<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hT2 - hurserTekinoktay.com.tr</title>
	<atom:link href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr</link>
	<description>Sizler ile birlikte . . .</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2012 14:25:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>ABD için en iyi başkan kim?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-icin-en-iyi-baskan-2596.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-icin-en-iyi-baskan-2596.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 14:24:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD başkanlık seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD için en iyi başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Bent Weber Science]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yeni makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Galler Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Obama ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Prensa Latina]]></category>
		<category><![CDATA[Sidney Avustralya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6050</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun “ABD için en iyi başkan kim?” adlı son makalesini paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2012/01/fidel-castro-abd-en-iyi-baskan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6051" title="Fidel Castro" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2012/01/fidel-castro-abd-en-iyi-baskan.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun Prensa Latina ‘da yayınlanan “ABD için en iyi başkan kim?” adlı son makalesini sizlerle paylaşıyoruz.</h2>
<h3>ABD için en iyi başkan?</h3>
<p>Çok bilinen bir Avrupa kaynaklı haber ajansı Sidney Avustralya’dan bildiriyor:</p>
<p>“Yeni Galler Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı saç telinin onbinde biri inceliğinde bir elektrik kablosu ürettiklerini ve bu ürün sayesinde geleneksel elektrik iletimindeki verimin aşıldığı açıkladı.”</p>
<p>“Üniversitedeki projenin başındaki Bent Weber Science dergisine verdiği röportajda elektrik kablolarının mikroskopik ölçekli olarak etkileyeceğini belirtirken gelecekteki elektrik iletimi için çok önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.”</p>
<p>“Kablo Avustralyalı ve ABD’li bilimadamları tarafından fosfor atom zincirlerinin silisyum kristali içine yerleştirilmesiyle oluşturuldu: Nano ölçeğindeki kablonun genişliği dört, yüksekliği de bir atom boyunda. ”</p>
<p>“Buluş, kuantum bilgisayar olarak tanımlanan süper hızlı bilgisayarların geliştirilmesi için çok önem taşıyor. Bu bilgisayarlar bir kaç saniyede çok karmaşık işlemleri yapabilecek hızda ve günümüzdeki bilgisayarların çok ötesinde kabiliyete sahip olacak.”</p>
<p>“Geleneksel bakır kablo ile elektrik iletimi elektronların bir doğrultuda akmasıyla oluyor. Ancak iletken kablonun kesiti küçüldükçe akıma karşı oluşan direnç de artıyor.”</p>
<p>“Bu sorunu aşmak için Weber ve ekibi atom mikroskopları kullanarak fosfor atomlarını silisyum kristallerinin içine yerleştirdi.”</p>
<p>“Bu sayede nano ölçeğindeki kablo, bakır kablodaki gibi elektron akışının direnç oluşmadan yaratılmasını sağlar. Weber bu şekilde elektrik iletimi bileşenlerinin atom seviyesine indirilebildiğini vurguluyor.”</p>
<p>“Projeyle ilgili yorum yapan fizikçi Michelle Simmons atom seviyesinde teknoloji kullanılacaksa aynı düzeyde kablolara ihtiyaç duyulacağını söylüyor.”</p>
<p>*</p>
<p>İnsanlığın iyiliği için kullanılabilecek olan teknoloji alanındaki bu gibi önüne geçilmez ilerlemeler yaşanmasına rağmen önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi dünyanın kaynaklarının hızla yağmalanmasının önüne geçilmemekte. 4000 milyon yılda meydana gelen fosil yakıtlar neredeyse iki yüzyılda tüketilmiş durumda.</p>
<p>Bugünlerde yeniden başkan seçilme telaşında olan Obama’nın kelime oyunlarıyla arası çok iyi. Bugünlerde adını ağzından eksik etmediği Martin Luther King’den acaba kaç ışık yılı uzakta?</p>
<p>Ama daha da kötüsü var: Cumhuriyetçi başkan adayları veya Çay Partisi liderleri seçilmeleri durumunda kafalarında barış idealleri sırtlarında nükleer silahlarla iktidara gelecekler.</p>
<p>Sevgili okuyucular, günümüzdeki bilgisayarlardan binlerce kat hızlı işlem yapan bilgisayarlar hayal edin…</p>
<p>Bütün bu gelişmelere rağmen en kötüsü Beyaz Saray’ın başına geçebilecek bir robotun olmaması değil mi? Bu şekilde insanoğlunun geleceği belki de bir nükleer savaşla tehlikeye atılmamış olur!</p>
<p>Eminim ki ABD’li seçmenlerin %90’ı özellikle de İspanyol asıllılar, siyahlar ve yoksullar bu robota oy verecektir.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong><br />
<strong> 8 Ocak 2012</strong><br />
<strong> 18:18</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-icin-en-iyi-baskan-2596.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanatçı Evren Tekinoktay, ‘Mor Kafa / Purple Head’ sergisiyle İstanbul &#8216;da</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/evren-tekinoktay-mor-kafa-purple-head-sergisi-istanbul-256.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/evren-tekinoktay-mor-kafa-purple-head-sergisi-istanbul-256.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 16:45:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sergiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlü sanatçı Evren Tekinoktay]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay İstanbul sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay Yeni Sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Kafa]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Kafa sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Purple Head]]></category>
		<category><![CDATA[Purple Head sergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6043</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü sanatçı Evren Tekinoktay  ‘Mor Kafa / Purple Head’ sergisiyle 17 Kasim-24 Aralık tarihleri arasında İstanbul 'da.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/11/evren-tekinoktay-istanbul-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6045" title="Sanatçı Evren Tekinoktay  ‘Mor Kafa / Purple Head’ sergisiyle İstanbul 'da" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/11/evren-tekinoktay-istanbul-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h3>
<h3>Ünlü sanatçı Evren Tekinoktay ‘Mor Kafa / Purple Head’ sergisiyle 17 Kasım-24 Aralık tarihleri arasında İstanbul &#8216;da&#8230;</h3>
<p>17 Kasım ‘da Akaretler’deki sergi mekanında başlayan ‘Mor Kafa / Purple Head’ sergisi 24 Aralık &#8216;a kadar sürecek.</p>
<p>Kopenhag’da yaşayan Türk sanatçı Evren Tekinoktay, mata yakın kağıda basılmış dergi imajları, desenler ve kesilip çıkartılmış kâğıt parçalarıyla oluşturduğu kolajlarıyla, özgün ve yeni sembollerle sosyal bir dil yaratıyor.</p>
<p><strong>Dünyaca ünlü sanatçı Evren Tekinoktay &#8216;ın çalışmaları;</strong></p>
<p>Sanatçı, 2009 yılında Galerist’te gerçekleştirdiği ‘Eldorado’ başlıklı sergisinden sonra Black Egg(2010) isimli kitabını yayınladı. Son olarak Kopenhag’da “U” başlıklı kişisel sergisi ile aynı isimli kitabını yayınlayan Tekinoktay, mevcut resimleri tüketerek onlardan yeni eserler üreten bir sanatçı. Tekinoktay, küçük ve büyük boyutlardaki ‘Kolaj Serisi’ni İstanbullu sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Tekinoktay’ın çalışmalarında işaret veya görsel öğeler anlamlarını, bağlamına göre buluyor. Onu çevreleyen şeylere bağlı olarak, sık tekrarlanan şekillerden daire, peynirin içindeki deliklerden biri ya da farenin kulağı olarak algılanabiliyor. Peyniri tüketerek onu yeniden şekillendiren bir fare; aynı şekilde resimleri tüketerek onlardan yeni eserler üreten bir kolaj sanatçısı.</p>
<p>Tekinoktay’ın karmaşık kompozisyonlarını biçimlendiren bazı tek renkli düzlemler, Türk kökenli sanatçının çocukluk anıları arasında yer alan Türk basınındaki sansür şeritlerini yeniden geri getiriyor. Tekinoktay’ın işlerinde, –geometrik şekillere dayanan– renk düzlemleri, Danimarka’nın eski Variete dergilerinden kesilmiş çıplak kadın fotoğraflarını örtüyor. Odak noktası seks değil, fakat bütün çokanlamlılığı ve belirsizliğiyle cinsiyet.</p>
<p>Kopenhag’da yaşayan ve çalışan Evren Tekinoktay’ın moda sektörüyle de renkli işbirlikleri var. New York’lu tasarımcı Jill Stuart’ın eserlerinden esinlenerek oluşturduğu koleksiyondan sonra Danimarka’nın ünlü moda markası Moonspoon Saloon, Londra Moda Haftası’nda gösterilecek Sonbahar/Kış 2012 koleksiyonunu Tekinoktay’la hazırlıyor.</p>
<p>Sanatçının (1972, Danimarka) bugüne kadar kişisel sergi açtığı yerler arasında; Londra’da The Approach, İstanbul’da Galerist ve Berlin’de Zwinger Galerie bulunuyor. Ayrıca Frankfurt’ta Frankfurter Kunstverein ve Karlsruhe’de Badischer Kunstverein gibi pek çok karma sergide de yer aldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/evren-tekinoktay-mor-kafa-purple-head-sergisi-istanbul-256.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro, NATO &#8216;yu eleştirdi</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-nato-elestiri-51465.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-nato-elestiri-51465.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2011 11:57:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Kaddafi ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Kaddafi öldürüldü]]></category>
		<category><![CDATA[Kaddafi Venezuela]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Libya barış]]></category>
		<category><![CDATA[Libyada yaşananlar]]></category>
		<category><![CDATA[Muammer Kaddafi]]></category>
		<category><![CDATA[NATO Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Nato libya saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[NATO Saldırı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6038</guid>
		<description><![CDATA[Fidel Castro son yayınladığı makalesinde Libya’da yaşananları ve NATO 'nun tutumunu eleştiren bir yazı kaleme aldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-nato-elestiri.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6039" title="Fidel Castro" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-nato-elestiri.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Fidel Castro son yayınladığı makalesinde Libya’da yaşananları ve NATO &#8216;nun tutumunu eleştiren bir yazı kaleme aldı.</h2>
<p>“Sekiz ay kadar önce 21 Şubat günkü yazımda şöyle yazmıştım: ‘NATO’nun planı Libya’yı işgal etmektir’ O dönemde kuruntu veya hayal gücü eseri olarak görülebilecek bir değerlendirmeydi.” diyerek makalesine başlayan Küba Devrimi Lideri Fidel Castro, NATO ‘yu eleştirdi.</p>
<p>“NATO artık tam anlamıyla dünya halklarının gardiyanı haline gelmiş durumda” diyen Castro, Kaddafi ‘nin öldürülmesini, “tarihe mal olmuş Libya lideri Muammer Kaddafi’nin son NATO hava saldırısı sonucunda ağır yaralı olarak ele geçirilip NATO tarafından silahlandırılmış olan çapulcular tarafından linç edilmesi” şeklinde tanımladı.</p>
<p>Castro yazısına “Cesedinin bir savaş ganimeti gibi gezdirilerek teşhir edilmesiyle hem İslami inançlar hem de temel insan hakları ayaklar altına alınmıştır. Libya’nın bundan sonra demokratik ve insan haklarına saygılı olacağının açıklanması da mânidardır. ” şeklinde devam etti.</p>
<p>“Libya ‘nın barış içinde olup olmaması ABD için önem taşımıyor”</p>
<p>Fidel Castro, 21 Şubat ‘ta yazdığı makalesinden bazı notları da paylaştı;</p>
<p>“Libya topraklarının %95’i çölden oluşmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte Libya’da çok kaliteli petrol yatakları bulunmuş, günde 1 milyon varilin üzerinde üretim yapılırken geniş doğalgaz rezervleri de keşfedilmiştir. Çöl topraklarının altında Küba’nın yüzölçümünün üç misli büyüklüğünde tatlı su kaynakları olduğu bulunduğunda ülke çapında tarım yapılabilmesi için altyapı kurulmaya başlanmıştır.”</p>
<p>“Libya Devrimi 1969 yılı Eylül ayında gerçekleşti. Devrimin lideri Bedevi bir aileden gelen asker kökenli Muammer Kaddafi gençliğinde Mısırlı lider Cemal Nasır’dan etkilenmişti. Libya’daki yozlaşmış hanedan devrildiğinde Mısır’daki değişimi örnek alması çok doğaldı.”</p>
<p>“Kaddafi’yi beğenelim beğenmeyelim dünya kamuoyu yoğun bir haber bombardımanı altında. Libya ile ilgili oarak hangisinin yalan hangisinin doğru olduğu bilinmeyen kesintisiz bir bilgi kirliliği kaosu içindeyiz. Benim için çok açık olan konu ise libya’nın barış içinde olup olmamasının ABD için hiçbir önem taşımadığıdır. Hatta bu zengin ülkeyi işgal etmek için NATO’ya doğrudan emir vermekten bir an olsun çekinmeyecektir bile.”</p>
<p>“20 Şubat Pazar akşamı yapılan yalan yayında Kaddafi’nin Venezuela’ya doğru kaçmakta olduğu haberi, aynı gün Venezuela Dışişleri Bakanı Nicolas Maduro tarafından sert bir dille yalanlanmıştır…”</p>
<p>“Libya liderinin doğru veya yalan bir takım suçlamalar sonucunda ülkesini bırakıp kaçacağını şahsen düşünmüyorum.”</p>
<p>“Dürüst insan sürekli olarak dünyanın neresinde olursa olsun yapılan adaletsizliğe karşı çıkmalıdır, bugün yapılabilecek en büyük yanlış NATO’nun Libya halkına karşı başlattığı katliama ses çıkartmamaktır.”</p>
<p>“Yavuz hırsız konumundaki NATO derhal şiddetle kınanmalıdır!”</p>
<p><a href="http://www.nationalturk.com/fidel-castro-nato-61964" target="_blank">Fidel Castro, geçtiğimiz aylarda NationalTurk &#8216;te yer alan makalesinde NATO &#8216;nun Libya &#8216;yı işgal edeceğini açıklamıştı.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-nato-elestiri-51465.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro: İki Venezuela</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-venezuela-1569.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-venezuela-1569.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 20:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Andrés Eloy]]></category>
		<category><![CDATA[Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Domuzlar Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Ruz]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Venezuela]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Karayipler Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[Orlando Bosch]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Posada Carriles]]></category>
		<category><![CDATA[Rómulo Gallegos]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Bolivar]]></category>
		<category><![CDATA[Venezuela]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6034</guid>
		<description><![CDATA[Fidel Castro: İki Venezuela. Küba Devrimi lideri Fidel Castro'nın "İki Venezuela" adlı makalesini paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-yeni-yazisi-celik-irade-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6036" title="Fidel Castro" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-yeni-yazisi-celik-irade-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h4>
<h4>Küba Devrimi lideri Fidel Castro&#8217;nın &#8220;İki Venezuela&#8221; adlı makalesini paylaşıyoruz.</h4>
<h5>İKİ VENEZUELA</h5>
<p>Dünkü yazımda imparatorluk ile müttefik olan Venezuela’dan bahsetmiştim. Posada Carriles ve Orlando Bosch’un Küba Havayollarına bağlı bir yolcu uçağına karşı yaptıkları terör saldırısını anlatmıştım. Bu saldırı sırasında uçaktaki tüm yolcular patlama sonrasında ölmüştü. Özellikle vurguladığım gibi Guadalajara’da yapılan Pan Amerikan Oyunları kapsamında düzenlenen Orta Amerika ve Karayipler Şampiyonasında tüm altın madalyaları kazanmış Küba genç eskrim takımı da uçakta bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemdeki Venezuela, edebiyatçı ve siyasetçi Rómulo Gallegos ve Andrés Eloy Blanco’nun Venezuelası değildi. Küba Devriminin yeminli düşmanı, hain ve imparatorluk işbirlikçisi Rómulo Betancourt’un Venezuelasıydı. Miami&#8217;yi saymazsak o dönemde ABD’nin petrol deposu haline gelmiş olan Venezuela Küba karşıtı terör saldırılarının merkezi haline gelmişti. Bu dönem, Domuzlar Körfezi macerasının, halkımıza karşı uygulanan vahşice ablukanın ve terör saldırılarının dönemidir. Hepimizin de bildiği gibi bu karanlık dönem Hugo Chávez’in devlet başkanı seçildiğinde görevi devraldığı Rafael Caldera’nın titreyen ellerini avucuna aldığında sona erdi.</p>
<p>Küba Devriminin üzerinden 40 yıl, Venezuela’nın petrol başta olmak üzere doğal kaynaklarının ABD tarafından yağmalanmasına başlanmasının üzerinden 100 yıl geçmişti.<br />
Bu acı dolu dönemde binlerce Venezuelalı ABD ve Avrupa savaş gemilerinin gölgesinde kurulan umursamazlık ve sefalet rejiminde can verdi!</p>
<p>Ama ne mutlu ki başka bir Venezuela var artık! Ne mutlu ki Bolivar, Miranda ve Sucre örneklerinde görüldüğü gibi yıllar boyunca süren saldırı ve ablukalara direnen ve yurdumuz olan Latin Amerika’nın büyüklüğünü görebilen muhteşem düşünür ve liderlerimiz var!</p>
<p>Bağımsızlığımız için şehit düşmeden önce önderimiz Jose Marti’nin dediği gibi: “Antiller bölgesinde yayılmakta olan bağımsızlıkçı rüzgârı kesmek isteyen ABD’nin Küba’ya bütün gücüyle saldırarak bağımsızlığını engellemeye çalışması manidardır.”</p>
<p>Bugün benzer günleri Hugo Chavez yaşamakta, Simon Bolivar’ın ne yapmak istediğini belki de en iyi anlayan kişi olarak Latin Amerika ve Karayipleri bütünleştirmeye çalışıyor. Atasözündeki gibi&#8230; “Bolivar aramızda, daha yapacak çok işi var!”</p>
<p>Dün ve bugün onunla uzunca konuştum. Ona artık kalan enerjimle daha iyi ve daha adil bir dünya için samimice yaptığım çalışmaları anlattım.</p>
<p>İmparatorluk artık kesin ölümcül bir hastalığın emarelerini tüm açıklığıyla gösterirken Bolivarcı liderle düşlediğimiz dönemler hakkında konuşmak çok zor.</p>
<p>İnsanlığı geri dönülmez bir felaketten kurtarmak, bugün yakın geçmişte olduğu gibi vasat bir başkanın aptallığından veya gittikçe pekiştirdikleri imparatorluk askeri sanayi iktidarlarının sahibi komutanların pençesinden kurtarmak.</p>
<p>Bu hedefi, küresel ekonomide ve teknolojide kapladıkları yer gittikçe artan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde kalıcı üye olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu ile Üçüncü Dünya yani Asya, Afrika ve Latin Amerika halkları birlikte başarabilir. Kendi mâli oligarşileri tarafından sömürülen gelişmiş ülkelerin halkları da insanlığın kurtuluş mücadelesinde rollerini oynamaya başlıyor.</p>
<p>Bu sırada Venezuela’nın Bolivarcı halkı örgütleniyor ve iktidarı geri almak için güç toplayan oligarşiye karşı hazırlanıyor.</p>
<p>Olağanüstü gelişmiş eğitim, kültür seviyesi ile muazzam enerji ve doğal kaynaklara sahip olan Venezuela, dünya halkları için bir devrimci örnek olma yolunda.</p>
<p>Venezuela Ordusunun saflarından gelmiş olan Chavez çok planlı ve yorulmak nedir bilmiyor. İlk kez Küba’ya geldiğinden bu yana onu 17 yıldır tanıyorum. Çok insancıl birisi ve kimseden intikam alma peşinde koşmuyor. Ülkedeki en unutulmuş ve aşağılanmış kişiler hayallerindeki sosyal adaleti getirdiği için ona müteşekkir.</p>
<p>Ona şunu söyledim; &#8220;Çok açık bir şekilde görüyorum Hugo, Bolivarcı Devrim çok kısa bir sürede çok sayıda iş olanağı yaratabilir. Sadece Venezuelalılar için değil çalışkan bir halk olan Kolombiyalı kardeşleri için de. Unutulmayalım ki bugün %40’ı yoksulluk içinde yaşayan bu halk geçmişte Amerika’nın bağımsızlığı için Venezuelalı kardeşleriyle omuz omuza çarpıştı.&#8221;</p>
<p>Bu ve diğer konularda artık Venezuela’nın simgesi haline gelmiş olan liderle konuşma onuruna ulaştım.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong></p>
<p><strong>Prensa Latina</strong></p>
<p><strong> 18 Ekim 2011<br />
22:15</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-venezuela-1569.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Castro:  Çelikten irade 2</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/castro-celikten-irade-2569.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/castro-celikten-irade-2569.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 18:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Çelikten irade]]></category>
		<category><![CDATA[Çelikten irade 2]]></category>
		<category><![CDATA[CIA Başkan Yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[Dominik Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makale]]></category>
		<category><![CDATA[fidel castro sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yeni yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Orlando Bosch]]></category>
		<category><![CDATA[Posada Carriles]]></category>
		<category><![CDATA[Raul]]></category>
		<category><![CDATA[Vernon Walters]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6030</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro'nun Prensa Latina 'da yer alan “Çelik İrade” adlı makalesinin ikinci kısmını sizlerle paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celikten-irade-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6031" title="Fidel Castro, Raul Castro" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celikten-irade-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h4>
<h4>Küba Devrimi lideri Fidel Castro&#8217;nun Prensa Latina &#8216;da yer alan “Çelik İrade” adlı makalesinin ikinci kısmını sizlerle paylaşıyoruz;</h4>
<h5>ÇELİKTEN İRADE 2</h5>
<p>1976 yılında Küba’ya karşı en ciddi terör eylemi gerçekleşti. Barbados’dan kalkan Küba Havayollarına ait yolcu uçağı 73 yolcu ve özveriyle görevlerini yapan pilotlar ve kabin görevlileri hayatlarını kaybettiler. Uçakta Orta Amerika ve Karayipler Eskrim Şampiyonasında tüm altın madalyaları kazanmış olan Kübalı genç sporcular ile Küba’dan ve başka ülkelerden yolcular vardı. Terör olayını lanetlemek ve bu insanlarla son kez vedalaşmak için Devrim Meydanını dolduran halk kitleleri o güne kadar gördüğüm en olağanüstü görüntüydü. İnsanların yüzlerindeki acı hala silinemez düzeyde. Belki hiçbir ABD lideri onların yüzlerindeki acıyı göremedi. Belki de terörizme karşı neden bu şekilde kahramanca mücadele ettiğimizi öğrenmek için bu tür görüntüler basın kurumlarında yayınlanmalı.</p>
<p>Küba’da karşı-devrimci faaliyetlere başlamak için talimat verildiğinde Bush ABD gizli servislerinde önemli bir kişi konumundaydı. CIA Florida’daki yapılanmasıyla bölgedeki en önemli askeri üssü kurmuş oldu. Burası Küba rejimine karşı her türlü saldırının kaynağı haline geldi. Saldırılar arasında Devrimin önderlerine karşı suikast girişimleri de vardı. Ancak Domuzlar Körfezi örneğinde de görüldüğü gibi Küba halkı düşmana karşı kanının son damlasına kadar savaşacağını gösterdi. Devrime karşı yapılan saldırıların başarısız olması ve Küba’nın zaferi hem ABD hem de Kübalıların hayatlarını kurtarmıştır. Bush bunu hiç anlamadı.</p>
<p>Barbados vahşeti Bush CIA’nin başındayken yaşandı, olayın sorumluluğu Başkan Gerald Ford’da olduğu kadar onun da omuzlarındadır.</p>
<p>1976 yılının Haziran ayında Dominik Cumhuriyeti’nin Bonao kentinde CIA Başkan Yardımcısı: Vernon Walters’ın himayesinde Birleşik Devrimci Örgütler Koordinasyon toplantısı yapıldı. İsme dikkatinizi çekerim; “Birleşik Devrimci Örgütler”.</p>
<p>Bu dönemde aktif olan Orlando Bosch ve Posada Carriles bu örgütün liderleri konumuna yükseldiler. Böylelikle Küba’ya yönelik bir dizi terör saldırısı başlamış oldu. 6 Ekim 1976 günü Orlando Bosch ve Posada Carriles havadaki Küba Havayolları uçağına karşı bizzat kendileri sabotaj eyleminde bulundular.</p>
<p>Yetkililer olayda adı geçen kişiler yakalanarak Venezuela’ya gönderildi.</p>
<p>Skandal o kadar büyük çaptaydı ki o yıllarda ABD müttefiki olan ve bu ülkenin suçlarına ortak olan Venezuela bile sanıkları mahkemeye çıkartmak zorunda kaldı.</p>
<p>Temmuz 1979’da Sandinista Devrimi zafer kazandı. Nikaragua’da ABD tarafından derhal bir kirli savaş başlatıldı. Reagan ABD Başkanı oldu.</p>
<p>Gerald Ford, Nixon’un yerine geldiği zaman daha önce skandallar sonucu açığa çıkan ABD yetkililerinin yabancı liderlere suikast düzenlenmesi yasaklandı. ABD Kongresi ise Nikaragua’daki kirli savaşa desteğini kesti. Posada Carriles’e ihtiyaç duyuluyordu. Küba-Amerika Ulusal Derneği aracılığıyla CIA, Carriles’i hapishane yönetimine verilen rüşvetler sayesinde kaçırdı. Derhal El Salvador’daki Ilopango’ya getirilen Carriles görevine başladı. Yeni görevinde Nikaragua’daki karşı devrimci Kontralara silah sağlayarak binlerce devrimcinin ölüme sebep olurken bir yandan da CIA ile işbirliği içinde uyuşturucu ticareti yapıyordu.</p>
<p>Yerimiz sınırlı olduğundan dolayı acımasız tarihimizle ilgili çok sayıda ayrıntıyı atlayacağım.</p>
<p>ABD Hükümeti tarafından ev sahipliği yapılan Nobel Ödülünün neden Küba’nın terörist bir ülke olduğuna dair aptalca bir fikri yineleyip durduğunu anlayamıyoruz. ABD Hükümeti tam tersine bu küçük ada ülkesini abluka altına almış, 4 Kübalı anti-teröristi hapse atıp insanlık dışı koşullarda tutmaktadır. Rene’nin evine ve ailesine dönmesi, ABD Silahlı Kuvvetleri için ne gibi bir tehdit unsuru olabilir?</p>
<p>9 Ekim günü Rene kahraman Küba halkına hitap ederken “Fidel ve Raul’a mesaj” adlı bir konuşma kaydı daha yaptı. Küba Meclis Başkanı Ricardo Alarcon’un da önerisiyle Florida Federal Mahkemesinin kararı açıklanmadan bu mesaj yayınlanmadı.</p>
<p>Bu aşama geçildiği için Küba halkına artık rahatlıkla onurlu bir şekilde çelik gibi bir irade sergileyen kahramanlarımızın mesajını sunabilirim:</p>
<p>Sevgili komutanım</p>
<p>Öncelikle sizi kucaklarım, bize gösterdiğiniz destek için tüm Küba ulusunu ayağa kaldırdığınız, uluslararası dayanışma hareketini yarattığınız için ama en çok da son 13 yıl boyunca takip edebileceğimiz bir öncü ve örnek olduğunuz için teşekkürler.</p>
<p>Bizim için bu görev sizin yaptığınız her şeyin bir devamı niteliğindeydi. Sizin neslinizin Küba halkı ve insanlık için yaptıklarının bir devamı.</p>
<p>Bu mesajı size göndermek beni çok mutlu ediyor, geçici de olsa bir kucaklaşma göndermek beni sevindiriyor. Ancak düşmanlar gerçekten kucaklaşmamızı ne kadar engellemeye çalışırlarsa çalışsınlar başarısız olacaklar. Siz söz verdiğiniz için Küba Beşlisinin geri döneceğini düşünüyorum. Sözünüzün dışında Küba halkı ortaya koyduğu enerjiyle insanlığın iyiliği için kavga etmeye devam ediyor.</p>
<p>Küba halkına ilham veren davana hizmet ediyor olmak bizim için büyük bir onurdur. Senin ve Raul’un açtığı yolda ilerlemeye devam ediyoruz, hiçbir zaman gözünüz arkada kalmasın.</p>
<p>Sizler, Fidel ve Raul bize artık bu yepyeni tehlikelerle dolu aşamada önderlik ediyorsunuz. Karmaşık bir ekonomik bağımsızlık savaşında hayal ettiğimiz toplumu yaratmaya çalışıyoruz. Sizlere Beşliden birer kucaklama getirdim, size her zaman güvendik. Hücrede tek başımızayken bizi tamamen dış dünyadan yalıttılar. Hiçbir şeyden haberimiz yoktu, ama sizin devrimin yolundan ayrılmayacağınıza inancımız tamdı. Devrimin onu koruyanları koruyacağından emindik, bu yüzden de o hep korunacak.</p>
<p>Ayrıca bize atfedilen tüm onurlu eylemleri yapmadığımızı belirtsem de hayatımızın geriye kalan kısmı sizin de verdiğiniz ilhamla davaya adanacaktır. Bize nasıl davranmamız gerektiğini öğrettiniz, bize duyduğunuz güveni boşa çıkartmayacağız.</p>
<p>Şu anda bulunduğum yer kavgaya devam edeceğim yeni bir mevzi sadece ve adalet yerine gelinceye kadar kavgaya devam edeceğim.</p>
<p>Ve Fidel ve Raul son sözüm sizlere; emredin komutanlarım!</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong></p>
<p><strong>17 Ekim 2011</strong></p>
<p><strong>22.35</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/castro-celikten-irade-2569.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro: Çelikten irade</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-celikten-irade-1569.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-celikten-irade-1569.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 15:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Çelikten irade]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro abd]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Küba Beşlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yeni makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Beşlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Rene]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Gonzalez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6027</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro'nun Prensa Latina 'da yer alan " Çelikten irade " adlı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celik-irade.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-6028" title="Fidel Castro: Çelikten irade" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/fidel-castro-celik-irade.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Küba Devrimi lideri Fidel Castro&#8217;nun Prensa Latina &#8216;da yer alan &#8221; Çelikten irade &#8221; adlı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.</h2>
<p>Partinin yayını olan Granma’da ve gençlik dergisi Juventud Rebelde’de iki gün önce 14 Ekim Cuma günü Küba Cumhuriyeti Kahramanı Rene Gonzalez’in Küba halkına hitaben yazmış olduğu mesaj yer aldı. Rene diğer dört yoldaşından yüzlerce kilometre uzaklıktaki hapishanede yıllarca haksız yere tutulduktan 13 yıl sonra salıverildi.</p>
<p>Hiçbir suç işlememiş olmalarına ve aleyhlerine delil bulunmamasına rağmen Yanki adaleti tarafından kendilerine layık görülen ve aslında birer mezardan farksız olan hücrelerinde inançlarından hiçbir kaybetmeden direndiler. Küba Beşlisi, oldukları tarafta oldukları için cezalandırıldılar, tek yanlışları buydu.</p>
<p>Rene, hapisten salıverilmesine rağmen üç yıl boyunca ailesine ve halkına kavuşamayacak. Kendisine dayatılan zalimce kararın verildiği ülke topraklarından ayrılamayacak.</p>
<p>Ülkemizin son dönemde içinden geçmekte olduğu tarihsel dönemin önemini kavrayanlar için Rene’nin sözleri çok anlamlıydı:</p>
<p>“Benim için şimdi yaşamakta olduğum mutluluk, korkunç bir adaletsizlikler silsilesinde açılmış bir parantez sadece. Benim şu anda hapisten dışarı salıverilmem sadece beni yasal yollardan adaletsizce bu şekilde istismar etmelerinin başka yolunun kalmamış olmasındandır. Ancak hala hapiste olan dört kardeşim bulunuyor, onları da kurtarmalı, onların da ailelerine kavuşmasını sağlamalıyız. Onlara şu anda bulundukları, her gün uyandıkları yerden kurtarmalı, ait oldukları yere geri getirmeliyiz, bunun için canımızı dişimize takmalıyız”</p>
<p>“Şu anda bulunduğum yer sadece bir ileri siper benim için. Tam adalet sağlanıp diğer kardeşlerimle beraber Küba&#8217;ya dönünceye kadar savaşmayı sürdüreceğim bir mevzi.”</p>
<p>“Tüm halkımıza, bizi yıllardır savunmayı sürdüren insanlara, üzerimizdeki bilgi ablukasını milim milim ilerleyerek kırmayı başaran binlerce, onbinlerce insana, boyalı basını susturanlara Küba Beşlisi adına şükranlarımı sunarım. Beni en çok bahtiyar eden şey Küba Beşlisi olarak sizi hak ettiğiniz şekilde temsil etmiş olduğumuzdur. Biz aslında Küba Beşlisi değil 50 yıldır direnen Küba Halkıyız. Sizin bu görkemli direnişinizdi bize ilham veren, sizi temsil ettiğimizin farkındaydık ve sizi yüzüstü bırakmadan hak ettiğiniz yere taşımaktı amacımız.”</p>
<p>13 yıl boyunca vahşice ve haksızca uygulanan bir cezaya kahramanca direnen savaşçı Rene’nin samimi ve onurlu sözleri gerçekten çok etkileyici.</p>
<p>İmparatorluğun zorbalığı Küba Beşlisine karşı işlenen haksızlığı artık yalanlarla sürdüremez. Ellerindeki satılmış basın organları istedikleri kadar kahramanlarımızı ABD güvenliğini istismar eden ajanlar olarak tanıtlamaya çalışsın.</p>
<p>Aklıma Elian Gonzalez’in ailesine ve evine dönmesi için halkımızın verdiği ve zaferle sonuçlanan kavga geliyor. Miami’deki Küba karşıtı karşı-devrimci mafyanın baskısına rağmen dönemin ABD Başkanı Bill Clinton yasaları uygulamak için güvenlik güçlerini göreve çağırmak zorunda kalmıştı. Bu grup içinde bulunan vahşi kurtlardan Ileana Ros, bugün ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanıdır!</p>
<p>Kararlılığı ve her türlü zorluğa karşı takındığı kahramanca tavırla Rene Gonzelez’in Küba halkına verdiği mesaj, Küba Beşlisinin ABD tarafından asla teslim alınamadığının en büyük delilidir. Ayrıca bu asil tavır, ülkemize karşı cezalandırma amacıyla uygulanan yasadışı ablukanın teşhir edilmesinin de en önemli yansımasıdır.<br />
Bu sıra dışı vahşice abluka politikası ABD ve İsrail dışındaki tüm Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin oy birliğine rağmen uygulanmaya devam edilmektedir.</p>
<p>Günümüzde Yanki imparatorluğunun kurduğu çatı altında küreselleşen dünyamızda artık hiçbir ülkenin egemenliği ve güvenliği garanti altında değildir. Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler oy birliğiyle Küba’ya karşı uygulanan ablukaya karşı bin kere red oyu verseler veya Filistin halkının devlet olmasına yönelik bir fikir birliği içinde olsalar da eğer bu kararlar imparatorluğun kararlarıyla uyumlu değilse hiçbir hüküm taşımamaktadır.</p>
<p>Ancak ülkemiz ve Devrimimiz siyasetin prensipler üzerinde yapılması durumunda küçük bir egemen ülkenin bile neler yapabileceğinin canlı bir örneğidir. Tüm bilimsel gelişmeler, teknolojik patentler ve zenginliklerin birkaç gelişmiş ülkenin elinde toplanıyor. Eskiden sömürgeci olan bu devletler, diğer devletlerde yağma ve yoksulluğun yayılmasını istemekte.</p>
<p>İmparatorluğa karşı verdikleri uzun mücadelede kahraman Küba halkı iki kez nükleer silahların tehdidini üzerinde hissetti: birincisi 1962 Ekim ayında, ikincisi ise 1988 yılı ortalarında. 1962 yılında Yankilerin topraklarımızı nükleer silahlar için denetleme tehdidine pabuç bırakmadı. 1988 yılında ise Angola’da Güney Afrika ırkçı rejimine karşı yapılan Cuito Cuanavale Muharebesinden sonra Batı tarafından beslenen Güney Afrika Ordusunu püskürttü. İlerleyen Küba ve Angola birliklerine karşı aman dilemek zorunda kalan Batı, Namibya’nın bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı, sonrasında da ırkçı rejimin çöküşü geldi.</p>
<p>Üçüncü Dünya halkları Küba halkının sağlık ve eğitim alanlarındaki özverili dayanışmasının da farkındadır.</p>
<p>Bu durumda Küba’nın terörizme destek verdiği yalanına kim inanır ki?</p>
<p>Bunlar olsa olsa kendi sınırlarından sadece 140km uzakta olan küçük bir ülkeye abluka uygulamanın yanı sıra terör saldırıları düzenleyen bir ülkenin ortaya attığı yalanlar olabilir. Okullarda, parklarda, alışveriş merkezlerinde çıkartılan yangınlar, şeker kamışı tarlalarına atılan fosfor bombaları, fabrikalara atılan patlayıcılar, limanlara, balıkçı teknelerine düzenlenen korsan saldırılar, ülke içine paralı askerlerin çıkartılması bu terör saldırılarının sadece bazılarıdır.</p>
<p>Havaalanlarımızın bombalanmasından sonra Domuzlar Körfezi’ne paralı askerlerin çıkartılması, bunların kıyıda bekleyen ABD Deniz Kuvvetlerine ait gemiler tarafından desteklenmesi ve saldırı sonucu ölen sayısız Kübalı. ABD bu gerçekleri yalanlayabilir mi?</p>
<p>ABD gizli servislerince Küba Devriminin liderine karşı düzenlenen sayısız suikast girişimi, tarımda ve hayvancılıkta ülke ekonomisine darbe vurmak için yayılan virüs ve bakteriler, kıtamızda bulunmayan, sadece Küba’da görülen esrarengiz hastalıklar! Yüz binlerce Latin Amerikalıyı etkileyen ve binlerce masum çocuğun ölmesine yol açan ateşli hastalıklar.</p>
<p>ABD tarafından halklarımıza karşı işlenen suçlar saymakla bitmez.</p>
<p>Yarın devam edeceğim.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong><br />
<strong> 16 Ekim 2011</strong><br />
<strong> 21.05</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-celikten-irade-1569.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidel Castro&#8217;dan Obama&#8217;ya Anlamlı Mesaj</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-obama-utanc-6015.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-obama-utanc-6015.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Oct 2011 15:28:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Castro Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Castro Obama Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Castro Obama Utanç]]></category>
		<category><![CDATA[Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Ruz]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Son Makalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Küba]]></category>
		<category><![CDATA[Küba Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kübalı Kahramanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Obamanın Denetimli Utancı]]></category>
		<category><![CDATA[Washington]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=6015</guid>
		<description><![CDATA[Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun “Obama’nın denetimli utancı” adlı son makalesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-6016" title="Fidel Castro'dan Obama'ya" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/Fidel-2.jpg" alt="" width="540" height="320" /></p>
<h1><strong>Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun “Obama’nın denetimli utancı” adlı son makalesi.</strong></h1>
<p><strong>OBAMA’NIN DENETİMLİ UTANCI</strong></p>
<p>Kübalı anti-terörist Rene Gonzalez’in kendisine yüklenen haksız hapis cezasını çektikten sonra Küba’ya ailesinin yanına dönmesine karşı çıkan Florida Mahkemelerinin Yanki hâkimlerinin kararı bekleniyor olsa da acımasızcaydı.</p>
<p>İçinde masum yolcularla dolu yolcu uçaklarını patlatan CIA ajanları olan Posada Carriles ve Orlando Bosch gibi katilleri yaratan ABD hükümeti haksız yere 13 yıl boyunca hapislerde kötü muamelelere maruz kalan Rene’nin orada kalmasında diretiyor.</p>
<p>ABD’de güya “özgür” bir şekilde üç yıl daha ceza almadan elini kolunu sallayarak gezen katillerin insafına bırakılıyor. Daha uzun süreli ceza alan 3 Kübalı ve iki kez ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış beşinci Kübalı ise hala ABD hapishanelerinde. Dünya kamuoyunda Küba Beşlisine sahip çıkan tepkilere karşı imparatorluğun verdiği cevap bu şekilde.</p>
<p>Eğer olaylar bu şekilde gelişmese imparatorluk imparatorluk olmazdı, Obama da bir aptalı oynamayı bırakırdı.</p>
<p>Tabii ki Kübalı kahramanlar orada sonsuza kadar kalmayacaklar. Dünya çapında ve Amerikan halkının içinde onur, inat ve dayanışma hareketi gelişip büyüyecek ve bu aptalca haksız adaletsizlik sona erecek.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kurumun yeniden yapılandırılması gereği görüşülürken bu çirkin karar gündeme geldi. Bir karar herhalde hiç bu kadar kıyasıya eleştirilmemiştir.</p>
<p>Bolivarcı lider Hugo Chavez Genel Kurula ilk mesajını 21 Eylül günü iletti. Chavez’in ikinci mektubu Başbakan Nicolas Maduro tarafından sütün bir belagatle Genel Kurula aktarıldı. Bu mesajında Chavez, yurdumuza karşı yürütülmekte olan yasadışı ablukayı reddederken yaptıklarından dolayı Küba Beşlisinden intikam almaya çalışanları da lanetledi.</p>
<p>Bu şartlar altında görüşlerimi yazmaya mecbur oldum. Düşüncelerimi konuşmacının-yazarın kelimeleriyle yapmak isterim:</p>
<p>“Kant’ın alaycı bir dille ifade ettiği gibi, mezarlıkların barışı değil bizim aradığımız. Bizim aradığımız uluslararası hukuka gerçekten bağlı bir barış. Ne yazık ki, Birleşmiş Milletler, tüm tarihi boyunca, uluslar arasında barışı tesis etmek ve yaygınlaştırmak yerine, kimi zaman eylemleriyle kimi zaman da vurdumduymazlığıyla en insafsız haksızlıklara destek vermiştir.”</p>
<p>“1945’ten bu yana, savaşlar yeni savaşlar yaratmaktan başka bir işe yaramamıştır.”</p>
<p>“Tüm dünya ülkelerine çağrıda bulunarak şunu yineliyorum: 11 Eylül 2001’den bu yana yeni ve emsali görülmemiş, sonu olmayan bir savaş başlamıştır.”</p>
<p>“İçinde yaşadığımız dünyanın korkunç gerçekliğiyle yüzleşmemiz gerekiyor. [...] Neden sadece Amerika Birleşik Devletleri’dir dünyanın dört bir yanını üsleriyle donatan? Bu denli devasa bir bütçeyi askeri harcamalara akıtmaya neden olan bu korkunun kaynağı nedir? Ülkelerin egemenliklerini hiçe sayarak bunca savaşın fitilini ateşlemesinin nedeni nedir? Uluslararası hukuk nasıl oluyor da ABD’nin yer yüzündeki enerji kaynaklarını kontrol altına almaya ve sömürgen ekonomisini sürdürmesine destek olabiliyor? Niye BM Washington’a dur demiyor? [...] imparatorluk, bu sıfat kendine sunulmadan, kendine hakim sıfatını biçmiş bile [...] bu nedenledir ki emperyalist savaş hepimizi tehdit ediyor.”</p>
<p>“Washington biliyor ki çok kutuplu dünya artık geri dönülmez bir gerçekliktir. Washington’un stratejisi, her ne pahasına olursa olsun, yükselişe geçen ülkeleri durdurmayı içeriyor [...] amaç dünyanın yeniden düzen altına alınmasıdır, bir anlamda yankinin askeri hegemonyasının kuruluşudur.”</p>
<p>“Bu yeni Armageddon’un arkasında ne var? Bunun arkasında, yeryüzünü yeni kar alanları yaratmak için talan eden askeri-mali koalisyonun mutlak gücü yer alıyor. Unutmayalım ki savaş sermayenin “modus operandi”sidir, savaş çoğunluğu mahvederken, tahayyülü güç bir azınlığı zengin etmektedir.”</p>
<p>“Tam da şimdi, dünya barışı büyük bir tehdit altındadır, bu tehdit yeni bir döngüye giren sömürge savaşlarıyla ilan edilmiştir, Libya’da fitili ateşlenmiştir. Hedef, bugünkü mevcut kriz koşullarında, tüketim düşkünlüğünden ve açgözlülüğünden ödün vermeksizin, küresel kapitalist sistemin yenilenmesidir.”</p>
<p>“İnsanlık hayali güç bir yıkımın eşiğinde: Dünya ekolojik yıkıma doğru önlenemez bir biçimde yaklaşmaktadır; küresel ısınma ve ürkütücü sonuçları bunu göstermekte. Ünlü Fransız filozof Edgar Morin&#8217;in işaret ettiği gibi, bunların ekosisteme bakışları [Aztek ve İnka devletlerini yıkarak Amerika kıtasını sömürgeleştiren İspanyol] işgalciler Cortés ve Pizarro&#8217;yu andırıyor [...] Enerji ve besin krizleri yoğunlaşıyor, ama kapitalizm tüm sınırları aşarken kimse ona dokunamıyor.</p>
<p>&#8220;İki defa Nobel ödülü alan ABD&#8217;li ünlü bilimci Linus Pauling, yolumuz aydınlatmaya devam ediyor. Pauling diyor ki: &#8216;Kanımca dünyada askeri güçler ve nükleer bombaların zalim gücünden daha büyük bir güç var &#8211; bu da iyiliğin, ahlağın, insancıllığın gücüdür. Ben insan ruhunun gücüne inanıyorum.&#8217; İnsan ruhunun tüm gücünü harekete geçirelim &#8211; tam zamanıdır. Karanlık güçlerin savaş açmak bahane üretmesini ve Batı sermayesini kurtarmak için savaşları yaymalarının önüne geçeceksek, büyük bir karşı-saldırı başlatmak zorundayız.</p>
<p>&#8220;Savaş çığırtkanları, özellikle de onları destekleyen ve güden askeri-finansal önderliği yenmek zorundayız.</p>
<p>&#8220;Kurtarıcı Simón Bolívar tarafından öngörülen evrensel dengeyi kuralım. Bu denge, kendi sözleriyle, savaşta elde edilemez, ancak barıştan doğar.</p>
<p>&#8220;Latin Amerika için Bolivarcı İttifak (ALBA) üyesi diğer ülkelerle birlikte Venezuela, Libya sorununun barışçıl bir yolla çözülmesi için girişimlerde bulunuyordu. Afrika Birliği de aynısını yaptı. Ancak sonuçta BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin ilan ettiği ve Yanki imparatorluğunun silahlı kanadı olan NATO&#8217;nun hayata geçirdiği savaş yaşandı. [...]</p>
<p>&#8216;Libya vakası&#8217; Batı medyasının yoğun propagandası altında Güvenlik Konseyi&#8217;ne getirildi. Oysa ki bu medya kaynakları Libya hava kuvvetlerinin masum sivilleri öldürdüğüne dair yalan söylemekteydiler, Trablus&#8217;da Yeşil Meydan&#8217;daki büyük medya oyununu saymıyorum bile. Bu önceden hazırlanmış yalanlar dizisi Güvenlik Konseyi&#8217;nin sorumsuzca ve acele biçimde kararlar almasının önünü açtı. Bu da NATO&#8217;nun Libya&#8217;da rejimi askeri yollardan değiştirmesine olanak sağladı.</p>
<p>&#8220;Güvenlik Konseyi&#8217;nin 1973 sayılı kararınca oluşturulan uçuşa kapalı bölge ne oldu? Eğer hava sahası uçuşa kapalıysa, NATO nasıl oldu da Libya halkına karşı 20 bin harekât gerçekleştirdi. Libya Hava Kuvvetleri tamamen yok edildikten sonra da &#8216;insancıl&#8217; bombalamalar devam etti. Bu da Batı&#8217;nın NATO aracılığıyla Kuzey Afrika&#8217;da çıkarlarını tesis etmek ve Libya&#8217;yı sömürgeleştirmek niyetini ortaya koymaktadır.</p>
<p>&#8220;Bu askeri müdahalenin amacı neydi? Libya&#8217;nın zenginliklerine el koyup ülkeyi sömürgeleştirmek. Her şey bu amaca yönelikti.</p>
<p>&#8220;Trablus&#8217;daki Venezuela Büyükelçiliği konutu işgal edildi ve yağmalandı. Bu sırada BM utanmaz bir sessizlik içindeydi.</p>
<p>&#8220;BM&#8217;deki Libya temsilciliği niye &#8216;Geçici Ulusal Konsey&#8217;e verildi? Aynı zamanda Filistin&#8217;in kabulü, hem yasal gerekçeleri hem de BM Genel Kurulu&#8217;nun büyük çoğunluğunun desteği görmezden gelinerek engelleniyor. Venezuela bu noktada Filistin halkına, Filistin davasına ve elbette Filistin&#8217;in BM&#8217;ye üye devlet olarak kabulüne koşulsuz desteğini ilan eder.<br />
“Ve aynı emperyalist tavır Suriye konusunda da tekrar ediliyor.”</p>
<p>&#8220;Bu dünyadaki güçlülerin yasal ve egemen hükümet yöneticilerinin görevlerinden ayrılmasını emretme hakkını kendilerinde görmeleri tahammül edilemez bir durum. Libya’da olan buydu ve aynısını Suriye’de de yapmak istiyorlar. Bunlar, uluslar arası arenada görülebilecek asimetriler ve zayıf uluslara karşı uygulanan kötü muameleler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Afrika kıtasına bakacak olursak BM’nin yapmış olduğu tarihi hatalardan kalbimizi kıran bir örneğe rastlıyoruz: en ciddi haber ajansları son üç ayda 5 yaşın altında 20 ila 29 bin çocuğun öldüğünü rapor ediyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bu sorunla yüzleşmek için gereken şey 400 milyon dolar, bu; sorunu çözmek için olmasa da, Somali, Kenya ve Etiyopya gibi ülkelerdeki sorunlara acil çözüm bulmak için gerekiyor. Tüm kaynaklara göre önümüzdeki aylar sorunun en ciddi olarak görüldüğü Somali de dahil olmak üzere 12 milyon insanın ölmesini engellemek için hayati önem taşıyor.</p>
<p>&#8220;Bu gerçeklik daha kötü olamaz, özellikle de Libya’nın yerle bir edilmesi için ne kadar para harcandığını düşündüğümüz zaman. ABD Kongre üyesi Dennis Kucinich’in cevabı şu şekilde: &#8220;Bu yeni savaş bize yalnızca ilk haftasında 500 milyon dolara mal olacak. Açık ki bunun için finans kaynaklarımız yok ve önemli iç programlara ayrılan fonları kesmek zorunda kalacağız.&#8221; Kucinich’e göre Libya halkına uygulanan zulüm için Kuzey Afrika’da ilk üç haftada harcanan parayla Afrika’da açlıkla mücadele eden on binlerce insan kurtarılabilirdi.&#8221;</p>
<p>&#8220;&#8230;66. BM Genel Konseyi’nin açılış toplantısında Afrika’daki sorun için acil insani yardım çağrısı yapılmamış olması açıkçası pişmanlık verici, bunun yerine Suriye’ye müdahale için zamanın gelmiş olduğundan eminiz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ayrıca son 50 yıldır imparatorluğun tüm şiddeti ve acımasızlığıyla uygulamaya devam ettiği utanç verici ve bir suç unsuru olan Küba karşıtı ablukanın sona erdirilmesi çağrısında bulunuyoruz.”</p>
<p>&#8221; 2010 yılından itibaren, 19 BM Genel Konseyi oylaması Küba karşıtı ekonomik ve ticari ablukanın kaldırılmasından yana bulunarak bu yöndeki evrensel talebi dile getirdi. Tüm duyarlı uluslararası deliller kullanıldığına göre kendi kaderlerini belirlemek ve kendi mutlulukları için mücadele etmek yönündeki kararlılıklarını ortaya koyan Küba halkının asaleti ve cesareti karşısında Küba karşıtı bu tür insafsız eylemlerin, imparatorluğun gösterdiği umursamazlıktan kaynaklandığına inanmak dışında bir seçeneğimiz kalmıyor.”</p>
<p>&#8220;Venezuela olarak Küba halkına karşı uygulanan ablukanın derhal ve koşulsuzca kaldırılmasını ve aynı zamanda yalnızca ABD hükümetinin koruması altında Küba karşıtı yasadışı eylemleri organize ettiği bilenen terörist grupları önleme amacıyla çalıştıkları için ABD’de mahkûm edilen 5 Kübalı terör karşıtı savaşçının derhal serbest bırakılmasını ABD’den talep etmenin zamanının geldiğini düşünüyoruz.&#8221;</p>
<p>“Bizim için çok açıktır ki BM iyileşmiyor ve içeriden iyileşmeyecek. Genel Sekreter, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Başkanları’yla, Libya örneğinde olduğu gibi, savaş kararı alırsa bu organizasyonun şu anki oluşumundan hiçbir şey beklenemez ve reform için daha fazla zamanımız yok.”</p>
<p>“Genel Meclis’in iradesini kasten onaylayamayarak, sırtını ne zaman isterse ülkelerin çoğunluğunun haykırışına dönen Güvenlik Konseyi’nin varlığı dayanılmaz. Eğer Güvenlik Konseyi imtiyazlı üyelerden oluşmuş bir çeşit klüp haline geldiyse Genel Kurul ne yapabilir? Güvenlik Konseyi üyeleri, uluslararası kanunları ihlal ederlerse, Genel Kurulun manevra alanı nerededir?”</p>
