Araç çubuğuna atla
Türkiyemiz

Dürüstlüğün Partisi . . .

“Dosyalarımla geliyorum”

Bu söz birkaç aydır Türk Siyasetine damgasını vuran CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’na ait.

Hem de CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın kendisini İstanbul Belediye başkanı adayı ilan etmesinin hemen arkasından söylediği sözler.
Kılıçdaroğlu;
“ Dürüst siyaset anlayışını İstanbul’da da sürdüreceğim”
“ Sayın Topbaş ile ilgili, yeri ve ortamı olduğu zaman dosyaları açacağım.
” Uygar ölçüler içinde tartışmak benim için büyük bir keyiftir.”
” Umuyorum Sayın Topbaş için de keyif olur”  diyerek devam ediyor.

Bir gazetecinin “Elinizde yeni belgeler var mı?” sorusu üzerine de ”İstanbul, bu konuda çok bereketli bir alan. Öyle söyleyeyim…” diye sözlerini noktalıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu gerçekten Bülent Ecevit’ten sonra CHP Genel Başkanlığına uygun görülebilecek son derece aklı başında ve insanlara hem güven hem de huzur telkin eden bir siyasetçi.
Buraya kadar her şey tamam…
Peki, buradan sonraya bir bakalım…

Türkiye’de politika yapanlar neye hizmet ediyorlar ve amaçları ne?
Bunu anlamak gerçekten çok zor.
Hani politikacılarımız acaba adrenalin peşinde mi diye düşünmemek elde değil!

Şimdi bakıyorsunuz Kılıçdaroğlu CHP’nin parti olarak yapamadığı politikayı tek başına yapmaya çalışarak AKP hükümetinin özelleştirme politikalarını tartışmaya açan ender kişilerden biri durumunda.

Üstelik İstanbul Milletvekili olan Kılıçdaroğlu önce açtığı dosyalarla AKP Sakarya Milletvekili olan Şaban Dişli sonra AKP Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat olmak üzere iki Genel Başkan yardımcısını görevinden etmiş.

Ve son olarak da Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’in büyük sıkıntıya düşmesine sebep olmuş.
Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nu başarı dolu bu uğraşlarına rağmen onu bu alandan alıp daha dar kapsamlı konulara hapsetmenin nasıl bir politika olduğunu kim izah edebilir!

Üstelik Kemal Kılıçdaroğlu’nun adeta mat ettiği Melih Gökçek’in karşısına Ankara’dan değil de İstanbul’da fazla yıpratılmamış ve ılımlı insanların sempatiyle bakabileceği hatta AKP’nin en güçlü olduğu ilden aday yapılması daha da izah edilemez bir durum değil mi?
Sanırız Kılıçdaroğlu kısa vadede ya çok şey kaybedecek, ya da sadece seçimi kazanmak şartıyla daha az kaybedecek.
CHP dışındaki partiler ise kısa ve orta vadede bu işten daha karlı çıkacaklar.

Deniz Baykal ise sonuç ne olursa olsun kazanan taraf olacak.

Netice de Kılıçdaroğlu kaybederse Baykal’ın CHP içindeki en güçlü ve en sevilen kişisi olan rakibi başarısız olacak.
Deniz Baykal yine tek adam kalacak.

Kemal Kılıçdaroğlu kaybetse bile CHP oyları muhtemelen bir önceki seçime göre artacağı için sonraki genel seçimler için artan oy oranı da çarşaf açılımının kahramanı olan il Başkanı Gürsel Tekin’in deyimiyle “Bal Kaymak” olacak.

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu kazanırsa!

Tabi ki Baykal kazanacak hem kendisine bağlı Belediyeler çoğalacak hem de bütçeler büyüyecek.
Ve galibiyetin mimarı da Baykal olacak!

Şimdi okyanustan, arka bahçedeki küçük havuza tayin olan Kemal Kılıçdaroğlu için yeni düellolar zamanı.

Yalnız ilk düello Kadir Topbaş yerine güvendiği kişiler tarafından kendisine verilen ve mensubu olduğu partisinin belediye başkanlarına ait olan dosyaların üzerinden olabilecek mi?

Yoksa Kemal Kılıçdaroğlu için dürüstlüğün partisi mi, partinin dürüstlüğümü önemli onu da hep beraber önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Sağlıcakla…

Hürser Tekinoktay

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Sayın Baykal, her ihtimalde kazanan taraf ama nedense halkımız sürekli kaybeden, bu ne yaman çeliki a n n e , Kemal’im tellere takıldı hani benim gençliğim nerde ? Partinin İstanbul İl Genel Meclisi üyeliğine aday adayı olmak için başvurdum. İstenen parayı da ödeyeceğimi taahhüt ettim. sonuç tahmin ettiğiniz gibi. sevgiyle halın, hoşçakalın, … .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı