla bu sene kadrosuna kattığı futbolcuların maaliyetinin üstüne ne kadar kar koyup<br />
piyasaya sunacakları ise şimdiden merak konusu&#8230;<br />
Fazla kalabalık cümleye gerek var mı bilmiyorum&#8230;</p>
<p>Hesap ortada görünen köy kılavuz istemez gibi bir atasözü geldi aklıma&#8230;<br />
Artık altyapıya mı önem vermeye başlarlar yoksa transfer politikalarına mı yeniden göz atarlar bilinmez&#8230;<br />
Ben pek gelişme ummuyorum hatta uzak durmak istiyorum sonuçta adı üstünde,</p>
<p>TFU&#8230;<br />
Türk Futbol Uleması&#8230;<br />
Onlardan daha bilgilisi yok&#8230;<br />
Ü(T)FÜRÜKÇÜ bunlar adamı çarparlar dikkat(!)</p>
<p><strong>Melikşah Sezgin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/porto-transfer-politikasi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bursaspor, Manchester, Fenerbahçe ve Gerçekle Yüzleşmek . . .</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/bursaspor-fenerbahce-machester-turk-futbolu-yuzlesmesi.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/bursaspor-fenerbahce-machester-turk-futbolu-yuzlesmesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Nov 2010 16:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Alp Can]]></category>
		<category><![CDATA[Birgün]]></category>
		<category><![CDATA[Birgün Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor Manchester Maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor Türk Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor-Manchester United]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe Düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe Manchester maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4326</guid>
		<description><![CDATA[Fenerbahçe Manchester maçından sonra Fenerbahçe Düşmanlığı yapan bir yazı yazmışım.Radyospor'da programları takip etmiş Fenerbahçe düşmanı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #003366;"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/bursaspor-manchester-yuzlesme-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4358" title="bursaspor-manchester-yuzlesme-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/bursaspor-manchester-yuzlesme-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a><br />
Değerli dostum Müslüm Gülhan Hoca çok güzel ve  yerinde tespit yapmış&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Müslüm Hocanın bu yazısını okurken, bir başka değerli dostum, şimdi hayatta olmayan  sevgili Alp Can&#8217;ın  israrları sonrası yazdığım bir yazıya karşı gelen tepki ve serzenişleri bana ilettiği gün aklıma geldi.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Neymiş <a title="Sir Alex Ferguson" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/sir-alex-ferguson-1567463.htm" target="_blank">Fenerbahçe Düşmanlığı yapan bir yazı yazmışım.</a></span></p>
<p><span style="color: #003366;">Adı önemli değil bu serzenişi yapan kişilerden birsi BirGün gazetesini iyi takip eden değerli bir dostmuş&#8230;<br />
Bana da mail attı&#8230;<br />
Mailleştik&#8230;.<br />
Sonrasında ben yazmaya devam ettim&#8230;<br />
Oda sanırım benim Fenerbahçe düşmanı olup olmadığımı takip etti&#8230;.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Yıllar sonra ( 2008) beyefendiyle tanıştım gerçektende Radyospor&#8217;da yaptığımız programları takip etmiş ve Fenerbahçe düşmanı olmadığım kanatide oluşmuş <img src='http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> &#8230;</span><span style="color: #003366;"><br />
Önceki gün Müslüm Hocanın yazdığı yazıyı kendisine tekrar esprili bir şekilde gönderdim&#8230; <br />
Neticede yıllar önce belki ifade eksikliğim olmuştur diyerek&#8230;.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Radyospor yayın yönetmeni Sevgili Barış Ertül ve beni ağırladı&#8230;<br />
Konuştuk sohbet ettik espri yaptık gayet iyi de anlaştık&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #003366;">HT</span></p>
<p>İşte Müslüm Hocanın yazısı;</p>
<p><strong>BURSA’NIN AVRUPA İLE YÜZLEŞMESİ…</strong></p>
<p>Bursaspor Manchester Unıted maçına Türkiye şampiyonu olarak çıktı.<br />
Kendi sahası ve seyircisi önünde çıktı.<br />
Tam kadro olarak çıktı.<br />
Rakip takım ise 2. kadrosu ile çıktı.</p>
<p>Tıpkı 8 Aralık 2004 tarihinde Fenerbahçe’nin karşısına çıktıkları gibi…<br />
2. kadroları ile çıktılar.<br />
Ama o maçı Fenerbahçe 3-0 kazanmıştı…<br />
M.Unıted ise…<br />
Wes Brown’u, Gerad Piqeu’ü, John o Shea’yı, Spector’u, Ronaldo’yu, Djemba-Djemba’yı, Fletcher’ı, kazandı.<br />
Hep isteğim o tarihten 3-5 sene sonra bu iki takımın tekrar karşılaşması idi.<br />
Ama olamadı…</p>
<p>10 Nisan 2007&#8242;de o takım Roma’yı 7-1 yenerek ne olacağını veya olduğunu göstermişti.<br />
Fenerbahçe o tarihte Unıted’ın 2. takımını yenebilecek güçteydi.<br />
Şimdi ise şampiyon Bursa’nın buna bile takati yok.</p>
<p>Unıted’ın 2. takımı bizim Süper Ligimizin üstünde olduğuna dair bir gerçek ortaya çıkmıştır.<br />
2004&#8242;ten 2010 geçen zaman bizim gerçeklerimizin yalan olduğundan başka bir şey olamayışıdır.</p>
<p>Tek gerçek Manchester Unıted’ın doğrularının hala geçerliliğidir.<br />
Ferguson boşuna “SIR” unvanını almamıştır…<br />
Ligimizin kalitesi Unıted’ın 2. takımının altındadır.<br />
Bu gerçeği kabul etmek; haddimizi bilmek ile eş anlamlıdır.</p>
<p>İşte o zaman belki ne olmadığımızın farkına varırız<br />
Çünkü bizde “Futbol Sadece Futbol Değil”.</p>
<p>Futbolun dış etkileri bu kadar içeriyi etkilerse; kendimize yalancı şampiyonlar<br />
ve imparatorlar yaratmaya devam ederiz.</p>
<p>2. Sınıf lig…<br />
2. Sınıf futbol…<br />
2. Sınıf Avrupalı…<br />
2. Sınıf medya…<br />
2. Sınıf yorumlar…<br />
1. Sınıf yalanlar…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
<p><a title="Alex Ferguson" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/sir-alex-ferguson-1567463.htm" target="_self">Not; 9 Aralık 2004 tarihindeki Teşekkürle Sir Alex Ferguson başlıklı yazı !</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/bursaspor-fenerbahce-machester-turk-futbolu-yuzlesmesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaray Tugay Kerimoğlu’nu kazandı mı, kaybetti mi?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-tugay-kerimoglu-alt-yapi-4303.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-tugay-kerimoglu-alt-yapi-4303.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Oct 2010 21:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Alt Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Tugay]]></category>
		<category><![CDATA[Kerimoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[NationalTurk]]></category>
		<category><![CDATA[Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Terim]]></category>
		<category><![CDATA[Tugay]]></category>
		<category><![CDATA[Tugay Kerimoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4303</guid>
		<description><![CDATA[Tugay Kerimoğlu Fatih Terim ve Adnan Polat ile beraber imza törenine katılmıştı simdi Galatasaray Tugay Kerimoğlu’nu kazandı mı, kaybetti mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/tugay_kerimoglu-hT24.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4316" title="tugay_kerimoglu-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/tugay_kerimoglu-hT24.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>Bir derbi nelere kadirmiş!..<br />
“Galatasaray fark yiyecek” derken, galibiyeti kaçırması” inanılır gibi değil” gibi geldi herkese.</strong></p>
<p>Tabi kehanetin kimde olduğuna dair bahisler söz konusu iken en çok nasibi Tugay almaya aday gibi gözüktü.<br />
Hiçbir teknik adamlık deneyimi olmayan Tugay’ın böyle nasiplenmesi onun yeteneklerinden mi? Yoksa ligin kalitesizliğinden mi? O da ayrı tartışılacak bir konu ya… Neyse onu başka bir zaman dilimine bırakalım.</p>
<p>4 Mart 2010 tarihinden itibaren Galatasaray ile anlaşan Tugay Kerimoğlu imza töreninde Fatih Terim ve Adnan Polat ile beraber imza törenine katılmıştı.</p>
<p>İki futbol adamı da Tugay&#8217;ın uzun yıllar altyapıda çalışarak kaliteli futbolcuları yetiştireceğini beyan etmişlerdi.<br />
Kendisi gibi, Arda Turan gibi futbolcu beklentileri camiayı heyecanlandırmıştı.</p>
<p>Ama…<br />
Gel gör ki kazın ayağı öyle değil.<br />