<p>“1818’de gelişmeye başlayan yanki emperyalizminden bahseden Bolivar’la açıklarsak, güçlüler hakları ihlal ederken, biz zayıflar kanunlara uyduk. Kuzey kanunları ihlal ederken, yağmalarken ve bizi öldürürken, uluslararası kanunlara saygı gösteren güneyliler, bu biz olamayız.”</p>
<p>“Eğer biz herkes için Birleşmiş Milletleri yeniden kurma yükümlülüğünü üstlenmezsek, organizasyon arta kalan güvenilirliğini yitirecektir. Meşruiyet krizi ta ki BM çökene kadar hızlandırılacak. Aslında bu, onun önceli Milletler Cemiyeti’ne olandır.”</p>
<p>“Çok kutuplu dünyanın barışçıl geleceği bizim sorumluluğumuz. Net söylemek gerekirse dünyadaki insanların çoğunluğunun, bizi yeni bir sömürgecilikten koruması ve evrende dengeye ulaşılması, emperyalizmi ve kibirliliği ortadan kaldıracak.&#8221;</p>
<p>“Bu geniş, cömert ve saygılı çağrı istisnasız dünyadaki bütün insanlara çağrıdır, ama özellikle yakın gelecekte, cesaretle üstlenecekleri göreve çağrılan güneydeki yeni gelişen güçlere yapılmıştır.”</p>
<p>“Latin Amerika ve Karayiplerden bölgelerinde demokrasiyi hâkim kılmaya karar vermiş olan güçlü ve dinamik bölgesel ittifaklar ortaya çıkıyor. Bizi bölen her şeye karşı birleştiren ve dayanışma içine sokacak olan siyasi açılımları yapıyorlar. Bu yeni bölgecilik her türlü farklılığa da açık […] Latin Amerika Halkları için Bolivarcı İttifak ALBA ilerici ve anti-emperyalist hükümetler için tarihsel bir deney olarak yoluna devam ediyor. Uluslar arası kamuoyuna hükmeden yapıya boyun eğmeden ve halkları kardeşçe birleştirerek. Ancak bu gelişmeler ülkelerimizin Güney Amerika Uluslar Birliği UNASUR’u güçlendirmeyeceği anlamına gelmiyor. Bu birliğin amacı Bolivar’ın zamanında “cumhuriyetler ulusu” olarak tanımladığı 12 egemen devleti siyasi bir blok haline getirmektir. Bununla yetinmeyen 33 Latin Amerika ve Karayip ulusu eksiksiz bir katılımla bağımsızlık ve egemenliklerini koruyarak, eşit ve dayanışma içinde uluslar olarak bir araya geliyor. Bolivarcı Venezuela’nın başkenti Karakas önümüzdeki Aralık ayının 2 ve 3’ünde Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğunu (CELAC) kuracak olan Devlet ve Hükümet başkanları toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. ”<br />
Bu derinden mesajlarla Bolivarcı Devlet Başkanı Hugo Chavez’in Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitabı sona eriyor.</p>
<p>AFP Haber Ajansına göre bugün Washington’dan bir haber: ABD Başkanı Barack Obama Çarşamba günü başkan olduğu süre boyunca kayda değer siyasi ve sosyal değişimler yaratıldıkça Küba ile aralarındaki siyaseti değiştireceğini açıklamıştır.</p>
<p>Ne kadar iyi bir adam! Ne kadar da zeki! 50 yıllık ablukanın ve anayurdumuza karşı işlenen sayısız suçun bizi dizlerimizin üzerine çöktüremeyeceğini sonunda anlamış. Küba’da çok şey değişir, ancak bunlar bizim çabamızla değişir, ABD istedi diye değil. Belki de imparatorluğun önce çökmesi gerekir.</p>
<p>Kübalı yurtseverlerin inatçı direnişinin simgesi Küba Beşlisidir. Hiçbir zaman vazgeçmeyecekler! Hiçbir zaman teslim olmayacaklar! Çok kereler yinelediğim Marti’nin sözlerinde olduğu gibi:</p>
<p>“Önce özgür ve zengin bir ülke için çalışacağız, sonra güney ve kuzey denizleri birleşecek, sonunda ise kartal yuvasındaki yumurtadan bir yılan çıkacak.”</p>
<p>Belli ki Florida Mahkemelerindeki hâkim Obama’nın denetimli utancına ışık tutmuş oluyor.</p>
<div id="icerik">
<h4>Fidel Castro Ruz</h4>
</div>
<div> 28 Eylül 2011</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/fidel-castro-obama-utanc-6015.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süper Lig’de Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler&#8230;</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/super-lig-transferin-bilancosu-1452.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/super-lig-transferin-bilancosu-1452.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 08:21:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[En Değerli Oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray transfer]]></category>
		<category><![CDATA[Süper lif yabancı oyuncu sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig Transfer açığı]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig transfer bilançosu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Transfer açığı]]></category>
		<category><![CDATA[Transfer bilançosu]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Oyuncu Sayısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5982</guid>
		<description><![CDATA[Süper Ligde Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler. Spor Toto Süper Lig 10 Eylül Cumartesi günü oynanan karşılaşmalarla perdesini 54üncü kez açtı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/super-lig-transfer-bilanco.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5998" title="Süper Lig’de Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/super-lig-transfer-bilanco.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p><strong>Futbol Ekonomi yazılarıyla futbol dünyasına yön veren sevgili dostum Tuğrul Akşar’ın, &#8220;Süper Lig’de Transferin Bilançosu ve Bazı Acı Gerçekler&#8221; adlı makalesini sizlerle paylaşıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Hareketli Bir Transfer Dönemi Yaşadık</strong></p>
<p>Spor Toto Süper Lig 10 Eylül Cumartesi günü oynanan karşılaşmalarla perdesini 54&#8242;üncü kez açtı.</p>
<p>Süper Lig ekipleri bu sezona transfere yine hızlı ve hareketli girdiler. Her ne kadar geçmiş yılların transfer yıldızı Fenerbahçe, başındaki şike belası nedeniyle bu sene geçmiş yıllara göre çok daha fazla transfer yapmasa da, bu sene yapmış olduğu 58,6 milyon TL’lık transfer harcamasıyla ilk sırada yer aldı. Fenerbahçe’yi 49,2 milyonluk transfer harcamasıyla Trabzonspor izledi.</p>
<p>Şüphesiz bu sene transferde en spektaküler hareketler Galatasaray’dan geldi. Galatasaray geçen sezon kadrosunda yer alan 19 oyuncuyu gönderirken, takımın başına üçüncü kez geçen Fatih Terim 14 yeni oyuncuyu kadrosuna kattı. Bu transfer hareketinde 48,8 milyon TL harcama yapan Galatasaray, 42.1 milyon TL’lık da oyuncu satımından transfer geliri elde ettiyse de, transfer bilançosu 6,7 milyon TL açık verdi.</p>
<p>Bu sezon transfere çok hızlı giren bir başka ekip de, bu sezon ülkemizi Fenerbahçe yerine Şampiyonlar Ligi’nde temsil edecek Trabzonspor oldu. Trabzonspor deneyimli hoca Şenol Güneş’in liderliğinde bu sezona 18 yeni oyuncu alarak başladı ve bunun karşılığında yaptıkları 49,1 milyon transfer harcamasıyla tam 26.2 milyon net transfer açığı verdiler.</p>
<p>Geçen senenin transfer rekortmeni Beşiktaş bu sezona daha az harcama yaparak girmesine karşın, yeterli transfer geliri elde edemediği için 33.6 milyon TL ile en fazla transfer açığı veren kulüp oldu.</p>
<p>Süper Lig’de transferi artıda kapatan beş kulüpten en fazla transfer geliri elde eden kulüp, dörtyüzbin dolarlık maliyeti olan Emmanuel Emenike’yi 20.8 milyon TL’na Fenerbahçe’ye satan Kardemir Karabükspor oldu.</p>
<p>Süper Lig’de transferi artıda kapatan ve en çok geliri elde eden ikinci kulüp Mustafa Pektemek’i 9.2 milyon TL’na Beşiktaş’a, Orhan Şam’ı da 8.1 milyon TL’na Fenerbahçe’ye satan ve bu şekilde 17.3 milyon TL’lık transfer gelirine ulaşan Gençlerbirliği oldu.</p>
<p><strong>Spor-Toto Süper Lig Transfere En Çok Para Harcayan 6. Lig Durumunda</strong></p>
<p>Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere Spor Toto Süper Lig Avrupa’da transfere en çok para harcayan altıncı lig konumunda yer alıyor. Bu sezon transfere en çok parayı geçen yıl olduğu gibi bu sezonda da yine İngiliz Premier Lig’in harcamış olduğu görülüyor. Premier Lig toplam 558 milyon Euro’ya ulaşan bir transfer harcaması yaparken, Süper Ligimizin harcaması ise 107 milyon Euro civarında. Buna karşın Süper Lig’in oyuncu satımından elde olunan gelirde ise 89.2 milyon Euro’luk gelirle Avrupa’nın en fazla gelir elde eden sekizinci ligi durumunda olduğunu burada belirtelim.</p>
<p><strong>Avrupa’da ilk 10 Lig’de Transfer Harcamaları Gelir Durumu</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-harcamalari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5984" title="Transfer Harcamaları Gelir Durumu" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-harcamalari.jpg" alt="" width="542" height="216" /></a></p>
<p>Süper Lig’in transfer bilançosuna baktığımızda, Süper Lig 17.8 milyon Euro’luk transfer açığı ile Avrupa’da transfer bilançosu açık veren 10 ligden birisi olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Süper Lig 41.2 milyon TL Transfer açığı Verdi</strong></p>
<p>Süper Lig ilk kez bu sene en fazla transfer geliri elde edilen bir sezona merhaba dedi. Başta Galatasaray’ın Arda’yı 27,8 Milyon TL’na Atletico Madrid’e, Fenerbahçe’nin de 23.2 Milyon TL’na Emmanuel Emenike’yi Spartak Moskova’ya, Andre Santos’u 16.2 milyon TL’na Arsenal’a, Mamadou Niang’ı 17.4 Milyon TL’na Al Sadd’a ve Diego Lugano’yu da 6.9 milyon TL’na Paris Saint Germain’e satarak ilave transfer geliri elde ettiklerini görüyoruz. Süper Lig ekipleri bu sezon toplam 248.3 milyon TL transfer harcaması yaparken, 207 milyon TL’ da transfer geliri elde ettiler.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Özellikle çok sayıda yabancı oyuncunun yüksek maliyetle transfer edilmesine karşın, transfer gelirimizin düşük olması, Türk futbolunun “cari açığını” giderek artırıyor.</strong></p>
<p><strong>Süper Lig 2011-12 Transfer Bilançosu</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-bilancosu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5985" title="Transfer Bilançosu" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/transfer-bilancosu.jpg" alt="" width="545" height="362" /></a></p>
<p><strong>Her İki Liradan Bir Lirasını Yabancı Transferine Harcadık</strong></p>
<p>Süper Lig yapmış olduğu 64 yeni yabancı oyuncu için 133.766.000 TL harcama yaparken, bunun karşılığında 93.808.000TL’lık da yabancı oyuncu satımından gelir elde etmiş durumda.</p>
<p>Süper Lig’in toplam transfer harcamasının %53.8’i, yani 133.7 milyon TL’lık kısmı yabancı oyuncu transferine giderken, yabancı oyuncu satımından elde olunan gelirlerin toplamı ise toplam transfer gelirinin %28,8’ine ulaşmış görünüyor.</p>
<p><strong>Kısacası, Süper Lig’de takımlarımızın transfere harcadığı her iki liradan bir lirası yabancı oyuncu transferine gitmiş durumda.</strong></p>
<p>Bu sezon kulüplerimizin yabancı oyuncu transferine bakıldığında ise; kulüplerimizin bu sezon 64 yabancı oyuncu transferi yaptığı görülüyor. Bu sayı 2011-12 sezonunda transfer edilen toplam oyuncu sayısının yüzde yirmi dördüne karşılık geliyor. Yani transfer edilen her dört oyuncudan birisi yabancı oyuncu konumunda. Bu transferlerle Süper Lig’de yabancı oyuncu sayısı 174’e ulaşmış durumda. Bugünkü haliyle Süper Lig’de oynayan yabancı oyuncu sayısı toplam oyuncu sayısının yüzde otuz beşini oluşturuyor. Geçen sezon bu oran yüzde 28’di.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Yabancı oyuncu sayısının Süper Lig’de giderek artması, yerli yeteneklerimizin forma bulma şansını giderek azaltıyor. Bunun olumsuz yansımasını ise milli takımın gerileyen futbolunda görüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Yurtdışından Yaşlı Oyuncu Transfer Ediyoruz!</strong></p>
<p>Bu sezon itibariyle Süper Lig kulüplerinin yaptığı 64 yabancı oyuncu transferi sonucunda Süper Lig’de top koşturan yabancı oyuncu sayısı 174’e ulaşmış durumda. Yabancı oyuncu sayısının toplam oyuncu sayısına oranı ise %34.5 düzeyinde.</p>
<p>Süper Lig’de oynayan yerli ve yabancı oyuncuların ortalama yaşlarına bakıldığında, Süper Lig’de yer alan 174 yabancı oyuncunun yaş ortalaması 26,5 civarındayken, yerli 337 oyuncunun yaş ortalamasının 24,8 civarında olduğu görülüyor. Buradan çıkartılabilecek en önemli sonuç: Takımlarımızın genellikle yurtdışından daha yaşlı oyuncu transfer ettiğidir. Şüphesiz ki, bunun çok önemli nedenleri olabilir ama bu durum “yaşlı yabancı oyuncu” gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p><strong>Süper Lig’de Yerli Ve Yabancı Oyuncu Sayıları</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/yerli-yabanci-oyuncu-sayilari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5986" title="Yerli Yabanci Oyuncu Sayilari" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/yerli-yabanci-oyuncu-sayilari.jpg" alt="" width="545" height="625" /></a></p>
<p>Yukarıdaki tabloya göre en yaşlı oyuncuları kadrosunda bulunduran kulüpler olarak ilk etapta gözümüze çarpanlar: Karabükspor, Antalyaspor, Eskişehirspor ve Galatasaray.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Yurtdışından yaşlı ve kariyerinin sonuna gelmiş oyuncu transfer ediyoruz. Bu nedenle genç yeteneklerimizin önünü kesiyoruz.</strong></p>
<p><strong>Süper Lig’de En Değerli Yabancı Oyuncular Dört Büyüklerde</strong></p>
<p>Süper Lig’de top koşturan en pahalı bonservis bedeline sahip 13 oyuncu dört büyük kulüpte yer alıyor. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’da yer alan bu oyuncuların toplam bonservis bedelleri 297 milyon TL’na ulaşıyor. Bu oyuncuların yaş ortalaması ise 28,1 civarında görünüyor.</p>
<p><strong>Süper Lig’de En Değerli Oyuncular</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/en-degerli-oyuncular.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5988" title="Süper Lig 'de En Değerli Oyuncular" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/en-degerli-oyuncular.jpg" alt="" width="542" height="293" /></a></p>
<p><strong>Transferden Aslan Payını Üç Büyükler Alıyor</strong></p>
<p>Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sezon yapılan transferlerde de yine aslan payını üç büyük kulüp almış durumda. Buna göre Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin toplam transfer harcamaları 143.886.400 TL’na ulaştı. Üç büyüklerin bu sezon transfere harcadıkları para, Süper lig transfer harcamalarının yüzde elli sekizini oluşturuyor. Bu tutar ve yüzde rekabetçi dengenin büyükler lehine haksız rekabet üstünlüğü olarak yansıdığını bize gösteriyor.</p>
<p>Diğer iki şampiyon Kulüp Trabzonspor ve Bursaspor’u da üç büyüklere eklediğimizde, bu beş takımın transfer harcamaları toplamı 216.734.000 TL’na ulaşıyor. Bu tutar, Süper Lig transfer harcamalarının %87’sini oluşturuyor. Bu durumda, Süper Ligde rekabetçi dengenin, dengede rekabeti sağlamaktan uzak olduğunu gözlemliyoruz.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: transfere en çok parayı harcayan kulüplerin aynı zamanda Süper lig’in en borçlu kulüpleri olduğunu da dikkate aldığımızda, transfer konusunda kısa süre içinde mutlaka bir düzenlemeye gidilmesi gerektiği açıkça görülüyor.</strong></p>
<p><strong>Her Üç Yabancıdan Birisi Oynuyor</strong></p>
<p>2010-11 sezonu verilerine göre geçen yıl Süper Lig’de yer alan takımlar kadrolarında tuttukları yabancı oyuncuların sadece %30’unu oynatmışlar. Bir başka ifadeyle kulüpler ellerindeki her üç yabancı oyuncudan sadece birini ilk on birde değerlendirmişler. Bir sezon boyunca oynayan yabancı oyuncu yüzdesi ise %35 civarında gerçekleşmiş.</p>
<p><strong>Buradan çıkan sonuç: Transfer edip kadromuzda tuttuğumuz yabancı oyuncuları verimli olarak kullanmıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Hatalı Transfer Politikası Türk Futbolunu Başarısızlığa Mahkum Ediyor</strong></p>
<p>Bugün Türk futbolunun içinde bulunduğu en önemli finansal sorunların ana kaynağını “hatalı transfer politikaları” sonucu oluşan kümüle zararlar oluşturuyor. Son on yılda kulüplerimizin yapmış olduğu transfer harcamalarının toplamı 2.5 milyar TL’na ulaşmış durumda. Bu transferlerin yüzde seksenbeşini de yabancı oyuncu transferleri oluşturuyor. Bu transfer harcamalarına karşın aynı dönemde sattığımız oyunculardan elde ettiğimiz transfer gelirlerimiz ise 240 milyon TL civarında. Yani toplam harcamalarımızın ancak yaklaşık yüzde onluk kısmını buradan karşılayabilmişiz. Geri kalan ise Türk futbolunun “cari açığı”dır ve bu açık hızla ekonomide olduğu gibi Türk futbolunu tehdit ediyor. Özellikle izlenen yanlış transfer politikalarının kaçınılmaz sonucu kendisini kulüplerin finansal tablolarında somutluyor. Çok ciddi zararlara yol açıyor. Hatalı transferler kulüplerin kaynaklarını eritiyor.</p>
<p>Buna bağlı olarak futbol kulüplerimiz <strong>1) İşletme sermayesi açığı, 2) Öz kaynak açığı ve 3) Likidite açığı veriyor.</strong> Bu üç açık sonuç olarak, futbol kulüplerimizin mali yapılarında tedavisi mümkün olmayan hasarlara yol açıyor. Bu olumsuzluk, kulüplerin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını karşılamakla yetersiz kalmasına; bu nedenle faaliyetlerinin finansmanında hızla yabancı kaynağa özellikle de banka kredilerine yönelmek durumunda kalmalarına neden oluyor. Bu bağlamda <strong>bugün dört büyük kulübün banka borçları toplamı 1.5 milyar TL’na ulaşmış durumda.</strong></p>
<p><strong>Süper Lig Yabancı Çöplüğüne Dönmüş Durumda</strong></p>
<p>Transferde herhangi bir kısıt bulunmaması transferin kalitesini olumsuz etkiliyor. Genellikle yaşlı ve kariyerinin sonuna gelmiş oyuncuların son duraklarının Türkiye olması, kulüplerin salt parasal kaygılar içinde hareket ederek, bu konuda selektif bir politika izlememeleri, bir yandan kulüplerimizi maddi sıkıntıya sokarken, diğer taraftan Süper Lig’i adeta bir yabancı oyuncu çöplüğüne dönüştürüyor. Bu ise altyapıdan yerli ve yeni oyuncu gelmesinin önünü kesiyor. Altyapıdan yetenekli oyuncuların yeterince çıkmaması ve yetenekli Türk oyuncuların yeterince kadro şansını bulamamaları, uzun vadede Türk futbolunun sportif rekabet gücünü düşürüyor, Avrupa’da ve Dünya’da irtifa kaybetmesine neden oluyor. Milli Takımımızın futbolunun gerilemesine yol açıyor. Nitekim milli takımlar bazında performansımıza bakıldığında FIFA sıralamasında 2000 yılının gerisinde kaldığımızı görüyoruz.</p>
<p><strong>Süper Lig’de Rekabetçi Denge Bozuluyor</strong></p>
<p>Hatalı transfer politikalarının bir başka olumsuz sonucu da; transferin Süper Lig’de haksız ve dengesiz rekabetin artmasına ortam hazırlayan bir yapı içinde olmasıdır…Yapılan transferlerin yüzde seksen yedisinin beş kulüp tarafından gerçekleştiriliyor olması Süper Lig’de kulüp kadrolarının kalitesi konusunda ciddi uçurumlara yol açıyor. Özellikle transfer pastasında aslan payını İstanbul triosunun yüzde elli yediyle alması kaynakların dengesiz dağıtıldığını ve kulüpler arasında ciddi gelir dağlımı dengesizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu ise Süper Lig’de rekabetçi dengenin, dengede rekabeti sağlamaktan uzaklaşmasına neden oluyor. Bunun orta ve uzun vadedeki kaçınılmaz sonucu ise futbol kalitemizin düşmesi ve rekabet gücünün yitirilmesi olarak gerçekleşiyor. Bu nedenle de transfer politikalarının hızla gözden geçirilmesi ve buna ilişkin sıkı düzenlemelerin futbol otoritesi tarafından yapılması gerekiyor.</p>
<p>Bu konuya çözüm önerilerimizi ise bir başka yazıda ele alacağız.</p>
<p><strong>Tuğrul AKŞAR/ 12 Eylül 2011</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/super-lig-transferin-bilancosu-1452.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazlı Dekoderler II- Decoder Beşiktaş&#8217;ı Kurtaramaz</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gazli-decoderle-besiktas-45699.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gazli-decoderle-besiktas-45699.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 15:43:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akaretler]]></category>
		<category><![CDATA[Özkaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Özkaynak düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş yabancı sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bilanço]]></category>
		<category><![CDATA[Bilanço gelir tablosu]]></category>
		<category><![CDATA[Decoder]]></category>
		<category><![CDATA[Decoder Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Dekoder]]></category>
		<category><![CDATA[Demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Finansal Fair Play]]></category>
		<category><![CDATA[Gazlı Decoderler]]></category>
		<category><![CDATA[Lyon]]></category>
		<category><![CDATA[Porto]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Kuper]]></category>
		<category><![CDATA[TFF]]></category>
		<category><![CDATA[uefa]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demirören Beşiktaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5916</guid>
		<description><![CDATA[NoatSamisa Blogundan Gazlı Dekoderle ile ilgili yorum sonrası Kerem Akbaş isimli sağduyulu bir Futbolsever arkadaşımızın Beşiktaş gerçegiyle ilgili yazdığı yazı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #333399;"><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/yildirim-demiroren-decoder-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5965" title="yildirim-demiroren-decoder-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/yildirim-demiroren-decoder-hT2.jpg" alt="Beşiktaş, Yıldırım Demirören ve Gazlı Decoderler" width="540" height="300" /><br />
</a><br />
Gazlı Dekoderler II</strong></span></h1>
<p><span style="color: #333399;"><strong><a title="Gazlı Decoderler I" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm">NoatSamisa Blogundan </a></strong><strong><a title="Gazlı Decoderler I" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm">Gazlı Dekoderle </a>ile ilgili yorum sonrası Kerem Akbaş isimli sağduyulu bir Futbolsever arkadaşımızın Beşiktaş gerçegiyle ilgili yazdığı yazı&#8230;&#8230;</strong></span></p>
<h1><strong>Decoder Beşiktaş&#8217;ı Kurtaramaz/ Muhasebe 101</strong></h1>
<p><strong>Noat Samisa&#8217;nın zihin açıcı bu yazısını okuduktan sonra sürekli ertelediğim çalışmayı kelimelere dökmeye karar verdim.</strong></p>
<p>Öncelikle ağır finansal veriler ve rakamlar içerdiğinden konun özetini son paragrafta bulabilir bu işle ilgilenmeyenler. Şimdi bu girizgahtan sonra Özkaynak ile işe başlayalım.</p>
<p><strong>* ÖZKAYNAK DÜZEN(SİZLİĞİ)</strong></p>
<p>Benim bu takıma gönlümü kaptırdığım dönemin en büyük övünç kaynağı Özkaynak düzeniydi. Altyapıdan gelmiş, Beşiktaş kültürünü almış futbolcuların sinerjisi karşısında kupaların Akaretlere gelmesine kimse şaşırmıyordu.</p>
<p>Bir başka Özkaynak kavramı işe Beşiktaş&#8217;ın bir takım olmanın yanında Borsa&#8217;da ticari bir işletme olarak işlem görmesi ile başladı. Şu Beşiktaş&#8217;ı yabancı sorunundan kurtarmasına rağmen takdir almayan Hüsnü Güreli önderliğinde yapılan bu işlemler silsilesi sonunda artık Beşiktaş alınıp-satılabilen metaya dönüştü.</p>
<p>Borsa&#8217;ya kote olmanın en büyük sorumluluğu mali tabloların açıklanmasıdır.Ve yakında gelencek olan ve büyük balıkların küçük balıkları yemesine düzenleme getirecek olan Finansal Fair Play ile TFF bünyesindeki tüm kulüpler bu mali verileri en azından federasyon ve UEFA ile paylaşmak durumunda kalacaktır.</p>
<p>Bu mali tabloların temelini bilanço ve gelir tablosu oluşturur. Bilanço bir işletmenin ticari varlıklarını yani sahip olduklarını ve bunlara sahip olmak için katlandıklarını gösteren bir tablodur. Mali değer sahip bir varlığı edinmek için iki yol vardır.Borç almak yada özkaynak kullanmaktır.</p>
<p>Bilançonun temel ilkesi &#8220;eşitliktir&#8221;. Yani varlıklarınız, borçlarınızın ve özkaynağınızın toplamına eşit olmalıdır. Bunun formülüze edilmiş şekli şu şekildedir.</p>
<p><strong>VARLIKLAR=BORÇLAR+ÖZKAYNAKLAR</strong></p>
<p>Yani varlıklarınızın hepsini satıp borçlarınızı ödediğinizde elinizde kalan öz kaynaktır. Gelin görün ki Beşiktaş bugün Quaresma&#8217;dan, Ümraniye Tesislerine, Fulya Rezidanstan, BJK TV ye heşeyini satsa bile borçlarını ödeyemiyor. Aslında bir şirketin ne kadar kötü yönetildiğini göstermek için yazıyı burada bitirmek yeterli ama söylenecek daha çok şey var.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/oz-kaynak.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5917" title="Öz Kaynak" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/oz-kaynak.jpg" alt="" width="400" height="257" /></a><br />
Özkaynak değişim grafiğinde görüldüğü gibi 2007 Mayıs ayında Beşiktaş&#8217;ın kendine ait 15mio TL&#8217;si varken, 2011 Mayıs ayında 201mio TL&#8217;lik bir çöküş söz konusu. Peki nereye gitti bu paralar?</p>
<p><strong>* VARLIK KAYNAK DENGESİZLİĞİ</strong></p>
<p>Bilanço bisiklet sürmek gibidir. Dengede olmalısınız. Beşiktaş&#8217;ın özkaynaklarını böylesine azalmasının bilançoda bir karşılığı olmalı. Ya varlıklarınız artmalı ya da borçlarınız azalmalı. Peki Beşiktaşta durum ne?</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/bilanco-ozet.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5918" title="Bilanço Özet" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/bilanco-ozet.jpg" alt="" width="534" height="205" /></a><br />
İşte durum. Beşiktaş&#8217;ta varlıklar 2010 Mayıs ayına kadar artıyor. Bu artışlar Mayıs 2009 a kadar bir nebze olsun borçlanma ile karşılanıyor ve özkaynaklar belli bir bant aralığında seyrediyor ancak kamyonun freni bu tarihten sonra boşalıyor ve duvar karşı seyir başlıyor.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/varlik-kaynak.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5920" title="Varlık Kaynak" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/varlik-kaynak.jpg" alt="" width="400" height="266" /></a></p>
<p>Son yıl varlıklar keskin şekilde düşerken, borçlanma artarak sürüyor.</p>
<p><strong>* GELİRLERİ ARTIRAMAMAK</strong></p>
<p>Beşiktaş&#8217;taki bu resmin asıl sebebi gelir çeşitlemesinde çaresiz kalmak ve sırtını Digitürk&#8217;e yaslamak. Çünkü Beşiktaş her sezon hanesine zarar yazıyor ve bu zararı ve önce özkaynaklarından, yetmediği yerde ise borçlanarak ödüyor. İtibar olarak her türlü kredibiliteye sahip olmanın avantajı ile sürekli borçlanıp gelecekteki gelirlerini temlik edebiliyor. Beşiktaş&#8217;ın gelecek 2 sezonda gelecek Yayın Gelirlerinin gideceği yer aşağı yukarı şimdiden belli. O yüzden Beşiktaş&#8217;ın kurtuluş için dekoderden fazlasına ihtiyacı var.</p>
<p>Gelir artırmak konusunda Beşiktaş&#8217;ın hiç bir şey yapdığını görmek için aşağıdaki gelir kalemlerini incelemek yeterli. Bu kalemleri Noat Samisa fonksiyona göre gruplandırmıştı yazısında. Ben bu fonsiyonların detaylarını da ekledim.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5921" title="Gelir" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir.jpg" alt="" width="400" height="249" /></a><br />
Bu tablonun anlattığı şey, yayın gelirlerinin Türk futbolunda kulüpleri ağustos böceğine dönüştürdüğüdür.Bu kalemleri tek tek incelediğinizde göreceksiniz TV Yayın giderleri haricindekileri artırmak için ciddi anlamda sportif başarı ve pazarlama stratejisi gerektirmektedir. UEFA Katılım gelirleri için öncelikle liginizde şampiyon ya da 2. olmalısınız ki ŞL&#8217;ne gidesiniz. Kombine kart gelirleri %300 zamma karşı son 3 senede %62 artmış. Maç hasılatları ise toplam gelir içinde %4-%7 bandında gidip geliyor. Yani iyi günde kötü günde taraftar kulübe bilet alarak %5 gibi bir gelir sağlıyorlar. Bu %5 içinde kombine gelirleri yok. Kombine eklendiğinde bu oran %15-%20 arasında gidip geliyor.Yani kulübün kombine gelirlerini artırmak için yaptığı tek şey zam yapmak. Bu zam karşısında Stad için yaptığı harcamalara baktığımızda 2,2mio TL&#8217;den 3mio TL&#8217;ye çıktığını görüyoruz. Bunun anlamı stad için para harcanmadığı ve taraftarın konforunun hiç bir şekilde düşünmediği. Bu stad için yiyecek-içecek alanlarının ihale fiyatlarını, uzun vadede geliri düşürmekte.</p>
<p>Beşiktaş Şampiyon Ligine katıldığı senelerde gelirini %35 ila %50 oranında artırmakta. Gruplardan bir adım ötesinin uçurum olduğu takımımız için Şampiyonlar Ligi geliri bu kadar hayatı iken her sezon 2.tur, çeyrek final zorlayan yabancı takımlara hem maddi hem de futbol anlamında ulaşmak neredeyse imkansız hale geliyor.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir-grafik.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5923" title="Gelir Grafik" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir-grafik.jpg" alt="" width="400" height="286" /></a><br />
Bir transfer klişesi haline gelen forma satışları ile maliyetini çıkartmak Beşiktaş için oldukça zor. Lisanslı ürün satışlarından sağlanan gelir 3 yıldır aynı seviyede. Ama bu süreçte Quaresma, Guti, Simao gibi yıldızlar takıma katıldı. Ürün fiyatlarının her sene %20 oranında arttığı düşünürsek gelir sabit ise satış adedi düşmüş demektir. Yani bir transfer klişesi Beşiktaş&#8217;ın mali tabloları sonrasında tarihteki yerini alıyor.</p>
<p>Ayrıca sponsorluk gelirleri Ticari Gelirlerde oldukça yüksek bir yer tutuyor.Gelirin %13&#8242;ünü sponsorlardan elde etmek takdir edilecek bir başarı bu başarısızlık içinde ama gerçek anlamda bir başarı olup olmadığını anlamak için Fenerbahçe ve Galatasaray&#8217;ın sponsorluk gelirlerini incelemek daha sağlıklı sonuç verecektir.</p>
<p>Gelirler için özet geçersek; Beşiktaş gelirini sadece yayın ihalesi ile artırıyor ve geliri artırmak için fark yaratan ürünler yaratmaktansa zam yapmayı tercih ediyor.</p>
<p><strong>* GİDERLERİ AZALT(AMA)MAK</strong></p>
<p>En basit bakkal hesabı ile Kar=Gelir-Gider.<br />
Beşiktaş gibi geliriniz elinizde olmadan artıyorsa ve siz bunu değiştiremiyorsanız, kar etmek için değiştirmeniz gereken şey giderlerinizdir. Giderleri azaltmakta bir nevi kar artırıcı bir eylemdir. Türkiye&#8217;de gider azaltma kavramı &#8220;işçi çıkartmak&#8221; olarak tezahür eder.</p>
<p>Beşiktaş&#8217;ın giderlerinin özetini aşağıdaki şekilde bulabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/giderler.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5924" title="Giderler" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/giderler.jpg" alt="" width="400" height="162" /></a></p>
<p>Öncelikle 2010-2011 sezonunun en büyük gideri toplam giderin %59&#8242;u ile futbolcu ve teknik ekip ücretleri, bunu %16 futbolcu itfa payları izliyor. Futbolcu itfa payları gerçekte bir para çıkışı olmasa da futbolcuların sözleşmesinin süresine göre Bosman kuralı gereği bedelsiz gitmelerinden kaynaklı bir değer kaybı. Örneğin Quaresma&#8217;yı almak için 10mio TL ücret ödediniz ve 5 yıllık sözleşme yaptınız. Q7&#8242;yi defterlerinize 10mio olarak kaydediyoruz. Artık Q7&#8242;nin 5 yıllık hakları bizim elimizde. Yıllık 2Mio TL&#8217;ye geliyor ve her sezon sonunda Q7&#8242;nin değeri 2Mio TL değer kaybediyor, taki sözleşmesi bitip bedelsiz takımdan ayrılana kadar.</p>
<p>Quaresma, Guti ve Simao gibi yıldızların gelmesi ile Lisanslı ürün satışlarında bir değişme olmazken gider kaleminde %38 oranında bir artış ortaya çıkmış. Sahada takıma verdikleri ve vermedikleri bu yazının konusu olmasa da gazete sayfaları kriterinde başarılı transferler olacaklar gibi görünüyor.</p>
<p>Futbolcu satış zararları kalemi de tüm giderlerin içinde %9&#8242;luk paya sahip. Bu kalemin Beşiktaş&#8217;ın transfer politikasının en güzel özeti olduğu ortada.<br />
Ayrıca unutmamak gerekir ki bu giderler sadece futbol takımının giderleri. Yani operasyon giderleri, faiz giderleri bu giderlerin içinde değil.</p>
<p>Beşiktaş&#8217;ın şu andan itibaren gelir artırıcı yapamıyorsa gider azaltıcı önlemler alması gerekiyor yoksa tutacak bir takımımız olmayabilir.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir-gider.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5925" title="Gelir Gider" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir-gider.jpg" alt="" width="400" height="262" /></a><br />
Yukardaki grafikte, Beşiktaş&#8217;ın 5 yıllık, normalde Kar/Zarar diye adlandırılan ama Kar olmadığı için Zarar Tablosu olarak adlandırılan özeti var. Sayın Demirören ve ekibi Zarar&#8217;da dur durak bilmiyor. Ve Beşiktaş&#8217;a verdiği zararı açıkça gözler önüne seriyor.</p>
<p>Aşağıdaki özet gelir tablosu ise yukardaki grafiği daha ne anlatıyor. Özellikle son sezonda artan finansman maliyetlerinin nedeni dediğimiz gibi Özkaynakların eksiye düşmesi ve borçların döndürülemez hale gelmesinden kaynaklanıyor. Benim basit analimiz de bile ortaya çıkan durum bankalar tarafından daha detaylı analiz ediliyor ve döşene bir tekmede mottosu ile yüksek faiz ile kredilendiriliyor. Böylece borcu ödemek için alınan borç daha da büyük borcu doğuruyor. Bu süreçte yıldız futbolcular ile de yüksek taahütlere girince iş arap saçına dönüyor.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir-tablosu-mini.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5927" title="Gelir Tablosu Mini" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/gelir-tablosu-mini.jpg" alt="" width="400" height="108" /></a></p>
<p><strong>* BEŞİKTAŞ OYUNU ADİL OYNAYABİLECEK Mİ?</strong></p>
<p>Bilindiği gibi Avrupa&#8217;da futbolun patronu Platini&#8217;nin önderliğinde geliştirilen Finansal Fair Play (FFP) ile kulüplerin mali yapısına çekidüzen verilmek isteniyor.</p>
<p>Özellikle petrol kuyusundan çıkan kara paranın yeşil sahadaki gölgesini kaldırmak için düzenlendiği söylenen bu yeni yapıda büyük yaptırımlar bulunuyor. Kriterler ise aşağı yukarı şu çekilde.</p>
<p>1. Futbol takımının giderleri gelirlerini aşamayacak<br />
2. Son üç yıllık toplam gider, son 3 yıllık toplam geliri en fazla 5 milyon euro aşabilecek (2015&#8242;e kadar 45 milyon euroya kadar izin var, 2018&#8242;e kadar 30 milyon, 2018&#8242;den sonra maksimum zarar 5 milyon olabilecek)<br />
3. Gelirler hesaplanırken stad gelirleri, yayın hakları, sponsorluk gelirleri, futbolcu satışı gelirleri hesaba katılacak, parasal olmayan gelirler ve futbol dışı gelirler sayılmayacak.<br />
4. Hiçbir futbolcuya, klübe ya da yasal otoriteye vadesi geçmiş borç bulunmayacak.<br />
5. Özsermayenin negatife düşmesine izin verilmeyecek.<br />
6. Futbolcu maaş, ücret ve primleri, toplam gelirin %70&#8242;ini geçemeyecek.<br />
7. Toplam borç, toplam gelirin %100&#8242;ünü geçemeyecek.</p>
<p>Daha gördüğünüz gibi analize başlamadan 5. madde de takılıyoruz. Kulübün hisselerinin bir kısmının daha halka açılması ve buradan gelen gelirin Özkaynaklara eklenerek bu sorunun çözelmesi muhtemel.</p>
<p>Beşiktaş&#8217;ın giderleri son 5 sezondur gelirlerinin üstünde daha önce söylediğimiz gibi. 2. madde için küçük bir uygulama yaparsak bakalım sonuç ne olacak?</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ffp.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5928" title="FFP" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ffp.jpg" alt="" width="373" height="116" /></a></p>
<p>Finansman ve Faaliyet Giderleri Dahil verilerdir. 2011-2008 yılları arası.<br />
FFP&#8217;nin belki de en zayıf halkası Sponsorluk gelirlerinin sisteme dahil edilmesi olacak. Böyle bir durumda Sayın Demirören cebinden para verip kulübü borçlandırmayacak ama kulübe sponsorluk adı altında para akıtacabilecek. Ayrıca sponsorluk sözleşmesine koyduğu bir madde ile sözleşmenin bitmesine az bir süre kala kulüp tarafından sözleşme tek taraflı fesh edilip sponsor firmaya tazminat ödebiletecek.</p>
<p>6. maddeyide incelemekte yarar var. Aşağıdaki tablo sezonluk ücretler ve o sezon elde edilen gelirler bulunuyor. Bu veriler ışında baktığımızda geçtiğimiz sezon FFP yürülükte olsaydı Beşiktaş bu maddeyede takılacaktır.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ucret-gelir.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5929" title="Ücret Gelir" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ucret-gelir.jpg" alt="" width="400" height="83" /></a></p>
<p>Sözün özüne gelirsek. Sayın yöneticilerimiz dekoder alın demekte son derece haklı. Noat Samisa zaten yazdı bunları. Beşiktaş özelinde şunu söylebilirim ki;</p>
<p><strong>&#8220;Sayın Demirören bu gün decoder alın diyebileceğiz bir taraftar gurubuna sahipsiniz ancak kulübü bu şekilde yönetirseniz, oğlunuz başkan olduğunda &#8220;decoder alın&#8221; diyecek taraftar bulamayabilir. Çünkü çocukların Beşiktaş&#8217;lı olması için hiç bir şey yapmıyorsunuz. Yeni decoder satmak için daha çok taraftara ihtiyacınız olacak ve bu yönetim anlayışınız ile pek çok çocuğun tercihi üzülerek ve maaselef görüyor ki hayal ettiğiniz noktadan çok daha farklı.&#8221;</strong></p>
<p>Futbol sadece futbol mudur değil midir bilinmez ama bu mottonun sahibi Simon Kuper Futbolun Şifrelerinde futbol işini ticari anlamda aptallık olarak nitelendiriliyor. O futbol işinden kar edilemeyeceğini ancak Porto, Lyon gibi kulüplerin ender olarak bu işten kar sağlayabileceğini anlatıyor. Biz karı geçtik en azından ligde kalacak kadar zarara razıyız.</p>
<p>Sabrınız için teşekkürler&#8230;</p>
<p><strong>Kerem Akbaş</strong></p>
<p><strong><a title="Gazlı Decoderler Yıldırım Demirören" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm">NoatSamisa Blog&#8217;daki Gazlı Decoderler ile ilgili yazı için</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gazli-decoderle-besiktas-45699.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazlı Dekoderler I</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 15:39:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş bilançosu]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş gelir Tablosu]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş'ın Mali durumu]]></category>
		<category><![CDATA[CL geliri]]></category>
		<category><![CDATA[Dekoder]]></category>
		<category><![CDATA[Dekoder almak]]></category>
		<category><![CDATA[Deloitte]]></category>
		<category><![CDATA[Demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Financial Fair-Play Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Gazlı Decoderler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Dekoder Almalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Noat Samisa]]></category>
		<category><![CDATA[NoatSamisa]]></category>
		<category><![CDATA[Sporda Şiddet ve Düzensizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Transfer dönemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demirören Beşiktaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5936</guid>
		<description><![CDATA[Erdoğan Beyin oğlu Yıldırım Demirören'i hiç bir zaman kendi Başkanım olarak da görememiştim! Bir türlü de göremiyorum! Beşiktaş Decoderler ve NoatSamisa makalesi ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-5968" title="Yıldırım Demirören" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/demiroren-gazli-dekoderler-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></p>
<h1><span style="color: #333399;">Gazlı Dekoderler I </span></h1>
<p><span style="color: #333399;">Aslında BJK Yönetim, Divan ve Kongre üyelerinin bir kısmı ( Ki bunlar ne yazık ki aktif olanlar !) Beşiktaş&#8217;ın karanlığa doğru hızla gitmesine karşı kayıtsız ve umursamaz tavırları üzerine uzun zamandır kendimi Beşiktaş&#8217;tan uzaklaşmış hissediyorum.</span><br />
<span style="color: #333399;"> Zaten Erdoğan Beyin oğlu Yıldırım Demirören&#8217;i hiç bir zaman kendi Başkanım olarak da görememiştim! Bir türlü de göremiyorum!</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Belki düzeltebilecegimiz bir iki konu olur diye tenkitlerde bulunduk bolca&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Ama kimsenin özellikle yönetimde koltuk kapmaya çalışan ama bir yandan da her fırsatta Yıldırım Beyin aleyhine konuşan kişiler hiç rahatsız olmadılar&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Hep şirin olmaya ve duymamaya çalıştılar&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Canları sağolsun gün gelir hepsi yarattıkları eserleriyle övünürler !!!</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Yine de birileri caba sarfediyor işte bunlardan bir tanesi olumlu saptamalarla birilerinin düşünmesini sağlamaya çalışıyor&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Ben kendisini yüz yüze hiç görmedim&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Güzel bir Bloğu var NoatSamisa diye&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Güzel de yazıları var&#8230;</span><br />
<span style="color: #333399;"> Kendisi Gaza dikkati çeken bir Dekoder yorumu yapmış&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Bu yazı okuyup ilham alan yine tanımadığım ama gerçeklerden bahseden bir başka spor ruhuyla dolu Futbolsever Kerem Akbaş güzel bir mali analizini yapmış Yıldırım Bey&#8217;in &#8230;.</span></p>
<p><span style="color: #333399;">Emeklerine katkı olsun diye buradan sizlerle sırasıyla paylaşıyorum&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #333399;">HT </span></p>
<h1>Neden Dekoder Almalıyız? / Noat Samisa-Blog</h1>
<p>Haftasonu ülkemiz zirve ligi başlıyor, ama olabildiğince tatsız şekilde. Etrafta suni bir heyecan havası yaratma gayesi seziliyor ve galiba bunun adına pazarlama diyorlar. Reklamı yapılan şey futbol değil, başka bir şey. Kendi adıma heyecanı öldüren de birilerinin şike yapmış olması ihtimali değil. Daha çok sıkışık şartlar altında yürütülen süreç ve insanlarda çoklukla görülen, yer yer illallah dedirten adaletsiz adalet beklentisi heves kırıcı. Buna liglerin anlamsız ertelenişi ve gündemin bu sayede fazlaca spekülasyonlara odaklanması, daha da çok sıkıntı yarattı. Bir ihtimal, oynanacak futbol maçları bu sentetik havayı biraz olsun nemlendirebilir.</p>
<p>Bu sıradışı günlerde olağandışı olmayan şeylerden biri, yöneticilerin bolca konuşmasıydı. Heves kırıcı cümleler arıyorsanız, adresi genellikle futbol yöneticisi, özellikle de başkan zevatın iki dudağının arasıdır. Futbolcular sahada oynarken de çok konuştuklarına şahit oluyorduk. Transfer dönemleri &#8221;yaz ligi&#8221; olarak anılıyor ve burada takım elbiseliler mücadele veriyorlardı, ama fazlasını da gördük. Meydan tümüyle onlara kaldı, hep onlar konuştular. Bir ara milli maçlar vesilesiyle futbolcular konuşmaya kalktı, ortalık karıştı! Tüm bu garabet günlerinde bir özel açıklama vardı ki, benim sinirlerimi yerinden oynattığı kadar arka planıyla da adeta eşgüdüm içerisinde yürütülen ülkemiz futbol politikasının önemli bir ayağının irade beyanıydı:</p>
<p><strong>&#8221;&#8230;Futbol ailesinin tek amacı vardır; yere düşmüş olan futbolumuzu ayağa kaldırmak. Bu her futbolseverin de birinci vazifesidir. Maç fazlalığı, derbi maçların fazla oynanması, bu canlılığı tekrar geri getirecektir. Kişiler geçicidir, kulüpler kalıcıdır; herkesin dekoder alarak kulübüne sahip çıkması gerektiğine inanıyoruz.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Yıldırım Demirören &#8211; 24 Ağustos 2011</strong></p>
<p>Pekala bu sözlerin doğrudan doğruya sürece dahil olduğu iddia edilen ligin ticari haklar sahibi Digiturk&#8217;ün sözcüsü olarak söylendiği anlaşılabilir. &#8216;Maçlar kirli şekilde kazanılıyor!&#8217; veya &#8216;Bu ortamda maç falan izlenmez!&#8217; algısına karşı sorunun muhataplarından birinin kriz çözücü beyanatı olarak da yorumlanabilir. Nihayetinde yukarıdakiler futbolun oynanmasından maddi kazancı olanlar haricinde onaylanır, kabul edilir sözler değildir. Fakat bu kadar da değil, fazlası var. Yıldırım Demirören, federasyon binasında gerçekleştirilen kulüp başkanları toplantısından çıkarken yalnızca mağdur olarak addedilenlerin sözcülüğü yapmıyor, yıllardan bu yana süregelen ve artık ayyuka çıkan bir politikayı farkındalık içerisinde ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Tüm Pastayı Kim Yedi?</strong></p>
<p>Bu politika, çuvaldızı aniden kulüplere batan, vaktiyle burada şiddetle karşı çıktığımız Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Kanunu&#8217;na dair yapılan yeni düzenlemenin de temelini teşkil etmekte. Yeni naklen yayın ihalesi ve dünyanın multimedia hususunda geldiği nokta, geçen yüzyılda benzeri bir faaliyeti gerçekleştirmesi imkansız olan Türk kulüplerini artık bambaşka bir yörüngeye oturttu. Değişken ve istikrarsız yapılarıyla kendilerine kötü şöhret edinen kulüplerimizin bir stratejesi olabileceği pek kabul görmeyebilir, ama elde bazı bulgular var. Açıkça bir çerçeve çizilerek, pasif ve izole bir taraftarlık kurumu inşa etme emeli açığa vuruluyor. Bunun da dayanağı, kulüplerin gelir tablolarında gizli:</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5948" title="Beşiktaş Gelir Pastası" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi1.jpg" alt="" width="400" height="255" /></a></p>
<p>Yukarıdaki grafik, Beşiktaş Futbol Şubesi&#8217;nin bir önceki sezon resmi kayıtlara geçen 58 milyon avroluk gelirini üçe bölünmüş halde gösteriyor. Deloitte&#8217;in Money League araştırmasında kullandığı yöntem de aynen bu şekilde, kulüp gelirleri üçe bölünmüş halde yayınlanır. Beşiktaş&#8217;ın bilançosunda ayrı bir kalemde değerlendirilen CL ve EL katılım hakkı gelirleri de yayın hakkı içinde değerlendilir. Ticari gelirlerse sponsorluk, isim hakkı ve lisanslı ürün satışı kalemlerini kapsarken, stadyum gelirleri ise loca, kombine bilet ve maç hasılatı gelirlerinin toplamı olarak gösterilir. UEFA da Financial Fair-Play Kuralları&#8217;nda bu yordamı kullanarak kulüpleri kategorize edecek.</p>
<p>Bu tabloda dikkate değer hususlar, kasada CL geliri olması ve henüz TSL yayın ihalesinin eski haliyle devam ediyor olması. Stadyum gelirinde ise bilet fiyatlarında 25 liradan 90 liraya kadar sezon içi dalgalanma yaşanmasıyla birlikte satılan 8 bin üzeri sezonluk bilet var. Bu halde tribüne gidenlerin Beşiktaş&#8217;a kazandırdığı bedel, takribi 9 milyon avro.</p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi-011.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5949" title="Gelir Tablosu" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/besiktas-gelir-pastasi-011.jpg" alt="" width="400" height="255" /></a></p>
<p>İkinci grafik ise henüz geçtiğimiz sezonun 12 aylık finansal tablosu açıklanmadığından, karşılaştırmalı şekilde verilen 9 aylık bilanço üzerinden oluşturuldu. Bu tabloya dair dikkate alınması gereken en önemli husus yayın gelirlerinde. CL gelirinin olmaması ve Europa League&#8217;den kazanılan 8.4 milyon avronun henüz yalnızca 1.5 milyon avroluk kısmının tahsil edilmiş olması ve ayrıca TSL yayın gelirlerinin artması. Bu üç etken, işi biraz karmaşık hale getiriyor. Elbette, hal buyken iki tabloyu kıyaslamak sağlıklı olmaz. Tüm veriler açıklandığında bir kez daha değerlendirmek gerek. Fakat şu halde dahi, yani geçen yıla göre CL &#8211; EL farkı olarak 8 milyon avro gelir farkı varken ve Türkiye içi yayın gelirleri, TSL&#8217;de daha iyi bir konum elde edilmemesine rağmen artmışken ve bir önceki sezona göre yaklaşık 5 bin fazla ve zamlı kombine bilet satılmışken, stadyum gelirlerinin toplamdaki payı ancak %22&#8242;ye ulaşabiliyor. Tahminen 12 aylık tablo açıklandığında bu oran da gerileyecek.</p>
<p><strong>Fransa, İtalya ve Türkiye</strong></p>
<p>Deloitte&#8217;in açıkladığı rakamlara baktığımızda, Beşiktaş&#8217;ın mevcut gelir pastasına birebir benzeyen yüksek kazançlı kulüpler Roma ve Marseille. Bu kulüplerin gelirlerinin yarısına yakını, Beşiktaş gibi naklen yayından. Stadyum gelirleri de aynı şekilde %15-%20 bandında seyretmekte ve bu bir tesadüf değil. Alman kulüpleri, Avrupa&#8217;nın kalanından farklı olarak ağırlıkla ticari gelirlerden büyük kazanç elde ediyorlar. Stadyumlar dolu ve gelirlerdeki payı mutlaka %30&#8242;un üzerinde. Bu da onları naklen yayın geliri bağımlılığından kurtarıyor. İspanya&#8217;da çok karmaşık bir durum, uçurum var. İki büyük tüm parsayı toplarken, aşağıdakilerin elinde fazla bir şey yok. Elde ettikleri gelirin kendi içindeki dağılımını tartışmak bu yüzden abes.</p>
<p>İngiltere&#8217;deyse stadyum gelirleri vazgeçilmez bir gelir kalemi. Hele ki United ve Arsenal gibi kulüpler için naklen yayın gelirinden dahi önde bir önem arz ediyor. Roma ve Marseille&#8217;in dahil olduğu Fransa &#8211; İtalya &#8211; Türkiye bandı ise benzer ekonomik yapılarla icraatlerini sürdüyorlar. Bu üç ülkede ortak özellik, stadyumların kulüplerin değil devletin olması ve bu sebeple stadlara yatırım sürecinin yavaş ilerlemesi. Mevcut yapıların eski olması. Fransa ve İtalya&#8217;nın yakın dönemde şampiyona alma isteklerinin arkasında, ki Fransa aldı, inşaatlar başladı, stadyumları tıpkı Almanya gibi topyekun yenileyerek arkada kaldıkları yarışta atılım yapma arzuları da önemli bir yer kaplıyordu. Aynısı bizim Euro 2016 adaylığımız için de söylenebilir. Fakat bir başka şerh de bu noktada koyulmalı. Çünkü sakil ortam, bizi bakış açımızı değiştirmeye zorluyor.</p>
<p><strong>Pasif&#8217;ler, Aktif&#8217;e Karşı</strong></p>
