Dünya Kupası başladı. A Milli Takım yangın yeri gibi oldu
A Milli Takımın Avustralya karşısında aldığı mağlubiyet sonrası ortaklık yangın yerine döndü. Hatta iş TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile Fatih Terim arasında hesap verilmez, hesap sorulura kadar geldi!

A Milli Takımın Dünya Kupasındaki ilk maçı olan Avustralya maça kadar her yer güllük gülistanlıktı.
Dünya Kupası başlamadan önce ve Avustralya Türkiye maçından aylar önce bazı arkadaşlarımda A Milli takımda olanları ve olacakları detaylı olarak konuşmuştum. Maçtan 2 gün önce ise Aygün Özipek’in 12 Haziran 2026 tarihinde saat 10.30’da Radyospor’da bana bağlanması ile oradada en azından konuşup maç öncesi kayda geçmesi vesile oldu.
Aylar önce oynadığımız, Kosova maçında iyi giden takımda hiç beklenmeyen bir değişikliler yapıldı.
Futbol yorumlayan kişiler neredeyse hiç kimse durumdan endişe etmedi.
Oysa, Arda Güler’in A Millî Takım’da ilk kez forma giydiği 19 Kasım 2022’den, 2026 Dünya Kupası elemelerinin başladığı 4 Eylül 2025’e kadar Arda Güler gerçeğini ve Arda’nın A Milli Takıma nasıl bir katkı sağladığı onun adeta bir baş aktör olduğuna ve takımın oyun karekterinin ortaya çıkmasına yaptığı direkt katkıya hala ikna olmayan bir Vincenzo Montella vardı.
Belki futbolu sürekli takip edenler için burayı tekrar hatırlamamızda fayda var;
Arda Güler vakası
1- 17 Haziran 2024 tarihinde Dünya Kupası elemelerinde Gürcistan ile oynayacağımız maçtan 1 gün önce Vincenzo Montella, “Arda Güler, Kenan Yıldız ve Semih Kılıçsoy benzer bölgelerde oynuyorlar ve benzer yaştalar. Üçünü birden oynatmak kumar olabilir.” derken, Arda ve Kenan’ı sıradanlaştıran bir yorum yapmıştı.
Bende kendi sosyal medya hesabımdan;
“Bir kere aynı bölgeler de oynamak problem değildir. Bölge dediğiniz yerde zaten minimum 4 oyuncu ile oynuyorsunuz. Bir takımda problem benzer bölgelerde oynayan oyuncular değil, benzer özelliklere sahip olan oyuncuların aynı bölgelerde oynamasıdır. Arda Güler, Semih Kılıçsoy ve Kenan Yıldız’ın birbiriyle asla benzer özellikleri yoktur. Kenan Juventus, Arda Real Madrid’in oyuncusudur. Gençlik başka özgüven ve tecrübe başkadır.” diyerek konunun yanlış bir yaklaşım içinde girdiğine değinmiştim .
Düşünün, Arda Güler Real Madrid ile La Liga, Kenan Yıldız Juventus ile Serie A ‘da oynuyor. Ama onlar yan yana oynayamazken, bizim Türkiye liginde oynayanların hepsi yan yana oynuyor…
Real ile Juve’de oynayan iki yıldız nasıl yan yana oynayamaz, saçma sapan bir şey diyeceksiniz ama iş saçmalıktan da öte bir şey 🙂
Milli takım ile ilgili yapılan 2 yoruma da değinmek lazım.
1- Vincenzo Montella, “Arda Güler, Kenan Yıldız ve Semih Kılıçsoy benzer bölgelerde oynuyorlar ve benzer yaştalar. Üçünü birden oynatmak kumar olabilir.” demiş.
Bir kere aynı bölgeler de oynamak problem değildir.
Bölge… pic.twitter.com/cDzICpozkE— Hürser Tekinoktay (@tekinoktay) June 17, 2024
Ertesi gün 3-1 kazandığımız maçta Arda Güler ve Kenan Yıldız’ın takımda yer bulmasıyla bu iki oyuncu olmaz ise olmaz denilecek şekilde milli takımın oyun formatı Barış Alper Yılmaz ile beraber 4-2-3-1 gibi iki ön liberolu sisteme döndürmeye başladı.
Zaman zaman A milli takım için santrforsuz eleştirileri yapılsa da Arda, topa sahip olduğu zaman, topun bizde kaldığı bir takıma dönüşmesine ve Arda’nın milli takımın topu yere indiren oyunun kontrolünü yöneten bir rolü herkese ve takıma kabul ettirmeye başladı.