“Galatasaray yönetimi, Rijkaard`dan sonra takımın başına sizi düşünüyor, Adnan Polat, `Galatasaray`da Barcelona modeli var` dedi.</p>
<p>Birkaç yıl sonra A takımın antrenörlüğü için ne düşünüyorsun?” sorusu üzerine de Tugay Kerimoğlu, “Ben şu an altyapılardan sorumluyum. Benim şu an öyle bir hedefim yok.Tabii ki antrenörlük tecrübesini elde etmek isterim. Blackburn Rovers`ta da çalışmalarım vardı. Şu anda hocanın arkasından gelip insanları ezmek değil, A takıma ne kadar faydalı olurum, ne kadar oyuncu verebilirim, en büyük hedefim bu” diye konuştu.</p>
<p>…Ki kazın ayağı öyle değilmiş.<br />
Altyapının suçu ne?..<br />
Yani “Galatasaray’ın altyapı ile ilgili hiç mi bir beklentisi yok?..”<br />
Demek geliyor insanın içinden…</p>
<p>Bir maç…<br />
Bir derbi…<br />
Bir geçiş dönemi…<br />
Sonu belli olmayan bir dönem…</p>
<p>Altyapıdan daha mı önemli?..<br />
Gırtlağına kadar borca batmış bir kulübün, çıkış noktası olması gereken altyapısını bu kadar dışlaması sadece günü kurtarmaktan başka bir şey olmadığının gerçeğinden başka bir şey değildir.</p>
<p>Belki de Tugay’ın alt yapının başına geçmesinin doğruluğunu veya yanlışlığının tartışmamız gerekirken A-Takıma çıkmasının hatasını tartışıyor olmamız bile çelişkiler ile dolu…</p>
<p>Aslında bu sürecin başlangıcı sayın Aziz Yıldırım’ın “Türkiye’de sporcu yetiştirecek eğitimci yok” demesini onaylayan bir durum olmakla beraber bu sorunun eğitimci eksikliğinden değil, yönetici bakış açısı ile ilgili bir sorun olduğunun teyidinden başka bir şey değildir.</p>
<p>Galatasaray belki bir derbiyi kazasız belasız atlattı ama geleceği ile ilgili bir çok endişeyi de beraberinde getirdi.<br />
Bence tüm Galatasaraylıların düşünmesi gereken konu budur.</p>
<p>…Yoksa derbiden alınan bir puanın sevincinin Tugay’a atıf edilmesi değildir.</p>
<p>Konfiçyüs,“Hedefin bir yıl ise pirinç ek, on yıl ise ağaç dik, yüz yıl ise insan yetiştir” der.</p>
<p>1905 kuruluş, 2010 yaşam sürüyor…<br />
105 yıl ve ortadaki insana dair sorunlar…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-tugay-kerimoglu-alt-yapi-4303.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İspanya Futbolu Bize XXL</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-ispanya-futbolu-148636.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-ispanya-futbolu-148636.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Oct 2010 11:40:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Alman Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Futbolu Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol futbol sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol futbol yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya futbol federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyol hocalar]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=4261</guid>
		<description><![CDATA[Hem Galatasaray’ın, hem de Beşiktaş’ın getirdiği iki farklı yabancı ve İspanyol olmayan hocanın ortak yönü İspanya futbolu ve sistemi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/muslum-gulhan-ispanya-futbolu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4262" title="İspanya Futbolu Bize XXL" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/muslum-gulhan-ispanya-futbolu.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>Hem Galatasaray’ın, hem de Beşiktaş’ın getirdiği iki farklı yabancı ve<br />
İspanyol olmayan hocanın ortak yönü; İspanyol futbol sistemini iyi bilmeleri ve her iki Türk takımına da bu sistemi uygulamaya çalışmalarıdır.</strong></p>
<p>Gerçi Hollanda Futbolu ve yapısının İspanyol yapısı ile ortak yönlerinin fazla olması Rijkaard ve Galatasaray için avantaj görünse de, sistemin Sosyolojik yapısı ve oyuncu kalitesi maalesef sıkıntıları da beraberinde getirmiştir.</p>
<p>Bunun yanında ki en önemli sıkıntı: Rijkaard’ın Galatasaray’ı Barcelona gibi “kurumsal” kimliğini tamamlamış takım olarak algılama ile işe başlamasıydı.</p>
<p>Belki çok sonra fark etmiştir; Türkiye’de takımların tüm yapısal unsurları saha kenarında ki hoca kadardır. Zaten sırf bu yüzden işe başlayan tüm hocalar işe 1-0 mağlup başlamaktadırlar.<br />
Ayrılırken de hükmen mağlup olurlar.<br />
Hele-hele bize uygun olmayan futbol kurgusu ile cebelleşmek ise tam bir sıkıntı…</p>
<p>İşte İspanyol futbol yapısı…<br />
İşte bizim futbolcu yapımız…<br />
Arada ki fark en az Kopenhag kriterleri kadardır.<br />
İspanyol oyun kurgusu rakip saha da oynama, çok pas yapma, derinlemesine oynama,<br />
hareketli oyun, boş oyunla iradeyi hakim kılan “özgürlük” üzerine kurulmuştur.<br />
Ama en önemli özelliği ise;</p>
<p>Rakip sahada ki hücum organizasyonunun aynı zamanda savunma prensiplerini de içermesidir.<br />
Yani…</p>
<p>İki prensipin iç içe geçmesini sağlayan üstün disiplin yapısına sahip olmasıdır.<br />
İşte bizim için işin can alıcı nokta burasıdır.<br />
Rakip sahada kurulmuş hücum prensiplerini içeren ”özgür” oyunun “disiplin” sorunudur.</p>
<p>Eğer bu özgürlük içinde ki disiplin sağlanamazsa,<br />
savunma diye kurgu oluşamaz ve mağlubiyetler kaçınılmaz olur.<br />
Hücum kurgusu içinde özgürlükle savunma disiplini…<br />
Bizde oluşamayan veya sıkıntılı olan iki olgu…<br />
O yüzden bize İspanyol futbolu XXL dır.</p>
<p>Bize yakın olan L veya M nedir diye düşünürseniz?..<br />
Alman ve İtalyan oyun kurgusunun tamamı sahanın her yerinde total disiplin içermesi, bize bu her iki oyun kurgularını da daha yakın kılmaktadır.<br />
Sistemler aynı zamanda toplumların yaşam gerçeklerinin aynasıdır.</p>
<p>Alt yapısı oluşturulmamış bir takım uygulamalarda ki fiyaskolar bizlerin gelecek ile ilgili her hangi bakış açısına sahip olmamıza en büyük engeldir.</p>
<p>O yüzden “özgürlük” kişiselleştirilmiş ve “disiplin” biat ettirilmiştir.<br />
Ne zaman özgürlükle disiplinin kolektif şuur kültürünün olmazsa olmazı olduğunu anlarsak;<br />
İşte o zaman bir şeylerin farkına varmaya başlarız.<br />
Sanırım; haddimizi bilmekle başlayacak her şey.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-ispanya-futbolu-148636.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahmut Bey ve ekibine 10 soru !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-bey-ve-ekibine-10-soru.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-bey-ve-ekibine-10-soru.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2010 17:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşamayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[2004 FIFA kriteleri]]></category>
		<category><![CDATA[barış ertül]]></category>
		<category><![CDATA[Erman Toroğlu Hürriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Erman Toroğlu karaborsa]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu Menajerliği]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu Temsilciliği sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolistan.net]]></category>
		<category><![CDATA[Guss Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Guss Hiddink Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Guss Hiddink Almanya maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[hiddink kaç para alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfü Arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener TFF]]></category>
		<category><![CDATA[Marco Aurelio]]></category>
		<category><![CDATA[Menajerlik Skandalı]]></category>
		<category><![CDATA[radyospor]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya Futbol Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TFF menajerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Okul mezunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3987</guid>
		<description><![CDATA[Eski Ege TÜTÜN İhracatçıları Başkanı Mahmut Özgener ve kendisine TFF Başkanlığı önerildiğinde sanırım Cumhurbaşkanı'ndan yüksek bir aylık alan Lütfü Arıboğan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/mahmut-ozgener-diyarbakir.jpg"><img class="size-full wp-image-4000 alignnone" title="mahmut-ozgener-diyarbakir" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/mahmut-ozgener-diyarbakir.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>Geçtiğimiz günlerde Futbolistan.net isimli bir sitede ilginç bir haber gözüme çarptı.<br />
Türkiye Futbol Federasyonu Futbolcu Temsilciliği sınavı açmış.</strong></p>