<p>Şurada bahsi geçen verilere göre Beşiktaş, geçen sezona göre yaklaşık 10 bin az sayıda kombine bilet satmış. Zamla birlikte değerlendirdiğimizde kazancın geçen yıla göre ancak 3&#8242;te 1 oranından biraz fazla olacağı öngörülebilir. Bu farkın da yarattığı eşitsizlik, yaklaşık 4 milyon avroya tekabül ediyor; yani Julio Alves&#8217;in bonservisinin yarısının biraz fazlasına! Konulan tepkilerin, serzenişlerin Beşiktaş&#8217;a maliyeti bu. Devasa paraların uçuştuğu futbol ortamında dahi hiç az bir para değil, hele ki nakit sıkıntısı/rahatlık sağlaması sebebiyle fonla ilişki kuran bir kulüp için hiç mi hiç az değil; fakat yayın gelirinin yanında devede kulak kalıyor. Üstelik protesto derdi yok, saha kapama derdi yok. Her şey gayet steril. İhale sonucu ortaya konulan garanti para kılçıksız, dertsiz, tasasız elde ediliyor. Bir sıra üstte bitirirseniz biraz fazla, alta inerseniz biraz az. Eh, Beşiktaş da ilk 10&#8242;un altına düşecek değil. Bir &#8211; beş bandında seyredeceği neredeyse garanti.</p>
<p>Zaman zaman yapılan &#8221;futbolseverin gücü&#8221; temalı tartışmalarda, eğer play-off sistemi de dahil, esas güç sahibi Digiturk ise muhakkak rakamlar ve tablolar gündeme gelmeli. Aktif futbolsever olarak adlandırılabilecek kesim, kombine bilet zamları üzerine kafa patlatırken, yurdun dört bir yanında dekoder satın alan pasif futbolsever olarak niteleyebileceğimiz zümrenin yanında artık azınlıkta kalıyor. Yerelliğin ülke futbolundan uzak olması, arabayı üç atın çekmesi, Kayseri&#8217;de 1 TL&#8217;ye satılan bilet, İBBSpor&#8217;un stadyumdan sıfır kazancı gibi ekler de bu yapıyı betonlaştırıyor. Tüm bu yapı, aynı zamanda Sporda Şiddet Yasası&#8217;nın da en temel dayanağı. Bugün gelinen noktada Yıldırım Demirören, kulüplerin mevcut yasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi isteğini dillendiriyor. Tabii ki bu maddeler, tribünlerle ilgili olanlar değil.</p>
<p>Aslında -neredeyse- her şey, önümüzde duran verilere uygun. Beşiktaş özelinde baktığımızda kombine bilet zammıyla kaybedilen para, sözkonusu mevcut yayın ihalesinin zarar görerek iptali ise tümüyle anlamsız. İhale ile vaat edilen garanti bedelin azalması ya da Fenerbahçe&#8217;nin olası küme düşmesi ile kartların yeniden karılacak olması, kulüplerin kasaları için tribünlerin tümüyle boşalması ihtimalinden daha önemli. Ülkedeki ortam ve taraftarlık konjoktürü, bunu işaret ediyor ve Demirören&#8217;ler de kombine satışları facia durumdayken &#8221;dekoder alın&#8221; diyorlar, &#8221;kombine alın&#8221; değil.</p>
<p><strong>Sonuçlar</strong></p>
<p><strong>1- Futbolun aktörü taraftar,</strong> artık yerini &#8221;futbolun aktörü tv başındaki taraftar&#8221;a bıraktı. Stadyumda bulunmanın zamlar, ortam, kanunlar ve uygulamalarla zorlaştırılması bir yana, stada gitmeyip evde maç izleyen küskünler bile aslında bu düzene hizmet ediyor. Kendilerinden isteneni yapmış oluyorlar.</p>
<p><strong>2- Mevcut naklen yayın ihalesi ve benzeri ihaleler, </strong>&#8221;futbolun değeri&#8221; değildir. Böyle bir değeri ancak çok çeşitli normlar ölçebilirsiniz ve objektif bir yöntemi yoktur. Sportif başarı en iyi ölçek olabilir, fakat ortaya konulan para, tümüyle ticari bir sonuçtur.</p>
<p><strong>3- Aktif &#8211; Pasif Taraftar ayrımı önemli.</strong> Aktif taraftarın kafası eziliyor, çünkü Pasif&#8217;e göre Aktif&#8217;in getirdiği kazanç hem az, hem de bu kesim sıklıkla baş ağrıtıyor. Taraftar örgütlenmesi olmayaşına ya da muktedirlerin tahakkümü altına girişlerine bir de buradan bakılabilir, hele ki bu çağda. Bu vaziyet sürerken, sesini duyuran taraftarın dikkate alınmasını beklemek hayalcilik.</p>
<p><strong>4- Örgütlenmenin çok zayıf olduğu ülkemizde</strong> tüm bu olan-bitenin mağdurları olan futbolcu ve taraftarların bir birliğinin olması, muhakkak pek çok şeyi bundan daha kötü yapmazdı. Kabul, gaz verecek değilim ve hayal satmaya da niyetim yok. Futbolcular umarım bu örgütlenme işini becerecekler, fakat Türkiye&#8217;de futbol takipçilerinin bunu yapabilme ihtimali neredeyse sıfır. Nitekim yerleşik futbol kültürü kutuplar, karşıtlıklar üzerinden ilerliyor. Zaten taraftar örgütlenmesinden evvel, mevcut ortamın esas aktörü artık aktif taraftar değil; bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor.</p>
<p><strong>5- Şu halde Aktif Taraftar&#8217;ın çıkış yolu,</strong> Fransa &#8211; İtalya &#8211; Türkiye bandı meselesi üzerinden pazar üzerindeki hakimiyetini artırmak olabilir. Son ihaledeki artışın bir kötü yansıması da budur. Dünyanın en pahalı bileti satılan stadlarımızın modernleşmesi halinde sanırım daha fazla zam mümkün olamaz. Bunu Beşiktaş&#8217;ın kombine satışlarında görebiliyoruz, bu piyasanın da bir eşiği var. Stadyuma gitmenin bir cazibesi olması, her ne kadar yaptırım noktasında umut verici olmasa da mevcut durumu iyileştirebilir. Kapasite artışıyla gelir patlaması yaşanması orta vadeli bir sürece gereksinim duyuyor ve zaten halihazırdaki tavır, kesinlikle buna hizmet etmiyor.</p>
<p><strong>6- Kombine almamak,</strong> bilet almamak kulübe yönelik iyi bir protesto gibi görünse de kulüp yönetimlerince dikkate alınmaması, vahşi düzenin destekçileri işbaşında olduğundan anormal değil. Zira gerektiğinde, sözkonusu şov ise Demirören çat diye 4.3 milyon doları ortaya koyabiliyor. <span style="color: #000080;">( Buraya bir not koymak istedim; Hiç bir zaman kendi ceplerinden para vermemişlerdir ! HT )</span></p>
<p>Bana, bize düşen, TV&#8217;de görünenin çıplak gözle seyredilen futbolun imitasyonu olduğunu anlatmak olabilir. Bu ülkede çok güçlü bir sessiz çoğunluk var, başlıktaki &#8221;Neden Dekoder Almalıyız?&#8221; sorusunun cevabını da onlar veriyorlar. Demirören&#8217;ler bilinçli cümleler kuruyorlar, biz de Cesur Yeni Futbol Dünyası&#8217;nda kendimize belirlediğimiz konumda yaşıyoruz.</p>
<p>Bu tatsız yazıyı Sait Faik bitirsin isterim:</p>
<p>&#8221;Öyle hayaller kurardı ki, hakikat olmamaları için hiçbir sebep yoktur. Kendi kendine derdi ki:</p>
<p>Bu kurduklarımı hakikat yapmak için insanların biraz daha iyi olması yetmez mi?&#8221;</p>
<p><strong>Noat Samisa /</strong><strong>09.09.2011</strong></p>
<p><a title="Gazlı Decoderler ve Beşiktaş Demirören Muhasebesi" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/gazli-decoderle-besiktas-45699.htm"><strong>Yukarıdaki Decoder konulu makale sonrası spor ruhuna sahip gerçek bir başka gerçek futbolsever </strong><strong>Kerem Akbaş&#8217;ın  Beşiktaş&#8217;ın Muhasebesiyle ilgili okunması gereken yazısı !</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-noatsamisa-gazli-dekoderler-5146.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leonardo da Vinci, Bilmeceler ve Aşk . . .</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/leonardo-da-vinci-bilmeceler-ask-21937.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/leonardo-da-vinci-bilmeceler-ask-21937.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 16:35:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Amor]]></category>
		<category><![CDATA[Amore]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyanca aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo çalısmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo bilmece]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo portre]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Vinci Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Vinci bilmeceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5905</guid>
		<description><![CDATA[İtalya'da eserlerini görüp etkilendiğim Leonardo Da Vinci'nin hayatını bir süredir bu inceliyorum.Leonardo Da Vinci Bilmeceler ve Aşk.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/leonardo-da-vinci-ask-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5913" title="leonardo-da-vinci-ask-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/leonardo-da-vinci-ask-hT2.jpg" alt="Leonardo Da Vinci Bilmeceler ve Aşk" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Leonardo Da Vinci Türkiye&#8217;de</h1>
<p>Bin yılın mucidi sayılan dünyaca ünlü Leonardo da Vinci çalışmaları ve icatları 16 Eylül 5 Aralık arası Türkiye&#8217;nin çeşitli illlerinde sergilenecek.<br />
Şikecilerden &#8221;GINA&#8221; gelip  yıllar önce İtalya&#8217;da eserlerini görüp etkilendiğim Leonardo Da Vinci&#8217;nin hayatını bir süredir bu  inceliyorum&#8230;</p>
<p>Eserlerinin Türkiye&#8217;de sergilenecek olması Türkiye&#8217;de yaşayan herkes için büyük bir şans&#8230;.</p>
<p>Bu süreçte bazı küçük ve ilgi çekici konuları sizlerle paylaşmak istedim&#8230;</p>
<p>İşte bunlardan biri &#8230;</p>
<h2>Leonardo, Bilmeceler ve Aşk . . .</h2>
<p><strong>Leonardo çalısmaları esnasında duygularını ve aklından geçenleri zaman zaman küçük oyunlarla</strong> (!) [ kendisine göre ]<strong> bilmece haline getirip defteri üzerindeki calışmalarının içine gömerek saklardı. . .</strong></p>
<p>Bunlardan birinde Leonardo Da Vinci Aşk ile ilgili duyguları bakın nasıl şifrelemiştir;</p>
<p>Leonardo çalışma yaptığı bir portrenin üzerinde, nota anahtarından sonra bir olta iğnesi çizer ( İtalyanca&#8217;da amo) ve sonra re sol la mi fa re mi notalarını sıralar, bunları rare harfleri izler; sonra bir çizgi çeker, son olarak da, la sol mi fa sol ve lecita harflerini koyar. . .<br />
Bundan çıkan şudur:<br />
<strong>Amore sol la mi fa remirare, la sol mi fa sollecita . . . ( Sadece aşk bana hatırlatır, sadece o beni uyarır ) . . .</strong></p>
<p>Milano&#8217;da yaşadığı dönemde aynı tip bir bilmeceden aynı tarz bir ifade daha vardır &#8230;<br />
<strong>&#8221; Aşk bana zevk veriyor&#8221; . . .</strong></p>
<p><strong>HT</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/leonardo-da-vinci-bilmeceler-ask-21937.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leonardo Da Vinci ‘nin icatları Türkiye ‘de sergileniyor</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/leonardo-da-vinci-icatlari-turkiye-sergileniyor-156.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/leonardo-da-vinci-icatlari-turkiye-sergileniyor-156.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 11:26:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sergiler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Devinim Halindeki Gülleler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısmen Sabit Kanatlı Planör]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci icatları]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci icatları sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci icatları Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci sergi Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Makineli Tüfek]]></category>
		<category><![CDATA[Zırhlı Tank]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5898</guid>
		<description><![CDATA[Dünyaca ünlü deha Leonardo Da Vinci nin icatlarının gösterildiği Zamanın Ötesinden İcatlar Sergisi büyük katılım ve ilgi ile devam ediyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/leonardo-da-vinci-icatlari-turkiye.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5901" title="Leonardo Da Vinci ‘nin icatları Türkiye ‘de sergileniyor" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/leonardo-da-vinci-icatlari-turkiye.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Dünyaca ünlü deha Leonardo Da Vinci ‘nin icatlarının gösterildiği “Zamanın Ötesinden İcatlar Sergisi ” büyük katılım ve ilgi ile devam ediyor.</h2>
<p>Dehanın 1480-1518 yılları arasında tasarladığı, günümüze ışık tutan icatları, bugün hayat buluyor. 16 Eylül-26 Eylül tarihleri arasında Meydan Ümraniye AVM ‘de gerçekleşecek olan yolculuk, 30 Eylül-10 Ekim Meydan Merter AVM, 14 Ekim-24 Ekim Merkez Gaziantep AVM, 28 Ekim-09 Kasım Merkez Adana AVM, 11 Kasım-21 Kasım Merkez Konya AVM, 25 Kasım-05 Aralık ‘da ise Merkez Kartal AVM ‘de devam edecek.</p>
<p>Dünyaca ünlü deha Leonardo ‘nun icatlarının sergilendiği etkinliğe büyük ilgilinin olduğu gözlenirken, farklı şehirlerdeki sergilere katılmak isteyenlerin şimdiden seyahat organizasyonlarını yaptıkları öğrenildi.</p>
<p>Leonardo ‘nun icatlarının gösterimde olduğu ücretsiz sergi Türkiye ‘de büyük ilgi uyandırdı.Kültür sanat tutukunlarının ziyaret ettiği sergilerde Devinim Halindeki Gülleler, Kısmen Sabit Kanatlı Planör, Zırhlı Tank, Makineli Tüfek gibi icatlar gösteriliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/leonardo-da-vinci-icatlari-turkiye-sergileniyor-156.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evren Tekinoktay yeni sergisi için İstanbul&#8217;da</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/evren-tekinoktay-yeni-sergisi-istanbul-5921.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/evren-tekinoktay-yeni-sergisi-istanbul-5921.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 08:29:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sergiler]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay İstanbul Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Evren tekinoktay Kopenhag]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay sergileri]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Tekinoktay Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[galerist Evren Tekinoktay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5892</guid>
		<description><![CDATA[Dünyaca ünlü Galerist sanatçı Evren Tekinoktay yeni sergisi için 10 Kasım 2011 de İstanbul da olacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/evren-tekinoktay-istanbul-sergi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5894" title="Evren Tekinoktay yeni sergisi için İstanbul 'da" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/evren-tekinoktay-istanbul-sergi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Dünyaca ünlü Galerist sanatçı Evren Tekinoktay yeni sergisi için 10 Kasım 2011 ‘de İstanbul &#8216;da olacak.</h1>
<p>Galerist Akaretler ‘de sanatseverler ile buluşmaya hazırlanan Evren Tekinoktay, daha önce de İstanbul ‘da sergileriyle büyük ilgi görmüştü.</p>
<p>Yaşamını ve çalışmalarını Kopenhag’da sürdüren galerist sanatçı Evren Tekinoktay 10 Kasım 2011 ‘de İstanbul ‘da yeni sergisiyle sanatseverlerin karşısına çıkacak.</p>
<p>İngiltere, Almanya, Danimarka ve Hollanda’da kişisel sergiler gerçekleştirmiş olan ünlü sanatçı Evren Tekinoktay ‘ın İstanbul ‘daki sergisine büyük katılım beklenirken, sanatçının sadece yurtdışında değil Türkiye ‘de de çalışmalarını paylaşması Türkiye’nin son yıllarda kültür sanat alanındaki önemli yükselişini gözler önüne seriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/evren-tekinoktay-yeni-sergisi-istanbul-5921.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spor şikeden nasıl kurtulur?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/spor-sike-5149.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/spor-sike-5149.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 09:06:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ALBA Spor Oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[atletizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şike olayları]]></category>
		<category><![CDATA[boks]]></category>
		<category><![CDATA[Elias Jaua]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Hector Rodriguez]]></category>
		<category><![CDATA[hentbol]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[masa tenisi]]></category>
		<category><![CDATA[satranç]]></category>
		<category><![CDATA[Spor şike]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Bakanı Hector Rodriguez]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5875</guid>
		<description><![CDATA[Spor şikeden nasıl kurtulur? 2005 yılında Küba'da ilki düzenlenmiş olan ALBA Spor Oyunları bu sene 23 ülkeden 2000'den fazla sporcunun katılımıyla Venezuela'da gerçekleşiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/venezuela-alba-games-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5876" title="Spor şikeden nasıl kurtulur?" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/venezuela-alba-games-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>2005 yılında Küba&#8217;da ilki düzenlenmiş olan ALBA Spor Oyunları bu sene 23 ülkeden 2000&#8242;den fazla sporcunun katılımıyla Venezuela&#8217;da gerçekleşiyor.</h1>
<p>İki yılda bir düzenlenen oyunların ilkinde konuşma yapan Fidel Castro “(Oyunlar) hükümetler siyasi irade gösterdiğinde ve halk destek verdiğinde neler yapılabileceğinin kanıtıdır. Latin Amerika ve Karayipler&#8217;in kardeş halkları arasında kurulabilecek dostluk, işbirliği ve dayanışma rüyasını gerçeğe dönüştürüyoruz.” demişti.</p>
<p>4. kez düzenlenen oyunlarda en yüksek katılımı Küba ve Venezüela gösteriyor. Yüzme, atletizm, hentbol, boks, satranç, masa tenisi gibi 35 farklı alanda gerçekleşecek olan yarışlar için Venezuela Hükümeti 23 Milyon dolarlık yatırım yaptı. Spor Bakanı Hector Rodriguez bu yatırım için, “ulusal idaremizin sporun demokratikleşmesine bağlılığının kanıtıdır.” şeklinde konuştu. 5. ALBA Spor Oyunları&#8217;nın 2013 yılında Ekvador&#8217;da yapılması planlanıyor.</p>
<p>Venezuela Başkan Yardımcısı Elias Jaua ise oyunlarla ilgili olarak “Yarışacak, madalyalar kazanacak ama bunların hepsinin ötesinde, paylaşacağız. İnsanlarımızın birleşmesi için bu oyunlar gerçek bir araçtır. Bu bir ticaret alanı değil, birleşme alanıdır. Burada, bize bu ülkelerin başkanlarının yaşam için ve Latin Amerikalı gençlerin buluşması için bir alan açtığı 4. ALBA Oyunlarını izliyoruz.” dedi.</p>
<p>Venezuela Başkanı Hugo Chavez&#8217;in de &#8220;kalıcı bir kültürel alışveriş ve Latin Amerika halklarının birliği için müthiş bir araç olduğunu&#8221; söylediği oyunlar 17 Temmuz&#8217;da Barquisimeto&#8217;da gerçekleşen törenle başladı. Yarışmalar 31 farklı tesiste 30 Temmuz&#8217;a kadar sürecek. Katılımcı ülkeler arasında Haiti, Nikaragua, Arjantin, Brezilya ve Meksika da bulunuyor.</p>
<p><strong>Sol Haber</strong></p>
<!-- Either there are no banners, they are disabled or none qualified for this location! -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/spor-sike-5149.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkut Tekin ve Aziz Yıldırım gider futbol temizlenir mi?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erkut-tekin-ve-aziz-yildirim-gider-futbol-temizlenir-mi.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erkut-tekin-ve-aziz-yildirim-gider-futbol-temizlenir-mi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 20:30:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[şike]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım şike]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Erçakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak katili]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Şifre]]></category>
		<category><![CDATA[temiz futbol]]></category>
		<category><![CDATA[TFF]]></category>
		<category><![CDATA[YSK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5838</guid>
		<description><![CDATA[Aziz Yıldırım gider futbol temizlenir mi...Tıpkı Aziz Yıldırım gibi. Sistem, yerine koyar birini ve futbol temizlenir birden…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/BirGun-Gazetesi-1.jpg"><img class="size-full wp-image-5859 alignnone" title="BirGun-Gazetesi-1" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/BirGun-Gazetesi-1.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p>BirGün Gazetesi yazarlarından Sevgili Erkut Tekin&#8217;in yazılarını sürekli okurum. Sevgili dostum rahmetli Alp Can&#8217;ın BirGün Gazetesi spor müdürü olup spor dünyasına kazandırdığı isimlerden olan Erkut Tekin&#8217;in çizgisi hep aynıdır. Çizgi eğrilmez ve her olaya objektif yanaşır.<br />
Onun için bazen hangi takımı taraftarı olduğunu bile bizlere unutturur.<br />
Şimdi bile sorsanız Erkut hangi takımı tutar diye hemen vereceğim cevap ; Çanakkale Dardanelspor olur herhalde <img src='http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İşte Erkut Tekin&#8217;İn son yazısı;</p>
<h1>Aziz Yıldırım gider futbol temizlenir mi?</h1>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/erkut-tekin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5860" title="erkut-tekin" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/erkut-tekin.jpg" alt="" width="179" height="242" /></a>Hastalıklı yapılar üzerinde yükselttiğimiz her ne varsa bir bir yıkılıyor farkındaysanız. Ve her yıkıntının altında kalan yine bizler oluyoruz ister istemez. Bakmayın siz bu son olaylarda kelli felli bazı başkan ve yöneticilerin yerle yeksan edilmelerine. Onlar gözden çıkarılmış eskilerdi sadece!</p>
<p>Bu ülke; sağlıktan eğitime, sanattan kentleşmeye, siyasetten spora yıkılmaya hazırdır daima. Ki; bol bol yıkılmışlığı da vardır geriye dönüp baktığınızda.</p>
<p>Bir bakarsınız, yeni doğum servisinin birinde bebeler ölür ardı ardına herhangi bir hastanede. Bebeler ölür ama devlet dimdik ayaktadır ilk gelen haberlerde peşinen. Araştırılıp, sorumluları cezalandırılacaktır açıklaması gelir ardından. Birkaç doktorun kulağı çekilir, belki başhekimin tayini çıkar, ölen öldüğüyle kalır…</p>
<p>Bir başka zaman, bu kez de sınava giren gençlerimiz tarumar edilir. Yıllar boyu emek vererek hazırlandıkları sınavda, şifrelere takılır gelecek kaygıları. Bu şifreyi kimin ya da kimlerin yaptığı bile bulunamaz. Çünkü faili meçhullerin ülkesiyizdir biz. Bilinse de bulunmaz. Tıpkı Madımak katili Cafer Erçakmak’ın asla bulunamadığı gibi! Birkaç memura yol verilir, olan çocuklarımıza olur…</p>
<p>Sonra bir gün sahnede sanatçılar hedef alınır. Kürtçe söylemenin bedelidir bu! Oysa “caz” yapıyordur sahnedekiler. Cazcı kardeşler “Milliyetçi Kardeşler” oluverirler bir anda. Hani milliyetçilik için “gaz” anlaşılır bir şeydir belki ama “caz” ne ola ki? Sanatçı yuhalanır, sahneden uzaklaştırılır… Hatta bazen Ahmet Kaya örneğinde olduğu gibi vatanına hasret can verir gurbette. Ya da Ruhi Su gibi tedavisine engel olunur çabuk ölsün diye… Sonra Kültür Bakanı, çıkar açıklama yapar: “Sanatçılar baş tacımızdır”…</p>
<p>Başka bir gün gürültüyle uyanır bütün Marmara. Toprak çatırdar altında. Halkımızın başını soktuğu dam, kirasını ödediği ev yoktur artık. Deprem, alıp götürür canını, malını, her şeyini. Aslında herkes biliyordur oturduğu evin durumunu. En çokta vergisini tıkır tıkır alan belediyeler biliyordur! Ama ihale birkaç fen memuruna ve Veli Göçer gibi bazı müteahhitlere kalır. Hayat akar Marmara’da…</p>
<p>Günler bitmez ki bizde. Bir gün seçim yapılır ve o seçim için cezaevlerinden adaylar da talepkar olurlar seçilmeye. Devletin en yetkili kurumuna sorarlar, “seçilmemiz için bir engel var mı” diye. “Yok” der YSK. Sonra seçim yapılır. Bizim tutsaklar, bir anda bizim vekillere dönüşürler seçmenin tercihiyle. Bavullarını toplarlar ama bir türlü çıkamazlar o cezaevinden. Çünkü YSK, vazgeçmiştir kararından. Olan seçmenin oyuna olur gibi görülse de ilk başta, asıl olan, koç gibi gençlerimize olur Diyarbakır’ın dağlarında!</p>
<p>Sağlığın, eğitimin, sanatın, kentleşmenin ve siyasetin bu kadar çarpık hüküm sürdüğü bir memlekette spor doğru gelişir mi hiç? Gelişmez elbette…</p>
<p>Ta ki; bir Pazar günü sabahında, futbolun bambaşka bir yüzüyle karşılaştığımızda fark ederiz bu çarpıklığı. Dünyanın en güzel oyununu, endüstriyel bir ‘oyun’cağa çevirenlerin nasıl bir ucube yarattığını görmüş oluruz bu sayede! Aslında yeni değildir yaşananlar. Futbolun bu makyajsız halinin farkındaydık ama “durdurun bu şike minibüsünü, inecek var” diyenimiz yoktu nedense</p>
<p>Sonuç mu? Bu yazıyı yazdığım saatlerde TFF henüz bir karar açıklamamıştı ama yukarıda yazdığım ve futboldan çok daha önemli diğer konularda ne olduysa, bunda da farklı bir şey olacağını düşünmüyorum nedense. Üç, beş yönetici, bir, iki teknik adam ve belki birkaç futbolcu kızağa alınır, olur biter…</p>
<p>Daha Türkçesi; yazının başında da dediğim gibi, onlar zaten gözden çıkarılmış eskilerdir. Tıpkı Aziz Yıldırım gibi. Sistem, yerine koyar birini ve futbol temizlenir birden…</p>
<p><strong>Erkut Tekin, 20 Temmuz 2011 &#8211; BirGün Gazetesi </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erkut-tekin-ve-aziz-yildirim-gider-futbol-temizlenir-mi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cem Top ve Futbolumuz &#8220;Themis&#8221; mi ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-sike-canakkale-dardanelspor-themis-2593.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-sike-canakkale-dardanelspor-themis-2593.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 19:26:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Cansun]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Dardanelspor]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe Aziz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolumuz]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Zan]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Kabze]]></category>
		<category><![CDATA[Hürser Tekinoktay]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çoğum]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Themis]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Seyhan]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Sülün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5811</guid>
		<description><![CDATA[Cem TOP SPOR ANALİZ adlı Dünya Gazetesindeki köşesinde Futbol Şike Aziz Yıldırım, Uefa, Fifa, Hürser Tekinoktay 'lı Çanakkale Dardanelspor dönemine Futbolumuz "Themis" mi? adlı yazısıyla değinmiş ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/dunya-gazetesi-cem-top-hT2.jpg"><img class="size-full wp-image-5854 alignnone" title="dunya-gazetesi-cem-top-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/dunya-gazetesi-cem-top-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1><strong>Futbolumuz &#8220;Themis&#8221; mi? </strong><br />
<strong>Cem TOP / SPOR ANALİZ,</strong></h1>
<p><strong><em>12.07.2011 &#8211; 08:53</em><br />
</strong></p>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/cem_top.png"><img class="size-full wp-image-5845 alignleft" title="cem_top" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/cem_top.png" alt="" width="210" height="280" /></a>Themis, Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia&#8217;nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasının adı. Dünyanın her yerinde adaletin simgesi olmuş Themis, daha çok bilindiği şekliyle gözleri bağlı biçimde elinde tuttuğu terazi ile belleklerimizde yer etmiştir.</p>
<p>Eğer gözlerin bağlı oluşu size uzaktan kumandalı penaltı kararlarını hatırlatıyorsa, lütfen gündemin girdabına kapılarak geçici bir sürmenaj hali içinde olduğunuzu kabul edin ve yıllık izninizin bir bölümünü kullanmayı ciddi ciddi düşünün. Themis&#8217;in gözlerinin bağlı oluşu, en kısa anlatımla tarafsızlığı ve etki altında kalmamayı sembolize eder. Bunu neden mi yazdım?</p>
<p>Çünkü son günlerde gazete sayfalarından ve televizyon ekranlarından gerek etki altında kalarak, gerek sevdiği renklere kıyamayarak gerekse de bambaşka meselelerden doğan öfkesini kusarak başlamamış davanın hükmünü verenlere şahit oluyoruz. Henüz ortada bir iddianame bile yokken, &#8220;Fenerbahçe&#8217;yi temize çıkaranlar&#8221; ve &#8220;Aziz Yıldırım&#8217;ı darağacına yollayanlar&#8221; olarak toplum ikiye ayrılmış durumda. Tıpkı bir kavgayı ayırmak üzere araya girenlerin başına geldiği gibi bu süreçte de en fazla dayağı &#8220;durun bakalım adli süreci bekleyelim&#8221; diyenler yiyor. Buna rağmen ben objektif olmak için azami gayreti göstererek şike soruşturmasına ilişkin önemli gördüğüm birkaç ayrıntıyı sizler için yorumlamak istiyorum:</p>
<h2>Linç kültürü ve Aziz Yıldırım</h2>
<p>Bahsedeceğim tipte bir araştırma yapılıp yapılmadığını bilmemekle birlikte, bu ülkede Fenerbahçe&#8217;yi tutan milyonların takım sevgilerine dair ortaya koyduğu gerekçelerden birinin de &#8220;büyük, güçlü ve etkin kulüp&#8221; olduğunun ayırtındayım. Bunun &#8220;dokunulmazlık&#8221; yanılgısına yol açtığının da.</p>
<p>Bir pazar sabahı başlatılan operasyonla Fenerbahçe Kulübü&#8217;nün en tepesindeki isimler gözaltına alınınca rahmetli İslam Çupi&#8217;nin &#8220;tarif edilemez büyüklük&#8221; diyerek nitelediği algı, aynaya vurulmuş çekiç misali yara aldı. Yıllar yılı dost sohbetlerinde, kahve muhabbetlerinde, sokakta, berberde bu görece büyüklüğü dinleyen rakip taraftarların bahsettiğimiz çekici arka arkaya usta darbelerle kullanmaları ise kanıksanmış bir durum.</p>
<p>Ancak önce internete oradan basına sızan sabıka fotoğrafları, en hafif deyimiyle bizdeki linç kültürünün bir parçası. İnternete düşen bir fotoğrafın gündemden kalksa da asla kaybolmayacağını hepimiz biliyoruz. Bu demek oluyor ki, Aziz Yıldırım suçlu bulunup cezasını çekse bile sürekli önüne çıkacak bu fotoğraflar yüzünden müebbet bir sıkıntı yaşayacak. Kim ne derse desin benim bu davranış tarzının yanında olmam mümkün değil.</p>
<p>Daha önce de yazdım, Aziz Yıldırım sosyal ilişkilerinde baskın olmayı seven ve dolayısıyla kamuoyunda &#8220;uyumlu perspektifi&#8221; olmayan biri. Fakat bu noktadan yola çıkarak daha sorgu aşamasında geçmişin &#8220;katran ve kaz tüyü&#8221; cezası gibi itibarsızlaştırma operasyonuna girişmek yenilir yutulur acımasızlık değil.</p>
<p>Nihat Özdemir&#8217;in: &#8220;Fenerbahçe&#8217;ye karşı sürdürülen yargısız infaz ve linç kampanyasının durumu içler acısıdır.&#8221; sözlerine katılmakla birlikte &#8220;yayın yasağı&#8221; gibi uygulamalarla bu ülkenin çok geniş bir kesiminin ilgi alanında olan bir soruşturmada bilgi akışının kesilmesine ise karşıyım.</p>
<h3>Hastaneye ring seferler</h3>
<p>Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım&#8217;ın sorgu sürecinde beş kez hastaneye götürülmesi, sağlık durumunun tutuklu yargılanmaya elverişli olup olmadığı tüm bu süreç içerisinde en çok tartışılan konulardan bir tanesi oldu. Tansiyon ve şeker problemi olduğu bilinen Fenerbahçe Başkanı&#8217;nın gündüz soruları yanıtlayıp geceleri hastane odasında konaklaması, sıradan vatandaşın kafasında &#8220;Ben olsam beni de böyle hastaneye taşırlar mıydı?&#8221; sorusunun belirmesine yol açtı.</p>
<p>Özellikle de &#8220;şekeri kritik seviyeye yükseldi&#8221; denilen Yıldırım&#8217;ın ambulans içinde uzanmış gazete okurken görüntülenmesinden sonra. Ancak burada ince bir nüans olduğunu da unutmamak lazım.</p>
<p>Dışarıda milyonlarca taraftarının soluk almadan takip ettiği bir soruşturma esnasında Fenerbahçe Başkanı&#8217;nın tıbbi manada &#8220;üzerine titremek&#8221; yapılması en doğru davranış tarzı. Olası bir kötü senaryoda kamuoyunun soruşturma hakkındaki algıları büyük oranda değişebileceğinden yetkili makamlar tarafından bu konuda azami özenin gösterildiğini düşünüyorum.</p>
<p>Tutuklama kararı sonrası Aziz Yıldırım&#8217;ın bu kez cezaevinde aynı titizlikle takip edilmesi gerekir. Hatta işin hukuki boyutunu bilmemekle birlikte ilerleyen dönemde &#8220;ev hapsi&#8221; tartışmalarının yaşanıp yaşanmayacağını da merak etmekteyim.</p>
<h4>FIFA ve UEFA&#8217;nın tutumu</h4>
<p>İçeride gündemin sıcaklığı hepimizi terletirken soruşturma esnasında dış kaynaklı iki önemli gelişme oldu. Bunlardan bir tanesi UEFA&#8217;nın &#8220;karar alma&#8221; konusunda Türkiye Futbol Federasyonu&#8217;nu teşvik eden tatlı-sert açıklamaları. Diğeri ise FIFA Başkanı Sepp Blatter&#8217;in dikkat çekici sözleri.</p>
<p>Futbol üzerine oynanan bahislerin tüm dünya çapında yaygınlaşması ve sponsor desteğiyle birlikte futbol pastası yuvarlanan çığ misali büyüyünce legal çerçevenin dışına çıkma eğilimi de arttı.</p>
<p>Blatter&#8217;in açıklamalarına göre son birkaç ay içinde &#8220;şike ve bahis&#8221; konulu soruşturmaların yapıldığı ülkeler: Yunanistan, Türkiye, Malezya, Singapur, Filipinler, Finlandiya, Güney Kore ve El Salvador. Bu eğilimin farkında olduklarını ifade eden Blatter, şikeye karıştığı yasal olarak tespit edilen isimlerin &#8220;ömür boyu men&#8221; cezasıyla futbolun dışında tutulacağı mesajını verdi. UEFA ise en kısa zamanda gereğinin yapılmasını aksi halde Türk futbolunun bundan zarar göreceğini açıklayarak &#8220;belge yok duyum var&#8221; diyen çiçeği burnunda federasyon başkanına soğuk duş aldırdı.</p>
<p>Sahi siz elde belge olmadan sadece duyum üzerine insanların en çabuk 6 ay sonra çıkmak üzere hapise konulabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu çok büyük bir adaletsizlik olmaz mı? Eğer böyle bir adaletsizlik varsa vicdan sahibi her bireyin bu uygulama karşısında olması gerekir. Ancak son günlerde &#8220;lige çıkan kulüplerden birinin satın alınıp adının Fenerbahçe yapılarak&#8221; yasanın dolanılmasını tavsiye eden 2011 model Zihni Sinir&#8217;ler ile karşılaşınca kimin hangi olaya nasıl tepki vereceği de kestirilemiyor, onu da söyleyelim. Hele şu tartışma programlarında &#8220;Fenerbahçe&#8217;yi savunmayı misyon edinmiş&#8221; ya da &#8220;Fener düştüğü gibi üçlü çekiyoruz arkadaşlar&#8221; tandansında görüş açıklayanlar yok mu, her türlü övgüyü(!) hak ediyorlar.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde siyaset yazarları şike soruşturmasını konuştular, maalesef mi demek lazım bilmiyorum ama işin gerçeği spor basınından daha güzel konuştular. Açık ve net!</p>
<h2>Görmezden gelinen futbol değeri: Hürser Tekinoktay</h2>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/Themis_hT2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5847" title="Themis_hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/Themis_hT2.jpg" alt="" width="225" height="507" /></a>Tanımayanlar için yazalım; Hürser Tekinoktay bir teknik adam. Araştırmayı, futbol üzerine kafa yormayı seven, bu ülkenin gençlerine ve potansiyeline inanan, sistemin içinde olduğu yıllarda kurduğu takımlarla adından söz ettirmiş biri. Aynı zamanda yaklaşık on yıldır teknik direktörlüğünü kendi kararıyla askıya almış bir değer.</p>
<p>Yakın çevresine &#8220;bu düzen yıkılıp, futbol temizlenmedikçe ben yokum&#8221; diyeli hayli zaman geçmiş. 2007&#8242;de bu işlerin biteceğine dair içinde bir umut belirmişse de maalesef gerçekleşmemiş. 1993-1994 sezonunda Lazio kulübünde incelemelerde bulunarak ısınma turlarına başlayan &#8220;Hürser hoca&#8221;, 1995-2000 arası Beşiktaş&#8217;ın çeşitli altyapı kademelerinde görev almış. Nihat Kahveci&#8217;nin A takıma yükseldiği sezon da onun hocasıymış.</p>
<p>Yasin Sülün, Ali Cansun, Yalçın Ayhan, Savaş Kaya gibi isimlerin üstünde de emeği var. Beşiktaş altyapısında çeşitli kademelerdeki takımların başında 269 resmi ve özel maça çıkıp 234 galibiyet almış. 2001-2002 sezonuyla birlikte Tekinoktay&#8217;ın devrim gibi başarılarının gerçekleşeceği Çanakkale Dardanelspor serüveni başlamış.</p>
<p>Yaş ortalamasını 19&#8242;a düşürerek Türkiye Kupası&#8217;nda ilk 16&#8242;ya kalmayı başaran Ç. Dardanelspor; Hürser Tekinoktay ile birlikte bakın kimleri Türk futboluna armağan etmiş: Okan Koç, Tolga Seyhan, Gökhan Zan, Fevzi Elmas, Mehmet Çoğum, Hasan Kabze. Hürser hoca yönetimindeki Ç.Dardanelspor bu dönemde Gökhan Zan, Okan Koç, Emirhan Özdemir, Mehmet Çoğum ve Fevzi Elmas&#8217;ı Genç Milli ve Ümit Milli Takım kadrolarına göndermiş.</p>
<p>Peki, ne olmuş da başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken Hürser Tekinoktay futboldan ve bugünkü yapısından bu denli soğumuş?</p>
<p>Size bunu anlatmak için paragraflar boyu cümleler kurabilirim ama asla şu söyleyeceğim kadar etkili olmaz: Merak edenler youtube&#8217;u açsınlar ve arama kutucuğuna &#8220;Çanakkale Dardanelspor&#8217;un Hakeme ve Rakibe Karşı Zaferi&#8221; yazsınlar. Arka arkaya bu tip maçlar oynayan bir takımın teknik direktörü olduğu empatisini kurabilen herkes sanıyorum Hürser hocaya hak verecektir.</p>
<p>Bugünlerde tüm kanallar dört bir frekanstan &#8220;futbol ve şike&#8221; programları yaparken neden hiçbiri kendisini çağırıp &#8220;Hocam siz neden futboldan koptunuz?&#8221; diye sormaz?<br />
Hani başta Themis&#8217;e atıf yapıp &#8220;gözleri bağlı&#8221; dedik ya, işte Hürser Tekinoktay&#8217;lar konuşursa belki futbol daha temiz olur.<br />
Bir bakmışsınız o zaman Themis de &#8220;bu maç kaçmaz&#8221; deyip gözlerindeki bağı çözmüş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte Çanakkale Dardanelspor&#8217;un Hakeme ve Rakibe Karşı Zaferi Video;<br />

<object style="width:540px; height:300px;">
<param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/chQnL3Np1-Q?feature=player_embedded&amp;rel=0&amp;fs=1&amp;hd=1&amp;showsearch=0&amp;showinfo=0&amp;iv_load_policy=0" />
<param name="allowScriptAccess" value="always" />
<param name="wmode" value="window" />
<param name="allowFullScreen" value="true" />
<embed src="http://www.youtube.com/v/chQnL3Np1-Q?feature=player_embedded&amp;rel=0&amp;fs=1&amp;hd=1&amp;showsearch=0&amp;showinfo=0&amp;iv_load_policy=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowScriptAccess="always" wmode="window" width="540" height="300"></object>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbol-sike-canakkale-dardanelspor-themis-2593.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Futbolu Şike ve Alın Ersun Yanal&#8217;ı görevden!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/turk-futbolu-sike-ersun-yanali-gorevden.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/turk-futbolu-sike-ersun-yanali-gorevden.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 14:47:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazılardan]]></category>
		<category><![CDATA[şike]]></category>
		<category><![CDATA[Şike nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Şikeye Delil]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş teknik direktörü]]></category>
		<category><![CDATA[DGM]]></category>
		<category><![CDATA[Ersun Yanal]]></category>
		<category><![CDATA[Kelebek Operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[levent Bıçakçı]]></category>
		<category><![CDATA[Lucescu]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET ALİ ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[Necil Ülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Samsunspor mağlubiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu Şike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5777</guid>
		<description><![CDATA[Tüm Televizyon kanalları şike konuşuyor, tüm basın şike yazıyor, Teke Tek programında bile gündem şike evet Türk Futbolu ve Şike]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/ersun-yanal-turk-futbolu-tesvik-sike.jpg"><img class="size-full wp-image-5868 alignnone" title="ersun-yanal-turk-futbolu-tesvik-sike" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/ersun-yanal-turk-futbolu-tesvik-sike.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/ersun-yanal-turk-futbolu-tesvik-sike.jpg"></a>Not; Bu yazı 24 Kasım 2004 tarihinde Birgün Gazetesinde yayınlanmıştır. Yorumsuz olarak 7 yıl önce yayınlanmış olan makaleyi sizlerle paylaşıyoruz.</strong></p>
<h1><strong>Alın Ersun Yanal&#8217;ı görevden!<br />
</strong></h1>
<h2>Türkiye-Ukrayna Maçı başlama vuruşu öncesi, Beşiktaş&#8217;ın ve Türk Futbolu&#8217;nun efsane isimlerinden Şeref Görkey için yapılan saygı duruşu maçın en anlamlı tarafıydı.</h2>
<p>12 Kasım Cuma günü Levent Bıçakçı&#8217;nın, futbolculuğunun yanı sıra Beşiktaş ve Milli Takımda antrenörlük görevin de de bulunmuş Şeref Görkey&#8217;in cenazesine katılmayıp gazeteleri ziyaret etmesi Beşiktaş camiası ve bir çok futbolsever tarafından tepki ile karşılanmıştı.</p>
<p>İşin ilginç yanı bu ziyaretlerinin sırrı, 16 Kasım Salı günü Necil Ülgen&#8217;in Fanatik gazetesinde yayınlamış olduğu diyalog ile ortaya çıktı !<br />
Futbol Federasyonu Başkanı Fanatik gazetesine yaptığı ziyaret sonrası kapı aralığında</p>
<p>Necil Ülgen ile vedalaşırken &#8221; Bu şike iddialarından bir şey çıkmaz&#8221; sözlerini söylediğini Ülgen açıklıyordu !<br />
Gerçekten inanılır gibi değildi !</p>
<p>Levent Bıçakçı&#8217;nın içinde bulunduğu &#8220;rezalet&#8221;duruma böyle bir yorum getirmesi, konuya ön yargı ile yaklaşması kendisinin bu göreve gelmesini destekleyen hükümet içinde oldukça talihsizlik olmalıdır!</p>
<p>Ak Parti Hükümeti ve Spordan sorumlu devlet bakanı Mehmet Ali Şahin her türlü koşulda temiz ve ak bir spor olgusu yaratmak istediklerini söylemelerine rağmen, uluslararası düzeyde ayyuka çıkmış bu futbol rezaleti vardı. Buna son verecek olan Futbol Fedarasyonu Makamı&#8217;nın başındaki kişinin böyle bir yaklaşımı Avrupa&#8217;da olsa manşetlerde Skandal olarak yorumlanır, Japonya&#8217;da ise Futbol Federasyonu Başkanının yapmış olduğu harakiri sonucu hayatını kaybettiği ilk haber olarak verilirdi hiç kuşkusuz !</p>
<p><strong>Tüm Televizyon kanalları şike konuşuyor, tüm basın ( ki iç sayfa köşe yazarları da dahil olmak üzere) şike yazıyor, Teke Tek programında bile gündem şike </strong>.<br />
İnsanlar artık futbolun &#8220;F&#8221; sinden bahsetmek istemiyor.Tüm harfleri adeta şikenin &#8220;Ş&#8221;si görüyor ve futbolu da &#8220;ŞUTBOL&#8221; olarak yorumluyor.</p>
<h2>&#8221; Beşiktaş&#8217;ı bilmem ama, operasyon bana yapıldı ! &#8220;</h2>
<p>Bu kirliliği temizlemek için girişimler beklenirken , konu bir önceki Federasyona geliyor ve Futbolun tepesindeki 2. adam Hasan Doğan &#8221; Beşiktaş&#8217;a geçen yıl operasyon yapıldı&#8221; diyebiliyor.Doğal olarak Sinan Engin&#8217;den de hemen cevabını alıyor &#8221; Beşiktaş&#8217;ı bilmem ama, operasyon bana yapıldı ! &#8221;<br />
Şimdi bu rezaletin üzerine Karagöz ve Hacivat oyunları çıkıyor. Ama ortaya çıkan ön yorum<br />
&#8221; Bu şike iddialarından bir şey çıkmaz&#8221; oluyor !</p>
<p>Her fırsatta belge ve delil isteyen ve futbolun üzerindeki kirliliği kaldırma görevi için aniden Federasyon Başkanı olan Bıçakçı&#8217;ya şimdi sormak lazım değil midir ?</p>
<p>Özellikle resmi makamların dinlemelerine takılan bant kayıtları, ortaya çıkabilecek en büyük deliller değil mi ?</p>
<p>DGM ve Kelebek Operasyonu dinleme kayıtlarında konuşulanlar şikenin delilleri olup,sanıkların avukatlarının bile reddedemeyeceği delil başlangıçları değil mi ?</p>
<p>Burada antrenörler Mafya ile konuşup, kendilerine yalvarıp maçın hakemini ayarlanmasını istemiyorlar mı ?</p>
<p>Para verilmesi istendiğinde kendi Başkanının o işlerden anlamadığını söyleyip kulübün papazlarına durumum iletecekleri söylemiyorlar mı?<br />
Sonuçta ismi ve bahsi geçen hakemler para ve kadın karşılığında ayarlanıp, salya sümük ağlayan kişilerin maçlarına gönderilmiyor mu ?<br />
Ve bu maçlarda birden kötü gidişler durmuyor mu !</p>
<h2>Şikeye Delil mi istiyorsunuz ?</h2>
<p><strong>Maç gözlemcileri şike var demiyor mu ? Antrenörün biri devre arasında maçı sattınız deyip maçı yarıda bırakıp gitmiyor mu ?</strong><br />
<strong> FİFA kokartlı hakem kendisine altın dolusu torba verilmek istendiğini söylemiyor mu ?</strong></p>
<p>Delil istiyorsunuz , Sayın Bıçakçı işte size bunlar suçun olduğunu gösteren başlangıç delilleri değiller mi ?<br />
Şike nasıl yapılır ya rakip takımdan oyuncu alınır, ya da hakem alınır !</p>
<p>Dinleme kayıtlarındaki konuşmalar aleni olarak yapılmış para alış verişlerini, hakemlerin, maç ayarlanmasını içermiyor mu ?</p>
<p>Yöneticiler o altın dolu torbayı kendi cebinden mi veriyorlar acaba !Hala savunma avukatı gibi ısrar ile belge getirsinler ve sonrasında da &#8221; Bu iddialardan bir şey çıkmaz&#8221; demek anlayışı hiç de hoş değildir !</p>
<p>Kulüplerin mali kayıtlarını inceleme, belgeleri toplama veya ihbar yetkisi Futbolun başındaki yetkili insanda değilmidir ?</p>
<p>25 Ocak 2004 günü Samsunspor mağlubiyetinden sonra Lucescu&#8217;nun, &#8220;Türkiye&#8217;deki şampiyona satılmış bir şampiyona sürekli yolsuzlukların olduğu bir ülkede kalmak istemiyorum. İstifa edip geri döneceğim&#8221; Dediğinde ve bu demecin yurt dışındaki tüm spor gazetelerinde yayınlandığı zaman en büyük rahatsızlıkları duymadınız mı ?</p>
<p>Ama ne yazık ki şimdi o sözlerin sahibi olan Lucescu&#8217;nun haklı çıktığını söyleyip &#8220;içim simdi rahatladı &#8220;demesi Türkiye&#8217;de ki tüm spor adamlarını yaralamıyor mu ?</p>
<p>Şayet bu kirliliği temizleme görevi verilmiş olan Levent Bıçakçı&#8217;dan insanlar görevini yapmasını kendisine bu konuda verilen destek ile bu rezaleti bitirmesini, Türkiye&#8217;nin uluslar arası alanda yitirdiği saygınlığını geri getirmesini istiyor!</p>
<p>Ama bunları yapma kararlılığı ve cesareti olmayanlar için güzel bir fırsat var!</p>
<p>Saha dışı ve saha içi bir çok hata yapan ve yapmaya devam eden Ersun Yanal&#8217;ı görevden alıp gündemi değiştirin olup bitsin!</p>
<p><strong>Hürser Tekinoktay / Birgün Gazetesi , 24 Kasım 2004</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/turk-futbolu-sike-ersun-yanali-gorevden.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuğrul Akşar ile Şike Ekonomisi</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tugrul-aksar-sike-ekonomisi-581.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tugrul-aksar-sike-ekonomisi-581.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 12:18:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Şike Depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Şike Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Şike Ekonomisi Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Şike operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Şike Soruşturması]]></category>
		<category><![CDATA[Borsa Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolda Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5816</guid>
		<description><![CDATA[Tuğrul Akşar'ın Şike Ekonomisi yazısında Futbol da son zamanlarda yaşanan şike olaylarının Türk Futbolu ve Futbol Ekonomisi  açısından sarsıcı etkileri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-5822" title="Futbol Ekonomisi ve Şike" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/futbol-sike-ekonomi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></p>
<p><strong>Futbol Ekonomisi üzerine yazılarıyla futbol dünyasına yön veren d<strong>eğerli</strong> yazar Tuğrul Akşar&#8217;ın, Şike Ekonomisi adlı yazısında </strong><strong>Futbol da son zamanlarda yaşanan şike olaylarının  Türk Futbolu ve Futbol Ekonomisi açısından sarsıcı etkileri üzerine </strong><strong>görüşlerini sizlerle paylaşıyoruz.</strong></p>
<h1>Şike depremi ve Türk Futbolu</h1>
<p>Futbolumuzda 4 Temmuz 2011’de başlayan şike depremi hem futbolumuzu, hem de futbol ekonomimizi sarsmaya devam ediyor. Bir yandan kulüplerimiz uğradıkları soruşturma nedeniyle ciddi demotivasyonlar yaşarken, ekonomik olumsuzluklar da ciddi olarak kendini hissettirmeye başlıyor. Nitekim bu yaşanılan olumsuzlukların etkisini yavaş yavaş yaşamaya başladık. Şike olayı nedeniyle, kulüplerin borsada işlem gören hisse senetlerinde yaşanılan düşüşten, kombine kart ve logolu ürün satışına kadar bir çok gelir kaleminde önemli kayıpların yaşanacağı görülüyor.</p>
<p>Bu haftaki yazımızda futbolda gerçekleşen şike olayının futbol ekonomisine olumsuzluklarının hangi boyutlara ulaşabileceğini tartışmaya çalışacağız. Avrupa’da daha önceden yaşanmış bu tür olaylarda gerçekleşen değer kayıplarının hala telafi edilemediğini gözlemliyoruz. Şikeye muhatap kulüplerin yer aldığı ulusal ligler kendilerini bu olayların sonunda bir şekilde gelir olarak tazmin edebilseler de, şike olayına maruz kalmış kulüpler ne yazık ki hala eski gelir güçlerine ulaşamamış görünüyorlar.</p>
<h2><strong>Futbol Dışsallıkları Olan Bir Spor Dalı</strong></h2>
<p>Günümüzde futbol kulüpleri maç günü geliri, reklam ve medya geliri, naklen yayın geliri, sponsorluk geliri gibi ana faaliyet geliri yaratırken, aynı zamanda kendi gelirleri dışında başka sektörlere de dokuz birim ilave gelir yaratıyor.</p>
<p>Logolu ürün satışı için tekstil sektöründen, maçları izlemek için tv ve elektronik sektörüne, reklam ve medya sektöründen iletişim sektörüne, maçları ve turnuvaları izlemek için oluşan turizm sektöründen, eğlence ve yeme-içme sektörüne kadar bir çok sektöre ilave katma değer sağlayan futbol gelirleri bu bağlamda tüm dünyada 250 milyar dolara ulaşıyor. Bu gelirin yüzde doksanlık kısmı Avrupa’da yaratılıyor. Futbolun kendi ana faaliyetlerinden Avrupa’da yaratılan gelirler 22.5 Milyar Dolar civarında (15.7 Milyar Euro) olmasına karşın, futbolun yarattığı katma değerler üzerinden toplam gelirler 225 Milyar dolara ulaşıyor.</p>