Top rakibe geçtiği zaman 4-5-1’e dönen top bize geçtiği zaman iki kanattaki hızlı adam ile öndeki forveti gol yerlerine gönderen ve oyunun 10 numarası olan Arda’nın aynı zamanda bu alternatifler kısıtlandığı zaman rakip kaleyede direkt oynayarak adam eksilttiği ve yine zaman zaman kaleye her açı ve mesafeden vurduğunu da izledik.
Gerçi ilerleyen zamanlar da Real Madrid ile bütün dünya izledi 🙂
Bu oyun formatı bize Dünya Kupası finallerine gitme şansını sağladı.
Buraya kadar gelen durum, 31 Mart 2026 tarihinde oynadığımız maçta birden bire değişti.
Avustralya Türkiye maçından 2 gün önce Aygün Özipek’in 12 Haziran 2026 tarihinde A Milli takım ile ilgili konuştuğumuz bölüm;
31 Mart 2026 tarihinde oynadığımız Kosova/Makedonya maçına kadar milli takım çok iyi bir performans sergiliyordu.
O gün, Dünya Kupası grup elemelerindeki en kötü maçımızı oynadık. Son dakikaları gerilim içinde geçen maçı ancak 1-0 kazandık.
Kosova maçına kadar 4 merkez orta… pic.twitter.com/yxKXOdnzJA
— Hürser Tekinoktay (@tekinoktay) June 14, 2026
Kosova maçında ne değişti ?
31 Mart 2026 tarihinde oynadığımız Kosova/Makedonya maçına kadar üstte dediğimiz gibi milli takım çok iyi bir performans sergiliyordu.
O gün, Dünya Kupası grup elemelerindeki en kötü maçımızı oynadık. Son dakikaları gerilim içinde geçen maçı ancak 1-0 kazandık.
Kosova maçına kadar 4 merkez orta saha oyuncusu İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü ve Arda Güler neredeyse 2022’den beri hiç bir maçta aynı anda sahada birlikte yer almamıştı.
Takımın en etkili yerleri Barış ve Kenan ile iki kenardı.
Onların rakibi hırpaladıkları ve açtıkları alanlar, oyunun merkezinde 2 ön libero önünde serbestçe hareket eden Arda için büyük bir avantaj oluyordu.
Ya rakip kaleye direkt oynuyordu, ya da rakip arkasına/ gol yerine giden Kenan ile Kerem’e direkt servis yapıyordu.
Özellikle ön liberodaki ikiliden Hakan Çalhanoğlu da orta alandaki geniş bölgeyi müthiş ve efektif şekilde kullanıyordu.
Takım bu format ile genelde 4-2-3-1 şeklinde sahayı parselliyordu.
Ta, ki Bu Kosova maçına kadar….
O maçta şampiyonlar liginin durdurulması en zor oyuncusu olan Barış Alper kulübeye çekilirken, Montella’nın bugün yaptığı gibi Arda Güler de sağ kenara koyulmuştu.
(Not: Barış Alper Yılmaz geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde maruz kaldığı fauller sonucunda, 7 sarı, 1 kırmızı ile rakiplerine en fazla kart çıkartan oyuncu oldu.)
İlk yarı boyunca etkisiz olan Arda sürekli hocanın Avusturya maçından sonra yaptığı basın toplantısında dediği gibi en iyi olduğu 10 numara pozisyonu olan oyunun merkezine geliyordu.
Arda’nın oraya gelişi, Orkun’un da sola doğru kaymasına ve çok iyi işleyen Ferdi ve Kenan Yıldız’ın hattının arasına girmesine ve oranın ritminin de bozulmasına sebep oldu.
Netice de her maç çok etkili olduğumuz, ne sol kanat ne de sağ kanat, ne de Arda, hatta önü kalabalık kalan ve oyuna giremeyen bir Hakan’ı izlemeye başladık.
(Halk diliyle üç tane 6 numara /ön libero ile oynamak için 10 numarayı sağ açığa koyup, sağ açığı da kulübeye çektik.)
Kosova maçının ikinci yarısında Montella, bu sefer de yaptığı yanlışlıkları telafi etmek için santrafor Kerem’i çıkartı yerine Barış’ı en öne koydu.
(Halk diliyle en önde oynayan santraforu çıkarttık, sağ açığı oraya koyduk)
Ama sorun farklı olduğu için, oyun değişmedi. Risk devam etti.