<p>Hani bilmeyenler için hatırlatmak lazım herkesin bir avukat arkadaş bulup onun Futbolcudan vekalet almasıyla (hülle ile )yapabildiği henüz Türkiye&#8217;de meslek sayılmayan bir iş &#8220;Futbolcu Temsilciliği&#8221; ya da bir başka anlamda Futbolcu Menajerliği&#8230;</p>
<p>Yine hatırlatmakta fayda var bu işi yapanlardan bazıları bugün şike-bahis iddialarıyla hapisteler.</p>
<p>Haa bir de baktığınız zaman futbolcu ağabeyinin veya ailesinden bir başka ferdin de yapabildiğini futbolcu temsilciliği sınavında 112 kişiye yakın aday (!) sınava girmiş içlerinden sadece 4 kişi geçmiş.</p>
<p>İngilizce ve Türkçe olarak yapılan sınavda sorulan soru adedi 20 baraj 14&#8242;müş ! </p>
<p>Hindistan&#8217;dan transfer edilen futbolcu Japonya&#8217;da nasıl oynar ? <br />
Kore&#8217;den transfer edilen Uganda&#8217;da nasıl kontrat yapar?</p>
<p>Soru cevap ve geçer puan ilişkisine bakın&#8230;<br />
Henüz meslek olmayan neredeyse bakkal ve manav dükkanlarında yapılan &#8220;Futbolcu Menajerliği&#8221; için!</p>
<p>Sınava girerken adli kayıttan tutundan noterden taahütnamelere kadar bir sürü evrak 500 TL sınav parası vs vs.<br />
Üstelik yine TFF içinde arzu edenler 2 günlük bir kurs verilmiş&#8230;<br />
Onun içinde 500  TL alınmış&#8230;</p>
<p>Verilen kursda nafile adamlar sınavda yine kalmış&#8230;<br />
Üstelik kalanların içinde bir sürü Yüksek Okul mezunu, yabancı dili çok iyi bir sürü insan varmış.</p>
<p>Kurs için TFF&#8217;ye verdikleri paraları geri istemişler mi bilmem ama öbür 500 yanmış şimdi bir sonra sınava girecek kalan 100 kişi + yeni girecek olanlar yine 500 TL ödeyecek!</p>
<p>Amaç nedir bilmem ama bildiğim bir şey bu kadar FIFA&#8217;da sabıka dosyası bulunan ve herkesin yapabildiği sulanmış bir işi disiplin ve kayıt altına almak olmadığı aşikar&#8230;</p>
<p>Şayet öyle olsa 2004 FIFA kritelerini, 2010&#8242;a kadar uygulayamayan TFF 20 / 14 barajını , 20/10 gibi biraz aşağı çeker ve vereceği zorunlu seminerlerle kayıt altına aldığı Futbolcu Menajerlerini FIFA &#8216;daki sabıka dosyalarını azaltır, yabancı pazarlarda rekabet edebilmesi için eğitir.</p>
<p>Şimdi bunları duyunca aklıma ilk gelen atamayla görev alan eski Ege TÜTÜN İhracatçıları Başkanı Mahmut Özgener ve kendisine TFF Başkanlığı önerildiğinde sanırım Cumhurbaşkanı&#8217;ndan yüksek bir aylık alan ve ben vekil olayım Başkanlık istemiyorum diyen eski Basketbolcu Lütfü Arıboğan  acaba bu 20 sorudan kaçını bilecek oldu!</p>
<p>Şimdi ben 20 / 14 &#8216;den vaz geçtim.<br />
Yüzde 50 zorluk derecesiyle spor kamuoyunda en çok merak edilen 10 soruyu Mahmut Özgener ve ekibine soralım, bakalım bilecekler mi ?</p>
<p><strong>SORU 1</strong>- Sabri&#8217;yi sol bek, Hamit&#8217;i sol açık oynatan ve  biri kendi takımına yedek olmak üzere ( bazen 3. kaleci) 4 kaleci çağıran ama Standart Liege&#8217;in başarılı kalecisi Sinan Bolat ve Dünya Şampiyonu ülkenin ligi İspanya&#8217;da lider durumda bulunan takımın en formda oyuncusu Mehmet Topal&#8217;ı unutan ve Almanya&#8217;nın deplasman oynadık dediği maçta milli takımın görüntüsünü 20 yıl öncelerine götüren&#8230; Yıllık maliyeti 8 Milyon Euro olan ve maç başına yaklaşık 800 bin-1.2 Milyon Euro alan Guus Hiddink&#8217;in bu maç başı maliyetini TFF&#8221;ye geri ödemesi gerekir mi gerekmez mi?</p>
<p><strong>SORU 2</strong>-  Hayatında bir tek 28 mart 2007 yılında Norveç’e karşı cezamızdan ötürü yine Almanya&#8217;da oynadığımız bir maçta sol bek oynatılan ve maçın hemen başında 2-0 geriye düştükten sonra sağ tarafa alınarak ikinci yarıda başka gol yemekten kurtulduğumuz bu dönemde o dönemin Milli Takım Teknik Direktör yardımcısıyla Futbol Federasyonu 2. başkanlarının şimdiki görevde olanlarla bir isim benzerliği var mı? <br />
Bir isim benzerliği varsa isimlerini sırasıyla yazarmısınız ?</p>
<p><strong>SORU 3</strong>-17 Şubat 2010 tarihinde anlaştığınızı açıkladığınız Guus Hiddink&#8217;in 18 Kasım 2009 günü başında olduğu Rusya&#8217;nun Moribor’da oynanan Dünya Kupası Play-Off maçlarında 2 Milyon nüfusa sahip Slovenya karşısında 1-0 mağlup olarak Güney Afrika’ya gitme şansını kaybettiğini biliyor muydunuz?</p>
<p><strong>SORU 4</strong>-Almanya -Türkiye maçının henüz 20.dakikasında sakatlanan Marco Aurelio&#8217;nun yerine önce Selçuk İnan hazırlandığını ancak son dakikada Tuncay&#8217;ın oyuna girmesiyle 2 forvetli oyuna dönüp aylardır hazırlanılan oyun sisteminde sizce neden değişiklik yapıldığını, şayet Marco sakatlanmasaydı saha içinde iki forvete dönülecekse bu oyuncun kim olduğunu cevaplandırırmısınız( Not; Oğuz Çetin&#8217;den kopya alınabilir ?)</p>
<p><strong>SORU 5</strong>- 8 yıllık bir sözleşmeyle Adidas&#8217;dan 100 Milyon Dolar sponsorluk anlaşması yapan ve kişi başı yıllık geliri GSMH göre 16.000 USD olan Rusya&#8217;nın Futbol Federasyonu acaba Hiddink&#8217;e Türk Milli Takımından aldığından çok mu ücret ödüyordu?<br />
Şayet daha az bir meblağ ödüyorsa aradaki fark ne kadardır?</p>
<p><strong>SORU 6</strong>- Bir önceki Milli Takım Teknik kadrosundan Fatih Terim, Müfit Erkasap ve Metin Tekin başarısız bulunarak görevlerine son verilirken Hiddink&#8217;in yardımcısı olarak terfi edilen Oğuz Çetin&#8217;in bu başarısızlık yaşanan dönemde başarıları var mıydı?<br />
Varsa bunlardan üçünü yazarmısınız?</p>
<p><strong>SORU 7</strong>- TFF Görevde olduğunuz 2004 yılından bu yana Futbol Federasyonu&#8217;na bağlı  milli takımlar bünyesi içinde adı şike-teşvik veya bahis-şikesine karışmış bir (veya birden fazla antrenör) varmıdır?<br />
Varsa isimlerini ve kaç yıldır görevde olduklarını söylermisiniz?</p>
<p><strong>SORU 8-</strong> Mahmut Bey&#8217;in bir TV kanalına bağlanarak Gazze için yüklü bir miktarda bağışta bulunduğunu söylediği doğru mudur?<br />
Doğruysa bu kanal hangi kanaldır ve kanunumuzda TFF&#8217;nin açıkça futbol faaliyetleri dışında bağış yapılamayacağı yazılı mıdır?<br />
Yazılıysa TFF aleyhine soruşturma başlatılmışmıdır?</p>
<p><strong>SORU 9-</strong> Mahmut Özgener ve yönetimindeki federasyonun Kocaelispor Kulübü&#8217;ne olan Süper Lig naklen yayın ücretlerini kulübe değil de Serhan Gürkan öncülüğünde adına açılan özel bir hesaba aktarılması iddiları doğru mu?<br />
Doğruysa Kocaelispor&#8217;dan alacaklıları mahkeme kararlarıyla kapıdayken paraların şahsi bir hesaba yatırılması kanuna uygun mu?</p>
<p><strong>SORU 10-</strong> Türkiye Futbol Federasyonu Genel merkezini İstanbul`a taşıyoruz diyerek Ankara&#8217;da çalışan Futbol Federasyonuna bağlı memurları, haksız yere işten çıkartmış mıdır?<br />
Şayet haksız yere çalışanlarını çıkarttıysa , bunun için 1 Milyon TL tazminat ödemeye mahkûm edilmiş midir?</p>
<p><strong>SORU 11- </strong>EURO 2008 Türkiye- Hırvatistan milli maçındaki karaborsa bilet skandalı ile  o haftaları takiben TFF Genel Sekreteri Metin Kazancıoğlu Lütfü Arıboğan bilgisiyle soruşturma açtırıldığını Sevgili ve Değerli dostum Radyospor yayın yönetmeni olan Barış Ertül’e ve bana Radyospor canlı yayınında söylemişti… Ama sonra ne oldu hiç bir haber alamadık….<br />
10 Ekim 2010 Pazar günü Erman Toroğlu&#8217;nun Hürriyet Gazetesinde bahsettiği karaborsa bilet ihbarıyla 2008&#8242;deki karaborsa bilet skandalının soruşturması aynı dosya ile beraber mi yürüyecek?<br />
( Sayın Mahmut Özgener ve ekibine önemli not son soru yeni gündeme geldiği için cevaplanmasa da kabul edilecektir.)</p>
<p>Eee böyle sorular olur mu?<br />
Bunlarda ne zor demeyin&#8230;<br />
Neticede Futbolu ve Federasyonu yönetiyorsunuz  . . .</p>
<p><strong>H.Tekinoktay</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/hiddink-tutun-sigara-sporcu-saglik-mahmut-ozgener.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4002" title="hiddink-tutun-sigara-sporcu-saglik-mahmut-ozgener" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/hiddink-tutun-sigara-sporcu-saglik-mahmut-ozgener.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-bey-ve-ekibine-10-soru.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lüksemburg ve Mesut Özil&#8217;i Yuhalamak !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mesut-ozil-yuhalamak.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mesut-ozil-yuhalamak.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 10:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazılardan]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Devrek Mustafa Özil]]></category>