<p>Görüldüğü gibi futbolun pozitif dışsallıklarından birisi olarak karşımıza gelir etkisi çıkıyor. Futbolun ekonominin dışında daha bir çok alanda dışsallıkları bulunuyor. Bu bağlamda futbolda ortaya çıkan şike olayları, futbolun bu özelliği yüzünden gelir kaybını da hesaplanandan daha fazlaya ulaştırıyor.</p>
<p>Bu bağlamda futbolumuzda en fazla dışsallığı olan kulüplerin başında Fenerbahçe geliyor. Süper Lig’de yaratılan gelirlerin %13’ünü tek başına üretebilen Fenerbahçe, ekonomik ve ticari gelirlerin dışında yaygın taraftar tabanı, sahip olduğu sosyal, tarihsel ve sportif konumu itibariyle de bu dışsallığı negatif anlamda en fazla yaşayacak kulüplerin başında geliyor.</p>
<h3><strong>Şike Ekonomisi Nedir?</strong></h3>
<p>Futbol sağladığı dışsallıklar nedeniyle kendisi dışında bir çok sektöre de ilave katma değerler yaratıyor. Bu kapsamda futbolun yaşadığı gelir kayıpları şike ekonomisinin gelirlerini oluşturuyor. Futbolun gerek parasal gelir kalemlerinde, gerekse marka değerlerinde negatif olarak ortaya çıkan parasal akımlar, futbol sektöründen daha farklı bir alana, yani şike ekonomisine kaynak transferine yol açıyor. Bu da üretken alandan, spekülatif alana fon aktarımı anlamına geliyor. Üretken olmayan bir alana kaynak transferi şike ekonomisinin temel gelir kalemlerini oluşturuyor. Bu transfer sonucunda futbolun temel rekabet gücü düşerken, futbolun sırtından geçinen asalak bir ekonominin de kanser gibi büyüdüğünü gözlemliyoruz. Bu gelişim aslında futbolun bağışıklık sistemine kasteden bir gelişme. Gerekli önlemler alınmadığı taktirde orta ve uzun vadede futbolun ölümü anlamına geliyor bu. Teşvik, şike, rüşvet ve şiddet gibi unsurlar şike ekonomisinin motorunu oluşturuyor.</p>
<p>Şike ekonomisi ile futbol ekonomisi arasında aslında doğru orantılı bir gelişim söz konusu. Futbol parasallaştıkça, ticari gelirler artıyor. Ticari gelirler arttıkça da, şikenin temel dinamiğini oluşturan faktörlerin futbola olan ilgisi artmaya başlıyor. Nitekim bu kapsamda futbola nüfuz etme aracı olarak karşımıza bahis ekonomisi çıkıyor. Futbolda parasallaşmanın boyutu, şike ekonomisinin de boyutunu artırıyor. Ancak bu ikili arasında rekabet gücü bakımından ters yönlü bir ilişki var. Şike ekonomisi geliştikçe futbolun izlenilirliği yani reytingi düşmeye başlıyor. Taraftar maçlara ilgi göstermiyor. Sponsor kulüplere destek olmuyor. Tribündeki taraftar sayısı giderek azalıyor.</p>
<p>Bütün bunlar da futbolun rekabet gücünün düşmesine ve uzun vadede ölümü anlamına geliyor. Şikeye muhatap ligler izlenmiyor. İzlenilirlik düştüğü için de futbol ekonomisinin gelirleri düşmeye başlıyor. Bugün Malezya, Sigapur ve Çin’de futbola olan ilgi o kadar fazla olmasına karşın şike olaylarının yaygınlığı, lokal ligler yerine uluslar arası liglerin daha fazla izlenmesine yol açıyor. Yine bize en yakın örnekler olarak  Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan liglerini gösterebiliriz.</p>
<p>Bütün bu nedenlerle endüstriyel futbol parasal büyümenin sağlıklı olabilmesini futbolun daha temiz ve fair olmasında görüyor. Bu nedenle de FIFA, UEFA gibi futbolun regülatör kurumları, futbolu bu ögelerden daha uzak tutabilmek için eskiye oranla daha fazla  düzenleyici ve kontrol edici olmaya çalışıyorlar. Bu nedenle teşvik, şike, rüşvet ve şiddet gibi anti-futbol unsurlarına karşı çok şiddetli ve katı yaptırımlar getiriliyor. Bu konuda lokal federasyonlar kendi iç hukuklarında da gerekli düzenlemeleri yapmaları konusunda yönlendiriliyorlar. Nitekim şike eyleminin bir suç unsuru olarak Türk Ceza Kanunu’nda yer almasını da bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor.</p>
<h4><strong>Şike Borsada Kar Realizasyonu İçin Bir Araç</strong></h4>
<p>Şike ekonomisinin neden olduğu olumsuzlukların başında borsada işlem gören kulüplerin piyasa değerlerindeki azalış geliyor. Özellikle bu tür süreçlerde Avrupa’da da yaşanılan örneklerden de görülebileceği üzere borsada işlem gören kulüplerin hisse senetlerine çok büyük miktarda bir satış geliyor. Gelen satışlar kulüplerin piyasa değerlerinde çok önemli düşüşlere yol açıyor.</p>
<p>Kulüpler büyük değer kayıpları yaşıyor. Paniğe uğrayan küçük yatırımcının da bu sürece dahil olmasıyla taban olan hisse senetleri daha sonra yine gelen alışlarla yukarı taşınıyor. Nitekim Aziz Yıldırım’ın tutuklanmasıyla ilk üç günde Fenerbahçe’nin hisse senetlerinde yaşanılan kayıp %35’e ulaşmıştı. Yine Juventus’un soruşturma başladığı tarihte hisse senedi kayıpları %75’e kadar yükselmiş, soruşturma sonunda bu kayıp %52’ye gerilemişti. Buradan da görüldüğü üzere şike ekonomisi borsada da boş durmuyor, yöneldiği kar realiazasyonu ile çok büyük spekülatif karlar elde ediyor.</p>
<p>Şike soruşturması kapsamında 4 Temmuz’da başlayan soruşturmada Fenerbahçe Başkanı ile birlikte çok sayıda ismin tutuklanması ve gözaltına alınması borsada işlem gören kulüplerin hisse senetlerinde de büyük düşüşe neden oldu. Operasyonun başladığı 4 Temmuz’dan bu yana borsada işlem gören dört kulübün piyasa değeri ciddi kayba uğradı. Bu kapsamda operasyon öncesi dört kulübün borsa değeri 3.685.450 bin TL iken, bu değer 15 Temmuz 2011 Cuma günü itibariyle %14,25 azalarak 3.160.312 bin TL’na geriledi.</p>
<p>Bu düşüşte en büyük kaybı %25 ’e yaklaşan düşüş ve 436 milyon TL’lık değer kaybı ile Fenerbahçe yaşadı. Fenerbahçe’yi %11.4’lük değer kaybı ile Beşiktaş takip ederken, şike soruşturmasında adı geçmeyen Galatasaray’da bu düşüşten nasibini aldı. Galatasaray son 12 günlük süre içinde yaklaşık %7,36 oranında bir piyasa değeri kaybederken, bu süreçten şimdilik en karlı Trabzonspor’un çıktığı görülüyor. Trabzonspor’un piyasa değeri 1-15 Temmuz arasında %7,97’lik bir artış kaydetti. Bu durum aşağıdaki tablodan da net olarak görülebiliyor.</p>
<p>Borsada İşlem Gören Kulüplerin 1-15 Temmuz 2011 Arasında Piyasa Değerleri Değişimi</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="104">
<p style="text-align: center;"><strong>Kulüp</strong></p>
</td>
<td width="95">
<p style="text-align: center;"><strong>Şike   Operasyonu Öncesi (Piyasa Değeri  Bin   TL)</strong></p>
</td>
<td style="text-align: center;" width="87"><strong>15   Temmuz 2011 İtibariyle Piyasa Değeri (BinTL)</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="85"><strong>İki   Tarih Arasındaki Değişim Tutarı (Bin TL)</strong></td>
<td width="85">
<p style="text-align: center;"><strong>Değişim   (%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">Fenerbahçe</td>
<td width="95">
<p style="text-align: right;">1.781.250</p>
</td>
<td width="87">
<p style="text-align: right;">1.344.564</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">436.686</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">-24,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">Beşiktaş</td>
<td width="95">
<p style="text-align: right;">410.000</p>
</td>
<td width="87">
<p style="text-align: right;">363.126</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">46.874</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">-11,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">Trabzonspor</td>
<td width="95">
<p style="text-align: right;">446.200</p>
</td>
<td width="87">
<p style="text-align: right;">481.781</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">35.581</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">7,97</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">Galatasaray</td>
<td width="95">
<p style="text-align: right;">1.048.000</p>
</td>
<td width="87">
<p style="text-align: right;">970.841</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">77.159</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">-7,36</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">TOPLAM</td>
<td width="95">
<p style="text-align: right;">3.685.450</p>
</td>
<td width="87">
<p style="text-align: right;">3.160.312</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">596.300</p>
</td>
<td width="85">
<p style="text-align: right;">-14.25</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h5><strong>Şike Olayından En Fazla Etkilenecek Kulüp Fenerbahçe Olacak</strong></h5>
<p>Yukarıda dile getirdiğimiz dışsallık etkisi nedeniyle bu skandaldan en çok etkilenecek kulüp Fenerbahçe olacakmış gibi görünüyor. Bu kapsamda Fenerbahçe’nin ilk etapta olası kayıpları toplamı doğrudan ve dolaylı gelirleri dikkate alındığında <strong>150 Milyona TL’na ulaşacak.</strong></p>
<p>Şikenin futbola etkisini analiz ettiğimiz ve geçen hafta bu sütunlarda “<strong>Şike Depremi Futbolu Fena Etkileyecek!” </strong>başlığıyla kaleme aldığımız makalemizde de detaylarını belirttiğim için tekrar burada bir kez daha yinelemeyeceğim kayıplar konusunda <strong>www.futbolekonomi.com</strong> da yer alan  bir pasajı burada sizlerle tekrar paylaşmayı yararlı görüyorum.</p>
<p>“Fenerbahçe bu olaydan iktisadi, mali, sportif ve moralite yönünden olumsuz etkileneceği gibi özellikle parasal kayıp, yüksek takım maliyeti ve operasyonel gider sahibi Fenerbahçe’yi yoğun olarak yabancı kaynak kullanımına da sevk edecek. Bunun yanı sıra kulübün gerek gelir kalemlerindeki olası düşüşler, gerekse diğer dışsal faktörlerin etkisiyle kulübün rekabet gücü zayıflayacak gibi görünüyor.</p>
<p><strong>Parasal olarak yaptığımız hesaplamalar ise kulübün ilk etapta 2010/11 performansından dolayı </strong>(21 milyon TL Süper Lig ve 20 Milyon Euro-yaklaşık 45 milyon TL) <strong>65 milyon TL fiili zarar uğrayacak.</strong> Mahkemenin Fenerbahçe aleyhine sonuçlanması ve Federasyon’un küme düşürme cezası vermesi durumunda Kulübün alternatif getirileri de dikkate alındığında bir sonraki sene zararı toplamda 100 milyonu aşıyor. Bu durumda kulübün olası gelir kayıpları toplamı 150 milyon TL’sına kadar çıkabiliyor. Tüm bu gelişmeler kulübün bir yandan piyasa değerini, diğer taraftan da marka değerini olumsuz etkileyebilecek potansiyeldedir. Bunun yanı sıra kulübün takım değerindeki azalma da şirket birleştirmelerinin önüne bir engel olarak çıkabilecek.”</p>
<h6><strong>Şike Ekonomisinin Futbola Toplam Maliyeti Beklenenin Üzerinde Olacak!</strong></h6>
<p>Şike ekonomisinin futbolumuza negatif etkisi hesaplanandan daha fazlasına ulaşabilir. Salt kulüplerin bu soruşturmaya uğraması nedeniyle başta sponsorluk, reklam ve medya gelirleriyle naklen yayın gelirlerinde çok önemli kayıplar yaşanılabilecek.</p>
<p>Futbolun özellikle parasal gelir kayıpları, 580 milyon Euro’ya ulaşan futbol gelirlerimizde ilk etapta yaklaşık yüzde yirmibeş civarında (yaklaşık 170 Milyon Euro) bir kayıp yaratabilecek gibi görünüyor. Bu kayıplara, marka değerinde yaşanılacak olumsuz gelişmelerin ve diğer dışsal faktörlerin de etkisini eklendiğinde kayıpların boyutu beklenenin de üzerine çıkabilecek.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Şikenin parasal boyutta ekonomik olarak futbola verdiği zarar, marka değerine verdiği zararın yanında daha küçük kalacakmış gibi görünüyor. Çünkü, zaman içinde şike nedeniyle uğranılan parasal kayıplar bir şekilde telafi edilebilirken, marka değerindeki erozyonun etkisi ne yazık ki bu kadar kolay olmuyor. Marka değerindeki olumsuz etkilenme ise sonuçta yine futbolun ekonomisini olumsuz etkiliyor.</p>
<p>Bu kısır döngüden çıkabilmenin yolu da futbolun temizlenmesinden geçiyor. Ancak şunu da belirtmekte yarar var ki, futbolun marka değerinin olumsuz etkileneceği düşüncesinden hareketle olayın siyasi ve ekonomik boyutunu hukukun üstüne taşımaya çalışmak, futbolun uzun vadede de kaosa girmesi ölümü anlamına gelir.  Sağlıklı bir futbol ekonomisinin varlığı tamamıyla sağlıklı, fair ve temiz bir futbola dayanır. Böyle olursa ekonomi olur. Bir suç ekonomisi olarak şike ekonomisi futbolun en büyük düşmanıdır. Bunun için de hukukun üstünlüğünü hiçbir şeye feda etmemek gerekiyor.</p>
<p><strong>Tuğrul Akşar</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tugrul-aksar-sike-ekonomisi-581.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şike Depremi Futbolu Fena Etkileyecek!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sike-sorusturmasi-turk-futbolu-5803.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sike-sorusturmasi-turk-futbolu-5803.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2011 16:04:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[şike]]></category>
		<category><![CDATA[Şike haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şike operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Şike yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe ne kaybedecek]]></category>
		<category><![CDATA[Juventus]]></category>
		<category><![CDATA[Juventus Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Marsilya şike]]></category>
		<category><![CDATA[sivasspor]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğrul Akşar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5803</guid>
		<description><![CDATA[Futbol Ekonomi yazılarıyla futbol dünyasına yön veren sevgili dostum Tuğrul Akşar'ın, futbolun son yıllarda içine bir ateş gibi düşen şikenin içinde bulunduğumuz şartlarıyla Türk Futbolu'nu nasıl etkileyeceğine dair görüşlerini sizlerle paylaşıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-5809" title="Şike Depremi" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/stadyum.jpg" alt="" width="540" height="310" /></p>
<p><strong>Futbol Ekonomi yazılarıyla futbol dünyasına yön veren sevgili dostum Tuğrul Akşar&#8217;ın, futbolun son yıllarda içine bir ateş gibi düşen şikenin içinde bulunduğumuz şartlarıyla Türk Futbolu&#8217;nu nasıl etkileyeceğine dair görüşlerini sizlerle paylaşıyoruz.</strong></p>
<p>Futbolumuz geçen haftadan beri şike depremiyle sarsılıyor. Savcılıkça sürdürülen soruşturma kapsamında çoğu kulüp yönetiminde yer alan 25 kişi tutuklandı.</p>
<p>Gazetelerin sütunlarında çıkan haberler doğruysa, soruşturma çok kapsamlı ve Türk futbol tarihinde milat olabilecek gelişmelere de gebe görünüyor.</p>
<p>Biz bu hafta gazete sayfalarında yer alan iddialara yer vermekten daha çok, Avrupa’da çok yakın geçmişte yaşanılan olayları analiz ederek, bu olaydan ne tür dersler çıkartılabileceğimizin üzerinde durmaya çalışacağız.</p>
<p><strong>Endüstriyel Futbol Risk Yönetimini Zorunlu Kılıyor</strong></p>
<p>Futbolun kendi içsel dinamikleri çoğu zaman futbolda bazı dengesizliklere neden oluyor. Her geçen gün parasallaşarak endüstrileşen futbol bir yandan kendini yeniden büyüterek üretebilmenin yolunu ararken, diğer yandan da bazı patolojilere neden olabiliyor. Bu iç dinamiklerdeki dengesiz gelişim yapısı futbolun yumuşak karnını daha zayıflatıyor ve bazı anti futbol öğelerinin bünyesine girmesine neden oluyor.</p>
<p>Futbolda heyecan ve rekabetin en üst düzeyde tutulması tüm spor dallarında olduğu gibi futbol için de vazgeçilmez temel öğeyken, diğer yandan endüstriyel kaygılarla  futbol pastasının daha da büyütülmesi futbol dışı öğelerin futbola bir şekilde etkimesine zemin hazırlıyor. Endüstriyel döngü içinde oyuncu da, kulüp te, yayıncı kuruluş ta daha çok kazanmak istiyor. Durum bu olunca fayda maksimizasyonu sağlamanın yolu heyecan ve rekabeti en üst düzeyde tutarak, futbol pastasını büyütmekten geçiyor. Ancak bunu yaparken, teşvik, şike, doping gibi futbol dışı bazı ögelerin futbola sızdığını görüyoruz  ve İtalya’da olduğu gibi büyük skandallar ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>İşte bu noktada karşımıza futbolda risk yönetimi çıkıyor. Zira sahip olduğu aktiflerini iyi yönetemeyen, onları sistematik olan ve olmayan bazı risk kaynaklarından koruyamayan, futbolun belirsizliğinin neden olabileceği olumsuz sonuçlara karşı önceden gerekli önlemleri alamayan bir futbol yapılanmasının endüstriyel futbolda eşitleriyle çok da rekabet edebilme şansı bulunmuyor.</p>
<p>Bu bağlamda ben Fenerbahçe kulüp yönetiminin risk yönetiminde stratejik hatalar  ve yanlışlar yaptığını düşünüyorum. Sadece kazanmaya odaklı yarışmacı ruh içinde hırsın önemi ön plana çıkarken, bazı risklerin daha önceden belirlenerek kulübün tüm varlıkları ve değerlerinin bu yarışmacı ortam içinde olası risklere karşı korunması gerekirdi.  Şampiyonluk ve kazanma kültürü gelişmiş bir kulüpte bu tür risklere asla izin verilmemesi kurumsal yönetim açısından da bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Çünkü Fenerbahçe’nin bugün  sahip olduğu takım değeri   ve gelirleri yüzmilyon dolarlara ulaşıyor. Yine oyuncularının dışında sahip olduğu Stat ve  storlar gibi önemli aktifler, kulüplerin faaliyetlerinin devamları ile sportif ve mali başarıya ulaşmaları bakımından etkin bir risk yönetimini gerektiriyor.</p>
<p>Bu kapsamda olası gelişmelerin Türk futboluna ne tür etkilerinin olabileceğini de geçmiş Avrupa deneyimlerinden hareketle sizlerle paylaşmış olacağız. Bu olaylardan ben gerek Türk futbol yönetiminin gerekse kulüplerimizin çok önemli dersler çıkarttığını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Avrupa’nın En Çok Ses Getiren İki Şike Olayı</strong></p>
<p>Ülkemizde karşılaştığımız şike olaylarının futbolumuza olası etkilerini analiz etmeden önce çok yakın geçmişte Avrupa’nın üst düzey takımlarından 1992-93 sezonunda Şampiyonlar Ligi şampiyonu  olan ve daha sonra bu unvanı elinden alınan Fransız Olympique de Marseille ile geçmişte Şampiyonlar Ligi’ni 2, Kupa Galipleri Kupası’nı 1 ve UEFA Kupası’nı da 3 kez kazanan bir İtalyan devi Juventus’un bulaştığı şike olaylarından ve bunların sportif, iktisadi ve mali sonuçlarından kısaca bahsetmek istiyorum.</p>
<p><strong>Bir Şampiyon’un Çöküşü ve Dirilişi: Olympique de Marseille</strong></p>
<p>1899 yılında kurulmuş, maçlarını 60.000 kişilik Stade Vélodrome&#8217;da oynayan 9 Fransa Ligi, 10 Fransa Kupası, 2 Fransa Lig Kupası ve daha sonra ellerinden alınan 1 kez de Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ile  Fransa’nın en çok kupa sahibi takımı olan Olympique de Marseille 1980’lerin başında karanlık bir dönem geçirerek iflasın eşiğine kadar gelmişti. Bernard Tapie’nin kulübe başkan olmasıyla tarihindeki en iyi dönemini yaşayan Marsilya 1992-1993 sezonunda Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kazanan ilk ve tek Fransız takımı olmuştu.  Ancak daha sonra başkan Tapie’nin  şike davasından yargılanıp suçlu bulunmasıyla kulüp için de çöküş dönemi başladı. İlkin 1992 yılında Fransa şampiyonluğu, arkasından da  Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu elinden alındı ve hemen arkasındanda Fransa İkinci Ligi&#8217;ne düşürüldü. Tam dört yıl sonra 1996’da Fransız Lig 1’e yeniden dönebilen Marsilya’nın bu kez de başı 2006 yılı mali hesaplarıyla derde girdi. Bu süre içinde hiçbir kupaya uzanamayan Marsilya ancak kendisini 1999’da toparlayabildi ve 1999 ve 2004’de UEFA Kupası finali, 2006 ve 2007’de Fransa Kupası finali oynadı ve 2009-10 sezonunda da hem Fransa Lig 1’i hem de Kupa’yı kazanarak duble yaptı.</p>
<p><strong>Hala Mazisini Arayan Juventus</strong></p>
<p>2005-06 sezonunda  Napoli, Torino ve Roma savcılarının bir yıl boyunca gizlilik içinde yürüttüğü soruşturmada; Savcıların dinlediği telefon konuşmaları sonucunda Juventus Genel Direktörü Luciano Moggi’nin, İtalya Futbol Federasyonu hakemlerinden sorumlu yöneticisi Pierluigi Pairetto ile yaptığı telefon görüşmelerinde bazı maçlara hakem tayinleri yaptırttığı; bunun yanısıra bir sonraki hafta karşılaşacakları takımların yıldız oyuncularını cezalı duruma düşürmek için hakemlere baskı yaptığı, bazı oyuncu ve hakemlere maddi menfaatlar temin edildiğinin de ortaya çıkmasıyla FC Juventus’un 28. Şampiyonluğu kulübün elinden alınmış ve daha sonra da Juventus, AFC Fiorentina ve SS Lazio İkinci Lig’e düşürürken, Serie-A’da  kalan AC Milan’ı ise Avrupa Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men etmişti…Serie-A’da kalan Milan 19 puan eksiyle bir sonraki sezona başlarken, Serie-B’ye düşürülen kulüpler ise -8 puanla bir sonraki sezona başlamışlardı.</p>
<p><strong>Kulüplerin Küme Düşmeleri Onları ve Ligleri Nasıl Etkiledi?</strong></p>
<p>Avrupa’da yaşanılan iki önemli olayda şike nedeniyle liglerde ve kulüplerde gelişmenin farklı boyutlarda yaşandığını saptamış bulunuyoruz.</p>
<p>Liglerde temel olarak; 1) Rekabet Kalitesi düşüyor, 2)Futbol Pastası küçülüyor, 3) Reyting düşüyor. Bu tür skandallar dev endüstriyel ekonomilerde, pasta büyük olduğu için daha çarpıcı sonuçlara yol açıyor. En önemlisi endüstriyel futbolun kendisini yeniden üretim aracı olan reyting düşüyor ve o ligler güvenilirliğini zaman içinde yitirmeye başlıyor. Güvenilirlik düzeyinin düşmesi peşinden kalite ve rekabet sorununu da beraberinde getiriyor. Düşük rekabet reytingin yükselmesinin önünü kesiyor. Reyting yüksek olmadığında da sponsorların o lige olan ilgisi en alt düzeyde oluyor. Güvenilirlik düzeyinin yüksekliği, o ülke liginde gelirlerin artması için bir baz oluşturuyor. Endüstriyel futbolun en önemli gelir kaynaklarından olan sponsorluk gelirleri özellikle reytingi yüksek, marka olmuş  liglere daha çok yöneliyor. Naklen yayın gelirleri pastası buna bağlı olarak daha çok büyüyebiliyor.  Bu nedenle endüstriyel futbolda gelirlerin artması ve pastanın büyümesi tamamen heyecanın en üst düzeyde tutulmasına, yani reytinge bağlı. Bu nedenle endüstriyel futbolda reyting yaşamsal bir öneme sahip. Bunun içindir ki, endüstriyel futbol hiç bir zaman teşvik, şike, doping gibi kendi mezar kazıcılarının sistemde  gelişip, filizlenmesine izin vermiyor.  Bunun en tipik örneğini bu skandalla İtalya’da yaşamış olduk.</p>
<p><strong>Kulüplerde temel olarak;</strong></p>
<p>1) Gelirler Düşüyor. (Sponsorluk, Reklam ve medya, maç günü ve naklen yayın gelirleri önemli ölçüde azalıyor.) Gelirler azaldığı için giderler aynı hızda düşmediğinden sezon içinde kulüplerin faaliyet zararları artıyor. Artan zararların finansmanı için kulüpler yoğun olarak banka kredilerine yönleniyorlar. Ağırlaşan finans yükü kulübün sportif rekabet gücünü düşürüyor.<br />
2) Marka Değeri Zarar Görüyor. Bu üç şekilde gerçekleşiyor. 1. Kulüp borsaya kote ise kulübün hisse senetlerindeki düşüş nedeniyle kulübün piyasa değeri düşmeye başlıyor. Nitekim Juventus’un piyasa değeri bir sene içinde yüzde yetmiş iki azalırken, Fenerbahçe’nin piyasa değeri bir hafta içinde yüzde otuzbeş düştü. 2. Kulübün oyuncularının bonservis bedelleri üzerinden takım değeri düşüyor. Juventus’da Viera, Zlatan İbrahimoviç’in Inter’e, Zamborotta ve Lilian Thuram’ın Barcelona’ya, emerson ile Cannavaro’nun Real Madrid’e transferi nedeniyle takım değerinde 175 milyon Euro’ya yakın bir düşüş yaşandı.</p>
<p>3) Sportif Rekabet Gücü Düşüyor. Yukarıda da dile getirdiğimiz gibi takımdaki çok önemli oyuncuların federasyon kısıtları ve başka olaylar nedeniyle takımda kalmak istememeleri takımın sportif rekabet gücünü olumsuz etkiliyor.</p>
<p><strong>Kısacası;</strong></p>
<p>I- Kulüp bazında olumsuz etkiler</p>
<p>1.       Kulüplerin gelirlerinde önemli ölçüde parasal kayıplar yaşanıyor.<br />
2.       Zedelenen itibar ve olumsuz etkilenen marka değerinin, sponsorları ve medya haklarını olumsuz etkiliyor.<br />
3.       Önemli oranda yıldız oyuncularını satmak durumunda kalıyorlar.<br />
4.       Kulüplerin rekabet güçleri önemli ölçüde zayıflıyor.<br />
5.       Borsada işlem gören kulüplerin borsa değerlerinde önemli düşüşler yaşanıyor.<br />
6.       Ayrılan futbolcular yüzünden takımların piyasa değerlerinde ciddi düşüşler meydana geliyor.</p>
<p>II. Ülke Futbolu Bazında Olumsuz Etkiler,<br />
1.       Lokal ligde rekabet kalitesi düşüyor. 2.Futbol pastası küçülüyor. 3.       Ülke dışına giden oyuncular nedeniyle ülke ligleri reytinginde bir düşüş yaşanıyor.</p>
<p><strong>Juve ve Marsilya’da Durum Nasıl Değişti?</strong></p>
<p>Her iki kulübün küme düşürülmesi sonrasında başta iktisadi ve mali gelirleri ile buna bağlı olarak sportif performanslarında çok önemli düşüşlerin olduğu gözlemlendi.</p>
<p>O.Marseille’in küme düşürüldüğü yıl olan 1993/94 sezonunda gelirlerinin bir önceki yıla göre yüzde kırkbeş; Juventus’un da yüzde 63 azaldığı; piyasa değerlerinin ise O.Marseille’de %35, Juventus’un da  %52 düştüğü görülüyor.</p>
<p>Bu gelir düşüşleri içinde en önemli gelir kaybının sponsorluk ve naklen yayın gelirlerinden kaynakladığı gözlemleniyor. O.Marseille’in sponsorluk gelirlerindeki düşüş yüzde otuzbeşe ulaşırken, bu kayıp Juventus’da yüzde yetmişe yaklaşmış.</p>
<p>O.Marseille Lig1’e dört sene sonra yükselebilirken, Juventus bir yıl sonra tekrar Serie-A’ya yükselebilmiş…</p>
<p>O.Marseille’nin Lig 2’ye düşmesi nedeniyle Lig 1’in gelirlerinde yüzde dokuza yakın bir düşüş kaydedilirken, Serie-A’da Juventus ve diğer üç takımın da düşmesi nedeniyle Lig gelirlerinde %16 civarında bir gelir düşüşü yaşanmıştı.</p>
<p>İki ligde toplam seyirci azalışı ise Fransız lig1’de yüzde onbir civarında gerçekleşirken, İtalyan Serie-A’da ise bu kayıp yüzde onsekize ulaşmış.</p>
<p><strong>Endüstriyel Futbol’da Şikeye Yer Yok!</strong></p>
<p>İtalyan Spor Mahkemesi emsal olmaması ve bu tür olayların önüne geçebilmek bakımından Serie-A ve B’de en ağır cezaları verdi. Bu cezalar verilirken, kimsenin endüstriyel gücüne bakılmadı ve “eyyam” yapılmadı, Reytingi dikkate alınmadı. Çünkü endüstriyel futbolun gerekleri buna izin veremezdi, vermedi de&#8230;Endüstriyel futbol ya da futbolun endüstrisi, “futbol dışı haksız kazançların” legalleştirilerek, kanıksanması şeklinde algılanamaz. Endüstriyel futbol pastanın daha fazla büyütülebilmesi ve daha fazla parasal gelir yaratılabilmesi açısından heyecanı ve rekabeti hep en üst düzeyde tutmaya çalışır. Diğer yandan da popüler kulüpleri de bir şekilde bu yarışmaların içinde tutarak, reytingi yüksek tutmanın yolunu arar. Futbol kulüplerinin kendilerine haksız sportif ve mali kazanç sağlamalarının yolunu ve önünü kesmeye çalışır. Çünkü endüstriyel pastanın kendisini büyütebilmesinin yolu yüksek reytingden geçmektedir.  Bunun mantığı çok sade ve basit…Zira,  endüstriyel futbolun kendisini yeniden üretebilmesinde en önemli araç olarak karşımıza “reyting” ne kadar yüksekse, endüstriyel dönüşüm de o denli yüksek oluyor. Futbolun endüstrileşmesinin temelinde yatan dinamik te budur aslında…</p>
<p>Kısacası, şike, endüstriyel futbolun ve futbolun endüstrisinin ruhuna aykırıdır. Daha baştan heyecanı ve rekabeti öldürür, reytingi düşürür, hatta yok eder… Bu ögeler anti- endüstriyel futbol ögeleridir.</p>
<p><strong>Fenerbahçe Ne Kazanmıştı?</strong></p>
<p>Fenerbahçe 2010-11 sezonunda ortaya koyduğu sportif performans nedeniyle Süper Lig havuz gelirlerinden en fazla payı alan kulüp oldu. Hesaplamalarımıza göre Fenerbahçe’nin havuz gelirleri toplamı 64 milyon TL’ne ulaştı. (21 Milyon TL Puan Ödülü+18 Milyon TL şampiyonluk sayısı ödülü+15 Milyon TL şampiyonluk ödülü+ 10 Milyon TL katılım payı)</p>
<p>Lig Mutlaka Etkilenir. Çünkü Fenerbahçe Toplam Gelirin %13’ünü tek Başına Kazanıyor</p>
<p>Açılan davanın Fenerbahçe aleyhine sonuçlanacak olması durumunda, kulübün olası küme düşürülmesi halinde Süper Lig ekonomik anlamda etkilenecektir.  Çünkü, dört büyük kulübün toplam futbol pastasından aldıkları payın yüzde 38 civarında olduğu ve  bu kulüpler içinde Fenerbahçe’nin payının ise %12,54e ulaştığı dikkate alındığında Süper Lig bu kardan muhakkak olumsuz etkilenecektir.<br />
Takımlar	2010/11 sezonunda Gelirden Aldıkları Pay (%)<br />
Fenerbahçe	12,54<br />
Trabzonspor	9,87<br />
Beşiktaş	7,96<br />
Galatasaray	7,64<br />
TOPLAM	38,01<br />
Diğer 14 Kulüp	61,99</p>
<p>Fenerbahçe’nin Olası Gelir Kaybı 150 Milyona Ulaşacak<br />
Fenerbahçe bu olaydan iktisadi, mali, sportif ve moralite yönünden olumsuz etkilenecek gibi görünüyor.  Özellikle parasal kayıp, yüksek takım maliyeti ve operasyonel gider sahibi Fenerbahçe’yi yoğun olarak yabancı kaynak kullanımına sevk edecek. Bunun yanı sıra yukarıda saydığımız olumsuz faktörlerin de etkisiyle kulübün rekabet gücü zayıflayacak.<br />
Parasal olarak yaptığımız hesaplamalar ise kulübün ilk etapta 2010/11 performansından dolayı  (21 milyon TL Süper Lig ve 20 Milyon Euro-yaklaşık 45 milyon TL) 65 milyon TL fiili zarar uğrayacak.  Mahkemenin Fenerbahçe aleyhine sonuçlanması ve Federasyon’un küme düşürme cezası vermesi durumunda  Kulübün alternatif getirileri de dikkate alındığında bir sonraki sene zararı toplamda 100 milyonu aşıyor. Bu durumda kulübün olası gelir kayıpları toplamı 150 milyon TL’sına kadar çıkabiliyor. Tüm bu gelişmeler kulübün bir yandan piyasa değerini, diğer taraftan da marka değerini olumsuz etkileyebilecek potansiyeldedir. Bunun yanı sıra kulübün takım değerindeki azalma da şirket birleştirmelerinin önüne bir engel olarak çıkabilir.<br />
o	Lig Şampiyonluğu Gidecek, Sportif Performans Ödülü Geri Alınacak</p>
<p>TÜRKİYE Futbol Federasyonu’nun ligde başta şampiyonluk primi olmak üzere, mahkeme kararına göre belirlenecek maçlara ilişkin sportif performans ödülünün geri alınacak olması kulübü maddi olarak olumsuz etkileyecektir. Halen iddia edilen sekiz maç dikkate alındığında 6 milyon TL’lık sportif performans ödülü ve Federasyonun Şampiyon olan takımlara verdiği 15 milyon TL’lik ödül geri alınacak. Bu durumda  Sarı lacivertliler böylece 21 milyon TL’lik bir kayıp yaşayacak. Zarar: 21 milyon TL</p>
<p>Yayın geliri en az 55 milyon TL düşecek</p>
<p>FENERBAHÇE’nin ligi ilk 5 içinde bitirmesi durumunda alacağı televizyon geliri en az 50 milyon TL olacakken, Bank Asya 1. Ligi’nde oynarsa bu miktar 1.5 milyon TL’ye düşecek. Zarar: 50 milyon TL</p>
<p>Devler Ligi Gelirinden Olunacak</p>
<p>ŞAMPİYONLAR Ligi’nden bu sezon gelecek en az 20 milyon Euro yaklaşık 45 milyon TL gelirden mahrum kalacak.  Bunun yanı sıra Bank Asya’da oynaması nedeniyle bir sonraki sezon da Devler Ligi’ne gidemeyecek olan sarı lacivertlilerde zarar 2 katına çıkacak. Zarar: 90 milyon TL</p>
<p>Reklam gelirleri önemli oranda azalacak</p>
<p>Fenerbahçe’nin Spor Toto Süper Lig’den düşmesi halinde reklam verenlerin büyük bölümü bu reklamlarını geri çekebilir. Buradan da sarı lacivertlilerin kaybı son derece yüksek olacak. Zarar: 25 milyon TL</p>
<p>Yabancı futbolcular takımdan ayrılacak</p>
<p>BANK Asya 1. Ligi’nde 3 yabancı oynatabilecek olan Fenerbahçe tüm oyuncularını takımda tutabilir. Ancak gelirleri çok düşecek olan sarı lacivertliler için bu ücretler ekonomik anlamda bir yıkım olabilir.</p>
<p>Sponsorluk gelirleri azalabilecek ve yeni sponsor bulmada bazı zorluklarla karşılaşılabilecektir.</p>
<p>Sonuçta;</p>
<p>Fenerbahçe’nin maddi ve maddi olmayan kayıpları kulübe ve Süper Lig’e önemli hasar verecekmiş gibi görünüyor.  Ancak tüm bunlara karşın Türk futbolu tarihi bir sınav ile karşı karşıya bulunuyor. Temiz ve fair bir futbol için bu olayın en doğru şekilde soruşturularak sonuçlandırılması Türk futbolunun Avrupa’daki imajına da olumlu etki yapacaktır. Bu olaydan tüm kulüplerimizin ve federasyonun çıkartacağı çok önemli dersler bulunuyor. Bundan sonraki futbol yaşamında daha sağlıklı, rekabet gücü ve kalitesi yüksek bir lig için bu soruşturmanın sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılması çok önem arzediyor. Buradan çıkan bir başka önemli ders de, kulüplerimizin çok önemli varlıklara sahip olmalarına karşın varlıklarını koruyacak etkin bir risk yönetimi yapılanmalarını gerçekleştirememeleri ve kurumsal yönetimi kulübe egemen örgüt modeli haline getirememeleridir.</p>
<p><strong>Tuğrul Akşar/ 11 Temmuz 2011</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sike-sorusturmasi-turk-futbolu-5803.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şikenin avukatları . . .</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sikenin-avukatlari.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sikenin-avukatlari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 16:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazılardan]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Şekip Mosturoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İcra İflas Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Tapie]]></category>
		<category><![CDATA[BERNARD TAPIE ŞİKE]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Kolombiya Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Ligde Şike Var]]></category>
		<category><![CDATA[Marsilya-Valencia]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET ALİ ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[Sadık Deda]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de şike var]]></category>
		<category><![CDATA[UEFA Asbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[UEFA Başkanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5775</guid>
		<description><![CDATA[Futbol Federasyonu Başkan Vekili Şekip Mosturoğlu, türk Futbolu ve şike ile ilgili yurtdışında Türk futbolunun Kolombiya futbolundan farklı algılanmadığını söylerken ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/sike-futbol-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5789" title="Türk Futbolu Şike" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/sike-futbol-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/sike-futbol-hT2.jpg"></a>Not; Bu yazı 10 Kasım 2004 tarihinde Birgün Gazetesinde yayınlanmıştır.</strong></p>
<h1><strong>Şikenin avukatları<br />
</strong></h1>
<h2>Geçen haftanın en ilginç olayı oruç tartışmasıydı.Yenilen ve puan kaybeden takımların başarısızlıkları futbolcuların oruç tutmalarına bağlanırken, kazananların Türkiye Liginin takımları olduğu ve futbolcularının da (neredeyse tamamının) oruç tuttukları nedense unutuldu!</h2>
<p>Halbuki son bir aydır şike konusunun tekrar gündeme gelmesi ve tartışılmaya başlanması belki de hayattaki ön önemli varlıkları elinden alınmak istenen futbolseverler için gerçekten bir şanstı.</p>
<p>Ancak genel kanının yine olayların kapatılacağı yönünde olması da bu şansın işe yarayıp yaramayacağını konusunu belirsizleştiriyordu.</p>
<p>Gündemden düşmeye başlayıp sonrasında hiçbir belge bulunamıyor diye oluşan sonuçların doğal karşılanmasına da alışılmıştı !</p>
<p>Ancak henüz gündemden düşmemiş olan şike konusunun daha şimdiden duyarsızlıkla geçiştirilmesi inanılır gibi değil !</p>
<p>Oysa ki ;</p>
<p><strong>Futbol Federasyonu Başkan Vekili Şekip Mosturoğlu, yurtdışında Türk futbolunun Kolombiya futbolundan farklı algılanmadığını söylerken !</strong></p>
<p>Oysaki ;</p>
<p>FİFA Kokartlı Ali Aydın&#8217;ın &#8220;Ligde şike var. 2 yıl önce halen Süper Lig&#8217;de oynayan bir takımın yöneticisi elinde altın dolu torba ile yanıma geldi. Almadım. MHK&#8217;ya da söyledim. Ama her hakem aynı şeyi yapıyor mu diye sorarsanız, &#8216;yorum yok&#8217; &#8221; derken !</p>
<p>Oysa ki ;</p>
<p>31 Mayıs 2003&#8242;te oynanan bir maçın gözlemcisi olan Sadık Deda&#8217;nın, &#8220;Raporumda &#8216;bu maç değerlendirilmez&#8217; diye yazdım&#8221; deyip, Şike olduğunu söylerken !</p>
<p>Oysaki ;</p>
<p>Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, &#8220;Suç örgütlerinin spora kadar uzanmış gözükmesinin ve kullanmasının çok üzücü&#8221; olduğu beyanatını verirken.</p>
<p>Oysaki ;</p>
<p>UEFA Asbaşkanı olan ve önümüzdeki dönem Platini ile UEFA başkanlığı yarışına girecek Şenez Erzik&#8217;in &#8220;Maalesef Türkiye&#8217;de şike var !&#8221; demesine ve belki de bu prestij kaybından ötürü Platini&#8217;nin kazanmasına sebep olacağı duruma rağmen,</p>
<p>Gelişmeler gerçekten kaygı verici !</p>
<h2>YİNE ÇÖZÜMSÜZLÜK FORMÜLÜ</h2>
<p>Önümüzdeki günlerde kurulacak komisyon için &#8220;e-posta adresi açalım.İhbarlar oraya gelsin. Değerlendirelim&#8221; deniliyor !</p>
<p>TBMM&#8217;de ikinci kez Ali Aydın ve ismi geçen futbolcuların ifadeleri alınması isteniyor!</p>
<p>Ali Aydın&#8217;ın açıklamasının ardından ertesi sabah 08.00&#8242;de ifadesi alınması gerekirken hala ses yok!</p>
<p>Futbol Federasyonu Başkanı konuk olduğu Televizyon programında &#8221; Bir sürü şey söyleniyor ama delil yok !&#8221; diyebiliyor&#8230;</p>
<p>Sonuçta çözümsüzlük formülü yine ortaya çıkıyor!</p>
<p>Ancak Konu İcra İflas Kanunu&#8217;na bağlı bir mevzuat mıdır ki , bu kanunun 68/1 maddesine göre delil kabul edilebilecek sınırlandırılmış belgeler aranmaktadır !</p>
<p>Ceza hukuku bile her türlü delil ile sonuca ulaşır.</p>
<p>Sokaktaki insanların futbolu temizlemek adına bu delileri toplama yetkisi olmadığını hepimiz bilmiyor muyuz ?</p>
<p>Nerden mi başlamak lazım ?</p>
<p>2002 Yılındaki DGM ve geçtiğimiz günlerdeki Kelebek Operasyonu dinleme kayıtları, Ali Aydın, Sadık Deda ifadeleri yeterince delil başlangıcı kabul edilecek belgeler değil midir?</p>
<h2>SATILIK VE KİRALIKLAR DA DELİL!</h2>
<p>Şikenin Kulüplerin mali yapıları ile direkt ilgili olduğu, gerçek değeri altında işlem görüp, satılan ve kiralanan futbolcuların bile bizi bazı yerlere ulaştıracağı beklenmez mi dir ?</p>
<p>Çok derin bir analizden geçirilerek bütçe ve mal varlıkları araştırmaları kati netice ve delile ulaştırabileceğinin asıl gerçek olduğunu Futbol Federasyonu Başkanı ve üst makamların pek tabi bildikleri de bir gerçek değil midir ?</p>
<p>Ortada bu kadar ayyuka çıkmış bir rezalet ve bir sürü delil başlangıcı, hatta delil var iken; her türlü çalışmanın yapıldığını ve mutlaka sonuca gidileceğini insanlar duymak istiyor.</p>
<p>Takımların küme düşürülmesini ve adı geçen futbolcuların cezalandırılmasını ve şikenin avukatlarının teslim olmalarını insanlar artık istiyor!</p>
<h2>BERNARD TAPIE ÖRNEĞİ</h2>
<p>Son zamanlarda oldukça İyi ilişkiler içinde olduğumuz Fransa&#8217;da şike ilgili rezaletler sonunda Avrupa Parlamentosu eski milletvekili, Çevre Bakanı, Marsilya futbol takımının Başkanı, Adidas&#8217;ın eski sahibi, Bernard Tapie&#8217;nin Marsilya-Valencia futbol maçında rakip takıma rüşvet vererek kendi takımına tur atlattığı gerekçesiyle demir parmaklıklar arasına gönderildiğini ve ilk kez Avrupa milletvekilliği dolayısıyla siyasal dokunulmazlığı devam eden bir politikacının hapise düşmesine sebep olan konunun &#8216;üstelik&#8217; şike olduğunu sanırız tüm bürokrat ve politikacılarımızda biliyordur.</p>
<p>Aynı kendilerini Dünya Şampiyonu yapan Rossi&#8217;nin yıllarca ceza alıp Milan&#8217;ın alt kümeye düşürüldüğü İtalya&#8217;da olduğu gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/sikenin-avukatlari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye &#8216;de şike mi varmış!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/turkiye-turk-futbolu-sike-63737.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/turkiye-turk-futbolu-sike-63737.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2011 16:23:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fevzi Bir]]></category>
		<category><![CDATA[şike]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor Başkanı Fikret Üstenci]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor Gençlerbirliği Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Fikri Sağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolun Adaleti]]></category>
		<category><![CDATA[manisaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbolu Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Türker Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye de Şike]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Özkan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5773</guid>
		<description><![CDATA[Eski Tahkim Kurulu Başkanı olan Türker Aslan, yani futbolun Yargıtay Başkanı; " Türkiye'de şike vardır " diyor!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-5785" title="Türkiye Türk Futbolu Şike" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/turk-futbolu-sike-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></p>
<p><strong>Bu yazı 06 Ekim 2004 tarihinde Birgün Gazetesinde yayınlanmıştır.</strong></p>
<h2>Şike ve Futbolun Adaleti;</h2>
<h2>Geçtiğimiz günlerde Birgün gazetesinde yayınlanan, Fikri Sağlar&#8217;ın Türker Aslan&#8217;la yapmış olduğu söyleşide, Eski Tahkim Kurulu Başkanı olan Türker Aslan, yani futbolun Yargıtay Başkanı; &#8221; Türkiye&#8217;de şike vardır &#8221; diyor!</h2>
<p><strong> </strong>Yine Habertürk Televizyon kanalında Tuğrul Yenidoğan&#8217;ın programına konuk olan Eski Genç Milli Takımlar sorumlusu , Haluk Ulusoy&#8217;un futbol konusundaki resmi baş danışmanı Gündüz Tekin Onay şikeden konu açılıp kendisine varlığı sorulduğunda &#8221; Türkiye&#8217;de herkes bunları biliyor&#8221; diyebiliyor !</p>
<p>Mustafa Denizli ise Manisaspor&#8217;da Teknik Direktörü olduğu dönemde Manisa Kültür Sitesi Lale Salonunda düzenlenen konferansta &#8220;Türkiye&#8217;de şike olayları cereyan ediyor&#8221; diyor !</p>
<p>Evet işin ilginç tarafı futbolun içindeki bunca Resmi sıfatlı önemli kişiler &#8220;şike var&#8221;ı alenen söyler iken kimsenin bunu duymaması ilginç değil mi ?</p>
<p>Ne tuhaf ki insanlar Türkiye&#8217;de, şikenin suç olmadığını, kirli işlerin normal sayıldığını iyice kanıksamaya başladılar !</p>
<p>Aslında bu da normal sayılmalı .Çünkü toplumun bir kesimi bu bozuk oluşuma karşı yapacak bir şeyleri olmadığını , diğer kesimi ise bu oluşum ile kazançlarını ve geleceklerini sigorta altına aldıklarını biliyorlar!</p>
<p><strong>ÇETE ZAMAN AŞIMINDA</strong></p>
<p>Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2002 yılında hazırlanan iddianamede, bir çok hakem , teknik direktör ve spor dışı bazı kişilerin oluşturduğu teşekkülün 12-19 yıla kadar ağır hapis cezası istemleri olmuştu. Daha sonraları takipsizlik ve Mahkemelerin yetkisizlik kararları ile sular akıp gitti !</p>
<p>Tuncay Özkan&#8217;ın ortaya çıkarttığı bu şike çetesi de doğal olarak zaman aşımına uğradı! Böylece herkes de görevine devam etti!</p>
<p>Ancak işin ilginç tarafı Tuncay Özkan&#8217;ın kayıtlarına göre 07 ve 21.12.2001 günleri Susurluk Sanıklarından, Şike Çetesi oluşumun bir kolu olarak da bilinen Ali Fevzi Bir ile Gençlerbirliği Teknik Direktörü Erdoğan Arıca arasında geçen görüşmede, uzun süredir maç kazanamayan Erdoğan Arıca&#8217;nın hakemler konusunda yardım istediği bilinip ve 22.12.2001 günü Bursa&#8217;da oynanan Bursaspor ve Gençlerbirliği maçı da, Gençlerbirliği&#8217;nin 1 &#8211; 0 kazanması ile şike şaibeli maçlar arasına girmişti.</p>
<p>Hal böyle iken 2002 yılında Bursaspor Başkanı Fikret Üstenci bu şaibeli maçın üzerinden 1 yıl bile geçmeden Bursaspor&#8217;un başına Erdoğan Arıca&#8217;yı getirmişti.</p>
<p>Bursaspor, o sene ligin son maçlarını tüm spor kamuoyunun hayretler içinde kalmasına sebep olacak şekilde kazanıp, kümede kalmasına rağmen bir sonraki yıl küme düşmekten kurtulamamıştı !</p>
<p>Aynı Erdoğan Arıca&#8217;nın, Futbolcusu Youla için &#8220;Aliço onlar oyuncu, futbolcu değil, oyuncu&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>ARICA NASIL ALINDI</strong></p>
<p>Oynayacakları bir maçın hakemi Sabahattin Bitirim adı geçtikten sonra ;</p>
<p>Kulübün menajeri Cem Onuk için &#8220;Ben bizim Cem var bu kulübün papazı, onla görüşeyim, daha sonra ararım seni&#8221;diyen , dahası kendi başkanı İlhan Cavcav için ;</p>
<p>&#8220;Ya o adam da hiç bizim bildiğimiz gibi bir adam değil Aliço, bir tanısan adamı korkmuş ürkek yani, zavallı bir durumda&#8221; diyerek arkasından</p>
<p>&#8220;Ya ölürüm, Aliço benim istikbalim bu, benim her şeyim bu ya. Yani böyle çok çirkin de bir maça ihtiyacımız var kardeşim&#8221; sözlerini de kullanan ve Ali Fevzi Bir ile DGM Bant kayıtlarına geçmiş bu konuşmaları tüm Türkiye&#8217;nin okuyarak bilmesinin üzerinden 1 yıl sonra Gençlerbirliği&#8217;nin başına geçmiş olması inanılmaz bir durumdu !</p>
<p>Futbol Dünyasında saygı uyandıran bir Başkan ve Kulübün bu kararı vermesi gerçekten çok şaşırtıcıydı .</p>
<p>Şikenin olmayan adaleti vardı !</p>
<p>Ama Geçtiğimiz yıl Lens&#8217;i, Parma&#8217;yı ve Sporting Lizbon&#8217;u eleyen ve kupayı alan Valencia&#8217;yı da</p>
<p>Ankara&#8217;da yenerek kıl payı elinden kaçıran, görkemli Gençlerbirliği, bu sene silik ve zayıf bir takım görüntü vermesinin arakasından hüsran ile biten Egaleo maçında İlhan Cavcav&#8217;ın istifaya davet edilmesi ve arkasından Erdoğan Arıca&#8217;nın önce görevimin başındayım deyip, ertesi gün istifa etmesi de acaba futbolun hazinli bir adaleti değil miydi ?</p>
<p>Evet futbolun adaleti ne yazık ki 2.Lige düşen Bursaspor&#8217;dan sonra Gençlerbirliği için de tecelli etti.</p>
<p>Bakalım aynı adalet bu bant kayıtların da adı geçen diğer teknik adamlar ve spor adamları içinde geçerli olacak mı ?</p>
<p><strong>Hürser Tekinoktay, Birgün Gazetesi- 06 Ekim 2004</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/turkiye-turk-futbolu-sike-63737.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TFF &#8216;de statü değişikliğinin getirecekleri</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tffde-statu-degisikligi-5139.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tffde-statu-degisikligi-5139.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 08:11:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[fifa]]></category>
		<category><![CDATA[futbolistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kulüpler Birliği Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Madde 55]]></category>
		<category><![CDATA[Madde 56]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[Menajerlik Sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Olağan Genel Kurul]]></category>
		<category><![CDATA[Statü değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Tahkim Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TFF]]></category>
		<category><![CDATA[TFF statü değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[TFF’deki statü değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[uefa]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşmazlık Çözüm Kurulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5748</guid>
		<description><![CDATA[TFF 'de statü değişikliğinin getirecekleri. Türkiye Futbol Federasyonu’nun bugün yapılan olağan genel kurulunda apar topar statü değişikliğine gidilecek. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/tff-statu-degisikligi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5750" title="TFF 'de statü değişikliğinin getirecekleri" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/tff-statu-degisikligi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Türkiye Futbol Federasyonu’nun bugün yapılan olağan genel kurulunda apar topar statü değişikliğine gidilecek. Kulüplerin hiçbir fikrinin alınmadığı statü değişikliğiyle ilgili olarak NationalTurk’ün yorumunu sizlerle paylaşıyoruz;</h2>
<p>Fifa ve Uefa Düzenlemeleri;</p>
<p>Fifa;</p>
<p>Fifa Statusunun 64 maddesi açıkça yasal bir zorunluluk olmadıkça genel mahkemeleri müracaatın engellenmesini öngörürür.</p>
<p>Fifa “National Dispute Resolution Chamber Standard Regulation” adıyla ortaya koyduğu belge ile henüz genel yargı yolunu kapatan yapılanmayı tamamlamamış ülkelere yol göstermeye çalışmıştır.</p>
<p>Uefa;</p>
<p>Uefa Statüsünün 60. Maddesi Fifa tarafından yer verilen “yasal zorunluluk yoksa” kaydına da yer vermeksizin genel mahkeme yolunun kapatılması ve tahkimin zorunlu kılınmasını öngörmektedir.</p>
<p>TFF web sayfasında Fifa ve Uefa’nın görüşlerinin alındığından bahsedilmekte ancak onay alındığı ifade edilmemektedir.<br />
Bizce, konu tam olarak aktarılmış ise, genel yargı yolunu neredeyse zorun kılan bir düzenlemenin Fifa ve Uefa tarafından uygun bulunması mümkün değildir.</p>
<p>Değişiklik gerekçesi yönünden;</p>
<p>TFF gerekçesine göre değişikliğin sebebi Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 59. maddesinde 6214 sayılı Kanunla yapılan ve 29.03.2011 tarihli ve 27889 sayılı resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa değişikliği ve gerekçesi uyarınca madde metninin yeniden düzenlenmesi zorunlu hale gelmiş olmasıdır.<br />
Böyle bir zorunluluk yoktur.</p>
<p>Değişiklik metninin kendisi bu durumun kanıtıdır. Aşağıda yer verildiği üzere Fifa ve Uefa aksine yasal zorunluluk olmadıkça genel yargıya gitmenin önlenmesini zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>İhtiyari olarak TFF nezdinde kurulan kurullara müracaatın mümkün olabileceği yasa değişikliği gerekçesinde ve TFF Statü değişikliği önerisi içinde açıkça yer almaktadır. Bu da genel yargının zorunlu olmadığını, dolayısı ile Fifa kuralı gereği genel yargıya başvurunun engellenmesi gerektiği neticesini doğurur.</p>
<p>Yürürlükteki TFF yasasında Uyuşmazlık Çözüm Kurulu yargı organları arasında sayılmaktadır. Hal böyle iken böyle bir ihtilaf çözüm yolunun mevzuatımca yasaklandığından nasıl bahsedilebilir?</p>