Arda, Kenan ve Hakan dışarı alarak çok kolay Kosova maçını zar zor tamamladık.
Avustralya karşısında da tıpa tıp aynısı oldu…
A Milli takımın en etkili üçlüsü olan forvetin arkasındaki Kenan-Arda-Barış hattının daha farklı ve etkili bir çözüm/taktik vb gibi bir olay olmadan bir teknik direktörün orayı bozması asla normal değildi.
Üstelik Montella bunu kaybettiğimiz Avustralya maçı sonrası basın toplantısında adeta itiraf etti.
Arda Güler’in oyuna sağ kanatta başlayıp sonrasında birçok kez pozisyon değiştirmesinin taktiksel bir hata olup olmadığının sorulması üzerine ( Çok başarılı bir soruydu) ;
Vincenzo Montella: “Bence Arda ortada oynadı. Sağ kanattan çok ortada oynadı. Arda’nın özelliği bu. Nerede başlarsa başlasın Arda, orta sahada daha iyi oynayan bir oyuncu. Oradan şut atabilir, asist yapabilir. Ben stratejimi oluştururken oyuncunun en iyi oynayabileceği yerde oynamasını ön plana alırım. En azından böyle yapmayı deniyorum.” dedi.
Montella bir yandan Arda sağ kanattan çok ortada oynadı derken diğer yandan “Arda orta sahada daha iyi oynayan bir oyuncu” diye kabul eden Montella Arda’yı kâğıt üzerinde sağda başlatmasına rağmen, oyuncunun doğal olarak merkeze geldiğini ve asıl verim alanının merkez olduğunu söyledi..
En kritik cümlesinin “Nerede başlarsa başlasın Arda, orta sahada daha iyi oynayan bir oyuncu.” demesi gözlerden kaçmadı
Bu söz, Arda Güler’nın neden sağ kanatta başlatıldığı yönündeki eleştirileri tam olarak güçlendiren bir kabul niteliğinde oldu.
Netice de Arda ortaya gittiğinde aynı bölgede daha fazla adam oluyordu. Daha da önemlisi top rakibe geçtiğinde karşı soldan gelecek adamı karşılamak için Zeki daha öne çıkıyordu…
Karşıdan gelen hızlı olunca Zeki’nin bırakın onu karşılamasına arkadan %100 depar bile atsa yetişemeyeceği bir hal alıyordu.
Oysa kanatta adam gibi bir kanat olsa rakip orada bizi kovalamaktan topu kazansa bile bizim kaleye gelme mesafesindeki zaman ve mesafe artıyordı.
(Halk diliyle Barış veya rakibi tehdit eden bir kanat olsaydı, adamlar o kulvarı savunmakta o kulvardan bize goldeki gibi atak yapamazlardı.)
Vincenzo Montella’nın Arda Güler açıklaması – Video
Şimdi Mister Vincenzo Montella’ya sorular net,
-Neden, Kosova maçında Barış’ın oynadığı yere Arda’yı koydun?
-Neden, Avustralya maçında Kenan’ın olduğu ve iyi kullandığı yere ters ayaklı dar alanda 1-1 özelliği zayıf olan Barış’ı koydun?
-Neden, ısrar ile sağ çizgide oynamaz, yeri orta saha dediğin Arda’yı yine sağ kanada gönderdin, mister ?
-Rakibin kapanacağını madem hep birlikte biliyordunuz, neden iki kanata da ters ayaklı ( Arda-Barış) oyuncuyu yerleştirdin?

-Rakibin top bize geçtiği anda kalesini 5-4-1 yayılışı olacağını ve kalelerine yaklaştıkça o bölgenin aynı Napoli’nin nufüs yoğunluğun gibi bir orana dönüşeceğini, Napolili olan Vincenzo Montella’nın ön görmemesi teknik anlamda mümkün bile olamaz.
(Not: Napoli, İtalya’daki ana büyükşehirler arasında m2’ye düşen en yoğun nüfuslu şehirdir.)
-Ayrıca kapanan takıma karşı önde oynayacaksan, iki kanadı adeta çizgi üzerinde kullanıp, rakibin birbirine yakın olan mesafeleri açman, yerlerinden oynatacak şekilde hızlı yöne değiştirerek bulduğun alanlarda rakibi eksiltmen ve/veya şu atman gerekir.