		<category><![CDATA[mesut özil yuhalamak]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil ıslıklandı]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil babası]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil babası video]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil Devrek]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil Fatih Terim]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil nereli]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil video]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil Zonguldak]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Oezil]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Özil Zonguldak]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3902</guid>
		<description><![CDATA[Mesut Özil Devrek'in Hışıroğlu köyünden olan Mustafa Özil ve değerli annesinin işçi sıfatıyla Almanya'ya 70'li yıllarında göç ettiği bir ailenin 4 çocuğundan bir tanesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/mesut-ozil-yuhalamak.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3907" title="mesut-ozil-yuhalamak" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/mesut-ozil-yuhalamak.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Mesut Özil&#8217;i Yuhalamak !</h1>
<p>Dün akşam EURO 2012 Elemeleri&#8217;nde Almanya ile Türkiye arasında oynanan karşılaşmayı dehşet ile izledim.<br />
Dehşet ile diyorum çünkü sahadaki milli takım futbolda yıllık ticaret hacmini 600 milyon dolarların üzerine çıkaran bir ülkenin milli takımı hiç değildi.</p>
<p>Bu milli takım bırakın 77 Milyonluk Türkiye&#8217;yin, 77 binlik Lüksemburg şehrinin bile takımı olamazdı!</p>
<p>Bu milli takım sadece 90 dakika boyunca değil &#8220;O 90 &#8216;lardan&#8221; çok önceleri maçtan korkmaya başlamış, silik, ne yaptığını yalnız sahada değil tüm Berlin&#8217;de bilmeyen bir milli takımdı adeta.</p>
<p>Aslında yıllardır popüler olmak uğruna yapılanlar dün akşamla öncesi yine sergileniyordu.<br />
Ama tabii ki anlayana!</p>
<p>Kendi takımında oynamayanların, aylardır sakat olanların, hayatında hiç oynamadığı bölgelerde ve kullanmadığı ayaklarıyla oynamak zorunda kalanların, 2 günlük maça 4 kaleci çağıranların oluşturduğu, hak edenlerin ise çağrılmadığı bize pek yabancı olmayan bir milli takımdı&#8230;</p>
<p>Her ne hikmetse neredeyse kendi takımında iki aydır oynamayan, hayatında bir tek 28 mart 2007 yılında Norveç&#8217;e karşı sol bek oynatılan&#8230;<br />
O maçta da ilk yarı 2-0 mağlup duruma düştükten sonra sağ tarafa alınan Sabri Sarıoğlu&#8217;nun SOL BEK oynama yeteneğinin olduğunu Guss Hiddink&#8217;e kim söylemiş onu da çok merak ettim.</p>
<p>Bizim takımımızla, yönetenleriyle ilgili söylenecek çok şey var ama onu da içim daha fazla el vermiyor&#8230;</p>
<p>Gelelim Almanların ikinci golünü 79. Dakikada atan gurbetçi ailemizin genç çocuğu Mesut Özil&#8217;e&#8230;..</p>
<h2>Mesut Özil Kimdir önce ona bir değinmek lazım&#8230;</h2>
<p>Evet, Mesut Özil Kimdir ;  Mesut Özil Zonguldak iline bağlı günümüzde artık 800 kişinin yaşadığı (!) Devrek&#8217;in Hışıroğlu köyünden olan Mustafa Özil ve değerli annesinin işçi sıfatıyla Almanya&#8217;ya 70&#8242;li yıllarında göç ettiği ailenin 4 çocuğundan bir tanesi.</p>
<p>Mustafa Bey niye oralara göç etmiş&#8230;<br />
Vatanından gurbete gitmiş&#8230;.<br />
Çocuklarını orada nasıl büyütüp yetiştirmiş&#8230;.<br />
Oğullarına koyduğu Mutlu ve Mesut isimleriyle nasıl mutlu olmuş&#8230;.<br />
Onu sorgulamayanlar dün akşam Mesut  Özil&#8217;i ne yazık ki attığı golden <strong>sonra alkışlayacaklarına onu yuhalamayı</strong> tercih ettiler.</p>
<p>Tabi ki Mesut Özil &#8216;i yuhalayanlar stadyumdaki gurbetçiler ve Türkiye&#8217;den gidenler değillerdi.</p>
<h3>Mesut Özil olayı ve Mustafa Özil</h3>
<p>Onu yuhalayanlar sadece ve sadece Mesut&#8217;un ve Mesut&#8217;ların kıymetini bilmeyen bir takım medya içindeki yağcı basın mensubuyla birlikte milli takımdan sorumlu olan zatlardı!</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/mesut-ozil-hayati-alman-belgesi-ht2.jpg"><img class="size-full wp-image-3906 alignleft" title="mesut-ozil-hayati-alman-belgesi-ht2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/mesut-ozil-hayati-alman-belgesi-ht2.jpg" alt="" width="270" height="257" /></a>Zatlar şimdi de Mesut Özil &#8216;le babası Mustafa Özil&#8217;i karalamak için seferber olmuşlar!</p>
<p>Neymiş  alın  size;<br />
İşte Mesut&#8217;un yalanı,<br />
İşte Mesut&#8217;un Alman Milli takımını seçtiği tarih&#8230;</p>
<p>Mesut Özil meğerse bize henüz kararımı vermedim dediği zaman çoktan Almanlarla anlaşmış bile !&#8230;.</p>
<p>İşte medyaya servis edilen belge&#8230;<br />
Ama o belgenin bir çok gerçeği ortaya ve duyguları gün ışığına çıkartacağını gri hücreleriyle düşünemiyorlar ne yazık ki&#8230;</p>
<p>Ya da bu ülkede hepimizi balık hafızalı görüyorlar!</p>
<p>Peki 15 November 2006 tarihini gösteren belge neyin belgesi acaba onun hesabını yapıyor musunuz?</p>
<p>Yapamıyorsanız veya İngilizceniz yoksa biraz geriye dönelim.</p>
<h4>Mesut Özil ve Ayın 15 &#8217;i</h4>
<p>Dönemin TFF yönetimi Aziz Yıldırım&#8217;a bir yabancı kontenjanı daha açmak için <strong>Marco Aurelio&#8217;yu T.C. vatandaşı</strong> yapmayı öneriyor..<br />
Hemen sonrasında 30 yaşın üzerine gelmiş Marco Aurelio Fatih Terim tarafından  A Milli takıma alınıp 16 Ağustos 2006 tarihinde <strong>Lüksemburg&#8217;a</strong> karşı oynatılıyor&#8230;(<a title="Joachim Low Mesut Özil Marco Aurelio" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/joachim-low-fabian-ernst-mesut-ozil-aurelio-453918.htm" target="_blank">Not; iki ülke arasındaki vizyon farkı için tıklayınız</a>)</p>
<p><strong>15 November 2006 yani 15 Kasım Mesut Özil ve Ailesinin kararını vermesinden </strong><strong>tam üç ay önce&#8230;</strong></p>
<p>Hatta  İsviçre maçlarından sonra uzun bir ceza almış olan  Emre Belözoğlu&#8217;nun Milli Takımın Euro 2008&#8242;e hazırlanması için İtalya ile Bergamo&#8217;da yapılan özel maça Fatih Terim tarafından çağrılıp;<br />
Bir başka sol ayaklı futbolcu olan ve o dönemin Bundesliga&#8217;daki en genç ve en başarılı gurbetçisi Nuri Şahin&#8217;in yerine oynatılacağını bildirmesinden neredeyse 1-2 gün sonra&#8230;</p>
<p><strong>Hatta hatta hem de tam maçın olduğu tarih</strong> <strong>15 Kasım 2006 &#8230;</strong></p>
<p>Tarihler, aylar, günler, mevkiler, ayaklar, nüfüs cüzdanları nasıl denk gelmişse gelmiş!</p>
<p>O gün bazı olaylara kayıtsız kalanların bugün Mesut &#8216;un gol atacağını düşünmesi yeter mi yetmez mi bilmem&#8230;</p>
<p><strong>Ama Ben Mesut &#8216;un sporculuğuyla&#8230;<br />
M</strong><strong>ütevaziliğiyle..<br />
Dahası uzun yıllar sonra futbol seyretmekten büyük keyif almam sebebiyetiyle &#8230;</strong></p>
<p><strong>Önce ailesiyle&#8230;<br />
Sonra kendisiyle&#8230;</strong><br />
<strong><br />
Bizi ve çocuklarımızı&#8230;<br />
H</strong><strong>em Almanya&#8217;da;<br />
Hem de İspanya&#8217;da en iyi şekilde temsil ettiğini gördüğüm için Mesut Özil &#8216;le gurur duyuyorum.</strong></p>
<p>Ayrıca da bir dönem Fatih Terim&#8217;in basın yoluyla şikayet ettiği Mesut Özil &#8216;in babası Mustafa Özil &#8216;in  ( şimdiki TFF Başkanı dahil ) futbolumuzdan ve sporumuzdan sorumlu  olanlarla yakınlarının bu  konuşmaları dikkatle dinlemelerini temenni ediyorum!</p>
<p><strong>Mustafa Özil ve Oğlu Mesut Özil ile ilgili konuşamaları Video</strong></p>
<p><strong><br /><img src="http://www.ajansreklam.net/media/video/mesut-ozil-babasi-video-ht2.jpg" alt="media" /><br />
</strong></p>
<p><strong><a title="Fatih Terim, Mesut Özil ve Gurbetçilerimiz" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/fatih-terim-gurbetcilerimiz-mesut-ozil-463538.htm" target="_blank">Fatih Terim, Mesut Özil ve Gurbetçilerle ilgili Ağustos 2006 yılındaki bir yazı<br />
</a></strong><strong><br />
<a title="Fatih terim gurbetçiler ve Marco Aurelio " href="http://www.hursertekinoktay.com/terim-brezilyali-memet.htm " target="_blank">Fatih Terim gurbetçiler ve Marco Aurelio olayıyla ilgili 16 Ağustos 2006 BirGün gazetesindeki son yazı!<br />
</a></strong></p>