<h3>Değişikliğin Kabulü Halinde Ortaya Çıkacak Pratik Neticeler;</h3>
<p>İlk bakışta TFF Genel Kurulu’nun çoğunluğunu oluşturan Kulüpler bu değişikliği kendilerinin lehine gibi görerek destek vermek isteyebilirler. Ancak, bu değişiklik futbolun aleyhinedir ve tüm futbolcu, teknik adam ve kulüplerin aleyhinedir. Kurumsal tek paydaş olan kulüpler bundan en çok zarar görenler olacaktır.</p>
<p>Birçok ülkede genel yargı ülkemizdekinden çok daha hızlı işlerken o ülkelerde dahi özel futbol yargısı tercih edilmiştir. Ülkemizdeki ortalama dava süresi üç yıldır. Kulüplerimiz bu süreyi borçlarının üç yıl ötelenmesi olarak görebilirler ancak ilk iki üç yıl sonrasında boşluk olmadan borçlar kapıya dayanacaktır. Bu defa mevcut kulüp yönetimi kendisinden önceki yönetimler döneminden kalan borçlarla karşı karşıya kalacak ve finansal planlama imkânsız hale gelecektir.</p>
<p>Aslında yukarıdaki senaryo yine de kulüpler açısından iyi olandır. Fakat sözleşmeye dayalı alacakları için genel yargıya başvuracak futbolcu ve teknik adamlar dava yolunu değil icra takibini tercih edecektir.</p>
<p>Bu durumda takibe itiraz edilmesi %40 inkâr tazminatı riski getirecek, edilmemesi halinde de, TFF Kurullarında karar süresi ortalama altı ay iken, on beş gün içinde kesinleşmiş borçla karşılaşılacaktır. Yani, Kulüplerimizin algıladığının aksine süre kazanılmamış kaybedilmiş olacaktır. Süre kazanılması ancak ek %40 ödemek maliyetine bağlı olacaktır.<br />
Kulüpler yönünden bir diğer önemli olumsuz netice futbolcuların ve teknik adamların nerdeyse her zaman serbest gibi davranabilecek olmasıdır. Bir kulübün sözleşmeli oyuncusu dilediği zaman sözleşmesini feshederek başka bir kulübe imza atabilecek, kulüp ancak genel yargıda tazminat talebi ile dava açabilecektir.</p>
<p>Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sözleşmenin taraflarından biri olan kulüplerin edimlerinin para, diğer taraf olan futbolcuların edimlerinin ise hizmet olmasıdır.</p>
<p>Para alacağı olan futbolcular doğrudan icra yoluna başvurabilecekken, kulüpler ancak haksız fesihten dolayı tazminat talep edebilir ve bu her halükarda yargılamayı gerektirir. Bu yargılamada seneler sürecektir.</p>
<p>Bir diğer sorun, sözleşmesini fesheden oyuncuların diğer kulüplerle sözleşme görüşmelerinde ortaya çıkacaktır. Sürüncemede bir yargı süreci içinde olan bir oyuncu ile sözleşme imzalamak hiçbir kulüp için kolay olmayacaktır. Futbolcu hakkında her an bir sportif ceza yada yüklü tazminat kararı çıkabilecekken bu anlamda önünü göremeyen kulüpler o oyuncular ile sözleşme imzalayamayacaktır. Bu da yerli oyuncu piyasasını daraltacak, bir kulübün kadrosunda katmak istediği oyuncu ile belirsizlik sebebi ile sözleşme imzalamasına mani olacaktır.</p>
<h4>Statü Değişikliği neler getirecek?</h4>
<p>En önemli neticelerden biri de oyuncu ücretlerinin hızla artması olacaktır. Yukarıda arz edildiği üzere bunun birinci nedeni uygun oyuncu sayısının azalacak olmasıdır.</p>
<p>İkinci sebep, oyuncuların uzun yargı süreci sonrasında alabileceklerini düşündükleri tutarları göz ardı ederek yüksek ücret ve yüksek peşin ödeme isteyecek olmalıdır. Bunun yanında, güçlü oyuncular sözleşme esnasında banka teminat mektubu, kulüp yöneticilerinin şahsi çek veya bonolarını isteyecekler aksi taktirde sözleşmeyi imzalamayacaklardır.<br />
Pek çok Kulüp yöneticisi genel yargıda kesin karara ulaşmanın çok uzun süre alacağı düşüncesi ile ödeme zorunluluğu baskısını gerçekçi olarak üzerinde hissetmeyerek sözleşme görüşmelerinde yüksek rakamlara kolaylıkla evet diyecektir. Bu durum da oyuncu ücretlerinin hızla artmasının bir başka nedeni olacaktır.</p>
<p>Bu değişikliklerin kabulü ihtilaf sayısını kesinlikle azaltmayacak aksine genel yargının geç karar vereceği inancı ile ödemeler yapılmayacak sonuçta ihtilaf sayısı katlanarak artacaktır.</p>
<p>Vekalet ücreti genel yargıda da geçerli olması ve genel yargıda alınan bir kararın icrası aşamasında da ikinci bir vekalet ücreti doğacağı dikkate alındığında kulüplerin ödediği vekalet ücretleri de oldukça artacaktır.</p>
<p>Yargıda ihtisaslaşma tüm dünyada ve her alanda en uygun yol olarak benimsenmişken mevcut bu durumun Fifa ve Uefa ilkelerine aykırı olarak terk edilerek genel yargının bilinmez, daha pahalı yoluna geri dönmek futbolun her unsuruna, sonuçta Türk futboluna ağır zararlar verecek akıl almaz bir uygulama olacaktır.</p>
<p>Mevcut sistemde UÇK’ya başvurusu sayısı her yıl azalmaktadır. 2009 yılında 1295, 2010 yılında 1096 dosya açılmışken bu yıl bu sayısı 1000’in oldukça altında olacaktır.</p>
<p>Bunun yanında, daha önce FIFA’ya başvurarak Kulüplerimizin aleyhine en ağır kararları alan yabancı oyuncular da TFF UÇK’na başvurmayı tercih etmeye başladılar. 2008 yılında sadece 5 yabancı iken 2009’da 35, 2010’da 40, 2011 yılının ilk altı ayında 39 yabancı Fifa yerine TFF UÇK’na başvurmuştur. Bunun Türk Kulüpleri yönünden faydaları izahtan varestedir. Her şey bir yana Fifa’nın uyguladığı puan tenzili, küme düşürme gibi yaptırımlar sözkonusu olmamaktadır.</p>
<p><strong>NationalTürk / Haftanın Yorumu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tffde-statu-degisikligi-5139.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vasco Rossi Kimdir ? Video</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/vasco-rossi-kimdir-video-5139.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/vasco-rossi-kimdir-video-5139.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 06:24:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Videoları]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan şarkıcı Vasco Rossi]]></category>
		<category><![CDATA[Bollicine]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi Bollicine]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi canlı dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi Kimdir Video]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi Manifesto umanita]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi Video]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi yeni albümü]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi yeni single]]></category>
		<category><![CDATA[Vita spericolata]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5685</guid>
		<description><![CDATA[Vasco Rossi Kimdir ? Vasco Rossi 7 Şubat 1952 yılında doğan ve İtalyan asıllı provokatif tarzdaki şarkıcı ve söz yazarıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/vasco-rossi-kimdir.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5690" title="Vasco Rossi Kimdir ?" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/vasco-rossi-kimdir.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p><span style="font-size: 26px; font-weight: bold;">Vasco Rossi ve İtalyanın Monifestosu !</span></p>
<p><span style="font-size: 26px; font-weight: bold;"> </span><strong>Geçtiğimiz günlerde Vasco Rossi &#8216;nin İtalyan müziğindeki yerine kısa bir atıfta bulunmuştum ülkemizde tanınmayan bir İtalyan Fenomeni olan <strong>Il Blasco takma isimli </strong>Vasco Rossi&#8217;nin son şarkısı olan &#8220;Y</strong><strong>eni insanlığın gelecekteki monifestosu&#8221; , Orjinal ismiyle &#8220;Manifesto futurista della nuova umanita&#8221;ın bir tanıtım videosunu koymuştum.</strong></p>
<p><strong>YouTube, Vevo ve EMI&#8217;nin ilginç bir kaç engellemesine rağmen sonunda bir kaç değişik versiyon ile yeni videosunu paylaşmıştık .</strong></p>
<p>Bundan sonra gelen ilgiye istinaden Vasco Rossi kimdir ve şarkıları nedir gibi biraz daha konu açmanın gereği gelen mail trafiğiyle belirdi.</p>
<h2>Vasco Rossi Kimdir</h2>
<p>Vasco Rossi 7 Şubat 1952 yılında İtalya&#8217;nın coğrafyasında çizmeye dikine inen Apennine&#8217;lerin küçük bir köyü olan Zocca&#8217;da dünyaya gelmiş İtalyan asıllı şarkıcı ve söz yazarıdır.Babası kamyoncu annesi ev hanımı olan bir ailenin çocuğu Vasco küçük yaşlardan müziğe büyük bir yatkınlığı olmuş ve henüz 14 yaşındayken kendi sözyedii şarkıları yazmaya başlamıştır.</p>
<p>Ekonomi ve Ticaret dalında eğitim yaptığı Üniversite yıllarında  &#8221;Punto Radio&#8221; isimli radyoda programlar yapmaya başlamıştır.</p>
<p>İlk şarkısı olan Jenny / Silvia &#8216;yı 1977 yılında yaptıktan bir yıl sonra &#8220; Ma cosa vuoi che sia una canzone&#8221; onun uzun müzik maratonun başlangıcı olmuştur.</p>
<p>Hemen bir yıl sonra &#8220;Non siamo mica gli americani&#8221; (&#8220;Biz Amerikalı değiliz&#8221;)  isimli albümü onu Fenomen yapacak Protest ve provokatif tarzının oluşumunun tohumlarını atmıştır.</p>
<p>İki yıllık sürecin sonunda Vasco Rossi ’nin popularitesi çılgınca artmaya başlamış ve dönemin en büyük canlı TV programı olan Domenica In&#8217;de programlara başlamıştır.</p>
<script type='text/javascript'><!--//<![CDATA[
   var m3_u = (location.protocol=='https:'?'https://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ajs.php':'http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ajs.php');
   var m3_r = Math.floor(Math.random()*99999999999);
   if (!document.MAX_used) document.MAX_used = ',';
   document.write ("<scr"+"ipt type='text/javascript' src='"+m3_u);
   document.write ("?campaignid=34&amp;what=234");
   document.write ('&amp;cb=' + m3_r);
   if (document.MAX_used != ',') document.write ("&amp;exclude=" + document.MAX_used);
   document.write (document.charset ? '&amp;charset='+document.charset : (document.characterSet ? '&amp;charset='+document.characterSet : ''));
   document.write ("&amp;loc=" + escape(window.location));
   if (document.referrer) document.write ("&amp;referer=" + escape(document.referrer));
   if (document.context) document.write ("&context=" + escape(document.context));
   if (document.mmm_fo) document.write ("&amp;mmm_fo=1");
   document.write ("'></scr"+"ipt>");
//]]&gt;--></script><noscript><a href='http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ck.php?n=a55d924e&amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE' target='_blank'><img src='http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/avw.php?campaignid=34&amp;what=234&amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&amp;n=a55d924e' border='0' alt='' /></a></noscript>
<p>Emilia-Romagna bölgesindeki Zocca kasabası onunla artık gurur duyuyordur.Vasco Rossi 80 &#8216;li yılların İtalya &#8216;da çıkış yakalayan en büyük sanatçılardan biri olmuştur. Hemde Biz Amerikalı değiliz diyerek !</p>
<p>1982 Yılında &#8221;Vado al massimo&#8221; ( maksimum gidiyorum) isimli şarkısı ile San Remo Şarkı yarışmasında büyük yankı uyandırmıştır.</p>
<p>Bir sonraki yıl katıldığı San Remo şarkı yarışmasındaki &#8220;Nasıl Bir hayat&#8221; istediğini anlatan &#8220;Vita spericolata&#8221; belkide Vasco&#8217;nun en güzel şarkılarından biridir.</p>
<h3>İşte San Remo yarıştığı ve yarışmasından yıllar sonra bile büyük yankı uyandıran Vasco Rossi&#8217;nin San Remo &#8216;daki canlı dinleyeceğiniz performansı</h3>
<p>
<object style="width:540px; height:300px;">
<param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tkBGhOZqtT4?feature=player_embedded&amp;rel=0&amp;fs=1&amp;hd=1&amp;showsearch=0&amp;showinfo=0&amp;iv_load_policy=0" />
<param name="allowScriptAccess" value="always" />
<param name="wmode" value="window" />
<param name="allowFullScreen" value="true" />
<embed src="http://www.youtube.com/v/tkBGhOZqtT4?feature=player_embedded&amp;rel=0&amp;fs=1&amp;hd=1&amp;showsearch=0&amp;showinfo=0&amp;iv_load_policy=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowScriptAccess="always" wmode="window" width="540" height="300"></object>
</p>
<p>Bundan sonraki yıllarda ise Vasco Rossi şarkılarının derlediği albümleri ; Va bene così (1984) , Cosa succede in città (1985), C&#8217;è chi dice no (1987), Liberi&#8230; Liberi (1989), 10.7.90 San Siro (1990), Fronte del palco (1990), Gli spari sopra (1993), Nessun pericolo&#8230; Per te (1996), Rock (1997), Canzoni per me (1998), Rewind (1999), Stupido Hotel (2001), Vasco Rossi Tracks (2002), Buoni o Cattivi (2004), Buoni o cattivi &#8211; Live Anthology 04.05 (2005), Il mondo che vorrei (2008), Vasco Rossi Tracks 2 (inediti &amp; rarità) (2009),Vasco London Instant Live (2010) ve son albümü Vivere o niente (2011) onun çok geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır.</p>
<p>II Blasco yada Vasco adıyla anılan Vasco Rossi, şimdiye kadar 25 albüm çıkarmış ve 130 şarkı sözü yazmıştır.</p>
<p>İtalya &#8216;nın en önemli popüler kültür ikonlarindan biri olan Vasco Rossi, pop-rock tarzı ile uzun yıllardır müzik piyasasında olmaya devam ediyor.</p>
<p><span style="font-size: 15px; font-weight: bold;">Vasco Rossi&#8217;nin Son albümü Vivere o niente isimli albumündeki en güzel parçalarından birinin videosu ;</span></p>
<p>Yeni insanlığın gelecekteki monifestosu , Orjinal ismiyle &#8220;Manifesto futurista della nuova umanita&#8221;</p>
<p><iframe frameborder="0" width="540" height="320" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xipcof?width=560"></iframe></p>
<script type='text/javascript'><!--//<![CDATA[
   var m3_u = (location.protocol=='https:'?'https://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ajs.php':'http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ajs.php');
   var m3_r = Math.floor(Math.random()*99999999999);
   if (!document.MAX_used) document.MAX_used = ',';
   document.write ("<scr"+"ipt type='text/javascript' src='"+m3_u);
   document.write ("?campaignid=34&amp;what=234");
   document.write ('&amp;cb=' + m3_r);
   if (document.MAX_used != ',') document.write ("&amp;exclude=" + document.MAX_used);
   document.write (document.charset ? '&amp;charset='+document.charset : (document.characterSet ? '&amp;charset='+document.characterSet : ''));
   document.write ("&amp;loc=" + escape(window.location));
   if (document.referrer) document.write ("&amp;referer=" + escape(document.referrer));
   if (document.context) document.write ("&context=" + escape(document.context));
   if (document.mmm_fo) document.write ("&amp;mmm_fo=1");
   document.write ("'></scr"+"ipt>");
//]]&gt;--></script><noscript><a href='http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ck.php?n=a55d924e&amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE' target='_blank'><img src='http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/avw.php?campaignid=34&amp;what=234&amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&amp;n=a55d924e' border='0' alt='' /></a></noscript>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/vasco-rossi-kimdir-video-5139.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/hiddinkin-hayalleri-hayaletleri-5693.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/hiddinkin-hayalleri-hayaletleri-5693.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 13:33:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika Türkiye maç yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Egemen]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit R Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink Chelsea]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink hayalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink'in hayaletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink'in hayalleri]]></category>
		<category><![CDATA[kazım]]></category>
		<category><![CDATA[M Ekici]]></category>
		<category><![CDATA[M Topuz]]></category>
		<category><![CDATA[sabri]]></category>
		<category><![CDATA[servet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Belçika maçı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5693</guid>
		<description><![CDATA[Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri. Ulusal Takım ile ilgili Belçika maçı hakkında yorum yaparken işe sondan başa doğru gitmenin doğru olacağı kanısındayım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/hiddink-hayalleri.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5695" title="Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/hiddink-hayalleri.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Hiddink’in hayalleri Hiddink’in hayaletleri</h1>
<p>Ulusal Takım ile ilgili Belçika maçı hakkında yorum yaparken işe sondan başa doğru gitmenin doğru olacağı kanısındayım.<br />
“Bu maçı kazanmak için gücümüz yoktu” bu en son yorumdu.</p>
<p>Öncesi “Beraberliğe mutlu olmalıyız” diye tamamladı.</p>
<p>Tabi ki burada işe kadro ile başlamak lazım;</p>
<p>Maçı kazanmak için böyle bir kadro ile maça hiçbir antrenör çıkmaz.</p>
<p>Maçı ancak berabere bitirirsiziniz ki orada da şans faktörü sizden olmalı.</p>
<p>Maç öncesi yorum;</p>
<p>“Beraberlik bizim için iyi sonuç olur”</p>
<p>Maçı kazanmak için olmazsa olamaz kişilerimiz vardı.</p>
<p>Hamit,</p>
<p>Gökhan,</p>
<p>M Topuz.</p>
<p>Sakattılar!! Yoksa…</p>
<p>Kamp zamanı yapılan yorum;</p>
<p>“Hamit R Madrid’de yedek kalır”</p>
<p>Çok önemli maça çıkıyorsunuz ve en iyi oyuncunuz hakkında hiç kimsenin yapmaması gereken yorumu ona en çok ihtiyacı olan Ulusal Takım hocası yapıyor…</p>
<p>Hamit nasıl bir ruh hali ile bu hocasına güvenecek acaba?..</p>
<p>Oynamamasını bu yorum etkiledi mi acaba?..</p>
<p>M Topal yedek,</p>
<p>M Ekici yedek,</p>
<p>Egemen yedek,</p>
<p>Galatasaray sezonu en kötü bitiren takım fakat o takımdan:</p>
<p>Servet,</p>
<p>Sabri,</p>
<p>Kazım,</p>
<p>Çağlar ilk on bir de oynadılar.</p>
<p>Arda için yorum yapmayayım ki kalitesi belli.</p>
<p>Ve kampın ana gündemi;</p>
<p>“Chelsea Hiddink’i istiyor”</p>
<p>Bana göre işin gerçeği;</p>
<p>“Hiddink Chelsea’i istiyor”</p>
<p>Kamp bu ruh hali içinde yapıldı.</p>
<p>Şimdi her şeyi alt alta koyup olaya bakalım; şeytanın avukatlığını yaparak hesap yaparsak;</p>
<p>-Maçı kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>-Hamit’i kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>-Gökhan’ı kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>-Topuz’u kaybetmek Hiddink’e yarar…</p>
<p>İlk on bir ancak beraberliğe yarardı ki mağlubiyetten beraberlik olurdu, oldu.</p>
<p>Kulübe çok iyiydi ki oyuna katkı yapmadı!!</p>
<p>Chelsea aşkı böyle bir şey olmalı…<br />
<strong><br />
Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/hiddinkin-hayalleri-hayaletleri-5693.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalya şike skandalı giderek büyüyor</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/italya-sike-skandali-6397.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/italya-sike-skandali-6397.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 10:57:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Şike]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Şike Skandalı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Şike Totti]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Bahis]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Bahis Skandalı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Futbol Skandal]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Seri A]]></category>
		<category><![CDATA[Signori Şike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5674</guid>
		<description><![CDATA[İtalya şike skandalı giderek büyüyor. İtalya şike ve bahis skandalıyla çalkalanırken, İtalyan futbolu ardı arkası kesilmeyen iddialarla gittikçe batağa saplanıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/italya_bahis_sike_skandal.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5675" title="İtalya şike skandalı giderek büyüyor" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/italya_bahis_sike_skandal.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>İtalya şike ve bahis skandalıyla çalkalanırken, İtalyan futbolu ardı arkası kesilmeyen iddialarla gittikçe batağa saplanıyor.</h1>
<p>İtalya alt ligleri ve Seri B ‘de ortaya çıkan ve akabinde Seri A’ya kadar uzanan skandala eski ünlü futbolcu Signori ‘den sonra şimdi de AS Roma’nın kaptanı yıldız oyuncu Totti’nin adı da karıştı.</p>
<p>Bahis ve şike skandalı nedeniyle tutuklananlar arasında olan diş doktoru ve şimdilerde Serie B’de mücadele eden Ancona takımının eski yöneticisi Marco Pirani’nin soruşturma kapsamında savcılığa verdiği ifadeye göre, Birinci Futbol Ligi (Seri A), İkinci Futbol Ligi (Seri B) ve yarı profesyonel Lega Pro’da 30′a yakın maç bahis skandalına karıştı. Bu maçlar arasında en dikkat çekicisi bu yıl Seri A’da şampiyonluk kupasını kaldıran, İtalyan başbakanı Silvio Berlusconi’nin başkanlığını yaptığı AC Milan’ın Bari’yle oynadığı maç da bulunuyor. 1-1 sona eren maçın sonucunun önceden belirlendiğini söyleyen zanlı Pirani, Zlatan İbrahimovich’in kırmızı kartla oyun dışı kaldığı mücadelenin bahiste en karlı maçlardan biri olduğunu belirtmekten çekinmedi.<br />
İtalya şike skandalında önemli isimler : Signori ve şimdi de Totti</p>
<p>Skandala son olarak AS Roma’nın kaptanı Francesco Totti’nin adı da karıştı. 20 Mart’ta 2-2′lik korla biten Fiorentina-Roma maçında kariyerinin 200′üncü golünü atan Totti’nin yasa dışı bahisçilere bu maçla ilgili “tüyo” verdiği iddiası ortalığı karıştırdı. Her geçen gün yeni isimlerle büyüyen İtalya şike skandalının boyutları soruşturma bitiminde ortaya çıkacak. Aralarında Lazio’nun ve milli takımın eski futbolcularından Giuseppe Signori’nin de bulunduğu 16 kişilik bir grup gözaltına alınmış, bunlardan bazıları tutuklanmıştı. italya Seri A’da Lazio ile 3 kez gol kralı olan Signori ise dün verdiği ifadede tüm şike suçlamalarını yalanlamıştı.</p>
<p>Şike ve bahis skandalı nedeniyle zan altında kalan Serie A takımlarından Fiorentina, AS Roma, Lecce, Cagliari ve Genoa’nın aralarında yaptıkları bazı maçlar invelenmeye başlandı. Bu takımların maçlarına ‘ üst ‘ gol bahsi oynadıklarını açıklayan zanlıların en fazla kazancı 20 Şubat’ta 4-3 sona eren Genoa ile AS Roma, 20 Mart’ta 2-2 beraberlikle sona eren Fiorentina AS Roma, 17 Nisan’da Lecce ile Cagliari’nin 3-3 berabere kaldığı mücadele ve 23 Nisan’da oynanan ve Genoa’nın Lecce’yi 4-2 yendiği maçlarda elde ettiklerini itiraf ettikleri öğrenildi.</p>
<p>NationalTürk</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/italya-sike-skandali-6397.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalyan Müziği ve bir Fenomen; Vasco Rossi</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/italyan-muzigi-fenomen-vasco-rossi-video-5656.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/italyan-muzigi-fenomen-vasco-rossi-video-5656.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 14:32:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Al Bano]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Monifestosu]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Felicità]]></category>
		<category><![CDATA[l'italiano]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto futurista della nuova umanita]]></category>
		<category><![CDATA[Modà]]></category>
		<category><![CDATA[Romina Power]]></category>
		<category><![CDATA[Toto Cutugno]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi ve tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi Video]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi Vivere]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi yeni albümü]]></category>
		<category><![CDATA[Vasco Rossi yeni single]]></category>
		<category><![CDATA[Vivere o niente]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5656</guid>
		<description><![CDATA[Vasco Rossi 30 yılı aşkın zirvede 25 üzeri albümü ve stadyumlarda yaptığı büyük konserleriyle İtalyan Müziği 'de gerçek bir fenomen Vasco Rossi. Ve Vasco Rossi Video
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/vasco-rossi-vivere-video-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5659" title="vasco-rossi-vivere-video-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/vasco-rossi-vivere-video-hT2.jpg" alt="Vasco Rossi'nin Vivere o niente isimli albumündeki en güzel parçalarından birinin videosu ;" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>İtalyan Müziği &#8216;nde bir Fenomen; Vasco Rossi</h1>
<p><strong>İtalyan müziği denince ülkemizde hemen akla gelen isimler genellikle Toto Cutugno ve Al Bano &amp; Romina Power olmuştur.</strong><br />
<strong>İkiside 70&#8242;li yılların sonu 80&#8242;li yılların başında San Remo şarkı yarışmalarıyla tanınmıştı.</strong></p>
<p>Toto Cutugno &#8220;l&#8217;italiano&#8221;, Al Bano &amp; Romina Power &#8220;Felicità&#8221; ile bugün hala hatırlanır. Bu şarkıcılar bizim ülkemizde büyük rağbet görmesine rağmen İtalya&#8217;da standarta kalmış hatta bazı kesimlerce de İtalyan tarzı arabesk gibi yorumlanmıştı.</p>
<p>Sonraki dönemlerde Eros Ramazzotti şarkıları İtalyan gençliğini ayağa kaldırırken bazı önemli İtalyan sanatçılarla Ülkemiz bir türlü tanışma fırsatını  bulamamıştı.</p>
<h2>Vasco Rossi ve tarzı</h2>
<p>Bulamadıkları için epey uzun bir liste yapmak lazım.<br />
Ama listenin en başlarında birisi varki değinmeden geçmek büyük haksızlık.</p>
<p>Evet Vasco Rossi 30 yılı aşkın zirvede 25 üzeri albümü ile stadyumlarda yaptığı büyük konserleriyle gerçek bir fenomen Vasco Rossi.<br />
Kariyeri boyunca yaptığı albümlerin hepsinde yazdığı şarkı sözlerinde zaman zaman provokatif, zaman zaman protest, zaman zaman da anarşik bir yapısı vardır.</p>
<p>Ayrıca babasının bir kamyon sürücüsü olması onu her zaman farklı kılan bir özelliği olmuştu belki de !</p>
<h3>İşte Vasco Rossi&#8217;nin Vivere o niente isimli albumündeki en güzel parçalarından birinin videosu ;</h3>
<p>Yeni insanlığın gelecekteki monifestosu , Orjinal ismiyle &#8220;Manifesto futurista della nuova umanita&#8221;</p>
<p><iframe frameborder="0" width="540" height="310" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xipcof?width=560"></iframe></p>
<script type='text/javascript'><!--//<![CDATA[
   var m3_u = (location.protocol=='https:'?'https://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ajs.php':'http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ajs.php');
   var m3_r = Math.floor(Math.random()*99999999999);
   if (!document.MAX_used) document.MAX_used = ',';
   document.write ("<scr"+"ipt type='text/javascript' src='"+m3_u);
   document.write ("?campaignid=34&amp;what=234");
   document.write ('&amp;cb=' + m3_r);
   if (document.MAX_used != ',') document.write ("&amp;exclude=" + document.MAX_used);
   document.write (document.charset ? '&amp;charset='+document.charset : (document.characterSet ? '&amp;charset='+document.characterSet : ''));
   document.write ("&amp;loc=" + escape(window.location));
   if (document.referrer) document.write ("&amp;referer=" + escape(document.referrer));
   if (document.context) document.write ("&context=" + escape(document.context));
   if (document.mmm_fo) document.write ("&amp;mmm_fo=1");
   document.write ("'></scr"+"ipt>");
//]]&gt;--></script><noscript><a href='http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/ck.php?n=a55d924e&amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE' target='_blank'><img src='http://www.ajansreklam.net/ad/www/delivery/avw.php?campaignid=34&amp;what=234&amp;cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&amp;n=a55d924e' border='0' alt='' /></a></noscript>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/italyan-muzigi-fenomen-vasco-rossi-video-5656.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gökhan Töre Kimdir ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gokhan-tore-kimdir.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gokhan-tore-kimdir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2011 14:13:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Portre]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika Türkiye maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre A Milli Takım]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Bayern Leverkusen]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Belçika Maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Chelsea]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Guus Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Hamburg]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Milli takım kariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Töre Video]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5646</guid>
		<description><![CDATA[Almanya doğumlu olup Bayer Leverkusen 'de yetişen Gökhan Töre Guus Hiddink tarafından Belçika Türkiye maçı için A Milli takıma çağrılan Gökhan 'a Hamburg talip
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/Gokhan-Tore-Chelsea-Turkiye-Hamburg-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5649" title="Gokhan-Tore-Chelsea-Turkiye-Hamburg-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/Gokhan-Tore-Chelsea-Turkiye-Hamburg-hT2.jpg" alt="Gökhan Töre Kimdir " width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Gökhan Töre Guus Hiddink tarafından 3 Haziran&#8217;da oynanan Belçika Türkiye maçı için ilk kez A Milli takıma çağrıldı.</h1>
<p>Gökhan Töre  herşeyden önce yeni ve Hiddink&#8217;in keşfettiği bir oyuncu değil.Gökhan A Milli Takımımızın 3 Haziran&#8217;da oynayacağı Belçika maçının aday kadrosuna alınmadan önce 38 defa milli takıma çağrılmış genç bir yetenek. Üstelik hanii bizizm yıllardır yetiştirme imkanlarımızın darlığını pek yaşamayanlardan. 2007 yılından beri U 15 Milli Takımın her kademelerinde oynayan Gökhan Töre Almanya&#8217;da yetişmiş gurbetçi oyuncularımızdan.<br />
1999 Yılında 7 yaşında Bayern Leverkusen &#8216;in alt yapısına giderek başladığı futbol eğitimi 2009 yılında Chelsea&#8217;ye gidene kadar tam 10 yıl Almanya&#8217;da sürmüş.<br />
19 yaşında olan Gökhan Töre Chelsea ile FA Youth Cup Şampiyonluğu yaşamasına rağmen Guus Hiddink&#8217;in 35 yaşındaki Marco Aurelio sevdasından ABD kampına bile çağrılamayan genç gurbetçi yeteneklerimizden..</p>
<p>Gökhan Töre Hiddink&#8217;in Chelsea&#8217;ye gitme sevdasından olsa gerek  Belçika maçı öncesi 27 kişilik aday kadrosunda ilk defa A Milli Takıma yeni olarak çağrılan tek oyuncu oldu!</p>
<h2>Gökhan Töre Kimdir ?</h2>
<p>Gökhan Töre 20 Ocak 1992 tarihinde Almanya&#8217;nın Köln şehrinde doğmuştur.  Samsunlu bir ailenin çocuğu olan Gökhan Töre, aynı Mesut Özil, Nuri Şahin gibi ailelerinin işçi olarak Almanya&#8217;ya gitmesiyle Almanya&#8217;da yetişen ve gurbetçi yeteneklerimizin en önde olanlarındandır.<br />
Gökhan Töre Futbola SV Adler Dellbrück takımında başlamış ve aynı yılın sonunda Bayer Leverkusen&#8217;in altyapısına geçmiştir.<br />
2007 yılında Bayer Leverkusen&#8217;in U-17 takımında oynamaya başlayan Gökhan ilk kez oynanmaya başlanan U-17 liginin sonlarına doğru takımda atttığı goller ile sivrilmeye başladı.</p>
<p>Gurbunda üçüncü olan Leverkusen U-17&#8242;sinde 15 maçta 4 gol kaydeden Gökhan bir sonraki sezon U-19 takımına yükselerek kendini göstermeye devam etmiştir.</p>
<h3>Gökhan Töre ve Chelsea macerası</h3>
<p>Gökhan  Bayer Leverkusen U-19 takımında kendini göstererek Chelsea scoutlarınn dikkatini çekerek 30 Ocak 2009&#8242;da  500,000 € karşılığında İngiliz ekip Chelsea FC &#8216;ye transfer olmuştur.<br />
2009-10 sezonunda Töre, Chelsea forması ile rezerv ligde forma giyen Gökhan ilk sezonda 6 maçta forma giymiştir. Chelsea rezerv takımının yanı sıra yaşının küçük olduğu için Chelsea takımının U-18 ile de maçlara çıkmıştır. Sahaya çıktığı FA Youth Cup yarı finalinde Blackburn Rovers&#8217;a bir gol de kaydetmiş ve iki final maçında da forma giyerek kariyerinin ilk kupa şampiyonluğunu yaşamıştır.<br />
Gökhan Töre, Chelse takımın tek Türk vatandaşı futbolcusu olup Chelsea FC ile 30.06.2012 tarihine kadar sözleşmesi bulunmaktadır.</p>
<h4>Gökhan Töre ve Milli takım kariyeri</h4>
<p>Gökhan 21 Mart 2007&#8242;de kariyerinde ilk kez Türkiye U-16&#8242;da takımına çağrılmış ve İsviçre ile oynanan hazırlık maçında ilk 11&#8242;de yer almıştır.<br />
Daha sonra yaşı tuttuğu için  U-15 takımına gönderilmiş ve kısa bir süre sonra yine U-16 takımına çağrılmaya başlamıştır.<br />
Mart 2008&#8242;e kadar giydiği tüm U-16 maçlarında ilk 11&#8242;de yer alan Gökhan Töre  Easter Turnuvası&#8217;nı kazanan kadronun içinde yer alıp turnuvada bir de gol kaydetmişti.<br />
7 Ocak 2008&#8242;de U-17 forması giymeye başlayan Gökhan 2008&#8242;de Türkiye&#8217;de düzenlenen Avrupa 17 Yaş Altı Futbol Şampiyonası kadrosunda yer alan Gökhan 9 Eylül 2009&#8242;da Gürcistan ile oynanan 2011 Avrupa 21 Yaş Altı Futbol Şampiyonası elemelerinde ilk kez Türkiye Ümit Milli Futbol Takımı&#8217;na çağrılmıştır.<br />
Son olarak da Guus Hiddink tarafından 3 haziran 2011 de oynanacak Belçika maçının kadrosunu dahil olmuştur.</p>
<h5>Ve Gökhan Töre şimdi Almanya yolcusu !</h5>
<p>2011-2012 sezonunda iyi ve güölü bir takım kurmak isteyen Hamburg bu sezon için Almanya&#8217;da yetişen kendilerine kolay uyum sağlayacaklarını düşündüğü Gökhan Töre’yi transfer etmek istiyor. Önümüzde ki hafta  sağlık kontrolünden geçmesi beklenen Gökhan Töre için Hamburg Chelsea’ye 1.3 milyon avro ödeyeceği Almanya&#8217;da konuşulan haberler arasında.</p>
<p>HT</p>
<br /><img src="http://i.ytimg.com/vi/9vJ69_u9Sf0/0.jpg" alt="media" /><br />

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gokhan-tore-kimdir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Guus Hiddink&#8217;in Bu Açıklaması Deprem Yaratır!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/guus-hiddink-chelsea-3546.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/guus-hiddink-chelsea-3546.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 12:51:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[carlo ancelotti]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Guus Hiddink veda açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5643</guid>
		<description><![CDATA[Chelsea'nin başına geçeceğiyle ilgili birçok spekülasyon yapılan Milli takım teknik direktörü Guus Hiddink Türiye'ye veda mesajı verdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/guus-hiddink.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5644" title="Bu Açıklama Deprem Yaratır! " src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/guus-hiddink.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p><strong>Chelsea&#8217;nin başına geçeceğiyle ilgili birçok spekülasyon yapılan Milli takım teknik direktörü Guus Hiddink Türiye&#8217;ye veda mesajı verdi.</strong></p>
<p>Cuma günü Belçika ile Euro 2012 elemelerinde kader maçına çıkacak olan Milli takımımızda, Hollanda&#8217;lı teknik adam Hiddink ayrılacağı yönünde çıkan haberlerle ilgili net bir açıklama yaparak şok yarattı.</p>
<p>Carlo Ancelotti ile yolları ayıran ve hoca arayışında olan Chelsea&#8217;nin yeniden başına geçeceği iddia edilen Guus Hiddink, 2008-2009 sezonunda da Londra temsilcisinin teknik patronluğunu yapmıştı.</p>
<p>64 yaşındaki teknik adam, The Sun gazetesine yaptığı açıklamada şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Türkiye ile devam edeceğim konusunda kimseye birşey söylemedim. Kendimi enerjik hissediyorum ve her gün çalışmak istiyorum. Daha fazlasını yapacak durumdayım. Şu an için bir takım çalıştırmak, Milli takımı çalıştırmaktan daha cazip geliyor.</p>
<p>Henüz Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı&#8217;na söylemedim ancak kendisi zeki biri ve eminim hem Avrupa hem de dünya basınını yakından takip ediyordur. Bana gelen resmi bir teklif yok o yüzden şu an için hiçbir şeyi garanti edemem.&#8221;</p>
<p>Chelsea kulübünün Rus sahibi Roman Abramovich ile yakın ilişkiler içinde olduğu bilinen ve daha önce Rusya Milli takımını da çalıştıran Hiddink, 2008-2009 sezonunda 3 aylığına Chelsea&#8217;nin başına geçmiş ve takıma FA Cup şampiyonluğu yaşatmıştı.</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu ile 1 yıllık daha mevcut sözleşmesi bulunan Hollanda&#8217;lı teknik adam için, Chelsea kulübünün 4 Milyon Pound&#8217;luk bir tazminat bedelini ödemeye hazır olduğu belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/guus-hiddink-chelsea-3546.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haliç Üniversitesi ev sahipliğinde 2011 Avrupa Üniversiteler Futbol Şampiyonası</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/halic-universitesi-2011-futbol-sampiyonasi-3964.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/halic-universitesi-2011-futbol-sampiyonasi-3964.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 12:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversiteler Futbol Şampiyonası 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Üniversitesi 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Üniversitesi Futbol Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Üniversitesi Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Olimpiyatevi Turgut Atakol Konferans Salonu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Üniversiteler Futbol Şampiyonası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5678</guid>
		<description><![CDATA[Haliç Üniversitesi, 18-28 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 2011 Avrupa Üniversiteler Futbol Şampiyonası ‘na ev sahipliği yapacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/halic-universitesi-2011-futbol-sampiyonasi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5681" title="Haliç Üniversitesi ev sahipliğinde 2011 Avrupa Üniversiteler Futbol Şampiyonası" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/halic-universitesi-2011-futbol-sampiyonasi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Haliç Üniversitesi, 18-28 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 2011 Avrupa Üniversiteler Futbol Şampiyonası ‘na ev sahipliği yapacak.</h1>
<p>Türkiye ‘nin en seçkin üniversitelerinden biri olan Haliç Üniversitesi ev sahipliğinde ve Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu işbirliği ile düzenlenen 2011 Avrupa Üniversiteler Futbol Şampiyonası, 20 Haziran günü yapılacak resmi açılış töreniyle başlayacak.</p>
<p>Haliç Üniversitesi, Şampiyona öncesi 14 Haziran Salı günü, Olimpiyatevi Turgut Atakol Konferans Salonu ‘nda 11:00-13:00 saatleri arasında bir basın toplantısı ve açılış kokteyli düzenleceğini duyurdu.</p>
<p>Haliç Üniversitesi ‘nden alınan bilgiye göre, Şampiyona boyunca maçlar Marmara Üniversitesi’nin Anadolu Hisarı kampüsünde bulunan stadlarda, İstanbul Üniversitesi’nin Bahçeköy stadında ve final maçı da Kasımpaşa Stadında oynanacak. Kafileler İstanbul Teknik Üniversitesinin Maslak Kampüsünde bulunan yurtlarda kalacaklar.</p>
<p>Şampiyona ‘ya Türkiye, Azerbaycan, Kıbrıs, Almanya, Finlandiya, Fransa, Norveç, Rusya, Portekiz, İspanya ve Ukrayna olmak üzere 11 erkek takımı katılırken, bayanlarda ise Türkiye, Almanya, Fransa, İngiltere, Portekiz üniversitelerinin çeşitli takımlarından oluşan 8 grup katılıyor.</p>
<h3>Takımların Listesi:</h3>
<h4>Erkeklerde</h4>
<p>1. Türkiye – Haliç Üniversitesi<br />
2. Azerbaycan – Freewill Student Sport Society of Azerbaijan<br />
3. Kıbrıs – University of Cyprus<br />
4. Almanya – University of Halle<br />
5. Finlandiya – Haaga-Helia University of Applied Sciences<br />
6. Fransa– Universite de Lille<br />
7. Norveç – Elverum Student Sportsclub<br />
8. Rusya – Kuban State University<br />
9. Portakiz – Polytechnic Institute of Viseu<br />
10. İspanya – Universidad Camilo Jose Cela<br />
11. Ukrayna – The Interregional Academy of Personnel Management</p>
<h4>Bayanlarda</h4>
<p>1. Almanya – Technische Universität München<br />
2. Almanya – University of Mainz<br />
3. Almanya – University of Würzburg<br />
4. Fransa – Universite Paul Sabatier Toulouse<br />
5. İngiltere – Brunel University<br />
6. Portekiz – University of Coimbra<br />
7. Rusya – Sibirean Federal University<br />
8. Türkiye – Marmara University</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/halic-universitesi-2011-futbol-sampiyonasi-3964.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NATO bu ülkeyi de bombalayacak mı ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/nato-bu-ulkeyi-de-bombalayacak-mi.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/nato-bu-ulkeyi-de-bombalayacak-mi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 08:46:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro İspanya]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel castro Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro NATO Sorusu]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Ruz]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[NATO İspanya]]></category>
		<category><![CDATA[NATO bu ülkeyi de bombalayacak]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Obama ortadoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5561</guid>
		<description><![CDATA[Fidel Castro ilerleyen yaşına rağmen Dünya Politikasını yakinen takip edip görüşlerini tüm Dünyaya iletiyor.Nato'nun Libya'ya karşı savaş açmasını eleştiren Castro Nato'ya soruyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/fidel-castro-nato-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5639" title="Fidel Castro Nato - hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/fidel-castro-nato-hT2.jpg" alt="Fidel Castro Nato'ya soruyor" width="540" height="300" /></a></p>
<p><strong>Fidel Castro ilerleyen yaşına rağmen Dünya Politikasını yakinen takip edip görüşlerini tüm Dünyaya iletiyor. Son makalesinde Nato&#8217;nun Libya&#8217;ya karşı savaş açmasını eleştiren Castro çok önemli örneklemeler vererek Dünya Barışına adeta ışık tutuyor.</strong></p>
<h2><strong></strong><strong>İşte Fidel Castro&#8217;nun makalesi<br />
</strong><br />
İmparatorluğun sürdürülemez durumu</h2>
<p>Kimse imparatorluğun insanoğlunu felaketten kurtaracağını garanti edemez.</p>
<p>Bilindiği gibi varlığını sürdürmekte olan insanoğlu olarak adlandırılan türümüz yaşadığı her türlü kötü koşula rağmen iyimser olabilme hakkına sahiptir. Ahlâki açıdan bakıldığında aksi mümkün olamaz. Yaklaşık 20 yıl öncesini hatırladığımda soyu tehlikede olan bir canlı türü bulunuyordu gezegenimizde; insanoğlu.</p>
<p>Herhalde aralarında imparatorluğun seçkin yöneticilerinin; baba Bush ve ekibinin yanısıra imparatorluğun çanak yalayıcılarının başta Alman Helmut Kohl olan burjuvazinin liderlerine bu gerçeğin anlatılması ne kadar olanaksızsa bugün de durum o zamankinden daha kötü seviyededir.</p>
<p>Bugün öğle saatlerinde 12:15 sularından televizyonu açtım, Barack Obama&#8217;nın dış politikayla ilgili görüşlerini açıklayacağı bana iletilmişti. Her kelimesini altında yatan gizli anlamları düşünerek dikkatle dinledim.</p>
<h3>Barack Obama&#8217;nın konuşmasını yazanlar !</h3>
<p>Her gün yüzlerce kez gördüğümüz ve dinlediğimiz haberlerde şu anda bahsettiklerine dair neden bir haber veya bilgi yok bilemiyorum. Obama&#8217;nın konuşmasını yazan yalancı aptallara söylemek istediğim çok şey var, dünyada olup biten her şeyi okuyor, dinliyor ve görüyoruz. Ancak benim aklımda başka bir soru var. Acaba bir kaç on yıl önce Harvard&#8217;da bir öğrenci olan Obama, bugün imparatorluk tarafından işlenen cinayetleri, insansız uçaklarla yapılan katliamları, insanlar hakkında ölüm kararı verebilen bir Obama&#8217;yı başkan olarak görse ne yapardı?</p>
<p>Sanırım kimse artık Obama&#8217;nın gelişmeleri kontrol ettiğini düşünmüyordur. Obama akıp gitmekte olan eski ve köklü bir sistemde sadece &#8220;Anayasal Devlet Başkanı&#8221;na tanınan ufak tefek görevleri yerine getirmektedir. Bağımsızlık Bildirgesinin 234. yıldönümünde artık ABD, Pentagon ve CIA tarafından idare edilen bir imparatorluktur: Bu imparatorluk birkaç dakika içinde insanoğlunu gezegenin yüzeyinden silebilecek teknolojiye, toplumları bölebilecek araçlara, onları istediği zaman ve şekilde manipüle edecek kabiliyetlere sahiptir. Düşünmeyen ve sorgulamayan bir dünyayı sonsuza kadar idare edeceklerini düşünüyorlar.</p>
<p><strong>Cevabı verilemeyen söylemler !</strong></p>
<p>Bu akıldışı fikirler bütününü bugün karşımıza çıkan şekilleri aslında çok tanıdıktır. &#8220;Özgürlüklerin, adaletin, fırsat eşitliğinin ve insan haklarının dünyaya hakim olması&#8221; olarak dile getirilen bu söylemler; fakirliğin nasıl ortaya çıktığını ortaya koyamayan, insanlığın neden hala eğitim, sağlık, iş ve daha üzüntü verici olarak yiyecek, içilebilecek su ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını sağlayamadığının cevabını veremeyen söylemlerdir.</p>
<p>Birisi de çıkarak her yıl Meksika başta olmak üzere Latin Amerika&#8217;nın birçok ülkesinde uyuşturucu ticareti nedeniyle hayatını kaybeden onbinlerce insanın ne olacağını sorabilir.</p>
<p>Amacım hiçbir ülkeyi aşağılamak değil, sadece her gün yaşadıklarımızı daha canlı bir biçimde aktarmak istiyorum.</p>
<h2>NATO bu ülkeyi de bombalayacak mı ?</h2>
<p>Benzer bir soru hemen akla geliyor: Bugün İspanyol halkı sokaklarda eylem yapıyor. Ülkede tüm gençliğin %40&#8242;ının işsiz olmasını bütün büyük kentlerde yoğun bir şekilde protesto ediliyor. Acaba NATO bu ülkeyi de bombalayacak mı?</p>
<p>Herşeye rağmen saat 16:12 olmasına rağmen hala Obama&#8217;nın konuşması İspanyolcaya çevrilmedi.</p>
<p>Umarım okurlar beni bu doğaçlama yazımdan dolayı affederler. Artık yapmam gereken diğer işlere dönebilirim.</p>
<p>Fidel Castro Ruz<br />
19 Mayıs 2011</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/nato-bu-ulkeyi-de-bombalayacak-mi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Gerçek Şampiyon!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gercek-sampiyon-8631.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gercek-sampiyon-8631.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 09:20:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya 2006 Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası 2006]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Del Pierro]]></category>
		<category><![CDATA[Gi-lardinho]]></category>
		<category><![CDATA[Grosso]]></category>
		<category><![CDATA[Inzaghi]]></category>
		<category><![CDATA[laquineta]]></category>
		<category><![CDATA[Lippi]]></category>
		<category><![CDATA[Toni]]></category>
		<category><![CDATA[Totti]]></category>
		<category><![CDATA[Zambrotta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5633</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Kupası bitti ama Dünya şampiyonu olan İtalyanların futbol dünyası üzerindeki etkileri sürüp gidiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/italya-dunya-sampiyonasi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5635" title="İşte Gerçek Şampiyon!" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/italya-dunya-sampiyonasi.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Dünya Kupası bitti ama Dünya şampiyonu olan İtalyanların futbol dünyası üzerindeki etkileri sürüp gidiyor.</h2>
<p>Kupada esas kaybedenlerden olan Brezilya, İngiltere ve Arjantin&#8217;in elenişlerinin arkasında gelenekleri dışında olan ürkek ve korkak anlayış yatarken şampiyon olan İtalyan takımında ise farklı bir durum söz konusudur.</p>
<p>İtalya, oyunu kilitleme gelenekleri dışına çıkan bir düşünce ile kupayı kazanmıştır.</p>
<p>Ve kupadan sonra savunma futbolu ön plana çıktı kargaşasının altında İtalyanların yenilikçi ve cesur anlayışı futbol dünyasında kaybolup gitmekte.</p>
<p>Bilindiği üzere katenaçyo adı ile rakiplerini ve oyunu kilitleme anlayışı İtalyanların vazgeçilmez bir futbol kültürüdür.</p>
<p>Geleneksel futbol yapılarına işlemiş olan bu tarzı İtalyanlar ile mahalle maçı bile yapsanız görebilirsiniz.</p>
<p>Bire bir oyunlardaki üstünlükleri de bu anlayışı uygulamaya çok müsaittir. Ancak İtalya kupaya gelirken kendilerini savunma anlayışının dışına çıkartacak bir kadro yapısı oluşturmuş ve 23 kişilik kadrosunda forvet hattında İngiltere gibi 3 oyuncu değil tam 6 oyuncu ile gelmiştir.</p>
<p>Ve bu oyuncuların da hepsini kullanmıştır.</p>
<p>Inzaghi, Totti, Del Pierro, Toni, laquineta, Gi-lardinho farklı maçlarda görev almış ve hepsinin de oyunun gidişatında etkili olduğu görülmüştür.</p>
<p>Marcello Lippi saha kenarından kendi muhafazakâr yapılarının dışında cesur ve atak hamleler yaparak İtalyanların anlayışlarındaki yenilikçi yapıda büyük pay sahibi olmuştur.</p>
<p>Avustralya maçında isteğini sahaya yansıta-mamış olsa da özellikle Almanya maçında oyunun uzatmalara gitmesine engel olacak şekilde orta alana bile hücum oyuncularını sokarak maçın kazanılmasında direkt katkı yapmıştır.</p>
<p>Lippi&#8217;nin, turnuva öncesi kadroya çağırdığı oyuncuların hepsinde ofansif taraflarının fazla olduğu gözle görülür bir gerçek.</p>