-Sol kenarı/ çizgiyi çok iyi kullanan Kenan Yıldız ve Ferdi işbirliğinin bozulmaması, Barış’ın da sağ çizginin neredeyse tek başına icabına baktığı bir gerçektir. Velevki kaleye şu atanı tercih edeceksen o zaman Yunus’u niye düşünmedin de oradan içeri gelecek Arda’yı oraya koydun?
Sen Barış’ı kulübeye çekerek Arda’yı sağa koyup, Zeki Çelik ile çizgiyi kullanarak orayı idare edeceğini düşünmüşün.
Ama top rakibe geçtiği zaman Irankunda’nın bize gelişine ne Arda ile ne de Zeki ile yetişemeyeceğini nasıl hesap etmedin.
Tabi ettin 🙂
Orayı ‘İsmail Yüksek ile alırım/kapatırım dedin’.
Ama İsmail çaprazdan ona yetişene kadar Britanya’da, Ada’da… Bu işi çok iyi yapan Irankunda Merih’i üstüne gidip onu teke tek yakalayacaktı…
Nitekim de öyle oldu…
Netice’de uzak olanlar için ‘Futbol yaratıcılık üzerine olduğu kadar, futbolcular için de basit oynanan bir oyundur. ”
Ancak buna aykırı yaptığı her şey futbolun adaleti tarafından cezalandırılır.
Ama iş İbrahim Hacıosmanoğlu’nun A Milli Takımı ile ilgili yaptığı “aynı kadro” açıklaması kadar da basit değildir.
İş 17 haziran 2024 tarihinde Arda ve Kenan ile Montella’nın fikirlerine karşı demiş olduğum yere geldi!
“Bir takımda problem benzer bölgelerde oynayan oyuncular değil, benzer özelliklere sahip olan oyuncuların aynı bölgelerde oynamasıdır.”
Kadro aynıydı ama, kadro aynı bölgeye aynı işi yapan oyuncuların doldurulduğu bir kadroya dönüşmüştü.
Futbol adaletsiz bir oyundur derler, ama yaklaşık saha kenarında aktif olarak bulunduğum 400 maçta yaşadığım bir gerçek vardı.
Futbol kendine ihanet edeni asla affetmezdi.
A Milli Takım’da şablon, gerçekler ve adalet farklıydı
A Milli takım buraya kadar gelirken, kadronun en dengeli ve en başarılı yapısı; iki oyunculu merkez orta saha tabanı, onların önünde serbest kalan 10 numaralı Arda, çizgiyi / kanatları çok iyi kullanan iki doğal genişlik oyuncusuyla oynadığı 4-2-3-1 şeklinde sahaya yayılışıyla oldu.
Önce Kosova maçı, sonra da Avustralya maçında bu başarılı şablondan uzaklaşıldı.
Bu bağlamda en dikkat çekici sonuçta şu oldu…
Dünya Kupası’ndaki Avustralya maçında ilk 11 başlayan:
Hakan Çalhanoğlu – Orkun Kökçü – İsmail Yüksek – Arda Güler, dörtlüsü, turnuva öncesindeki iki hazırlık maçının hiçbirinde birlikte ilk 11 oynatılmadı.
(Bu arada herkesin final oynar dediği ve Fatih Terim ile Şenol Güneş dahil takımda bu dördünün yan yana oynamayacağını da bir tek Ümit Özat’ın söylediğini de yeri gelmişken hatırlatmakta fayda var..)
Dolayısıyla Türkiye iki hazırlık maçı yaptı..
Fakat Avustralya karşısında A Milli Takım da kullanılan orta saha ve hücum yapısının tam bir provasını bu iki maçta da gerçekleştiremedi.
Hazırlık maçları da kolay ve pamuk gibi takımlarla oynandı.
Avustralya gibi oynayan, Yeni Zelanda gibi bir takımla hazırlık maçı oynamak sanıyorum hiç birinin aklına bile gelmedi…
Kupa öncesi Avustralya gibi oynadığı için hazırlık maçı aldıklarını söyledileri Kuzey Makedonya’nın ise 4 ay içinde Galler ve Danimarka’dan sadece 2 maçta 11 gol yediklerinden de muhtemelen haberleri bile yoktu !
Şimdi hep beraber dua edelim, Paraguay maçına adam gibi çıkıp o maçı kazanalım.
Aksi halde o maç berabere biterse;
Ve sonraki maçı ABD’ye kaybedersek, 1 puan ile en iyi 3’lerin çıktığı bir turnuvada, hem de top yekün bu milli takım final oynar dendiği, turnuva da…
Bir üst tura bile çıkamayız…
Benden söylemesi.