<p><strong><a title="Mesut Özil Hikayesi" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/mesut-ozil-mesut-ozillerin-hikayesi-453426.htm" target="_blank">Mesut Özil Hikayesi<br />
</a></strong></p>
<p><strong><a title="Guus Hiddink Almanya" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/guus-hiddink-almanya-donerciler.htm" target="_blank">Guss Hiddink göreve geldiği zamanki  bir yazı / Guus Hiddink ve Almanya&#8217;daki Dönerciler!<br />
</a></strong></p>
<p><strong><a title="Löw Mesut Özil, Fabian Ernst ve Marco Aurelio" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/joachim-low-fabian-ernst-mesut-ozil-aurelio-453918.htm" target="_blank">Buralarda anlatılmak istenilenlerin bir kısmını anlatan Joachim Low  ve İki ülke arasındaki vizyon farkı </a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mesut-ozil-yuhalamak.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesut Özil Olayı ve Mesut Özil Sendromu 2</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-mesut-ozil-sendromu-253463.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-mesut-ozil-sendromu-253463.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2010 10:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mourinho Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil Fatih Terim]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil olayı Fatih Terim]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Oezil]]></category>
		<category><![CDATA[Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin Mesut Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik Direktör Jose Mourinho]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3934</guid>
		<description><![CDATA[Değerli dostum Müslüm Gülhan Hoca'dan biraz Nuri Şahin, biraz Marco Aurelio, biraz Fatih Terim ve Mesut Özil olayı hatta Mesut Özil Sendromuyla ilgili bir yazı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/jose-mourinho-mesut-ozil-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3937" title="Mesut Özil Sendromu 2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/jose-mourinho-mesut-ozil-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong><span style="color: #003366;">Değerli dostum Müslüm Gülhan Hoca&#8217;dan biraz Nuri Şahin, biraz Marco Aurelio, biraz Fatih Terim ve Mesut Özil olayıyla ilgili bir yazı daha !<br />
HT</span></strong></p>
<h1>Mesut Özil Sendromu 2</h1>
<p>Daha önce Mesut Özil sendromunu yazdığım için 2 kullandım.<br />
<strong>Birinci yazıda yazmaya çalıştığım şey; Mesut’un olayının Almanya’ da ki Türkiye kökenli futbolcular için kırılma noktası olacağına dairdi.</strong>Hala olacağı kanısındayım.<br />
Artık Almanya’da ki futbolcularımız çantada keklik değil; Mesut bu süreci tersine çevirecek gibi görünüyor.<br />
Gelelim gündeme, Türklük ile alakalı duygusal tepkimelere…</p>
<p>Önemli olan doğru saptamaları yapmak lazım ki resmin bütününü doğru görelim.<br />
Öncelikle; Mesut Özil olayı Fatih Terim döneminin bir yansımasıdır.<br />
Ailesinin, Mesut Özil için Terim’den oynama garantisi istemesi; Terim tarafından süreci başlamadan bitirilmesine neden olmuştu.</p>
<h2>Mesut Özil neden garanti istemişti ?</h2>
<p>Peki, Mesut Özil neden böyle bir garanti istenmişti?<br />
Önlerinde Nuri Şahin örneği ve sonra ki dönemde onları haklı çıkaran 2008 Avrupa şampiyonasında Almanya’da oynayan Türkiye kökenli futbolcuların bertarafı durmaktaydı.</p>
<p>Nuri Şahin 18 yaşında Avrupa’da yıldız adayı gösterilirken, hatta Chelsea tarafından transferi düşünülürken…<br />
A Ulusal Takıma seçilip hazırlık maçı oynatıp bir daha A Ulusala çağrılmayıp Ümit takıma yollanılması ve sürekli orada oynatılması ciddi kaygı nedeni olmuştu.<br />
Özil ailesi için kötü için iyi bir örnek oluşturmuştu.</p>
<p>Hala Almanya’nın yıldız futbolcusu olmuşken, A Ulusal da oynatılmaması da cabası…<br />
2008 ise tam bir kabustu…<br />
Hamit dışında kimse Almanya liginden Ulusal kadroya alınmamıştı.<br />
Bunlar ortalıkta dururken nasıl olurda yıldız adayı Mesut ve ailesi garanti istemesin, hatta korkmasın.</p>
<p>Dünya futboluna yıldız futbolcu yetiştirmek kolay iş değil…<br />
O futbolcunun tüm sportif ve sosyal sorumluluklarını üstlenmek gerekir.<br />
Ailesinin tüm koşullarını kolaylaştırmak gerekir.</p>
<p>Tıpkı Löw’ün Mesut Özil için yaptıkları gibi.<br />
Tıpkı Serdar Taşçı’ya Alman Ulusal takımında kaptanlık vermeleri gibi.<br />
Biz ise Nuri Şahin için ne yaptık ki Mesut için yapalım.<br />
Eğer Mesut Türkiye’yi seçseydi eminim Terim onu da Ümit takıma yollardı.<br />
Oğuzda aynı süreci devam ettirip bugün ki koşullarda onu tribüne Nuri’nin yanına çekirdek yemeye yollardı.</p>
<p>Mesut Özil ’i haklı çıkaran diğer bir husus var ki…<br />
Her futbolcu Dünya Kupasında oynamak ister.<br />
Her futbolcu vitrinde olmak ister.<br />
Ulusal Takımımız yıllar sonra 2002 de Dünya Kupasına katılıp üçüncü oldu.<br />
Sonra…</p>
<p>Hala gruplardan çıkmayı başaramıyoruz.<br />
Peki Almanya!..<br />
Her Dünya kupasında var, hep ilk üç için oynuyor.<br />
Ve her futbolcu vitrinde;</p>
<p>Mourinho işte bu koşullar için de Mesut’u Real Madrid’e aldı.<br />
2008 de çok başarılıydık , ama kimse bir yere gidemedi?..</p>
<p>Gerçek ise; gidebildiği kadar futbolcu Avrupa’ya gitmeliydi, hala gitmeli.<br />
İşte Türkiye’de kalan Arda Turan’ın durumu…(Dünya Futboluna Yıldız adayı olurken)<br />
İşte Mehmet Topal…</p>
<p>Kırk yıllık Valencia’lı gibi oynamakta.<br />
Ama hala Oğuz Çetin tarafından beğenilmedi, Ulusal Takım için yeterli değil!..</p>
<p>Mesut için gurur duyulması gereken durumdayız.<br />
Hem bize karşı en önemli faktör olması için,<br />
Hem futbolu için,<br />
Hem Real Madrid içinde ki kalitesi için.<br />
<strong><br />
Müslüm Gülhan</strong></p>
<p><strong><a title="Mesut Özil" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/mesut-ozil-yuhalamak.htm" target="_self">Mesut Özil ile ilgili makaleler ve Mesut Özil Kimdir</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-mesut-ozil-sendromu-253463.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aykut Kocaman hakkında birkaç şey</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/aykut-kocaman-hakkinda-4716931.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/aykut-kocaman-hakkinda-4716931.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 11:34:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şen Aykut Kocaman]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Kocaman]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Kocaman hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Kocaman Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Kocaman Tekinoktay]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Dardanelspor Aykut Kocaman]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe Aykut KOcaman]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Üniversitesi Spor Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Spor Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Hürser Tekinoktay Aykut Kocaman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Aykut Kocaman Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Haliç Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Spor Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan YazılarıMüslüm Gülhan Futbolistan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Kemal Gülhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3772</guid>
		<description><![CDATA[Değerli bir spor adamı olan ve Aykut Kocaman hoca'nın da başarılı olmasını her ortamda temenni eden sevgili Müslüm Kemal Gülhan Aykut Hoca ile ilgili ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/aykut-kocaman-hakkinda-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3773" title="Aykut Kocaman hakkında birkaç şey" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/aykut-kocaman-hakkinda-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">Sevgili Aykut hoca benim faal teknik adamlık döneminde 2 kez karşılaştığım birinde onun birinde de bizim kazandığımız  ve bir antrenör için iki değişik duygunun yaşandığı bu süreçte nazik rekabetinden saygı ve sevgi duyduğum bir meslektaşım.</span><strong><span style="color: #000080;">Yine değerli bir spor adamı olan ve Aykut Hoca&#8217;nın da başarılı olmasını her ortamda temenni eden sevgili Müslüm Kemal Gülhan Aykut Hoca ile ilgili tamamen samimi ve güzel bir yazı yazmış.</span></strong></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Özellikle bir Antrenör seminerinde karşılaşmamızda Çanakkale Dardanelspor&#8217;dan ayrılışıma çok şaşırdığı ve üzüldüğünü tüm samimiyetinle hissettirdiği ve ayrı bir iletişim yaşadığımız bir dostumda diyebilirim&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Sizlerle paylaşmak istedim&#8230;</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">HT</span></strong></p>