<p>Hem de savunma ile yaşayan geleneksel futbol yapılarına rağmen. Turnuvada gösterdiği cesaret sadece oyuna sonradan soktuğu hücum oyuncuları ile değil, top kendilerinde iken yan beklerine kadar tanıdığı özgürlük bir başka dikkati çeken durumdur.</p>
<p>Nitekim Zambrotta ve Grosso ile hem sağ beki ve hem de sol beki gol atan tek takım İtalya olmuştur. Özellikle Lippi&#8217;nin Palermo takımında cesurca kadroya dahil ettiği Fabio Grosso Avustralya maçında son saniyelerde yaptırdığı penaltının yanı sıra Almanya maçının 119. dakikasında attığı gol ile takımının bir üst tura taşıyan tek bektir.</p>
<p>Üstelik maça bu derece etki yapan sol bek Grosso&#8217;nun maçın uzatma dakikalarında bulunması gereken alanın yaklaşık 80-100 metre uzağında olduğunu da unutmamak lazım!</p>
<p>Dolayısıyla bu kupada geleneksel olan anlayışının dışına çıkıp başarılı olan tek takım İtalyanlar olmuştur. Kendilerinin alışık olduğu savunma anlayışının dışına çıkarak cesurca gol atmayı düşünerek maçları uzatma dakikalarına taşımak istememesi bu kupadaki futbol adına gerçekten şampiyonluğu hak ettiklerini gösteriyor. Kupadan sonra ise şike ve bahis skandallarının telefon bant kayıtlarını dinleyip oluşturdukları kanaat ile Juventus gibi dünya markası olmuş takımlarını Lazio ve Fiorentina ile birlikte bir alt lige düşürdüler. Sadece bununla da kalmayıp Milan&#8217;ı Avrupa kupasına göndermediler. Almış oldukları bu kararlar ile yeşil sahada hak ederek aldıkları Dünya Şampiyonluğu&#8217;nu saha dışında da bir kez daha kazanmış oldular.</p>
<p><strong>Hürser TEKİNOKTAY</strong></p>
<p><strong>&#8220;İşte Gerçek Şampiyon!&#8221; adlı makale 19 Temmuz 2006 &#8216;da Birgün &#8216;de yayınlanmıştır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/gercek-sampiyon-8631.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barcelona Manchester Maçı ve Küçük Bezelye Javier Hernandez !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-manchester-maci-kucuk-bezelye-javier-hernandez-5611.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-manchester-maci-kucuk-bezelye-javier-hernandez-5611.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 May 2011 13:46:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Portre]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona Manchester Maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Chicharito]]></category>
		<category><![CDATA[Guadalajara]]></category>
		<category><![CDATA[Hernandez Manchester]]></category>
		<category><![CDATA[Javier Hernandez Chicharito]]></category>
		<category><![CDATA[Javier Hernandez Chicharito Kimdir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Javier Hernandez Chicharito Video]]></category>
		<category><![CDATA[Javier Hernandez Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Javier Hernández]]></category>
		<category><![CDATA[Jim Lawlor]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Bezelye]]></category>
		<category><![CDATA[Manchester Hernandez]]></category>
		<category><![CDATA[Manchester United]]></category>
		<category><![CDATA[Meksika Milli Takımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sir Alex Ferguson]]></category>
		<category><![CDATA[Wembley Şampiyonlar ligi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5611</guid>
		<description><![CDATA[Barcelona Manchester Maçı ve Javier Hernandez Chicharito ile 21.45'de Wembley'de oynanacak olan şampiyonlar ligi ile yılın en önemli ve en büyük futbol olayı sezon perdesini kapatıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/javier-hernandez-hT2.jpg"><img class="size-full wp-image-5619 alignnone" title="javier-hernandez-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/javier-hernandez-hT2.jpg" alt="Barcelona Manchester Şampiyonla Ligi Javier Hernandez Yolun Açık Olsun" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/javier-hernandez-hT2.jpg"></a><strong>Barcelona Manchester Maçı ve Küçük Bezelye !</strong></h1>
<p><strong>Bu akşam saat 21.45&#8242;de Wembley&#8217;de oynanacak olan Barcelona Manchester maçıyla yılın en önemli ve en büyük futbol olayı sezon perdesini kapatıyor.Nefeslerimizi tutttuk Barça ve ManU &#8216;nun sahaya çıkış anını bekliyoruz.</strong></p>
<p>Bu sabah futbolsever arkadaşlarımla sohbet ederken aynı noktalara adeta yelken açtığımız gördüm&#8230;.<br />
O da ülkemizdeki kötü futbol ve genel düzensizliklerin bizi hızlı bir rüzgarla yurt dışında oynanacak spor karşılaşmalarına ve genel güzelliklere ittiği.</p>
<p>Barcelona Manchester maçı işte bu güzellikleri bize yeşil sahada her şeyiyle yaşatacak.</p>
<p>Bu karşılaşmanın benim için bir çok yanı var.<br />
Hem de yazmak,çizmek ve anlatılmakla bitmeyecek kadar.</p>
<h2>Bunlardan biri de küçük bezelye lakaplı futbolcu &#8220;Chicharito&#8221; Javier Hernandez&#8230;</h2>
<p>Meksika 1. lig takımlarından Guadalajara&#8217;nın alt yapısına 9 yaşında katılan tam 9 yıl orada yetişip 18 yaşında A takıma yükselip 4 yıl boyunca orada yetişen 1988 doğumlu Chicharito, gerçekten bize ve futbolculara müthiş örnek verilebilecek çok önemli bir hikaye&#8230;</p>
<p>&#8220;Chicharito&#8221; lakanplı Javier Hernandez A takıma yükseldiğinde Mexico Apertura ligininde ilk sene sadece 8 maç oynamış ve 1 gol atmış.<br />
İkinci yılı olan 2007-08 sezonunda 6 maç oynamış ve hiç gol kaydı yapamamış.<br />
Ücüncü yılında 22 maç oynayıp 3 gol atan küçük bezelye 4. Sezonu olan 2009-10 yılında 28 maçta 21 gol atma başarısı göstermiş.</p>
<p>İşte bu sezon onun yakından takip eden Sir Alex Ferguson &#8216;un baş yardımcısı ve aynı zamanda eski İrlandalı futbolcu olan Jim Lawlor kendisi 3 kez izlemiş ve her defasında Hernandez&#8217;in gösterdiği performansa hayran kalmış ve Ferguson&#8217;a  küçük bezelye&#8217;nin işini bitirmeliyiz diyerek kanaatini bildirmiş.</p>
<p>Manchester United&#8217;a gelişiyle 2010-11 sezonu toplam 44 maç oynayan ve ilk yılında 20 golü bulan Hernandez&#8217;in bu başarısı inanılmaz gerçekten.</p>
<p>Premier Ligindeki ilk yıl 44 maç 20 gol ve şampiyonluk&#8230;<br />
İşte bu küçük bezelyenin kariyerindeki en büyük finali yapacağı karşılaşma&#8230;</p>
<p>Bu maçtaki performansı ne olursa olsun hem Manchester&#8217;in, hem Alex Fergosun&#8217;un, hem  Jim Lawlor&#8217;un, hem de küçük bezelye Javier Hernandez &#8216;in büyük başarı hikayesi umarım bizlere ve bazı yerlere unutulmayacak bir mesaj olarak ulaşır.</p>
<p>Bu akşam tüm Meksikalılarla diğer ülkelerdeki küçük bezelyelere başarılar &#8230;</p>
<p><strong>HT</strong></p>
<h3>Javier Hernandez Chicharito Kimdir ?</h3>
<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/Javier-Hernandez-Chicharito-hT2.jpg"><img class="size-full wp-image-5620 alignleft" title="Javier-Hernandez-Chicharito-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/Javier-Hernandez-Chicharito-hT2.jpg" alt="Meksika Futbolunun Dünyaya hediye ettiği yeni yıldızı Javier Hernandez Chicharito " width="245" height="208" /></a>Meksika 1. lig takımlarından Guadalajara &#8216;nın alt yapısından yetişen 1988 doğumlu Chicharito yani ‘küçük bezelye’ lakaplı Javier Hernandez, 2009 Meksika Açılış liginde takımı adına 17 maçta 11 gol kaydetmesinden sonra, 2010 yılında  Meksika liginde de 5 maç oynamamasına rağmen 11 maçta 10 gol atarak bu sezon toplamda 28 maç 21 gol ile kendisini 2009 yılından beri takip eden Manchester United’ a, 2010 Dünya Kupası öncesinde nisan ayında transfer oldu.</p>
<p>Transfer bedeli net olarak açıklanmadı ama tahmin ve söylentiler transfer bedelinin 8 Milyon Sterlin civarında olduğunu işaret etmekte.</p>
<p>Bu transferde en çok emek, Manchester United ’in 1 numaralı oyuncu gözlemcisi Jim Lawlor ‘a aitti.</p>
<p>Hernandez Manchester United ile ilk maçına 27 Temmuz 2010&#8242; tarihinde çıktı, aynı maçta ilk golünü de attı.<br />
Manchester United’in şampiyon olduğu Premier Lig&#8217;de 2010/2011 sezonunda 27 maçta 13 gol atma başarısını gösterdi.</p>
<p>Milli takımlar seviyesinde Meksika formasını ilk olarak u-20 takımında giydi. Meksika milli takımıyla ilk maçını 30 eylül 2009 tarihinde oynayan Hernandez, şimdiye kadar 23 maçta 14 gol attı. Özellikle Dünya Kupası&#8217;ndaki performansıyla adını duyurduğunda Manchester United ile çoktan anlaşmıştı.</p>
<p>1.75 cm lik boyuna rağmen, kaleci ve defans oyuncuların beklemediği yerlere koşu yapıp, iyi zamanlamalarla kafa golleri atan; tıpkı Inzaghi gibi kendisi için de &#8220;ofsayt çizgisinde doğmuş!&#8221; denilebilecek tarzda ara koşuları yapan; ve de en önemlisi her iki ayağıyla &#8220;gol vuruşu&#8221; yapabilen bir yetenektir kendisi.</p>
<p>Rakip oyuncunun, topun ve kalecinin duruma göre gol öncesi çok iyi pozisyon alan ve en doğru kararı verebilen Chicharito Javier Hernandez  için Alex Ferguson onu eski Manchester oyuncusu Ole Gunnar Solskjaer ‘ e benzetiyor.</p>
<h2>İşte Javier Hernandez Chicharito Gollerinden 5&#8242;inin videosu</h2>
<br /><img src="http://i.ytimg.com/vi/c9qm13xDlsA/0.jpg" alt="media" /><br />

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/barcelona-manchester-maci-kucuk-bezelye-javier-hernandez-5611.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erick Torres Padilla, Futbolun genç yetenekleri</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erick-torres-padilla-futbolun-genc-yetenekleri.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erick-torres-padilla-futbolun-genc-yetenekleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 May 2011 11:42:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkati Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Chicharito]]></category>
		<category><![CDATA[Chivas America]]></category>
		<category><![CDATA[Erick Cubo Torres]]></category>
		<category><![CDATA[Erick Torres Padilla]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolun genç yetenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Sanchez]]></category>
		<category><![CDATA[Javier Hernández]]></category>
		<category><![CDATA[Manchester United]]></category>
		<category><![CDATA[Meksika Ligi]]></category>
		<category><![CDATA[Meksikalı Cubo Torres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5574</guid>
		<description><![CDATA[Futbolun genç yetenekleri, Erick Cubo Torres,1993 doğumlu, Erick Torres 'in gerçek aile adı Padilla'dır. Ama Meksika'da kendisine CUBO lakabı takılmış ve Futbol sahalarında bu şekilde anılmaktadır

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/erick-torres-chivas-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5581" title="erick-torres-chivas-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/erick-torres-chivas-hT2.jpg" alt="Erick Torres gerçek aile adı Padilla'dır. Ama Meksika'da kendisine CUBO lakabı takılmıştır" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Futbolun genç yetenekleri, Erick Cubo Torres,</h1>
<p><strong>1993 doğumlu, Erick Torres &#8216;in gerçek aile adı Padilla&#8217;dır. Ama Meksika&#8217;da kendisine CUBO lakabı takılmış ve Futbol sahalarında bu şekilde anılmaktadır</strong></p>
<p>Meksika Futbolunundan yeni yetişen yetenek Javier Hernández &#8216;in Manchester United &#8216;da göstermiş olduğu başarıdan sonra yeni Hernandez ışığı veren bir başka Meksikalı Cubo Torres kuşkusuz futbolun gelecektekteki yeni yıldızı olacak gibi&#8230;</p>
<p>Henüz Meksika U-17 ve U -20 Milli takımında 1&#8242;er kez oynamasına rağmen futbolun genç yetenekleri arasında kanınımca ve kendisini bir kez izleme fırsatı bulsamda yakın gelecekte Avrupa&#8217;ya geleceği kaçınılmaz sevimli ve müthiş yetenek diyebilirim.<br />
Kendisi Manchester&#8217;in yeni yeni golcüsü Javier Hernandez gibi çabuk gol yerlerine müthiş bir güvenle giden ve ne yaptığını bilen bir yetenek. <br />
Kendisini Chicharito diye anılan ManU&#8217;lu Hernandez &#8216;in stiline benzetseler de eski golcü ve Meksika&#8217;nın yetiştirdiği en büyük yıldız Hugo Sanchez kadar çabuk ve esnek bir yapısıyla da dikkati çekiyor.</p>
<p>Meksika liginin Süper Klasiği olan Chivas - America maçında &#8220;El Cubo&#8221; Torres&#8217;in oyunun 27. dakikasında rakibine mağlup olabileceğini hissettiren attığı ilk golü hep beraber izleyelim.</p>
<p>HT</p>
<p><strong>Futbolun Genç Yeteneklerinden Erick Cubo Torres &#8216;in Süper Clasico maçı rakibi America takımını attığı ilk golün Videosu</strong></p>
<br /><img src="http://i.ytimg.com/vi/3GOxzGPUS8Q/0.jpg" alt="media" /><br />

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/erick-torres-padilla-futbolun-genc-yetenekleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terim başarılı olur mu?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/terim-basarili-olurmu-5934.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/terim-basarili-olurmu-5934.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 May 2011 11:02:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Özer]]></category>
		<category><![CDATA[fatih terim]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim başarılı]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim Galatasaray Haber]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Eken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5569</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray’da üçüncü Fatih Terim dönemi başladı. Fatih Terim’le yeni dönemin büyük bir hüsrana yol açacağını düşünüyorum. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/fatih-terim-basarili.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5571" title="Terim başarılı olur mu? " src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/fatih-terim-basarili.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<h2>Galatasaray’da üçüncü Fatih Terim dönemi başladı. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Terim’le yeni dönemin büyük bir hüsrana yol açacağını  düşünüyorum. Tabii ki bu sadece kuru bir tahmin değil. Anlatayım.</h2>
<p>Ben Terim’in yöneticilik tarzını  da, sosyal hayattaki tutumunu da, ideolojisini de baştan beri sevmedim. Bunun için haklı nedenlerim var.</p>
<p>Gündelik yaşamda çok tatlı  bir muhabbeti olduğu söylenir. Bir kez gazetecileri konuk ettiği bir sabah kahvaltısında bulundum, sahiden hoşsohbet bir adam Terim. Tatlı tatlı anlatıyor, şakalar yapıyor, bütün bunları  yaparken o fevkalade yüksek egosuyla size bir tık yukarıdan bakmayı  da ihmal etmiyor.</p>
<p>Muhabbeti çok güzel olabilir ama ben sosyal hayat deyince bir dönem Galatasaraylı futbolcuları toplayıp hapisteki Korkut Eken’i ziyarete götürmesini hatırlıyorum. Ne yazık ki unutmam da mümkün değil.</p>
<p>Olaylı İsviçre maçını  hatırlarsınız. Olaylar sözümona o eşleşmenin ilk ayağında Terim’e yapılan kötü muameleyle başlamıştı. Ben İsviçre’deki ilk maçta oradaydım. Daha önce Radikal’e yazmıştım, orada Terim’e ekstra bir kötü muamele yapılmadı. Kapıda duran kısa boylu güvenlik görevlisi Terim’i tanımadı, hepsi bu&#8230; Ama Terim bunu psikolojik bir savaş malzemesi görünce uluslararası bir skandal ortaya çıktı. Bugün ikinci maçta soyunma odası koridorlarında yaşananlar hala bir sır. Ama bildiğimizden çok daha fazlası yaşandı o koridorlarda.</p>
<p>Haydi bütün bunları bırakalım sahanın içine, meselenin teknik kısmına gelelim. Terim’in takım yönetme anlayışı da günümüz için fazlasıyla demode. Çünkü  o bir korku imparatorluğu yaratarak yönetmeyi seviyor. Bunun için de başarıya aç, yarı-profesyonel, Terim’in her emrini yerine getirmeye hazır bir oyuncu kadrosuna ihtiyacı var. Aşırı otoritenin amacına ulaşması için o otoriteye biat edecek bir insan topluluğuna ihtiyaç vardır. Futbolda başarı olduğu sürece lüzumsuz otoritenizin meşruiyeti sorgulanmaz. Lakin ne zaman ki küçük bir başarısızlık ortaya çıkar, kurduğunuz o fazlasıyla sert ve otoriter ilişki ağınız da o dakika çöküverir. İşte Terim’inkisi böyle bir sorun. Artık futbolda, hatta Türk futbolunda bile size körü körüne bağlı kalacak bir kadroyla hareket etme şansınız yok. Bu da Emre’leriniz, Okan’larınız, Hakan’larınız olmayacak anlamına geliyor. Terim Galatasaray’daki ikinci döneminde bu gereksiz otoriter tavrından vazgeçmeye çalıştı ama başaramadı. Ben bu denemede de başarılı olamayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Son olarak gelelim futbol algısına. Terim’in takımının UEFA Kupası’nda çok iyi maçlar çıkardığını  inkar etmek çok büyük haksızlık olur. Fakat ben Terim’in futbol anlayışından söz edince son Milli Takım performansını hatırlıyorum. Orada ısrarla yolunda gitmeyen bir şey vardı. Psikolojik motivasyonun (yine Terim’in amiyane tabirle ¨gaz¨ı sayesinde) en üst seviyede olmasına karşın sahadaki futbolda bir eksiklik hissediliyordu. Eksiklik basitti: Hagi.</p>
<p>Terim’in alan daraltan, sahayı  parsel parsel bölüp rakibi o parseller içerisinde boğan futbol algısının işlemesi için bir maestroya ihtiyaç var. Aksi takdirde boğulmuş bir dar alan futboluna, bir türlü açılamayan kilitlenmiş bir oyuna mahkum oluyoruz. Yine günümüz futbolunda maestrolar üzerine kurulu bir yapıya yer yok. Artık daha senfonik, çok sesli bir yapı var. Evet, herkes ister bir Messi’si olsun. (Kaldı ki Messi bir maestro değil, gerektiğinde bir baş keman olmayı da biliyor.) Ama ne yazık ki böyle bir imkan yok. Eh, Hagi de emekli oldu. Geriye bir Arda seçeneği kalıyor. Lakin Arda takımda kalmaya karar verse bile Terim’in istediği türden bir maestro pozisyonunun hakkını verip veremeyeceği şüpheli. Şimdiye kadar lider vasfıyla kurtardığ maç sayısı öyle çok fazla değil. Ayrıca oyunun karakterinin Arda’nın varlığı üzerinden belirlendiği çok fazla maç izlemedik. İyi niyetli bir orkestra şefi Arda. Fakat henüz ¨uzman¨ değil.</p>
<p>Ve son olarak&#8230; Herkesin eleştirilebildiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Belgeler, bilgiler havada uçuşuyor. Asker eleştirilebiliyor, Amerika eleştiriliyor, İsrail eleştiriliyor, hükümet, muhalefet eleştiriliyor. Eleştirinin Fatih Terim’in pek hazzettiği bir kurum olmadığı herkesin malumu. Benim Terim’in eleştirinin bu kadar doğallaştığı bir Türkiye’de rahat çalışamayacağına dair de bir önyargım var.</p>
<p>İşte tüm bunlar biraraya geldiğinde Terim’le üçüncü dönemin başarılı sonuçlanacağına inanmıyorum. Ha, yanılabilir miyim? Pek tabii ki&#8230; O zaman neden yanıldığımı da hep beraber yine bu sayfalarda etraflıca tartışırız.</p>
<p><strong>Eray ÖZER / Birgün Gazetesi<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/terim-basarili-olurmu-5934.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş’ın teknik direktörü</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-teknik-direktoru-5193.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-teknik-direktoru-5193.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 May 2011 12:52:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cristiano Ronaldo Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Jorge Mendes]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mourinho]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gülhan]]></category>
		<category><![CDATA[Real Madrid]]></category>
		<category><![CDATA[Ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfur Havutçu]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfur hoca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5566</guid>
		<description><![CDATA[Beşiktaş’ın Teknik Direktörü.Medyaya yansıyan bir haberde Beşiktaş, Tayfur hoca ile 2+1 yıllık olmak üzere anlaşma yapmış.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/besiktas-teknik-direktoru.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5567" title="Beşiktaş’ın teknik direktörü" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/besiktas-teknik-direktoru.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Beşiktaş’ın Teknik Direktörü</h1>
<p>Medyaya yansıyan bir haberde Beşiktaş, Tayfur hoca ile 2+1 yıllık olmak üzere anlaşma yapmış.<br />
Cılız,<br />
Tek satıra sığmış,<br />
Görüntü yok,<br />
Kendisi yok,<br />
Başkan yok.<br />
İnsan ister istemez “şimdi ne olacak” diyor.<br />
Güven vermeyen bir anlaşma görüntüsü vermişti, hala vermemeye de devam ediyor.<br />
Sanki arkasından devamı gelecek olan teknik yapılanmanın ilk ayağını gerçekleştirilmesiydi.<br />
Kaygı dolu bir açıklama ve anlaşma…<br />
Ama…<br />
Devamı geldi.<br />
Ve arkasından ilk sosyal yardım geldi: Mourinho iki tane kondisyonerini yollayacakmış.<br />
Planlı, programlı.<br />
“Menajer Mendes” yardım kuruluşuna bağlı olarak çalışan Mourinho, Real Madrid’deki işinden kalan boş zamanını Beşiktaş’a ayırması bizim adımıza onur verici!<br />
Tabi ki başkanın kankası olması başka bir ayrıcalık.<br />
Ronaldo iş arkadaşı…<br />
Mourinho kanka…<br />
Mendes ‘dünya nimetleri’ arkadaşı…<br />
Artık ne olur Beşiktaş’a.<br />
Ama kazın ayağı öyle değil.<br />
Futbolun kendine ait kuralları vardır, eğer onu uygulamazsanız, sonunuz hüsran olur.<br />
Tıpkı bu sene olduğu gibi…<br />
Sadece başarı olarak değil, maddi olarak da kulübün uzun vadede altından kalkamayacağı krize girmesi kaçınılmaz olur.<br />
Ve maalesef Beşiktaş bu yolda devam ediyor.<br />
Ya Tayfur hocaya tüm yetkileri verir arkasında durursunuz ve bunu tüm kamuoyuyla paylaşırsınız.<br />
Ya da Mendes’in hocalarından birini getirir oyunu açık oynarsınız.<br />
Beşiktaş, Play-Station oyunu değil,<br />
Menajerlik oyunu hiç değil.<br />
Beşiktaş 100 yıllık bir kulüptür.<br />
Kişilerin egemenliğine girmeyecek kadar tecrübeli bir tarihsel sürece sahiptir.<br />
Üç büyüklerden biridir…<br />
Dışarıdan biri olarak ben böyle algılıyorum.</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-teknik-direktoru-5193.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herakleitos boşa konuşmuş</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/herakleitos-bosa-konusmus-82934.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/herakleitos-bosa-konusmus-82934.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 May 2011 12:55:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Kızılyalın]]></category>
		<category><![CDATA[Attila Gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Ünal Aysal]]></category>
		<category><![CDATA[Ünal Aysal başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[fatih terim]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Fatih Terim]]></category>
		<category><![CDATA[Hürser Tekinoktay]]></category>
		<category><![CDATA[Herakleitos]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Özil]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Şahin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5556</guid>
		<description><![CDATA[Herakleitos boşa konuşmuş. Galatasaray ile Fatih Terim, teknik direktörlük konusunda üçüncü kez anlaşma sağladı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/unal-aysal.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5557" title="Herakleitos boşa konuşmuş" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/unal-aysal.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h3>
<h3>Galatasaray ile Fatih Terim, teknik direktörlük konusunda üçüncü kez anlaşma sağladı. Fatih Terim &#8216;in üçüncü kez göreve gelişi tartışmalara yol açarken Birgün Gazetesi, konuyla ilgili spor kamuoyunun görüşlerini aldı.</h3>
<p>Sarı-kırmızılı kulüpte işlerin kötü gittiği her dönemde teknik direktörlük için ismi zikredilen Fatih Terim, bu kez camiaya olumlu bir geri dönüş yaptı.</p>
<p>Daha önce, Adnan Polat döneminde iki kez teknik direktörlük teklif edilen Terim, Polat&#8217;ı iki kez geri çevirmişti. Sonuncusunda ise Frank Rijkaard&#8217;ın gidişini hızlandıran etkenlerin arasında yer almıştı. Polat yönetimi Terim&#8217;e teklif sunduğunda &#8216;takımın başında biri varken transfer görüşmesi yapmam&#8217; yanıtı almış ve ligin 8. haftasında apar topar Frank Rijkaard&#8217;ın görevine son verilmişti. Ardından, Terim&#8217;in şartlarına cevap verilemediğinden anlaşma da sağlanamamıştı. Ünal Aysal&#8217;ın başkanlığa seçilmesinin ardından ise ilk iş olarak Fatih Terim&#8217;e gidildi ve taraflar bu kez muradı erdi. Bu anlaşma haberi, spor kamuoyunda görüş ayrılıkları yarattı. Galatasaray-Fatih Terim ilişkisini deneyimli isimlere sorduk.</p>
<p><strong>Fatih Terim kurtarıcı mı?</strong></p>
<p><strong>(Cumhuriyet-Spor Müdürü) Arif Kızılyalın: En doğru adım</strong></p>
<p>Tarihinin en kötü günlerini geçiren Galatasaray&#8217;da teknik direktörlüğe Fatih Terim&#8217;in getirilmesi bu sezon atılmış en doğru adımdır. Çünkü, Florya&#8217;daki işleyişi ve kulübün iç dinamiklerini en iyi bilen isim Fatih Terim&#8217;dir. Terim&#8217;in göreve gelmesiyle birlikte &#8220;tukaka&#8221; edilen futbolcular yeniden gerçek değerlerine kavuşacaktır. Aysal doğru bir adım atmıştır çünkü yabancı hocalardan Galatasaray&#8217;a hayır yok. &#8220;Kralını&#8221; da getirseniz alışana kadar iş işten geçmiş oluyor. Terim ise bizim insanımız ve başarıları ortada. Futbol anlayışı olarak da onu eleştirmek pek mümkün değildir.</p>
<p><strong>(Milliyet-Spor Yazarı) Attila Gökçe: Terim&#8217;i tartışamayız</strong></p>
<p>Ünal Aysal&#8217;ın Galatasaray gelenekleri çerçevesinde düşünüldüğünde başkan olarak çok güç bir patronaj oluşturması gerekiyordu. Bunu başarıbilmek için de Fatih Terim&#8217;den başka bir seçenek göremedi. Böylece, geçmiş yönetimlerde önemli yer almış Ali Dürüst&#8217;ü göreve davet etti. Şimdi Galatasaray&#8217;a 1996&#8242;dakine benzeyecek yepyeni bir yapılanma lazım. Bunu halledebilecek tek bir isim var o da Fatih Terim. Kendisiyle olan özel görüşmelerimde vizyonunu ne kadar geliştirmiş olduğunu gözlemliyorum. Bu anlamıyla, Fatih Terim&#8217;in kurumsal olarak kulübü ayağa kaldırabilecek bir isim olduğu söyleyebilirim. Terim ve Galatasaray çok iyi bir ikili. Ancak, hemen &#8216;kontağı çevirelim 10 saniyede 200 km hıza ulaşalım&#8217; düşüncesinde olunmamalı.</p>
<p><strong>(Radikal-Spor Müdürü) Uğur Vardan: Her şey akar</strong></p>
<p>Malum, her dönem kendine &#8216;özgü&#8217; koşulların içinde değerlendirilir&#8230; Keza her &#8216;kahraman&#8217; da aynı zamanda, ait olduğu koşulların ürünüdür. Fatih Terim&#8217;in, UEFA Şampiyonluğu&#8217;yla biten ilk uzun Galatasaray dönemi, futbolumuzun modern dünyaya entegrasyonunun ilk önemli hamlesiydi. Bu dönemi daha iyi ifade etmek, bu kısa görüşün sınırlarını aşar. Ama artık yaşadığımız dünya, o dünya değil. Keza Terim de. Zaten öyle olmadığını, ikinci Galatasaray macerasında gördük. Peki üçüncü hamlede neler bekliyor bizi? Bunu elbette zaman gösterecek ancak artık, Terim&#8217;in rakipleri bir zamanlar öğrencisi olan isimler. Sağlam&#8217;a, Havutçu&#8217;ya, Kafkas&#8217;a karşı mücadele edecek tecrübeli teknik adam. Ayrıca Galatasaray önümüzdeki sezon Avrupa&#8217;da da yok, bütün enerjisini lig şampiyonluğuna harcayacak ve bu ortamda diyelim ki ilk yılında takım şampiyon olamadı, camianın Terim&#8217;e sabır göstereceğini sanmıyorum.</p>
<p><strong>(Teknik direktör/spor yazarı) Hürser Tekinoktay: Çocuk ölü doğdu</strong></p>
<p>Ünal Aysal&#8217;ın başkanlığa seçilmesi Türkiye&#8217;deki başkan/yönetici profilinin değişmesi anlamında bir umut vermişti. Kulüp başkanlarının yerine, Chelsea-Peter Kenyon örneğindeki gibi CEO&#8217;ların kulüpleri yöneteceği ve ülke futbolunda kalıcı bir değişime gidileği düşünülmüştü. İş adamı olmak farklı, kulüp yöneticisi olmak farklı sonuçta. Galatasaray tekrardan Fatih Terim&#8217;e teslim edilecekse bu &#8216;çocuk ölü doğdu&#8217; demektir. Fatih Terim&#8217;in son iki kulüp takımı performansı ortadadır. Milan&#8217;da ve Galatasarayda başarısız oldu. Onu geçtim; futbolcu yetiştirme açısından da hiçbir başarısı olmadığı gibi bugün Real Madrid&#8217;de oynayan Mesut Özil ve Nuri Şahin&#8217;i ya da Serdar Taşçı&#8217;yı elden kaçıran Fatih Terim idi. Galatasaray&#8217;ın tekrar kendisine yönelmesi için yeterli bir CV&#8217;si yok kanımca. Kaldı ki, Özhan Canayadın, Terim&#8217;i takımın başına getirdiğinde Milan&#8217;dan transfer etmişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/herakleitos-bosa-konusmus-82934.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Öğrencim böyle bir proje ile gelse sıfır veririm”</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/oktay-ekinci-proje-5693.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/oktay-ekinci-proje-5693.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 May 2011 18:28:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje tepkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje video]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Projeye tepkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Erdoğan Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğanın Çılgın Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Muhçu]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Muhçu Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Ekinci]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Ekinci açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay ekinci Çılgın Proje]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5508</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’a ikinci boğazı yapmayı öngören çılgın projesine tepkiler gelmeye devam ediyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/oktay-ekinci.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5510" title="“Öğrencim böyle bir proje ile gelse sıfır veririm”" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/oktay-ekinci.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<h1><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/oktay-ekinci.jpg"></a>Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’a ikinci boğazı yapmayı öngören çılgın projesine tepkiler gelmeye devam ediyor.</strong></h1>
<p><strong>Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu projenin adı üstünde çılgın olduğunu ifade ederek “Proje, ulusal ya da bölgesel ölçekte planlamaya dayalı olarak gündeme gelmiyor. Anti demokratik bilimi dışlayan şekilde gündeme geliyor. Projenin uygulanması İstanbul’a aykırı. Bu projeyle İstanbul’un yeni nüfus yoğunluğu, ulaşım, yerleşim kararları verilmiş olacak.</strong><br />
Kanal çevresinde yeni bir kent kurulması ve paralel olarak Silivri-Çatalca hattında yeni bir projeden bahsediliyor. Burada İstanbul’un geleceğinin tüketilmesi söz konusu olacak. Çevresel sorunlardan sözedebiliriz. 17 milyon nüfusun üzerine ilave olacak nüfuslarla 25-30 milyona çıkacak. İstanbul’un yok edilmesi anlamına geliyor” dedi.</p>
<p><strong>Öğrenci bu proje ile gelse sıfır veririm</strong></p>
<p>Mimarlar Odası eski başkanı Prof. Dr. Oktay Ekinci, projenin hayalden ibaret olduğunu ve yaklaşan seçimler öncesinde seçim vadi niteliği taşıdığını belirterek “Çocukça, beceriksizce yapılmış bir animasyon gerçekçi bir proje değil. Sen Boğaz’ı rahatlatmak istiyorsan burada asıl sorun petrol taşıyan tanker gemileridir. Petrol neyle taşınır boru hattıyla ilk once sen bu gemilerin geçişini engelle. İstanbul bu yüklemeyi kaldırmaz. İstanbul yükleme şehri değil; restorasyon şehri olmalıdır, restorasyon gereklidir. Bir öğrenci bana böyle bir proje ile gelse ben bu öğrenciye sıfır veririm” diye konuştu.<br />
(Radikal)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/oktay-ekinci-proje-5693.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osama Bin Ladin&#8217;in öldürülmesi ve denize atılması</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/osama-bin-ladinin-oldurulmesi-denize-atilmasi-5549.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/osama-bin-ladinin-oldurulmesi-denize-atilmasi-5549.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 10:55:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro]]></category>
		<category><![CDATA[Fidel Castro Usame Bin Ladin]]></category>
		<category><![CDATA[Obama Fidel CAstro]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin öldürülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin Öldü]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin Ladin denize atılması]]></category>
		<category><![CDATA[Usame Bin LadinYorumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5549</guid>
		<description><![CDATA[Osama Bin Ladin'in öldürülmesi ve denize atılması. Küba Devrimi her zaman insan hayatına saygıyı ön planda tutmuş ve buna halel getirecek her türlü eylemden kaçınmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/usame-bin-ladin.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5550" title="Usame bin Ladin 'in öldürülmesi" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/usame-bin-ladin.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a>Osama Bin Ladin&#8217;in öldürülmesi ve denize atılması</h1>
<p>Konuyla ilgili olanlar 11 Eylül 2001 olaylarının hemen ardından Küba halkının ABD halkına dayanışma elini uzattığını ve New York kentindeki ikiz kulelere yapılan hain saldırının kurbanlarına sağlık alanında yardım için samimi işbirliği vaadinde bulunduğunu hatırlayacaktır.</p>
<p>Ayrıca aynı gün saldırının ardından yaşanan kaos ortamında inecek hava meydanı bulamayan havadaki ABD yolcu uçaklarına havaalanlarımızı açtığımızı da hatırlatayım.</p>
<p>Küba Devrimi her zaman insan hayatına saygıyı ön planda tutmuş ve buna halel getirecek her türlü eylemden kaçınmıştır.</p>
<p>Batista tiranlığına karşı silahlı mücadeleyi çekincesizce desteklemiş olsak da prensip olarak masum insanların hayatına mal olabilecek terör saldırılarına her zaman karşı çıkmışızdır. Bu duruşumuz sayesinde yaklaşık yarım yüzyıldır bu tür hassas konularda söz sözleme hakkını kendimizde bulabiliyoruz.</p>
<p>11 Eylül saldırılarının olduğu gün Ciudad Deportiva&#8217;da yapılan toplantıda görüşlerimi belirtirken uluslararası terörizmin hiçbir şekilde şiddet ve savaşla çözülemeyeceğini söylemiştim.</p>
<p>Yeri gelmişken Bin Ladin&#8217;in uzun yıllar boyunca ABD&#8217;nin dostu olduğunu hatırlatayım. Sovyetler Birliği ve sosyalizme karşı askeri eğitimini ABD&#8217;de almıştı. Ancak ne olursa olsun silahsız bir insanın ailesinin gözleri önünde öldürülmesinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. ABD&#8217;nin yaptığı ise tam da budur.</p>
<p>Bin Ladin&#8217;in ölümünü duyurduğu konuşmada Obama dikkatli seçilmiş kelimelerle kamuoyuna hitap etti:</p>
<p>&#8220;&#8230;Biliyoruz ki en kötü görüntüler dünyanın görmediği görüntülerdir. Yemek masasındaki boş sandalye. Anne ve babaları olmaksızın büyümek zorunda kalan çocuklar. Çocuklarıyla bir daha hiç bir zaman kucaklaşamayacak anne babalar. Kalbimizde birer boşluk bırakarak aramızdan alınan 3 bin vatandaşımızı unutmadık.&#8221;</p>
<p>Bu açıklama dramatik bir gerçekliği hatırlatsa da dürüst insanların ABD tarafından haksızca başlatılan Irak ve Afganistan Savaşlarını hatırlamalarına engel olamaz. Irak ve Afganistan&#8217;da anne ve babaları olmaksızın büyümek zorunda kalan yüzbinlerce çocuğu ve çocuklarıyla bir daha hiç bir zaman kucaklaşamayacak olan yüzbinlerce anne babayı hatırlayalım.</p>
<p>Irak, Afganistan, Vietnam, Laos, Kamboçya, Küba ve dünyadaki pek çok başka ülkede milyonlarca kişi evlerinden yurtlarından atılmıştır.</p>
<p>Yüzlerce milyon insanın hafızalarında hala işgal altındaki Küba topraklarında, Guantanamo Üssünde yaşanan insanlık dışı muamelelerin görüntüleri bulunmaktadır. İnsanların hiç seslerini çıkarmadan aylarca, yıllarca maruz kaldığı tarifsiz işkenceler vardır. Sözümona yaşadıkları medeni toplumun içinden, evlerinden kaçırılarak gizli hapisanelere getirilen ve öldürülen insanlar.</p>
<p>Obama, Bin Ladin&#8217;in, ailesinin gözleri önünde infaz edildiğini, Pakistan yasalarının ihlal edilmiş olduğunu, 200 milyon nüfuslu müslüman bir ülkenin ulusal onurunun zedelendiğini ve geleneklerinin çiğnendiğini gizleyemez.</p>
<p>Öldürülen kişinin ailesine yasadışı işlenen bu suikast nasıl açıklanacak? Bu görüntülerin dünya kamuoyu tarafından öğrenilmesinin önüne nasıl geçilecek?</p>
<p>28 Ocak 2002 tarihinde CBS muhabiri Dan Rather televizyonda yaptığı açıklamada Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon&#8217;a yapılan saldırılardan bir gün önce yani 10 Eylül 2001 tarihinde Osama Bin Ladin&#8217;in Pakistan&#8217;daki bir askeri hastanede hemodiyalize girdiğini belirtmişti. İddia edildiği gibi mağaralarda saklanacak ve yaşayacak bir sağlık durumu yoktu.</p>
<p>Bin Ladin&#8217;i öldürüp denizin dibine atmak herhalde hem bir korku hem de bir zaafiyetin simgesi olarak görülürken ölen kişiyi olduğundan daha tehlikeli bir hale getirmiş olmaktadır.</p>
<p>Olayın ilk etkisi yatıştıktan sonra ABD kamuoyu bu tarz eylemlerin ABD halkını korumaktan çok daha bilenmiş intikam saldırılarının hedefi haline getirdiğini anlayacaktır.</p>
<p><strong>Fidel Castro Ruz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/osama-bin-ladinin-oldurulmesi-denize-atilmasi-5549.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbolumuzda Gelir Artıyor, Sportif Başarı Düşüyor! Tabii Anlayana !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbolumuzda-gelir-artiyor-sportif-basari-dusuyor.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbolumuzda-gelir-artiyor-sportif-basari-dusuyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 19:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[FIFA sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[FIFA ve UEFA Ülke Sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[futbol Parasal Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Sportif Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Sportif Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbol Gelirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye FIFA sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye futbol Parasal Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[uefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5476</guid>
		<description><![CDATA[Futbolumuzda Gelir Artıyor, Sportif Başarı Düşüyor! Tabii Anlayana, Anlamayan varsa Hiddinkin aldığı paradan daha az maliyeti olan Azebaycan' takımına abizi mağlup ettiği yukarıdaki fotoğraf yeterli değil mi ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/tugrul-aksar-turkiye-azerbaycan-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5536" title="tugrul-aksar-turkiye-azerbaycan-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/tugrul-aksar-turkiye-azerbaycan-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<h2><span style="color: #003366;">Tabii Anlayana !</span></h2>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Evet değerli Futbol Ekonomi araştırmacı yazar sevgili Tuğrul Akşar&#8217;ın futbolumuzda gelir artarken, Sportif Başarının düşesine değinmesi gerçekten çok yararlı çalışma tabii bunu anlayan veya anlamak isteyenler olacaksa !</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Anlamayan varsa Hiddinkin aldığı paradan daha az maliyeti olan Azebaycan&#8217; takımına abizi mağlup ettiği yukarıdaki fotoğraf yeterli değil mi ?</strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>HT</strong></p>
<h1>Futbolumuzda Gelir Artıyor, Sportif Başarı Düşüyor!</h1>
<p>Geçen hafta bu sütunlarda kulüp futbolu bazında Galatasaray’ın 2000 yılında kazandığı UEFA Kupası yıldönümünde, geçen 11 yıl içinde Galatasaray ve Arsenal’ın sportif, iktisadi ve mali gelişimlerini incelemiştik.</p>
<p>Her iki kulübün UEFA finali oynadığı 2000 yılından bu yana gerek sportif, gerekse iktisadi ve mali yönden nasıl ayrıştıklarını ele almış, her iki takımın geçen on yıl içinde kulüp olarak nasıl bir gelişim çizgisi izlediklerini irdelemiştik.</p>
<p>Bu hafta ise Türk futbolunun geçen 10 yıllık süre içinde sportif, iktisadi ve mali olarak nasıl bir gelişim süreci yaşadığını ve bugünkü bulunduğu konumunun ne ölçüde gerçekleri yansıttığını sorgulamaya çalışacağız.</p>
<p>Futbolumuzda Parasal Gelir Hızla Arttı</p>
<p>İktisadi ve mali açıdan bakıldığında Türk futbolunun 2000 yılından itibaren hızla gelirlerini artırdığını gözlemliyoruz. 2000 yılında yaklaşık 150 milyon Euro’luk bir gelir yaratabilen Türk futbolunun geçen on yıllık süre içinde bu gelirini tam %290 oranında artırarak 600 milyon Euro seviyesine getirdiğini görüyoruz.</p>
<p>Bu gelişim düzeyi aşağıdaki tablodan da net olarak görülebilir. Gelişim trendini doğrusal olarak çizdiğimizde sadece 2001ve 2006 yıllarında Türk futbol pastasının parasal artış tutarının on yıllık ortalamanın altına düştüğünü, bu yılların dışındaki sezonlarda ise 2007 senesine kadar genellikle aynı ortalama artış düzeyiyle bir gelişim yaşandığı, 2010 yılında ise ortalamanın üzerinde bir artış kaydedildiği görülüyor.</p>
<p>Türk Futbol Gelirlerinin 2000-2011 Yılları Arasında Gelişimi (Milyon Euro Olarak)<br />
<a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/turk-futbol-gelirleri-gelisimi.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-5478" title="Türk Futbol Gelirlerinin 2000-2011 Yılları Arasında Gelişimi" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/turk-futbol-gelirleri-gelisimi.gif" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p>Futbolumuzdaki parasal gelirin daraldığı ya da yeterinde büyümenin kaydedilemediği yıllara bir bakalım isterseniz.</p>
<p>2001 yılı Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinde yaşadığı en büyük finansal krizin etkilerini bize yansıtıyor. Gerçekten de çoğu kulübümüzün mevcut dövize endeksli borçlarının kurlardaki aşırı yükselmenin etkisiyle astronomik bir artış kaydetmesi sonucu futbolun tüm alanlarında sıkı bir bütçe uygulamasının yaşanması, taraftar-tüketicinin devalüasyon nedeniyle satın alma gücünün çok düşmesi nedeniyle maç günü ve logolu ürün satış gelirlerinde yaşanılan talep daralması, krizin etkisiyle sponsorluk, reklam ve medya gelirlerinde yaşanılan büyük düşüş ve yine bu dönemde yayıncı kuruluşun dolar olarak ödediği naklen yayın bedellerini Türkiye Futbol federasyonu ile mutabık kalarak daha düşük bir kurdan ödemesi (cari kur 1.2 TL iken, 0,793 TL’den kulüplere ödeme yapılmıştır) futbol gelirlerinin önemli ölçüde düşmesine yol açmıştır.</p>
<p>2006 yılı ise Türk futbolunun Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası’na gidememesinin diyetini ödediği yıl olmuştur. Her ne kadar mutlak değer olarak gelirlerimizde bir artış görünmesine karşın, 2006 senesinde elde olunan futbol gelirlerimizin büyüme hızı, on yıllık artış trendinin altında kalmıştır.</p>
<p>2008 Yılında ise Türkiye’nin Euro 2008’e gitme başarısı göstermesi, parasal olarak futbol gelirlerimize olumlu etki yapmış, 2008 yılında Türk futbol gelirleri, on yıllık ortalama artış trendinin üzerinde bir artış kaydetmiştir.</p>
<p>2010 yılında gerçekleşen naklen yayın ihalesi ile futbol gelirlerimizde yıllık bazda %149’a varan bir gelir artışı yaşanması Türk futbol gelirlerinin ortalama trend artışının üzerinde bir gelir artışına ulaşmasına yol açmıştır.</p>
<p>Sportif Performansımız Düşüşte!</p>
<p>Türk futbolu 2000 ile 2011 arasında toplam gelirlerini yaklaşık 3 kat artırabilme başarısı gösterirken, aynı performansı ne yazık ki sportif performansta yakalayamamıştır. 2000 yılında Türk futbolunun FIFA sıralamasında yeri 29. Sıra iken, 2001 yılında bir sıra düşerek 30.’luğa düşmüş; ancak 2002 yılında Güney Kore ve Japonya’da yapılan Dünya Kupası’na katılma başarısı göstermemiz bizi hızla daha yukarı sıralara taşımıştır. 2002 Dünya Kupası’nda yarı final oynayıp, Güney Kore’yi yenerek Dünya üçüncüsü olan milli takımımız sıralamada tam yedi basamak yukarı çıkarak 23. Sıraya yerleşmiştir.</p>
<p>Milli Takımımız 2000 ile 2011 yılları arasında Dünya Kupası eleme ve finalleri ile Avrupa şampiyonası eleme ve finallerinde aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere toplam 78 maç oynamıştır. Bu maçların 40’ını (%51) kazanırken, on yedisinde berabere kalmış (%22) ve kalan 21 maçı da kaybetmiştir (%27). Maçların %51’ini kazanmak Türkiye’yi daha yüksek bir sıraya taşımaya yetmemiştir.</p>
<p>Milli Takımın 2000-2011 Arasında Oynadığı Maçlar</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="497">
<tbody>
<tr>
<td width="274" valign="bottom"> </td>
<td width="24" valign="bottom">O</td>
<td width="51" valign="bottom">G</td>
<td width="47" valign="bottom">B</td>
<td width="47" valign="bottom">M</td>
</tr>
<tr>
<td width="274" valign="bottom">Dünya Kupası Eleme ve Finalleri</td>
<td width="24" valign="bottom">42</td>
<td width="51" valign="bottom">22</td>
<td width="47" valign="bottom">11</td>
<td width="47" valign="bottom">9</td>
</tr>
<tr>
<td width="274" valign="bottom">Avrupa Şampiyonası Eleme ve Finalleri</td>
<td width="24" valign="bottom">36</td>
<td width="51" valign="bottom">18</td>
<td width="47" valign="bottom">6</td>
<td width="47" valign="bottom">12</td>
</tr>
<tr>
<td width="274" valign="bottom">Toplam</td>
<td width="24" valign="bottom">78</td>
<td width="51" valign="bottom">40</td>
<td width="47" valign="bottom">17</td>
<td width="47" valign="bottom">21</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu dönemde milli takımımızın FIFA sıralaması da aşağıdaki gibi bir gelişim göstermiştir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="397">
<tbody>
<tr>
<td width="75" valign="bottom"> </td>
<td width="23" valign="bottom">1999<br />
2000</td>
<td width="23" valign="bottom">2000<br />
2001</td>
<td width="29" valign="bottom">2001<br />
2002</td>
<td width="30" valign="bottom">2002<br />
2003</td>
<td width="24" valign="bottom">2003<br />
2004</td>
<td width="24" valign="bottom">2004<br />
2005</td>
<td width="24" valign="bottom">2005<br />
2006</td>
<td width="29" valign="bottom">2006<br />
2007</td>
<td width="23" valign="bottom">2007<br />
2008</td>
<td width="31" valign="bottom">2008<br />
2009</td>
<td width="24" valign="bottom">2009<br />
2010</td>
<td width="36" valign="bottom">2010<br />
2011</td>
</tr>
<tr>
<td width="75" valign="bottom"><strong>FIFA<br />
Sıralaması</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="23" valign="bottom">29</td>
<td style="text-align: center;" width="23" valign="bottom">30</td>
<td style="text-align: center;" width="29" valign="bottom">23</td>
<td style="text-align: center;" width="30" valign="bottom">9</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">8</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">14</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="29" valign="bottom">26</td>
<td style="text-align: center;" width="23" valign="bottom">16</td>
<td style="text-align: center;" width="31" valign="bottom">10</td>
<td style="text-align: center;" width="24" valign="bottom">41</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">31</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Milli takımımızın özellikle 2000 Avrupa Şampiyonasına katılım öncesi oynadığı eleme maçlarından kazanılan puanlar ve daha sonra 2 Dünya Kupası eleme ve finallerinde kazandığı maçlar ile ülke puanımız hızla yükselmeye başlamış ve sonuçta 2000 ile 2004 arasında FIFA ülke sıramız 29. Sıradan 8. Sıraya kadar yükselmiştir. Ancak geçen on yıllık süreye bakıldığında, Türk futbolunun FIFA sıralaması olarak çok fazla yükselemediğini, 2000 yılındaki sıralama derecesinin altına düşüldüğü görülüyor.</p>
<p>Yine 2000- ile 2011 arası UEFA sıralamamız da aşağıdaki gibi bir değişim göstermiştir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="493">
<tbody>
<tr>
<td width="64" valign="bottom"> </td>
<td width="34" valign="bottom">1999<br />
2000</td>
<td width="35" valign="bottom">2000<br />
2001</td>
<td width="36" valign="bottom">2001<br />
2002</td>
<td width="36" valign="bottom">2002<br />
2003</td>
<td width="36" valign="bottom">2003<br />
2004</td>
<td width="36" valign="bottom">2004<br />
2005</td>
<td width="36" valign="bottom">2005<br />
2006</td>
<td width="36" valign="bottom">2006<br />
2007</td>
<td width="36" valign="bottom">2007<br />
2008</td>
<td width="36" valign="bottom">2008<br />
2009</td>
<td width="36" valign="bottom">2009<br />
2010</td>
<td width="36" valign="bottom">2010<br />
2011</td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: left;" width="64" valign="bottom"><strong>UEFA Sıralama</strong></td>
<td style="text-align: center;" width="34" valign="bottom">7</td>
<td style="text-align: center;" width="35" valign="bottom">8</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">10</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">10</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">15</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">14</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">11</td>
