Müslüm Gülhan’ın kaleminden, Sonbahar

Makale, Sinema  |  03 Ocak 2009  |  03:06  |  
Yazı büyüklüğü: 

sonbahar_11
Yaşam bizlere sunulan bir armağandır…
Başlangıç ile bitiş anındaki tüm sorumluk bize aittir…

Ayna karşısında kendi bedenimizi, yüzümüzdeki tüm hatlarımızın farkına varmak; yaşamı fark etmektir. Bu algılama dünyayı tanımak ile neler olup bittiğinin biz de bıraktığı iz ile kültürel biçim vermemize neden olur.

Kendimizi fark etmek ile dünyayı şekillendirmek; aslında yaşama başlamanın ta kendisidir.
Yaşamın kırılma noktası burada kendini kişiliğe büründürüyor.
Kişilik birikimler ile gelen etkilere tepki verip; Yusufu, Kemali, Denizi, Nazımı, Ayşeyi, Edayı ortaya çıkarıyor.

Yaşamı kullanma özgürlüğümüz, kimileri için ‘Heba’,kimileri için ‘Bencillik’,kimileri için ‘ Onur’ olarak ifade edilir.

Tabi önemli olan yaşamın bizim için ne ifade ettiğidir.
Bizim için hangi noktası ‘Heba’,hangi noktası ‘Bencillik’ hangi noktası ‘Onur’dur yaşamın.
Zaten olayın can alıcı noktası burası…

Yaşamımız ile ilgili kendimiz ile dürüstçe hesaplaşabilme cesaretini göstermek.
İşte öyle bir film ‘Sonbahar’

İstemeseniz de film sizi kendiniz ile hesaplaşmaya götürüyor.
Her şeyi gözden geçirmenize..

Zaman zaman da ‘Yazıklar olsun’ bize ki bu hırçın, güzel çocukları ‘ anlayamadık’ diye isyana teşvik etmektedir.
Asıl olan kendimizi anlayamamamızdır.
Nerden tutsak elimizde kalıyor…
Nerden baksak apışıp kalıyoruz…

Yaşadığımız toplum… Filmdeki kişiler ve filimden çıkıp gelen gerçekler hepsi farklı hüznün ve çelişkinin ifadesidir.

Hepsi de yaşamımızın gerçekleridir… Bizim gerçeklerimizdir.
Bu gerçekler ile durduğunuz yer bakımından film herkesi kendine getiriyor, hatta haddini de bildiriyor da tabi almasını bilene.

Yâda alma cesareti olana.
Sonbahar: hüzündür, duygu yoğunludur.
Böyle sert konu ancak bu kadar yumuşak anlatılabilinir…

Kişi hüznü kendin de bulmaktadır, Yusuf’ta Eka’ da değil…
Bu hüzün kendinle yüzleşmekten başka bir şey değildir.

Özcan Alper başta olmak üzere herkesin eline sağlık.
Elinize sağlık ki bizi siyasetin kısır döngüsünden…

Elinize sağlık ki bizi Türkiye’de ki sporun özellikle yurdum futbolunun afyon etkisinden kısa sürelide olsa kurtardınız.

Müslüm Gülhan, 01 Ocak 2009

Okuyucu mesajları

#3  Olcay yazdı. | Tarih: Ocak 2nd, 2009 | Zaman: 18:59

gerçek bir yorum

Trackbacks

Mesaj Bırakın

gerekli, gerçek isim kullanın.
gerekli, yayınlanmayacak !

Küba

BENZER HABERLER

  • M. Aurelio in Necip out M. Aurelio in Necip out

    Az gelişmişliğin en önemli sorunu; insana yapılamayan yatırımlardır. Çünkü kendi yaşadığım toplum ve mevcut devlet yapısı her zaman insan faktörünü ikinci plana atarak, kendilerini... 

  • Galatasaray’ın derdi oyuncu, Rijkaard’ın sistem Galatasaray’ın derdi oyuncu, Rijkaard’ın sistem

    Sayın Aziz Yıldırım iki hafta önce futbolcular ile yaptığı “kötü gidişin nedenleri” toplantısında; Emre ve Alex’e dönerek “Zico ve Dedeyi siz istemediğiniz için yolladım” dedi. Demesiyle... 

  • Eğlenceli Hazırlık Eğlenceli Hazırlık

    Ulusal takımın resmi maça bu kadar yaklaşmışken yaptığı hazırlık müsabakasındaki sıkıntılar oldukça fazla idi. Maça döneceğim de Kanaltürk’ün iki yorumcusu hakkında da bir şeyler... 

  • Şampiyon Olmanın Diyeti Şampiyon Olmanın Diyeti

    Türkiye’de belirli koşullara sahip olmak için sadece mesleki ve insani koşullar yeterli olmayabiliyor. Koşulluları belirleyen siyasi ve ekonomik bir takım beklentilerinde giderilmesi zaman- zaman... 

  • “Vuvuzuleya karşılık zurnayı çıkarma şansını kaçırdık” “Vuvuzuleya karşılık zurnayı çıkarma şansını kaçırdık”

    Sevgili Müslüm Hoca Dünya Kupası’nın son günlerinde “Vuvuzuleya karşılık zurnayı çıkarma şansını kaçırdık’ “ diyerek; Sadece bana göre değil tüm aritmetiğe... 

My Space
Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,