<h1>Aykut Kocaman hakkında birkaç şey</h1>
<p><strong>Her zaman yerli hoca hakkında konuşurken; iyi niyet temennisinde bulunduğumuz anda aslında içimizdeki bir takım subjektif değerlendirmeleri açığa çıkarmış oluyoruz. Bunun adına istersek kıskançlık, istersek ego tatmini diyelim, bu bir gerçek…</strong></p>
<p>Tarafsız değerlendirmeye kalktığımızda “yurdum insanı” olduğumuzu bilmek bizi derinden etkilemektedir.<br />
Ben konuya yine de iyi niyetle yaklaşma çabası içerisindeyim, bu nedenle; Aykut’un çocuklukta mahalle arkadaşım olması ve eğitimci bir ailenin üyesi olması benim için dikkat etmem gereken hususlardır.</p>
<p>Türkiye futboluna ve kültürüne çok ters olan Futbol Direktörü pozisyonunda; kravat ve ceket ile göreve başlayan Aykut’un, tribündeki yerinden kalkarak, eşofman giyip Teknik Direktör olarak saha kenarına gelmesi büyük hataydı.</p>
<p>Bu önemli saptamayı yaptıktan sonra;<br />
Aykut’un genç oyunculara yönelik açılımı çok gerçekçi bir saptama olmakla beraber, Fenerbahçe Kulübü’nün mevcut modeline o derece de terstir.</p>
<p>Fenerbahçe’ye kırılma noktası yaşatmak istiyorsa; Aykut’un camiayı yeniliğe ikna etmek ve uzun vadede bu yeniliğin başarı olarak getirisini ortaya koymak zorunda olduğunu da söylemek isterim. Aksi takdirde futbolcu olduğu dönemde kulüpte yaşadığı yıpranmayı, teknik insan olarak yaşaması kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>Bana göre Aykut’un en büyük açmazı, İstanbulspor ve Ankaraspor gibi hedefi olmayan kulüplerde yaşadığı psikolojiyle Fenerbahçe’de görev yapmasıdır.<br />
Bunun yanında saha içindeki uygulama sıkıntıları ise tartışılması gereken uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Yaptığı oyuncu değişikliklerini Fenerbahçe’deki oyuna olumsuz etkisini bir an önce görmesi gerekir. Kayseri maçında ki değişikler ve kadro seçiminde olduğu gibi.</p>
<p>Diğer bir sıkıntı da saha kenarındaki endişeli ve stresli tavırları, kendisinin olumsuz algılana bileceği bir husus olduğunu bilmesi gerekir.</p>
<p>Hele-hele Beşiktaş maçındaki; Alex hamlesi, skoru korumaya yönelik, aksiyoner yaklaşımdan uzak, muhafazakar, bir tipik 1974 model “Türkiye Antrenörü” modelidir. Eğer Alex’i çıkarıp Baroni’yi değil de Stoch’u alsaydı; skoru daha farklı duruma getirebilirdi.<br />
(Aykut unutmasın ki Dede de Alex yüzünden kulüpten yollandı.)</p>
<p>Bu pozisyonlar Fenerbahçe Teknik Direktörü’nde bulunmaması gereken olumsuzluklar.<br />
Diğer bir husus kendine seçtiği yardımcı antrenörler de ki sıkıntılar.</p>
<p>Üst düzey teknik insanların hepsi donanımlı yardımcılarla çalışmayı benimserler, çünkü teknik direktörün maç içerisindeki süreklilik arz eden kontrolü bazı noktaları kaçırmasına neden olabilir.</p>
<p>İşte bu noktada kaçan noktalara müdahale edebilecek donanımda ve yeterlilikte yardımcıya ihtiyaç duyulur. Ömeragiç ve İsmail Kartal bu donanımdan uzak yardımcı antrenörler.</p>
<p>Aykut belki kendi böyle istedi belki yönetimin tercihiydi, sonuç ortada bir yardımcı antrenör yetersizliği gerçeğidir.</p>
<p>Aykut şu an içinde bulunduğu pozisyonu iyi analiz edip yeni bir yol haritasına ihtiyaç olduğunun farkına varması gerektiğini anlaması lazım.</p>
<p>Aksi taktirde tartışma konusu olmaktan kendini kurtaramaz.<br />
Bu da hem kendine, hem de Fenerbahçe’ye ve o pırıl- pırıl gençlere zarar verir.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/aykut-kocaman-hakkinda-4716931.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Final Oynamayı Bilmeyen Bir Ülkeyiz!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sampiyon-sri-lanka-suresh-raina-3731.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sampiyon-sri-lanka-suresh-raina-3731.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Sep 2010 11:17:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Ağaoğlu birer daire]]></category>
		<category><![CDATA[Basketbol takımı prim]]></category>
		<category><![CDATA[Bosketbolcular başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası elemeler]]></category>
		<category><![CDATA[genç hintli yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Kemal Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Kemal Gülhan Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sri Lanka kriket]]></category>
		<category><![CDATA[Suresh Raina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3731</guid>
		<description><![CDATA[Sri Lanka kriket takımının hintli yıldızı Suresh Raina ve finalde kazandığı şampiyonluk anı, final oynamayı bilmeyenler için...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000080;">Değerli dostum Müslüm Hoca çok güzel bir konuyu kaleme almış&#8230;<br />
Ellerine sağlık hocam&#8230;.<br />
Şampiyon olmanın bazı kriterlerinin düşünüldüğü gibi olmadığını gösterebilecek Sri Lanka kriket takımının finalde kazandığı şampiyonluğun onurunu bizlere gözlerindeki ifadeyle gösteren genç hintli yıldız Suresh Raina &#8216;nın fotoğrafını da sizlerle paylaşıyoruz&#8230;<br />
HT</span></p>
<p><span style="color: #000080;"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/final-sri-lanka-suresh-raina.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3733" title="final-sri-lanka-suresh-raina" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/final-sri-lanka-suresh-raina.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></span></p>
<h1>Final Oynamayı Bilmeyen Bir Ülkeyiz!</h1>
<p>Öğrenme yetersizliği: Kendi yetersizliğini fark etmeyen yanlış bir özgüven, duruma nesnel bakamamaktan kaynaklanan bir körlük, önyargılara kapılmaya hazır bir zihinsel tembellik”</p>
<p>Basketbol Ulusal Takımı&#8217;nın ikincilik için verdiği mücadeleyi bundan iyi açıklayan bir tasvir olamaz.</p>
<p>Sayın Erdal Atabek’in pazartesi günkü yazısında yaptığı bu saptama benim için iyi ölçü olmuştur. Gerçi kendisi bu sürece olumlu yaklaşması ile benim olumsuz yaklaşmam arasında amaç farkı vardır, ama ikimizde kendi alanımızdaki doğrululukları ortaya koymaya çalıştık.</p>
<p>Futbolda Dünya 3.sü olduk.</p>
<p>Basketbolda Dünya 2. olduk</p>
<p>Ama şampiyon olamadık!..</p>
<p>Hangi jenerasyon ile bir daha futbol da yarıfinal, basketbol da final oynayabiliriz.</p>
<p>Bakın futbola; Dünya Kupası elemelerini bile geçemiyoruz. Yani guruplardan çıkamıyoruz.</p>
<p>Basketbolda bir daha ne zaman final oynama becerisini göstereceğiz?..</p>
<p>Aslında bunların hepsi birer kayıptır, kazanç değildir…</p>
<p>Nasıl olurda futbolda üçüncülüğe sevinebiliriz?..</p>
<p>Nasıl olurda basketbolda ikinciliğe sevinebiliriz?..</p>
<p>Kahrolmamız gereken pozisyonlarda…</p>
<p>Bizim şampiyon olmayı hedeflememiz gereken pozisyonları cömertçe karşı tarafa hediye etmemizin tek açıklaması:”Öğrenme yetersizliği” denen zihinsel disiplinsizlikten başka bir şey değidir.</p>
<p>Sırbistan&#8217;ı yendik; ikincilik primi açıklandı!..</p>
<p>Ali Ağaoğlu ikincilik için birer daire vererek kendi primini ikincilik üstüne yaptı.</p>
<p>Medya ikinciliği çoktan kabul etmişti.</p>
<p>Federasyon ilk dört derken; final oynamayı aklından bile geçirmemişken ikinciliğe çoktan razı idi.</p>
<p>1,5 milyon TL,</p>
<p>Birer daire,</p>
<p>400 altın ikincilik için hiç fena değil…</p>
<p>Herkes ikinciliğe razı iken, basketbolcuların suçu ne? Şampiyon olmamak için…</p>
<p>Zaten Basketbol Ulusal Takımımız, Amerika ile final maçına çıkarken; çoktan ikinciliği kabul etmişlerdi.</p>
<p>Farkında değildiler; böyle bir şansın hiç kimseye nasip olamayacağının.</p>
<p>Belki bir daha kimseye nasip olamayacaktır.</p>
<p>Final oynamak, şampiyon olmak, ciddi emek ister. Bunun yanında derinlemesine ciddi spor kültürü ister.</p>
<p>Devletten-mütahitlere, medyadan-seyircilere şampiyon olunması için teşvik lazım, motive lazım. Eğer bir prim açıklanacaksa bu final maçının sonucunda olmalı, öncelik; final maçının kazanılması ve şampiyon üzerini olmalıdır.</p>