<td style="text-align: center;" width="36" valign="bottom">10</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>2000-2011 arasında kulüpler bazında Türk futbolunun, milli takım bazlı FIFA sıralamasına göre daha iyi bir performans ortaya koyduğu görülmektedir. Nitekim yukarıdaki tabloya da göre 1999-2000 sezonunda Galatasaray’ın topladığı puanlar UEFA Ülke katsayısı sıralamasında ülkemize önemli avantajlar sağlamıştır. 2000 yılında UEFA Kupası’nın kazanılması ve izleyen iki yılda yine Türk takımlarının ve de özellikle Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı başarılı maçlar ve 2000-01’de çeyrek finale çıkma başarısı bir sonraki yılda ise gruplardan çıkma performansı Türkiye’yi UEFA’da Özellikle kulüpler bazında daha yukarılara taşımıştır. Ülke sıramız UEFA’da 2000 yılında 7. Sıradayken, 2011 yılında 10 sıraya gerilemiş durumda görünüyor.</p>
<p>Kulüp Futbolu Bazında Avrupa’da ne Yaptık?</p>
<p>Bilindiği üzere FIFA milli takımlar sıralaması yaparken, UEFA kulüp bazlı ülke sıralaması ve takım sıralaması yapar. Bu kapsamda, kulüp futbolu olarak Avrupa’da ne yaptığımıza bakıldığında 2000-2011 arası Şampiyonlar Ligi’nde;</p>
<p>* Bugüne kadar beş takımla mücadele ettiğimiz,<br />
* Bu takımlarımızla toplam 152 maça çıktığımız ve bu maçların yüzde 31’ini yani 48 maçı kazanırken, %46’sını kaybettiğimiz,<br />
* Şampiyonlar Ligi’nde sadece iki takımımızın iki kez çeyrek final oynadığını görüyoruz.</p>
<p>Aynı dönemde UEFA kupası ve Avrupa Ligi’nde ise bugüne kadar 13 takımımızın mücadele ettiğini,</p>
<p>* bu takımlarımızın toplam 157 maça çıktığını, bu maçların %45’ini kazanırken, %32’sini kaybettiğimizi,<br />
* Sadece bu turnuvalarda bir takımımızın final oynayıp Kupa kazandığını,<br />
* İki takımımızın üç kez çeyrek finalde mücadele ettiğini görüyoruz.</p>
<p>Milli takım ve kulüpler bazında Türk futbolunun sportif performans gelişimine bakıldığında ise aşağıdaki tabloyla karşılaşıyoruz.</p>
<p>Bu tabloya göre de değerlendirme yaptığımızda, milli takım futbol performansımızın, kulüp futbolun gerisinde kaldığı görülüyor.</p>
<p>UEFA sıralamasında kulüp futbolu bazında görece de olsa futbolumuzda bir istikrar olduğunu aşağıdaki tablodan gözlemleyebiliyoruz. Türkiye’nin UEFA ülke sırası yedincilikle on birincilik arasında dar bir bantta değişirken, FIFA sıralamasında bu bant daha genişleyebilmektedir. FIFA sıralamasında ülke sıramız sekizincilikle kırk birincilik arasında bir değişim gösteriyor.</p>
<p>Türkiye’nin 2000-2011 Arası FIFA ve UEFA Ülke Sıralaması<br />
<a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/fifa-uefa-siralama.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-5484" title="Türkiye’nin  2000-2011 Arası FIFA  ve UEFA Ülke Sıralaması" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/fifa-uefa-siralama.gif" alt="" width="540" height="300" /></a><br />
Kısacası Türk futbol gelirleri 2000 ile 2011 arasında yüzde 290’lık bir artış kaydetmesine karşın, sportif performansta ülke olarak ne yazık ki bu parasal artışın karşılığını alamadığımız görünüyor. Gerek FIFA sıralamasında, gerekse UEFA sıralamasında bugün ülke sırası olarak bulunduğumuz yerler hem milli takımlar bazında hem de kulüp futbolu bazında 2000 yılının gerisinde bulunuyor.</p>
<p>Futbol pastamızın gelişimi ile FIFA ve UEFA sportif performans derecelerimiz aşağıdaki tabloyla gösteriliyor.</p>
<p>Türk Futbolunun 2000-2011 Arası Parasal ve Sportif Performans Karşılaştırması</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="347">
<tbody>
<tr>
<td width="109" valign="bottom"><strong></strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>Gelir</strong></td>
<td width="73" valign="bottom"><strong>FIFA</strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>UEFA </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom"><strong>Yıllar</strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>Milyon Euro</strong></td>
<td width="73" valign="bottom"><strong>Sıralaması</strong></td>
<td width="64" valign="bottom"><strong>Sıralaması</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2000</td>
<td width="64" valign="bottom">150</td>
<td width="73" valign="bottom">29</td>
<td width="64" valign="bottom">7</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2001</td>
<td width="64" valign="bottom">130</td>
<td width="73" valign="bottom">30</td>
<td width="64" valign="bottom">8</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2002</td>
<td width="64" valign="bottom">185</td>
<td width="73" valign="bottom">23</td>
<td width="64" valign="bottom">10</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2003</td>
<td width="64" valign="bottom">235</td>
<td width="73" valign="bottom">9</td>
<td width="64" valign="bottom">10</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2004</td>
<td width="64" valign="bottom">285</td>
<td width="73" valign="bottom">8</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2005</td>
<td width="64" valign="bottom">335</td>
<td width="73" valign="bottom">14</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2006</td>
<td width="64" valign="bottom">363</td>
<td width="73" valign="bottom">11</td>
<td width="64" valign="bottom">15</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2007</td>
<td width="64" valign="bottom">425</td>
<td width="73" valign="bottom">26</td>
<td width="64" valign="bottom">14</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2008</td>
<td width="64" valign="bottom">485</td>
<td width="73" valign="bottom">26</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2009</td>
<td width="64" valign="bottom">525</td>
<td width="73" valign="bottom">10</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2010</td>
<td width="64" valign="bottom">585</td>
<td width="73" valign="bottom">41</td>
<td width="64" valign="bottom">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="109" valign="bottom">2011</td>
<td width="64" valign="bottom">600</td>
<td width="73" valign="bottom">31</td>
<td width="64" valign="bottom">10</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıdaki tabloya bakıldığında Türk futbolunda parasal gelir artışı ile sportif performans gelişimi arasında bir korelasyon yokmuş gibi görünüyor. Ya da bunu tersten de yorumlayabiliriz. Türk futbolunda sportif performans olmadığı halde futbolumuzun parasal gelirleri artmıştır. Bu tezimiz aslında futbol ekonomisi literatürüne ve onun temel işleyiş dinamiklerine aykırı bir durumu ifade ediyor. Yani teorik olarak böyle bir şey mümkün olmamakla birlikte, bu parasal genişlemenin (büyümenin) dinamiklerine (kaynaklarına) bakmamız gerekiyor. www.futbolekonomi.com yazarlarından sevgili dostum Erdal Batmaz buna “Devlet eliyle hormonlu büyüme” diyor.</p>
<p>Gerçekten de 2010 Şubat’ında yaşadığımız naklen yayın ihalesinde yayıncı kuruluşun karşısına çıkartılan bir başka kuruluş ile artırılan “suni rekabetin” etkisiyle yayın bedeli tavanının yukarı çekilmesi, naklen yayın bedellerinin bir önceki yıla göre yüzde 150’lik bir artış kaydetmesine olanak sağlamıştır.</p>
<p>Bununla beraber sportif performansta başarılı olduğumuz yılları izleyen senelerde futbol gelirlerimizin de arttığını gözlemleyebiliyoruz. 2002 yılı Dünya Kupası’nda ortaya konan performans, futbol gelirlerimizi yüzde 27 artırarak 185 milyon Euro’dan 235 milyon Euro’ya yükseltmesine karşın, 2004 Eurocup ve 2006 Dünya Kupası’na gidemediğimiz halde parasal gelir artışı devam etmiş ve bu dönemde parasal büyüme hızımız yüzde %130’a ulaşmıştır. Bu artış hızında yapılan naklen yayın ihalesiyle ihale bedelinin yıllık bazda yüzde altmışlara varan bir artış kaydetmesinin büyük rolü bulunuyor. Bu dönemlerde yani 2000 yılında naklen yayın gelirlerinin toplam gelir içindeki payı %39 civarındayken, bu oran 2004 yılında yüzde 52’ye, 2010 yılında da yüzde 55’e kadar çıkmıştır. Naklen yayın gelirlerinin toplam gelir içindeki payı beş büyük ligde ise %46 civarındadır. Beş büyük ligin dışında ise Hollanda’da %12, Belçika’da %20, İskoçya’da %21, Avusturya’da %58, İsveç’te ise %21 civarındadır.</p>
<p>Sportif Başarı Neden Gelmiyor?</p>
<p>Yukarıda yaptığımız analizlere göre Türk futbolunda kulüpler ve milli takımlar bazında sportif performans, ne yazık ki 2000 yılından bu yana çok fazla yol kat edememiş görünüyor. Bunun çeşitli sebepleri var. İlk etapta aklımıza gelen nedenlerin üzerinde durursak;</p>
<p>* Yabancı Oyuncu Sayısının Artması</p>
<p>Milli takımlar nezdinde performans düşerken, kulüpler bazında en azından daha stabil bir başarı trendinin izlenmesinde yabancı oyuncu sayısının liglerimizde giderek artmasının rolü olduğu düşünülebilir. Ancak bunun faturası milli takımlar performansına çıkıyor. Geçmişte 3+1 ile başlayan yabancı oyuncu sayısının bugün 6+2+2 aşamasına ulaşmasıyla genç yeteneklerimizin yeterince forma şansı bulamaması, milli takıma yeni ve yetenekli oyuncu gelmesinin önünü kesiyor.</p>
<p>* Altyapıya Gereken Önemin Verilmemesi</p>
<p>Avrupa futbolunda özellikle son yıllarda altyapıya verilen önemin ve yapılan yatırımın, Türk futbolunda bir türlü istenilen seviyeye ulaşmaması sürdürülebilir sportif performansın önünü kesiyor. Futbol kulüplerimizde altyapıdan gelen oyuncu sayısının azlığı kulüpler ve milli takımın uzun vadeli omurgasını oluşturacak bir yapıya izin vermiyor. Yetenek havuzumuzun iyi değerlendirilememesi, A takımı besleyecek yeni ve yetenekli oyuncu sayısının artmasını engellemiştir.</p>
<p>* Mali Başarısızlığın Rekabet Gücünü Azaltması</p>
<p>Her ne kadar futbolumuzda gelirlerimizin geçen on yılın içinde yüzde 290’a varan bir artış kaydettiğini belirtmemize karşın, gelirlerin dengesiz dağıtımı büyük kulüpler ile küçük kulüpler arasındaki farkın açılmasına ve haksız rekabetin yükselmesine neden oluyor. Bu da kulüplerimizin rekabet güçlerini olumsuz etkiliyor.</p>
<p>* Kulüplerin Yönetimlerinde Önemli Hatalara Yer Verilmesi</p>
<p>Kulüplerimizin iyi yönetilmemeleri ve içinde bulundukları sorunların çözümünde hala konvansiyonel çözüm yöntemlerine bel bağlanıyor olması, kulüplerimizin sportif performansının yükselmesini engelliyor.</p>
<p>* Türk Futbolunun Stratejik Gelişim ve Değişim Planının Bulunmaması</p>
<p>Her ne kadar geçen senenin sonuna doğru Türkiye Futbol Federasyonu’nun Türk futbolunun geleceğine ilişkin bir stratejik plan oluşturma çalışmaları olmuşsa da Türk futbolunu önümüzdeki on yıllara taşıyacak uzun vadeli stratejik planların bulunmaması, kulüp ve milli takımlar bazında günü kurtarmaya yarayan palyatif çözümlere yönelmeyi beraberinde getiriyor.</p>
<p>* Sürdürülebilir Başarıya Ulaşılamaması</p>
<p>Türk futbolu 2000’li yıllarda önemli başarılara imza atabilecek bazı önemli hamlelerde bulunmuşsa da bu hamlelerin devamını getirememiştir. Geçen on yıllık süreçte 1 Avrupa Şampiyonası (2004 Portekiz) ile 2 Dünya Kupası organizasyonuna katılımın ıskalanması sportif performansımızı olumsuz etkilemiş, FIFA sıralamamızın düşmesine neden olmuştur.</p>
<p>* İsabetli ve Verimli Transferler Yapılamaması</p>
<p>Son on yılda isabetli ve rasyonel transferlerin yapılamaması kulüpleri ve oyuncuları hem sportif hem de mali olarak olumsuz etkilemiş ve kulüplerimizin nakit ve bütçe açığı vermesine neden olmuştur. Sportif olarak iyi gitmeyen kulüpler milli takımı da besleyemez duruma gelmiştir. Kulüp futbolu milli takım futbolunun ana besleyicisi olmasına karşın, bu işlevini yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı yerine getirememiştir.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Türk futbolu Avrupa’da yarattığı gelir bakımından beş büyük ligin arkasından gelmesine karşın, ne yazık ki son on yılda gerek milli takımlar, gerekse kulüp futbolu bazında sportif başarıda beklenen performansı sergileyememiş, aksine on yıl öncesinin gerisine düşmüştür. Sportif performans yeterli olmamasına karşın geçen on yıllık süreç içinde Türk futbol pastası sürekli büyümeye devam etmiştir. Beklenen ve olması gereken sportif performansa dayalı bir mali başarı veya mali başarının sonunda gelmesi gereken bir sportif performanstır. Oysa, Türk futbolu sportif başarıdan bağımsız, futbol otoritesi destekli naklen yayın gelirlerine göbeğinden bağımlı, kendi iç dinamikleriyle gelir yaratamayan bir lig haline gelmiştir. Kısacası, ülkemizde futbol gelirleri “dış destekle” artarken, sportif performans düşmeye başlamıştır. Bu çok doğal ve sürdürülebilir bir durum değildir aslında. Futbolumuz kendi iç dinamikleriyle gelir yaratmakta zorlandığı için Avrupa ile rekabet edebilecek bir kalite düzeyi ve rekabetçi yapıya da ulaşamamıştır.</p>
<p><strong>Tuğrul Akşar</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/futbolumuzda-gelir-artiyor-sportif-basari-dusuyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlkay Gündoğan Dortmund ‘da</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ilkay-gundogan-dortmund-5693.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ilkay-gundogan-dortmund-5693.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 16:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Borussia]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Dortmund]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Gündoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Gündoğan Önümüzdeki sezon transfer]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Gündoğan Bonservis]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Gündoğan Borussia Dortmund]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Gündoğan Dortmund]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay gündoğan Dortmund Nürnberg]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Gündoğan Transfer]]></category>
		<category><![CDATA[Borussia Dortmund Nürnberg]]></category>
		<category><![CDATA[Bundesliga Transfer]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Zorc İlkay Gündoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5500</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Genç Milli Takımı ‘nın ortasaha oyuncusu İlkay Gündoğan önümüzdeki sene Borrusia Dortmund forması giyecek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/ilkay-gundogan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5502" title="İlkay Gündoğan önümüzdeki sezon Dortmund ‘da" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/ilkay-gundogan.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a><br />
Türkiye Genç Milli Takımı ‘nın ortasaha oyuncusu İlkay Gündoğan önümüzdeki sene Borrusia Dortmund forması giyecek.</strong></p>
<p>Bundesliga lideri Borussia Dortmund, önümüzdeki sezon takımdan ayrılması gündemde olan Nuri Şahin ‘in boşluğunu Nürnberg ‘in ortasaha oyuncusu İlkay Gündoğan ile doldurmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Bonservisi 5 milyon Euro!</strong></p>
<p>Alman basınında yer alan habere göre, Borussia Dortmund 20 yaşındaki yıldız adayı futbolcu ilşe her konuda anlaştı. İlkay Gündoğan Dortmund ile 4 senelik anlaşma yapacak. Borussia Dortmund İlkay ‘ın bonservisi için klubü Nürnberg ‘e 5 Milyon Euro ödemeyi kabul etti.</p>
<p>Borussia Dortmund sportif direktörü Michael Zorc, tranfer hakkında basına bilgi vermek istemedi. Borussia Dortmund ve Nürnberg takımlarının İlkay Gündoğan transferi hakkında önümüzdeki haftasonu resmi açıklamada bulunmaları bekleniyor.</p>
<p>İlkay Gündoğan Nürnberg ‘de forma giydiği 45 Bundesliga karşılaşmasında 6 gole imza attı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/ilkay-gundogan-dortmund-5693.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fuat Yaman ;  Türkiye’de şarlatan, soytarı dolu!</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mehmet-helvaci-cilgin-projesi-fuat-yaman-6931.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mehmet-helvaci-cilgin-projesi-fuat-yaman-6931.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 09:12:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Antrenöre Bakış Açısı]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Projeler]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Yaman]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Kongre]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Helvacı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Helvacı Açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Helvacı açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[NationalTurk]]></category>
		<category><![CDATA[NTV Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[NTV Spor]]></category>
		<category><![CDATA[NTV Spor Radyo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5513</guid>
		<description><![CDATA[Fuat Yaman hoca bir antrenöre bakış açısını ve antrenörlerin yöneticilere bakış açısını kendine has duruşu ve yorumuyla çok güzel bir şekilde yorumlamış paylaşmamak olmazdı / Çılgın Projeler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/fuat-yaman.jpg"></a></h1>
<p><span style="color: #003366;"><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/cilgin-proje-projeler-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5532" title="Çılgın Proje ve Projeler-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/cilgin-proje-projeler-hT2.jpg" alt="Fuat Yaman hoca bir antrenöre bakış açısı ve Çılgın Projeler" width="540" height="300" /></a></strong></span><span style="color: #003366;"><strong> </strong></span></p>
<h1><span style="color: #003366;"><strong>Türkiye’de şarlatan, soytarı dolu!</strong></span></h1>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Galatasaray Başkan adayı Mehmet Helvacı&#8217;nın Sabah gazetesinde Galatasaray Başkanı olursam &#8220;Hocamız genel sezon planlamasını ve maç bazında düşündüklerini gelip bana anlatacak. Maça çıkarken ne yapmak istediğini bilecek, analizimi buna göre yapacağım.&#8221; demesi beraberinde türlü tartışmaları dile getirdi.</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Tartışmalara katılan değerli dostum Fuat Yaman hoca bir antrenöre bakış açısını ve antrenörlerin yöneticilere bakış açısını kendine has duruşu ve yorumuyla çok güzel bir şekilde yorumlamış paylaşmamak olmazdı &#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>HT</strong></span></p>
<h1><strong>İşte Fuat Yaman Hoca&#8217;nın NationalTurk Gazetesindeki  Çılgın Projeler ile ilgili görüşleri  </strong></h1>
<p><strong>İstanbul ve Türkiye Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı çılgın proje ile çalkalanırken futbolun çılgın projesi de Galatasaray Başkan Adayı Mehmet Helvacı’dan geldi. NationalTurk yorumcusu Fuat Yaman ise Helvacı’yı adeta bombaladı! / </strong></p>
<p>Galatasaray başkan adaylarından Mehmet Helvacı’nın dün Sabah gazetesine yaptığı açıklamalar futbol dünyasında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Ön anlaşma yaptığı teknik direktörün her maç öncesinde kendisine rapor vereceğini söyleyen Mehmet Helvacı, “Hocamız genel sezon planlamasını ve maç bazında düşündüklerini gelip bana anlatacak. Maça çıkarken ne yapmak istediğini bilecek, analizimi buna göre yapacağım. Dediğini uygularsa, bir planın-programın göstergesidir. Skordan bağımsız olarak, sahada dedikleri dışında bir tablo görüyorsak durumunu değerlendiririz” dedi.</p>
<p>Mehmet Helvacı’nın bu çılgın uygulama projesine ise NationalTurk yorumcusu Fuat Yaman sert tepki gösterdi. NTV Spor Radyo’da yayınlanan “Bülent Yüksel ile Sportif Görüş” programına katılan Fuat Yaman şunları söyledi:</p>
<h2><strong>Türkiye’de şarlatan, soytarı dolu!</strong></h2>
<p>Türkiye’de, sayın Mehmet Helvacı’nın çalışma prensiplerine ayak uydurabilecek, adapte olabilecek antrenör bulmak çok zor değil. Türkiye’de kendi maçlarına hangi hakem verilsin diye telefon konuşmaları yakalanan, DGM’de yargılanan hocaları biliyoruz. Rakip oyuncuyla göğüs göğse çarpışım kendini yerlere atan, taklalar atan tipleri, şarlatanları biliyoruz. Bir sürü model var. Dolayısıyla o modellerin içinden, sayın Mehmet Helvacı’nın dahiyane çalışma şekline uyabilecek soytarılar olabilir.</p>
<p>Futbol realitesinde bu modelin geçerliliğinin olmadığı kesin. Mehmet Helvacı, hem rahmetli Özhan Canaydın, hem de Adnan Polat döneminde yönetimde görev almış, belli ki bir takım vasıfları olan bir kişi. Ama eksiklikleri, yetersizlikleri olduğu da kesin. O çalışma sistemiyle başarılı olması mümkün değil. Neden değil?</p>
<h3><strong>Mehmet Helvacı en büyük problemi deklare etmiş, kutluyorum!</strong></h3>
<p>Mehmet Helvacı futbolda en büyük problemin ne olduğunu aslında çok açık yüreklilikle deklare etmiş. Futbolcunun yabancısı geliyor, antrenörün yabancısı geliyor, yabancı hakem tartışılıyor ama şu yöneticilikle ilgili maalesef bir önlem alamadık. Çocukken topu olanların, top oynamayı bilmese de futbol oynama garantisi vardı sokakta. Başkanlar da para veriyorlar diye bir sürü abuk sabuk uygulamalarına katlanılıyordu eskiden. Ama şimdi futbolda çok ciddi kaynaklar oluşturuldu. Neredeyse kulüp başkanlarının para vermemesi ön koşul haline geldi. Bu duruma gelmişken dahi bu kadar yetersiz olmalarını anlamak mümkün değil.</p>
<h3><strong>Adnan Polat beni güldürdü!</strong></h3>
<p>Sabah gazetelerden birinde bir haber okudum ve sağolsun gülmemi sağladı. Adnan Polat, Basketbol Federasyonu Başkanı’na “Çok başarısızsınız. Senden de Mahmut’tan da memnun değilim” demiş. Başarısızlığı tescil edilmiş, 20 milyon kişi senden memnun değilken bir hakem hatası nedeniyle, en azından başkanı olduğu federasyonun milli takımı dünya şampiyonluk maçına çıkan bir başkana başarısızsın diyebiliyor.</p>
<p>Türkiye’deki çok önemli bir gerçeğe parmak basması açısından Mehmet Helvacı’nın sözlerini çok önemli buluyorum. Türkiye’de futbolun en temel sorunlarından birinin yönetici olduğunu gözler önüne seren bu açıklamaları nedeniyle kendisini kutluyorum. Tabi ki bu söylediklerim yöneticilerin tümünü kapsamıyor.</p>
<p>Çok başarılı, doğru iş yapan yöneticilerimiz de var. Ama bir sürü imkanla, güçle, parayla başarısız olan ve başarısızlıklarını saklamaya çalışan, koltuğunu vermemek için 50 bin türlü alavere dalavere çeviren, yetersizlikleri kanıtlanmış insanları gözler önüne serdiği için tekrar sayın Helvacı’yı kutluyorum. Galatasaray’ın kongre üyeleri mutlaka Mehmet Helvacı’nın bu dahiyane fikirlerini değerlendireceklerdir.</p>
<p>Kaynak; NationalTurk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mehmet-helvaci-cilgin-projesi-fuat-yaman-6931.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaray, Adnanlar ve Cevat Hoca . . .</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-adnan-polat-sezgin-cevat-guler-5519.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-adnan-polat-sezgin-cevat-guler-5519.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 16:44:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Adnanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Güler]]></category>
		<category><![CDATA[Davud Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Yönetim Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalli]]></category>
		<category><![CDATA[Kalli Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Nonda]]></category>
		<category><![CDATA[Sezgin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5519</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray Yönetimi Anlayışının Kırılma Anı Adnanların yani Adnan Polat ile Adnan Sezgin 'in Cevat Güler Hoca 'nın başarısına sahip çıkması ile başlar. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/cevat-guler-ht2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5525" title="Cevat Güler, HT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/cevat-guler-ht2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h2>
<p>Halen İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu&#8217;nda öğretim üyesi olan Cevat Güler Hoca ile 1997-2000 Yılları arasında birlikte olduk, Gaziosmanpaşaspor alt yapısında başarılı çalışmaları dönemimizin Alt Yapı sorumlusu Davud Şahin hoca için önemli bir referans olmuştu. Bu sekilde 11-22 kişilik alt yapı kadromuza katılmıştı.<br />
Daha sonra Beşiktaş Alt Yapısından ayrıldıktan sonra Galatasaray &#8216;da görev aldı.</p>
<p>Kalli&#8217;nin gidişiyle iyi bir fırsat yakalayan ve hatta fırsatı başarılı bir şekilde Galatasaray&#8217;ı Şampiyon yapmasıyla değerlendiren Cevat Hoca Adnan Bey&#8217;lerin bu başarıya sahip çıkmasıyla bu fırsatı şansız fırsata çevrildi bir anlamda!</p>
<p>Bu şık olmayan davranış Galatasaray&#8217;a çok şey kaybettiren bir sürecin başlangıcını hazırlıyordu.<br />
Ama bu başlangıcın Adnanların sonu olacağından Adnanlarında haberi yoktu !<br />
Ve yıllar sonra bugün gazete manşetleri Kulübü Mahkemeye veren başkan olarak Adnan Polat&#8217;ı manşetlere taşıyorlardı.</p>
<p>İşte değerli dostum sevgili Müslüm Hoca&#8217;nın bu süreci çok iyi tespit etttiği yazısı;</p>
<h1>Galatasaray Yönetim Anlayışının Kırılma Anı</h1>
<p><strong>5 Nisan 2008 Tarihinde Kalli Galatasaray’dan istifa etmişti.</strong></p>
<p>2008 Nisanın ilk haftasında Hakan Şükür, Hasan Şaş, Lincoln, Song ve Nonda başkan Adnan Polat’ın yanına giderek “ Bizim bu adamla başarılı olmamamız mümkün değil” diyerek, “Kalli olmazsa şampiyon oluruz” söylemi ile Kalli’nin görevden alınması talebinde bulunmuşlardı.</p>
<p>Yönetim kurulu ise futbolcuların bu kararını tartışıp sonunda Kalli’nin istifa etmesi istenmiş ve 5 Nisanda bu istifa gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Bu süreç şampiyonluğa gitmenin başlangıcı olmuş, fakat Galatasaray’ın tüm değerlerini kaybetme sürecinin de ana nedeni olmuştur.<br />
Çünkü her şey Kalli’den sonra DEĞİŞTİ…<br />
Her Perşembe Futbolcu Ağabeyler ile Adnan Polat ve Adnan Sezgin toplantı yaparak kadroyu belirlemeye başladılar.</p>
<p>İşte…<br />
İşte burası kırılma noktasıydı.<br />
Galatasaray da başkan kendi alanının dışına çıkıp teknik direktör rolüne soyunmuştu!!!<br />
Cevat hoca ve ekibi göreve getirilmiş, hoca ve ekibi bu süreç de kulüp için özveride bulunarak başarılı olmaya çalışmışlardı.</p>
<p>Fakat…<br />
Sayın Polat ve Sayın Sezgin’in takım kurma histerileri ve sahadaki oyuna kadar müdahale cesaretleri; Galatasaray için tehlike çanlarının çalınmaya başladığı andı.<br />
Hele–hele Sayın Sezgin’in cep telefonu ile yedek kulübesine verdiği direktifler ise bambaşka bir acı gerçekti.</p>
<p>Bu kadar yanlışın sonunda gelen “şampiyonluk” Sayın Adnanların önünü açarak “Kim tutar bizi” anlayışının tamamen yerleşmesine neden olmuştur.<br />
Bir şampiyonluk ile oluşan yok oluş sürecini kimse fark etmedi veya farkına varamadı.<br />
Şimdi ise bu anlayışın yok olması gerekirken…</p>
<p>Galatasaray’ın gerçek kimliğine kavuşması gerekirken…<br />
Ki… Kongre yönetime talip olacaklara bu yönde çok güzel mesaj vermesine rağmen…<br />
Bir de Sayın Helvacı ortaya çıkarak teknik heyetin sezon başında ve maç öncesi kendisine sunum yapmasını istiyor.<br />
İşte 2008 de ki erozyon Sayın Helvacı’yı da etkileyerek maalesef o ruhun hala dolaşmasına neden olmuştur.</p>
<p>Onunda için de ukde kaldı ki böyle inanılmaz bir açıklama yapma cesaretini kendinde buluyor.<br />
Yöneticiliğin sınırlarını ve haddini bilmeden işe koyulmak 100 Yıllık kulübü fantezi merkezine dönüştürür.<br />
Sanırım Galatasaray’ın önceliği; ruhuna ve kurallarına sahip çıkacak yönetimi bulması gerekiyor.<br />
Gerisi teferruat…</p>
<p><strong>Müslüm Gülhan</strong></p>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden; top: 0px; left: -10000px;">﻿</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/galatasaray-adnan-polat-sezgin-cevat-guler-5519.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş ve Beşiktaşlılar, Tehlikenin Farkında mısınız ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-almeida-transferi-fon-sirketi-mendes-besiktaslilar-6149.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-almeida-transferi-fon-sirketi-mendes-besiktaslilar-6149.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2011 08:57:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Almeida Fon]]></category>
		<category><![CDATA[Almeida Fon KAP]]></category>
		<category><![CDATA[Almeida Fon transfer]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Fon]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş transfer]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş transfer fon]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş transfer haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaşlılar]]></category>
		<category><![CDATA[BJK Yönetimi SPK Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Fon şirketi kimin]]></category>
		<category><![CDATA[Fon Şirketinin adı]]></category>
		<category><![CDATA[Fonla transfer]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Almeida]]></category>
		<category><![CDATA[Hugo Almeida Transferi]]></category>
		<category><![CDATA[ISC]]></category>
		<category><![CDATA[Jorge Mendes]]></category>
		<category><![CDATA[NationalTurk]]></category>
		<category><![CDATA[Tehlikenin Farkındamısınız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5431</guid>
		<description><![CDATA[Beşiktaş ağlanacak hale düşmüş , bir kaç sağduyulu Beşiktaşlı ve Beşiktaşlılar direnip duruyor, işte son nokta BJK Yönetimi Almeida Transferinden ceza yedi peki neden]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/bjk-kongresi-santo-demiroren-nationalturk-001.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5440" title="bjk-kongresi-santo-demiroren-nationalturk-001" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/bjk-kongresi-santo-demiroren-nationalturk-001.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></h1>
<h1><strong>Beşiktaş ağlanacak hale düşmüş , bir kaç sağduyulu Beşiktaşlı ve Beşiktaşlılar direnip duruyor..</strong><br />
Diğerlerinin de müthiş bir şekilde yaratılan bilgi kamuflajıyla olan bitenden daha doğru dürüst haberi bile yok !<br />
Her şey adeta FİLM gibi !</h1>
<div class="mceTemp">Şimdi aşağıdaki habere kısa bir göz atalım;</div>
<h2 class="mceTemp">Tarih 13 Aralık 2010 / BJK Yönetimi Almeida ile görüşmelere başlar</h2>
<p><strong>Almeida&#8217;nın transferi konusunda BJK Yönetimi  KAP &#8216;a bir açıklama yapar;</strong></p>
<p>Buna göre BJK Yönetimi Werder Bremen&#8217;e 2 Milyon Euro bonservis bedeli ödeyerek Almeida&#8217;yı almaktadır. Almeida ile 3,5 yıllık sözleşme yapılmaktadır. Buna göre; Almeida 2010-2011 yarım sezonu için 1.650.000. euro, sonraki 3 sezon için de toplam 7.500.000 Milyon Euro garanti ücret ödeyecektir. Anlaşıldığı üzere Peru asıllı Pizarro&#8217;nun Werder Bremen&#8217;e transferinden sonra kendisine pek yer bulamayan Almedia 9 Milyon 150 bin Euro gibi garanti para alacak iyi bir anlaşma yapmıştır. Özellikle Porto genç takımında oynadıktan sonra Uniao de Leiria, Boavista gibi kulüplere kiralanarak yatırım yapılan Almeida&#8217;nın Werder Bremen&#8217;e de kiralanarak geldiği düşünülürse gerçekten futbolcu ve menajeri başarılı bir anlaşma yapmıştır. Burası her neyse!</p>
<h2>Tarih 24 Aralık 2010 / BJK Yönetimi Almeida ile anlaştığını açıklar.</h2>
<p>Açıklama BJK Hugo Miguel Almeida için Werder Bremen&#8217;le yukarıdaki şartlarda belirtildiği gibi &#8220;2 Milyon Euro sözleşme fesih bedeli karşılığı anlaşmıştır&#8221; şeklindedir./ <a title="BJK Yönetimi ve KAp açıklaması" href=" http://kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=137666" target="_blank">KAP orjinal açıklaması</a>;</p>
<h2>Tarih 24 Aralık 2010 / BJK Yönetimi saat 21.40&#8242;da KAP&#8217;a bir açıklama gönderir</h2>
<p>Açıklamada FIFA ve Futbol dünyasında pek duyulmadık bir terim vardır. Bu alışılmadık durum açıklamada &#8221;Federatif hak&#8221; ve &#8220;Ekonomik Hak olarak&#8221; belirlenmiştir! Ayrıca Ekonomik Haklara İştirak Sözleşmesi imzalandığı, Ekonomik hak sahibinin &#8221;Yurtdışındaki bu Firma&#8221; diye anılması dikkati çekmiştir. Ve açıklamadaki anlaşma gereği &#8220;Firmanın talebi doğrultusunda, sözleşmeye gizlilik hükmü eklenmiştir&#8221; ibaresi yer almıştır. Bu BJK&#8217;ı yakından takip edenler için bilinen bir şeydir. Beşiktaş Yönetimi Başkanı Yıldırım Bey ile Süleyman Seba FULYA Projesisinin müteaahiti arasında da söz konusu olan maddedir. Ne hikmetse Beşiktaş&#8217;ı Yöneten kişilerle karşı taraftaki kişilerin GİZLİLİK İSTEĞİ hep aynıdır ! <a title="Federatif hak&quot; ve &quot;Ekonomik Hak olarak" href="http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=138035" target="_blank">İşte geç saatlerde bildirilen KAP Açıklaması ve Federatif Hak olayı !</a></p>
<div class="mceTemp">
<h2>Tarih 29 Aralık 2010 / ŞOK bir haber: Almedia&#8217;nın bonservisi BJK&#8217;ın değil !</h2>
<p>Bir hafta önce 2 Milyon euro ödeyerek bonservisini aldığını borsaya açıkladıktan sonra BOMBA gibi bir haber ortaya düşer &#8220;<strong>Almeida&#8217;nın sahibi Beşiktaş değil&#8221; diye!</strong> Camia ve yatırımcılar BJK Hisselerine girmişlerdir. İnanamazlar. &#8220;Nasıl olur BJK Yönetimi bonservisini aldığını Borsaya bildirdi!&#8221; derler! Beşiktaş ﻿﻿﻿﻿﻿﻿﻿yönetimi ﻿ortaya çıkan habere  bir süre sessiz kalır, sonrasında borsa kapanışına yarım saat kala, saat 17.00’de ilginç bir açıklama yapar!</p>
<p><strong>Beşiktaş &#8220;Haber içerik olarak ve transfer edilen oyuncuların sayısı açısından gerçeği yansıtmamaktadır&#8221; </strong>Üstü kapalı olarak yapılan bu açıklamayla yatırımcının kafası daha da karışır.<br />
Akıllardaki soru şudur <strong>&#8220;Almedia&#8217;nın sahibi BJK mıdır değil midir?&#8221;</strong><br />
Bu sorunun cevabı aynı akşam NTV Spor’da bir programa katılan Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören’den gelir.<br />
<strong>“Doğru, Almeida’yı fonla aldık. der! Ve devam eder; </strong>‘2 milyon Euro’yu biz verelim’ dediler.<br />
Ama bu futbolcunun bonservisi bizde” !<br />
<strong>Parayı başkası ödemiş ama bonservisi BJK &#8216;daymış !<br />
VAY VAY VAY !<br />
</strong><a title="Habertürk Rahib AK Beşiktaş Fon Almedia" href="http://ekonomi.haberturk.com/finans-borsa/haber/585971-besiktas-spkdan-sozlu-onay-almis" target="_blank">Kanu ile ilgili çok başarılı çalışma yapan Rahim AK&#8217;ın Habertürk &#8216;deki haberi ;</a></p>
<h2>Tarih 30 Aralık 2010 / SPK Beşiktaş Yönetimine inceleme başlatır</h2>
<p>SPK&#8217;dan sözlü onay aldık diyen BJK yöneticilerinin açıklamasından sonra SPK, kurulun spesifik olay bazında özel durum açıklamalarına yönelik şirketlere önceden sözlü veya yazılı onay verme uygulaması bulunmadığını duyurarak bu açıklamayı TEKZİP eder! Kurul, Beşiktaş Futbol Yatırımları tarafından yapılan özel durum açıklamalarının takip edildiğini ve mevzuata göre işlemlerin yapıldığını bildirerek inceleme başlattığını duyurur.! <a title="Beşiktaş Almedia SPK inceleme " href="http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/12/30/spk_besiktasa_inceleme_baslatti" target="_blank">Spor sayfalarına pek düşmeyen haber sabahın Ekonomi sayfasında yer alır!</a></p>
<h2>Tarih 25 Ocak 2011 / BJK Yönetimi; kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durumu bulunmamaktadır.</h2>
<p>BJK Yönetimi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası&#8217;nın 25.01.2011 tarih ve İMKB/24-GDD-210/42-1544 sayılı yazısı ile Şirketimizden istenen açıklamaya istinaden ; Şirketimizin kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durumu bulunmamaktadır. BU YAZI NUMARASI ve CEVAP UMARIM ALMEDİA KONUSUNU KAPSAMAMAKTADIR!</p>
<h2>Tarih 24 Şubat 2011 / Hisse Fiyatlarındaki hareketlilikte özel bir durum yok!</h2>
<p>24 Şubatta 2011 tarihinde BJK Yönetimi bir  özel durum açıklaması yapar; Açıklamada son günlerdeki hisse senedi fiyatlarında belli bir hareketlilik söz konusu olduğu ve bu durumla ilgili olarak Şirketimizin kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durumu bulunmamaktadır. ibareleri vardır <a title="BJK Futbol Yatırımları KAP Açıklaması" href="http://kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=143487" target="_blank">KAP Açıklaması &gt;</a></p>
<h2>Tarih 4 Mart 2011 /BJK Yönetimi; kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durumu bulunmamaktadır</h2>
<p>İstanbul Menkul Kıymetler Borsası&#8217;nın 04.03.2011 tarih ve İMKB/24-GDD-210/116-3649 sayılı yazısı gönderir. BJK Yönetimi İMKB&#8217;nin istediği açıklamaya istinaden; &#8220;Şirketimizin kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durumu bulunmamaktadır.&#8221; açıklamasını yapar. BU YAZI NUMARASI ve CEVABIN HANGİ KONUYU KAPSADIĞI HENÜZ BİLİNMEMEKTEDİR!</p>
<h2>Tarih 4 Mart 2011 / BJK Teknik Direktörü Bernd Schuster görevinden istifa eder</h2>
<p>BJK Yönetimi &#8220;Teknik Direktörlük görevini sezon sonuna kadar Tayfur Havutçu yürütecektir.&#8221; <a title="BJK KAP ..." href="http://kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=146788" target="_blank">Diyerek Kamu Oyu Aydınlatma Platfromu olan KAP &#8216;a durumu bildirir </a></p>
<h2>Tarih 08 Nisan 2011 / SPK BJK ve Yıldırım Demirören&#8217;e Ceza Verir</h2>
<p>SPK&#8217;nın, Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ’nin ve Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören’in “sermaye piyasası mevzuatına aykırı işlemler” gerekçesiyle savunmalarını istediği anlaşılır: Bu savunmaların sonunda ayrı ayrı idari para cezaları uygulanmasına karar verilir. <a title="SPK BJK Yıldırım Demirören Ceza" href="http://www.ekonomihaberyorum.com/spkdan-galatasaray-ve-besiktasa-ceza/" target="_blank">İşte SPK&#8217;dan  Ceza açıklaması ! ;</a></p>
<h2>Tarih 20 Nisan 2011 / ve cezaların ardındaki sır çözülmeye başlıyor!</h2>
<p>BJK Futbol A.Ş ve Başkanı Yıldırım Demirören&#8217;e verilen bu cezaları NationalTurk araştırır. İnanılmaz gerçek ortaya çıkar. SPK Mevzuatı ve Kanununa göre ceza almaya değecek ne vardır! Hakikaten 7 yıldır görevde olduğu sürede 17 milyon borçtan 350-400 milyon borçlara çıkartan Yıldırım Demirören artık yeterli tecrübeye sahiptir.</p>
<p>İspanya&#8217;da Almedia&#8217;nın menajeri Jorge Mendes ile ortak otel yapacağı bile basına yansımış ve buradan da anlaşılacağı gibi artık başarılı bir iş adamıdır.</p>
<p>Beyoğlu AVM bir sürü İMAR Mevzuatı tartışmalarıana rağmen takır takır açılmıştır! Tüm bunların yanı sıra Millliyet ve Vatan Gazetelerini alacak kadar da sermaye birikimi vardır. İşte bu kadar başarılı görülen bir kişi niye ceza alır? Bu en çok tartışılan soruların başında gelirken NationalTurk&#8217;te ilginç bir fotoğraf yayınlanır ve altında ilginç bir hikaye vardır!  İşte bu ilginç hikaye;</p>
<h1>Ve Beşiktaşlıların merak ettiği şifre çözülüyor !</h1>
<h2><strong>Beşiktaş’ın Almeida transferindeki fon şifresini NationalTurk çözdü!<br />
</strong>Kaynak; NationalTurk</h2>
</div>
<p>Yıldırım Demirören’in ballandıra ballandıra anlattığı fonla transfer yönetiminin detayları ortaya çıktı. Almeida transferinde 2 milyon euro peşin para vererek Beşiktaş’ı esir alan fon şirketinin ortağı, Almeida’nın aynı zamanda menajeri olan Jorge Mendes çıktı! Beşiktaş’ın devre arasında transfer ettiği Hugo Almeida’da kullandığı fon yönetimin detayları ortaya çıktıkça, Beşiktaş’ın bu transferde nasıl bir karlı yatırım yaptığı sorusu da akılları karıştırmaya devam ediyor. Tabata, İsmail Köybaşı, Ailton, Aurelio, Zapotocny, Ferrari gibi fiyasko transferlere milyon eurolar döken Beşiktaş yönetimi, nedense Hugo Almeida transferinde 2 milyon euroyu bulamadı!</p>
<p>Ve Werder Bremen’e vermek için 2 milyonu İrlanda merkezli bir fon şirketinden aldı. Parayı peşin veren fon şirketinin ne kadar kârlı bir işe girdiği Beşiktaş’ın Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği bilgilendirme yazısında detaylarıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Yıldırım Demirören’in “Para vermeden futbolcu aldık. Türkiye’de yeni bir kapı açtık” sözleriyle övdüğü yöntemde Beşiktaş’ın büyük riski varken adeta hiçbir kazancı elde edememesi ihtimalide çok büyük.</p>
<p>Hugo Almeida gibi yüksek fiyata satma potansiyeli olan genç bir santrafor için 2 milyonu vermeyen Beşiktaş, kazanacağı muhtemel paraları fon şirketine kaptıracak. Sadece 2 milyon vererek futbolcunun haklarının yüzde 45′ine sahip olan fon şirketi, Almeida’nın 10 milyon Euro’ya satılması halinde 4.5 milyon euronun sahibi olacak. Ancak minimum 4.5 milyon limiti konulan antlaşmada Almeida 5 milyona satılırsa BJK sadece 500 bin euro alacak. Bu durumda %45 – % 55 oranı adeta Fulya Projesindeki gibi terse işleyen bir durum olarak BJK karşısına çıkması söz konusu !</p>
<p>Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, kalan 5.5 milyon euroyu kâr olarak görse de fon şirketine kaptırılan 4.5 milyon eurodan hiç bahsetmiyor. Beşiktaş, Almeida’yı satamaması halinde ise fon şirketine yıllık yüzde 10 faiz ödemek durumunda. Yani futbolcu satılmasa bile fon şirketi parasını yüksek faize yatırmış gibi kar edecek.</p>
<p>Bankalardan aldığı borç para için kameralar karşısında tören düzenleyen Yıldırım Demirören yönetiminin 2 milyon euro para için fon şirketine bu kadar gebe olması akıllara başka şeyler getiriyor. Hele ki bu fon şirketinin sahibi Jorge Mendes ise. Mendes’e gelince pek diyecek bir şey yok tabi Jorge Mendes kendi açısından müthiş başarılı bir antlaşmaya imza attırmış.</p>
<p>2 milyon koy en kötü 2.600 al, satılırsa min 4,5 limitiyle 2 koy 4.5 dan itiberen 9 milyonlara kadar getirinin yolunu sözleşmeye yaz.. Son olarak basit bir hesapla Almeida Beşiktaş’ta çok başarılı olup zaten futbol piyasasında tanınan ismini daha da parlatırsa ve 30 milyon Euro bonservis ile satılırsa fon % 45 pay karşılığında 13.5 milyon Euro alacak. Yani aslında Beşiktaş’ın kasasına girmesi gereken 13.5 milyon Euro, başlangıçta Beşiktaş Yönetimi sadece 2 milyon Euro’yu kendisi ödemediği için Fonun kasasına girecek.</p>
<h2>İşte İrlanda merkezli fon şirketi ile Jorge Mendes’in ilişkisini ortaya koyan NationalTurk’un özel haberi;</h2>
<p>Beşiktaş’ın ‘Kârlı bir yöntem’ olarak nitelediği fonla kadrosuna kattığı Hugo Almeida transferinde aracı olan fon şirketinin büyük ortağı olan ünlü ismi NationalTurk açıklıyor. Sezon başında yaptığı Ricardo Quaresma ve Guti Hernandes transferleriyle Avrupa’da büyük sükse yapan Beşiktaş, devre arasında da Simao Sabrosa, Hugo Almeida ve Manuel Fernandes’i transfer etmişti. Bu transferler de ses getirmiş, Beşiktaş, 14 puan geride olmasına rağmen şampiyonluk adayı olarak lanse edilmişti.</p>
<h3>Yıldırım Demirören’in övdüğü yöntem!</h3>
<p>Ancak Hugo Almeida’nın alınış yöntemiyle Beşiktaş, Türkiye’deki transfer piyasasında yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Almeida’nın Beşiktaş’a gelmesinin ardından Başkan Yıldırım Demirören, katıldığı bir televizyon programında fon yöntemini “Beşiktaş ve Türk futbolu için bir kapı açtık. Para vermeden oyuncu getirmek, para kazanarak satmak gibi. Fon bize sormadan oyuncuyu satamaz” diyordu. Yıldırım Demirören’in dediği gibi fon şirketi Beşiktaş’a sormadan futbolcu satamaz. <a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/demiroren_ucak_nationalturk.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5434" title="Yıldırım Demirören 'in özel uçağı" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/demiroren_ucak_nationalturk.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p>Ancak Demirören’in açıklamadığı bir gerçek de Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderilen bilgilendirme yazısında açıkça görülüyor. Beşiktaş da fon şirketi ile anlaşmadan Almeida’yı satamaz. Beşiktaş’ın Almeida’nın bonservisi için Werder Bremen’e ödemesi gereken 2 milyon euroyu fon şirketinden alması ve Almeida’nın başka bir kulübe transferi durumunda veya Beşiktaş’ta sözleşme uzatması halinde, her halükarda fon şirketinin bu işten kârlı çıkması, üzerinde çok tartışılacak ayrı bir konu.</p>
<h3>Gizli fon şirketi neyin nesi?</h3>
<p>Bu transferde esas merak edilen, Almeida için Werder Bremen’e sadece 2 milyon euro vererek her türlü kârlı çıkacağı bir işe girişen ve isminin gizli kalmasını Beşiktaş’tan talep eden fon şirketinin kimin olduğu. Beşiktaş, Almeida transferiyle ilgili olarak KAP’a gönderdiği yazıda “Ekonomik Haklara İştirak” sözleşmesini imzaladığı şirketin ismini açıklamamıştı.</p>
<p>Bu şirketin isminin Quality Football Ireland Limited (ISC) olduğu ise daha önce Türk basınında ortaya çıkmıştı. Ancak özellikle Sabah gazetesinin yaptığı haberlerde sadece şirketin ismi verilmiş, detaylar geçiştirilmişti. NationalTurk olarak Quality Football Ireland Limited şirketini incelediğimizde çok ilginç bağlantılarla karşılaştık.</p>
<p>İrlanda resmi kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre şirketin yöneticileri Wendy Merrigan, Rory Williams ve Michael Rubel. ISC’nin ortaklarını incelediğimizde ise enteresan bağlantılar ortaya çıkıyor. Almeida’nın transferinde 2 milyon euroluk bonservis bedelini karşılayarak futbolcuya ortak olan ve karlı bir işe giren Quality Football Ireland Limited şirketinin en büyük hissedarı yüzde 69′luk payla CAA Sports International. 11 Haziran’a kadar yüzde 70 hisseye sahip olan CAA’nın, bu tarihte, yani transfer döneminin başında yüzde 1 hissesini Goodbody Subscriber One Limited şirketine devretmesi dikkat çekici. Kalan yüzde 30′luk hisse ise yüzde 15′er paylar halinde CAA yöneticileri David O’Connor ve Michael Levine’e ait.</p>
<h4>Şifre çözülüyor</h4>
<p>Peki bu CAA Sports şirketinin, İrlanda’da kurulu olan Quality Football Ireland Limited şirketiyle olan ilişkisi, Beşiktaş açısından neden enteresan? CAA Sports, Amerika kıtasında akla gelebilecek en ünlü sporcuların (NBA, Nascar, NHL vs.) menajerlik haklarını elinde bulunduran dünyaca ünlü bir şirket. Ve CAA Sports, Amerika’daki hakimiyetinin ardından Avrupa futbolunda da söz sahibi olmak için 2008 yılında Gestifute şirketiyle ortaklık anlaşması imzalıyor.</p>
<p>Şifre de burada çözülüyor. Tekrar hatırlatacak olursak; Beşiktaş’ın 2 milyon euro verip Almeida’nın tüm haklarını eline geçirmek yerine 2 milyon euroyu fon yöntemiyle aldığı şirket olan Quality Football Ireland Limited’in yüzde 69 hissesine sahip olan CAA Sports’un Avrupa’daki ortağı Gestifute.</p>
<p>Futbolla yakından ilgilenenler için Gestifute çok tanıdık bir isim. Bilmeyenler için de biz hemen söylüyoruz; Gestifute, son yıllarda Türk futboluna ve Beşiktaş’a adeta kapak atan, Yıldırım Demirören ve Cristiano Ronaldo ile ortak olarak turizm işine de girdiği iddia edilen, dünyaca ünlü menajer Jorge Mendes‘in şirketi.</p>
<p>NationalTurk olarak, Beşiktaş’ın 2 milyon euro vermek yerine Almeida’nın menajeri Jorge Mendes’in dolaylı da olsa sahip olduğu fon şirketine borçlanarak bu transferi yapmasının yorumunu Beşiktaş ve Türk futbol camiasına bırakıyoruz… <a title="Beşiktaş ve BJK Futbol A.Ş. Almedia Transferi" href="http://www.besiktaspostasi.com/besiktas-almeida-transferi-fon-sirketi-mendes-25195.htm" target="_blank">Bu da bu habere istinaden Beşiktaş Postası &#8216;nın kar-zarar ve risk ile ilgili başka yorumu;</a></p>
<h2>Tarih 20.04.2010 Almedia şifresini NationalTurk&#8217;ün çözmesinde iki gün sonra Hürriyet Gazetesi &#8220;1 koyduk 5 aldık !&#8221;</h2>
<p>Değerli Beşiktaşlı İsmail Er&#8217;e Beşiktaş Yöneticileri ANLAŞILMAZ AÇIKLAMALAR yapmaktadır. Yıldırım Demiören&#8217;e satılan Vatan ve Milliyet Gazetelerinin eski sahibi olan Doğan Medyaya ait Hürriyet Gazetesine demeç veren BJK yöneticileri &#8220;Siyah beyazlıların, devre arasında Almanya’nın Werder Bremen Kulübü’nden transfer ettiği Hugo Almeida&#8217;nın 4 ayda 1’e 5 verdiğini&#8221; ifade etmesi anlaşılır gibi değildir.</p>
<p><a title="Hürriyet Gazetesi Vatan ve Milliyet Gazetesi" href="http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/17617449.asp?gid=381" target="_blank">İşte Beşiktaşlı Yöneticilerin Demeçleri ve Hürriyet gazetesi haberi Almedia 1 e 5 haberi </a>Ne diyelim aklımıza gelen ilk şey bir bildik slogan,</p>
<p>&#8221; TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ !&#8221;</p>
<div id="attachment_5439" class="wp-caption alignnone" style="width: 550px"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/bjk-kongresi-demiroren-mendes-nationalturk-002.jpg"><img class="size-full wp-image-5439" title="bjk-kongresi-demiroren-mendes-nationalturk-002" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/bjk-kongresi-demiroren-mendes-nationalturk-002.jpg" alt="B.Jorge.K Toplantısı" width="540" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Yıldırım Demirören (arkası dönük siyah ceketli), Jorge Mendes (ayakta kravatlı olan), Ahmet Bulut (ayakta, mavi gömlekli) ve Cristiano Ronaldo aynı masada</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktas-almeida-transferi-fon-sirketi-mendes-besiktaslilar-6149.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süleyman Seba isyan etti! &#8221; Yazıklar Olsun &#8221;</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/suleyman-seba-fulya-5193.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/suleyman-seba-fulya-5193.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 10:45:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[BJK Haber]]></category>