<p>20-25 yıl önceki, maç başlamadan başkanın soyunma odasına girerek galibiyet primi açıklama raconu; günümüz koşulları için geçerliliği olmayan bir reflekstir.</p>
<p>Spor yapısı içinde şampiyon olma duygusunun getirisinin karşılığı hiç bir şekilde maddi olarak alınamaz.</p>
<p>O şampiyonluk tektir.</p>
<p>Her şey sadece şampiyonluk için olmalıydı,olmalıdır.</p>
<p>Çünkü ikincilik bir kayıptır, kazanılmış sonuç değildir.</p>
<p>Nasıl olurda ikincilik için bu kadar sevinilir anlamakta güçlük çekiyorum.</p>
<p>Üzünülmesi gerekirken!..</p>
<p>Bir daha böyle bir şans yakalaya bilirmiyiz?..</p>
<p>Şampiyonluk ana hedeftir ve tektir.</p>
<p>Ikincilik ve üçüncülük kayıp neticesinde oluşan sonuçtur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sampiyon-sri-lanka-suresh-raina-3731.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Aurelio in Necip out</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-mehmet-aurelio-in-necip-out.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-mehmet-aurelio-in-necip-out.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 08:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Alt Yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[M. Aurelio in Necip out]]></category>
		<category><![CDATA[Marco Aurelio]]></category>
		<category><![CDATA[Marco Aurellio Necip Uysal]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Futbol yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Aurelio]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Aurelio Beşiktaş'ta]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Aurelio Necip Uysal]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Aurelio Transfer]]></category>
		<category><![CDATA[milli takım]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Uysal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3723</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Marco Aurelio haklı, düşünmesi gereken bizleriz Necip Uysal'ın resmini karşımıza koyarak ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/marco-aurelio-bjk.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3728" title="marco-aurelio-bjk" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/marco-aurelio-bjk.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>Az gelişmişliğin en önemli sorunu; insana yapılamayan yatırımlardır. </strong></p>
<p>Çünkü kendi yaşadığım toplum ve mevcut devlet yapısı her zaman insan faktörünü ikinci plana atarak, kendilerini kutsama modunda, yaşamımızı ayarlamaya çalışmışlar ve üstelik de bunu başarmışlardır.<br />
Kutsal devlet…<br />
Kutsal büyükler…</p>
<p>İnsanlık sadece kutsama tepkisinde, ikinci bir varlık konumunda kala kalmış.<br />
İşte biz kendimizi ikinci konumunda tutarken; karşımıza en birinciler çıkmaktadır.</p>
<p>Bunlar; saydığım kendi kutsallarımızın dışında, bizim yarattığımız ilah durumundaki ithallerimizdir.<br />
Geldikleri konuma kendileri de şaşırsalar da durumun hiç fena olamadığını sezip ortamdan yararlanmaya özen gösterirler.</p>
<p>Çoğu da kendi toplumlarında ikinci durumdalar…<br />
Asıl” ironi” burada.</p>
<p>70 Milyonluk toplumda nedense onlar gibilerini bir türlü bulup çıkartamayız.<br />
Çünkü öncelikle insan yetiştirmek:<br />
Emek ister…<br />
Sabır ister…<br />
Akıl ister…<br />
Sistem ister…<br />
Uzman ister…<br />
Eğitim ister…<br />
…Ve ciddi maliyetlerde yatırım ister.<br />
Bunlarla uğraşmak zaman ister.</p>
<p>Kolayı var:<br />
İthalat üzerine kurulu tüketim…<br />
Tıpkı ekonomideki gibi insan ithalatı…<br />
Ve acı olan hasbelkader ortaya çıkan insanlarımızı da bu girdap içinde yok etmemizdir.<br />
Pırıl-pırıl, genç insanlarımız…</p>
<p>Mehmet Aurelio haklı…<br />
Hem de yerden göğe kadar haklı…<br />
Bu olayı düşünmesi gereken bizleriz.<br />
Necip’in resmini karşımıza koyarak düşünmemiz gereken bizler…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/muslum-gulhan-mehmet-aurelio-in-necip-out.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaray’ın derdi oyuncu, Rijkaard’ın sistem</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-oyuncu-rijkaard-sistem.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-oyuncu-rijkaard-sistem.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 13:56:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Futbol yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Futbolistan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Galatasaray Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Haliç Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3709</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray ve Rijkaard’ın sistemi tartışılıyor, Rıdvan Dilmen her ne kadar yerli oyuncuların kalitesinin Galatasaray için yeterli olduğunu savunsada]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/galatasaray-oyunculari-rijkaard.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3710" title="Galatasaray’ın derdi oyuncu, Rijkaard’ın sistem" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/galatasaray-oyunculari-rijkaard.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<h1>Galatasaray’ın derdi oyuncu, Rijkaard’ın sistem</h1>
<p><strong>Sayın Aziz Yıldırım iki hafta önce futbolcular ile yaptığı “kötü gidişin nedenleri” toplantısında; Emre ve Alex’e dönerek “Zico ve Dedeyi siz istemediğiniz için yolladım” dedi.</strong></p>
<p>Demesiyle birlikte “Kral Çıplak” olduğu ortaya çıktı.<br />
Bu konuyu nereye bağlıyacağımı anlatayım:<br />
Rijkaard, Galatasaray’ı toparlayamıyor. Bu bir sonuç…<br />
Bana göre nedeni: Galatasaray’ı Barcelona gibi kurumsal anlamda tüm yapısal sorunları tamamlamış kulüp olarak algılayıp gelmesidir.<br />
Kazın ayağı öyle değil…</p>
<p>Sayın Aziz Yıldırım’ın Sabah’ta çıkan haberini bu yüzden yazdım.<br />
Türkiye’nin en önemli kulüplerinden biri olan, 1907’de kurulan Fenerbahçe Kulübü’nün başkanı, teknik adamların görevlerine son verirken futbolcuların taleplerine göre hareket ediyor.<br />
İşte bizim kurumsal kimliğimiz!!!!</p>
<p>Hiçbir yapısal sorunları halledememiş olan büyük kulüplerin teknik adamları eğer kendilerine ait çözüm mekanizmaları yoksa sudan çıkmış balığa dönerler ki işte Rijkaard…<br />
Kendine ait ekolü olmayan “Türkiye Futbolu” ve bunun uzantısı olan; yapısal sorunlu kulüplerdeki tüm sorumluluk, gelen teknik adama aittir.<br />
İşte bu yapıda olamayan teknik adamı getirirseniz başarısızlık kaçınılmaz olur.<br />
Rijkaard örneği gibi.</p>
<p>Elindeki futbolcu kalitesine ve bütçesine bakmadan İspanya’da öğrendiği sistemi uygulamaya çalışması; file zorla zürafa olduğunu itiraf için işkence yapmaya benzer.<br />
Rıdvan Dilmen her ne kadar yerli oyuncuların kalitesinin Galatasaray için yeterli olduğunu savunsa da ben aynı kanaatte değilim.<br />
Arda, Baroş ve Kewell’ı çıkarırsak takımdan, geriye sadece normal standarttakiler kalıyor.<br />
Olanların farkına varamayan Rijkaard, bu nedenden dolayı zaaflarının ortaya çıkmasını engelleyemedi.<br />
Öncelikle Galatasaray’ın Barcelona olmadığını anlaması gerekir.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-oyuncu-rijkaard-sistem.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birleşmiş Milletler, Dokunulmazlık ve Savaş</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-birlesmis-milletler-dokunulmazlik-savas.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-birlesmis-milletler-dokunulmazlik-savas.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 09:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Airbus]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Birleşik Sol yöneticisi Cayo Lara]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Publico gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Barack Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika Başbakanı Paul Van Zeeland]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Clinton]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon]]></category>
		<category><![CDATA[Coca Cola]]></category>
		<category><![CDATA[Dokunulmazlık ve Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Ruz]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Son Makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[France Telecom]]></category>
		<category><![CDATA[iat]]></category>
		<category><![CDATA[Margaret Thatcher]]></category>
		<category><![CDATA[Novartis]]></category>
		<category><![CDATA[Shell]]></category>
		<category><![CDATA[Siemens]]></category>
		<category><![CDATA[Suez]]></category>
		<category><![CDATA[Telefonica de España]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Blair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=3704</guid>
		<description><![CDATA[Fidel Castro'nun “Birleşmiş Milletler, Dokunulmazlık ve Savaş” adlı son makalesini paylaşıyoruz. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/fidel-castro-son-makalesi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3705" title="Birleşmiş Milletler, Dokunulmazlık ve Savaş" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/fidel-castro-son-makalesi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>Fidel Castro’nun “Birleşmiş Milletler, Dokunulmazlık ve Savaş” adlı son makalesini paylaşıyoruz. </strong></p>
<p>9 Haziran 2010 tarihinde alınan 1929 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı emperyalizmin kaderini belirledi.</p>
<p>Bir sürü saçmalık arasında kaç kişinin fark ettiğini bilmiyorum ancak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, üstlerinden aldığı emirle abluka altındaki Gazze’ye insanî yardım götüren filoya düzenlenen İsrail saldırısını araştırmak için kurulan komisyonun başkan yardımcılığına Kolombiya Devlet Başkanlığı görevinin son günlerine gelmiş olan Alvaro Uribe’yi getirdi. Saldırı kıyıdan oldukça uzakta ve uluslararası sularda yaşanmıştı.</p>
<p>Kendisi savaş suçu işlemekle suçlanan Uribe’ye verilen bu görev onu tamamen dokunulmaz yaptı: Onun iktidarı değil miydi en az 2 bin kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan, her gün ortaya çıkan yeni bir toplu mezar ile sicili kabaran, ABD askerleri için 7 yeni askeri üs açan? Terörizm ve soykırım deyince akla ilk Uribe gelir.</p>
<p>10 Haziran 2010 tarihinde Kübalı gazeteci ve aynı zamanda ulusal kanalda yayınlanan Yuvarlak Masa programının yapımcısı Randy Alonso, Cuba Debate internet sitesinde “Sözde dünya hükümeti Barselona’da toplanıyor” isimli yeni bir makale yayınladı:</p>
<p>“Dolce Oteline camları kara makam araçlarıyla ve helikopterleriyle geldiler.”</p>
<p>“Bilderberg Klübü veya dünyanın gölge hükümeti olarak bilinen, Kuzey Amerika ve Avrupanın önde gelen 100 ekonomi, finans, siyaset ve medya liderinden oluşan grup yıllık toplantıları için birarada.”</p>
<p>Alonso gibi diğer dürüst yazarlar da bu garip birleşime dair sızan bilgileri biraraya getirmeye çalışıyorlar. Onlardan daha fazla bilgi sahibi olan bir kişi bu grubu yıllardır izliyor.</p>
<p>“Bu yıl Sitges’de toplanan grup 1954 yılında danışman ve siyasi analizci olan Joseph Retinger’in önerisi üzerine kuruldu. Grubun arkasındaki itici güç ABD’li zengin David Rockefeller, Hollanda Prensi Bernhard ve Belçika Başbakanı Paul Van Zeeland oldu. Kuruluş amacı Avrupa’da artan Amerikan karşıtlığının üzerine gidip, kıtada güç ve itibar kazanan Sovyetler Birliği ve komünizmle mücadele etmekti.”</p>
<p>“İlk toplantıları 29-30 Mayıs 1954 günlerinde Hollanda Osterbeck’deki Bilderberg Otelinde yapıldığı için grup bu şekilde adlandırıldı. 1976 yılı hariç günümüze kadar her yıl toplandı.”</p>
<p>“Grubun çekirdeğini oluşturan 39 kişilik yönetim kurulunun dışındakiler davetli misafirlerdir. ”</p>
<p>“Grup gizliliğe önem verir, toplantıya katılanlarından toplantılarla ilgili röportaj vermemeleri, konuşulanlar ile ilgili açıklamada bulunmamaları istenir. Toplantıya katılım için mükemmel İngilizce bilmek ve konuşmak zorunludur, birleşimlere çevirmen kabul edilmemektedir.”</p>
<p>“Kimse grubun gerçek gücünü bilmemektedir. Konuyla ilgilenenler G-8 toplantılarından hemen önce grubun toplanmasının bir tesadüf olmadığını ve grubun dünya çapında tek bir hükümete, tek bir ekonomiye, tek bir orduya ve tek bir ideolojiye sahip yeni bir dünya düzeni istediklerine dair görüş bildirmektedir.”</p>
<p>“Newsweek dergisine açıklamada bulunan David Rockefeller, ‘Birisinin hükümetin yerine geçmesi gerekiyor, bana göre bu görev için en mantıklısı iş çevreleridir.’ demiştir.”</p>
<p>“Banker James P. Warburg ise ‘Sevelim sevmeyelim bir dünya hükümetimiz olacak. Sorun, bunun onayla mı yoksa zorla mı olacağıdır.’ şeklinde konuşmuştur.”</p>
<p>“On ay öncesinde Irak’ın işgalinin tam tarihini biliyorlardı, ABD’de yaşanan emlak sektöründeki çöküşün olacağından haberdarlardı. Bu gibi bilgiler elinizdeyse günümüz piyasa koşullarında bir anda servet sahibi olabilirsiniz. Burada bahis konusu olan bir iktidar ve bilgi klübüdür.”</p>
<p>“Analizcilere göre klübü en çok düşündüren konu Çin’den gelen ekonomik tehdit ve bunun Kuzey Amerika ve Avrupa toplumlarındaki yansımaları.”</p>
<p>“Klübün etkisi ve yönetici sınıf arasındaki önemi özellikle İngiltere ve ABD’de iktidara gelmeden önce Margaret Thatcher, Bill Clinton, Tony Blair ve Barack Obama’nın toplantılara davet edilmiş olmalarından görülebilir. Son olarak Obama, ABD Başkanı olmadan 5 ay önce 2008 yılı Haziran ayındaki Virjinya toplantılarına çağrılmıştı, kendisinin seçim zaferi ise 2007 yılındaki toplantıda öngörülmüştü.”</p>
<p>“Toplantılardaki gizliliğe rağmen katılımcılara dair bilgiler elde edilebilmektedir. Sitges’deki toplantıya katılanlar arasında önemli işadamları bulunmakta; Fiat, Coca Cola, France Telecom, Telefonica de España, Suez, Siemens, Shell, Novartis ve Airbus başkanları davetliler arasında.”</p>
<p>“Finans ve ekonomi patronları da çağrılılar arasında; ünlü spekülatör George Soros, Obama’nın ekonomi danışmanları Paul Volcker ve Larry Summers, İngiliz Maliye Bakanı George Osborne, Goldman Sachs ve British Petroleum eski başkanı Peter Shilton, Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellic, IMF Direktörü Dominique Strauss-Kahn, Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Pascal Lamy, Avrupa Birliği Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet ve Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Philippe Maystadt bulunuyor.”</p>
<p>Acaba okuyucularımızdan kaçı bunları daha önce duymuştu? Önde gelen yazılı ve sözlü basın kurumları bundan neden hiç bahsetmiyor? Batıda dillerden düşürülmeyen basın özgürlüğü nerede? 1976 yılı hariç olmak üzere dünyadaki bu en güçlü kişilerin sistematik olarak her yıl toplandığını kim yalanlayabilir?</p>
<p>Randy’nin yazısından devam ediyorum; “Ordu da bu toplantılara bazı şahinlerini göndermiş; Bush’un eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve yardımcısı Paul Wolfowitz, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve selefi Jaap de Hoop Scheffer.”</p>
<p>“Dijital teknoloji patronu Bill Gates toplantı ile ilgili basına konuşan tek kişi: ‘Orada olacaklardan birisi de benim.’ demiş. Toplantıda çok sayıda mali konunun konuşulacağını açıklamış.”</p>
<p>“Bazı haberciler, gölge hükümetin Euro para biriminin geleceğinin ve kurtarılması için yapılması gerekenlerin, Avrupa ekonomisinin durumunun ve krizden çıkış formüllerinin konuşulacağını iddia etti. Anlaşılan hastanın hayatını, piyasa tanrısına ibadet ederek ve sosyal güvencelerden büyük kesinti yaparak uzatmaya çalışacaklar.”</p>
<p>“İspanya Birleşik Sol yöneticisi Cayo Lara, Bilderberg Klübü tarafından dünyaya dayatılanları tüm açıklığıyla ifade etmiş; ‘Demokrasilerin finans diktatörlüğü tarafından baskı altına alınıp yönetildiği tepe taklak bir dünyadayız.’ ”</p>
<p>“Klübün fikir yapısında dair çok çarpıcı bir görüş İspanyol Publico gazetesi tarafından haberleştirildi. Buna göre tüm klüp üyeleri ABD’nin İran’a saldırmasından yana. Klüp üyelerinin 2003 yılındaki Irak işgali yaşanmadan 10 ay önce olacakları bildiğini de aklımızdan çıkarmayalım.”</p>
<p>Düşüncelerimi yazdığım bu köşe yazılarımdaki savunduğum fikirlere bu yeni veriler de eklenince, acaba İmparatorluğun en yüksek karar mercilerinde İran’a karşı bir savaşın artık kesinleştiğini iddia etmek hayalperestlik mi olur? Acaba artık sadece dünya kamuoyunun olağanüstü çabası mı yakın gelecekteki bu savaşa engel olabilir? Gerçekleri kim gizliyor? Kim yalan söylüyor? Yukarıda yazılanların tersi iddia edilebilir mi?</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-birlesmis-milletler-dokunulmazlik-savas.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