		<category><![CDATA[fulya]]></category>
		<category><![CDATA[Fulya Şan Ökten Tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fulya Tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman seba]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Seba Fulya]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Seba Tarafsız Saha]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Seba TV5]]></category>
		<category><![CDATA[Tarafsız Saha]]></category>
		<category><![CDATA[TV5 Tarafsız saha]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5424</guid>
		<description><![CDATA[Beşiktaş Onursal Başkanı Süleyman Seba, bir televizyon programı için Fulya Şan Ökten Tesisleri’ni gezdi ve isyan etti. Süleyman Seba, Fulya’yı bu duruma düşürenlere yazıklar olsun dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/suleymann-seba.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5425" title="Süleyman Seba" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/suleymann-seba.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<h4>Beşiktaş Onursal Başkanı Süleyman Seba, bir televizyon programı için Fulya Şan Ökten Tesisleri’ni gezdi ve isyan etti: Fulya’yı bu duruma düşürenlere yazıklar olsun! Beşiktaş Haberleri…</h4>
<p>TV 5′de yayınlanan Tarafsız Saha programının ekibiyle birlikte Fulya Şan Ökten Tesisleri’ne giden Beşiktaş’ın efsane başkanı Süleyman Seba gördükleri karşısında tepkisini gizleyemedi. Bir zamanlar takımı şampiyonluğa taşıyan efsane isimlerin yetiştiği tesislerin iç acıtan görüntüsü karşısında şok olan Süleyman Seba, “Tesisler mezbelelik olmuş. Bu duruma düşürenlere yazıklar olsun” diyerek tepkisini dile getirdi.</p>
<p>Fulya Tesisleri’nin Beşiktaş Kulübü’nde ayrı bir önemi olduğunu vurgulayıp şöyle konuştu: “Bu tesislerde nice şampiyonluklar kazanıldı. Futbolcularımız burada yattı, burada yemek yedi, burada şampiyonlukları kutladı. Biz Fulya’yı Beşiktaş Kulübü’ne kazandırırken tek düşüncemiz vardı. O da futbola, spora hizmet vermek. Yoksa biz burayı evler, apartmanlar yapalım diye almadık.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/suleyman-seba-fulya-5193.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ABD Başkanı Barack Obama ; Vizyonları yetersiz !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-baskani-barack-obama-vizyonlari-yetersiz.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-baskani-barack-obama-vizyonlari-yetersiz.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 16:41:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Başkanı Barack Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Barack Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetçi Partililer]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyonları yetersiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5420</guid>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Barack Obama Cumartesi günü yaptığı radyo konuşmasında zenginlere vergileri daha fazla azaltmamak gerektiğini söyleyerk onları savunanlara Vizyonları yetersiz dedi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/Barack-Obama-vizyonlari-yetersiz-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5422" title="Barack-Obama-vizyonlari-yetersiz-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/Barack-Obama-vizyonlari-yetersiz-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></h1>
<h1><strong>Barack Obama  &#8221;Cumhuriyetçilerin Vizyonları yetersiz !&#8221;</strong></h1>
<p><strong>ABD Başkanı Barack Obama Cumartesi günü yaptığı radyo konuşmasında, Cumhuriyetçi Partililerin yaptıkları bütçe önerilerinin ülkenin geleceği açısından yanlış olduğunu, zenginlere vergileri daha fazla azaltmamak gerektiğini söyledi.</strong></p>
<p>Bütçeye, mali açığa ve geçtiğimiz Çarşamba günü onaylanan bütçe kısıtlamalarına değinen Obama, bu kısıtlamaları dengeli bulduğunu açıkladı.</p>
<p>ABD başkanı konuşmasında, 12 yılda bütçe açığınının 4 trilyon ABD dolar tutarındaki bölümünü kapatmayı hedefleyen planı tanıttı.</p>
<p>Öte yandan Obama, Cumhuriyetçi Paul Ryan tarafından yapılan kesinti önerisinin eğitim, altyapı, temiz enerji gibi başlıklarda kesinti yapmayı hedeflediğine ve kamu sağlık sistemine saldırdığına dikkat çekerek Cumhuriyet&#8217;cilerin vizyonunun eksik olduğu söyledi.</p>
<p>Başkan, ABD halkına mali sorumlulukları yeniden tesis etme ve fedakarlıkları paylaşma çağrısı yaptı.</p>
<p>Obama, üniversite harçlarını ödemeye çalışan öğrenciler veya Medicare sigorta sistemine bağımlı emekliler hilafına, zenginlere vergileri kesmeye son vermemiz gerekiyor, diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/abd-baskani-barack-obama-vizyonlari-yetersiz.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TFF Menajerlik Skandalında Hırsız Kim ?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tff-mahmut-ozgener-menajerlik-skandali-446.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tff-mahmut-ozgener-menajerlik-skandali-446.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 08:47:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Futbolcu Temsilciliği sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[Menajerlik Sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Menajerlik sınavı iptal]]></category>
		<category><![CDATA[Menajerlik Skandalı]]></category>
		<category><![CDATA[NTV Spor Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[TFF]]></category>
		<category><![CDATA[TFF Menajerlik Sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Egemenoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5402</guid>
		<description><![CDATA[TFF Menajerlik Skandalında Hırsız Kim, TFF'nin burada, menajerlik sayısının artmasıyla rekabet, kalite, kayıt içi işlemlerinin disiplinin de artacağını ve bununda  Türk Futboluna katkısı olacağı kesinlikle düşünmesi gerekirdi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #003366;"><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/mahmut-ozgener-federasyonu-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5414" title="mahmut-ozgener-federasyonu-hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/mahmut-ozgener-federasyonu-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></span></h1>
<h1><span style="color: #003366;">TFF Menajerlik Sınavı ve Menajerlik Skandalında Hırsız Kim ? </span></h1>
<p><span style="color: #003366;">Türkiye’de meslek sayılmayan bir iş olan“Futbolcu Temsilciliği” ya da bir başka anlamda Futbolcu Menajerliği konusunda 2010 yılının sonlarında bir dizi yazılar yazmıştım.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Ve bu işi yapanlardan bazılarının bugün şike-bahis iddialarıyla hapise girdiklerini; yapılan futbolcu temsilciliği sınavında 112 kişiye yakın adayın 14 doğru cevap bilme zorluğuyla baraj konulan ve bu şekilde sadece 4 kişiye yeni menajerlik oluru verilme oranını eleştirmiştik.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">TFF&#8217;nin burada, menajerlik sayısının artmasıyla rekabet, kalite, kayıt içi işlemlerinin disiplinin de artacağını ve bununda  Türk Futboluna katkısı olacağı kesinlikle düşünmesi gerekirdi.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Pasta yiyenlerin bilmedikleri bazı şeyler vardı.</span><br />
<span style="color: #003366;">Türkiye hem kendi milli takımında, hem de yurt dışında büyük sporcu olacak gençlerini bir bir kaybediyordu.</span><br />
<span style="color: #003366;">Sadece BJK altyapısından yetişerek kendilerinin hazır ticaret hacmi pazarı olmamaları nedeniyle hiç ilgilenilmeyen onlarca futbolcuya şahit oldum.</span><br />
<span style="color: #003366;">Bunların bir çoğu için &#8220;yahu bu çocuk 1 kuruş para istemiyor, profesyonelliğe geçişlerinde sadece kendilerini gösterecek bir kulüp istiyorlar diye bir çok kez onların adına çaba gösterdim&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #003366;"><strong>Ama 5 lira etmez futbolcuları 5 milyonlara satmak varken,  ileride 5 milyon edeceklerin şimdiki 5 para etmez durumuya uğraşmak çarpık menajerlik düzeni içindekilere elbetteki cazip olmuyordu!</strong></span></p>
<p><span style="color: #003366;">Onlarda menajerlik yerine hazır komisyonculuk yapmanın rahatlığını gördüler&#8230;</span><br />
<span style="color: #003366;">Futbolcunun yıl boyunca hiç bir sorunuyla ilgilenme, teknik ve olgunluk gelişimine fikren ve kültürel olarak bir katkıları olmadan sadece transfer dönemi bir kez yemek yiyerek 15 günde bunu al, bunu sat, sonra  yat gibi daha rahat bir çalışma temposunu seçtiler.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Bunun içinde onları suçlamak  Mahmut Bey ve öncesi futbol federasyonlarını korumak  ne kadar sağlıklı bir yaklaşım olurdu!</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Zaten Türkiye&#8217;de profesyonel olan 5000 civarı antrenör ve futbolcuya sadece 40 civarında menajer düştüğü bir rakam bu işte  problem var anlamını taşımıyor muydu?</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Bu eleştirileri yapabilme zamanı bulduktan 6 ay sonra TFF yeni bir menajerlik sınavı açtı ne tesadüf bir soru çalınma bahanesiyle 38 kazanan menajer kişinin sınavı iptal edildi !</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Geçen dönem 4 kişi..</span><br />
<span style="color: #003366;">Bu dönem sıfır kişi !</span><br />
<span style="color: #003366;">Komik ama bir o kadar da sini bozucu !</span><br />
<span style="color: #003366;">Neymiş FIFA &#8216;nın15 sorusu çalınmış&#8230;</span><br />
<span style="color: #003366;">Çalanlar sınav öncesi soruları çözerken hesaplama gereken sorular arasında 3&#8242;ünü yanlış yapmış.</span><br />
<span style="color: #003366;">12 doğru soruyu yapan bu kişiler 12 soru üzerine federasyonun 5 sorusunda bir kaçını bilerek 20 soru içinden 14 doğru soru barajına ulaşmışlar.</span><br />
<span style="color: #003366;">Ulaşamayıp bu sorulara para ödeyen 3 kişi ise güya şikayet etmişler ve bu kazanamayanların şikayeti üzerine sınav iptal edilmiş !</span><br />
<span style="color: #003366;">Yahuu çalınarak yanlış çözülen o 3 soru var ya, kazanan adaylar arasından o üç yanlış soruyuda işaretleyenleri ayırdın mı iş biter&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Neden mi, her bir sorunun 4 şık kı vardır, biri doğrudur diğer üçü yanlıştır örneğin a-b-c-d arasından bir tek cevap sadece doğrudur.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Sınavı geçenler arasından çalınan o üç soruya da yanlış cevapları aynı şıkta işaretleyen kimler varsa onları tespit ederek soruları çalanları bulmak için bu yoldan gidersin olur biter..</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Neticede barajı geçen adaylar arasında o üç yanlış sorunun hepsinin aynı yanlış şıklarının işaretlemeleri o kadar da mümkün olacak bir iş değildir.</span><br />
<span style="color: #003366;">Ayrıca sonraki aşamada hesaplama gerektiren sorularda hesaplama işlemi yaplmayan kağıtlarla diğer çalınan 12 doğru cevaplama tespitine kadar gidecek sağlıklı sınav değerlendirilmesi için basit bir matematik yöntem mevcuttur.</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Ama acaba bu matemetikten yoksun olmaları mı yoksa yeni menajer sayısının çok aritmetiğimi bu işleri bozmamaktadır?</span></p>
<p><span style="color: #003366;">Şimdi konu ile ilgili her fırsatta Mahmut Özgener Bey&#8217;den müsade alarak görüşmelere katılan TFF Sınav sorumlusu Yunus Egemen&#8217;in NTV SPOR Radyo yapmış olduğu açıklamalarıda kapsaya haberi hep beraber okuyalım</span></p>
<p><span style="color: #003366;">HT</span></p>
<p><span style="color: #003366;"> TFF’nin, soruların çalındığı iddiasıyla menajerlik sınavını iptal etmesinin ardından sınavı kazanan adaylar isimlerinin lekelendiği gerekçesiyle büyük tepki gösterdi. Yunus Egemenoğlu ise topu FIFA’ya attı.</span></p>
<p>NTV Spor Radyo’da yayınlanan Bülent Yüksel ile Sportif Görüş programı, TFF’de yaşanan menajerlik sınavı skandalını mercek altına aldı. Programa telefonla bağlanan menajer adayları soruları satın aldığı öne sürülen 7 kişinin isimlerinin açıklanarak sınavı hakkıyla kazanan kişilerin isimlerinin temize çıkmasını isterken TFF Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu, “Biz sınavın tekrarını 15 gün içinde yapmak istedik. Ancak FIFA kabul etmedi” dedi.</p>
<p>118 aday arasından sınavı kazandığı TFF resmi sitesinde açıklanan 38 kişinin içinden bazı adaylar  NTV Spor Radyoda yaşananları rezalet olarak niteleyerek süreci şöyle anlattı:</p>
<p>“Sınava 118 kişi girdi. 20 tane soru soruldu. ÖSS gibi 1.5-2 milyon kişinin girdiği bir sınav değil. Bize 3-4 gün içinde TFF’nin internet sitesinde açıklanacak dediler. Biz de adam gibi kontrol edecekler, baştan sona bütün sorulara bakacaklar diye sevindik. Sınava girenlere “dışarıdan kalem, kağıt vs. getirmeniz yasak” dendi. İşlemleri de sınav kağıdının üzerinde yapmamız istendi. 118 kişinin cevaplarını kontrol etmek normalde 2 saat sürer. 3-4 gün süreceğini öğrenince de saygı duyduk, anlayış gösterdik. İyice inceleneceğini sandığımız için. 4 gün sonra açıkladılar. 20 soruda 17 ve üstü yapan 3-4 kişiyiz biz. Ve bu açıklamadan 10 gün sonra yine TFF’nin sitesinde bir açıklama daha! Soruların çalındığı şüphesiyle sınavın iptal edildiğini öğreniyorum.</p>
<p><strong>7 kişinin ismini açıklayın, 38 kişiyi lekelemeyin!</strong></p>
<p>Sonra Yunus Egemenoğlu’nun açıklamalarından öğreniyoruz ki soruları 7 kişi yurt dışından ele geçirmiş. Hırsızlık başka bir yerde yapıldıysa dünyanın her yerinde sınavın iptal edilmesi gerekir o zaman. TFF’nin açıklamasında diyorlar ki hesaplama işlemi yapılmamış, sınav kağıtları temiz olan, cevapları aynı olan 7 kişi tespit ettik. Tespit ettiysen tebrik ediyorum, bravo! O zaman 7 kişinin sınavını iptal edersin ve geri kalan, işlemleri yapılmış olan, cevapları tamamen bağımsız, doğruları yanlışları benzeşmeyen kişilerin haklarını gasp etmezsin, haklarını geri verirsin. 7 kişinin ismini de deşifre edersin ve sınavı kazanan 38 kişinin ismini lekelemezsin.</p>
<p><strong>Adaylara Hırsız damgası vurmak ayıp!</strong></p>
<p>Şimdi herkes biliyor sınava girenleri ve şimdi onlar çalma şüphesiyle yargılanıyor. Daha saçması, 7 kişiyi tespit ettik daha fazla da olabilir diyorlar. 118 kişi girmiş sınava. 2 milyon kişi girse sınava ve sen 7 kişiyi tespit etmiş olsan geri kalan 2 milyon kişinin içinden çıkamayabilirsin. Ama 118’den 7’yi düş 111 kaldı. Bir daha bak, benzeşenleri ayır kenara. Bu kadar basit.</p>
<p><strong>Kazanamasaydık işimize gücümüze bakardık!</strong></p>
<p>İnsanları zan altında bırakıyorlar ve haklarını gasp ediyorlar .biz şimdi sınava girdik, geçemeseydik amenna. İşimize gücümüze devam ederdik. Ama sınavı kazandığımızı TFF resmi sitesinden açıkladı. Açıkladıktan 9 gün sonra sınavı iptal ettiğini açıklıyor. Ben 9 günlük süre zarfında yurt dışındaki bağlantılarımızla birlikte ilk yatırımları, planlamaları yaptık. İnsanlarla sözle de olsa anlaşmalar yaptık. İnsanları Türkiye’ye davet ettik, misafir ettik. Şimdi ben adamı iş anlaşması yapmak için Türkiye’ye çağırıyorum. Adam öğreniyor ki sınav soruları çalınmış, kim olduğu da belli değil. Acaba bu adam mı çaldı diyordur. Belki bana öyle bakıyor adam ben nereden bileceğim?</p>
<p>3 nisan günü sonuçları açıklayıp aynı akşam iptal etse kimse bir şey demeyecek. Ama arada 9 gün var. Şimdi transfer sezonu başlayacak, yeni sınavı 6 ay sonra yapacaklarını söylüyorlar. Eylül’de transfer yok. Ara transferde zaten doğru düzgün transfer olmaz. Kaldı gelecek seneye. Yani 1.5 yıl öteye atıyor aslında.</p>
<p>TFF 118 kişinin ismini açıklamış, yanlarına da geçti, geçemedi diye yazmış. Böyle bir olayda ilk kimlerden şüphelenilir? Sınavı geçenlerden. Sınavı geçen 38 kişi içinde benim de ismim var. Hem de yüksek puanla var. Bu ne demek? Şüpheler bizim üzerimizde yoğunlaşacak demek. Böyle bir haksızlık, hukuksuzluk yapmaya insanların hakkı var mı?</p>
<p>Şimdi biz adamlara diyoruz ki TFF ve FIFA’nın sınavını kazandık ve şirket kuruyoruz, sizinle çalışmak istiyoruz. Adamlar memnun oluyorlar ve onları Türkiye’de misafir ediyoruz. Geliyorlar ve onları çağıran, sınavı kazandığını söyleyen adamın girdiği sınavın hırsızlık, soruların çalınması sebebiyle iptal edildiğini öğreniyor. Ben o adamın yerinde olsam uzak dururum. Benim bu adamların karşısında düştüğüm durum çok kötü bir durum. Ve beni bu duruma düşürenlerin ayıbı bu.”</p>
<p><strong>Benim 6.5 aylık kaybımı kim karşılayacak?</strong></p>
<p>Sınavı geçen bir başka aday ise Yunus Egemenoğlu’nun “Kazananlar 4 ay sonra yine kazanır” şeklindeki açıklamasına tepki göstererek “Bizim kendimizden şüphemiz yok ki zaten. 4 ay dediği süre 6.5 ay. Eylül ayının sonu. Benim 6.5 aylık iş gücü kaybımı kim karşılayacak?</p>
<p>Ben normalde spor kulüplerinde idari menajerlik yapıyorum. FIFA menajeri olabilmek için de kulüplerle ilişkilerimi kestim, 6 aydır bu sınava hazırlanıyorum. Şimdi bizi dinleyenler bizim de şüpheli olduğumuzu düşünebilirler. Ben olsam ben de böyle düşünebilirim. Mağduriyetimizin giderilmesini, kimler usulsüzlük yaptıysa onların deşifre edilmesini istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yunus Egemenoğlu : İptal etmezsek vicdanımız rahat olmazdı</strong></p>
<p>Menajer adaylarının ardından programa bağlanan Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu, sınav sonuçlarına itiraz edenlerin, sınavı kazananlar değil kaybedenler olduğunu ifade ederek “Soruları ele geçirenlerin aralarında kazanamayanlar var” diyerek yaşananları şöyle anlattı:</p>
<p><strong>FIFA’nın uygulamasını biz değiştirdik</strong></p>
<p>“Biliyorsunuz 20 sorunun 15’ini FIFA gönderiyor. FIFA sınavdan 1 hafta önce, yani 24 Mart tarihinde bütün ülkelere alfabetik sıraya göre bu soruları gönderdi. Bu insanlar 15 soruyu başka bir ülkeden elde ediyorlar. Bir önceki dönemde FIFA soruları cevap anahtarıyla birlikte gönderiyordu. Biz FIFA ile yaptığımız görüşmede cevap anahtarının sınavdan sonra gönderilmesini istedik. Ve dinlediler. İyi ki dinlediler. Bu sefer ilk defa cevap anahtarını sorularla birlikte göndermediler. Ve bu sorular İngilizce.</p>
<p><strong>15 sorunun 3′ünü yanlış çözdürmüşler</strong></p>
<p>Soruları ele geçirenler de belli ki İngilizce bilen birine götürmüşler soruları. Bunu çöz demişler. O kişi de çözmüş. Fakat o kişi 3 soruyu yanlış çözmüş. Bu kişiler de aldıkları cevapların aynılarını işaretlemişler. Sınavı kazanmaları için 14 doğru yapmaları gerekiyor. Bunların çözdürdüğü kişi 12 doğru yapınca bunlar tabi 15 soruda 12’de kalıyorlar. 14’e çıkabilmeleri için de TFF’nin hazırladığı 5 sorudan en az 2’sini yapmaları gerekiyor.</p>
<p>Tespit ettiğimiz 7 kişi, bizim hazırladığımız sorulara gelince şablon bozulmuş. FIFA’nın 15 sorusuna aynı cevapları veren 7 kişi bizim hazırladığımız sorulara kendilerince cevap vermeye çalışmış. Hiçbirinin cevapları birbirini tutmuyor. Bu 7 kişiden 3’ü bizim hazırladığımız sorulardan 2’sine doğru cevabı vermiş, toplamda 14’ü bularak sınavı geçmiş.</p>
<p>Geçemeyenler de, aynı sınav kağıdına öğrenciyken itiraz ederdik ya biz bunlar da bir dilekçe hazırlamışlar. İtiraz eden 3 kişinin dilekçesi aynı gün veriliyor. Olabilir. Ama enteresan bir şey. 3 itiraz dilekçesi de aynı kalemden çıkmış karbon kağıt. Harfler cümleler aynı. Nasıl bir rastlantıysa.</p>
<p>Yani sınavdan sonra dilekçe yazarken bile kopya çekmişler. Mesela bazı sorular var. Yetiştirme tazminatı hesaplama sorusu. Bu soruları matematik problemi yapmadan çözmenin imkanı yok. Ama bazı kağıtlar pırıl pırıl.</p>
<h3><strong>Pazartesi günü ise soruların satıldığına yönelik bir sürü telefon geldi bana</strong></h3>
<p>FIFA’dan cevap anahtarı Cuma gecesi geldi. Ve biz Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece saat 01:35’te sınav kağıtlarının okunmasını bitirdik. Bir önceki sınava 100 kişi katılmış 5 kişi kazanmış. Bu sınava ise 118 kişi katılmış, 38 kişi kazanmış. Oran yüzde 5’ten yüzde 33’e çıkmış. Şüphelendik ve tekrar okuyalım dedik. Alfabetik sıraya göre oturtmuştuk adayları. Sağında solunda arkasında oturanlarla cevapları benzeşenler var mı diye kontrol ettik. Sonra cevaplarda bir gruplaşma var mı diye baktık. Bir sürü yöntem denedik. Cumartesi Pazar günü çalıştık. Pazartesi günü ise soruların satıldığına yönelik bir sürü telefon geldi bana. O sırada da araştırmaya devam ediyoruz. Soruların satıldığı ülke söyleniyor ama bir hukukçu olarak gözümüzle görmediğimiz, tespit etmediğimiz bir şeyi söylersek yanlış olur.”</p>
<p><strong>Bülent Yüksel: Ama sınava girenler de “hukukçu bize hırsız diyor” şeklinde sözler sarf ediyor.</strong></p>
<p>“Anlatamadım. Oradaki metne bakın. Bu sınav bir kere yapılıp hayat boyu bir daha girilmeyecek bir sınav değil. Eylül ayında yine sınav var. Biz adalet arıyoruz. Hak etmeyen kazanmasın diyoruz. Yaptığımız mücadele var. Biz temizlemeye çalışırken bir yandan da kirlilik gelmesin diyoruz. Ben şimdi 7 kişiyi tespit ettim, diğerlerinin sınavını kabul ettim. Vicdanınız rahat olur mu? Bir şekilde kazanıp, yakalanmayanların belge alması adalete uygun olmaz. Alnının teriyle kazanan kişi, uzak değil. Eylül’de yine girecek.”</p>
<p><strong>Bülent Yüksel: 7 hırsızı daha tespit edemiyorum diyeceğinize hırsız olmayanları düşünüp onların üzerinden adaleti kurmak daha doğru değil mi?</strong></p>
<p>“Bu sınav FIFA’nın sınavı ve bunu kazananlar FIFA menajeri olacak. Ve biz FIFA talimatlarına bağlıyız. Bu konuda kendi başımıza karar alma yetkimiz var. İptal edilmesi gerektiği konusu oradan geldi. Hakkıyla kazananları tespit edemiyor musun? Edemiyorum. O zaman sınavı iptal edeceksin dediler. Bu sınavı 15 gün sonra hemen yapalım dedik. FIFA’nın yanıtı çok net oldu. Bu konuda talimatlar vardır, ülkelere göre özel uygulama olmaz dediler. Yani bu yöntemi belirleyen ben değilim. FIFA.</p>
<p><strong>Bülent Yüksel: Siz 118 ismi gördünüz. Futbol aleminde herkes herkesi tanıyordur. Tanımayabilir de. Bir ismi gördünüz, iki ismi gördünüz. Hiç önceden, dikkatli olmamız lazım hissi uyandıran bir isim var mı o listede?</strong></p>
<p>Bilemiyorum. Ben hukukçuyum. Delil olmadan bütün hayatım boyunca bana konuşmamayı öğrettiler. Hukukçu olduğumu unutma lütfen.</p>
<p>Kaynak; NationalTurk</p>
<p><span style="color: #003366;">Evet haber bu şimdi oturum yapmamız gereken şey hırsızları bulmak değil mi ???</span><br />
<span style="color: #003366;">Evet hırsız kim?</span><br />
<span style="color: #003366;">HT,</span></p>
<p><span style="color: #003366;"><a title="Menajerlik Sınav Soruları" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-bey-ve-ekibine-10-soru.htm">Menajerlik Sınavı ile daha önce Mahmut Bey ve Ekibine sorduğumuz ancak cevabını alamadığımız 10 soru</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/tff-mahmut-ozgener-menajerlik-skandali-446.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahmut Özgener ve arkadaşları ne yapıyor?</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-arkadaslari-seyircisiz-mac-ceza-34.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-arkadaslari-seyircisiz-mac-ceza-34.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2011 09:05:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Kayserispor maçı]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol seyircisi]]></category>
		<category><![CDATA[futbol taraftarı]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Özgener arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Seyircisiz Oynama]]></category>
		<category><![CDATA[Seyircisiz Oynama Cezası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5314</guid>
		<description><![CDATA[Mahmut Özgener bey ve arkadaşları sayesinde aslında hiç bir maç seyircisiz oynanmıyor ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/seyircisiz-futbol-maci-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5393" title="Seyircisiz Futbol Macı ve Ceza - hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/seyircisiz-futbol-maci-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></strong></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Değerli Dostum  Tuğrul Akşar’ın  Futbol ekonomisiyle ilgili görüşleri her zaman futbol düşünenlere fikir katkısı vermektedir  kuşkusuz &#8230;<br />
Akşar şimdi de çok tartışılan seyircisiz futbol maçına değinmiş çok doğru tespitlerde bulunmuş&#8230;<br />
Seyircisiz oynanan futbolu da eleştirmiş..</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Gerçi tüm olan biteni müthiş izleyen Mahmut Özgener bey ve arkadaşları sayesinde aslında hiç bir maç seyircisiz oynanmıyor &#8230;<br />
İşte Tuğrul Akşar&#8217;ın yazısı;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>HT</strong></span></p>
<p><strong>Amacını Aşan Bir Ceza: Seyircisiz Oynama Cezası</strong></p>
<p><strong>18 Mart&#8217;ta Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan derbide sahaya atılan şişe sonrası Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) Galatasaray’a bir maç seyircisiz oynama cezası verdi.</strong></p>
<p>Kurul ayrıca Beşiktaş’a da, Kayserispor maçında taraftarların yaptığı çirkin ve kötü tezahürat dolayısıyla, söz konusu eylemin aynı sezon içerisinde dördüncü kez tekrarlanması nedeniyle aynı cezayı verdi.</p>
<p>Şüphesiz ki, sporda cezaya yer olacaktır, olmalıdır da…Oyunun içinde hakemin verdiği ceza nasıl oyunun ayrılmaz bütünüyse, stat içinde yaşanılan olaylarda da mutlaka ceza olmalı.</p>
<p>Ama ceza kime, nasıl verilmeli? Bütün konu bu…</p>
<p>Verilen cezalar her şeyden önce adil ve caydırıcı olmalı, fiili işleyeni cezalandırmalıdır…</p>
<p>Seyircisiz oynama cezası sonuçları bakımından diğer cezalardan önemli ölçüde farklılıklar gösteren bir ceza türü olarak karşımıza çıkıyor. Bu cezanın sonuçlarını dikkate aldığımızda, cezanın taraftar ve kulübe yansımaları çok farklı şekilde ortaya çıkıyor. Futbol seyircisi güzel oyundan ayrı kalırken, kulüp önemli bir parasal getiriden mahrum kalıyor. Etkisi ve caydırıcılığı ise tarih boyunca çok da etkili olamamış bir ceza türü.</p>
<p>Ancak buna karşın zaman zaman nadiren de olsa Avrupa’da da gördüğümüz bu ceza türünde son zamanlarda Avrupa’da lokal federasyonlar ve UEFA eğer olayın boyutu gerçekten vahim bir hal almamışsa ya da çok özel bir lobi yapılmamışsa (bizim İsviçre maçı nedeniyle aldığımız ve Almanya’da oynamak zorunda kaldığımız Dünya Kupası eleme maçlarında olduğu gibi) çok fazla bu cezaya çok fazla yönelmiyor.</p>
<h2><strong>Seyircisiz Oynama Cezası Hiçbir Takım İçin Adil Değil!</strong></h2>
<h2>Verilen cezalar öncelikle masum ve iyi niyetli, gerçek futbol taraftarını cezalandırdığı için, onların maç izleme zevklerini ellerinden aldığı için adil değil.</h2>
<p>Yüzlerce özel ve resmi güvenlik görevlisinin görevli olduğu, elli iki bin kişilik bir statta, kulübün bu olaylara müdahale etme şansı bulunmadığı için adil değil.</p>
<p>Yüzlerce resmi ve özel güvenlik görevlisinin bulunduğu bir ortamda olayın failinin güvenlik görevlilerince teşhis edilerek, adalete verilmeyip kulübün sorumlu tutulması nedeniyle adil değil.</p>
<p>Taraftarının coşkusu ve desteğini arkasında hissedemeyecek futbolcuların bir sonraki maç performansını olumsuz etkileyebileceği ve buna bağlı olarak onların parasal gelir ve primlerine de olumsuz yansımaları olabileceği için adil değil.</p>
<p>Seyircisiz bir ortamda coşkulu taraftar desteğini arkasına alamayan takımların olası düşük performansları sonrası ortaya çıkabilecek sonuçların, lig mücadelesindeki diğer takımlara da sağlayabileceği olası etkiler nedeniyle adil değil.</p>
<p>Kısacası, Seyircisiz Oynama Cezası olayın failini değil, kulübü ve iyi niyetli taraftarı cezalandırıyor.</p>
<h3>Seyircisiz Oynama Cezası Caydırıcı Değil</h3>
<p>Bugüne kadar gördük ki, bu tür cezalar caydırıcı olmadığı gibi, aynı eylemler sezon içinde kaç kez de tekrarlanabiliyor…o halde burada cezalandırılan futbol seyircisi, kulüp oluyor. İyi niyetli ve yıllık binlerce lira ödeyerek sezonluk kart almış taraftar bu işten ciddi ölçüde mağdur oluyor. Sadece mağdur olan masum ve iyi niyetli taraftar mı? Kulüp te bu cezadan parasal olarak etkileniyor, önemli gelir kayıplarına uğruyor.</p>
<h4>Cezanın En Önemli Yaptırımı Ekonomik</h4>
<p>Yapılan hesaplamalar gösteriyor ki, Galatasaray’ın Trabzonspor ile oynayacağı derbi maçta minimum 3.5-4 milyon TL’lık bir maç günü hasılatından kulüp mahrum kalacak. Yıl içinde bunun birkaç kez tekrarlanması kulüpleri gerçekten önemli boyutta maddi bir külfete itiyor.</p>
<p>Bugün Avrupa’da toplam gelirler içindeki payı yüzde kırka kadar çıkan maç günü gelirlerinden bir kulübü mahrum bırakmak, kulüplerin finansal geleceklerini de olumsuz etkilemesi bakımından büyük öneme sahip. Bugün Avrupa’da statlarda koltuk başına maç günü geliri yıllık dört bin Euro’ya kadar çıkabiliyor.</p>
<p>Oysa, milyonlarca Euro harcanarak yapılan ultra modern, her türlü konfor ve gelişmiş güvenlik kameralarının olduğu bir statta, şişeyi atan kişiyi tespit etmek son derece kolay ve basitken, elli iki bin insanın cezalandırılması tam bir asker mantığı.</p>
<p>Bu cezaların giderek artması, kulübüne her yıl önemli bir bütçe ayıran taraftar tüketiciyi aynı zamanda hak kaybına da uğratıyor. Taraftar tüketici bir yandan futbol izleme keyfinden mahrum kalırken, diğer taraftan da maddi olarak ödediği bir hizmetin karşılığını alamamış olmaktan dolayı hak kaybına uğratıyor. Bu zararın tazmini gerçekten önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Bunun kulüpler ve hatta federasyonlar için önemli bir tehdit unsuru olabileceğini, bu potansiyele sahip olduğunu burada vurgulayalım.</p>
<h4>PFDK Seyircisiz Oynama Cezasına Daha Hassas Yaklaşmalı</h4>
<p>Tüm yönleriyle değerlendirdiğimiz üzere, bu cezanın gerçekten federasyon tarafından tüm kulüplerimiz için gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>Günümüzde yüz milyon dolarlara ulaşan devasa gelirlerin elde edildiği bir endüstride hem futbolun hem de taraftar-tüketicinin cezalandırılması, çağdaş futbolun özüne çok uymuyor. Bu tür konularda mutlaka olay failinin polisçe tespit edilerek Mahkemeye sevk edilmesi sağlanmalıdır. Söz konusu kişinin ayrıca daha sonra stada girmesi engellenebilir, futbola ilişkin bazı haklarından mahrum kalması sağlanabilir. Bunlar yapılabilecek şeyler iken, bizim hala olaya sadece yönetmelik çerçevesinde çok kaba bir yorumla yaklaşıp, suçluyu değil de toplumu cezalandıran mantığı çalıştırmamız futbolumuzun geleceği için de çok adil ve kalıcı olmuyor. Yine görüyoruz ki, bu cezalar asla caydırıcı olmuyor, olamıyor. Zira bugüne kadar bir çok kez, takımlarımızın seyircisiz oynama cezaları almasına karşın bu olayların hala devam ediyor olması bunu açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. İşte bizim bunu sorgulamamız gerekiyor.</p>
<h3>Yasa çıkartmak ta tek başına yeterli görünmüyor. Yasanın istisnasız ve eksiksiz bir şekilde uygulanması da gerekiyor.</h3>
<p>Futbol otoritesinin bu konuyu acilen gündemine alması gerektiğini düşünüyorum. Burada herhangi bir kötü veya olumsuz bir eyleme sebebiyet veren kişi ya da kişilerin cezalandırılması esas amaç olmalı, bu güzel oyundan iyi niyetli gerçek futbol taraftarı mahrum bırakılmamalı, kulüpler çok önemli gelirlerden yoksun kalmamalıdır. Bunun nasıl ve ne şekilde yapılacağı ise yapılacak bir çalışma sonucunda düzenlenecek raporla ortaya konulabilir.</p>
<p><strong>Tuğrul Akşar</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/mahmut-ozgener-arkadaslari-seyircisiz-mac-ceza-34.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Xavi röportajından bir bölüm</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/xavi-roportaji-5396.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/xavi-roportaji-5396.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2011 12:14:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alves]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonlar ligi]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Busquets]]></category>
		<category><![CDATA[Charly Rexach]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Messi]]></category>
		<category><![CDATA[Pique]]></category>
		<category><![CDATA[Sergio Busquets]]></category>
		<category><![CDATA[Xavi]]></category>
		<category><![CDATA[Xavi Barcelona]]></category>
		<category><![CDATA[Xavi röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Xavi röportajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5396</guid>
		<description><![CDATA[Xavi röportajından bir bölüm. Bazı takımlarımızın şu an karşılaştığı zorluk ve gelecekte tüm takımlarımızın karşılaşacağı zorluk. Bu zorluğu aşabilmek için oyuncularımızın "Tek Pas" yeteneğine sahip olması gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/xavi-roportaji.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5397" title="Xavi röportajından bir bölüm" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/xavi-roportaji.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Xavi röportajından bir bölüm</h1>
<p>Bazı takımlarımızın şu an karşılaştığı zorluk ve gelecekte tüm takımlarımızın karşılaşacağı zorluk !Bu zorluğu aşabilmek için oyuncularımızın &#8220;Tek Pas&#8221; yeteneğine sahip olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Ama kimileri İspanya&#8217;nın Dünya Kupası&#8217;nda sıkıcı olduğunu iddia ettiler. 1-0 kazanıp durdunuz.</strong></p>
<p>Aslında tam tersi. Sıkıcı olan biz değildik, rakiplerdi. Hollanda ne istedi? Penaltıları. Veya kontratakta Robben&#8217;i kaçırmayı. Güm, güm, güm. Tabii ki sıkıcıydık, rakipler o hale getirdi. Paraguay? Ne yaptılar? Gerçekten çok iyi bir savunma sistemi kurdular ve duran toplardan fırsat kolladılar. Havadan gelsin, seksin, alayım. Arkanda iki metre boyunda bir adam varsa ve tepene binmişse, bu insanların tahmin edebildiğinden daha zordur.<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>Peki çözüm ne?</strong></p>
<p>Hızlı düşün, boş alanları ara. Benim yaptığım bu, boş alanları aramak. Bütün gün. Daima bakıyorum, bütün gün, bütün gün. [ Xavi etrafa bakıyormuş gibi hareketler yapıyor, kafasını sağa sola oynatıyor ]. Burası? Hayır. Orası? Hayır. Futbol oynamamış olanlar, bunu her zaman yapmanın ne kadar zor olduğunu anlayamıyor. Alan, alan, alan. Play Station gibi. “Haydaa! Savunma burada, oraya oyna.” Boş alanı görüyorum ve pası veriyorum. Yaptığım bu.</p>
<p><strong>Önümüzdeki hafta Şampiyonlar Ligi son 16&#8242;da Arsenal&#8217;le oynayacaksınız, yine. Onlar farklı mı? Bir nevi Barcelona-light olduklarını söyleyebilir miyiz? </strong></p>
<p>Arsenal çok iyi bir takım. Ben Arsenal&#8217;i izleyince Barça&#8217;yı görüyorum. Cesc&#8217;in oyunu taşıdığını görüyorum, Nasri, Arshavin. Onlarla bizim aramızdaki fark, bizde topuoynamadan önce çabuk düşünen daha çok oyuncu var. Eğitim bunun anahtarı. Bizim oyuncularımız 10 veya 12 senedir buradalar.</p>
<p>Barça&#8217;ya ilk geldiğinizde size öğrettikleri ilk şey şudur: Düşün. Düşün, düşün, düşün. Çabucak [ Xavi hareketler yapmaya başlıyor, etrafına bakınıyor ]. Kafanı kaldır, hareket et, gör, düşün. Top sana gelmeden önce düşün. Bu pası alıyorsan, öbür adam boşta mı onu görmek için bak. Tık. Tekte oyna. Sergio Busquets’e bak, mesela. Tekte oynayan en iyi orta saha oyuncsu. Daha fazlasına ihtiyacı yok. O tekte kontrol eder, düşünür ve pası verir. Bazılarının ikiye üçe ihtiyacı vardır, oyunun hızına bağlı olarak. Bu çok yavaş. Alves, tek pas. Iniesta, tek pas. Messi, tek pas. Pique, tek pas. Busquets, ben&#8230; Yedi veya sekiz oyuncu, tek pas. Hızlı. Aslına bakarsan, altyapı hocamız Charly Rexach bize şöyle derdi, mig toc. Yarım dokunuş.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/xavi-roportaji-5396.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldırım Demirören Kimdir !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/yildirim-demiroren-kimdir.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/yildirim-demiroren-kimdir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 14:07:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Dursun]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Cristiano Ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Demirören]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre Leysin Amerikan]]></category>
		<category><![CDATA[Lübe Ayar]]></category>
		<category><![CDATA[Neo-Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman seba]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Seba gitsin]]></category>
		<category><![CDATA[serdar bilgili]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Demirören Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5355</guid>
		<description><![CDATA[Yıldırım Demirören bilindiği gibi Süleyman Seba gitsin, Ahmet Dursun diye Beşiktaş Numaralı tribünlerinde bağrılmasından hemen sonra 2000 yılında Serdar Bilgili'nin başkan olup kurduğu yönetime iştirak eden Neo-Beşiktaş akımını ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/yildirim-demiroren-hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5382" title="Yıldırım Demirören Kimdir - hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/yildirim-demiroren-hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></h1>
<h1>Yıldırım Demirören Kimdir !</h1>
<p>Yıldırım Demirören bilindiği gibi &#8220;Seba gitsin, Ahmet Dursun&#8221; diye Beşiktaş Numaralı tribünlerinde bağrılmasından hemen sonra 2000 yılında Serdar Bilgili &#8216;nin başkan olup kurduğu yönetime iştirak eden Neo-Beşiktaş akımını Serdar Bilgili vb. arkadaşlarıyla birlikte başlatan şimdiki Yönetim Kurul Başkanıdır..</p>
<p>Süleyman Abi gitti.<br />
Evet ama Ahmet&#8217; de durmadı, Mehmet &#8216;de !</p>
<h2>Yıldırım Demirören &#8216;in Futbola olan eğilimi ve gelişim süresi</h2>
<p>Yıldırım Demirören,  İsviçre&#8217;nin Leysin Amerikan dil okulullarında aldığı eğitiminden sonra biraz muhterem babası Erdoğan bey biraz da eşinin tarafından eniştesi olan Haluk Ulusoy&#8217;un katkısıyla kısa zamanda futbolla haşır neşir olmaya başladı.</p>
<p>2002-2004 dönemlerinde bacanak Kıvanç Oktay ile birlikte Futbol Şube Sorumluluğu görevlerinde bulundu.</p>
<p>Görevde olduğu bu dönemde, görevde olanların hepsi gibi Lübe Ayar &#8216;ın yazdığı ödüllü Firar isimli kitaba konu olacak kadar çok ilginç bir sürece şahit oldu.</p>
<p>Nihayetinde bahsi olan futbol şubesi sorumlusu olduğu bu dönem sonunda Beşiktaş 11 puan önde iken Fenerbahçe&#8217;ye şampiyonluğu verdi.<br />
Beşiktaş tarihinin en kara yılı olan 2004 sezonun sonunda Serdar Bilgili&#8217;nin adeta kaçarak gittiği ve neyin ne olduğunu bilenin olmadığı bu dönemin sonunda başkan adayı olduğunu açıkladı.</p>
<h3>Ve Yıldırım Demirören Başkan Oluyor  . . .</h3>
<p>2004 Yılında başkan olmadan önce Beşiktaşlı Eski sporcular derneğinde dönemin Başkanı Adem Abi (Mert)&#8217;nin de bulunduğu toplantıda seçim öncesi söylediği bilinen &#8221;Ben Başkan olayım yeter, kimseden para istemiyorum tek başıma karşılıksız 20 milyon dolar vereceğim&#8221; diyerek önceki dönemde beraber çalıştıkları bir diğer yönetici Fikret Orman&#8217;a karşı az farkla da olsa başkan seçildi.</p>
<p>Başkan olduktan sonra iş değişti&#8230;<br />
Gün geçtikçe para sorun olmaya başladı&#8230;</p>
<p>Göreve geldikten sonra henüz 2 yıl bile dolmadan Sanem Altan ile 2006 yılı başlarında bir röportaj yaptı.<br />
Röportajda  Beşiktaş&#8217;a verdiği 1o milyon&#8217;dan söz etmesine rağmen net olarak bir alacaktan bahsetmedi.</p>
<p>10 milyon verdiğini söylediği bu günlerde ise kovduğu Vincente del Bosque&#8217;ye 16 milyon civarında bir tazminat ödendi.</p>
<h4><strong>İki yıl sonra; Yıldırım Demirören &#8221; 40 Milyonumu geri alırım &#8220;</strong></h4>
<p>Aradan iki yıl geçti&#8230;<br />
Yıldırım Demirören Sanem Altan ile yine röportaj yaptı!<br />
Ama bu sefer iş ve borç büyüyordu&#8230;</p>
<p>&#8220;40 milyon doları geri alırım’<br />
“Beşiktaş’a verdiğim paranın faizi bile yılda 10 milyon dolar eder. Kulübü bu yükten kurtardım. Zamanı gelince de geri alırım. Çünkü bu, benim çocuklarımın parası.”</p>
<p>Doğruydu Yıldırım Demirören&#8217;in büyük ve küçük çocukları vardı&#8230;<br />
Şayet onların rızkları harcanıyorsa geri alacaktı.<br />
Ama kontrolsüz ve bilinçsizce har vurup harman savurduğu para çocuklarının parası değildi.</p>
<p>Keşke almayı düşündüğü parayı harcarken kimin olduğunu da düşünseydi kuşkusuz daha şık olacaktı.</p>
<p>Yönetim kurulu başkanı olduğu dönemden itibaren Beşiktaş 10 küsür borç ile teslim alıp, 400 küsür milyon borç çıkmazına kadar getirecek harcamayı da yapan taa kendisi değil miydi?</p>
<p>Netice de harcanan para babasının parası değildi, çocuklarının parasıydı !&#8230;<br />
Doğruydu&#8230;<br />
Ama o para da birilerinin parasıydı ! ! !</p>
<p>Aslında Başkanların seçildikleri andan itibaren mali sorumlulukları üstlenerek Dernekler Kanunu ve BJK Tüzüğü gereğince borçlardan sorumlu olduğu da ayrı bir konusuydu.</p>
<p>Ama bunu tartışacak kimseler de az olduğu zaman, bu konunun da pek kıymeti-harbiyesi yoktu !</p>
<p><strong>Ve Menajerler Jorge Mendes ile birlikte gelen ünlü günler !</strong></p>
<p>Yıldırım Demirören&#8217;in Beşiktaş&#8217;ın parasını kullanma bonkörlüğüyle yurt dışında da artık ünlendikçe ünleniyordu (!).</p>
<p>Yıldırım Demirören bir kaç gün önce de Simao, Almedia gibi futbolcuların Menajeri Portekizli Jorge Mendes&#8217;in daveti üzerine İspanya-Portekiz-Beşiktaş arasındaki yatırımlar için  Madrid&#8217;e gitti.</p>
<p>İşin garibi bu seyahati sonrası neredeyse büyük çocuğu ile akran Cristiano Ronaldo ile ortak iş yatırımına girecekleri  iddiası Türk basınının gündemine bomba (!) gibi düştü.</p>
<p>Olaya inanamayanlar oldu.<br />
Ama Cristiano Ronaldo ve Yıldırım beyin resimleri boy boy yayınlanıp hiç bir tekzip görmeyip Asbaşkanı Serdar Adacı tarafından da &#8220;Artık Ronaldo&#8217;ya bir telefon kadar yakınız&#8221; diyerek adeta doğrulanıyordu !</p>
<p>Yıldırım Beyin bu ünü Portekizli genç futbolcuyla tanışıp onunla otel kuracağı söylentilerine kadar vardı.</p>
<p>Bu ünün arkasından muhterem babası Erdoğan Demirören &#8216;i kötü giden Beşiktaş Gaziantep maçınının devre arası takımı motive etmek için soyunma odasına soktuğu manşetlere taşındı&#8230;</p>
<p>Allahtan o maçın ikinci yarısında büyük bir mucize sonrası Beşiktaş maçı Rüştü&#8217;nün sayesinde kazandı da  fazla bir gürültü olmadı !<br />
Olay kapandı.</p>
<p>Ama artık bizim kapatmamamız gereken bazı konular var &#8230;</p>
<p>Onlar neler mi?<br />
Onlar bu hafta yayınlamaya başlayacağımız İçişleri Bakanlığı Dernekler Masası Müfettişlerinin hazırladıkları raporlar&#8230;.<br />
Evet Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının kulübü nasıl yönettiklerine dair teftiş raporları&#8230;<br />
Hepsi bir kamu hizmeti veren dernek statüsündeki kulübümüzün nasıl yönetildiğine dair raporlar&#8230;</p>
<p>Raporlar serisinde buluşmak üzere şimdilik hoşça kalın&#8230;.</p>
<p><strong>Hürser Tekinoktay</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/yildirim-demiroren-kimdir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fuat Yaman Hoca Az Bile Söylemiş !</title>
		<link>http://www.hursertekinoktay.com.tr/kendi-yetersizliklerini-besiktas-ile-ozdeslestirmesinler.htm</link>
		<comments>http://www.hursertekinoktay.com.tr/kendi-yetersizliklerini-besiktas-ile-ozdeslestirmesinler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Apr 2011 15:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hicran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Cristiano Ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[Cristano Ronaldo Yıldırım Demirören]]></category>
		<category><![CDATA[Cristiano Ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Yaman Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Yaman ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Yaman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ronaldo Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Serdal Adalı]]></category>
		<category><![CDATA[Serdal Adalı Ronaldo açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hursertekinoktay.com.tr/?p=5329</guid>
		<description><![CDATA[Fuat Yaman, Serdal Adalı’nın Cristano Ronaldo ile ilgili yaptığı açıklamalara çok sert tepki gösterdi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <a href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/demiroren_ronaldo_sanokten_hT2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5345" title="demiroren_ronaldo_sanokten_hT2" src="http://www.hursertekinoktay.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/demiroren_ronaldo_sanokten_hT2.jpg" alt="" width="540" height="300" /></a></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Beşiktaş &#8216;ın ismini kullanarak bir başka ülkede oğlu yaşındaki genç bir sporcuyla ticaret yapmaktan gurur duyan ve bunu büyük bir hayranlıkla destekleyen bu kişilerin varlığı Beşiktaş Mali Kongresinin ön sıralarında coşku ile bu zatları alkışlayanları rahatsız ediyor mu bilmiyorum.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Ama bu beyefendilerin beni ve 100 yıllık güzide bir camiayı temsillerinden ne yazık ki esef duyuyorum.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Sevgili Fuat Yaman Hoca Beşiktaş&#8217;ın her kademesinde bulunan değerli bir Beşiktaşlı, değerli bir dostum &#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Beşiktaş Çırağan&#8217;daki Şeref Stadında tozlu topraklı günlerden, Şampiyonlar Ligine kadar varan teknik adamlık günlerine kadar, her tarafı siyah ve beyaz kadar net olan Fuat Hoca da bu  durumdan oldukça rahatsız.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Kendisi bir şeyler söylemiş&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Az bile söylemiş&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Az bile söylediği sözler bakalım birilerini kendine getirir mi ?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>HT</strong></span></p>
<p><strong>İşte Fuat Hoca&#8217;nın NTV Spor&#8217;da Bülent Yüksel&#8217;e söyledikleri;</strong></p>
<h2><strong>Açıklamalarına dikkat etsinler “Kendi yetersizliklerini Beşiktaş ile özdeşleştirmesinler”</strong></h2>
<p><strong>Fuat Yaman, Serdal Adalı’nın Cristano Ronaldo ile ilgili yaptığı açıklamalara çok sert tepki gösterdi.</strong></p>
<p>NTV Spor Radyo’da yayınlanan Bülent Yüksel ile Sportif Görüş programına katılan Fuat Yaman konu hakkında şunları söyledi:</p>
<p>Beşiktaş’ın yaptığı transferlerin ne kadar iyi olduğu tartışılır. Takımın durumu ortada.</p>
<p>Sadece, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in maçlara daha rahat girmesini sağlayan transferlerdir. Transferlerin iyi olup olmadığı her yönüyle tartışılır.</p>
<p>2-3 gün önce utanç verici bir açıklama okudum. Serdal Adalı, Beşiktaş’ın umut (!) vaat eden yeni yöneticilerinden bir tanesi. “Artık Cristiano Ronaldo ile bir telefonla görüşme imkanımız var.</p>
<p>Bizim geldiğimiz nokta bu nokta” deyip içinde aşağılık kompleksini barındıran, futbolun gerçekleriyle bağdaşmayan, sağlam bir kişilik olup olmadığı tartışılan bir açıklama yapmıştır.</p>
<p>Tüm gerçek Beşiktaşlılar adına kendisini kınıyorum böyle bir açıklama yaptığı için. Beşiktaş kulübü, değil Cristiano Ronaldo’dan, binlerce Ronaldo’dan daha önemli bir yerdedir. Lütfen Beşiktaş’ı doğru dürüst temsil etsinler.</p>
<p>Açıklamalarına dikkat etsinler. Kendi yetersizliklerini Beşiktaş ile özdeşleştirip insanların gözünün içine sokmasınlar. Çok rahatsızlık veriyorlar.</p>
<p><strong>Fuat Yaman / NationalTurk</strong></p>
<p><strong><a title="Beşiktaş Cristiano Ronaldo, Serdar Adalı, Yıldırım demirören" href="http://www.hursertekinoktay.com.tr/besiktasin-gururlu-baskanlari-ve-asbaskanlari.htm">Haliç Üniversitesi Spor Bölüm Başkanı Müslüm Kemal Gülhan Hocanın konu ile ilgili görüşü</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hursertekinoktay.com.tr/kendi-yetersizliklerini-besiktas-ile-ozdeslestirmesinler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

